5. bölüm / 13
Zehirli ilaç"Anahtar bende."
Bölümler 13Şu an: "Anahtar bende."
- 1 "Ölüm sessizdir, sessizlik ölüm."2.054 kelime
- 2 "Uzak dur yoksa ateş ederim!"2.079 kelime
- 3 "Derhal oradan çıkmalısın."2.125 kelime
- 4 "Müjdemizi isteriz."2.008 kelime
- 5 "Anahtar bende."2.160 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 "Zekama da hayran kaldın mı?"1.569 kelime
- 7 "Tutuklusunuz."1.196 kelime
- 8 "Babam yaşıyor."1.957 kelime
- 9 "Trol."1.828 kelime
- 10 "Serhat Karahan"1.267 kelime
- 11 "Doğaçlama en iyi sanattır."2.056 kelime
- 12 "Sadece bir kurşun."1.925 kelime
- 13 "Kayıplara alışmalısın."1.091 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Aras..."
İnanamıyorum, hayır bu olaya değil kendime inanamıyorum. Aren'in öfkesi o kadar içimi dağlamıştı ki, onun ikizi olduğundan polislere bahsetmemiştim. Yani bu demek oluyor ki Aren hâlâ dışarıda ve bahtsız bedevi Aras şu an hapisteydi...
...
Daha yaşadığım şoku atlatamamışken Aras sesimi çıkarmamam için çırpınıyordu. Buğra komiser her an içeri girebilirdi, o zaman ne olacaktı. Tanrım..
"Hazel lütfen sakin ol, Aren şu an dokunulmayacak kadar cani."
Çok sessiz konuşmuştu. Hatta dehşet sessiz, neredeyse ben bile duymuyorum. Aradan seçtiğim kelimelerle eksikleri tamamlıyordum.
"Aras lütfen bir şey söyle. Sen ikizin için mi buradasın?"
"Hayır asla, ben senin için burdayım.. "
O cümlenin ardından ufak bir sendeledim. Bu da ne demek şimdi, ben ne alaka? Acaba güvenerek hata mı yapıyordum. Daha tek kelime söylemeden parmaklıkların arasından uzanıp kolumdan yakaladı. Ardından parmaklıklara doğru çekti ve aramızdaki mesafeyi sıfırlamış oldu. Çok güzel kokuyordu... Şu an aklımda, sadece sahil kenarında aldığım efsane kokunun tekrar en derin hazzını alıyordum.
İnanmıyorum neler oluyor, neden bu kadar etkileniyorum? Oysaki kardeşi canıma kastediyor.
"Beni dinle Hazel, fazla zamanım yok. Aren olayı polise bulaştırdığın için çok öfkeli, sana ciddi zarar verecek diye korktum ve bu sebeple gelip kendim teslim oldum. Sinirlerini biraz dindirmek için. Polise bu durumdan bahsetme, her şeyi kendin halletmen gerekecek. Ben sana inanıyorum, hatta beni bufdan çıkaracak tek kişinin de sen olduğunu biliyorum. Sadece Areni alt etmen gerekiyor. Benim, onun ikizi olduğumu bilmemeliler. Yapabilir misin Hazel, ikimizi de kurtarabilir misin bu davadan?"
Cevap vermeme müsaade etmeden cebinden bir parça kağıt çıkardı ve benim cebime tıkıştırdı.
"Bana güven, sana zarar gelsin istemem."
Söylediği hiç bir şeye tepki vermedim tam olarak anladığımdan bile şüpheliyim. Aras ile derin bir göz teması içerisindeydik, sanırım şu an zihin okumayı çok isterdim. Gözlerinin ufak kızarması, uzun saçlarının dağınık olması, kokusu, bakışı.. son derece yakışıklıydı..
Koridordan komiserin sesi gittikçe yaklaşıyordu. Aras kolunu benden çekip bağırmaya başladı.
"Benim buraya girmem senin özgür olacağın anlamına gelmiyor. Anlık aldığım aptalca bir karardı. Bu parmaklıklar yaşamana izin vermeyecek."
Tıpkı Aren gibi.. Onu tavrına büründü. Sanırım söylediklerinde son derece ciddiydi. Hatta kim bilebilir, belki tüm bunları beni sevdiği içi yapıyordur. Sanırım bunu her şeyden çok isterdim.
"Sen bana hiç bir şey yapamazsın Küstah herif."
