Zehirli ilaç kitap kapağı

13. bölüm / 13

Zehirli ilaç

"Kayıplara alışmalısın."

Vaveyla Yazarı: Ceylan Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: "Kayıplara alışmalısın."

Birlikte adamın yanına gittik, koku cidden dayanılmaz kötüydü. Adam o sırada cebinden eski, biraz yırtılmış bir fotoğraf çıkardı. Fotoğrafta ben babam ve ablam duruyorduk. Adam babamı gösterip gülümsedi. İşte o an beynime şimşek çakmış gibi hissettim. Fısıldar biçimde,

"Baba..." diyebildim.

...

Babama uzun uzun baktım. Bu harap haldeki adam, yıllardır öldüğünü sandığım babam mıydı? Gözlerimde yaşlarla onu yerden kaldırmaya çalıştım ama bedeni öyle zayıftı ki sanki biraz sert tutsam kırılacak gibiydi.

Zaman durmuş gibiydi, beynimde her zamanki ağrıdan fazla dozla vardı. Hayatım yeniden film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti. Yaşadığım onca garip duygu ve anlattığım sayısız travmaya bir yenisi daha eklendi. Babamı hiç bu kadar güçsüz ve savunmasız görmemiştim, her zaman benim idolümdü fakat şu an bu halde olması benim olan hayranlığıma bir saygısızlık niteliğindedir. Kendine gel Hazel, neden böyle düşünüyorum ki.. Ne diye bu kadar bencilce davranıyorum ki? Belki de yaşadığım hayal kırıklığıdır veya görmeyi hiç istemediğim bir sahneyi yaşıyordum şu an. Çok mu bencilce olur acaba, şu am babamın olmuş olması bu halde olmasından çok daha iyi olmaz mıydı. Her zaman su düşünceyi savunmuşumdur. 'Sefil bir hayattansa rezil bir ölüm.' Sanırım tam da bu yüzden..

Trol, babamın diğer kolunu omzuna aldı. “Bu adamı burada bırakmayız,” dedi sert bir sesle.

Başımı salladım. “Onu hemen hastaneye götürmeliyiz.”

Zorlukla yürüyerek arabaya kadar geldik. Trol motoru çalıştırırken ben babamı arka koltuğa yatırdım. Yüzü solgundu, dudakları çatlamıştı. Arada bir bana bakıp gülümsüyor ama hiç konuşmuyordu.

“Baba?” diye fısıldadım.

Gözleri doldu ama yine de bir şey söylemedi. Ne yaşadıysa, ne gördüyse, tüm kelimeleri susturmuştu içinde.

Trol, aynadan bana bir bakış attı. “Hazel, hastaneye vardığımızda dikkatli olmalıyız. Serhat hapse girdi ama adamları hâlâ dışarıda.”

Haklıydı. Ama şu an tek önceliğim babamı hayatta tutmaktı.

...

Hastane koridorları her zamanki gibi antiseptik kokuyordu. Babamı acile aldılar, doktorlar hemen başına toplandı. Birkaç dakika sonra uzun boylu, sert bakışlı bir adam yanımıza geldi. Beyaz önlüğünün cebinde ‘Dr. Tuğra Demir’ yazıyordu ama gözlerindeki ifade bana hiç yabancı gelmedi.

Trol de fark etmişti. “Bu adamı tanıyorum,” diye fısıldadı. “Serhat’ın sağ kolu.”

Yüzümü buruşturdum. “Bizi tanıdı mı?”

“Muhtemelen” diye cevap verdi. “Ama burada açık açık bir şey yapamaz.”

Doktor gözlerini kısıp bana baktı. “Bu adam senin neyin oluyor?”

Gözlerimi babama çevirdim. “Babam.”

Adam başını salladı. “Durumu ağır ama ilgileneceğiz. Endişelenmeyin.”

İçimde bir huzursuzluk vardı. Bu adama güvenmiyordum ama başka çaremiz de yoktu. Trol’le birlikte bekleme alanına geçtik. Zaman geçmek bilmedi.

Bir saat kadar sonra Dr. Tuğra tekrar yanımıza geldi. Suratında tekinsiz bir gülümseme vardı. “Babana serum ve ağrı kesici verdik. Ama bağışıklık sistemi çok zayıf, toparlaması zaman alacak.”

Derin bir nefes aldım. “Onu görebilir miyim?”

Doktor başını olumsuz anlamda salladı. "Şu an mümkün değil. Müdahalemizi tamamlamamız lazım. Ama endişelenmeyin, her şey kontrol altında."

Her şey kontrol altında… Kimin kontrolünde?

Ama beklemekten başka çarem yoktu. Trol ile koridorda beklerken içimdeki huzursuzluk büyüyordu. Doktorun tavırlarında bir gariplik vardı. Bir şeyler ters gidiyordu sanki. Kaşlarımı çattım ama başımı salladım. Saatler ilerlerken hastanede bir gariplik olduğunu hissediyordum. Hemşireler bana kaçamak bakışlar atıyordu, bazı doktorlar fısıldaşıyordu. Sanki burada olmamamız gerekiyormuş gibi bir hava vardı.

