6. bölüm / 13
Zehirli ilaç"Zekama da hayran kaldın mı?"
Bölümler 13Şu an: "Zekama da hayran kaldın mı?"
- 1 "Ölüm sessizdir, sessizlik ölüm."2.054 kelime
- 2 "Uzak dur yoksa ateş ederim!"2.079 kelime
- 3 "Derhal oradan çıkmalısın."2.125 kelime
- 4 "Müjdemizi isteriz."2.008 kelime
- 5 "Anahtar bende."2.160 kelime
- 6 "Zekama da hayran kaldın mı?"1.569 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 "Tutuklusunuz."1.196 kelime
- 8 "Babam yaşıyor."1.957 kelime
- 9 "Trol."1.828 kelime
- 10 "Serhat Karahan"1.267 kelime
- 11 "Doğaçlama en iyi sanattır."2.056 kelime
- 12 "Sadece bir kurşun."1.925 kelime
- 13 "Kayıplara alışmalısın."1.091 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
'Bana ulaşmak için Aras'a gitmene gerek yok, benimle yüzleşmek istemen yeterli. Gerisi bende..'
Aras kollarını çözüp gözlerime baktı. Sanki zarfı okumuş gibi
"Aren sana bir nefes kadar yakın.." dedi.
...
"Bu da ne demek şimdi, ikizinin hayalet olduğunu falan iddia etmiyorsun değil mi?"
Güldü, hemde sessiz falan değil bayağı kahkaha attı.
"Üzgünüm ama cidden komikti. Sen zeki bir kızsın Hazel."
"Tamam da ne alaka şimdi?"
"Hazel git hadi burdan, buraya gelmen tehlikeli."
"Her şeyi bildiğin halde hiç bir halt söylemiyorsun. Aren'in ikizi olmaya layık birisin cidden!"
Cevap vermesini beklemeden hızla çıktım oradan. Sanırım şu saatten sonra tam anlamıyla tek başımayım. Ne şu aptal ikizi, ne de onun kardeşi bana destek olamaz. Ben yalnız başıma ilerleyeceğim bu virajlarda. En iyisi sert bir kahve içip kendime geleyim ve şu işe biraz kafa yorayım.
'Aren sana bir nefes kadar yakın.'
'Sen zeki bir kızsın.'
'Anahtar bende.'
'Aradığın her şey orda var.'
'Sol bacağında derin bir yara var.'
'İstisnasız her zaman yanında silah taşır.'
Eve gelmiştim, ablam duştan çıkmış ve uyuyordu. Bende hemen zift bir kahve yapıp masamın başına çoktan oturmuştum. Kocaman soru işaretleri vardı kafamda. Elime kağıt ve kalem alıp not etmeye başladım, önemsiz gördüğüm fakat belkide öneminin olduğu minik detaylar.. insanın kendi içiyle savaş vermesi cidden çok zormuş, bu sürede buna kesin kanaat getirdim.
Hatırla Hazel, sana nasıl bu kadar yakın olabilir. Bir ipucu olmalı, bu kadar mükemmel işleri yürütmesi mümkün olamaz. Kusursuz takip yoktur, illaki bir şekilde kendini ele verir. Adli tıpta yakında çıkar, gerçi Aren dışında kim yapar ki bunu. Hiç kimse..
Gözlerim fıldır fıldır evin içinde her köşeye gidip geri dönüyor, bir ipucu bulmak için çabalıyordu. Acaba eve kamera mı yerleştirdi, hayır olamaz ben çoğu zaman dışarıdayım zaten. O zaman arabama veya şirkete? Hayır olamaz oradada çok durmadım. Kendi atölyesinde kesin kamera vardır ama orda çok oyalanmadım bile. Nasıl oluyor da bunca şeyi biliyor..?
Gözlerim sehpanın üzerine kaydı, Aras ile birlikte seçtiğimiz gizli sözcük 'zehirli ilaç' yazan kağıt. Bunca zamandır hep aynı yerinde duruyormuş. Bi' saniye.. biz Aras ile bu kelimeyi söylemek yerine neden kağıda yazdık? Evet işte bu. Çünkü Arasın üzerinde gps ve ses kayıt cihazı vardı..
