22. Bölüm

Vaveyla Yazarı: İrem Vavelya

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 31Şu an: 22. Bölüm

(Yıldızın gözünden)

Hiç uyumadım desem inanır mısınız? İnanın çünkü gerçekten uyumamıştım, kafamı kurcalayan düşünceler uyumama izin vermemişti.

Kafamı çevirip yan tarafımdaki dijital saate baktığımda saat 2'di, herkes uyuyordu evde bende tabiki bu fırsattan yararlanıp gidicektim.

Giyinme odama gidip valizimi çıkarttım ve ortaya koydum.

Ellime geçen bütün eşyalarımı koymuştum, valizimi hazırladıktan sonra giderken giymek için bıraktığım şort takımımı hızlıca üstüme geçirdim.

Hazırladıktan sonra telefonumu ve şarj aletimi yanımda aldığım sırt çantamın içine koyduktan sonra ses yapmadan evden kaçmaya çalıştım.

Merdivenleri valizle inmek zor olsada bir şekilde indirmiştim, kapının önüne geldiğimde üstüme askıda duran bir hırkamı aldıktan sonra yavaşça kapıyı açıp arkamdan da sessiz bir şekilde kapattığımda zorda olsa bir şekilde evden çıkmayı başarmıştım.

Herşey güzelde biz nereye gidicez.

Dayınlar,amcanlar?

Ya onlara yük olursam.

Canım o kadar dayın amcan var her birinde 1 hafta kalsan yeter.

Nereye gittiğimi bilmeden öylece gidiyordum, aklıma gelen şeyle biraz da olsa mutlu olmuştum.

Sahile gidicektim, kafam bozuk olduğunda moralim bozuk olduğunda falan hep sahile giderdim ve tabiki beni elliyle koyduğu gibi bulan kişi Yamandı.

Bir süre sahile kadar yürüdüm, biraz sonra sahile vardığımda bulduğum ilk banka oturup öylece denizi izlemeye başladım.

Burası bana çok iyi geliyordu, hata en çok burası iyi geliyordu bana.

Buraya en son geldiğimde ondada evden kaçmıştım, o gün birçok hayal kırıklığına uğramıştım önce üvey Dedem musallat olmuştu bende onlara zarar gelmesin diye kaçmıştım merte gidicektim ama ordanda kovulmuştum.

Asıl meseleden çok herşeyi düşünüyordum, aklıma gelmiyor değil aklıma geliyor ama geldiği gibi Ben başka birşey düşünüyordum.

Kaçıyordum, o düşüncelerden kaçıyordum.

Gerçekten bana inanmayacak kadar çokmu sevmişti o kadını.

Hayır birde baya güzel rol yapıyor, şahsen kulaklarımla duymasam bende benim yalan söylediğimi düşüncektim.

Tüm düşüncelerimden sıyrılmamı sağlayan bir mesaj gelmişti, onurdur diye heyecanla açarken gördüğüm mesaj yüzümü düşürmüştü.

Müdür okul grubuna yarından sonra okula gelmemize gerek olmadığını söylemişti.

Napim ben bu bilgiyi şimdi, hayır zaten derdim başımdan aşkın birde okulu mu düşüncem.

Müdür böyle mesaj atmasaydı da gitmiycektim zaten.

Bu kafayla hiç okulu çekemezdim, yerimde oflayıp kıpırdağımda nereye gideceğimi kara Kara düşünüyordum ama bulamıyordum.

Gerçekten nereye gidicektim? Galiba sadece fazlalık olmuştum.

Gidecek çok yerim vardı, ama kimseye yük olmak istemiyordum.

Kendimi hep fazlalık gibi hissetmiştim zaten.

(Yamanın Gözünden)

Su içmek için kalktığımda Yıldızın odasının kapısı sonuna kadar açıktı ve kendisi yoktu bende odaya girdiğimde ağzım açık kalmıştı.

Yıldız bütün eşyalarını toplamıştı ve valizide yoktu.

Noldu birden nere gitti bu kız.

Hemen odama gidip telefonu alıp Yıldızı aradım.

Cancağızım aranıyor...

Bir iki çalışta çok geçmeden açmıştı.

Ben:
"Nerdesiniz küçük hnm"

Yıldız:
"Sahilde büyük bey"

Ben:
"Valizler"

Yıldız:
"Eğer neler olduğunu öğrenmek istiyorsan gelirken yanında ufak bir valiz getir istersen ama benimle geliceksen getir"

Ben:
"Sen nereye ben oraya kapat geliyorum"

Dememle telefon kapanmıştı, yüzüme kapatmasaydı iyiydi.

