Zehirli ilaç kitap kapağı

3. bölüm / 13

Zehirli ilaç

"Derhal oradan çıkmalısın."

Vaveyla Yazarı: Ceylan Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: "Derhal oradan çıkmalısın."

"Sahra, bu adamı bir yerde gördüğünü ama tam hatırlamadığım söyle ve bu kızın nesi oluyor öğren."

Kısık sesle söylemiştim, Sahra başını aşağı yukarı sallayarak kapıdan çıktı. Telefonu teslim etmesini beklerken tekrar içimi derin bir sızı bastı. Sahra kapıdan içeri girerken gözlerine kilitlenip söylemesini bekledim. Sahra sessiz bir şekilde tek seferde konuştu.

"Abisiymiş..."

...

Güneş nihayet doğmuş ve çok iğrenç bir günü daha geride bırakmıştım. Çok garip bir gündü, garip ama acımasız. Önce sevdiğim adamın kurşunlarına kurban oldum ardından biricik kardeşi yaramı tedavi etmek için yanıma geldi. Her şey çok garip ilerliyordu sanki bir simülasyon içerisindeydim Sahra sabah erken saatlerde gitmişti bense tek başıma şu an ne yapacağıma dahi Karar verememiş etrafa bakıyordum Artık her şey sadece bir sırdan ibaretti kime güvenmem konusunda Çok iyi düşünmem gerekiyordu saat 8'e ok atmış ben ise hâlâ yatağımda bunları düşünüyordum. Tam düşüncelere dalmışken kapının sert vurulması ile kendime geldim. Kafamı çevirip kapıya baktım, 'bu saatte gelen kim olabilirdi ki.' diye düşündüm. Kapı olduğundan daha sert vuruluyordu. Sahra'nın evde olmaması bir nevi güvende hissetmememi sağlıyordu. Kapıya yanaşıp dürbünden baktım. Biraz duraksayıp iki adım geri çekildim, ellerim titremeye başlamış ve vücudum adeta taşa dönüşmüştü. Bu nasıl bir kısır döngü? Neden böyle bir simülasyonda olmak zorundayım? Aras şu an kapıda ve yerli yersiz dürbüne bakıp duruyordu. Acaba beni görüyor muydu, diye düşünmeden edemiyordum. Titreyen ellerimi kapının koluna atıp kapının arkasına yaslanmıştım. Dün gece kıyasıya ölüm savaşı verdiğim adamla aramızda şu an sadece bir kapı vardı. Biraz durdum ardından derin bir nefes alarak konuşmaya karar verdim.

"Ne var ne istiyorsun? Evimi buldun kardeşin sağ olsun." Dedim ve ardından onun cevabını bekledim. Biraz durdu elini kapıya yaslamış içten ama sert bir sesle konuşuyordu.

" Hazal, dinle beni biraz konuşalım. Söz veriyorum sana her şeyi anlatacağım kapıyı açar mısın? Ben, kardeşim, daha önce yaşadıkların ve dahası... her şeyin mantıklı bir açıklaması var, sadece biraz konuşalım kapıyı açar mısın lütfen?"

Biraz tereddüte düşmüştüm fakat olup bitenleri en ince ayrıntısına kadar öğrenmek en büyük hakkım diye düşündüm. Beni öldürmeye çalışan adam şu an kapımda ve bana olanları en ince ayrıntısına kadar anlatacağını söylüyor neden dinlemek istemeyeyim, belki mantıklı bir açıklaması vardır bana bakan girdap gözlerin farklı bakacağını düşünmüyorum. Kapıyı aralayıp önce baştan aşağı süzmeyi tercih ettim. Biraz garip duruyordu tedirgin ama bir yandan da reddedeceğimden dolayı korkuyormuş gibiydi. Biraz durdu ve kısık ses tonuyla 'lütfen' dedi. Duraksadım ve kapıyı ardına kadar açtım. Kenara çekilip içeri geçmesini işaret ettim. Her türlü riske karşı kapının arkasında duran silahı yanıma aldım. Yavaş adımlarla ilerleyerek karşısına oturdum. Silahı elimle sımsıkı sarıp pür dikkat onu dinlemeye başladım derin bir iç çekti, sanki söylemek istemiyor ama söylemek zorunda gibiydi. Biraz durdu ardından beni baştan aşağı süzdü. En sonunda gözlerini gözlerime dikip konuşmaya başladı.

