10. bölüm · YASEMİN

9.Ne Olacaktı?

Parla Deniz Kandemir

Mahkeme, mahkeme ve mahkeme. Ben ve Müvekkil'im
. Adliye'nin hemen önünde, duruşma saatini bekliyorduk. "Mafya Yağız Aksoy ve Savcısı Yasemin Gece Alaz!" Diye çağırıldık. İçeriye girdiğimde gözüme ilk giren babam ve yanındaki Meriç, seyircilere baktığımda Seren,Aziz,Hilal,Doğukan,Kaan,Deren ve Arda. Gülümsedim. Sandalyeye oturdum. Rahattım çünkü bu sonuçu her türlü kazanacağız. "Sayın Hâkim izniniz tarafından," dedi Serkan, "Söz hakkı sizindir," dedi Meryem. "Öncelikle Müvekkil'imin anlattığı gibi, arkadaşının dilini kestiler üstelik benimde bacağımı. Durduk yere sorumsuz saçma bir şekilde yapması asıl idama karşı." Dediğinde güldüm. Bakışlar bana yöneldi. "İtiraz ediyorum çünkü, bir kıza tecavüz eden ve bir kadına hakaret eden bir kişinin dilini kesti yapmasında haklıydı çünkü müvekkil'im kadınları koruyan birisidir. Üstelik bir babanın kızına şiddet göstermesi de bir suçtur. Sigarayla yakmak mesela?" Dedim. "Korkuyorsun çünkü, idam edilmek istemiyorsun değil mi Serkan?" Dedim. Yağız güldü. Ellerimi masaya yasladım. "Ama maalesef müvekkil'im, işlediği tüm cinayetleri, bir sorunla yapmıştır." Dedim ve noktayı koydum. "Noldu? Sustunuz kaldınız?" Dedim, "Gereği düşünülmüştür," dedi Hâkim, "Yalan iftiralar ve suçlar yüzünden Meriç Alayın, 12 yıl hapis cezası ve Savcı Serkan Alaz'ın dosyası kapatılmıştır..." Dediğinde ben "Artık soy adım Alaz ama sen diye değil, Alaz olduğu için Alaz artık Yasemin Gece Alaz Aksoy." Diyerek Yağızla birlikte çıktım. Arkamdan ne söylediklerini tahmin ediyordum umrumda değildi. "Yaptın gene Savcılığını," dedi Arda. Beraber evin yolunu tuttuk. Trafikteyken "Mezara gidelim," dedim Yağız bana baktı, "Abim ve Ablamın mezarına,
" dedim. Tüm herkes mezara yol aldık. Mezara gittiğim gibi ikisinin mezarına gittim.

