18. bölüm · YASEMİN

17.Geri Dönüş

Parla Deniz Kandemir

Yazarın anlatımıyla...
30/10/2021

Tüm herkes öyle çaresizdi. Herkes Yasemin'i istiyordu. Ama neredeydi bilmiyorlardı. "Ye şunu artık." Dedi Eymen, makarnayı Yasemin'e uzatarak. "İstemiyorum!" Dedi Yasemin, ağlamaları arasında. "Sana şunu ye dedim!" Dedi Eymen, "Hayır, içine ya zehir varsa?" Dedi Yasemin. Makarnaya bakıyordu. Kremalıydı. Eymen, makarnadan bir çatal alarak yedi. "Bak bana birşey olmuyor güzelim," dedi Eymen. Yasemin göz yaşlarını silerek makarnayı yedi. "Gitmek istiyorum," dedi makarnasını yutarken, "bırak beni Asya'yı görmek istiyorum bırak!" Dedi ağlarken. "Şu yemeğini ye!" Dedi Eymen, Yasemin makarnayı yerken, kulaklarına tanıdık bir ses geldi. "Oruspu çocuğu!" Arda'nın sesiydi bu. Eymen dilini damağına üç kere vurdu. "Çok ayıp Ardacım." Dedi Eymen. Eymen kamerayi çevirip kremali makarnayı gösterdi, "Bak sizin sevdiğiniz yemek," dedi, Yasemin elini hızla çekti. "Ahh kıyamam, Yasemin çok sever değil mi?" Dedi "Seni öldüreceğim, bir gece tam uykunda." Dedi Arda. Eymen telefonu kapattı. Yasemin ise yemeğine devam etti. "Seni bırakacağım," dedi dudaklarını Yasemin'in boynuna değdirdi. Tam tamına 1 ay boyunca bu olaylara katlanmıştı. "Ben bir tane daha istiyorum," dedi Yasemin. "Tabi ki güzelim," dedi Eymen tabağı alırken. Eymen makarnayı koyup Yasemin'e verdi. Yasemin makarnayı yerken "Bitirince gidersin," bunu duyan Yasemin hızla bitirdi. Yasemin ceketini giydi. "Görüşürüz," dedi Eymen "Görüşmeleyelim." Dedi Yasemin hızla motora atladı ve eve yol aldı.

Yasemin Gece Alaz

Hızla eve yol aldım. Evin önünde durdum. Ne diyecektim? Kapıyı sessizce açtığımda içerisini mis gibi kremalı makarna kokusu sarmıştı. Ellerim titrerken kapıyı yavaşça kapattım. Salona ilerlerken, Melodi'nin, "Ablamda mı beni terk etti?" Demesini duydum. Gözümden akan yaşı durduramadım. Hayır Yasemin yapabilirsin. Gözlerimi silip salonun kapısının önünde durduğumda Yağız elinde tabakla kalakaldı. "Hayır hayal görüyoruz." Dedi Yağız, "Hayal görüyorum hayır hayır hayal görüyorum," dedi Arda. Gözümden akan yaşları silmedim, başımı iki yana salladım. "Çık aklımdan lanet olası! Çık hayal görüyoruz işte!" Dedi Doğukan. Hepsiyle göz göze geldim. Ağlamamı durduramadım. "Özür dilerim," dedim "Hepinizden çok özür dilerim çok özür dilerim," dedim ağlarken. Melodi yanıma koşup bacaklarıma sarıldı. "Özür dileme abla, dileme senin suçun yok," dedi Melodi. Ona eğildim, koca bir sarılma ardından göz yaşlarım onun tişörtüne bulaştı. "Hayır ağlama," dedi Melodi. "Seni terk ettiğim için özür dilerim," dedim hıçkırıklarım arasında. "Ben inandım sana," dedi, "İnandım sana geleceğine inandım bak geldin," dedi. "Neredeydin bu kadar zaman?" Dedi Arda. "Ne?" Dedim, Arda tabağını önündeki sehpaya bıraktı. "Neredeydin?" Dedi tekrar. "Kaçırıldım," dedim, "Kim tarafından?" Dedi Yağız. Melodi'yle göz göze geldim. Onu daha fazla yakınlaştırdım kendime. Kolları omzumdayken ben kokusunu içime çektim.