Dikkat ettimde bazı şeyleri sesli bazı şeyleri sessiz düşünüyordum, Galiba beni bu yüzden bu kadar iyi biliyor. Sanırım bu gps işini kendim halletmem gerekiyor.
Bilgisayarı açıp ne tür bir gps olduğunu anlamam gerekiyordu. Nerelere konabilir ne kadar büyüklüktedir? Arama motorunda çıkanlar çok büyük bunlar dikkatimi çekerdi. Bu kez de arama motoruna 'mikro gps' yazdım. Evet kesinlikle buldum.
Sim kart şeklinde küçücük bir yapısı var, bununla çok net bir şekilde yerimi bulabilir. Aynı zamanda tıpkı bir hat gibi arayıp 7/24 dinlebilir. Evet kesinlikle şu an bir yerlerde bu gps var. Her zaman yanımda olan şeylerden başladım. Cüzdan, telefon.. başka başka? Hayır başka bir şey gelmiyor aklıma.
Önce cüzdanımı açıp en ince bölümüne kadar baktım, ama orada yoktu. Ardından telefonumu alıp kılıfını arkasına kendi içine hatta şarj yerine bile baktım lakin yoktu.. nerde bu lanet?
Salonun ortasındaki boydan aynanın karşısına geçtim. Kendime bakıp düşünüyorum, ben Aren olsam nereye yerleştirirdim diye. Bir an donakaldım, acaba...
Hemen banyoya girip üzerimi komple çıkardım. Aynadan vücuduma bakarken herhangi bir dikiş izi göremiyorum, vücuduma yerlestirdiyse mutlaka dikiş izi olurdu. Sadece Aren omzumdan yaraladığında oraya dikiş atıldı. Arenin kardeşi tarafından.
'Aren'in kardeşi.'
'Kurşun yarası.'
'Dikiş.'
Hayır olamaz, hangi kurşun yarasına dikişle müdahale edilir. Üstelik sıyırmıştı sadece.. bunların hepsi bir plan doğrultusunda işliyor, Aren bilerek yaraladı. Sonra kardeşi gelip gps'i vücuduma kazıdı..
Sanırım tek zeki siz değilsiniz, artık bu gps'i kendi çıkarlarıma kullanacağım. Aren diğer taraftan beni dinliyorsa süphelenmemesi için hızla duş alıp çıktım. Kağıt kalem alıp bundan sonraki adımlarımı not etmeye başladım. Çok güzel bir planım var..
...
Ablam nihayet uykusundan uyanmış ve benim ısrarlarıma dayanamayıp benimle bir kafeye gelmişti. Ona her şeyi en ince detayına kadar anlattım -gps konusu hariç- ve ona planından bahsettim. Yani tabi kendi açımdan çakma plan, Aren'in duyabileceği şekilde.
"Dinle abla bir planım var ama sadece sana söylüyorum. Evde konuşmak yeterince güvenli değil, Aren eve kamera takmış olabilir. O yüzden seni buraya getirdim."
Böylece Aren'e sadece kameradan şüphelendiğimi belli ettim. Fakat bunlar zaten planımın bir parçası idi.
"Aren onu görmek istediğimde söylememin yeterli olacağını söyledi. Bende eve gidince bunu sesli bir şekilde söyleyeceğim ve onu terk edilmiş bir apartman deposuna çağıracağım."
"Hayır hazel bu çok tehlikeli."
"Ama abla başka çarem yok."
"Ee sonra ne olacak?"
"Sonra ona verdiğim saatten 2 saat sonra gideceğim oraya. Bu sürede bir yerlerde oyalanacağım. Silahsız bir şekilde oraya gidip işlerimin olduğunu söyleyeceğim. Ardından ters psikoloji uygulayacağım. Sonuçta silahsız bir kızı silahla öldürecek kadar aşağılık olamaz."
Ablam güldü ve ardından ekledi.