ALAZ AİLESİ

Oğuz Alaz
D.T:03/07/1996
Ö.T:07/10/2013

Minel Alaz
D.T:25/08/1998
Ö.T:24/02/2021

İkisininde ortasına oturdum. Sonra da yaptığım gibi, ellerimle topraklarını sevdim. "Biliyor musunuz?" Dedim burnumu çekerek. "Bugün bir davayı daha kazandım ve, size bu haksızlıkları yapan insanın arkadaşını ise hapise attırdım," dedim gözümden yaş akarken, diğerleri beni dinliyordu biliyordum. Arda yanima gelip oturdu. "Özür dilerim Oğuz ama sözümü tutamadım," dedi. "Abi, Abla" dedim gökyüzüne baktım. "Babamın savcılık dosyasını kapattırdım." Dedim gülümseyerek. Sonrada kalktım. "Gidelim mi? Yarin tekrar geleceğim." Dedim. Arabaya yol aldım. Eve girdiğimizde kulaklarımız çocuk sesleriyle doldu. Melodi koşarak üstüme atladı. "Hop yavaş! Yine ne yaptınız acaba!" Diyerek salona döndüm. Leyla ve Araz ana kucağında uyumuş, Yağmur ve Ada sehpanın üzerinde resim çiziyorlar. Melodi kucağımdan inip bana resim çizdiği kağıdı getirdi. Hepimizi çizmişti. Üstümüze isimlerimizi de yazmıştı. Gülümsedim. Resmi daha çok incelediğim de havada 2 melek olduğunu gördüm. Gülüşüm hafif solmuştu. Gözümden akan yaşı elimin tersiyle sildim. "Tamam, hadi biraz duygumuzu atalım, biraz eski Yasemin'e ve eski bize dönelim?" Dedi Deren ellerini birbirine çarparak. Onlar film, cips, kola falan filan seçerken, ben resmi tabloya koyup duvara astım. Geri yanlarına geldiğim de filmin 'Fall
' olduğunu gördüm. "Çocukları odaya mı yollasak? Yağmur zaten kandan korkuyor.." dedim, Aziz Leyla ve Araz'ı sonra çocukları odaya yolladı. Leyla ve Araz'ı yatırıp geldi. Yağız kapıyı kapattı, ışıkları da kapattı. Diğerleri koltuklara yayılırken biz Yağız,Ben,Seren,Aziz,Doğukan, Hilal olarak oturmuştuk. Filmi güzelce izliyorduk. Ama aklımdan sorunlar çıkmıyordu, "Bundan sonra ne olacaktı?
" Diye fısıldadım sessizce, "Efendim Güzelim?" Dedi Yağız, "Ha sana demedim." Dedim gülümseyerek ve başımı omzuna eğdim. Sıra kimdeydi? Hiç mi mutlu olamayacağız.
"Iyyy" dedi Hilal, "Midem bulandı ben kusmaya gidiyorum," dedi Deren, "Arkadaşa bak amına koyduğum" dedi Doğukan. Tam yarım saatin sonunda dizi sona erdi. "Ay o neydi be!" Dedim ayağa kalkıp ışığı açtığım da Melodi'nin bağırmasını duydum, "YAĞMUR ABLA'NIN ATEŞİ VAR!" Diye bağırdı, tüm herkes odaya doldu. "Tamam, ılık bir duşa sokalım inmezse de hastaneye götürürüz," deyip Yağmur'u banyoya götürdüm, üstünü soydum duşa soktum. Vücuduna ılık su değdiği gibi kusmaya başladı. "AMBULANS!" Diye bağırdım. Yağmur'un üstünü giydirdim, odaya götürürken bayıla kaldı. Ambulans gelince kucağımdaki Yağmur'un alınmasıyla yere çökmem bir oldu. Yağız, ambulansın arkasından arabayla gitti. Çaresizdim, daha başımıza ne gelirdi ki? Seren kolumdan tutup arabaya bindirdi.

Hastanenin önünde buldum kendimi, Yağız ameliyathane'nin önünde volta atıp duruyordu. Ellerim saçlarıma gitti Ada ve Melodi ise evdelerdi. "Başımıza daha ne gelecek!" Dedi Yağız ağlamaların arasında. Doktor çıktı herkes başına toplandı. "Kızınızın durumu iyi ama..." Dediğinde elim kalbime gitti. "Ama ne?" Dedi Seren. "Beyninde tümör
var..." Dedi. Beynimde yankılandı sesi. "Ne?" Dedi Yağız. Başım dönüyordu. Seren'e tutunup bayılmam bir olmuştu.

Odadaydım, halsizdim yanımda Hilal vardı, "diğerleri nerede?" Dedim, "Yağız Yağmur'un yanında diğerleri doktorla konuşuyor" dediğinde elim kalbime gitti. "Tümör.." dedim "Kötü huylu mu? İyi huylu mu?" Dediğimde kalbimin yavaşladığını hissettim. "İyi huyluymuş ameliyat gününü belirliyorlar," dedi Hilal. "Ameliyat günü belirlendi 21/04/2021" dedi Kaan içeri girerek. Yine hep birlikte eve yol almıştık. Yağmur eve gittiği gibi uyumuştu. Biz yine salonda toplanmış bir şeyler düşünüyorduk ve benim düşüncelerimin hepsi bir telefon sesiyle sona erdi. Telefon numarası Almanya'ya aitti. Kaşlarımı çattım telefonu açıp kulağıma koydum, "Buyrun Ben Savcı Gece Alaz," dedim "Merhaba Savcı, ben birini şikayet etmek üzere ve konuyu anlatmak üzere aramıştım," dedi nefes nefeseydi. "Türkiye'deyseniz ofisime gidelim," dedim "Almanya'dayım, 2 gün sonra Türkiye'ye geleceğim." Dedi "Tamam o zaman 2 gün sonra görüşelim, isminiz ve soyadınızı alabilir miyim?" Dedim elime kağıt kalem alarak, "Almira," dedi, kağıda Almira yazdım, "Aksoy." Dedi ve telefon kapandı. Geri aradığımda, telefon açılmadı. Almira'nın yanına Aksoy yazdım. Altına da 24/02/2021 yazdım. "Kimmiş?" Dedi Arda, "Eğer arayan herkesi sorcaksan al telefonum senin olsun? Ne dersin?" Dedim "Merak etmekte suç olmuş" dediğin de defterle telefonumu sehpaya bıraktım, "Bi kız işte, şikayet etmek için aramış bende konuşmak için 2 gün sonraya aldım," dediğimde Doğukan kaşları çatılı defteri eline aldı, sonra da gözleri fal taşı gibi açıldı. "Almira..." Dedi ve "Aksoy mu?" Dedi Yağız eline defteri aldığı gibi bana baktı, "Tekrar ara şu numarayı!" Dedi Sertçe, telefonu elime alıp numarayı aradım, "Buyrun?" Dedi Almira, "Almiracım? Almanya nasıl güzel mi?" Dedi Yağız söze atlayarak, "Abi?" Dedi "Bak konuyu hiç bilmiyorsun anlatamıyorum diyorum sana bak 2 gün sonra geleceğim," dediğinde Yağız, "Şuan gelmen bile çok güzel olur, Kardeşimiz kanser," dedi "Ne?" Dedi Almira. "Ben geliyorum arabaya atlayıp hemen geliyorum." Almira seslerden anladığım kadarıyla çantalarını alıp çıktı. Telefonu kapattı. "Almanya'ya kaçmak kolay tabii!" Diye söylendi Yağız sinirle. "Konuyla alakasız da aramızda İngilizcesi güzel olan var mı?" Dedi Doğukan, "Is it possible? Of course there is.(Olmaz olur mu? Tabi var.)" Dedim "Wow, you know(Vay, Biliyormuşsun)" dedi Doğukan, "Bakın bana ingilizce konuşturmayın tüm günü ingilizce yaptırmayın bana okay?" Dedi Seren, tüm herkes kahkaha attı.