"Eymen," dedim. "Nerede olduğunu hatırlıyor musun?" Dedi Yağız, "Villadaydı," dedim. "Kardeşler Villasıydı." Dedim. Makarnaya baktım, "İstiyor musun koyayım mı?" Dedi Hilal ayağa kalkarak. "Hayır hayır istemiyorum hayır." Dedim, herkes şokla yüzüme baktı. "İstemiyorum hayır." Dedim, "İyi misin? Birşey mi oldu?" Dedi Seren yanıma gelerek. "İstemiyorum. Yemek istemiyorum hayır." Diye tekrarladım. "Yasemin güzelim iyi misin?" Dedi Seren, "Gelmeden önce yedim, gelebilmek için istemiyorum tadı çok kötüydü iğrençti." Dedim. Öksürmeye başladım. "Mantar..." Dedim "Ne mantarı?" Dedi Yağız, "Tavuk yerine mantar vardı." Dedim boğazımı tutarak. Boğazım kızarmaya başladı. "Abla!" Dedi Melodi. "Siktir oruspu çocuğu!" Dedi Arda, koşarak odamdan ilaçlarımı aldı. "Yasemin," dedi Seren ellerimi tutarak. "Derin derin nefes alıyorsun," dedi, yanımda olan tek kişiydi Seren. "Derin derin nefes al ve ver," dedi, Arda ilaçları verdi. "Ben sizin için yedim onu," dedim, "Ben size gelebilmek için yedim." Dedim. İlaçları içerken, Seren elimi tutuyordu. "Ama abla, bizim makarnalarda mantar yok ki, bizim eve hiç mantar alınmaz," dedi Melodi, tabağa bakarak. Melodi, makarnadan bir çatal alıp bana uzattı. Onu üzmemek için yedim. Gülümsedi. Makarnayı yutarken Melodi'nin burnunu sıktım. İyi olup olmadığıma bakmak için yanıma gelen Arda ile ürkerek geri çekildim. Arda bana baktı. "İyi misin?" Dedi, Yağız yanıma geldi, tekrar geriye çekildim. "Onu öldüreceğim bizzat ben öldüreceğim," dedi Arda kapıya yön alırken arkasından bağırdım. "Hayır!" Diye karşı çıktım. Herkes şokla bana bakarken, "Yapma hayır olmaz birini daha kaybedemem!" Dedim, Melodi'den bahsediyordum. "Bırak öldüreyim işte," dedi Arda, "Hayır, Olmaz hayır birinizi daha kaybetmek istemiyorum hayır!" Dedim göz yaşlarım arasında. "Tehdit mi etti seni oruspu çocuğu?" Dedi Aziz. "Birinizi kaybetmek istemiyorum..." Dedim.

O sırada birşey oldu birisi Almira ile Melodi'yi aldı. Bizden uzakta, bir eliyle Almira'nın boynunu, bir eliyle Melodi'nin boynunu tutuyordu. Melodi tikinden dolayı iki büklüm kalmıştı. "Boynundan tutma! Bırak tiki var!" Dedim, "İkisinide bırak!" Dedim, Eymen güldü, "Sana dedim güzelim, kimseye bahsetme diye." Dedi, Yağız'a baktım, Yağız çaresizce Almira'ya bakıyordu. "İkisini de bırak! Senin istediğin benim!" Dedim, "Bırak ikisini! Bırak!" Diye haykırdım bu sefer. Melodi'yi yere diz çöktürdü. Almira'yı sertçe itti ve kucağına Asya'yı aldığında sinirle ayağa kalktım. "İKİSİNİDE BIRAK DEDİM SANA!" Dedim ona doğru bir adım atarak. Eymen, belinden çıkardığı silahı, Melodi'nin başına dayadı. Başımı iki yana salladım. Diğerleri ise silahlarını Eymen'e doğrulttu. "Tamam," dedi Eymen Asya'yı yere bırakarak. "Teslim oluyorum ama bu," dedi ve silahla Melodi'nin kafasına vurup bayılttı. "Bunu yapacağım anlamına gelmez." Dedi ve kaçtı, erkekler onun peşinden koşarken, Melodi'nin yüzünü ellerim arasına aldım. "Melodi güzelim aç gözünü güzelim hadi hadi aç gözünü haydi." Dedim. Elim saçlarına gittiğinde ellerime kan bulaştı. "Hayır hayır hayır," diye tekrarladım üç defa. "Hayır," dedim tekrar. "Melodi! Aç gözlerini!" Dedim "Abla..." Dedi, "Seni çok seviyorum," dedi gözleri tamamen kapandı. "Hayır ölemezsin hayır!" Dedim, Melodi'ye sarıldım."Ölemezsin hayır abime sözüm var ölemezsin hayır!" Dedim, elini kaldırdım belki yaşıyordur diye, geri düştü. "Ambulans lütfen ambulans! Gidelim lütfen gidelim!" Dedim hıçkırıklarım arasında. "Ölemezsin!" Dedim, "Tek ailem sensin yapma!" Dedim onu dürterek. "Onu bizzat öldüreceğim!" Dedim, Seren Melodi'yi kucağımdan aldı arabaya bindirdi. "Almayın!" Dedim, "Bak güzelim, hastaneye gidelim iyileşecek, ben şimdi diğerlerine haber vereceğim, onu sen öldüreceksin bizzat sen tamam mı?" Dedi Liana, "O daha küçük ölmez ölemez bırakmaz beni! Bizi bırakmaz!" Dedim elimdeki kana baktım.

