Yarım Kalan Vuslat kitap kapağı

11. bölüm / 13

RÜZGARIN SÜRÜKLEDİĞİ YER

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: RÜZGARIN SÜRÜKLEDİĞİ YER

Sahafın kapısındaki pirinç çanın o ince tınlaması, Mert için bir devrin kapanış sesiydi. Ahşap kapıyı arkasından yavaşça kapatıp dışarı çıktığında, göğsünün ortasında taşınması imkansız ağır bir kütle var gibiydi.
Umutsuzluk, yerini sinsi ve soğuk bir üzüntüye bırakmıştı. İstanbul’un öğle güneşi caddeleri aydınlatırken, Mert zihninin en karanlık köşeelerine çekilmiş adımlarla yürümeye başladı.İçinde devasa bir hesaplaşma kasırgası kopuyordu. Bir yanda Asya’ya duyduğu o eskimeyen, zamana yenilmeyen derin sevgi; diğer yanda geçmişin hataları, o amansız pişmanlık ve kaçınılmaz bir ihanetin yükü...
Kendini anlatabilmek, "Ben aslında böyle demek istememiştim" diyebilmek için verdiği o çaresiz mücadele, sahafın kapısında son bulmuştu. Asya gelmemişti. Eşikten içeri adım atmamış, geçmişin üzerini tek bir hamlede çizip gitmişti.Gözleri kararmış bir halde, sakin adımlarla yürürken cebinden kulaklıklarını çıkardı. Parmakları titreyerek kulağına taktı ve rastgele radyoyu açtı.Kulağında ilk olarak Aşkın Nur Yengi’nin o yaralayıcı sesi yükselmeye başladı:
Yazık...
"Yazık şu geçen zamana, yazık... Yalan mıydı, biz mi aldandık?"
Şarkının her bir kelimesi, Mert’in tam da içini kavuran o pişmanlığa parmak basıyordu. Gerçekten sevmeyi bilememiş miydi? Yoksa severken mahvetmeyi mi seçmişti? Müzik zihninde yankılandıkça etraftaki insanların sesleri, arabaların kornaları, caddelerin gürültüsü tamamen silindi. Sadece kulağındaki müziğin sesi ve Mert’in bitmek bilmeyen vicdan azabı kaldı.
Nereye gittiğini bilmeden, saatlerin nasıl geçtiğini anlamadan yürüdü. Ayakları onu kendi iradesi dışında sürüklüyordu sanki. Güneş yavaşça tepeden kayıp ufka doğru süzülürken, saatlerdir süren bu şuursuz yürüyüşün sonunda kendini sahilin kenarında buldu.Denizden esen sert ve tuzlu rüzgâr yüzüne çarptığında durdu. Karşısında sonsuz bir mavilik, arkasında ise bıraktığı yıkıntılar vardı. Sahildeki banklardan birine doğru yürüdü, bacaklarındaki tüm derman çekilmiş gibi kendini ahşabın üzerine bıraktı.
Derin, titrek bir nefes aldı. İhanetin, sevginin ve geç kalınmışlığın sızısıyla cebinden telefonunu çıkardı. Artık kendini anlatmanın, bu hikâyeye bir nokta koymanın zamanı gelmişti.
Denizden esen sert ve tuzlu rüzgâr yüzüne çarptığında durdu. Kulaklıktaki şarkı değişmiş, bu kez Cem Adrian’ın buğulu ve pürüzsüz sesi Boğaz’ın karanlığına karışmıştı: Veda Busesi...
"Hani, ey gözyaşım, akmayacaktın?.."
Cebinden telefonunu çıkardı. Ekranın ışığı yüzünü aydınlatırken, titreyen parmaklarıyla mesaj ekranını açtı. Artık ne bir beklentisi vardı ne de bir umudu. Sadece içini döküp sonsuza dek susmak istiyordu.
"Asya... Bugün saatlerce o sahafın penceresinden yollara baktım. Her geçen adımda seni aradım, her gölgede seni bekledim. Gelmedin... Anladım ki ben o tozlu rafların arasında yalnız kalmışım, sen ise çoktan başka bir gökyüzüne kanat açmışsın.İçimdeki pişmanlığı, sana yaşattığım o kırgınlığı ve ihaneti anlatmaya ne kelimelerim yeter ne de ömrüm... Biliyorum, hak ettiğim bu kimsesizlikti. Ben seni sadece sevmeyi bilmedim Asya, severken korumayı da başaramadım. Sana verdiğim acıların yükünü bir ömür boynumda taşıyacağım.Gözlerin yollarda kalmanın ne demek olduğunu bugün öğretti bana hayat. Gelmeyişin, bana verebileceğin en son ve en net cevaptı. Bütün ahlarım, pişmanlıklarım ve hiçe saydığım o güzel günler adına senden özür dilerim. Seni bana bıraktığın o masum halinle, kalbimin en derin yerinde bir mezar gibi saklayacağım. Yüzün hep gülsün, hak ettiğin o huzur seni hiç bırakmasın.Hoşça kal, benim hiç affedilemeyecek yarım kalan hikâyem..."
Mert, gözyaşları ekranı ıslatırken gönder tuşuna bastı. Mesajın gittiğini gösteren küçük simge belirdiğinde, telefonu kapatıp cebine koydu. Dalgaların kıyıya vururken çıkardığı sesler arasında başını ellerinin arasına alıp sessizce ağlamaya devam etti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

19okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…