"Haydi bu kadar tantana yeter dava çözelim biraz," dedi Liana elinde dava çözme oyunuyla. "Ama hemen buluruz ki.." dedim. "Bulmamaya çalış sende!" Dedi Kaan. Davayı açıp konuyu anlamaya çalıştım. "Şimdi,bu kız saat 09;20'de okulda oluyor, okul çıkışı ise 16;40, ama okuldan çıkmıyor ve diğer erko 18:32'de okuldan ayrılıyor" dedim. "Şimdi, Deren sen ifadeleri oku, Aziz sen darp raporlarını çöz, Yağız sen katili düşün diğerleri de..." Dedim, "Seren sen, öğrencilerin ve öğretmenlerin banka ve alışveriş şeylerine bak ııı Siz diğerlerinizde arama konuşma şeylerine bakın" dedim, herkes verdiğim görevleri yaparken, ben olayı iki üç kere okuyordum.

Yarım saatin sonunda "Bu piç niye balta almış lan hayırdır?" Dedi Seren, "BULDUM ALLAH BELAMI VERMESİN Kİ BULDUM!" Dedi Deren "Bence Katil Fırat Hoca" dedi Yağız, "Amına koyduğumun şerefsizi!" Diye Söylendi Deren. "Gece oldu haydi yatağa!" Diye söylendim esnerken. Hepimiz yatağa yattık. Sakince hemde.

2 Ay Sonra...

Her şey bir su gibi akıp geçti ve biz kendimizi ameliyathanede bulduk. Stresten hastanenin bir köşesinden diğer köşesine volta atıyordum. Diğerleri yine oturmuştu. Doğukan elleriyle oynuyordu, Seren şakaklarını okşuyordu. Yağız ameliyathane'nin önünde oturuyordu. Ellerim saçlarıma gitti. Saçlarımı karıştırdım. Doktor çıktı. Herkes ayaklandığın da kulaklarımda çınlayan o sesi duydum. "Maalesef..." O sözdü. O sözdü. "Maalesef ki Yağmur'u kaybettik." Yağız'ın bayıldığını gördüm. Gözümden akan bir yaş yere yığılmama neden oldu. Almira'nın sesini duydum. "Noldu? Kardeşim iyi mi? Noldu!" Dedi Almira endişeyle. "Maalesef.." dedi Doğukan. "Ne?" Dedi Almira. Nefes alamadığımı hissettim. 21 Nisan 2021. Nefesim daralıyor duvarlar üstüme geliyordu. Yağız odaya götürürken gördüm. Almira'yı da. "Seren.." dedim zorluklar arasında. "Söyle Yasemin söyle," dedi ağlamalarının arasında, "nefes alamıy..." Sözümü tamamlamadan nefesimin iyice kesildiğini, kalbimin atmadığını, nabzımın durduğunu hissettim. Durdu zaman. Sessizlik aldı etrafı. Yankı'nın sesi çınladı kulağımda "DOKTORRRR!"