Sesim onunkine nazaran daha fazla çıkmıştı. İkimizde fazlasıyla role kaptırmışıtık kendimizi.
"Ben çoğalıp gelirim benden kurtulman çok zor. Seninle bağlantısı olan herkesi araştırdım. En sevdiklerini bir bir alacağım senden. Üzülen sadece sen olmayacaksın."
"Ne zırvalıyorsun sen be? En fazla ne yapabilirsin."
Şu an sanki rolden çok bana mesaj vermeye çalışıyordu, kafamız bir çalışıyor. Oldukça zeki biri...
"Sehir dışında kalan ablan nasıl iyi mi? Yanına geliyordu en son noldu. İçeri girdiğimi öğrendiğinde vaz mi geçti? Yerinde olsam sevdiklerimi bu konuda uyarırdım. Bana karşı hiç şansın yok."
"Sen ne ablama ne de sevdiklerime hiç bir şekilde zarar veremezsin. Bu aptal düşünceyi kafandan atarsan iyi olur."
Karşımda Aren varmış gibi kükredim ona. Komiser kolumdan tutup beni dışarı doğru çekti. Gidelim küçük hanım, artık size hic bir şey yapamaz. Kendinize odaklanın. Kafamı sallayıp başımı aşağı yukarı salladım. Kapının kilitlenme sesinden sonra "ablan konusunu düşün derim." Dedi. Sanırım Sahra gibi tehlikede olan isim şu an ablamdı..
...
Karakola en yakın cafede oturup olanları düşündüm. Hemen ablamı arayıp buraya gelmesini sağlamalıydım. Telefona sarıldım, telefonun tiz sesinin yerini ablamın sesine bırakmasını bekledim.
"Efendim canım."
"Abla şey.. kusura bakma seni oyalıyorum ama yarın gelebilir misin?"
"Noluyo hazel birkaç saatte fikrini değiştirecek ne olmuş olabilir?"
"Gelince konuşalım mı abla, yani tabi gelirsen,"
"Gelirim tabi o ne biçim laf."
"Teşekkür ederim abla" diyebilmiştim.
Ablam bunları kesinlikle haketmiyor. Onun bir hayatı, kaybedemeycek birçok sevdiği var, mutlu bir yuvası, ikinci bir ailesi var.. Bu olaydan etkilenmemesi gerekiyor.
"Ablacım gelirken yeğenlerimi kaynan gile bırakır mısın? İşler yoğun olacak biraz.. seni burda fazla tutmam."
"Tamam Hazel nasıl istersen. Yarın ilk uçakla gelirim oraya."
"Teşekkür ederim abla, yarın görüşürüz o halde."
"Görüşürüz."
...
Neyin peşindesin Küstah, ne istiyorsun hayatımdan? Neden sevdiklerime bulaşıyorsun, ne diye bana musallat oluyorsun..?
Tüm bunlar deli gibi beynimi deliyordu. Arasın bana verdiği kağıda bakmamıştım daha. Geç bakarsam acaba bir şeyler için geç kalmış olur muydum? Bu düşünce hemen kağıdı çıkarıp okumama neden oldu.
'Kültür mahallesi kalbur caddesi, uzuner apartman no: 3'
Burda bir adres vardı. Aras buraya gitmemi istiyordu, ama neden? Bu Arasla Arenin kaldığı evin adresi miydi acaba, hatırlayamıyorum. Çünkü oraya baygınken gittim ve dönerken çok tedirgin olduğumdan anımsayamıyorum.
'Bana güven.. '
Arasın cümlesi aklımda yankılanırken ona ne denli güvenmem gerektiğini bilemiyordum. Benim için hapse girmiş olduğunu iddia ediyordu. Eğer cidden öyle ise benimde onun için harekete geçmem gerekiyor. Çünkü parmaklıkların arkası hiç iç açıcı değil.. toparlanıp kağıttaki adrese gitmeye hazırlandım.
Cafeden çıkarken ücreti ve biraz bahşişi masaya bıraktım arabama binip adrese doğru sürdüm. Fazla uzak değil, sekiz dakikada vardım oraya. Kapının önüne gelince biraz korktum açıkçası. Arabamda duran silahı bu süreçte yanıma aldım, çünkü artık ciddi manada silaha ihtiyacım oluyordu. Kapıyı çaldım..