"Bak Hazel, sana en başından neler olduğunu anlatacağım. Şimdiye kadar beklettiğim için özür dilerim, lütfen beni suçlama.. Bunu sana söylemek gerçekten çok zor bir karardı. Sana güvenip sana bunları anlatacağım, umarım yanımda olup bana destek çıkarsın. Öncelikle olayın başlangıcından alayım; sahil kenarında sen bayıldın ve ben de o telaşla seni kucaklayıp hastaneye götürme eğilimdeydim. Lakin bu pek de mümkün olmadı Çünkü bana tıpatıp benzeyen bir ikizim var. İsmi Aren, büyük ihtimalle bahsettiğin olaylarla Onun bir alakası var. Hemen Sana yaşadığın olayları özetleyeyim. Seni tam hastaneye götürecekken Aren bizi bastı, hedefi Seni öldürmek olan ikizim seni benim yanımda bir de baygın bir şekilde görünce silahını çıkardı. Lakin ben seni saklayarak korumaya çalıştım. Bir şekilde seni kurtarıp kendi evime götürdüm. Burada Aren de benimle yaşıyordu fakat evde olduğundan haberim yoktu. O gün Aren ile başka bir şehre gitme planımız vardı ama son anda iptal oldu. Aren tek gitmeye karar verdi, ben de tek yaşamaya alışık olmadığım için senin benimle kalman için davet ettim. Ardından Arenden acil bir telefon geldi ve beni bir adrese çağırıyordu. Ben de o sebeple çıktım işte. Beni biraz oyalamıştı, kendisi de gelmemişti. açıkçası ben de o kadar bekleyip ona ulaşamadığımda merak ettim. Eve döndüğümde seni yerde baygın bir şekilde gördüm kanlar içinde yatıyordun. Nabzını kontrol edip yaşadığını anladığımda çok sevinmiştim hemen müdahale etmeye kalkıştım. Üstelik kesinlikle benim Aren'den haberim yoktu. Apar topar seni bildiğim bir mekana getirdim, burada seni yatağa yatırdım fakat Aren hızlı davranıp seni yatağa bağlamıştı, ardından silahını çıkarmış ve sana doğrultmuştu. Son anda içeri girip onu dışarı atmayı başarmıştım. Duyduğun silah sesi de buydu işte. Korkması için havaya ateş ettim. Öyle işte o olay bu şekilde.. merak ettiğin ikinci olaya gelelim; sen benim yanımdayken yani uyandığın evde ikimiz bulunurken Aren sizin şirketin toplantısına katılmış görüntülerden haberin var mı bilmiyorum ama o ben değilim. Aren seni psikolojik olarak yakmak için en değerlini -babanın şirketini- almak üzere çalışıyor. Hisselerin bir kısmını kaybettiğini öğrendiğinde de hayli sevinmiş olsa gerek ki bunun üstüne dün gece yaşadıklarınız.. evet.. şey bilmiyormuş gibi davranmak istemiyorum. Her şeyden haberim var, kardeşim anlattı. Hatta onu buraya ben gönderdim, seni iyileştirmesi için. Elimden sadece bu geliyordu. Aren senin için beni de tehdit sayıyor bunu sana anlatarak çok büyük bir riski göze alıyorum. Aren'in gözü dönmüş, alkolik narkotik ve daha birçok şeye sahip. Pis işlerde sürekli parmağı olan biri ama ben asla öyle biri değilim. Dış görünüşümüz fazlasıyla benzediği için insanlar ikimiz arasında ayrım yapmakta hayli zorlanıyorlar. Insanların bana güvenini kullanarak benim kılığımda başkalarına zarar verme eğiliminde olduğu için sevdiklerimi bu konuda uyarmak zorunda hissediyorum. Şimdilik sana anlatabileceğim şeyler bunlarla sınırlı, zaten zamanla her şeyi kendin öğrenebileceksin buna inanıyorum. Sadece yanımda dur, ben senin yanında durayım. Aren zaten bu diyalogdan sonra ikimizi kendine düşman belleyecektir. Çok sinsi biri, bu diyalogdan mutlaka haberi olur ve sen şayet bana güveniyorsan eğer ikimiz bir olabiliriz. Lakin güvenmiyorsan yine de sen bilirsin seni bu konuda darlayamam."

