31. bölüm / 31
Yalanlarla dolu gerçek (gerçek ailem)27 Bölüm
Bölümler 31Şu an: 27 Bölüm
- 1 Karakter tanıtımı101 kelime
- 2 Bölüm 11.983 kelime
- 3 Bölüm 22.596 kelime
- 4 DUYURU!!!40 kelime
- 5 3. Bölüm1.661 kelime
- 6 4. Bölüm1.213 kelime
- 7 5. Bölüm1.343 kelime
- 8 DUYURU!!!47 kelime
- 9 6. Bölüm2.468 kelime
- 10 7. Bölüm3.057 kelime
- 11 8. Bölüm2.168 kelime
- 12 Bölüm 92.894 kelime
- 13 Bölüm 103.748 kelime
- 14 11. Bölüm4.934 kelime
- 15 12. Bölüm5.230 kelime
- 16 Karakter tanıtımı 2159 kelime
- 17 13 Bölüm3.212 kelime
- 18 Bölüm 146.397 kelime
- 19 15 Bölüm5.197 kelime
- 20 16. Bölüm4.591 kelime
- 21 17 Bölüm6.438 kelime
- 22 18. Bölüm4.451 kelime
- 23 19 Bölüm8.499 kelime
- 24 20. Bölüm7.736 kelime
- 25 21. Bölüm8.021 kelime
- 26 22. Bölüm7.719 kelime
- 27 23. Bölüm8.058 kelime
- 28 24. Bölüm8.307 kelime
- 29 25 Bölüm9.827 kelime
- 30 26 Bölüm8.377 kelime
- 31 27 Bölüm7.499 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
(Yıldızın gözünden)
Bacaklarımı kendime çekip kara Kara napıcağımı düşünürken aniden önümde birinin durmasıyla kafamı kaldırıp baktığımda onu görmüştüm.
Alperi.
Yüzüme aval aval baktıktan sonra konuştu.
Alper:
"Hayırdır bacım"
Son dediği cümle ile ellerimi yere koyup destek alarak kalktıktan sonra karşına dikilip konuştum.
Ben:
"Ne bacımı be! Ben senin nerden bacın oluyorum"
Alper:
"Lafın gelişi dedim ben onu detaya takılmada buraya gelip beni neden sorduğunu söyle"
Ben:
"Sanane sana hesap mı vericem birde"
Alper:
"Konu benle ilgili olduğu için evet vericeksin"
Ben:
"Tanımadığım velete hesap verecek değilim ben"
Dedikten sonra tam gidiyordum ki, aniden kolumdan tuttup kaşlarını çatıp konuştu.
Alper:
"Beni neden sordun"
Bende hızla kolumu ellinden kurtarıp konuştum.
Ben:
"Sanane çocuk! Sa-na-ne"
Alper:
"Kızım sen Delimisin, hem gelip beni sorguluyorsun hemde sanane diyorsun ne ayaksın sen"
Ben:
"Seni sormama niye bu kadsr takıldın ki, sorduysam sordum neye takıldın yani"
Alper:
"Bak kızım burası yetimhane yetimlerin yeri, burda ya annesi babası ölen çocuk vardır yada annesi ve babası tarafından terk edilen çocuk, bizi kolay kolay kimse gelip sormaz. Şimdi söyle bakalım kimsin ve beni neden sordun"
Ben:
"Sizin adınıza üzüldüm, seni sormamın bir anlamı yok öylesine sordum, şimdi çocuk bu konuyu daha fazla kurcalama ve odana dön tamam mı?"
Dedikten sonra yanından geçip gidiyordum ki dediği cümleyle olduğum yerde kalmıştım.
Alper:
"Soy adın ne senin?"
Boğazımı temizleyip arkamı dönüp geldiğim yolu yavaş adımlarla giderek kollarımı göğsümde birleştirip konuştum.
Ben:
"Napıcaksın sen benim soyadımı"
Alper:
"Hiç birşeye bakıcam"
Ben:
"Neye bakacaksın soy ağacına mı"
Alper:
"Aynen işim gücüm yok senin soy ağacına bakıcam"
Ben:
"Madem işin gücün var git onları hallet bu konuyuda kurcalama"
Diyip yanından geçip gittim ve taksi durağına doğru yürümeye başladım.
Yürüdüğüm yerde cebimden telefonu çıkarıp yamanı aradım, 3. Çalışta açmıştı.
Ben:
"Abimlere bir bahane bul ve sahile gel sakın çaktırayım deme"
Diyip yüzüne telefonu kapattım, taksi durağına geldiğimde çalışan taksilerin birine binip gideceğim yeri söylemiştim.
1 saat sonra falan sahile vardığımda taksicinin parasını ödedim ve çıktım.
Çıktığım gibi direk hızlı adımlarla sahile doğru yürümeye başladım, bir süre sonra yamanı bankın üstünde otururken gördüğümde daha da hızlanıp yanına oturdum.
Beni fark etmesiyle yüzüme korkuyla bakıp konuştu.
Yaman:
"Noluyor kızım açıklama yapmadan sahile gel diyip kapattın"
Hemen cebimdeki buruşuk kağıdı ona uzattım ve konuştum.
Ben:
"Biri sabah kapıya bırakıp gitmiş, aç oku bak"
Dememle buruşturmuş olduğum kağıdı düzeltip okumaya başladı, bir süre sonra çatılan kaşları ve gergin olan yüzü dümdüz olmuştu.
Aniden kafasını bana çevirip konuştu.
Yaman:
"Şaka değil mi"
Ben:
"Maalesef değil"
Yaman:
"Ne diyorsun kızım sen"
Ben:
"Gel gidelim ne demek istediğimi anliycaksın"
Dedikten sonra ellini tuttup yola yürüyüp bir tane taksi durduktan sonra ikimizde arkaya bindiğimizde taksiciye gideceğimiz yeri söylemiştim.
Bugün taksileri baya bir zengin ettik.
1 saat sonra falan vardığımızda ikimizde hızlıca indikten sonra kazağından tuttum ve yetimhanenin kapısının önüne getirdim.
Ben:
"Heh bak işte orda"
Dememle kafasını çevirip bahçeye baktı sonra geri bana döndü.
Yaman:
"Nerde?"
Elimle anlıma vurduktan sonra yanaklarından tuttup kafasını çocuğun olduğu yere çevirdiğimde görmüştü.
Yaman:
"Yıldız benle ikiz olmak yerine bu veletle mi ikiz oldun"
Demesiyle ellimle hafif koluna vurdum ve konuştum.
Ben:
"Abartma be o kadar benzemiyoruz"
Dedikten sonra ikimizde bir süre çocuğa baktıktan sonra oda sanki izlendiğini hissetmiş gibi aniden kafasını buraya çevirdi.
Bende yamanın kolundan tuttuğum gibi Koşmaya başladık.
Ben:
"Koş Yaman koş çocuk bizi gördü"
Dediğimde ikimizde daha hızlı Koşmaya başladık, bir süre koştuktan sonra yetimhaneden uzaklaşmıştık.
İkimizde durup soluklandıktan sonra Yaman bana dönüp konuştu.
Yaman:
"Biz şimdi niye kaçtık"
Ben:
"Onunla bizzat karşılaştım çünkü ve çok uyuz bir çocuk"
Yaman:
"Demek kardeşinle tanıştın, nasıl tanıştınız anlatsana"
Ben:
"Öff Yaman neyi anlatim ya işte geldi dikildi karşıma sen beni niye müdüre sordun falan diyip hesap sordu bende birşeyler uydurup kaçtım şimdi tekrar denk gelirsek muhtemelen ellimde kalır"
Yamanda bana gülerek bakıp konuştu.
Yaman:
"Aaa ama insan hiç kardeşini döver mi"
Ben:
"Bana bak sokağın ortasındayız demem seni döverim"
Oda işaret parmağını ve baş parmağını birleştirip ağzına fermuar çekip 'sustum' demişti, Bende gözlerimi devirip önüme dönüp taksi durağına doğru yürümeye başladım yamanda arkamdan geliyordu.
Yaman:
"Eee şimdi napıcaz biz bu veleti"
Ben:
"Bilmiyorum eve bir gidelim düşünürüz"
Yaman:
"Tamam"
Dedikten sonra çalışan taksilerin birine doğru yürüdük.
Ben:
"Cnm bu seferki taksi parası senden çünkü bu velet yüzünden bütün param taksiye gitti"
Oda ellerini cebine koyup yürürken yandan bana bakıp konuştu.
Yaman:
"Desene taksiciler bugün şanslı günü günündelermiş"
Ben:
"Aynen"
Dedikten sonra boş olan bir taksiye bindikten sonra eve doğru yola çıkmıştık.
Eve geldiğimizde sitenin başında inmek istediğimizi söyleyip parayı ödedikten sonra inmiştik.
İndikten sonra ikimizde konuşmadan eve doğru adımlamıştık, eve vardığımızda kapıyı çaldım ve Seher abla tarafından açılmıştı.
Yüzüme bakıp gülerek konuştu.
Seher abla:
"Nasılsın yıldızım"
Ben:
"İyi diyelim iyi olsun ablam, şey biz yamanla odama çıkıyoruz sen abimlere haber verirsin"
Seher abla:
"Olur kuzum söylerim siz çıkın"
Dedikten sonra onun yanağını öpüp merdivenlerden yukarı çıkarak odama girmiştik, 1 haftadır girmiyordum nerdeyse.
Gözüm aniden yatağa takılmıştı, annem ölmezden önce beraber sıkıca sarılıp uyuduğumuz son günmüş meğer.
