8. bölüm · YASEMİN

7.Oğuz

Parla Deniz Kandemir

Neredeydim bilmiyordum ormanın en ortasında buldum kendimi. Karşımda Minel,Ada ve Melodi vardı. Başlarında ise 3 adam ve ellerinde bıçak vardı. Minel'in şah damarından boynunu kestiler. Bağırdım. Ada'nın boynuna bıçak sapladılar. Çağırdım. Melodi'ye gelinde ağlamakla bir oldum. Melodi'ye bıçak sapladıklarında şok içinde uyandım. Telaşla öyle bir salona koştum ki, frenlemesem yere yapışıyordum. Duvara tutunmamla frenledim. "BİSMİLLAH BASKIN Mİ VAR!" Diye bağırdı Doğukan "BASKIN GÖTÜNÜZE GİRSİN İYİ MİSİNİZ?" Dedim telaşla. "Biz iyiyiz de sen iyi misin kızım?" Dedi Minel, elim kalbimdeydi. Şok içinde gözlerimi açmış nefes almaya çalışıyordum. "Gel otur şuraya noldu anlat bi!" Dedi Aziz, beni koltuğa oturttururdu. "En son" dedim titreyen sesimle, "en son bahçede biri bıçak çekti bana ondan kaçtım siz peşimden geliyordunuz..." Dedim "sonra seni uyurken bulduk.." dedi Deren, "ormandaydım Minel Ada Melodi vardı hepsinin başlarında adamlar vardı bıçak çekmiş..." Derken nefes almaya çalışıyordum. Kaan su verdi, suyu içerken konuştum. "Sonra işte bıçakları boyunlarına..." Dedim su içtim. "Kâbus görmüşsün tamam sakinleş kâbus görmüşsün bitti gitti" dedi Kaan yanıma gelerek. Gözlerim Yağız'a kaydı. Bana yakın davranan herkese öyle sert bakıyordu ki öldürecekmiş gibi. Kendi adamlarını. Uzaklaştım. Herkes bana bakarken ben gizlice Yağız'ı gösterdim. Herkes anlamış gibi telefonlarına yöneldi. Ben ise boş boş oturmuş gözümü ovuşturuyordum.

Elimi çektiğim de elime baktım. "Hay ananı!" Diye söylendim. Arda, Yağız, Doğukan hatta herkes kahkaha attı. "Cidden komik mi görünüyorum?" Dedim sinirle. "HEM DE NASIL!" Dedi Ada gülerek. Telefonla baktığımda gözümün altı simsiyahtı. Sehpanın üzerine uzanıp ıslak mendili aldım. Gözümün altını silip temizledim. Bana gülenlere ise ters bakış attım. Hâlâ gülüyorlardı en son dayanamayıp bende gülmeye başladım. Herkes gülerken Selen sustu, acı içinde karnını tuttu çığlık attı. "AHH! AZİZ!" Herkes Seren'in yanına gitti, "Açılın kapatmayın nefes alsın bir," dedi Minel yanına geçip Seren'in elini tutup derin derin nefes almasını sağladı, "Doğukan git arabayı hazırla!" Dedi Mia, Doğukan giderken Aziz ambulans'ı arıyordu. "Açmıyor sikikler!" Diye söylendi. Seren acı içinde kıvranırken Doğukan bahçeden seslendi. Mia ve Minel Selen'i tutarak götürürken biz doğum çantasını alıp arabaya atladık. Arkamızdan 4 araba gelirken Selenler çoktan hastaneye ulaşmıştı. Ablam doktor ve yakın arkadaşını yani kadın doğum doktorunu çağırırken, ben başım dönmesini engellemeye çalışıyordum.

