Düğün

Vaveyla Yazarı: Ömer Asaf Kılıç

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 26Şu an: Düğün

Aradan 2 yıl geçmişti. Rose hanedanlıkları tamamen yok olmuştu. Hanedanlıkların yanı sıra Racron krallığınada saldırılmış ve tamamen ilhak edilmişti.
Sebat krallığı, bu yaptıklarından dolayı diğer tüm ülkelerle arası bozulmuştu. Şehrin limanında artık sayılı gemiler vardı. Hancıların içkileri fıçılarda kalıyor, pazarların tezgahlarının üstünde sadece tozlar uçuşuyordu. Buna rağmen şehrin önceden sakladığı belli bir hazinesi vardı. Bu hazine sayesinde şehir hala refah içindeydi. İnsanlar açlık çekmiyor, mutlu bir şekilde yaşıyordu. Kral, şehirdeki işleri çok güvendiği mavi pelerinli gizli adama ve Grim'e bırakmış ve güneyde kalan Traw şehrine bir toplantı yapmaya gitmişti. Grim, yönetim hakkında pek bilgisi olmasada zaten yapacağı birşey yoktu. Şehirde herhangi bir sorun olmuyordu. Lakin bir düğün yapacaklardı. Kendi eğittiği halk tarafından "Kurt" olarak tanınan Askar, onunla yine kendi eğittiği "Tilki" olarak tanınan Nyra.
Grim onların yaptığı yanlışları ne kadar doğrulamasada son olarak bu görevinide yerine getirmek istiyordu. İki yıl boyunca kralın verdiği teklifi düşünmüş, içten içe yaptığı kararlarla krallıktan, şehirden, hatta tamamen diyardan ayrılmaya karar vermişti.
Gideceği yer Unutulmuş Diyarın, güneydoğusunda kalan bir takım sıralanmış "Kuş adaları" adlı adalardı. Orada herhangi bir savaş yoktu. Orada anlaşmazlıklar yoktu. Sadece doğanın taze kokusuyla, kuşların şarkıları vardı. Küçükken duymuştu bunları. Hatırlıyordu.
Onu eğiten gri sakallı, siyah saçlı adamın yanında, karşılarında bir ateş varken anlattığı bir hikayeydi Kuş adaları.
"Orada pembe, uzun bacaklı, boyunları kavisli büyük kuşlar vardır" demişti oradaki olanlardan birini anlatırken.
Grim, küçükken oranın tek ilgi çeker yanını pembe kuşlar olarak görüyordu. Fakat şimdi ise hayattaki tek isteği oraya gitmekti. "Orada insanlar kuşlarla bağlanır, birbirlerine destek olarak yaşarlar" Dedi kendi içinden. Grim, kendini onlarca kez yaptığı gibi gene doğruladı. Oraya gitmek istiyordu.
Artık herhangi bir savaşa katılmayacak, insanlarla karşılaşmayacak, sadece yaşayacak ve en önemlisi öldürmeyecekti. Yapmak istediği şey ne kadar kendi şövalyelik yeminini bozmak gibi olsada zaten yeteri kadar bozmuştu. Yaptığı onlarca hata onlarca şey...
Düğün hazırlıklarını kral, halihazırda başlatmıştı. Bu sırada o sadece hazırlıkları kontrol ediyor başında duruyordu.
Birgün gene genel kontrolleri yaparken bir hana girdi. Eskiden olsa aslan maskesi ve devasa metal zırhı yüzünden hemencecik tanınır, insanlar yanına üşüşürdü. Fakat bu sefer üstünde sadece basit bir tunik, onun üstüne kahverengi bir pelerin, onun üstünede kalın bir atkı giymişti. "Havalar iyice soğuyor" diye düşündü. Handa ilk gördüğü bir masaya oturdu. Bir hizmetçi kız, yanına gelip ona istediği birşey varmı diye sordu. Oda olan çorbalardan birini ve birazcık ekmek istedi. Kız, siparişleri getirmeye giderken, Grim ise etrafını dinlemeye başladı. Gizemli adamla kralın sohbetlerinden birine kulak misafiri olmuştu.