Yamanın sesiyle bakışlarımı yataktan çekip ona baktım.
Yaman:
"İyimisin"
Ben:
"İyiyim, hadi oturda şu mevzuyu konuşalım"
Dedikten sonra ben yatağa oturdum oda çalışma masasının sandalyesini çekip karşıma oturdu.
Yaman/ben:
"Sen söyle"
İkimizde aynı anda söylememizle ona dönüp derin nefes alıp konuştum.
Ben:
"O velet bu eve gelirse ne olacağını biliyorsun demi"
Yaman:
"Bilmiyorum nolur ki"
Ben:
"Anlatim sana"
Diyip ellerimi iki yandan yatağa dayayıp hafif öne eğilip konuştum.
Ben:
"O velet bu eve gelirse pabucumun dama atılır, biz 2. Plana düşeriz o ise 1. Planda olur, evin gözdesi o olucak, başına birşey gelse belkide bizden bilinecek, kısacası o çocuk bu eve gelirse bizim değerimiz biter"
Oda dediklerimden sonra biraz düşünür gibi yaptıktan sonra derin nefes alıp konuştu.
Yaman:
"Haklısın"
Ben:
"Napıcaz peki"
Yaman:
"Söylemiycez, kimse bilmeyecek oda orda kalıcak"
Ben:
"Annem neden bırakmış ki, hem siz hiç mi farketmediniz nasıl bilmiyorsunuz"
Yaman:
"Ben hiçbirşey hatırlamıyorum ki ne zamn oldu falan ama bir aralar annem şehir dışına gitti dayımların yanına 9 ay gelmedi"
Ben:
"Demekki o zamn hamile kalmış sizede dememiş"
Yaman:
"Demekki dayımların yanında doğurup buraya gelip yetimhaneye verdi, çünkü yetimhane oturduğumuz semtte belkide arada gidip görebilmek için bu yetimhaneye verdi"
Ben:
"13 yıl boyunca hiç mi merak etmedi acaba"
Yaman:
"Bence yanlışlıkla oldu çünkü annem senden sonra çocuk istiycek bir durumda bile değildi"
Ben:
"Dayımlar biliyormu acaba?"
Yaman:
"Biliyordur nede olsa 9 ay boyunca orda kaldı"
Ben:
"Doğru, neyse boşverelim hiç olmamış gibi kapatalım bu konuyu"
Yaman:
"Tamam"
Dedikten sonra dahada birşey dememişti, benimde gözüm yine yatağa annemin en son yattığı yere takılmıştı.
(Alperenin gözünden)
Annemle babamı kaybetmenin üzerinden 1 hafta geçmişti hepimiz hayla tam toparlamamıştık ama yavaş yavaş toplamaya çalışıyorduk.
Telefonumu cebime atıp odadan çıktım, tam aşağı iniyordum ki Yıldızın odasından konuşma sesleri geliyordu.
İstemeden adımlarımı o yöne doğru atıp kapıyı dinlemeye başladım.
"Sen söyle"
Neyi söyliceklerdi?
"O velet bu eve gelirse ne olacağını biliyorsun demi"
Kim, ne veleti?
"Bilmiyorum nolur ki"
"Anlatim sana"
Konuştukları dikkatimi çekince kulağımı iyice dayayıp dinlemeye başladım.
"O velet bu eve gelirse pabucumuz dama atılır, biz 2. Plana düşeriz o ise 1. Planda olur, evin gözdesi o olucak, başına birşey gelse belkide bizden bilinecek, kısacası o çocuk bu eve gelirse bizim değerimiz biter"
Hangi çocuk? Noluyordu bu aşağılık yerde.
"Haklısın"
"Napıcaz peki"
"Söylemiycez, kimse bilmeyecek oda orda kalıcak"
"Annem neden bırakmış ki, hem siz hiç mi farketmediniz nasıl bilmiyorsunuz"
"Ben hiçbirşey hatırlamıyorum ki ne zamn oldu falan ama bir aralar annem şehir dışına gitti dayımların yanına 9 ay gelmedi"
"Demekki o zamn hamile kalmış sizede dememiş"
"Demekki dayımların yanında doğurup buraya gelip yetimhaneye verdi, çünkü yetimhane oturduğumuz semtte belkide arada gidip görebilmek için bu yetimhaneye verdi"
"13 yıl boyunca hiç mi merak etmedi acaba"
"Bence yanlışlıkla oldu çünkü annem senden sonra çocuk istiycek bir durumda bile değildi"
"Dayımlar biliyormu acaba?"
"Biliyordur nede olsa 9 ay boyunca orda kaldı"
"Doğru, neyse boşverelim hiç olmamış gibi kapatalım bu konuyu"
Yaman:
"Tamam"
Bundan sonra daha fazla dinlemeyip aşağı inip duyduklarımı anlatmam gerekti.
Ben:
"Abii!"
Diye salona koşarak girip koltuğa oturdum, oturduğum gibi Barlas abim endişeyle bakıp konuştu.
Barlas abim:
"Noluyor oğlum sakin ol"
Soluklanıp derin nefes alıp anlatmaya başladım.
Ben:
"Abi bu İkizler bir iş çeviriyor"
Dememle hepsi dikkatini bana vermişti, Barlas abimde yerinde dikleşip konuştu.
Barlas abim:
"Ne gibi"
Dediğinde bu sefer ben yerimde dikleşip konuştum, konuşmam bitince arkama yaslandım ve hepsinin tepkisini izledim.
Atlas:
"Çocuk mu?"
Alp:
"Ne çocuğu lan"
Aras abim:
"Alperen yanlış duymuş olmayasın"
Ben:
"Yok abi kulaklarımla duydum"
Barlas abim:
"Bu semtte kaç tane yetimhane var"
Ben:
"Bir tane oda Üsküdar hasan tan yetimhanesi"
Dedikten sonra ayaklanıp konuştu.
Barlas abim:
"Kalkın gidiyoruz bu işin astı astarı neymiş öğrenelim"
Dedikten sonra onun kalkması ile bizde ayaklanıp peşine takıldık, hepimiz arabalara bindikten sonra abimin peşine takıldık.
Ben aras abimle giderken Atlas ve Alp Barlas abime binmişti.
Bir süre sonra yetimhanenin önünde durduğumuzda hızla inip yetimhaneye girdik.
Hademelere sorup müdürün odasını öğrendikten sonra hepimiz odaya çıktık.
Barlas abim kapıyı çaldığında içerden 'gel' sesi duyunca Barlas abim içeri girip müdüreyaklaşıp el sıkarak selamlaştı.
Barlas abim:
"İyi günler hocam ben barlas korkmaz"
Müdürde Barlas abimin ellini sıkıp konuştu.
Müdür:
"İyi günler oğlum buyur"
Diyerek karşısındaki koltuğa oturmuştu, hepimiz bir koltuğa oturduktan sonra barlas abim direk konuya girmişti.
Barlas abim:
"Hocam şimdi sizden bir çocuk hakkında bilgi almak için geldim ama çocuğun adını bilmiyoruz sadece yaşını biliyoruz 13 yaşında"
Müdür:
"Adını demezsen nasıl bilgi vereyim ki oğlum"
Bu sefer abime kalmadan yerimde dikleşip araya girdim.
Ben:
"Bugün buraya kumral 1,60 boyunda siyah kapşonlu kızla erkek geldi mi ikiz"
Müdür de masada ellerini birleştirip konuştu.
Müdür:
"Ben erkek görmedim ama tarif ettiğiniz gibi bir kız geldi hata Alper öğrencimizi sordu"
Ben:
"O çocuk hakkında bilgi verirmisiniz"
Müdür:
"Alper korkmaz 13 yaşında 13 yıl önce bir kadın tarafından bırakıldı ondan sonrada ne aradılar ne sordular sadece bırakan kadın gelip uzaktan çocuğu izleyip izleyip gitti"
Ben:
"Abi Yıldızın bahsettiği çocuk bu"
Müdür:
"Sizinde soyadınız korkmazdı demi"
Barlas abim:
"Hocam siz bir çocuğu çağırsanız görsek"
Dedikten sonra kafasını sallayıp telefondan bir kaç tuşa basıp konuştu.
Müdür:
"Asiye Alperi odaya getir kızım"
Dedikten sonra kapattı kapattıktan 5 dakika sonra odanın kapısının çalıp açılmasıyla bir çocuk odaya girmişti.
Girdiği gibi hepimizin bakışı o çocuğa yönelmişti, biz ona şaşkınlıkla bakarken o bize bakıp kaşlarını çatıp konuştu.
Alper:
"Dün bir kız bugün 5 erkek, hayırdır hocam kayıp ailem varda benim mi haberim yok"
Diyip sonlara doğru sırıtarak konuştu.
Müdür:
"13 yıldır akıllanmanı bekliyorum ama akıllanmıyorsun Alper ne zamn akıllanıcaksın oğlum sen"
Alper:
"Allah büyük hocam elbet akıllanırız, evet bu seferki mesele nedir"
Müdür:
"Senin soyadınla aynı soyadına sahip olan çocuklar seni soruyor"
Önce kaşlarını çatıp sonra ellerini cebine koyup bize bakıp konuştu.
Alper:
"Soyad bu hocam benzer"
Karşımdaki çocuk nerdeyse yıldıza benziyor çok benzemesede saçları anımsatıyordu.
Alper:
"Neyle öldüreceksiniz beni abiler"
Dediğinde Barlas abimde kaşlarını çatıp parmaklarıyla çenesini okşayıp konuştu.
Barlas abim:
"Nasıl?"
