Zorba kitap kapağı

27. bölüm / 55

Zorba

24.Bölüm-Beklenen Gün Geldi

Yazar: Sincapp .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 55Şu an: 24.Bölüm-Beklenen Gün Geldi
  1. 1 1.-Bölüm-Yeni Dönem408 kelime
  2. 2 2. Bölüm-Düzenleme249 kelime
  3. 3 3. Bölüm- Olaylı Okul Çıkışı242 kelime
  4. 4 4. Bölüm-Bela Kaan401 kelime
  5. 5 5. Bölüm-Kurabiye226 kelime
  6. 6 6. Bölüm-Gece353 kelime
  7. 7 7. Bölüm-Olaylı Teneffüs209 kelime
  8. 8 8. Bölüm-Garip Davranışlar300 kelime
  9. 9 9. Bölüm-Müdür'ün Odası279 kelime
  10. 10 10. Bölüm-Görüşürüz197 kelime
  11. 11 11. Bölüm-Sakin201 kelime
  12. 12 12. Bölüm-Buluşma planı255 kelime
  13. 13 13. Bölüm-Eğlenmek447 kelime
  14. 14 14. Bölüm-Yemek231 kelime
  15. 15 15. Bölüm-Karamel244 kelime
  16. 16 16. Bölüm-Kavga351 kelime
  17. 17 17.bölüm-Ders arası606 kelime
  18. 18 18.Bölüm-Davranışlarda ki Farklılık329 kelime
  19. 19 19. Bölüm-Mesaj643 kelime
  20. 20 20.bölüm-Arama733 kelime
  21. 21 21.bölüm-Komik Çocuk421 kelime
  22. 22 22.bölüm-Günün konusu883 kelime
  23. 23 23.bölüm-Beklenen Hisler796 kelime
  24. 24 24.Bölüm-Beklenen Gün Geldi785 kelime · Okuduğun bölüm
  25. 25 25. Bölüm-Evimde ki zorba221 kelime
  26. 26 26. Bölüm-Bir zorba ile baş başa490 kelime
  27. 27 27.Bölüm-Ne Bu His?274 kelime
  28. 28 28. Bölüm-Kısa Tartışmalar516 kelime
  29. 29 29.Bölüm-Patlamış Mısır626 kelime
  30. 30 30.Bölüm-Teşekkür354 kelime
  31. 31 31.Bölüm-Kaan'ın Mesajı553 kelime
  32. 32 32.bölüm-Mesajın Ardında633 kelime
  33. 33 33.Bölüm-Buluşma590 kelime
  34. 34 34.Bölüm-Kısa Uyarı521 kelime
  35. 35 35. Bölüm-Kaan Ve Tuhaflıkları778 kelime
  36. 36 36. Bölüm-Hisler332 kelime
  37. 37 37.Bölüm-Kendini Kaybetmek566 kelime
  38. 38 38.Bölüm-Özür Dilerim344 kelime
  39. 39 39.Bölüm-Bu Kız Kim?429 kelime
  40. 40 40.Bölüm-Yarışma151 kelime
  41. 41 41.Bölüm-Rakip285 kelime
  42. 42 42.Bölüm-Yarışma Devam Ediyor662 kelime
  43. 43 43.Bölüm-Kazanan Takım723 kelime
  44. 44 44.Bölüm-Centilmen Mert801 kelime
  45. 45 45.Bölüm-Yarışma İptal893 kelime
  46. 46 46.Bölüm-Süpriz Misafir748 kelime
  47. 47 47.Bölüm-Karışık661 kelime
  48. 48 48. Bölüm-Şok531 kelime
  49. 49 49.Bölüm-Uyanış538 kelime
  50. 50 50.Bölüm-Seviyorum1.291 kelime
  51. 51 51.Bölüm-Acı Çekmek854 kelime
  52. 52 52.Bölüm-Kalp Ağrısı788 kelime
  53. 53 53. Bölüm-Ne Olur Uyan1.018 kelime
  54. 54 54.Bölüm-Nefret Ediyorum424 kelime
  55. 55 ÖNEMLİ DUYURU!55 kelime

Kurabiyeler pişerken markete gitmeye karar verdim. Evde su vardı ama misafire ikram etmek için soğuk içecekler de alabilirdim. Ayrıca sütüm azalmıştı.