"Halkın içinde asla söylenti olmamalı en küçük söylenti hızlıca büyüyebilir efendim" demişti adam. Kralda ona hak vermişti.
Grim, herhangi bir söylenti aramasada genede şehir halkının az da olsa ne düşündüklerini öğrenmek istiyordu.
Orta yaşlı bir adamın sesi, diğerlerinden hiç olmadığı kadar sağlam geldi Grim'in kulağına.
"Bu kahramanlarda gösterişten başka birşey değil! Duyduğuma göre 5'inden 4'ü siyah olanların kalesine saldırmış."
Adam elinde tuttuğu içi bira dolu kupadan büyük bir yudum aldı. Onun olduğu masadaki diğer 3 tane, adamdan daha genç gözüken kişiler ve Grim, heyecanla adamın ne diyeceğini bekliyordu.
"Ve o aptal kalede küçük bir çocuğa resmen yenilmişler!"
Grim, yüzündeki şaşkınlığı gizleyemedi.
Kahramanlarla, bu iki yıl boyunca neredeyse hiç konuşmamıştı. Kendisinin hiç merak etmediği savaş, şimdi içten içe onu yiyordu. Gerçekten yine bir çocuğa mı yenilmişlerdi? Hemde bu sefer orduları olmayan tek bir çocuğa.
Adamın yanindaki genç adamlar, orta yaşlı adamla biraz tartıştılar. Adam en son tartışmanın gereksiz olduğunu düşündü ve onları umursamadan devam etti. "Demem o ki aptallar, bu kahramanlar aslanları olmadan bir hiç"
Oturduğu yerden hızla kalktı. 4 adamda dahil olmak üzere çoğu kişinin dikkati ona çevrildi. Siparişlerini getiren kızla göz göze geldi. Masaya kemerinden çıkardığı küçük bir keseden birkaç gümüş koydu ve handan hızlıca çıktı.
"Umut ediyorumki sende iyi bir öğretmen olacaksın Grim."
İçini gene bir öfke ele geçirdi. Adımları o kadar sert olduki, yürüdüğü taş yolu sanki parçalayacaktı. En sonunda sarayın bahçe kapısında buldu kendini. Muhafızlardan sadece biri onu tam olarak tanıyabildi. Oda direk gidip kapıyı açtı. Zaten sinirli gözüken Grim'i hiç bir muhafız sorgulamak istemedi. Sarayın sağ tarafında kalan, tek başına dikilmiş kuleye gitti. Bu kulede, saraydaki yetkili kişilere barınmalarını sağlayacak odalar vardı. Grim de onlardan biriydi. Kulenin içi gayet genişti. Duvar kenarına sağa doğru kıvrılan sarmal bir merdivenle üst katlarına çıkılabiliyordu. İlk katta birşey yoktu tamamen boştu. Grim, merdivenlerden çıkmaya başladı. İkinci katı es geçti. Üçüncü katta durdu.
Bu kat ikiye bölünmüştü. Sağda kalan odanın kapısını açtı. Kendi odasına gelmişti. Üstündeki kıyafetleri umursamadan kendi yatağına yattı. İçindeki hayal kırıklığı, kalbini yakıyordu.
"Başarısızım" diye düşündü. "O adalara gidince artık rahatlayacağım" dedi kendi kendine.
"Herşeyi unutacağım, herşeyi geride bırakacağım."
Birkaç gün sonra...
Düğün artık geldi çattı. Düğüne Sebat halkının hepsi davetliydi. Bunun yapılma sebebi halkın moralini yüksek tutmaktı. En azından Grim, böyle düşünüyordu. Devasa üçgen şeklini andıran şehrin, güneydoğusunda kalan bir yerde, bir zamanlar Sebat'ın kralı olan Harmar Farway'i anmak için yapılmış bir Harmar meydanındaydılar. Düğünün en iyi burada yapılabileceğine karar vermişti halkın ileri gelenleri.
Halkın ileri gelenleri, eskiden Sebat'ı yöneten Farway hanedanlığının akrabası ya da dostlarından oluşuyordu. Kral Gravebloom, geldiğinde onlara birşey yapmamış fakat saraydaki haklarını onlardan almışlardı.