~✵~

Nedendi mesela? Ne olacaktı? Bu halimiz ne olacaktı? Sonumuz neydi bizim? Düşündüm. Saatlerce düşündüm. Serumun damlamasını, cihazların sesini, herşeyi duymam bir kenara Yağız'ın ve Almira'nın çöküşünü düşünüyordum. Eskisi gibi olabilecek miydik? Eski Yasemin olabilecek miydim? Eski ben... İçimdeki çocuk sanki umutsuzdu artık. Ama ben Yasemin Gece Alaz'dım ve dediğimi yapardım ve ben ölmeyecektim.

Odadaydım. Evet odada bir hastane odası en nefret ettiğim yerdeydim. Ve bu hastaneye birdaha hiç kimse gelmeyecekti. Ben buna izin vermeyecektim. "Yağız ve Almira iyi mi?" Dedim "Kalp krizi geçirdin ve sen direkt onlari soruyorsun işte senin bu huyunu çok seviyorum," dedi Liana "İyiler mi?" Dedim tekrar. "Yağız sakinleştirici aldı Almira ise uyku," gözümden bir damla yaş düştü. "Almira uyandığında eve gideceğiz, sen iyisin değil mi?" Dedi Yusuf, "İyi olmaya çalışıyorum.." dedim sessizce. "Bak hepimiz zor günler geçirdik, seni de biliyorum, abini ablani kaybettin ama, Almira ve Yağız için tek önemli parçaydı Yağmur," dedi Yankı gözünden yaş akarken o zaman bir şey düşündüm, Yağmur değil de ben ölseydim?
İşte sonunda evdeydik. Hayatımızın başladığı noktaydı burası. Almira odasındaydı, Yağız ilaçlarla sakinleşmeye çalışıyordu. Hepimizi sessizlik kaplamıştı. Kendimi o kadar yorgun hissediyordum ki duşa girme ihtiyacı duydum. "Ben bir duşa gireyim," dedim fısıldayarak. Odamdaki banyonun yolunu tuttum. Aynanın önünde durdum. Saçlarımı saldığım da omzumun aşağısına geliyordu. Üstümdekileri çıkarıp kirli sepetine attım. Sonra da duşa girdim. Vücudum sımsıcak suyun altında eridi gitti. Saçlarımı köpürtürken hiç beklemediğim bir anda kapım açıldı, yüzüm köpük olduğu için kim geldi görmedim. Yavaş yavaş ilerledi. Duşa kabinin camını açıp kapattı.

Tek hamleyle beni belimden tutup duvara yasladı. Kulağıma eğildi, ''Hayatımdaki en önemli insanı kaybettim, evet bunu sakinleştiriciyle sindirmeye çalışıyorum ama seni gördükçe içim alevleniyor bırakta bu gece bizim olsun?
" Sert elleri kalçama indi. Elleri kalçamı sıkarken, dudakları boynuma değdi. Yüzüme vuran sımsıcak suyla gelen kişinin Yağız olduğunu anladım. Sert hareketleri benim alt dudağımı ısırmama neden oldu. Dudakları dudaklarımda buluşurken kollarımı boynuna sardım, parmak ucundaydım. Eli belimdeydi. Üst dudağı, dudaklarımın arasındaydı. Alt dudağımı emmeye başladı. "Hmm, çilek beğenirim," dedi. Dudakları yavaş yavaş boynumda dolandı, omzumda, göğsümde, her yerimde dolandı. Dudakları yavaş yavaş dudaklarımda buluşurken beni kendine çekti. Eli belimi sıkarken ben kendimi ona vermiştim bile. Serbestim.
Onun her hareketi daha sertleşiyordu.