Çantamı alıp evden çıktım.

Market her zamanki gibi kalabalıktı.

Elime bir sepet alıp rafların arasında dolaşmaya başladım.

Önce su aldım. Sonra meyve suyu, birkaç kutu soğuk çay ve maden suyu ekledim. Bir süre daha dolaşıp annemin sevdiği çikolatadan da aldım.

Tam kasaya doğru ilerlerken telefonum titredi.

Ekrana baktığımda Kaan'dan mesaj geldiğini gördüm.

Kaan: Günaydın, karamel.

Dudaklarımı birbirine bastırdım.

Günaydın mı?

Saat neredeyse on bire geliyordu.

Siz: Günaydın.

Mesajı gönderdikten birkaç saniye sonra yeni bir mesaj geldi.

Kaan: Ne zaman geleyim?

Bir an durup marketin ortasında düşündüm.

Benim için fark etmezdi.

Siz: Fark etmez. Ne zaman istersen.

Cevabı neredeyse hemen geldi.

Kaan: Tamam, o zaman 20 dakikaya gelirim.

Gözlerim büyüdü.

Yirmi dakika mı?

Telefonuma bakarken sepetimdeki içecekleri hatırladım. Ardından fırında pişen kurabiyeler aklıma geldi.

"Tamam. Sakin ol, Adina."

Market alışverişini bitirip kasaya gittim. Ödemeyi yaptıktan sonra poşetleri alıp hızlı adımlarla eve döndüm.

Yürürken bir yandan da düşünüyordum.

Yirmi dakika.

Sadece yirmi dakika içinde eve dönüp aldıklarımı yerleştirmem, kurabiyeleri fırından çıkarmam, evi toparlamam ve masayı hazırlamam gerekiyordu.

Bir insanın eve misafir çağırdıktan sonra kendisini bu kadar telaşlandırması normal miydi?

Üstelik misafir Kaan'dı.

Kaan.

İki yıllık zorbalığım.

Hayatımın en sinir bozucu insanı.

Ve ben şu anda eve yetişmek için neredeyse koşuyordum.

"Bir daha kimseyi evime çağırmayacağım."

Tabii ki bu sözümün hiçbir anlamı yoktu.

Çünkü ben bile buna inanmıyordum.

Eve ulaştığımda doğrudan mutfağa girdim.

İlk işim fırını kontrol etmek oldu.

Kurabiyeler tam kıvamındaydı.

"Sonunda bir şeyler yolunda gitti."

Tepsiyi dikkatlice çıkardım ve kurabiyeleri soğumaları için tezgâhın üzerine bıraktım.

Ardından market poşetlerini boşalttım. İçecekleri buzdolabına yerleştirdim, sütü rafa koydum ve diğer aldıklarımı dolaba kaldırdım.

Sonra saatime baktım.

Kaan'ın gelmesine yaklaşık on dakika kalmıştı.

On dakika!

Hemen salona koştum.

Sehpanın üzerindeki dergileri düzenledim, koltukların üzerindeki yastıkları düzelttim ve dün akşamdan kalan birkaç eşyayı yerlerine kaldırdım. Ardından yerde duran battaniyeyi katlayıp koltuğun üzerine koydum.

Salona son bir kez göz gezdirdim.

Düzenliydi.

En azından benim standartlarıma göre.

Sonra koridora geçip ayakkabıları düzenledim. Girişteki küçük masanın üzerindeki anahtarları bir kenara aldım.

Tamam.

Ev hazırdı.

Peki ya ben?

Bir an durup üzerime baktım.

Zaten giyinmiştim.

Saçlarım da düzgündü.

Yüzümü ellerimle hafifçe sıvazladım.

"Adina, kendine gel. Kaan gelecek diye evlilik hazırlığı yapmıyorsun."

Bu düşünceyle yüzümün ısındığını hissettim.

"Ne saçmalıyorum ben?"

Hemen mutfağa döndüm.

Kurabiyeler soğumuştu. Onları güzel bir tabağa yerleştirdim. Yanlarına birkaç peçete koydum. Sonra buzdolabından içecekleri çıkardım.