Arabaya bindiğimde her şey olağan üstü oldu. Melodi kucağımdaydı. Eli hareket etmiyordu, nefes alamıyordu. Ama nabzi yavaş atıyordu. "Nabzı yavaşlıyor!" Dedim, Seren arabayı oldukça hızlı sürmeye başladı. Hastaneye girdiğimizde Melodi'yi kucağımdan aldılar. Yere yığılışım oldu. "Yapamam Arda kaldı, Ya ikiside giderse! Yapamam ben dayanamam!" Gözlerim Almira'ya kaydı sedyede ameliyathaneye götürüyorlardı. "HAYIR! İKİSİ ÖLEMEZ HAYIR!" Dememle Yağız'ı aramam bir oldu.
"Efendim güzelim?"
"Yağız çabuk hastaneye gel!" Ağlıyordum
"Güzelim Eymen.."
"Yağız ailemizden daha önemli değil!"
"Noldu?"
"Almira," hıçkırıklarım arasındaydı.
"Geliyoruz," dedi,
"Melodi?"
"Bilmiyorum!"

Telefon yüzüme kapandı. Ardından bir başka numara aradı. Açtım "Yasemin! Hangi hastanedesiniz!" Dedi, teyzemin sesiydi. "Teyze," diyebildim "Yasemin eniştenle geliyoruz nerdesiniz!" Dedi tekrar "İstanbul Özel Hastanesindeyiz," dedim ağlamalarım arasında. "Annene de Babana da bunun hesabını vereceğiz tamam mı güzelim?" Diyen eniştemin sesini duydum. "Abim öldü,Ablam öldü, Ada öldü kimsesiz kaldım enişte kimsesiz kaldım! Melodi bırakmaz bizi!" Dedim. "Bırakmayacak Yasemin bırakmayacak tamam mı?" Dedi Teyzem "Abime sözüm vardı onu daima koruyacaktım! Güçsüz duruma düşerim yaşayamam!" Dedim, "Savcı, sen iyi birisin güçlüsün güzelsin sen herşeyi başarırsın, senin daha çok güçlü durman gerekirdi!" Dedi eniştem, "Herşey benim yüzümden yapamam, benim gitmem gerek benim yüzümden herşey." Dediğimde telefon yüzüme kapandı ve beni saran dört kol oldu, eniştemle teyzemdi. Ağlamalarım daha çok hızlandı. "Yasemin," dedi Seren, onlara döndüğümde doktor yanlarındaydı, "Almira'nın durumu çok kötü 21 yerinden bıçaklanmış, Melodi'nin durumu ise iyi başına aldığı darbeyle bayılmış sadece," dediğinde elim kalbime gitti. Sonra da odaya alınan Melodi'yi gördüm, ardından gelen Yağız'lar, geri teyzemlere döndüm, ikiside bana bakıyorlardı. "Teyze ben yapamam, herşey benim yüzümden benim gitmem gerek." Dedim "Yasmin kendine gel!" Diye dürttü teyzem beni. "Kendine gel Yasmin! Kendine gel! Bir sorun varsa çözeriz karakola başvururuz, sen savcısın bunu unutma." Dedi teyzem. "Teyze anlamıyorsun!" Dediğimde yanımıza Arda ve Yağız geldi. Arda "Konu ne?" Dedi Yağız ise "Almira iyi mi?" Dediğinde gözlerim Yağız'la buluştu. "Durumu kötü dediler.." dediğimde Yağız'ın elleri titremeye başladı. Onu bu durumda görmek beni parçalanmıştı. Bir hızla kapıya yöneldiğimde Yağız peşimden geliyordu, ama bir ses duydum. "Bırak Yağız, Yasemin ne yaparsa en iyisini yapardı. Herşeyin iyisini düşünür bırak." Dediğinde kalakaldım olduğum yerde.