Daha fazla düşünmeyip dediği gibi bende valiz hazırlayıp sahilin yolunu tuttum.

Bir süre sonra vardığımda ilerde oturan yıldızla yanına doğru hızlı bir şekilde yürümüştüm.

Yine üzmüşler benim üzümlü kekimi...

Adımlarımı hızlandırıp hemen yanına oturdum.

(Yıldızın gözünden)

Yanımda bir hareketlilik hissetmemle yan tarafıma döndüğümde Yamanı görmüştüm.

Ben:
"Hoşgeldin"

Yaman:
"Hoşbulduk kaçak, Napıyorsun kızım sen burda ne işin var gece gece"

Ona kısaca olayları özet geçip anlatmıştım.

Ben:
"Aras abim bana değil ona inandı"

Yaman:
"Yanlış anlamışsındır güzelim abim öyle birşey yapmaz"

Ben:
"Sende inanmıyorsun bana demi?"

Hemen kolunu omzuma attı ve sarıldı.

Yaman:
"Saçmalama, olur mu öyle şey ben sana hep inanırım güzelim"

Ben:
"Gerçekten hataydı, bu aileye kapılmam hataydı belkide istediğim aile sıcaklığına kaptırdım kendimi"

Hemen daha da sıkı sarılıp başımı okşamaya başladı.

Yaman:
"Deme öyle birtanem sen hakkettiğin aile sıcaklığını gördün"

Ben:
"Belkide hakketmedim, o kadının dediği gibi ben belkide hiçbirşeyi hakketmedim yaşamayı bile hakketmedim"

Hemen başımı Göğsünden kaldırıp yüzümü avuçlarının arasına aldı.

Yaman:
"Seni döverim kızım, sakın bir daha böyle birşey demeye kalkma sen herşeyin en güzelini hakketin hata daha fazlasını hakketin tamam mı"

Ağır ağır kafamı salladıktan sonra tekrardan kafamı göğsüne yasladı ve saçımı okşamaya başladı.

Bende kendimi tutamayıp içimde tuttuğum gözyaşlarımı bıraktım, onun göğsünde sarsılarak ağlarken oda saçımı okşayarak beni sakinleştirmeye çalışıyordu.

Ve evet işe yarıyordu, o saçımı okşarken bende yavaş yavaş sakinleşiyordum.

Ben:
"Ben o kız gidene kadsr evde kalmiycam"

Yaman:
"Nereye gidiceksin peki"

Ben:
"Amcamlara gitsek onlara yük olmuş olurmuyuz"

Yaman:
"Hayır tabiki hata seni görürlerse çok sevinirler"

Ben:
"Önce çınarlara gidelim o zamn ondan sonra düşünürüz napıcağımızı"

Yaman:
"Tamam hadi"

Dedikten sonra oturduğumuz banktan kalkıp amcamlara gitmek için taksiye binmiştik.

Neyseki bu sefer hazırlıklı gelmiştim, çantamdan parayı çıkarıp vericekken benden önce davranıp Yaman ödemişti.

Ben:
"Ben öderdim"

Yaman:
"Benim yanımda kimse para ödeyemez küçük hnm yürü"

Bagajdan bavulları alıp amcamlara doğru yürüdük, kapının önüne geldiğimizde zile bastığımızda bir kadın gülümseyerek kapıyı açmıştı.

Bende gülümseyip kadına dönüp konuştum.

Ben:
"Şey erkan amcam gil evde mi acaba"

Kadında benimle gülümseyerek konuşmuştu.

Kadın:
"Evet efendim evde"

Tam konuşacağım sırada arkadan erkan amcamın sesini duymuştum.

Erkan amcam:
"Sare Kimmiş gelen?"

Adının sare olduğunu öğrendiğim kadın amcama döndü konuştu.

Sare abla:
"Efendim genç kız ve erkek gelmişler sizi soruyolar"

Dediğinde erkan amcam tamamen görüş açımıza girdiğinde gülümseyerek konuştu.

Erkan amcam:
"Çocuklar Hoşgeldiniz gelin içeri niye kapıda duruyorsunuz"

Dediğinde bizden sonra Sare ablaya dönüp konuştu.

Erkan amcam:
"Aşk olsun sanada Niye yeğenlerimi almıyorsun kapıda koymuşsun çocukları"

Sare abla da hızla amcama dönüp konuştu.