Ablam aradı o sırada, olanları anlatınca hangi duyguyu yaşayacağını şaşırdı. Haklıydı. Elden ne gelir ki? Sesi titremeye başlamıştı. Babamızı bulduğuma sevinmişti ama halini duyunce sevinci kursağında kaldı. Bu konuda da son derece haklıydı. Acaba Babam yaşadığı hayatı hakedecek ne yaptı. Serhat’ın da dediği gibi o tahmin edemeyeceğim bir insan olarak mı yaşamıştı? Yoksa bu da Serhat’ın boş laflarına sadece birkaçı mıydı? Bunu belki de yakında öğreneceğim ama şu an daha önemli detaylar var. Mesela Aren, Aras ve Serhat arasındaki bu gizli bağ nedir bir tek ev nasıl olur da birinin sığınağı ikisinin evi olabiliyordu. Burada birileri yalan söylüyordu. Ya da hepsi doğru ve Aras Aren ve Serhat birlikte hareket ediyorlardı. Bunun başka açıklaması olamazdı. İşin en kötüsü de nefretini bildiğim insanlar şu an kontrol altında ve hiç bilmediğim başka adamlar hâlâ dışarıda. Kimin iyi kimin kötü yaklaştığını anlamak bir hayli zor olacak.

Derken acil servis alarmı çaldı. Ruyadan uyanır gibi sicradim yerimden. Hemşireler telaşla koşturmaya başladı.

O anda anladım.

Ayağa fırladım. “Babamın odası!”

Trol de hızla peşimden geldi. Odaya vardığımızda doktorlar içerideydi. Kalp atış monitörü kesik kesik sinyaller veriyordu. Babam yatağın içinde kıvranıyordu, gözleri kocaman açılmıştı.

“Ne oluyor?!” diye bağırdım.

Dr. Tuğra yüzünü bana döndü. “Üzgünüm, Hazel. Vücudu tedaviye dayanamadı.”

“Yalan söylüyorsun!” diye bağırarak babama koştum. Elini tuttum ama parmakları soğumaya başlamıştı.

Gözlerim doldu. “Baba, sakın! Sakın gitme!”

Ama gözleri bulanıklaştı ve nefesi kesildi. Monitördeki çizgi düz hale geldi.

Babam ölmüştü...

Çığlık atmak istedim ama boğazım düğümlendi. Trol hızla doktorların yanına yürüdü ve yakalarından birini tuttu. “Ne yaptınız ona?!”

Dr. Tuğra gözlerini kaçırdı. “Elimizden geleni yaptık ama—”

Beynimde bir şimşek çaktı.

"NE YAPTIN SEN?!" diye bağırarak üzerine atıldım.

Tuğra hızla geri çekildi, yüzünde sahte bir üzüntü ifadesi vardı. "Özür dilerim… Ama çok zayıftı, vücudu dayanamadı."

Yalan!

Öfkemin önüne geçemedim. Odamdaki masa üzerinde duran bir cerrahi makası kaptım. "Sen… Onu öldürdün!"

Tuğra bir adım geri attı. "Delirdin mi? Kendine gel!"

Ama gözlerim kararmıştı. Trol bana yetişmeye çalıştı ama çok geçti. Makası tüm gücümle Tuğra'nın boynuna sapladım. Adam bir anda sendeledi, elleri boynuna gitti. Kan, beyaz önlüğünü hızla lekeliyordu. Ağzından boğuk bir ses çıktı, gözleri korkuyla açıldı.

Sadece izledim.

Sadece sustum.

Tuğra birkaç adım geriledi, duvara yaslanmaya çalıştı ama gücü tükendi ve yere yığıldı. Nefesi birkaç kez kesik kesik çıktı… ve sonra tamamen durdu.

Odaya sessizlik çöktü.

Trol yanımda ağır ağır nefes alıyordu. "Hazel…"

Elimdeki makası düşürdüm. Babama döndüm. Gözlerim doldu ama ağlamadım.

Babam ölmüştü.

Ve ben katil olmuştum.

Ben daha kendime gelemeden Trol makasi alıp elime bulaşan kanları sildi. Hastanede ayak sesleri yükseldi. Sanki tüm hastane şu an bu odaya akın ediyorlardı. İçeri giren başka bir doktor Tuğra'yı bu halde görünce çığlık atıp polisi aradı. Ben her şeye teslim olmuş şekilde senaryosunu bildiğim bir filmin fragmanına hazırlanırken Trol’ün amacı başkaydı.

Polis içeri girerken Trol kan bulaşmış olan elini kaldırarak makası yere bıraktı. Ben olanlara anlam veremeden Trol’ün ellerini kelepçelediler. Neden böyle bir şey yaptı ki, neden bana vicdan azabı çektiriyorlar? Aras ve Trol şu an benim yüzümden hapisteler ve ben yine tek kalmıştım. Sanırım yeni bir yol haritası çizmenin zamanı gelmişti. Trol’ü götürürlerken babamın yanına çöktüm. Kısık sesle birkaç söz verdim ona.

'Senin hakkında ne söylerlerse söylesinler sen her zaman babam olacaksın.'

'Söz veriyorum sen ve Sahra'nın kanı yerde kalmayacak şimdilik hoşçakal.'

Gözyaşlarıma engel olamadım ve ağlaya ağlaya örtüyü babamın suratına çektim. Doktorlar beni odadan çıkardılar. O an aklıma Serhat’ın sözü geldi.

'Bu oyunda oynuyorsan kayıplara alışmalısın.'

Sanırım hepimiz kayıplara alışmalıyız, o da en yakın adamını kaybetti. Sanırım ölümcül bir oyunun içerisindeyiz ve oyun ne kadar büyükse polisler sadece bir piyon niteliğinde. Asıl olay kötü insanlarda bitiyor..

//zavallı Hazel’im. Bir sonraki bölümde görüşürüz. Begenmeyi unutmayın..

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

347okunma 1beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.