Dediklerine çok şaşırmış bir şekilde pür dikkat onu izliyordum, izlemekle kalmıyor dediklerini birer birer beynime kazıyordum. Bunları Aras'ın yapmayacağına zaten inanıyordum da böyle trajik bir olay beklemiyordum açıkçası. Her şey çelişki içindeydi ve bu açıklamayla bazı tahtalar yerine otursa da hala biraz eksik vardı. Sanırım Aras'ın dediği gibi bazı parçaları kendim tamamlamam gerekecek. 'Gerekirse tek başıma savaşırdım ya da Aras ile birlikte savaşır olaydan sağ salim çıkarım.' diye düşündüm. Sanırım bu konuda mantıklı davranmak gerekirse tek başıma iki kişiyle mücadele etmektense iki kişi ile tek kişiye karşı mücadele ederim daha iyi.

Aras'ı onaylar biçimde kafamı aşağı yukarı salladım. Yüzünde ufak bir tebessüm belirdi O da bunu istiyordu Aren ile arası iyi olmasa gerek ki beni koruyordu. kısık bir sesle "Teşekkür ederim." dedikten sonra bana bir kağıt uzattı. Eliyle sus işareti yaparak sadece kağıdı okumam için kağıdı gözleriyle işaret etti. Bir süre kağıdı, ardından kendisini süzdükten sonra okumaya başladım.

"Bak Hazel sana dille söyleyemeyeceğim bazı gerçekler var şu an Aren'in bu diyalogdan haberi var ve her şeye şahit. Çünkü üzerimde GPS ve ses kayıt cihazı bulunmakta. İkizime başkaldırdığım İlk zamanlar üzerime yerleştirmiş ve ne kadar çabalasam da bunları üzerinden çıkaramamıştım Aren daimi olarak beni izleyip dinlemekte. Bu nedenle her şeyden haberdar, sana benim adıma yaklaşmaması için küçük bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Eğer sana yaklaşan ben isem belirlediğimiz bir cümleyi söyleyebilirim varsa bir fikrin kağıda yazar mısın?"

Komidinin üzerinde yer alan kalemi alıp kağıdın üzerine kısaca 'zehirli ilaç' yazı vermiştim. Neden bilmiyorum ama aklıma gelen ilk şey buydu uzun süredir bana eşlik eden bir tümce olduğundan bunu kullanmasını istemiştim. Kağıdı tekrar ona uzattım ve tepkisini izledim cümleyi gördükten sonra bana bakıp gülümsemiş ve kafasıyla onaylamıştı ardından vedalaşmak için ayağa kalkmıştı. Dışarı doğru yürümeye başlamıştı ve kapıdan çıkmadan, arkası dönük bir şekilde konuşmuştu.

"Dikkat et Hazel, Aren sandığımızdan çok daha zeki; seni kaybetmek istemem."