"Bana sorsan gözü açık yapar bunu."
Bende gülerek karşılık verdim.
"Hazel bana pek mantıklı gelmedi bu plan yol yakınken vazgeç."
"Lütfen ama bana destek olman için sana söyledim sende köstek oluyorsun."
"Mantıklı davranmıyorsun"
"Sen benimle misin değil misin abla?"
"Of tamam anlat bakalım sonra ne planlıyorsun."
"Sonra o da silahını bırakacak ve ikimiz de sadece beden gücümüzü kullanacağız."
"Senden daha güçlü olduğuna bahse varım."
"Ondan daha güçlü olduğuma bahse varım."
"Peki o zaman, ben ne yapacağım?"
"Sen sadece şirkete bak bu süreçte, gerisini ben hallederim."
"Sen ciddi olamazsın. Bu kadar yardım etmeyeyim yorulurum."
"Hadi ama abla sen evlisin seni böyle bir riske atamam."
"Şu âna kadar konustukların arasında en saçması buydu."
"Bugün sence de beni çok fazla gömmedin mi ablacım?"
"Neyse ne, hadi hesabı ödeyip çıkalım."
"Çok iyisin ablacım çok sağ ol."
...
Eve çoktan gelmiştik, gerçek planımı ona çoktan anlatmıştım. Anlatmıştım derken kağıda yazıp vermiştim ona. Gerçekten bana katıldığı tek nokta buydu. İkimiz de o gece rahatça uyuduk.
Sabah olduğunda güneş içeriyi aydınlatıyor, nihayet güzel bir aksiyon gününe merhaba demiştik. Planı uygulamaya sokup sesli bir şekilde Areni saat 2de terk edilmiş apartman deposuna çağırıyordum. Saat neredeyse iki oluyordu ve ben cidden silahsız bir şekilde evden çıktım. Ablam da şirkete gitmek için evden çıktı.
Sahil kenarında zaman geçirdim, sinemaya gidip film izledim hatta uzun zamandır görmediğim bir arkadaşımı bile ziyaret ettim. Saat akıyordu, bugün ya mezara girecektim ya da hapise. Sanırım ikinci seçenek daha cazip geliyordu.
Saat neredeyse 4'e geliyordu, artık oraya gitmenin saati gelmişti. Bir taxi çevirip adresi verdim. Arka koltukta içimden bin türlü dua ettim, umarım işler ters gitmez. Çok büyük risk alıyordum ve bu risk sadece benim için değil bir çok şey için geçerliydi.
Nihayet gelmiştim, ücreti ödeyip teşekkür ettim. Apartmanın içine girip alt kata indim. Buraya çağırmamın sebebi şebekenin çekmemesiydi. Apartmana girene kadar sinyalimi takip edebilirdi lakin bodrum katından sonra sinyali kesilirdi.
Zemin katın iki kat aşağısına indim telefonumda sinyalini gittiğini görünce içim rahatladı. Oldukça büyük olan bodrumda onu aradım. İşte oradaydı.. iğrenç gülüşü ile eski bir sandalyede yayılmış ve bakışlarını tüm vücudumda hissediyordum. Aslında arkadan yaklaşmak isterdim fakat böyle oldu yapacak bir şey yok.
Planımın en büyük parçası bunun kesinlikle Aren olduğuna emin olmamdı. Usulca yanaştım, yanlışlıkla elimdeki telefonu bacağının üzerine düşürdüm, gözlerini kapatıp birbirine bastırdı. Acı çekti, dizindeki yara oradaydı, yani kesinlikle Aren kanlı canlı şu an karşımdaydı.
"Kusura bakma, yanlışlıkla oldu."
Hayır kesinlikle yanlışlıkla değildi. Gps üzerindeyken Sahra ile konuşmuştum, kesinlikle bunu biliyordur. Bu yüzden sinirlendiğini açık bir şekilde görebiliyordum.
Ayağa kalkıp bana doğru yürüdü, burnundan soluyordu. Sağ bileğimi yakalayıp sıktı.