Seren için erken gibiydi ama Doğuma 2 hafta vardı. Seren doğumhaneye alınırken herkes oturaklara oturmuş bekliyordu. Ben ise ayaktaydım. Yağız biriyle konuşuyordu, ona baktığımda birini gördüm kız, sarı saçlı boysuz tatlı bir kızdı. Kaşlarımı çattım, dudaklarım aralandı. Gülümsedi, Yağız ona gülümsedi. Kız elini omzuna attı, başını omzuna yasladı. Gözümden bir damla yaş aktığında ayakta duracak hâlde değildim. Başım dönüyordu. Duvara yaslandım. "Ablacım kötü görünüyorsun gel otur istersen," dedi kırklı yaşlarında bir abla, "Yok sağolun, iyiyim siz oturun." Dediğimde gözümden bir damla yaş daha aktı. Ayakta duran Yankı'ya tutundum. Başım öyle ağrıyordu ki çatlayacak gibiydi. Yankı beni tutabilmek için kolunu belime sardı, "Seni eve bırakayım kötüsün." Dedi "Yok Selen çıksın bir göreyim giderim sonra." Dedim. "Sıkıntı mı var noldu?" Dediğinde Yağız'ın ondan ayrıldığını ve bize geldiğini gördüm. "Selam naber?" Dedi sorusuna bile yanıt vermedim. Yankı'yı bırakıp hastaneden çıktım. Arabaya bindim ve saatlerce ağladım.

Kapının açılması ile geri çekildim,"İyisin değil mi? Gel Seren çıktı yanına gidelim hem seni görmek istiyor sıkıntı yok değil mi?" Dedi Yankı, gözlerimi sildim. "Yok iyiyim." Arabadan çıkıp Seren'in odasına ilerledim. Kimse yoktu. Kapıyı kapattım sandalyeye oturup Seren'in elini tuttum. "Yasemin, ağladın mı? Noldu sorun ne?" Dedi doğrulup. "Sarışın Bir kız tanıyor musun?" Dedim kaşları çatıldı. "Ne?" Dedi "Hee bizim Hilal mi?" Dedi başımı iki kere salladım. "Hayır Yağız'la yakınlaşan." Sustu. Yuktundu sustu. "Sevgilisi değil mi?" Dedim gözümden yaş akarken. "Kızı şuan görmedim emin ol bilmiyorum birşey ama evet sevgilisi va- ya neyse? Noldu ki? Yoksa sen..." Dediğinde yüzüme heyecanla baktı. "Şaka.. yapmıyorsun değil mi?" Dedi. Gözümden akan yaşı silerken güldüm. "Yok hayatım ne demek, Allah Allah sevgilisi var be onun!" Dedim yüzümü buruşturdum. "Maymun gibi zaten," diye fısıldadım. Seren kahkaha attı. "Sen iyisin değil mi?" Dedim. Seren gülerken kahkaha attı. Güldüm. O sırada içeriye Yağız girdi. Ellerinde kahve vardı. "Şey bölmediysem buyrun kahve," dediğinde gözlerimi devirdim. "Senden kahve isteyen yoktu ki?" Dedim, Yağız anlamayarak Seren'e baktı. Seren bilmiyorum hareketi yaptı. Yağız kahveleri masaya koyup çıktı "Gıcık yüzsüz şerefsiz piç!" Diye söylendim. "Aman sakin sakin! Sonra anlatmak sorunda kalırsın dikkat et bizimkiler herşeyi anlar" dedi gülümseyerek, "yarın hep sana yakın davrancam haberin olsun canım yoldaşım, inan hiçbirini pardon sikime takmayacağım anlat dök içini hatta sabahlarız ha?" Sesinde heyecan ve eğlence vardı. Güldüm "Yani diyorsun ki çocukları Aziz'e kitleyeceksin benle konuşacaksın."

10 Gün Sonra

Yine ben ve geç uyanmak. Evet 10 gün geçti ve dün Seren Aziz ve çocuklarıyla geldiler. Gün geçtikçe ben daha çok Seren'le yakınlaşıyordum. Saçımı toplayıp aşağı indim salona girmeden kapının yanında durdum. "Yasemin niye öyle oldu ki?" Dedi Doğukan, "Hiç birşey olmadı sorun yok ya" dedi Seren, Ardından Yağız'ın sesini duydum. "Hastanede niye öyle dedi?" "Üstüme geliyorsunuz." Dedi Seren "Güzelim uyuyor zaten söyle noldu kıza? Mutsuz 10 gündür?" Dedi Aziz, "Ya sabır ya Resulullah! Bilmiyorum birşey tamam mı? Ama belki Yağız'la ilgilidir?" Dedi Seren, hiç birşey duymamış gibi içeriye girdim. "Selam!" Dedim bir o kadar neşeli bir o kadar da soğuk bir sesle yanı şöyle %90 soğuk %10 ise neşeli çünkü Seren vardı. Seren gülümseyip ayağa kalktığında ona doğru yürüdüm. Kolları beni sararken bende onu sardım. "Ya Allah aşkına! Konuştuğun tek şey 'Selam öyle.' falan ne? Noluyor söylesene?" Dedi Deren "Ne anlatıyorsunuz?" Dedim "Mesela şeyi mi? Her sabah akşam uyudum sanıp arkamdan konuşmanızı? Seren'i kastediyorsanız ağzından laf alamazsınız, ben söyleyim..." Dediğimde herkes pür dikkat bana baktı. "Ben eve gidiyorum" dedim. Herkes şok oldu, Seren hariçi. Seren gizlice elini elimin üstüne koydu. "Ciddisin sen," dedi Kaan şokla "Ciddiyim ben, bazılarınız için umrunuzda mıyım bilmiyorum." Dedim. Herkes kimden bahsettiğimi çok iyi anladı ve Yağız'a baktı.