Geri dönüp arkamdan bakan herkesle göz göze geldim. "Arda." Dedim, "Herkese dikkat et tamam mı? Sana emanet ediyorum. Özellikle Melodi." Deyip koşar adımlarla oradan ayrıldım. Bir sinirle Eymen'in evini bastım. Eymen güldü. "Noldu Yavru Kedi? Yoksa kardeşine birşey oldu da ondan mı döndün ya da onlara bir şey olmasın diye mi geldin?" Dedi. Sarhoştu. Kollarımı iki yana açtım. "Seninim." Dedim zorla kalkıp beni duvara dayadı. Ellerim titriyordu. Ondan çocuk istemiyordum. Beni öpmeye başladığında elimdeki çakıyı kavrayıp kalbine dayadım. "Hey hey!" Dedi geri çekilip. "Bir daha," dedim sert sesimle, "Savcı Yasemin Gece Alaz'ın yani benim aileme bir şey olursa canını alırım!" Dedim bıçağı kalbinin üstünde gezdirdim. "Hayır şimdi yapacağım," dememe kalmadı çakıyı tutan elimi kavrayıp beni tekrar duvara dayadi. Bir tekme ile onu kendimden uzaklaşıp çakıyı ona fırlattım ve kalbine denk geldi. "Tam isabet," deyip bıçağı çıkardım. Bıçağı yok edip hastaneye geldim. Teyzem beni kendisine çekip ağlamaya başladı. "Bir şey mi oldu?" Dedim ve koşar adımlarla Melodi'nin yanina koştum. Melodi ve Mia oynuyord gülüyorlardı. Teyzem beni kendisine çekti tekrar ağladı. Ona sarıldım. "Abin seni çok seviyordu Yasmin, Abin sana güveniyordu." Dedi "benim yüzümden. Ağzına sıçayım! Her şey benim yüzümden!" Dedim, tırnaklarımı derime batırdım. Boynum tırnak izi olup kızarırken eniştem sinirle ellerimi tuttu. "Yasmin yeter!" Diye çıkıştı. Gözlerimden akan yaşları durduramadim. "Senin güçlü kalman lazım! Melodi için, Arda için Asya için!" Dedi eniştem ellerimi tutarken. Başımı iki yana salladım. "Yasmin bak güzelim, Oğuz da burada olsaydi emin ol senin güçlü olmanın düşünürdü." Dedi, "Bak Yasmin'im güzel kızım, biz senin her başarında yanında olduk, Halanlar değil, Amcanlar değil, Babaannenler değil, biz olduk yanında, Anneannen,deden,Dayın,Teyzelerin biz olduk yanında Annen yoktu Babanda yoktu. Biz vardık ve şimdi sen bizim için, ailen için savaşacaksın gerekirse yaralanan ol ama ailen için herşeyi yap," dedi Teyzem. Gözlerim diğerleri ile değil Seren ile buluştu. Gözünden akan bir damla yaş değil, diğerlerinin gözünden akan bir yaş için ülkeyi bile fethedebilirdim. Diğerleri ile göz göze gelince en dikkatimi çeken Yağız oldu.