Şimdi ise düğün hazırlıklarının büyük bir kısmını onların emrine vermişti.
Grim, ileri gelen halkın Harmar meydanını seçmesini, eski kralı gizliden gizliye istemelerini sembolize ettiğini düşündü.
Fakat sonra düğünün Vaelric'in kahramanları için yapıldığını düşününce bunu saçma ve gereksiz buldu.
Akşamüstü Grim, meydana gelmişti. Etrafta birsürü oturmalık ahşap sandalyeler, üstlerine yemelik birşeyler konulmuş masalar vardı. Meydanın en merkez, en orta kısmında ise kırmızı bir halı serilmiş ve bir geçidi andıran bembeyaz bir düğün kemeri vardı. Kemerin arkasında ise devasa bir ateş yakılmıştı. "Tanrılara adak sunmak için" diye tahmin etti Grim. Grim, bu sefer üstünde uzun, işlemeli, koyu bir tunik giymişti. Tuniğinin göğüs kısmının tam ortasında gümüşi küçük bir kılıç sembolü vardı. Tuniğinin üstüne sert siyah bir ceket giymişti. Altında siyah bir pantalon, parlak renkli bir kemerle sabitlenmişti. Havaları soğumasına rağmen bugün yeteri kadar ılımandı. O yüzden sıkı giyinmesine gerek kalmamıştı.
"Kuş adalarında hiç gerek kalmayacak" diye düşündü. "Orada hiçbir zaman kış olmaz, daima sıcacıktır" demişti hocası.
Halka tanınmaması gerekiyor, ama bir yandanda onlara gözükmesi gerekiyordu. İnsanlar, onu görmezse 5 büyük kahramanın birlikteliği dahada sorgulanmaya başlardı. Bu yüzden bu üstüne Aslan maskesini geçirmişti. Bir anlığına eline yabancı gelmişti maske. Ve sonra yıllardır hiç farketmediği birşeyi farketmişti.
Aslanın yelesi yoktu. Fakat bunu sorun edecek zamanı pek kalmamıştı. O yüzden giyip direk gitmişti. Meydanın görünür tarafına gelince halktan büyük bir alkış koptu. Nedendi acaba? O savaşa katılmadığı için mi, yoksa sadece aslan olduğu için mi. Bunu pek umursamadı. Yanına gelen güzel giyinmiş bir adam, ona oturabileceği yerleri işaret etmişti. Gidip olabilecek en köşe tarafa oturdu.
Oturduğu yerde meydanı gözleyince, şehrin dış surlarına ne kadar yakın olduklarını farketti. Şehrin bu kısmı, diğer yerlerden toprak olarak alçaktaydı. Bundan dolayı surda burada en kısa şekilde inşa edilmişti. Ama surların üstündeki nöbetçiler, burada en fazlaydı. Şimdi ise düğün olduğu için nöbetçi sayısı neredeyse iki katına çıkmıştı. Fakat duvarın dış kısmında sadece uzun, yoğun çalılı ağaçlar ve bitkiler vardı.
"Düşman buradan saldırırsa nöbetçiler ancak surun dibine geldiklerinde farkedebilecek" diye düşündü Grim.
Kral Vaelric, bu meseleyide ele almıştı. Fakat diğer işleri yüzünden daha ağaçlara bir balta bile vuramamıştı.
"Umarım bir sorun olmadan biter" diye dua etti Grim. İnsanlar etrafa birşeyler dağıtıp, içip, eğlenirken Grim sadece olanları izledi. İnsanlar onu hemencecik unutmuştu. Bu onun için iyi olmuştu. Tamamen gidince halkın onu hızlı unutacağını gösteriyordu bu.
Kendisinin geçtiği şarkıları düşündü. Onlar belki hala hanlarda çalacaktı. Lakin artık sadece bir hikaye olarak kalacaktı. Grim, kararmış gökyüzünü seyrederken, yanına bir adam geldi. Bugün, öncekilerden daha resmi giyinmişti.