Alper:
"Diyorum ki öldürecek gibi bakıyorsunuz neyle öldüreceksiniz tiplerinize bakılırsa mafya olduğunuz belli"
Diyip Barlas abime eğilip ellerini cebinden çıkarıp arkadan birleştirip konuştu.
Alper:
"Söylesene kaç adam öldürdün"
Diyip sonlara doğru göz kırpıp sırıtmıştı, müdürün uyarısıyla hemen yerinde dikleşip ellerini cebine koyup sırtını dolaba yasladı.
Müdür:
"Alper sana zevzekliği kes dedim"
Oda işaret parmağını ve baş parmağını birleştirip ağzına fermuar çekip 'sustum' diyerek ellerini geri cebine koydu ve konuştu.
Alper:
"Tamam hocam susuyorum evet beni gerçekten niye çağırdınız"
Barlas abim istifini bozmadan ayağa kalkıp ellerini cebine koyup alpere bakarak müdüre ithafen konuştu.
Barlas abim:
"DNA testi istiyoruz hocam"
Alper bir an afalayıp kaşlarını çatıp konuştu.
Alper:
"Ne DNA testi ya soyadımız aynı çıktı diye sizin kardeşiniz olduğumumu sandınız"
Bu sefer ben yerimde dikleşip konuştum.
Ben:
"Şüphelerimiz var çocuk eğer Şüphelerimiz yanlış çıkarsa seni rahat bırakırız"
Alper:
"Haa kardeşiniz çıksamda sizinle geleceğimi mi sandınız?"
Alperin bunu demesiyle Barlas abimin bedeni kaskatı kesilmişti, kaşlarını çatıp konuştu.
Barlas abim:
"O ne demek?"
Alper:
"13 yıl önce terk etmişsiniz zaten şimdi ne diye alacaksınız"
Ben:
"Biz bilmiyorduk senden haberimiz yoktu, bugün kardeşimle ikizi konuşurken duydum ben"
Alper:
"Haa o kız sizin kardeşiniz yani?"
Demesiyle ortam iyice gerginleşmişti, aras abimde oturduğu yerden kalkıp ellerini cebine koyup konuştu.
Aras abim:
"Evet bizim kardeşimiz bır sıkıntı mı var"
Oda ellerini tekrar cebine koyup aras abime bakıp sırıtarak konuştu.
Alper:
"Yok ama kardeşiniz biraz deli gibi"
Demesiyle Alp bir hışımla oturduğu yerden kalkıp alperin üstüne yürüyüp kaşlarını çatarak konuştu.
Alp:
"Ne diyorsun lan sen!"
Oda ellerini kaldırıp teslim olmuş şeklinde yapıp sırıtıp konuştu.
Alper:
"Sakin ol şampiyon demedim birşey, deli derken bugün gelip hem beni soruyor hemde gördüğü gibi kaçıyor ne ayak sizin bu kardeşiniz"
Dediğinde tam birşey diyecekken Barlas abim sesini yükseltip konuştu.
Barlas abim:
"Yeter! Bak delikanlı eğer kardeşim hakkında en ufak bir imada bulunursan kendimi tutabilceğimi sanmıyorum"
Dedikten sonra müdüre dönüp konuştu.
Barlas abim:
"DNA testi için ne gerekiyor hocam"
Müdür:
"Şöyle yapalım, siz hastaneye gidin DNA testi için kan alın onu laboratuvara yollaycakladır fakat sonuç çıkana kadar alperin burda kalması gerekiyor onu yurt dışında başka biryerde kalmasına müsade edemem"
Barlas abim:
"Tamamdır hocam testi yaptıktan sonra bizzat size teslim edicem"
Dedikten sonra müdürün odasından çıkıp yürümeye başladık, arabaya geldiğimizde hepimiz arabalara binip hastaneye doğru yola çıktık.
Hastaneye geldiğimizde hepimiz arabalardan inip hastaneye girip danışmaya sorduktan sonra kan verme odasının önünde beklemeye başladık.
Biz hepimiz tek tek koltuklara otururken Alper sırtını duvara yaslayıp ellerini de cebine koyup bize bakıp konuştu.
Alper:
"Kardeşiniz çıkarsam nolcak"
Barlas abim:
"Bizimle eve geliceksin"
Alper tam ağzını açıp itiraz edecekti ki abim ayağa kalkıp karşısına dikilip konuştu.
Barlas abim:
"İstesende, istemesende"
Sıra bize geldikten sonra hepimiz tek tek girip kanları vermiştik, kabul verme işlemi bittikten sonra biz dışarı çıktık abimde doktora birşeyler sorup gelecekti.
Alper:
"Kardeşiniz çıksam ne değişecek ki bırakın beni geri yetimhaneye 13 yıl önce annenizin bıraktığı gibi"
Bakışlarımı hemen ona çevirip konuştum.
Ben:
"Bak haddini aşıyorsun annem hakkında düzgün konuşucaksın"
Alper:
"Niye zoruna mı gitti annene laf edilmesi zoruna mı gitti"
Demesiyle yüzüne bakıp tam ağzımı açıp konuşcaktım ki Barlas abimin gelmesiyle sustum.
Barlas abim:
"Sonuçlar 2 güne çıkarmış ama ben bizim çocuklara söylerim yarına hazır ederler, hadi gidelim senide yetimhaneye teslim edelim"
Sonlara doğru alpere bakıp konuştuktan sonra biz aras abimlerle eve giderken Barlas abim Alperi yetimhaneye bırakacaktı.
Hepimiz arabalara dağıldıktan sonra yola çıkmıştık.
(Yıldızın gözünden)
Yamanla konuştuktan sonra salona inmiştik ama kimse yoktu önce ikimiz salonda otururken o daha sonra sıkılıp odasına gitmişti bende ev sıkmaya başlayınca bahçeye çıkmıştım.
Salıncağa oturup ayaklarımı yere sürterek sallanmaya başlamıştım, telefonumun çalmasıyla cebimden çıkarıp arayan kişiye baktığımda sevdiğim kişi in adını görünce hafif gülümsemiştim.
Onur arıyordu, çok bekletmeden telefonu hemen açtım ve sesini duymamla onu ne kadar özlediğimi bir kez daha anladım.
Onur:
"Benim güzeler güzeli sevgilim Nasılmış bakalım"
Ben:
"Sesini duydum daha iyi oldum"
Onur:
"Bende seni görsem daha iyi olucam, nasılsın birtanem iyi oldun mu biraz"
Ben:
"Kardeşim varmış Onur, annem benim kaybımdan sonra bir erkek çocuk doğurmuş"
Onur:
"Nasıl?"
Ben:
"Bilmiyorum, bugün kapıya bir mektup geldi açıp okudum içinde kardeşim olduğu yazıyordu adına yaşına adresine kadar yazıyordu adrese gidip çocuğu gördüğüm bana benziyordu çok benzemiyordu ama yinede benziyordu, onu gördüğüm an kan beynime sıçramış gibi oldu birde o kadsr uyuz biri ki görmen lazım"
Onur:
"Şimdi senin bir kardeşin mi var"
Ben:
"Varmış, ama ben istemiyorum kardeş falan"
Onur:
"Sevmedin mi"
Ben:
"Sevmedim ısınamadım o çocuğa hiç birzamanda ısınamiycam"
Onur:
"Sen sevmediysen bir bildiğin vardır güzelim ben senin kararlarına her zamn saygı duyarım birtanem"
Dedikleriyle yüzüme bir gülümseme ekleyip konuştum.
Ben:
"Biliyorum zaten bir sana birde yamana güveniyorum"
Onur:
"Abinler?"
Ben:
"Eğer onlar bu kardeş meselesini biliyolarsa hiçbirine güvencim kalmaz"
Onur:
"Bilseler bunca zaman ortaya çıkardı güzelim bence bilmiyolar"
Ben:
"Bilmiyorum artık"
Onur:
"Ne zamn söyliyceksin peki"
Ben:
"Önce DNA testi yaptırıcam eğer gerçekten kardeşim çıkarsa bu konuyu onlara açarım"
Araba sesleri duymamla abimlerin geldiğini anlamıştım.
Ben:
"Şey Onur abimler geldi galiba ben seni sonra arasam olur mu"
Onur:
"Olur birtanem hadi sonra görüşürüz"
Dedikten sonra bende birşey demeyip kapatıp salıncaktan kalkıp salona girdim ve kapıyı açıp beklemeye başladım.
Barlas abim önden gelip başımın üstünden öptü ve kollarının arasına alıp sarıldı.
Barlas abim:
"Nasılsın birtanem"
Ben:
"Ben annemin yanına gidebilir miyim"
Barlas abim:
"Ben götirim güzelim istersen beklerim arabada"
Ben:
"Yok ben giderim"
Barlas abim:
"Tek gönderemem birtanem seni"
Ben:
"Taksiyle gidicem birşey olmaz gider gelirim"
Barlas abim:
"Olmaz bizden birinin gelmesini istemiyorsan korumalardan biri götürsün seni"
Beni tek göndermiceğini bildiğim için kabul ettim.
Ben:
"Tamam"
Dedikten sonra korumlara başıyla işaret vermişti, Bende yanından geçip giderken aklıma gelen şeyle arkamı dönüp konuştum.
Ben:
"Bu arada arabadan bir haber var mı"
Oda önce yüzüme baktı sonra konuştu.
Barlas abim:
"Haber yok henüz rapor çıkmamış"
Bende ona başımı salladıktan sonra arabaya binip yola çıkmıştık.
1 saat sonra falan mezarlığa vardığımızda arabadan inip annemin yanına doğru yürümeye başladım.