Dışarı çıkıp hızla uzaklaşmıştı. Dedikleri kafamı çok karıştırıyordu, ne kadar tahtalar yerine oturmuş ise de dikkatli olmalıydım. Biraz etrafa bakınırken söylediği bir cümle aklıma takıldı. Üzerinde ses kayıt cihazı ve GPS bulunduğunu söyledi. Eğer öyle ise Aren şu an benim evimin nerede olduğunu biliyor demekti. Eğer bu gerçek ise çok büyük tehlike içindeydim. Aras buraya gelerek iyi bir seçim yapmamış herhalde ve garip olan şu ki hala numarası yok ve hiçbir şekilde ona ulaşamıyorum. Muhabbet esnasında asla aklıma gelmiyor. O bana istediği zaman ulaşabiliyorken ben ona istediğim zaman ulaşamıyorum. Tıpkı bir hayalet gibi.. Sanırım artık maceraya atılmanın tam zamanıydı. Biraz dedektifcilik oynayacaktık, bence oldukça eğlenceli olacak. Aras'ın anlattıkları bana biraz hırs katmıştı. Büyük bir sır ve bilmece ile karşı karşıyaydık. Aren ve Arası birbirinden ayırt edip iyilik ve kötülüğü tüm saflığı ile ayrıştıracaktım. Kulağa oldukça eğlenceli geliyordu. Ablam şirket konusunda bana yardımcı olurken bir yandan ben de bulmaca çözmeyi hedefliyordum eğer Aren'in tek sorunu ben olsaydım bunu uzun zaman önce halletmiş olurdu ve eğer şirketimde gözü var ise bu sadece benim canımı yakmak için olamazdı. Mantıklı düşününce babamın rakip şirketlerinden biri ile bir bağı olmalı, diye düşündüm. Parçalar yavaş yavaş yerine oturuyordu. Bu bilmece acaba beni babamın katiline de ulaştırabilecek mi? Aren'in babamın ölümünde herhangi bir parmak izi var mıdır? diye düşünmeden edemiyordum. Kafamda deli sorular dolanırken saatin epey geç olduğunu fark ettim telefonumu genelde sessizde kullandığım için aramaları duymamıştım. Sahra'dan on sekiz cevapsız arama ve iki mesaj vardı.

"Hazel şirketin hisseleri garip bir şekilde sürekli düşüşte, bir göz atsan iyi olur." mesajını gördükten sonra Aren'in tek hedefinin ben olmadığıma kesin net kanaat getirdim. Artık iki büyük amacım var; Birincisi babamın katilini bulmak, ikincisi şirket hisselerini düşürmeden Aren olayını en ince ayrıntısına kadar çözmek.

Üzerimi değiştirdikten sonra hafif bir koku sıkarak evden çıktım. Garaja inip arabamı aldıktan sonra doğruca şirkete doğru ilerledim. Şirkete vardığımda ise Sahra kalın bir dosya ile yanıma geldi. Nasıl olduğumu sorduğunda "her şey yolunda merak etme." Diyerek geçiştirdim. Şirketin bir çok raporu, gelir-gider ve ödemelerin bulunduğu dosyada durumlar pek iç açıcı değildi. Birçok ödemenin aksamış olduğu bilgisi apaçık ortadaydı fakat nasıl mümkün olabilirdi. Talimat üzerine ödemelerin otomatik gerçekleşmesi gerekiyor. Raporu incelerken Sahra'ya teşekkür edip çıkabileceğini söyledim. Yalnız kafayla bu sorunu tek başıma çözebileceğime inanıyordum. Bir süredir bu işi yakından takip ediyorum. Hemen her bilgiye sahibim ve şirketin kendi sitesindeki yazı yorum ve beğenilere göz atmaya karar verdim. Tam tahmin ettiğim gibi şirketin sitesinde garip bir yazı yayınlanmıştı ve bu tamamen şirketin aleyhine etki edecek bir yazıydı. Lakin bu yazıyı yazma yetkisine sahip olan tek kişi benim fakat ben yazmadım. Bu yazı buraya neden ve nasıl yüklenmiş olabilir, diye düşündüm. Gayet soğukkanlı bir şekilde olaya gözlemci bakış açısıyla bakarak yorumlamaya çalıştım. Aren eğer şirkete girmeyi başarmış ise bunuda çok rahat başarabileceğini düşündüm acaba bir dedektiften çok hacker olabilir miydi bu beyefendi? Şirketin bu karmaşık yazılımını hecklemişse zorlu bir mücadele olacaktı benim için.

...