"Cesaretine hayran kaldım açıkçası."
Gülümsedim ve bileğimi çekip Ondan kurtardım.
"Öyle mi? Söylesene babamın sana ne konuda borcu vardı?"
"Kumar borcu."
"Saçmalıyorsun babam asla kumar oynamazdı."
"Babanı çok yanlış tanıyorsun."
"Saçmalamayı kes, borcunu ödemedi diye onu öldürdüğünü itiraf edecek misin?"
"Evet borcunu ödemediği için onu öldürmek istedim ama sanırım başkası öldürmüş."
"Hayatımda duyduğum en kötü yalandı bu."
Kahkaha attı, sesi boş olan bodrumda yankılandı.
"Seni fahişe, babanın katili olarak beni öldürmeye geldiysen büyük hata ediyorsun."
"Hayır öldürmeye gelmedim, daha senden öğrenecek birçok bilgi varken seni öldüremem."
Tekrar aynı kahkaha. İğrenç bir kahkaha hemde..
"Ölümün ayağına geldin ve bana burda hesap sorabilecegini mi zannediyorsun?"
"Belki."
"Sen şimdi benden daha güçlü olduğunu falan da zennediyorsundur."
Gps'i dinlemiş ve gerçekten tam istediğim gibi ilerliyordu her şey.
"Lakin bir şeyi atladın, ben silahsız birini gözüm kapalı vururum. Ablan bu konuda son derece haklıydı."
Şaşırmış gibi yaptım. Oysa her şeyin farkındayım ve planım buna uyarlanmıştı. Silahsız bir şekilde karşısına çıkıp kendimi onun insafına bırakacak kadar aptal değildim. Lakin o bunu düşünecek kadar saftı.
"Nerden biliyorsun tüm bunları?"
Kahkaha attı ve silahı belinden çıkarıp bana doğrulttu.
"Son isteğini sormayacağım çünkü benim son isteğim ruhundu, benim isteklerim burda daha baskınd-"
Büyük bir silah sesi, dehşet ses çıkmıştı, gözlerimi kapatıp açınca Aren yere yığılmıştı bile. Ablam Aren'in arkasında pusuda bekliyordu. Doğru zaman gelince ateş etmesini istedim, hemde yaralı olan dizine. Aren silahını bana yeniden doğrultuda bu kez ablam eline ateş edip silahın yere düşmesini sağladı. Hızla öne atılıp silahı aldım. Aren yerde son derece savunmasız bir şekilde yatıyordu. Benim için harika bir zaferdi.
"Söylesene, zekama da hayran kaldın mı?"
Tıpkı onun gibi kahkaha attım. Zafer ne kadar da ruhu ve bedeni tatmin ediyordu.
"Şu zamana kadar bana yaşattıklarını mislini yaşatacağım sana adi herif. Sahranın kanı yerde kalmayacak."
Kan kaybediyordu, cebimdeki uyku ilacını burnuna tutup uyumasını sağlandıktan sonra ablamla onu bodrumun Arka tarafından çıkarıp, ablamın arabayı park ettiği alana gittik. Onu Arka tarafa bıraktıktan sonra ablam şoför koltuğuna geçti. Hızla eve doğru sürdü arabayı. Sonunda hayati tehlikemi atlatmış ve son derece rahatlamıştım.
Eve gelince Aren'i tamamen zincirlere sarıp sarmaladık. Tabi öncesinde tüm kıyafetlerinden kurtulup başka kıyafetler giydirmiştik. Sadece kafasının açıkta kaldığı bu halde yatağa yatırıp uyanmasını bekledik.
Ablam benimle gurur duyuyordu, gerçekten takdire şayan bir plandı. Artık şu saatten sonra av değil avcıyım..
// bu bölüm diğerlerine nazaran bi tık kısa oldu farkındayım. Lakin daha ne kadar uzatabilir bilemiyorum öküzden diğer bölümde görüşürüz..
Az kalsın unutuyordum, begenmeyi unutmayın canlarım..
Bölüm etkileşimi