Mezara yaklaştığımız da içimin daralması bir olmuştu.
Onun burda olduğunu bilmek canımı hayla yakıyordu, alışamamıştım alışamiycaktım da.
Mezara yaklaşıp diz çöküp toprağını okşayıp konuştum.
Ben:
"Annem, ben geldim"
Ben:
"Neden anne, o çocuğu neden yetimhaneye bıraktın neden söylemedin"
Derin nefes alıp boğazımdaki o koca yumruyu yuttum.
Ben:
"Benim kaybımı unutmak için mi o çocuğu doğurdun yoksa istemeyerek mi oldu"
Toprağın kenarına oturup bacaklarımı kendime çekip kolumun birini bacağımın üstüne koyup başımı yasladım biri ile de annemin toprağını okşamaya başladım.
Ben:
"Sana kızamıyorum buna hakkım yok biliyorum ama birine hesap sormak istiyorum, belkide benim acımı unutmak için doğurdun ama neden yetimhaneye bıraktın. Kimsesizlik duygusunu ona da neden yaşattın anne ben 17 yıl boyunca kimsesiz kaldım zaten neden onuda kimsesiz bıraktın"
Daha fazla dayanamayıp gözyaşlarımı bıraktım.
Ben:
"Rüyama gelir misin anne çok çaresizim nolur gel açıkla bana herşeyi yoksa düşünmekten kafayı yiycem nolur anne gel rüyama nolur"
Dedikten sonra hem ağlayıp hem de toprağını okşuyordum.
Ben:
"Ben intihar ettim anne, ama olmadı yapamadım ölemedim Ben sensiz yaşamak istemedim sensiz o evde durmak, uyumak, yemek yemek istemedim anne. Sensiz nefes almak bile zor anne çok zor"
Biraz daha ağladıktan sonra başımı kaldırıp derin nefes aldıktan sonra gözyaşlarımı silip konuştum.
Ben:
"Size bunu yapanları bulup onların hayatını mahvedicem söz veriyorum anne, söz veriyorum baba"
Dedikten sonra oturduğum yerden kalkıp arabaya doğru yürümeye başladım arabanın yanında duran vedat abinin yanına gidip konuştum.
Ben:
"Vedat abi senden birşey isteyebilir miyim"
Vedat abi:
"İste kızım nedir"
Ben:
"Arabanın frenlerini kim kesmiş bulabilir misin?"
Vedat abi:
"Nasıl anlamadım kızım?"
Ben:
"Yapma abi arabanın frenlerinin kesildiğini biliyoruz benim babam arabayı süratli kullanacak biri bile değil, arabanın frenlerini biri kesti sende bunu yapanı bulucaksın"
Vedat abi:
"Kızım abinler halletsin sen na-"
Ben:
"Ben yaparım abi abimler bana birşey demiycek belli sen yapanı bulucaksın bende mahvedicem"
Vedat abi:
"Ne yapıcaksın"
Ben:
"Önce yapanı bir bulalım ne yapacağımıza sonra karar veririz, Haa bu arada abimlere bahsedecek olursan bozuşuruz söylim dedim"
Dedikten sonra arabanın arkasını açıp koltuğa yerleştim 2 dk sonrada o koltuğa yerleşip arkasını dönüp konuştu.
Vedat abi:
"Kızım yapma, yakma hayatını"
Ben:
"Benim hayatım bebekken yandı zaten, ben yıllar sonra kavuştuğum annemi toprağa koydum ben 17 yıl boyunca anne kokusuna, anne sevgisine hasret kaldım annemle babama bunca yıl kavuştuktan sonra doyamadan kaybettim ben onları bizim yaşayacak çok anımız olucaktı ama birileri bunu çaldı bende bunu çalanların hayatını yakıcam sonu hapise girmek olsa bile gerekirse yakarım hayatımı, tekrar söylüyorum abimlere birşeyden bahsedersen fena bozuşuruz"
Dedikten sonra önüme döndüm, oda önüne döndükten sonra arabayı çalıştırıp yola çıkmıştık.
1 saat sonra vardığımızda arabadan inip eve doğru yürüyüp kapıyı çaldım, seher abla açtığında önce yüzüme bakıp sonra sıkıca sarılmıştı.
Bende ona sarılıp kafamı omzunda yan şekilde yatırıp öylece durdum, oda belimi sıvazlayıp konuştu.
Seher abla:
"Nasılsın kuzum"
Bende başımı omzundan kaldırıp ona bakıp konuştum.
Ben:
"İyiyim Seher abla"
Dedikten sonra ona gülümseyip yamanın odasına çıktım, kapıyı çalıp odaya girdiğimde odada yoktu bende onun odasından çıkıp annemlerin odasına gittim.
Kapıyı çalıp girdiğimde odadaydı.
Ben:
"Kalk kalk kalk"
Diyip dürtüp uyandırdım, oda yerinde sıçrayarak konuştu.
Yaman:
"Noluyor ya"
Ben:
"Kalk plan yapıcaz"
Yaman:
"Ne planı"
Ben:
"Bu kaza değil cinayet, babamı en iyi sen bilirsin o arabayı süratli kullanacak biri değil"
Ayakta dikilmeyi bırakıp karşısına geçip oturdum ve konuştum.
Ben:
"Hadi diyelim hızlı kullandı frenleri tutunca durması gerekmiyor mu en fazla ağaca çarpar az hasarla kurtulurlardı ama öyle olmadı araba takla attı"
Yaman:
"Abim araba uçurumdan düştü demişti frenleri tutsaydı belkide kurtulurlardı"
Bende ona kafamı salladıktan sonra tekrar konuştu.
Yaman:
"Napıcaksın peki bunu nasıl ispatliycaksın"
Ben:
"Vedat abiden yardım istedim o halledicek"
Yaman:
"Nasıl"
Ben:
"Bilmiyorum ama bir şekilde halledip bana haber vericek"
Yaman:
"Eee bunu yapanı bulursak napıcaz"
Ben:
"Bulalım ona hayatı zindan etmesem banada yıldız korkmaz demesinler"
Yaman:
"İşte şimdi bir korkmaz oldun yıkılmayıp ayakta durup intikam alıyorsun, tam korkmazlara yakışır bir haraket"
Ben:
"Annemle babamın katiline hayatı dar etmeden bırakırmıyım"
Yaman:
"Bırakmazsın ama beraber yapıcaz"
Ben:
"Heralde beraber yapıcaz sensiz birşey yaparmıyım ben"
Oda göğsünü kabartıp konuştu.
Yaman:
"Tabikide yapmazsın aferin"
Dedikten sonra beni omzumdan tuttup göğsüne yaslayıp sarıldı ve saçımı öptü.
Ben:
"Hadi uyuyalım bugün baya bir yorulduk"
Dedikten sonra kafasını sallayıp benimle beraber yatağa uzandı ve bana sarılıp gözlerini kapattı.
Bende onun bu haline gülüp sonra gözlerimi kapattım ve kendimi derin bir uykuya bıraktım.
Saçımın okşanmasıyla gözümü açtığımda annem baş ucumda saçımı okşuyordu yine, gözlerimi açtığımda yatakta doğrulduğumda annem ellimi tuttup konuştu.
Annem:
"Özür dilerim kızım beni affet kızım"
Ben:
"Noldu anne"
Annem:
"Ben istemedim ben senden sonra bir evlat daha istemedim senin toprağın soğumadan Ben senden sonra bir çocuk daha yapmadım, Alper istemeden oldu öğrendiğimde 1 aylık olmuştu bile aldırmak günah dediler bende yapamadım, şehir dışına gittim onu doğurduktan sonra İstanbula gelip Üsküdar yetimhanesine bıraktım. Yapamadım kızım senin kokunu içime çekemezken o çocuğa bakmak ağır geldi yapamadım bıraktım yetimhaneye ama arada gidip gördüm ama biryerden sonra istemedi beni bende gitmeyi bıraktım. Özür dilerim kızım affet beni"
Ben:
"Yani o çocuk benim kardeşim öyle mi"
Annem:
"Evet"
Duyduklarımla donup kalmıştım, tahmin ediyordum ama bir ihtimal gerçek değildir belki dedim.
Ben:
"Neden onuda kimsesiz bıraktın anne, ben zaten kimsesiz kalmıştım neden onuda kimsesiz bıraktın"
Annem:
"Özür dilerim kızım yapamadım, sana bakamazken, sana doyamazken. Ona bakmak ağır geldi affet beni kızım"
Dedikten sonra yüzümü avuçlarının arasına aldı ve yüzümü yüzüne doğru kaldırıp bana bakıp konuştu.
Annem:
"Affet kızım, özür dilerim"
Dedikten sonra anlımı ve başımın üstünden öptü sonrada yanımdan kalkıp kapıya doğru yürüdü.
Ben:
"Anne gitme nolur dur gitme"
Demiştim ama duymamıştı kapıyı açıp gitmişti, arkasından bağırsamda duymamıştı.
Ben:
"Anne"
Ben:
"Anne"
Diye gözümü açtığımda yatakta doğrulup Etrafıma baktığımda rüya olduğunu anlamıştım.
Rüyama gelmişti kardeşin var demişti.
Gerçekmiş, gerçekten de kardeşim vardı.
Yamanda aniden kalkıp bana endişe ile bakıp konuştu.
Yaman:
"Noldu"
Bende üstümdeki şoktan ayrılıp yamana dönüp konuştum.
Ben:
"Yaman annem rüyama geldi, doğruymuş Yaman o çocuk bizim kardeşimizmiş"
Yaman:
"Nasıl"
Ben:
"Annem dedi Yaman doğruymuş"
Yaman:
"Kalk abimlere söyleyelim"
Dedikten sonra kalkıp odadan çıktık ve merdivenlerden aşağı inip salona girdik.