Saat epey geç olmuştu, birçok şirket ödemesini kendi hesaplarımdan yaparak bir kısmını kapatmaya çalıştım. Çok olmasa da biraz eksikler vardı hâlâ. 'Onlar da zamanla hallolur' diye düşündüm. Tek elimle bilgisayarı kapattıktan sonra koltukta geriye yaslandım, tüm bu olanları hızlıca düşünüp tek seferde kenara atmayı hedefledim. Gözlerimi sıkı bir şekilde yumarak birkaç saniye öylece bekledim, ardından gözlerimi açarak huzurlu bir iç çektim. Biraz rahatlamıştım, sanki üzerimden koca bir yük kalkmış gibiydi. En azından şimdilik kendimi böyle avutabilirdim sanırım. Eşyalarımı toparlayıp çantama yerleştirdikten sonra telefonumdan saate bakacakken garip bir mesaja denk geldim. İsimsiz bir kullanıcıya ait olan mesaja tıkladım.

"Derhal oradan çıkmalısın Hazel. Oturduğun masanın üçüncü çekmecesinde saatli bir bomba var. Umarım mesajı erken görürsün. (zehirli ilaç) "

mesaj Aras'tan gelmişti. biraz tedirgin olup üçüncü çekmeceyi açtım. Gerçekten dediği gibi saatli bir bomba vardı ve neredeyse elli saniyeden az bir zamanım kalmıştı.

Şu an gerçekten neyi düşünmem gerektiğini tam olarak kestiremiyordum. Acaba şirketten çıkıp canımı mı kurtarmalıydım, yoksa şirkette kalıp maziye mi karışmalıydım? Yapacağım bu seçim hayatımın dönüm noktası olacaktı. Ya hedefimden vazgeçip telef olacaktım ya da burada kalıp tarih olacaktım. 'Şu an babam bu durumda olsa ne yapardı.' diye düşündüm. Ve evet sanırım şirketi için canını ortaya koyabilecek bir kapasitedeydi. Ben o kadar yapabilecek sadakata sahip miydim, şu an ona kesin kanaat getirecektim. adımlarım gerisin geriye hiçbir şekilde hareket etmemişti, tek odak noktam geriye doğru sayan aptal bir kronometreydi. Zaman ilerliyordu ve benim derhal bir seçim yapmam gerekiyordu.

Son yirmi üç saniye kalmış ve şakaklarımdan buz gibi terler akmaya başlamıştı. Ne yapacağım konusunda hiçbir fikir sahibi olmamam beni daha çok telaşlandırıyordu. Ölüm bu kadar yakınımda iken bile şirketi düşünebilmem aslında birçok başarıyı elde edebildiğimin kanıtıdır. Bunu düşünerek kendime olan güvenimi ikiye katladım. Şimdi tek temennim ileride "kuru nefes için hayallerinden vazgeçti." dedirtmemekti ve bunun için ya ölecektim ya da bu bombayı yok edecektim.

Herhangi bir karara bağlanmadan süre akıyordu.. son on saniye kalmıştı. Belki de kaderimi kabullenip her şeye burada son vermeliydim, ya da tam şu an bombayı imha etmek için bir şeyler mi yapmalıydım? Bu trajik olan olaylar hayli yorucu olmaya başlamıştı. Süre akıyordu ve gözlerimi kronometreden bir an olsun çeviremiyordum. İki ihtimal vardı; ya ölümden korkmuyordum ya da kurtulacağıma emindim. Biraz düşününce sanırım son yaşadığım birkaç olaydan sonra defalarca ölümü tattığım için şu an herhangi bir korkum kalmamıştı sanırım.

Son kez kronometreye baktım, artık zaman iyice daralmıştı kronometrenin kırmızı soluk ışıklarını kontrol ederek içimden saymaya eşlik ettim.

" 5 - 4 - 3 - 2 - 1.."

// bu bölüm bu kadardı. Beğenmeyi unutmayın canlarım. Her Pazartesi yeni bölüm gelecektir, bilginize sunarım. Sonraki bölümde görüşmek dileğiyle..

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

367okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.