Bu duşun hiç bitmesini istemezdim. Ama bitti ne yazık ki, sonsuza kadar onun olmak istiyordum. O benden önce çıkmıştı, odaya girdiğimde yatağa oturmuş bana bakıyordu. Ip ıslak saçları, yüzü her bir noktası. Öyle güzeldi ki. Yatağımın karşısındaki aynaya geçtim. Her duş çıkışı yaptığım gibi havluyu yere attım, Yağız'ın beni izlemesini bildiğim halde yaptım ve utanmıştım. Üstüme tüm takımları tuttum. "Ama hiç biri olmadı ki!" Dedim sıkıntıyla. "Beyazi giy," dedi Yağız. "Ne?" Dedim "Beyazı giy sana çok yakışıyor." Dediğinde, "Niye Beyaz da siyah değil?" Dedim. "Siyah mi giymek istiyorsun?" Dedi "Ama hepiniz siyahsınız!" Dedim, "Kızlara pek siyah denmez.." dedi fısıldıyarak, "Nasıl yani? Beyazda mı giyinen var?" Dedim şaşkınlıkla. "Yanii pek giyinen yok, Mesela Seren diyeyim Mavi giyinirdi, Deren Yeşil mesela, Liana açık pembeyi seven birisiydi de, hepimiz siyah siyah derken ohooo" dedi "Bence siyah gitmenize gerek yok, herkes istediği gibi giyinse, sadece özel durumlarda falan filan da siyah giyinebiliriz" dedim. Yağız düşünür gibi yaptı. "Hmm güzel fikir.." dedi, yanıma gelip kollarını belime sardı. Dudakları omzumdayken utanarak elimle yüzümü kapattım. "Utanıyor musunuz sen hmm?" Dedi gülerek. "Ya Yağız!" Dedim. Güldü. Son kez boynumu öpüp çıktı. Bende üstüme beyaz takımımı giydim. Saçlarımı tarayıp aşağı indim, içeriye girmeden konuşmaları duydum. "Bundan sonra, herkes istediği şeyleri giyiniyor sadece özel durumlarda siyah giyinceğiz," dedi Yağız, "İyi de Senedir Siyah giyiniyoruz 25 senedir siyah giyiniyoruz ne ani değişiklikler?" Dedi Kaan, "Öyle işte çok sıkıcı geldi." Dedi "Oh be! Sonunda yeşil giyinebileceğim!" Diye Söylendi Deren. Gülümsedim, sırf ben dediğim için değiştiriyordu. Ama herkesin hakkıdır istediklerini yapmak. Hapşırık tuttu ve hapşırmamak için ağzıma elimi kapattım. Küçük bir hapşırıktan sonra içeriye girdim. "Selaam ne konuşuyorsunuz bensiz?" Dedim duymamış gibi, "Yağız kıyafetleri değiştirdi herkes istediği gibi giyenecekmiş," dedi Kaan, "Hmm öyle mi?" Dedim Yağız'a bakarak. "Neyse hep siyah giyineceğiz diye bir.." sözümü tamamlanadan yine hapşırdım. Tekrar hapşırdım, tekrar ve tekrar. "Çok yaşa" dedi Seren. "Hep birlik..." Ve tekrar. "Lan çok yaşa" dedi Arda "Hep birlikte" dedim sonunda. "Saçını kurutsaydın ya hasta olursun." Dediğinde aklım yine duştaki olaya gitti. Utançtan yüzümün kızardığını, "Domatese dönüştü kız," diyen Doğukan'dan anladım. "Ha ney?" Dedim. Yağız'ın gülmesini işittiğim de ayağımda bacağına vurdum. "Siz ikiniz duşa mı girdiniz?" Dedi Yankı. "Biz ikimiz duşa yok canım ne duşu o kendi odasındaki duşa girmiştir değil mi?" Dedim "Sesler pek öyle demiyor," dedi Aysel, daha çok kızarınca odaya kaçtım.

Saçlarımı kuruttum. Aklım her o ana gittiğinde yüzüm kızarıyordu. Sakinleşmek için elimi yüzümü yıkadım. Sakinleşince aşağı indim, normal normal sohbet ediyorlardı. Odayı büyük bir erkek parfümü kokusu sarınca hiç yapmadığım bir şeyi yaptım, yüzümü ekşittim. "Iyy" dedim, midem bulandı. Herkes bana bakınca ben koşarak tuvalete kaçtım. "Noldu ki şimdi?" Dedi Aziz, "Lan" diyen Seren'in sesini işittim. "Tövbe tövbe tövbe tövbe tövbe TÖVBEE" Dedi Seren, yüzümü yıkadım. Aşağı indiğimde tüm gözler bendeydi. "Hastaneye gidelim mi?" Dedi Yağız. "Yok ya ne gereği var. Hiç gidesim yok zaten o hastaneye birdaha." Dedim. "Beni vurun suçluyum ben kelepçelerle prang- ha neyse selam naber?" Dedi Ada içeriye girerek. "Deli misin kızım sen?" Dedi Arda. "Ne? Bu evde şarkı söylemekte mi yasak?" Dediğinde herkes güldü.

Mutlu bir aileydik ve bu aile böyle mutlu olacağız.