Girdiğim gibi gördüğüm kişi ile olduğum yerde donup kalmıştım.
Alper burdaydı.
Yerimde bir adım öne çıkıp konuştum.
Ben:
"Sen?"
Oda oturduğu yerden kalkıp ellerini cebine koyup sırıtarak konuştu.
Alper:
"Evet ben"
Kaşlarımı çatıp ona bakıp konuştum.
Ben:
"Sen nasıl, ne işin var senin burda"
Alper:
"Meraklı değilim gelmeye abim getirdi"
Alperden bakışlarımı çekip abime baktım.
Ben:
"Ne demek abi bu"
Oda yerinden kalkıp ikimizin arasına girip konuştu.
Barlas abim:
"Alper bizim kardeşimiz abicim seninde, DNA testi yapıldı"
Ellini cebine attı ve kağıdı çıkarıp ellime tuttuşturdu.
Açıp okuduğumda alperden ve abimlerden alınan örnek %99 uyumlu çıkmıştı.
Bakışlarımı kağıttan çekip abime diktim ve konuştum.
Ben:
"Ne demek bu"
Barlas abim:
"Alper sizin kardeşiniz ve burda kalıcak demek"
Ben:
"Biz neyiz peki burda bostan korkuluğu mu"
Benim kaşlarımı çatmamla oda kaşlarını çatıp konuştu.
Barlas abim:
"O da ne demek güzellim"
Ben:
"Bizede sorsaydın demek abi, hiçbirşey demeyip ne olduğu belirsiz çocuğu karşımıza getirip koydun"
Abim ağzını açıp konuşcaktı ki alperin konuşmasıyla sustu.
Alper:
"Ne olduğu belirsiz öyle mi?"
Bir adım daha atıp yüzüme bakıp konuştu.
Alper:
"Annemize çekmişimdir belki güzel ablacım onunda ne olduğu belirsiz demi"
Anneme ettiği lafla yakasına yapışıp konuştum.
Ben:
"Ne diyorsun be sen"
Oda bileklerimi tuttup çektikten sonra üstünü düzeltip konuştu.
Alper:
"Diyorum ki beni daha kundaktayken yetimhaneye atan ne olduğu belirsiz kadına çekmişimdir"
Demesiyle sağ ellimi kaldırıp yüzüne sert bir tokat attım attığım tokatın sesi salonda sert bir ses çıkarınca, işaret parmağımı ona sallayarak konuştum.
Ben:
"Bir daha annem hakkında böyle konuşursan o zamn bunun bin katını yaparım"
Barlas abim:
"Yıldız"
Dediğinde onada dönüp işaret parmağımı sallayarak konuştum.
Ben:
"Tek kelime dahi etme, demekki bizim bu evde yerimiz yokmuş bunu öğrettiğin için teşekkür ederim abi "
Dedikten sonra bakışlarımı hepsinin üzerinde gezdirip konuştum.
Ben:
"Size yeni kardeşinizle mutluluklar"
Dedikten sonra yamana dönüp konuştum.
Ben:
"Benimle geliyor musun yoksa kalıyor musun"
Oda bakışlarını abimgilin üzerinden çekip bana bakıp konuştu.
Yaman:
"Tabikide geliyorum seni tek bırakıcağı mı sandın"
Bende gülümseyip konuştum.
Ben:
"O zamn odana çık eşyalarını topla bende topladıktan sonra çıkarız"
Dedikten sonra hiçbirine bakmayıp merdivenlerden çıkarak odama doğru koştum, Barlas abimde konuşarak peşimden geliyordu.
Barlas abim:
"Yıldız bir dinle abicim bak şuan sinirlisin doğru karar veremiyorsun"
O konuşurken bende valizimi çıkarıp içine eşyalarımı koymaya başladım, abim aniden kolumdan tutmasıyla sinirle ona baktım.
Barlas abim:
"Sakin ol konuşalım"
Kolumu hızla kendime çekip sinirle konuştum.
Ben:
"Konuşcak tek kelimem yok sizinle siz kararınızı vermişsiniz bize gerek yok"
Dedikten sonra tekrardan eşyalarımı koymaya devam etmiştim, tabi Barlas abim de konuşup duruyordu.
Barlas abim:
"Yıldız yapma böyle o sizin kardeşiniz"
Ben:
"Annemin arkasından ne olduğu belirsiz diyen birine kardeş falan demem eğer siz derseniz oda sizin vicdanınıza kalmış birşey şimdi bırak beni ve peşimden gelmeye kalkma, şimdi çık odamdan üstümü değiştiricem"
Dedikten sonra yüzüme baktı ve konuştu.
Barlas abim:
"Yıldız abi-"
Konuşmaya başlamasıyla hemen lafını kesip konuştum.
Ben:
"Sen git yeni kardeşine abilik yap nede olsa benim değerimde bir yere kadar demi, şimdi git kardeşini teselli et acımıştır attığım tokat"
Dedikten sonra yüzünü eğip durdu bende sinirle bağırıp konuştum.
Ben:
"Çık odamdan! Benim annem ne olduğu belirsiz biri değil tamam mı değil"
Dememle bana sarılmıştı bende onu Göğsünden itip konuştum.
Ben:
"Dokunma bana çık odamdan"
Dediğimde hayla yüzüme bakıyordu, bu sefer dayanamayıp onu kolundan sürükleyerek odadan çıkardım.
Ben:
"Yüzünü bile görmek istemiyorum Barlas korkmaz bunuda böyle bil"
Dedikten sonra kapıyı yüzüne kapatıp hızla kilitledim, sinirden makyaj masanın üstünde ki eşyaların hepsini yere doğru fırlatmıştım.
Ben:
"Sen göreceksin çocuk seninle işim bitmedi"
Kendi kendime fısıldadıktan sonra ayırdığım kıyafetlerimi alıp hızla duşa girdim.
Duştan çıktıktan sonra hızla üstümü giyip ufak tefek eşyalarımı da kol çantama atıp telefonumuda pantolonumun arka cebine koyduktan sonra valizimide alıp çıktım yamanla aynı anda çıkmamızla ikimizde birbirmize baktıktan sonra merdivenlerden indik ve kapıya doğru yürüdük.
Alperen abim yanımıza gelip konuştu.
Alperen abim:
"Yıldız abicim olmuyor böyle"
Gözlerimi kapatıp sabır diledikten sonra ona dönüp konuştum.
Ben:
"Çok iyi oluyor aslında biliyor musun? Sizin aile saadetinizi bozmayalım biz size yeni kardeşinizle mutluluklar"
Dedikten sonra valizimi alıyordum ki Vedat abi gelip valizimizi aldıktan sonra Seher ablanın yanına gidip sarıldım ve konuştum.
Ben:
"Seni seviyorum bunu unutma olur mu"
Oda belimi sıvazlayıp konuştu.
Seher abla:
"Ne kız o veda eder gibi konuşuyorsun, kafanı dinle gel sonra evine"
Dedikten sonra ayrıldıktan sonra konuştum.
Ben:
"Burası benim evim mi onu sormak lazım önce"
Diyip abimlere bakarak konuştuktan sonra hepsi yüzüme hayal kırıklığı ile bakıyordu, ben ise hiçbirine bakmayıp açık olan kapıdan çıkıp arabaya doğru yürüyüp arka kapıyı açtıktan sonra oturdum.
Yamanda yanıma gelip oturduktan sonra Vedat abinin de gelmesi ile yola çıkmıştık.
Erkan amcamlara gidiyorduk, orası bana iyi gelicekti eminim.
1 saat sonra geldiğimizde arabadan indik ve Vedat abinin ellinden valizleri alıp kapıya doğru yürümeye başladık.
Kapıyı çaldığımızda Sare abla kapıyı açmıştı, ona burukça gülümsedikten sonra Erkan amcam gülerek gelmişti.
Erkan amcam:
"Benim ikizlerim gelmiş"
Diyip ikimizi de kolunun altına alıp sarılmıştı, biraz sonra ayrıldıktan sonra konuştum.
Ben:
"Şey amca biz bir süre burda kalabilir miyiz"
Oda kızgınca suratıma bakıp konuştu.
Erkan amcam:
"Kaç kere diycem kız ben sana izin alma diye"
Bende utançla başımı eğdikten sonra beni ve yamanı kolunun altına alıp içeri geçtik.
Yengem ve çınarlar yanımıza gelip sarılıp konuştu.
Yengem:
"Benim yavrularım gelmiş"
Çınar:
"Güzeller güzeli kuzenim ve yakışıklı paşaların paşası kuzenim gelmiişşş"
Berk:
"Aslan yeğenlerim Hoşgeldiniz"
Berkin sonda dediği şeyle gülümsemiştik, Caner abim de yanımıza gelip gülümseyerek konuştu.
Caner abi:
"Sizi böyle gülerek gördüm ya daha da birşey istemem artık"
Onu görmemle bende gülerek ona koşup sarıldım.
Ben:
"Benim artık tek abim sensin"
Oda başımı göğsüne yaslayıp saçımı okşayıp konuştu.
Caner abi:
"O nedemek güzelim"
Bende başımı onun göğsünden kaldırıp hepsine bakıp konuştum.
Ben:
"Oturalım anlatim"
Dedikten sonra hepimiz beraber oturduktan sonra herşeyi anlattım.