Elim tetikteydi, her an ölüm kalım savaşı içine dahil olabilirdim. Dürbünden bakıldığını hissettim. Vücudum baştan başa titredi. Kapının kolu dönünce silahı sıktım. Her an her şeye hazırlıklı olmalıydım. Nihayet kapı ardına kadar açıldı ve içerden bir kız çıktı. Bu kız evet... Sahranın doktor arkadaşı, üstelik Aras ve Aren'in kardeşi...
Zararsız bir şekilde "demek mesaj sana ulaştı, gel hoş geldin."
Elimi silahtan çekip nedense rahatladım. Çünkü üzerinde pijama vardı, neredeyse akşam olacaktı ama üzerinde sadece pijama vardı. Belki de rahatına düşkündür, diye düşündüm. İçeri geçip gösterdiği koltuğa oturdum.
"Gelmene çok sevindim. Aras güvenini kazanmış olmalı."
Elimi silaha atıp gün yüzüne çıkardım ardından gözlerine bakarak. "Sanırım öyle." Dedim. Daha tam olarak güvenimi kazanmadıklarını göstermek için yapmıştım bunu. Yani belki de Aras'a güveniyorum ama kendisi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
"Ne düşündüğünü biliyorum son derece haklısın. Lakin şunu bilmende fayda var, bende Sahra için en az senin kadar üzüldüm. Çok samimi değildik ama günah keçisi olarak kurban gitti."
Dedikleri veya düşünceleri umurumda dahi değildi. Sadece neden burdayım bilmek istiyorum, bir an önce bitsin bu çile.
"Söylesene neden Aras beni sana yönlendirdi."
"Bak Hazel, hakkımda ne düşünüyorsun bilmiyorum ama bildiğim tek bir şey var. Sen şu an burdaysan Aras'a güveniyorsun."
"Evet, hâlâ neden burdayım bilmiyorum."
"Kendi başına ölümün ayağına geldin."
Cümlesi bitince gülümsedi, beni baştan aşağı süzdü. Silahı elime alınca kahkaha atmaya başladı.
"Hey şaka yapıyorum, sadece bana güvenip güvenmediğinden emin olmak istedim. Sanırım güvenmiyorsun."
"Sanırım mı?"
"Peki tamam, bana güvenmiyorsun ama senin çıkış yolunun anahtarı bende. Bu yüzden Aras seni bana gönderdi."
"Şifreli konuşmayı bırakıp anlatır mısın artık her ne anlatacaksan."
"Sakin olur musun, ben bu baskı alında hiç bir şey anlatamam önce aramızı yumuşatalım. Kahveye ne dersin?
"Bak, gerçekten şu an hiç havamda değilim başka zaman aramızı yumuşatırız. Şu an cidden zamanım kısıtlı anlatır mısın artık?"
"Ne kadar asabisin, abim seni sevme konusunda ciddi olamaz."
"Ne..?"
"Yok bir şey izninle anlatmaya başlıyorum."
Bir şeyler zırvalamaya başladı lakin ben şu an son ezeli cümlesine takılı kaldım. Aras beni seviyor muydu cidden. Ya da bahsettiği kişi Aren de olabilir miydi? Yok olamaz..
insan sevdiğini öldürmek ister mi..? Hiç zannetmiyorum. Kesinlikle Aras olmalı evet son zamanlarda iyi haberler almaya ihtiyacım vardı.
"Hazel.!"
"E-efendim."
"Beni dinliyor musun sen?"
"Evet tabi, nerde kalmıştın devam et."
"Nerde kaldığımı söyle devam edeyim."
"Pekala, dinlemedim çok üzgünüm. Kafam çok bulanık. Yaşadıklarım kolay atlatılacak türden değil."
Derin bir iç çekti ve ardından "iyi peki son defa anlatıyorum iyi dinle."
"sendeyim."
"Aras senin için hapse girdi, kurtulabilmenin bir yolu var. Ve bu yol sadece seni değil herkesi kurtaracak. Aren çok psikopata bağlamış biri. Sadece senin değil bizim için de bir tehlike. Örneğin şu an seni burda görse ben de onun kara listesine girerim. Aras'tan nefret ediyor şu an. Tek nedeni senin tarafında olup sana karşı bir şeyler hissetmesi. Dikkat et Hazel Aras hapiste ve Aren şu an kırmızı alarm bizim için. Bizim diyorum çünkü bende kara listesine girdim. Sahra konusunda ona çok sert çıkıştım. Şu an burda olduğumu bilmiyor."