Herzamanki gibi üstünde mavi, üstüne tam yapışmış, başlıklı, bir kabanı andıran ama bu sefer üstünde gümüş işlemeler olan bir pelerin giymişti. İçine ise pelerinindeki maviden daha açık maviye sahip bir gömlek vardı. Altına ise siyah bir pantolon vardı. Kendisine diğer masalardan bir sandalye çekti.
"Uzun zamandır yan yana olsak bile sanırım size kendimi hiç tanıtamadım sör. Bundan dolayı size özürlerimi sunuyorum." Adam oturduğu yerden başını eğdi. "Ben Morveth Parzen. Tek amacım Kralımız Vaelric'e hizmet etmek."
Grim, adamın zaten kendisini tanıdığını düşündü o yüzden kendini tanıtmadı.
"Peki neden geldiniz?" Diye sordu ona.
Adam, yüzünü gizleyen, Grim'in görmemesini sağlayan başlığına rağmen kafasını salladı.
"Kral, size 2 yıl önceden gidebileceğinizi söyledi ve siz gitmediniz. Merak ediyordum, acaba krallıkta kalacak mısınız?"
Grim başını hayır anlamında salladı. "2 yıl sonunda karar verdim ve artık gideceğim" dedi.
Bir süre sessizce durdular. İnsanları izlediler. Grim, bir anlığına adamın iyi biri olduğunu düşündü.
"Peki krala sadakatinizi bozacak mısınız?" Soru nedensiz Grim'i rahatsız etti. Belki adamın ses tonundan, belkide sorudan.
Sorunun cevabını halihazırda vermişti. Tabikide hayırdı. Krala karşı savaşmayacaktı. "Ama onu terkederek yeminimi bozmuş olmaz mıydı?" O bunu düşünürken Morveth konuşmaya devam etti.
"Unutmayın Sör, bu hayatta herkes bir özelliğe sahiptir ve bu özellik üzerine yaşarlar, kurt asil olmasa bile asil gibi davranır. Tilki kurnazlığını kullanır. Kartal gözlerini... Ve aslan! Görkemini ve cesaretini kullanır. O halde size soruyorum: yelesiz bir aslan, nedirki?"
Grim tam ona öfkeyle birşeyler diyecekken ince fakat heryerden duyulan bir trompet sesi onları susturdu. "Ah! düğün başlıyor. Sonra görüşürüz Sör" dedi Morveth. Der demezde oturduğu yerden kalkıp gözden kayboldu. Herkes alkışlayıp tezahürat etmeye başladı. Kurt ile Tilki maskelerini takmış, üstlerine ise olabilecek en güzel elbiselerden gitmişlerdi. Nyran'ın elbisesi bembeyaz, Askar'ın ise simsiyahtı. İkisi kemerin altına kadar yürüdü. Sonra gri cübbeli bir adam onların önüne geldi.
"Ey yüce Tanrılar!
Ey yüce Olimposlular!
Bu savaşçılarınızın birlikteliğine şahitlik edin!
Onları kutsayın ve bütünleştirin!"
Adam bunu dedikten sonra yanlarına büyükçene bir pasta geldi. Pastanın büyük bir kısmını kesip bir tabağa koydular. Çiftler, tabağı iki yanından tutup ateşe götürdü. Tabağıda üstündekileride hep beraber ateşe gönderdiler. Ateş iyice harlandı. Bir anlığına sapsarı oldu. Gri adam bunun Zeus'un işareti olduğunu söyleyip halkı dahada coşturdu. En sonunda ise çiftler birbirlerine baktı. Maskelerini alttan hafifçe kaldırıp öpüştüler.
Halktan gene büyük bir tezahürat koptu. Sonra ise çalgıcılar şarkılarıyla meydana çıktı. Halkta onların arkasından geldi. Etrafta herkes dans etmeye başladı. En ortada ise Askar ile Nyra vardı. Onların parıltısı diğerlerinede parlaklık veriyordu.
Danslar olup biterken Grim, olduğu yerde durmaya devam ediyor. Hizmetçilerden birinin getirdiği şaraptan yudumluyordu. Yaklaşık 10 dakika sonra yanına biri geldi. Kartal maskeliydi, yanına oturdu ve sessizce bir süre bekledi.