Ben:
"Anliycağınız Barlas abim bize birşey demeden o çocuğu getirdi karşımıza oturttu ve o çocuk benim ölmüş anneme laf etti Barlas abim de hayla onu korudu gider ayak bende delirdim odayı dağıttıp çıktım"
Yaman:
"Bak odayı dağıttığını bende bilmiyordum"
Erkan amcam:
"Burda kalıyorsunuz o barlasada gününü göstericem"
Ben:
"İstediğini yap amca arkandayım"
Dedikten sonra kollarımı göğsümde birleştirip arkama yaslandım, erkan amcam ve yengem salondan çıkıp bahçeye gitmişlerdi.
Tam o sırada telefonuma bir mesaj gelmesiyle ekranı açtığımda bilinmeyen numaradan mesaj gelmişti.
Bilinmeyen numara:
Annenle babanın katilini merak ediyorsan attığım konuma gel
Konum📍
Okuduğum mesajla bütün bedenim kaskatı kesilmişti, bir süre boyunca ekrana bakıp durmuştum.
Yamanın sesiyle ona döndüğümde telaşla konuştu.
Yaman:
"Noluyor kızım"
Dediğinde hemen ekrandaki mesajı göstermiştim, oda ekrana baktığında bedeninin kasıldığını burdan anlamıştım.
Yaman:
"Kalk gidiyoruz"
Demesiyle hemen ona uyup hızla evden çıkıp taksi durağına doğru koşmaya başladık.
Boş taksi bulmamızla hemen binip konumu göstermiştim, buraya yakın bir kafe olduğu için çok uzun sürmemişti.
Taksi kafenin önünde durduğunda hızla arabadan inip kafeye girdik, bir tane adamın el etmesiyle hızla ona doğru yürüdük.
Ben:
"Kimsin sen ne demek istedin?"
Diyip konuya girmiştim oda eliyle sandalyeyi gösterip konuşmuştu.
Adam:
"Oturun göstericem"
Dedikten sonra vakit kaybetmeden oturmuştuk, bizim oturmamızla oda telefonu açıp masanın üstüne koymuştu.
Bakışlarım hemen ona kaydığında gördüklerim karşısında nutkum tutulmuştu.
Cemre arabanın frenlerini kesiyordu, telefondan bakışlarımı çekip adama döndüm.
Ben:
"Yalan bu, olamaz bu kadar ileri gidemez"
Adamda bana bakıp konuştu.
Adam:
"Bu görüntüdeki kızdı, gördüm görür görmezde videoya aldım seni aradım ama bulamadım dün adamlarım seni bulunca bende sana ulaştım annenle babanın katilini bilmek istersin diye düşündüm"
Ben:
"Sana nasıl inanayım peki"
Adam:
"Bana inanmazsan kamera görüntüleri de var zaten"
Dedikten sonra önümdeki telefonu alıp birşeyler yaptıktan sonra telefonu tekrar önüme koydu, cemrenin net yüzü gözüküyordu.
Ben:
"Tamam bu videoyu bana at"
Dememle adam hemen telefonu alıp videoyu bana atmıştı.
Ben:
"Teşekkür ederim, ne kadar istersen yazarsın bana hallederiz"
Dedikten sonra hızla masadan kalkıp kafenin önünde durup yamanı bekledim.
Yaman:
"Şimdi napıyoruz"
Ben:
"Tabikide onun ağzına sıçıyoruz, yürü"
Dedikten sonra yoldan rastgele taksi durdurup biniyorduk ki çınarların sesini duymuştuk.
Çınar:
"Hayırdır nereye"
Ben:
"Bir mevzu var halletmeye"
Dedikten sonra taksiciye eğilip konuştu.
Çınar:
"Kusura bakmayın durdurduk devam edin"
Dedikten sonra kapıyı kapattı ve bana döndü, Bende hızla ona dönüp konuştum.
Ben:
"Napıyorsun çınar ya"
Çınar:
"Ben götürürüm sizi taksiye binmeyin boşa"
Dedikten sonra arabanın kilidini açması ile hem konuşup hemde arabaya yürüdüm.
Ben:
"Hadi o zamn gelin artık"
Dedikten sonra arabanın ön koltuğunu açıp oturdum, diğerleride bindiğinde yola çıkmıştık.
Ben:
"Kızdaki cesarete bak sen, arabanın frenlerini kesip annemle babamı öldürmek Haa? Ben bunu senin yanına koyarmıyım kızım"
Diyerek sinirle kendi kendime konuşuyordum.
Çınar:
"Kuzen bir sakin ol"
Sinirle arabadakilere dönüp konuştum.
Ben:
"Eğer biriniz dahi beni tutarsa sizinle ömür boyu konuşmam"
Dedikten sonra önüme döndüğümde diğerleride korkudan önlerine dönüp tek kelime etmemişti.
Bir süre sonra vardığımızda hiçbirini beklemeden arabadan indim ve kapıya doğru koşup kırıcak şekilde çalmıştım.
Yine hizmetçi kadının açmasıyla yüzüme bakıp konuştu.
Hizmetçi:
"Yine mi sen"
Ben:
"Çekil şurdan ezmiyeyim seni"
Dedikten sonra omzundan itip içeri girip çığlık atarak bağırmıştım.
Ben:
"Cemreee!"
Diyip salonun ortasında çığlık atmıştım.
Ben:
"Çık ortaya"
Diyerek salonda dört dönerken Cemre merdivenlerden aşağı iniyordu, onu fark ettiğim gibi ona doğru hızlı adımlar atıp yaklaştığımda sağ ellimi kaldırıp tüm sinirimle sert bir tokat atmıştım.
Yana düşen başını tuttup yüzüme doğru çevirdim ve konuştum.
Ben:
"Demek hıncını annemle babamdan aldın öyle mi"
Şaşkın ve korku dolu ifadesiyle bana baktığında tekrar konuştum.
Ben:
"Demek onları öldürerek intikamını aldın haa?"
Diyip tuttuğum saçını bir hışımla yere fırlatmıştım, dizlerinin üstünde yere düşmesi ile ellerinin parkeye çarpıp ses çıkarması bir olmuştu.
Ayhanda hızla merdivenlerden inip yanıma gelip konuştu.
Ayhan:
"Napıyorsun kızım sen Delirdin mi sal artık kardeşimi"
Bende gülüp kafamı ona çevirdim.
Ben:
"Kardeşini salim öyle mi? Senin kardeşin bizi salmasın intikam alıcam diye annemle babamın bindiği arabanın frenlerini kesip annemle babamın ölümüne sebep olsun ama ben kardeşini salim öyle mi? Siz ne tip bir hastanız ya desene bana bir"
Cemrede olduğu yerden kalkıp dudağının kenarı kanamış dağınık saçlarla bana bakıp konuştu.
Cemre:
"İftira atıyorsun Ben öyle birşey yapmadım kanıtın bile yok seni polise şikayet edicem"
Bende cemreye yaklaşıp sırıtarak konuştum.
Ben:
"Etsene bir hadi et bekliyorum"
Cemre:
"Neyine güveniyorsun kızım sen şikayet etsem 1 yıl yatarsın en az"
Ben:
"Ben kendime güveniyorum orası ayrıda, sen neyine güvenerek karşıma geçip beni tehdit ediyorsun"
Bakışlarımı ondan bir saniye çekmeyip telefonumu açtım ve kamera kaydını gösterip konuştum.
Ben:
"Ellimde katil olduğuna dair görüntüler varken şahidim varken sen neyine güveniyorsun?"
Dememle iyice şok olmuştu, telefonun ekranına kilitlenip kalmıştı.
Ben:
"Ne o katil olduğun görüntüleri izlemek hoşuna mı gitti, Haa eğer gittiyse söyle cnm atarım sana ben görüntüleri bol bol izlersin"
Cemre:
"Ben annenle babanın olduğunu bilmiyordum ben seni öldürmek istedim benim planım sanaydı ama annenle babanın o arabaya bineceğini düşünmedim"
Acaba şuan ses kaydına aldığımı bilseydi yine böyle itiraf edermiydi.
Ben:
"Bu annemle babamı öldürdüğün gerçeğini değiştirmiyor küçük hnm"
Cemre:
"Ne istersen yaparım ama nolur onu polise verme"
Bende yüzüme pis bir sırıtma ekleyip konuştum.
Ben:
"Tamam vermiyorum polise ama öncelikle yapmam gereken birşey var bunuda izlemek istersin diye bizzat gözünün önünde yapıcam"
Diyip telefonumu çıkardım ekranı cemreye çevirdiğimde naptığımı gayet rahat bir şekilde görebiliyordu.
Bende instaya girip magazin sayfasına Cemre ile ilgili bir kaç şey yazıp fotoğrafları gönderdim.
@magazinhaberleri:
Siz:Cemre Ateş hakkında bir kaç haber, bilmek istersin diye düşündüm. Sanada haber çıktı işte al kullan;)
Siz;[Fotoğraflar]
Sonra telefonu kapatıp cebime koydum ve cemrenin yüz ifadesini izledim, şaşkın dolu ifadesiyle konuştu.
Cemre:
"S-sen naptın"
Bende onun karşısında dikilip yüzümdeki sırıtmayı silip ciddi ifademi koruyarak konuştum.
Ben:
"Ben daha hiç birşey yapmadım, daha yeni başlıyoruz cnm izle ve gör neler yapıcağımı"
Dedikten sonra göz kırpıp ayhana dönüp konuştum.
Ben:
"Eğer sende damarıma basıp bana kardeşini savunursan sanada yapacaklarımı bilirim"
Dedikten sonra ikisine bakıp konuştum.
