14. bölüm · YASEMİN
13.Yangın
Her şeyden habersiz bir gitar çalıyordum, gözlerimizin önünde bir felaket olacaktı ve biz habersizdik. Gülümseyerek gitar çalmayı bitirdiğim de gitarı yere bıraktım. "Huzuru buldum," dedi Kaan. "Yanii ben de şaşırdım, uzun zamandır çalmıyorum." Dedim. Herkes huzurlu bir şekilde uyumaya gitti. Biz huzurla uyuyacaktık ve bir felakete uyanacaktık.
Biz mutlu olamayacaktık.
~✵~
𝐻𝑎𝑦𝚤𝑟 𝐻𝑎𝑦𝚤𝑟, 𝑏𝑖𝑟 𝑘𝑎𝑏𝑢𝑠𝑎 𝑢𝑦𝑎𝑛𝑚𝑎𝑑𝚤𝑛. 𝐻𝑎𝑦𝚤𝑟 𝑌𝑎𝑠𝑒𝑚𝑖𝑛, ℎ𝑎𝑦𝚤𝑟 ℎ𝑎𝑦𝚤𝑟... 𝑈𝑦𝑎𝑛𝑚𝑎𝑑𝚤𝑚. İşte bu. Günaydın. Herkes salondayken ben burnumda değişik bir kokuyla salona gittim. Kısa küçük bir kahvaltıdan sonra herkes telefonuna gömüldü. "Bu kokuyu bir tek ben almıyorum değil mi?" Dememle, alarmların çalması bir oldu. Herkes dışarıya uçuşurken kendimi dışarda, evin, ateşlerin önünde buldum. "ARDA!" Diye bağırdım yangınların arasına. Eve yürürken Yağız kolumu tuttu. "BIRAK!" dedim gözyaşları arasında "BIRAK!" Diye bağırdım tekrar. Kolumu kurtarıp ateşlerin içine atladım. Arda'yı, kucağında bir minik köpekle yerde baygın halde gördüm. "Arda..." Dedim, açmadı gözlerini. "Arda hadi!" Dedim öksürüklerimin arasında. "Arda, hadi hadi! Aç gözlerini!" Dedim, yüzü siyahtı. Dumandandı. Öksürürken bağırdım, "YARDIM EDİN! BİRİNİZ GELSİN!" Dedim. Yankı son hızla girdi. Yankı, Arda'yı kucağına alırken, yere düşen köpeği aldım. Yankı çıkınca zar zor öksüre öksüre çıktım. Kucağımda minik köpekle, dağılmış saçlarımla, dumandan kararan yüzümle çıktım. Tüm gözler bendeyken, ben kucağımdaki köpeğe baktım. Bahçeye indiğimde köpeği tutarak havaya kaldırdım. "Ailemizin yeni üyesi!" Dedim, arkamda ev yanıyordu, ben gülümseyerek köpeği ailemize alıyordum.
İtfaiyeler, yorganla bütünleşik Arda, yorgana sarılmış ben. Yanımda oturan Yağız ve Melodi, diğerleri ise etrafa dağılmış. Kucağımda köpek vardı. "Söyle bakalım köpekcik, senin ismin ne olsun?" Dedim. Titriyordu, üşüyordu. Onu yorgana sardım. "𝑃𝑎𝑚𝑢𝑘 olsun mu?" dedim. Yağız gülümsedi. "Bir ara da motor sürmeye çıkalım" dedi, "Olur, Arda iyileşsin ama bir çok duman yuttu." Dedim.
1 hafta sonrası...
Tam tamına 1 hafta oldu ve biz yeni köşkteydik. Ada, Mia çocuklara bakarken biz hiç şüphemiz olmadan giydik motor eşyalarımızı, taktık kafamıza kaskı bindik motora. Hepimizin motoru üsttü. "Yarış?" Dedi Kaan "Anlamadım ne!" Dedi Arda "Yarış yarış!" Dedim bende. Herkes onaylayınca hepimiz, hazır olduk ve, 3 dediğinde Liana, gaza yüklendim. Doğukan,Kaan,Aziz,Seren en önde giderken Yağız onları geçmişti. Arda ise Yağızla yan yanaydı. Daha çok gaza yüklendim. Bir anda hiç beklemediğim şekilde o kadar hızlandım ki, Yağız'ı geçtim. Trafiğe denk gelince durdum. Yanımdaki araba camını açtı. "Merhaba! Numaranızı alabilir miyim? Veya instagram hesabınızı?" Dedi eldivenimi çıkarıp yüzüğü gösterdim, "Aynısı bendede var." Dedi "Maalesef," dedim. O anda yanımda Yağız durdu, kaskın içinden adama ters bakış attığını anladım. Yeşil yandığında hepimiz trafiğe kapalı alana sürdük. Nefeslenmek için durup kaskımı çıkardım. "1.70 boyunda kaskı var kolunda, hoptek hoptek sürüyor bu kız can yakar valla" dedi arkamda duran Hilal. "Ne yani boyumla mı dalga geçiyorsunuz? Gidiyorum ben." Dedim, "Gitme gitme bi dur cüce," dedi Arda motorunu yanıma çekerek. "Sensin o cüce." Diyerek kaskı kafama geçirdim. Herkes beni izlerken ben motoru çalıştırdım. "Tek teker yapayım mı?" Dedim "Dikkat et düşme!" Dedi Arda. Motoru biraz ileriye sürdüm baya sürdüm ve sonra tek teker yaparak geldim. Sonra öylece sürdük. Boş alandı. Hızım artarken ben frenleyemedim ve bir anda yerle buluştum. Ayağım motorun altında kaldı. Yerde öylece yatıyordum. Herkes yanıma gelirken, Arda motoru yerden, ayağımın üstünden kaldırırken ben yerde yatıyordum. Ayağa kalkıp kaskı çıkardım. Kaskın önünde sabitli olan telefon tutacağından telefonu çıkardım. Videoyu kapatıp geri motora taktım. Kaskı motora koyup yere oturdum. "Tokası olan var mı?" Dedim "Hiç yere yapışmamış gibi," dedi Aysel cebinden toka çıkarıp uzatarak.