Bardakları da alıp mutfak masasına yerleştirdim.

Bir bardak.

İkinci bardak.

Üçüncü bardağı da çıkardım ama sonra durdum.

Üçüncü bardağa kim ihtiyaç duyacaktı?

Annem evde değildi.

Ben ve Kaan olacaktık.

İki bardak yeterliydi.

Üçüncü bardağı yerine kaldırdım.

Sonra masaya tekrar baktım.

Bir şey eksik gibiydi.

Kurabiyelerin yanına küçük bir tabak daha koydum. Peçeteleri düzelttim. Bardakları masanın ortasına biraz daha yaklaştırdım.

Sonunda geri çekilip yaptıklarıma baktım.

Gayet güzel görünüyordu.

Tam o sırada telefonum titredi.

Kaan: Geldim sayılır.

Kalbim bir anlığına hızlandı.

Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım.

"Sakin ol."

Telefonu masaya bıraktım.

Ardından kapı zili çaldı.

Olduğum yerde kaldım.

Bir kez daha çaldı.

"Tamam, geliyorum!"

Sesim evin içinde yankılandı.

Önce ellerimi pantolonuma silerek kuruladım. Sonra saçlarımı refleks olarak düzelttim.

Bir saniye.

Neden saçımı düzeltiyordum?

Yine başladım.

"Adina, kapıyı aç."

Koridora geçip kapının önünde durdum. Elimi kapı koluna koyduğumda nedensizce heyecanlandığımı fark ettim.

Bunun yalnızca bir ziyaret olduğunu kendime hatırlattım.

Sonunda kapıyı açtım.

Ve karşımda Kaan duruyordu.

Üzerinde koyu renk bir pantolon ve siyah bir sweatshirt vardı. Saçları her zamanki gibi hafif dağınıktı. Bir elinde küçük bir poşet tutuyordu.

Beni gördüğünde bakışları bir an yüzümde durdu.

Sonra hafifçe gülümsedi.

"Günaydın, karamel."

Kaşlarımı kaldırdım.

"Saat on biri geçti."

"Fark ettim."

"Bu saatten sonra günaydın denmez."

"Peki, ne denir?"

"İyi günler."

Kaan başını hafifçe yana eğdi.

"İyi günler, karamel."

Gözlerimi devirdim.

"İçeri gelecek misin, yoksa kapıda mı kalacaksın?"

Gülümsemesi biraz genişledi.

"İzin veriyorsan geleyim."

Bir an duraksadım.

Sonra kapıyı biraz daha açıp kenara çekildim.

"Gel."

Kaan içeri girdi. Ayakkabılarını çıkarıp kenara koyduktan sonra elindeki poşeti bana uzattı.

"Bu senin için."

Şaşkınlıkla poşete baktım.

"Bu ne?"

"Bir şeyler aldım."

Poşeti açıp içine baktım. Çikolata, birkaç paket atıştırmalık ve küçük bir kutu vardı.

Kutuyu çıkarıp açtığımda içindeki minik anahtarlığı gördüm.

Küçük, kahverengi bir ayıcık şeklindeydi.

Bir an konuşamadım.

Kaan ellerini ceplerine koydu.

"Saçma olduğunu düşünüyorsan geri alabilirim."

Başımı kaldırıp ona baktım.

"Neden aldın?"

Omuz silkti.

"Gördüm. Aklıma sen geldin."

Kalbim tuhaf bir şekilde sıkıştı.

Kaan'ın bana bir şey alması, geçmişte yaptıklarından sonra beklediğim bir davranış değildi.

Üstelik bu, pahalı ya da gösterişli bir şey de değildi.

Sadece küçük bir anahtarlıktı.

Ama onu neden seçtiğini merak ediyordum.

"Teşekkür ederim," dedim sonunda.

Kaan başını salladı.

"Rica ederim."

Sonra etrafına baktı.

"Evin güzelmiş."

Gözlerimi kıstım.

"İlk defa mı fark ediyorsun?"

"İlk defa bu kadar sakin bir şekilde görüyorum."

Bu cümlesiyle yüzümdeki gülümseme hafifçe kayboldu.

Çünkü haklıydı.

~🪷~

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

26okunma 1beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…