Ben:
"Yanlış kişiyle düşman oldunuz benimle düşman olmiycaktınız ama madem düşman olmak istediniz bizde üstümüze düşeni yaparız"
Yüzünde şaşkın ifadesi ile merdivenlere çöküp ağlamaya başlayan cemrenin önünde eğilip konuştum.
Ben:
"Annemle babamın intikamını çok acı bir şekilde alıcam senden buna emin olabilirsin"
Hemen yanaklarını sıkıca tuttup yüzünü yüzüme hizalayıp gözünün içine bakarak konuştum.
Ben:
"Ateşle oynadın güzellim ama hiç düşünmedin o ateşin seni cayır cayır yakacağını, sen benim hayatımı nasıl mahvettiysen bende senin hayatını mahvedicem buda benden sana yıldız korkmaz sözü olsun"
Başını hızla yana itip yerimde doğrulup bizimkilere dönüp konuştum.
Ben:
"Evet burda işimiz bitti gidebiliriz"
Dedikten sonra gidiyordum ki aklıma gelen şeyle arkamı dönüp konuştum.
Ben:
"Haa bu arada şunu söylemeyi unuttum, kurtuldum sanmayın en kısa zamanda tekrar ziyaret edicem sizi çok özletmem kendimi merak etmeyin"
Dedikten sonra arkamı dönüp açık olan kapıdan çıktım ve derin bir nefes çektim içime.
Yaman:
"Rahatladın mı?"
Ben:
"Henüz değil o kızı mahvetmeden bana rahat yok, hayatı ona zindan edicem"
Dedikten sonra arkamı dönüp bana hayretle bakan erkek tayfasına baktım.
Çınar:
"Ne yapıcaksın"
Ben:
"Bilmiyorum düşünücem birşeyler"
Dedikten sonra arabaya doğru yürüyordum ki telefonumun çalmasıyla cebimden çıkarıp arayan kişiye baktığımda Melih abiydi, çok bekletmeden hemen telefonu açıp kulağıma götürdüm.
Ben:
"Efendim Melih abi"
Melih abi:
"Kızım bu it kararını vermiş"
Ben:
"Tamam abi ben geliyorum"
Dedikten sonra telefonu kapatıp bizimkilere dönüp konuştum.
Ben:
"Evet gençler Mert bey kararını vermiş şimdi de gidip onun ifadesini alalım"
Dedikten sonra hepsi kafasını sallayıp arabaya geçmişlerdi, bir kaç saat sonra vardığımızda arabadan inip Melih abinin yanına doğru yürümeye başladım, beni gördüğünde hemen gülerek konuştu.
Melih abi:
"Hoşgeldin kızım"
Ben:
"Hoşbulduk abi naber"
Melih abi:
"İyi işte iş güç, annenle babanı duydum çok üzüldüm kızım başın sağolsun"
Ben:
"Teşekkür ederim Melih abi"
Dedikten sonra erkek tayfasının gelmesiyle Melih abi kapıyı açmıştı, ben önde diğerleri arkamda olcak şekilde açılan kapıdan girdik ve ben merte doğru konuşarak yürüdüm.
Ben:
"Kararını vermişsin sonunda"
Oda pis pis sırıtıp konuştu.
Mert:
"Verdim ama ondan önce sana birşey sorucam"
Ben:
"Sor"
Dedikten sonra derin nefes alıp konuştu.
Mert:
"Beni hiç affetmiycek misin?"
Ben:
"Birde soruyormusun gerçekten"
Dedikten sonra üstten üstten ona bakıp konuştum.
Ben:
"İki cihan bir araya da gelse ben seni affetmem Mert, affetmem"
Dedikten sonra bakışlarını anlık yere indirip sonra bana dikti.
Mert:
"Peki gözlerimin içine bakarak beni sevmediğini söyle kararımı vereyim"
Dedikten sonra başımı olumlu anlamda sallayıp, yüzüne eğildim ve gözlerinin en derinine bakıp konuştum.
Ben:
"Seni sevmiyorum! Senden nefret ediyorum Mert soylu"
Dedikten sonra yerimde doğrulup yüz ifadesine baktığımda hayal kırıklığı ile bakıyordu.
Mert:
"Peki dediğini kabul ediyorum ailemide alıp gidicem, ama ya babam gelmese"
Ben:
"Gelir gelir, gelicek, gelmek zorunda eğer gelmezse para veririz"
Bir anlık kaşlarını çatıp konuştu.
Mert;
"Sırf gitmem için babama dilenci gibi para bile vericekmisin"
Ben:
"Evet! Senin hayatımdan defolup gitmen için gerekirse para da veririm"
Mert:
"İstemiyoruz sizin paranızı, hayatından da defolup gidicem"
Ben:
"İsabet olur, ee hadi o zamn vakit kaybetmeden gönderelim sizi, ara kardeşini toplasın eşyalarını sizi alıp havaalanına götürücez"
Mert:
"Biz gideriz size gerek yok"
Bende kafamı yana sallayıp gülüp konuştum.
Ben:
"Baksana bir bana benim anlımda salak mı yazıyor ben sana güvenirmiyim sence"
Mert:
"Gidicez dedik ya takma adam peşimize"
Ben:
"Peşinize adam takmıyorum zaten bizzat ben gelicem"
Oda kafasını yana eğip sabır çekip konuştu.
Mert:
"Kızım gidicez dedik yaa"
Ben:
"Sana güvenmiyorum işte o kadar, Vedat abi çöz şunu biz havaalanına geçiyoruz sende bunun ailesini aldıktan sonra gel Haa eğer babası arıza çıkarırsa gerekeni yaparsın"
Vedat abi:
"O iş bende kızım siz gidin bizde 1 saate geliriz"
Ona kafamı olumlu anlamda salladıktan sonra arkamı dönüp arabaya doğru yürümeye başladım, diğerleride peşimden geliyordu.
Yaman:
"Yıldız bir durum yaa"
Ben:
"Yürü Yaman yürü"
Dedikten sonra ön koltuğu açıp oturduktan sonra diğerleride oturdu, yaman hemen bana dönüp konuştu.
Yaman:
"Yaa biz bu iti bırakmak zorundamıyız"
Ben:
"Ona güvenmiyorum gittiğinden emin olmam lazım"
Dedikten sonra daha da birşey dememişti, çınarda arabayı çalıştırdıktan
sonra yola çıkmıştık.
2 saat sonra havaalanına vardığımızda uçağın yanına arabayı park edip arabadan inip beklemeye başladık.
Hepimiz arabanın kaportasına yaslanmış mertleri beklemiştik, ellerimi kaportaya dayayıp bakışlarımı yerde ayaklarımla yerde daire çiziyordum.
Yerde olan bakışlarımı çekip çınara dönüp konuşmuştum.
Ben:
"Çınar arabada su var mı"
Çınar:
"Var noldu ki susadın mı"
Ben:
"Yok Mert giderken arkasından dökücem de"
Çınar:
"Niye çabucak gelsin mi istiyorsun"
Ben:
"Hayır tabikide ne alaka"
Çınar:
"Cnm kuzenim birinin arkasından su dökmek su gibi gitsin su gibi gelsin demek sen bunu bilmiyor musun?"
Ben:
"Hee? Su dökmek o demek mi?"
Çınar:
"Heee o demek"
Ben:
"Ayy ne bilim ben yaa o kadına sorduğum da o hep gidenlerin geri gelmemesi için demek derdi"
Çınar:
"Sen niye bu soruyu ona soruyordun ki"
Sorduğu soruyla afalamıştım, birşey demeyip başımı eğip tekrar ayağımla daire çizmeye başladım.
Çınar:
"Yıldız"
Çınarın sesiyle başımı kaldırıp bakıp ağzımın içinden mırıldandım.
Ben:
"Hı?"
Çınar:
"O kadına neden bu soruyu sordun"
Ben:
"Hiç öylesine"
Diyip geciştirmiştim ama inanmamıştı.
Çınar:
"O kadın sana bu soruyu sorduracak ne dedi?"
Dediğinde yine susmuştum, tam o sırada havaalanına giren 2 arabayla hemen yaslandığım yerden kalkıp çınarın sorularından kaçtım.
Ben:
"Heh işte geldiler hadi gidelim şu merti yollayalım ve bugünü bitirelim"
Dedikten sonra hiçbirini beklemeden önden vedat abinin yanına doğru yürümeye başladım.
Neyseki çınarında sorgularından kurtulmayı başardık, ben yürümeye devam ederken mertin aileside tek tek arabalardan iniyolardı.
Beni ilk ecrinin fark etmesiyle Ben yürürken oda bana doğru konuştu.
Ecrin:
"Arkadaşlığın gerçekten sahteymiş"
Bende onun bunu demesiyle kaşlarımı çatıp ona döndüm.
Ben:
"Benim mi arkadaşlığım sahte, abin beni evden kovduğunda yavru kedi gibi sokağa attığında yanıma gelmedin bile burda arkadaşlığı sahte olan benmiyim"
Ecrin:
"Ben bilmiyordum"
Ben:
"Öğrendikten sonra arayabilirdin ecrin"
Ecrin:
"Haklısın ama burdan neden gönderiyorsun"
Ben:
"Çünkü ben sizi göndermezsem abim abini öldürcek abinin ölmesini mi istiyorsun"
Ecrinin konuşmasına fırsat vermeden Mert lafa atlamıştı.
Mert:
"Ha beni koruduğun için yani"
Ben:
"Seni değil abimi koruduğum için"
Dedikten sonra ona göz devirip Ayşe teyzenin yanına doğru gidip sarıldım ve konuştum.