Elimi bir yaptığımda, "Ben anlatayım," dedi Seren, iki yaptığımda Seren bana baktı. Üç yaptım. Göz kırptı ben çıkıp salonun duvarında durdum. Dinlemek için, "Herşeyin sorunlusu Yağız." Dedi "Ben ne alaka?" Dedi Yağız. "Bence ona senin 10 gün önce ki, ben doğumdayken senin gülüşüp sarıldığın kızla başlıyalım, Sarı Saçlı, kim acaba Hilal olmadığına göre?" Dedi Seren "Tüh unuttum değil mi?" Dedi Yağız'a doğru eğilip "Yaren'di?" Dedi. "Seren neyden bahsediyorsun?" Dedi Doğukan. "Yağız ve Yaseminden bahsediyorum," dedi kollarını koltuğa yerleştirip bacak bacak üstüne attı. "Söylesene Yağız konuş? Sen o kızla gülüşürken, bunca insan beni merak ederken, Yasemin'in beni merak etmesiyle seni kıskanması mı?" Dedi herkes şoktaydı. "Söylesene kızı kendine aşık edip sonrasında sevgilinle buluşmak?" Dedi "SEREN!" Diye bağırdı Yağız "BANA BİR DAHA BAĞIRIRSAN EMİN OL AĞZINA SIÇARIM SENİN!" Dedi Seren sinirle Aziz ayağa kalktı. "SEN OTUR AZİZ ANNENE YAPTIĞIN SAYGISIZLIĞI UNUTMADIM SANADA GELECEĞİM AMA SEN DUR! YAĞIZ BURDA BENİM RUHUMU ÇİĞNESENDE BU KIZI BEN KUKLA OLARAK KULLANMAM HABERİN OLSUN!" Dedi Selen ayağa kalkarak. Herkes ayağa kalktığında sadece olanları dinlemeye çalıştım. Yağmurla Melodi'yi inerken görünce odaya yolladım.