Ameliyathane kapısı açıldığında, doktoru gördüm. Almira'nın doktoru. Ellerimi eniştemden kurtarıp doktorun yanına gittim. "Maalesef hayatını kaybetti..." Dediğinde kalakaldım. Nefes alamıyor,hareket edemiyordum. "Üveydi ama çok iyiydi." Diyen Yağız'ı işittim. "Abla? Abi? Birşey mi oldu?" Dedi Melodi kolunda, bantla bize gelirken. "Bir şey olmadı abicim," dedi Arda. "Teyze sizde mi buradasınız!" Dedi heyecanla. Yere eğilip ona sarıldığımda kulağına, "Beni asla ama asla bırakmayacaksın gerekirse senin için dünyayı bile yakarım beni bırakmayacaksın Melodi." Dediğimde ikimizi saran kollar ikimizin kulağına "İkinizi daima koruyacağım." Arda'ydı. "Şimdi kalkın, dünya bizleri bekliyor." Dedi. Biz hep beraber kapıya doğru yöneldiğimizde arkamdan ses geldi. "Yasemin, size gelebilir miyiz? Kuzenin sizleri özledi," dedi teyzem. İlk onlara sonra da diğerlerine baktım. Beni beklemeden. "Tabii gelebilirsiniz kaladabilirsiniz fazladan odamız var!" Dedi Seren, sonra da Yağız'a baktı. Yağız başıyla onay verdiğinde teyzemler eşyalarını almaya gittiler ve hep beraber eve girdik. Teyzemler odalarına yerkeşirken ben Gamze'yle oynuyordum. "Yasmin abla, bunlar kim?" Dedi Gamze.
"Bunlar benim arkadaşlarım ailem," dedim
"Ben Seren,"
"Ben Aziz Uras,"
"Ben Parla,"
"Ben Umay,"
"Ben Yağız,
"Ben Liana,"
"Ben Mia,"
"Ben Doğukan,"
"Ben Kaan,"
"Ben Deren,"
"Ben Yankı,"
"Ben Aysel,"
"Ben Hilal,"
"Ben Emir," dedi.
Gülümsedim, diğerleri de gülümsedi. "Yani siz 20 kişilik bir ailemisiniz? Peki bu bebekler?" Dedi, "Araz ve Leyla Aziz Abinle Seren Ablanın bu Asya'da kuzenin oluyor Gamze" dediğimde gözleri şokla açıldı. "Yani verdiğin sözü tuttun Asya ismini koydun öyle mi?" Dedi, onu taklit ettim ve "Öyle!" Dedim, ellerini heyecanla birbirine çarptı. "Bir şey soracağım," dedi Gamze yanıma oturarak. "Sor," dedi Arda. "Okulda ki arkadaşlarım güzel mi? Beni seviyorlar mı?" Dedi. Kaşlarım çatıldı. "Niye ki güzelim noldu?" Dedim, "İkide bir vuruyorlar, saçlarımı çekiyorlar yüzümdeki çillerle dalga geçiyorlar," dedi çatılan kaşlarım havalandı ama gözümdeki o öfke gitmedi. "Mesela dün koluma vurdular büyük bir morluk oldu." Dediğinde salona giren teyzemlere baktım. "Teyze, Gamze hangi okulda okuyor?" Dedim, "19 Mayıs Ortaokulu noldu ki?" Dedi Eniştem, "Yarın onu okula ben götüreceğim," dedim, "Nasıl istiyorsan sorun yok" dedi Teyzem koltuğa oturarak. "Size güzel bir et yemeği yapayım mı!" Dedim bir anda. "Et mi? Bayılırım ete!" Dedi Aziz ve sonra da ekledi, "İnsan eti mi?" Dediğinde herkes güldü. "Evet olarak algıladım haydi ben mutfağa kaçar!" Dediğimde Melodi ve Gamze bana baktılar. "Pardon biz mutfağa kaçar!" Diyerek Melodi ve Gamze'yle mutfağa girdik. Üçümüzde önlük taktık. Ben etleri keserken Melodi soğanları kesiyordu. Gamze ise patatesleri. Hepsini düdüklü tencereye attık su falan derken ben pilavi hazırladım sonrada ikisine eğildim. "Bugün Hilal ablanizin doğum günü yüzünden üzgün olduğu belli, şimdi sizle pasta yapacağız!" Dedim Kısık sesle. İkiside güldü. Yemekler dinlenirken pasta malzemelerini çıkardım onlar yaparken ben salatayı yaptım. Pastayı süsleyip dolaba gönderdik. Sofraya dizmeme yardım ettiler. "Evet gençler sofraya!" Dedim.

Herkes sofrada yemek yerken Hilal, umutsuz sesle "1 Ay sonra ağzımıza başka bir tat aldık.." dedi. "Sen mutsuzsun bugün noldu?" Dedi Doğukan, "Hiçç!" Dedi. Melodi, Gamze ve ben gülmemek için zor durduk. Yemekler bitince hepsini bulaşık makinesine gönderdik. Pastayı çıkarıp mumu yaktım. Gamze salona gidip ışıkları kapattı. "Noluyor?" Diyen Yağız'ı işittim. Pastayla içeriye girdiğimde Hilal şokla ayağa kalktı. "İyi ki doğdun!" Dedim, Hilal gözlerinden yaşlar akarken mumu üfledi Gamze geri ışığı açtığında pastayı sehpaya bıraktım. Hilal bana sarıldı. "Teşekkür ederim, bu piçler hatırlamadı." Dedi, Bende ona sarıldığımda "Ben öyle kolay unutmam eğer ki birini tanıdıysam herşeyini hatırlarım." Gözlerini silip tekrar sarıldı. "Haydi ağlamayı birak pasta yiyeceğiz!" Dedim pastayı keserek. Pastayı herkese dağıttık. "Ooo güzel yapmışız!" Dedi Gamze. "Siz mi yaptınız?" Dedi Doğukan, "Hıhıh, yemek yaparken onu da yaptık," dedim "Bize de Yasmin Abla söyledi." Dedi Gamze. "Gör Doğukan gör!" Dedi Hilal tabağı mutfağa götürürken. Doğukan kıkırdadı.

Mutlu aile tablosuyduk ve bu aile bozulmayacak.