Saçlarımı topladım, üstündeki ceketi çıkardım. Altımda şort üstümde cropla durdum. Elimdeki montu, Doğukan'a attım, Doğukan montu havada tutarak motora atladı. Herkes tekrar motoruna bindiğinde Seren'e baktım. "Artçım olmaya ne dersin yavrum?" Dedim, Seren güldü. "Motorum var Çıtır.." dedi. Güldüm. "Abla!" Dedi arabadan inerek koşan bir kız. "Abla fotoğraf çekinebilir miyiz?" Dedi. "Tabii." Dedim "Ünlü olan o, süs olan biz olduk." Dedi Arda. Bir anda küçük kız, telefonu abisine verdi, ve ben kıza sarılırken, diğerleri etrafta toplandı. Abisi fotoğraf çekince kızın yanağından makas aldım. "Hadi dikkat et kendine" dedim kız ara gaz verdi ve gitti. Arkasından güldüm. Yağız yanıma geldi. Eli anahtarıma uzandı. Anahtarı çevirip aldı. "Ya ver şunu!" Dedim motordan inerken. Yağız motoru sürünce arkasından koştum. Yağız durunca koşarak yanında durdum. "Anahtarı verr!" Dedim "Yalvar Bebeğim," dedi kaskıyla bana bakarak. Başımı omzuma eğdim. "Anahtarımı verir misin? 𝐾𝑜𝑐𝑎𝑐𝚤𝑚." Dedim son kelimeyi bastırarak söyledim. "Alabilirsin. 𝐾𝑎𝑟𝚤𝑐𝚤𝑚." Dedi anahtarı uzatarak. Kaskını kaskıma değdirdi ve öpüştük. "Hadi bekliyorum sizi, sonra avm uğrayalım sonra market sana bir tablet ve sonra bir gitar ve eve." Dedi. "Tamam 𝐾𝑜𝑐𝑎𝑚𝑚." Dedim motora doğru koşarken. "Avm gidicez, sonra market, ondan sonra tablet ve gitar, tablet ne alaka bilmiyorum." Dedim, motoru çalıştırıp avm'ye doğru sürdük. "Oha bu 𝑀𝑜𝑡𝑜𝑟𝑆𝑎𝑣𝑐𝚤𝑠𝚤 değil mi! Ohaa!" Dedi 10-11 yaşlarındaki bir erkek, diğerleri kasklarını çıkarırken çocuk yanıma geldi. "Abla fotoğraf çekinebilir miyiz?" Dedi,"Takip ediyor musun bakim sen bi beni?" Dedim "Etmez olur muyum abla?" Diyerek hesabı gösterdi. "Tamam tamam gel," yanıma alıp fotoğraf çekindik, sarılıp uzaklaşınca Yağız'ın çocuğa 'gözüm üzerinde' yaptığını gördüm. Güldüm. Motordan inerek kaskı çıkardım. Kaskları motorlara sabitleyip avm'ye girdik. "Şimdi şöyle yapalım, Seren,Aziz,Deren,Arda siz ev için alışveriş yapın, diğeri siz ne bok yerseniz yiyin biz de gitar alalım," dedi Yağız, "Gitara cidden gerek yok ben mutluyum gitarımla," dedim başımı kaldırıp ona bakarken. "Biraz eğil boynum ağrıyor sana bakarken," dediğimde ufak bir gülme krizi girdi. Yağız'a vurup kollarımı göğsümün altında birleştirdim.