Ben:
"Özür dilerim sizi burdan göndermek istemezdim ama abim merti öldürecek annem zamanında evlat acısı çekti senin evladın her ne kadar kötüde olsa evlat acısı çekme çünkü sen bana annelik yaptın acı çekmeni istemem"
Dememle oda kollarını belime sarıp sıvazlayarak konuştu.
Ayşe teyzem:
"Özür dileme kızım asıl ben oğlumun yaptığı hayvanlıktan dolayı özür dilerim sen benim hep kızım olarak kalacaksın bunu unutma olur mu?"
Dedikten sonra ayrıldıktan sonra ellimi tuttup konuştu.
Ayşe teyzem:
"Annen ve baban için çok üzgünüm başınız sağolsun kızım"
Dedikten sonra saçlarımın arasından öpüp sarıldı, Bende Kollarımı beline dolayıp sarıldım.
Ben:
"Teşekkür ederim Ayşe teyzem"
Dedikten sonra ondan ayrıldıktan sonra ecrin yanıma gelip başını eğip konuştu.
Ecrin:
"Özür dilerim en kötü anında yanında olamadım, beni affedebilicek misin"
Sonlara doğru başını kaldırıp bana bakıp konuştu, Bende ona hafif tebessüm ederek konuştum.
Ben:
"Sana küsmedim sadece kırıldım"
Dedikten sonra ellimi tuttup konuştu.
Ecrin:
"Küs ayrılmayalım olur mu"
Dedikten sonra bende onun elini tutup konuştum.
Ben:
"Küs değiliz ve abinle ayrıldım diye seni silecek değilim sen benim çocukluğumsun"
Dedikten sonra gülümseyip sarıldı.
Ecrin:
"Sende benim çocukluğum herşeyimsin sil abimi arkandayım"
Dedikten sonra gülüp ayrılmıştık, tam o sıradada Mert araya girmişti.
Mert:
"Yanlız hanımlar bende burdayım"
Bana kalmadan Ecrin merti terslemişti.
Ecrin:
"Senin burda olman birşeyi değiştirmiyor"
Dedikten sonra göz devirip bana tekrar sarılmıştı, Bende ona sarıldıktan sonra ayrılmıştık Ayşe teyzeylede son kez vedalaştıktan sonra onlar uçağa binmişti.
Uçağa yerleştiklerinde Ecrin ve Ayşe teyzeye gülüp el sallamıştım, bir süre sonra uçak çalışmıştı ve yavaş yavaş uzaklaşmıştı.
Bende bizimkilere döndüğümde Yaman kaşlarını çatıp konuştu.
Yaman:
"Ne diye sarılıp vedalaştın ki"
Bende düz ifademle ona dönüp konuştum.
Ben:
"Benim sorunum mertle, kardeşi ve annesi ile değil. Onlar benim için değerli ailem yokken onlar bana aile olmuştu"
Dediklerimden sonra hemen ensemden tuttup beni göğsüne yaslayıp konuştu.
Yaman:
"Senin ailen var tamam mı bir daha deme öyle"
Ben:
"Benim tek ailem sen ve çınarlar annemle babam zaten öldü abimlerde artık benim için aile değiller"
Dedikten sonra bana daha sıkı sarılıp konuştu.
Yaman:
"Tamam güzelim sen nasıl istersen"
Dedikten sonra ayrıldıktan sonra bir kolunu omzuma attı ve arabaya doğru yürümeye başladık.
Arabanın yanına geldiğimizde ön koltuğu açıp oturduktan sonra diğerleride oturduktan sonra eve doğru yola çıkmıştık.
Bir kaç saat sonra eve vardığımızda hava kararmıştı hepimiz arabalardan indikten sonra kapıya doğru yürüdük ve zile bastık.
Bir süre sonra Sare abla kapıyı açtığında gülümseyip konuştum.
Ben:
"Amcamlar nerde Sare abla"
Oda bana gülümseyip konuştu.
Sare abla:
"Yemekteler canım sizi bekliyorlar"
Dedikten sonra hepimiz yemek masasına doğru yürüdük, amcam bizi fark ettiğinde bize bakıp gülerek konuştu.
Erkan amcam:
"Nerdesiniz siz kaçaklar kaç saattir"
Ben:
"Hiç öyle dolaştık amca"
Erkan amcam:
"Tamam hadi oturun birşeyler yiyin"
Yemek istemediğimi söyliycektim ama itiraz edeceğine adım kadar eminim, ama denemekten zarar gelmez demi?
Ben:
"Ben yemesem"
Dememle Erkan amcam tabakta olan bakışlarını bana çevirdi, o bakışla ellerimi iki yana kaldırıp teslim olmuş şeklinde yapıp yerime geçerek konuştum.
Ben:
"Diycem ama vazgeçtim yim en iyisi"
Dediğimde Erkan amcam yüzünde vatan gülüşü ile önüne dönüp yemeğini yemeye devam etti.
Bizde üstelemeyip yamanla yemeğimizi yemeye devam etmiştik.
Bir süre sonra hepimiz yemeğimizi yiyip salona geçmiştik amcam ve yengem abimlere gitmişti Çınar Berk Ben ve Yaman salonda oturuyorduk.
Yaman oturduğu yerden ayaklanıp konuştu.
Yaman:
"Ben markete gidiyorum çok sıkıldım birşey istiyormusunuz"
Ben:
"Bende gelim tek gitme"
Yaman:
"Yok 2 dk gidip gelicem birşey istiyormusunuz"
Çınar ve berke isteklerini söylemişti bende fusetea istediğimi söyledikten sonra çıkmıştı ama onun çıkmasıyla içime kurt düşmüştü.
İçimi sıkıntı basmıştı ve bu sıkıntı beni darlıyordu, umursamayıp telefonumla ilgilenmeye devam ettim ama bilseydim bu sıkıntıyı umursayıp yamanın peşine takılırdım.
(Yamanın Gözünden)
Sıkıldığım için evden çıkıp markete doğru yürümüştüm, markete vardığımda istekleri alıp kasaya gittim.
Aldıklarımı ödedikten sonra marketten çıkıp yürürken ilerde Alperi görmüştüm, biri ile kavga ediyordu.
Karşısındaki adam aniden silahını çıkarıp alpere doğrultmuştu, bunu fark etmemle bir adım atmıştım ki göğsüme giren ağrıyla sol ellim göğsüme giderken sağ ellimdeki poşet yeri boylamıştı.
Sol ellimi göğsümden çekip baktığımda elim kanla bulanmıştı.
Kafamı eğip göğsüme baktığımda bembeyaz kazağımın kana bulandığını görünce vurulduğumu yeni anlamıştım.
Bacaklarımın beni daha fazla taşımaması ile sırt üstü yere düşmüştüm, gözlerim aralıklı bir şekilde açıldığında yıldızları görmüştüm.
Yıldızları görmemle aklıma tek gelen kişi yıldızdı, o korkardı şimdi.
Allahım sen Yıldızı mı koru, ben koruyamasamda sen koru.
Gözlerimi kapatmadan önce içimden sadece ona birşey olmamasını dilemiştim.
Gözlerim tamamen kapandığında yavaş yavaş kapanan bilincimle kendimi derin bir uykuya teslim etmiştim.
(Yıldızın gözünden)
Üstümü değiştirdikten sonra dolabın kapağını kapatırken göğüs kafesime bir ağrı çökmüştü.
Umursamayıp yatağın üstünde olan telefonumu alıp odadan çıkıp merdivenlerden inip salona geçerken telefonumun çalmasıyla cebimden çıkarıp arayana baktığımda yamandı.
Ben:
"Alo Yaman nerdesin ya öldüm meraktan"
Yamanın sesini duymayı beklerken alperin sesini duymuştum.
Alper:
"Alo yıldız, ben Alper Yaman vuruldu marketin önüne gel çok kan kaybediyor"
Dediğinde telefon aniden ellimden düşüp salonda sert bir ses oluşmuştu, alperin dedikleriyle göğüs kafesimdeki ağrı git gide artmıştı.
Kalbim göğüs kafesimi delip geçecek şekilde atmaya başladı, tam o sırada berklerde endişe ile yanıma geldiler.
Çınar:
"Noluyor"
Çınarın koluma dokunmasıyla irkilip ona dönüp telaşla konuştum.
Ben:
"Ya-yaman, yaman vurulmuş"
Dememle kolumu tuttan bedeni kaskatı kesilmişti, hepsi şok olmuş şekilde bana bakarken ben de olduğum yerde dikilmeyi bırakıp hızla kapıyı açıp koştum.
Çınarda benimle beraber hem koşup hemde konuşuyordu.
Çınar:
"Kızım bir sakin ol belki alperin saçma bir şakasaydı"
Ben:
"Umarım öyledir umarım şakadır"
Demeye kalmadan gördüğüm manzara ile olduğum yerde kalmıştım, kımıldayamamıştım.
Yaman yerde kanlar içinde yatıyordu.
Etrafımdaki sesleri uğultu şekilde gelirken ben sadece tek bir yere odaklanmıştım.
Sırt üstü yerde yatıyordu.
Allahım nolur, nolur alma onu benden.
Diye geçirdim içimden.
Bölüm sonu.
Evet bölüm hakkında düşüncelerinizi bekliyorum.
Alper hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Beğenilerinizi ve yorumlarınızı bekliyorum canlarım iyi okumalar canlarım.
Kelime sayısı:7497
Alper korkmaz
Boy:1,78
Yaş:13
Alerjisi:Fıstık ve çilek
Hobileri:Basketbol oynamak,şarkı dinlemek,gezmek
Ortaokul 7'ye gidiyor
Şimdilik sevdiği yok
Bölüm etkileşimi