"SEN TAM BİR SİKİKSİN LAN! PİÇ! SEN YA SEN SEN 8 MART'TA BURADA Kİ HERKESE ÇİÇEK ALAN O KIZA ÇİÇEK ALMAYAN SEN ONLA MI KONUŞUYORSUN PİÇ!" Seren bulduğu herşeyi ona fırlattı. İçeriye girip Seren'i kolundan tutup çıkarttım. "Senle böyle anlaşamadık ki?" Dedim "Sinirim bozuldu piç ya!" Dedi Seren Elini tuttum. "Tamam sakin olalım derin nefes al, içeriye gidelim sakince konuşalım." Dedim Seren'i salona götürerek. Seren Yağız'a öyle bir nefretle baktı ki anlatamazdım. Seren'e su verdiğimde Yağmur içeriye girdi. "Kavganız bittiyse girebilir miyiz?" Dedi "Aranız iyi değil mi?" Dedi Yağmur yanıma oturarak "İyi tabi ki canım, ufak bir tartışma." Dediğimde Seren'in sesini duydum. "Tabii güzelim ufak bir tartışma!" Dedi, "Cam kırıkları?" Dedi Yağmur, sonra da eliyle toplamaya başladı, dizlerimle yere eğildim. "Elin kesilecek bırak ben toplayayım," dedim "Gerek yok topluyorum işte" dedi "Elin kesilecek güzelim, bırak toplayayım ben" dediğimde cam kırıklarını çöpe atıp oturdu. Kırıkları topladım, "Tam anne vibe aldım" diyen Doğukan'ın sesini işittim. Kaşlarım çatıldı, camın dizime batmasıyla ayağa kalktım. Arda yanıma geldiğinde kaşlarımın hâlâ çatılı olduğunu anladım. "Ne?" Dedim "Dizin?" Dedi "Küçük çizik?" Dedim "Küçük çizikte dizin boydan boya kan?" Dedi, "Of Arda uğraşamam hiç" deyip mutfağa ilerledim, Arda olduğu yerde kalınca ona baktım. Elimdeki kırıkları çöpe attım. Dizimi silip temizledim. Yağız yanıma geldi, "İyisin değil mi?" Dedi, "Yani, kanıyor hâlâ yanıyor ayrıca" dedim, "bandajla sarayım bekle," dedi ve acil durum dolabına gitti. Yara bandından kan akıyordu, dizimi yine boydan boya kandı. Arda hâlâ orda durmuş bana bakıyordu. Yağız önüme eğilip dizimde ki yara bandını çıkardı. Kan akmaya devam ederken sildi, pamuk'u bastırdı, sonrada 2 tur sardı. "Gerek yoktu bence..." Dedim Arda'dan gözümü ayırıp Yağız'a baktım. Ayağa kalkıp elimi tuttu. "Yağız?" Dedim elini çekti. Pişmanlığa uğradım sanki. Arda'nın yanına gittim. "Özür dilerim," dedim çaresizce. Bana baktı. "Özür dilerim," dedim tekrardan. Kolları beni sardı. Başımı göğsüne yasladım kollarımı beline sardığım da eskilere ışınlandım. Bahçedeydik, bir ağacın altında. Sarılıyorduk. Ve bana "Seni asla bırakmıyacağım, ölsek bile Yasemin," demişti. Ben ise "Ölüm her şeyi ayırır Arda, Abimi aldı benden."

Dakikalarca sarıldıktan sonra abimin ölümü. Abimin ölümü geldi aklıma. Korkuyla geri çekildim. "Yasemin?" Dedi Arda. "Arda" dedim gözler bizdeyken dudaklarım aralandı. "Beni.." dedim "Beni abimin mezarına götürür müsün?" Sessizlikti. Arda'nın gözlerinin içine baktım. "Ne?" Diyen Yankı'nın sesini işittim. "Bırak anlatır illa ki.." dedi Aysel. "Gidelim hadi üstünü değiştir gel," dedi Arda soğuk sesiyle. Odama gittim. Abimin en sevdiği renk Beyaz o takımı giydim. Aşağı inerken gözüm salona kaydı, Seren Melodi'yle oynuyordu, Aziz çocuklarıyla ilgileniyordu. Gözümden akan yaşı sildim. Dışarı çıkıp arabaya bindim. Arda mezarın yolunu tuttu. Gözümden yaş akarken "Abim bunu hak etmedi değil mi?" Dedim gözümden akan yaşı silerek. "Bulacağız onları," dedi. Mezarlıkta durduk. Arda inerken bende indim. Abimin mezarına doğru yol aldım. Arda yanımda durdu. Mezarının taşına oturduğumda elim toprağa gitti. Arda ise öylece durdu. Elimle toprağı severken "Abi," dedim. Gözümden yaş akarken "Biliyor musun? Babamdan intikam aldım, babamla annem bana ulaşamıyor. Yağızla tanıştım, ailesi yani çetesi çok güzeldi. Çok tatlı davrandılar dizime cam battı, bayağı kanadı Yağız ise bandajla sardı." Dedim göz yaşım toprağa düştü. "Orada mutlusun değil mi? Güzel orası değil mi abi? Söz verdik birbirimize her şeyi söyleyeceğiz diye, abi sen bunu hak etmedin" dedim burnumu çekerek. "Oğuz," dedi Arda, "ona iyi bakıyorum. Onlar senin bana emanetin, Melodi'de Ada'da Minel'de çok iyi, sözümü tuttum güvendin bana, ah be kardeşim" dedi burnunu çekerek. Rüzgâr esti, ikimizin yüzüne. "Rüzgâr" dedim. "Rüzgâr," dedi "Abi rüzgâr" dedim, "Sen rüzgârı çok seversin.." dedim çantamdan kavanoz çıkardım. Küçük bir kavanoz, avucum ile toprak aldım, kavanoza koydum. Kapatıp çantama attım. Toprağını suladım. Elim toprak olmuştu. Temizlemeden arabaya atladım.