"İyi de neden, neden ben onun kara listesindeyim."
"Çok üzgünüm bunu sana söyleyemem, emin ol er ya da geç kendin anlayacaksın. Aras özellikle söylememem için uyardı beni."
"Peki her gizemi kendim çözmem gerekiyor. Çıkış yolunun anahtarı sendeydi hani. O anahtarı görebilir miyim acaba."
Yavaşça ayağa kalktı, oturduğumuz koltuğu arka kısmından bir anahtar çıkardı. Galiba ben anahtardan kastının gerçek bir anahtar olduğunu anlamamıştım. Yanıma oturup anahtarı bana uzattı. Üzerinde adres yazılı olan bir de kağıt vardı.
"Bu nerenin?"
"Aren'in kaldığı küçük bir atölye var oranın anahtarı. Oraya gitmen gerekiyor Hazel. Sana bu konuda fazla yardımcı olamam fakat şunu söyleyebilirim. Orada aradığın her şey var."
"Yani ölüm kalım diyorsun."
"Aynen öyle diyorum."
"Peki ya başaramazsam?"
"Aren istediğini alır o zaman?"
"Ruhumu..?"
Başını evet anlamında aşağı yukarı salladı, Tanrım.. şu an ölmem gerek zaten. Şirkete günlerdir gitmiyorum, başım dertten çıkmıyor. Ağrım sızım bedenimi tırmalıyor.
"Az kalsın unutuyordum. Atölyede veya herhangi bir yerde Aren ile denk gelirsen bacaklarını hedef al. Çok derin yarası var orda. Sol bacağı, diz kapağının bi tık üstü."
"Tutarım bunu, peki yanında hep silah taşır mı?"
"Evet, bunun istisnası yok."
"Peki teşekkür ederim. Müsaadenizle."
"Müsaade senin."
Anahtarı adres ile birlikte iç cebime yerleştirip evden çıktım. Bunu yalnız başıma asla halledemem. Ablam gelecekti ama o ancak şirketle ilgilenirdi. Buna zaman ayırması zaten doğru olmazdı. Şu an tek öğrenmek istediğim neden kara listesine girdim. Arabama binip hızla atölyeye doğru sürdüm. Kafamda dehşet bir plan vardı, ve eğer işlerse bir an önce konu kapanırdı.
Atölyesi önüne geldim sanırım. Burası çok garip bir yerdi, küçük ama gösterişli bir dış mekan tasarımı vardı. Icerde kimse var mıydı acaba? Silahımı belime yerleştirip arabadan indim. Anahtarı yavaşça cebimden çıkardım. Camdan içeri doğru bir süre baktım. Görünürde kimse yoktu. Kapıya yanaşıp anahtarı yavaşça çevirdim. Kapı kilitliydi, hangi psikopat içerden kendini kilitler ki? Hiç kimse.. o yüzden kesinlikle burda olamazdı. İçeri girip ardımdan kapıyı kilitledim. Sanırım o psikopat ben oldum şu an. Atölyesinde her yerinde benim ve babamın resimleri vardı.
Aslında kıyaslamak gerekirse babamın resimleri benimkinin neredeyse 4 katıydı. Sanırım Aren beyin bir hedefi de babamdı. Yani babamın katili o muydu...?
Kısa bir şok geçirdikten sonra masada dağınık duran birçok senet vardı. Bunların birinde benim babamın ismi yazıyordu. Senedi elime alıp incelemeye başladım. İnanamıyorum babamın Aren'e ne konuda bu kadar borcu olabilir? T.c. kimlik numaram bile bu sayıdan daha küçük..
Sanırım babamın neden kara listesinde olduğunu anladım. Oldukça mutluydum çünkü babamın katilini bulmuştum, tam emin değildim ama ihtimal çok yüksekti. Artık Aren de benden korkmalıdır. Babam kırmızı çizgimdir ve sanırım artık Arenin de hayatı tehlikede.
...
Sabah ablam burda olacaktı, kesinlikle ona hiçbir şeyden söz etmeyecektim. Mükemmel bir planım var ve bu sefer av değil, avcıyım.. artık derin bir uykuya dalabilirdim. İntikam almış gibi huzurluydum o gece. Uzun zamandır bu kadar rahat uyumamışım..