Yürürken, bir yandan etrafa bakıyor, bir yandan da gitar düşünüyordum. "Resim çizmeyi sever misin?" Dedi Yağız yanımda yürürken, "Sen bir 𝑀𝑎𝑓𝑦𝑎𝑠𝚤𝑛. Kendine gel, ne bu sanki çok masummuş gibi?" Dedim "25 adam öldürmüşsem ne var?" Dedi, "Yağız senin işin bu? Ama nasıl da 𝑀𝑎𝑓𝑦𝑎 gibi değil de, normal mutlu bir insanmış gibi davranıyorsun?" Dedim gitar mağazasına girerken, "Zamanı olduğunda 𝑀𝑎𝑓𝑦𝑎 oluyorum, zamanı gelince de normal bir insan oluyorum. 𝑆𝑎𝑣𝑐𝚤." Dedi. "Sen soruma cevap ver." Dedi devam ederek, "Pek beceremem ama güzel de çizerim, kağıttan laleler,güller falanda yaparım mesela." Dedim. "Hımm güzel tamam, sana bir de tablet alıyoruz," dedi ve ben "bir de senin boyunu çalıyorum." Diyerek fısıldadım, Yağız kıkırdadı. "Ne ama? Komik mi?" Dedim, "Uzunsun! Bir 1.92'sin haksızlık değil mi?" Dediğimde dudaklarını dudaklarımda buluşturdu ve bana baktı. "Sus ve gitar al," dedi, en istediğim gitarı aldım. Yağız ödeyince gitar çantasını sırtıma astım. Yağız Apple mağazasına girip tablet alarak çıktı. Tekrar topladığımızda Aziz,Seren,Deren ve Arda bir sürü poşetli poşetli eşyalar almışlar. Tekrar motora atladık ve eve yol aldık. Eşyaları yerleştirirken ben gitari odama koydum.
Hiç beklemediğim bir şey, polis sirenleri. "Noluyo?" Dedi Marsel, polisler içeriye girerek Yağız'a kelepçe taktı. "Bizimle geliyorsun." Dedi polislerden birisi. "Hey noluyor?" Dedim, "Karışmayın bize," "Bir savcı olarak, bende karışırım." Dedim "Yarın ki duruşmayı düşünürsünüz siz," dediğinde çaresiz ve hiçbir şey yapamama durumunda gözlerim Yağız'ın gözleriyle buluştu. Çaresizdi, çaresizdim. Çaresizdik. Yağız başını iki yana sallarken polisler gidiyordu. "Sendin!" Dedi Kaan Arda'ya dönerek. "Sen şikayet ettin en başından beri senin fikrindi bu!" Dedi Kaan. "Ben değilim!" Dedi Arda ayağa kalkarak. "SENDİN DEĞİL Mİ ARDA? SENSİN SÖYLESENE? BEN YAPTIM DE? BEN YAPTIM DE!" Dedi Aziz sinirle. "HANGİ ORUSPU ÇOCUĞU YAPTIYSA KARŞIMA ÇIKACAK VE BU ŞİKAYETİ GERİ ALACAK." Dedim bağırarak. "Arda bana bak doğruyu söyle. Sen misin? Sensen neden!" Dedim ona bakarken. "Size ben değilim diyorum..." Derken "Sensin Arda!" Dedi Hilal. "BEN BİR KOMİSER OLARAK, YAĞIZ'I NİYE ŞİKAYET EDEYİM?" Dediğinde herkes ona baktı. "Arda, en başından beri gıcıklık duydun söylesene? Nerden bilelim?" Dedi Deren. "Komisermişmişmiş." Dedi Doğukan. Arda, sinirle cebinden cüzdanını çıkarıp komiserlik şeyini gösterdiğinde evi sessizlik hâkim oldu. Ellerim saçlarıma gitti. "Hangi Oruspu evladı hangi Oruspu çocuğu! Söylesenize! Ben yaptım diyin! Ben ettim diyin! Çıkıp söyleyin!" Dedim. Marsel sırıttı. Marsel bir hareketle Ada'nın boynundan tutup kendisine yasladı ve silahin namlusunu başına tuttu. "Hayır. Marsel, şaka de, sen değilsin yapamazsın bunu." Dedim gözümden yaş aktı. Çaresizdim. "Yapma." Dedim, Marsel güldü. Ada ağlıyordu. Melodi korkuyla titriyordu. Bir anda birşey oldu. Elim belimdeki silaha gitti. Tutarak Marsel'e tuttum. "Ada'yı bırak." Dediğimde silahın namlusu benim göğsümü buldu. Elimdeki silah onun kalbine tutarken, o göğsüme tutuyordu. "Ölümden korkuyorsun Savcı Yasemin Gece Alaz," dedi yüzünde aptal bir gülümsemeyle. "Çünkü ölmek istemiyorsun, sevdiklerin için." Dedi tetiği çekerek. Tüm silahların namlusu onu buldu. Tüm salondaki herkes Marsel'e silah tutuyordu. "Özür dilerim 9 yıllık arkadaşım. Planım buydu." Diyerek tetiğe bastı. Göğsümün ortasından vurulduğumda bir sürü silah sesi. Marsel heryerinden vurulmuştu. Hilal'ın dizlerinde buldum kendimi. "ABLA!" Diye ağlayan Ada. Melodi ise korkudan titriyordu. Gözlerim kapanıyordu. "Sizin yanınıza geliyorum, abi," dedim. "Hayır izin veremeyiz, izin veremeyiz hayır yaşayacaksın hayır." Dedi Hilal elini vurulduğum yere, göğsümün ortasına koyarak. Saçlarım yere savruldu. Elim yere düştü. Son duyduğum ses, kapının tekmeleneyerek açılması ve "YASEMİN!" Diyen Yağız'ı duymamdı.