Sonunda evet sonunda eve ulaşmıştık. Arda arabayı park etti. Eve yürüdüm. Burnumu çekerken elimdeki toprağa baktım. Salona doğru yürüdüm. Herkes bana baktığında bende onlara baktım. Herkesle göz göze geldim. Masaya kavanozu bıraktım. Kavanozun içinde ki toprağı Yasemin çiçeğine döktüm. Gözümden yaş süzüldü. Ellerimi yıkayıp odaya yöneldim. "OĞUZZZ! HAYVAN!" Diye birisinin sesini işittim. Gözümden yaş aktı. Üstüme rahat kıyafet giyip saçımı topladım. Aşağı indim. "Önündeki adami vurmuyor daha!" Dedi Aziz. "Önünde önünde Oğuz! Önünde!" Dedi Doğukan, "Ya durun!" Dedi Oğuz, gözümden yaş aktı. "Güzelim iyi misin?" Dedi Seren, Minel ve Ada bahçede dolaşıyorlardı. Minel'in çığlığını duydum. Ada koşarak eve girdi. "Yapamadım." Dedi "Kurtaramadım yapamadım." Gözümden daha çok yaş akmaya başladı. Gözüm hafif kızarmıştı. "Minel.." dedim. "Minel.." dedim tekrar ağlamakla. Yağız yanıma geldi. Seren elimi tuttu. Diğerleri oyunu bıraktı. Arda'nın gözünden bir yaş düştü. "Niye?" Dedim. "Ya niye niye?" Dedim daha çok ağlayarak. "Abla?" Dedi Melodi, yuktunmaya çalıştım. Yapamadım. Ada Melodi'yi odaya götürdü. Başım Yağız'ın omzuna düştü. "Her geçen gün daha da güçsüzleşiyorum. Ya neden?" Dedim "O oruspu çocuklarını bulacağım." Dedi Yağız, "Kapanması gerek" dedim, "Neyin?" Dedi Selen, "Bu Savcılık dosyası kapanması..." Derken sözümü "Yasemin." Diyen Arda kesti. "Ne Yasemin Ne?" "O savcılık dosyası kapanmayacak!" Dediğinde gözümden bir yaş elimin üstüne düştü. "Beni bırak Ada'ya birşey yaparlarsa? Melodi'ye? Ya beni yine tutup gözümün önünde canice öldürürlerse? 13 yaşındaydım, Arda 13 yaşındaydım. Abim ölürken ben orada hiçbir bok yapamadım, engelleyemedim Arda engelleyemedim anlasana!" Dedim. Gözlerimi silerek. Arda başını eğdi. Kaan su uzattı, geri ittirdim. "Geleceğim." Dedi Arda çıkarak. "ARDA!" Diye bağırdım arkasından. Ayağa kalktım Yağız tuttu beni kolumu çektim. Arda'nın peşinden ilerledim. "ARDA!" Dedim bağırarak arkasından. Arda ormana doğru ilerledi. Peşinden ilerledim. Minel'i gördüm. Minel'i. Yere eğildim, kanlar içinde kalan Minel'in başını kucağıma koydum, arkamdan gelenlerin Aziz,Yankı,Yusuf,Kaan,Doğukan,Seren, Deren,Yağız,Aysel,Liana,Aysu olduğunu biliyordum. "Abla..." Dedim. Gözümden bir yaş düştü, tam kalbinin üstüne, üstüm kan oldu hiç birşey umrumda değildi. Ellerim ablamın saçına gitti, saçlarını son kez,son kez seviyordum.

Gözümden bir yaş düştü, elim boynuna gitti, elim daha fazla kan olunca vücuduna baktım. "Yasemin," dedi Seren çaresizce. "Bak ölüm var kalım var hepimizin sonudur ölüm." Dedi eli omzuma gitti, Kan kokusu, kan kokusu, başım dönüyordu. Ellerime baktım, ablama baktım, üstüme baktım. Kanlar heryer kandı. "Seren... Başım.." dedim.
İşte o an üç silah sesi.
Birisi Deren'e isabet etti, Birisi Seren'i isabet etti, diğeri Aysel'i.
Diğeri ise benim korkumdu.