Sabah uyandığımda perdeleri çektim ve derin bir oh çektim. Planım bugün işleyecekti. Ve ben z'ye kadar plan yapmıştım. Sonunda bu çile bitecek, güneşli günlere hasret kaldık..
Ablam arıyordu, gelmiş olması gerekiyor. Telefonu açıp güler yüzle "Günaydın abla geldin mi?"
"Günaydın evet geldim."
"5 dakikaya havaalanındayım."
"Tamam bekliyorum."
Hızla arabama binip havaalanına sürdüm. Neyseki uzak değildi, kendi aracımızla 3 dakika bile sürmezdi. Ablamı gerçekten çok özlemiştim. Havaalanına varınca ablamı aradım, olduğu yeri tarif edince oraya sürdüm. Ablam her zamanki gibi çok şık olmuştu. Hemen arabadan inip koşarak ona sarıldım. O da bana aynı heyecanla sarıldı. Şakasına sırtıma vurup "nasıl gidiyor şehzade?" Dedi. Gülümseyip "iyi gidiyor kralım, ya sizin?" Deyince o da gülümsemiş ve "harika." Diye karşılamıştı.
Eşyalarını arabanın bagajina yerleştirdim ve simsiyah bir zarf dikkatimi çekti. Ablama çaktırmadan zarfı aldım ve cebime tıkıştırdım. Bunun icinde her ne yazıyorsa da keyfimi kaçırmazdı. Birazdan ablamı eve bırakıp kendim planlarımı uygulamaya başlayacaktım.
Ablamla birlikte eve geldik, ablam geceden beri uyumadığını ve duş alıp biraz kestireceğini söyledi, tabi benim işime gelir. Hemen ona duşu hazırladım ve işlerim olduğunu söyleyerek evden çıktım..
sanırım bu karar ciddi bir geri dönüş olacak. Kesin bildiğim bir şey var; ya Aren ölecek ya da ben. Bunun için önce Aras'a gitmeliyim. Aren hangi delikte bilmiyordum, bunu mutlaka öğrenmem gerekiyor. Arabamı karakola doğru sürdüm, direksiyon başında aklıma siyah zarf geldi. Galiba Aras'ın yanında bunu açmam daha doğru olur, diye düşündüm.
Arabamı karakolun yakınlarına park ettikten sonra karakola girdim. Buğra komiseri buldum ve çakma Aren ile konuşmak istediğimi söyledim. Buğra komiser aynı şekilde beni hücreye götürüp kendisi oradan çıktı.
Aras beni görünce ayağa kalktı gülümseyip "hoş geldin." Dedi. Kardeşinin dedikleri aklıma geldi, Galiba cidden beni seviyordu. Bende gülümseyerek "hoş buldum." Dedim.
"Aras senden bir şey istemeye geldim."
"Dinliyorum."
"Ben Aren'i nereden bulabilirim..?"
"Hazel sen saçmalıyorsun, katilinin ayağına mı gitmek istiyorsun.?"
Şu tabiri bana karşı kullandığı için onu bile öldürebilirim. Bu denli egosu ve özsaygısı yüksek birine bu ithamda bulunacak kadar aptal olamazdı. Dediklerini hiç takmadan sorumu tekrarladım.
"Aren nerde?"
"Hazel sen iyi misin, sana dediğimi yaptın mı?"
"Evet Aras hadi bana Aren'in yerini söyle."
"Hazel rica ediyorum beni di-"
Konuşmasına izin vermeden araya girdim, tabi sesimi de biraz yükselterek.
"Söyler misin artık?"
Farkında olmadan bi tık fazla yükseldiğini farkettim. Geri çekilip duvarın dibindeki uzun ince banka oturdu. Kollarını göğsünde birleştirip bana baktı.
"Söylemeyecek misin?" dedim.
Cevap vermedi sadece baktı. O esnada siyah zarfı cebimden çıkardım ve sessizce okumaya başladım.
'Bana ulaşmak için Aras'a gitmene gerek yok, benimle yüzleşmek istemen yeterli. Gerisi bende..'
Aras kollarını çözüp gözlerime baktı. Sanki zarfı okumuş gibi
"Aren sana bir nefes kadar yakın.." dedi.
// buraya kadar okuduysan beğenmeden geçme ayıp olur..
Bölüm etkileşimi