"Efendim, sizden özür dilemek istiyorum." Grim, adamı cevapsız bıraktı.
"Sizin eğitimlerinizi unuttuk ve savaşta birçok hata yaptık."
Grim, bir anlığına Artchel'ın yaptıkları şeyin kirli olduğunu düşündüğünü için özür dilediğini sanmıştı. Fakat şimdi dediklerini duyunca yeniden hayal kırıklığıyla buluştu.
"Askar kendini hala onurlu birisi sanıyor. Fakat ben artık anladım efendim. Bu yaptıklarımızdan sonra biz asla onurlu olamayacağız."
İşte bu sefer Grim şaşırmıştı. Artchel, ne yaptıklarının farkındaydı.
"Biz çocukları öldürdük. Hatta neredeyse tamamen çocuklarla savaştık. Sizin öğretilerinizden tamamen alakasız hareket ettik. Bu yüzden sizden özür diliyorum." Grim'in gözleri yaşlanmıştı.
Öğrencisi, cidden birşeyleri hatırlamış, şimdide ondan özür diliyordu. Maske taktığını unutarak, ağladığını göstermek istemediği için surun dışındaki yüksek ağaçlara baktı.
Bir şey gördü,
Bir hareketlenme.
Bedeni tamamen belirsizdi. Sanki yok olup duruyordu. "Bir büyücü?" Diye sordu kendi kendine. "Efendim?" Dedi Artchel. Ne dediğini anlamamıştı.
Adam, insan ya da varlık. Ağacın üstünde durmuş onlara bakıyordu. Üstünde durduğu dal, mantıksız bir şekilde siyah sarmaşıklarla sarmalanmıştı. Yüzünde, kafasında taktığı beyaz birşey onu eleveriyordu. "Hayır takmıyor" diye düşündü Grim. Beyaz şey, Onun parçasıydı. "Şunu görüyor musun?" Diye sordu Artchel'a. Oda ustasının baktığı yere baktı. Ama tam o baktığında adam yok oldu.
"Bir hareketlenme gördüm. Pek anlayamadım ne olduğunu" dedi Artchel.
Grim'in kafasını sorular kurcalamaya başladı. "Hey Artchel" dedi. "Tüm gülleri öldürdüğünüze emin misiniz?" Diye sordu.
Artchel, şüpheli bir sesle "efendim tüm güllerin ölüp ölmediğini söyleyemem. Lakin Blackrose kalesine bizzat ben saldırdım. Ordaki tüm Blackrose'un öldüğünden eminim" dedi.
Grim ise "öyle umuyorum" dedi. Tıpkı Kralın dediği gibi demişti.
Artchel biraz sinirlenmişti. Ustasının belirsiz konuşup ona inanmaması kafasını karıştırıyordu. "Efendim, savaşımız artık bitti. Neden böyle şeyler diyorsunuz? Ne de olsa biz kazandık." Grim onu dinlemedi. Daha sert bir sesle "Bana hiç öyle gelmiyor Artchel. Bana göre savaşınız daha yeni başlıyor."
Artchel'ın aklında bir sürü soru oluşmuştu. Ustası, neden "savaşınız" demişti. Kendisi neden katılmayacaktı. Bunları sorsa sinirli ustasından muhtemelen cevabını alamayacaktı. Bundan dolayı arkasına yaslandı. Olabildiğince rahat görünmeye çalıştı. Rahat bir seslede "alt tarafı ormanda birisini gördünüz efendim. Olsa olsa bir hayduttur. Yıllardır kaç defa haydutlarla savaştık. Onların bize bir sorunu olmayacaktır. Dediğim gibi alt tarafı haydut"
Grim ayağa kalkıp gitti. Artchel arkasından nereye gittiğini sorsada duymazdan geldi. Artchel'da onla tekrar görüşeceğini umarak ayağa kalktı ve baykuşun yanına gitti.
Fakat birdaha asla göremeyecekti. Tıpkı o varlığın, o siyah ve boş gözleriyle hala ağaçta durup onları izlediğini göremeyeceği gibi,
Ama sorun değil o nede olsa bir...
Haydut

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

29okunma 7beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18