Sare abla:
"Özür dilerim efendim ben bilmiyordum"

Erkan amcam:
"Sakın bir daha böyle birşey yapma"

Bende dayanamayıp araya girmiştim.

Ben:
"Amca tamam gitme kızın üstüne nerden bilsin yeğenlerin olduğumuzu"

Erkan amcam:
"Tamam tamam hadi geçin içeri üşümeyin"

Ben:
"Amca hava 40 derece ama sen bilirsin"

Erkan amcam:
"Sus kız bücür geç içeri"

Dediğinde gülerek tam bavulumu alıp girecektim ki amcam benden önce davranıp almıştı bavulumu.

Ben:
"Teşekkür ederim beyefendi çok centilmensiniz"

Erkan amcam:
"Ne demek küçük hnm her zamn emrinize amadeyiz"

Bir kez daha güldükten sonra artık içeri girip salona geçmiştik, geçtiğimiz de tüm kadro salondaydı.

Ben:
"Selam sevgili korkmaz aile üyeleri"

Çınar oturduğu yerden kalkıp hemen boynuma atlamıştı.

Çınar:
"Canım,aşkm,birtanem,güzelim herşeyim kuzenim gelmiişşş"

Biryandan konuşup bir yandan da kollarını boynuma sıkıca dolamıştı.

Ben:
"Beni bu kadsr özlediğini bilseydim daha önce gelirdim"

Çınar:
"Kalıcasın demi"

Ben:
"Şey eğer yük olmiy-"

Bu sefer Lafımı yengem kesmişti.

Yengem:
"Tamamlama o Lafını, geçin hadi oturun, yaman sende Hoşgeldin oğlum"

Yaman:
"Allah razı olsun yenge sonunda biride beni fark etti"

Başımı eğip dişlerimi dudağıma geçirerek gülmemi engellemeye çalışmıştım.

Çınar:
"Aaa kuzen sende mi burdaydın"

Yaman:
"Aaa kuzen evet bende burdayım"

İşte bundan sonra tutamayıp salonun ortasında gür bir kahkaha atmıştım.

Ben:
"Özür dilerim ama komikti"

Dedikten sonra tekrardan gülmüştüm, bir süre sonra gülerek kendimi koltuğa atmıştım.

Canerin sorusuyla saniyelik yüzüm düşmüştü ama sonra hemen toparlanmıştım.

Caner:
"Eee kaçak İkizler hayırdır bavul falan, istediğiniz kadar kalın tabi ama evdekilerle mi kavga ettiniz noldu"

Dediğinde oturduğum koltukta dikleşip olayı baştan sona anlatmaya başladım.

Erkan amcam sinirle yerinde dört dönerken bizde onu izliyorduk.

Erkan amcam:
"Ulan aras,ulan aras sen bekle oğlum elbet denk düşeceğiz"

Ben:
"Yürü be amca kim tutar seni"

Solumda Yaman otururken sağımda ise Çınar oturuyordu, çınarda bana eğilip konuştu.

Çınar:
"Kızım gazlamasana adamı, abinin cenazesinemi gitmek istiyorsun"

Sonrasında ise solumda oturan Yaman bana eğilip konuştu.

Yaman:
"Amcamı şu kadarcık tanıyorsam daha fazlasını yapar"

Ben:
"Hadi ya o kadar mı"

Yaman:
"O kadar"

Çınar:
"O kadar"

İkiside aynı anda konuşup bana bakmıştı.

Tamam abime sinirliydim ama ölmesini isteyecek kadar değil, hemen yerimde dikleşip öksürüp amcama ithafen konuştum.

Ben:
"Vazgeçtim Amca yürüme boşver oturalım en iyisi"

Erkan amcam:
"Noldu kız az önce destekliyordun"

Ben:
"Şimdi şöyle amcacım, ben ne kadar o habeş maymununa benzeyen abime sinirli olsamda ölmesini isteyecek kadar değil"

Erkan amcam:
"O iti bana koruma kız! Öldürmem ama süründürürüm"

Ben:
"Süründürebilirsin o serbest"

Erkan amcam:
"Allah razı olsun ona izin verdiğiniz için küçük hnm"

Ben:
"Nedemek efendim her zamn"

Dediğimde koltuğa yayılıp başımı çınarın omzuna koymuştum, çok uykum vardı uyuyabiliceğimi sanmıyordum ama yinede gözlerimi kapatıp uyumayı denedim.

Çınar:
"Bir insan uykusunda bile bu kadar güzel olabilir mi?"

Yaman:
"Olur? Benim kardeşimse en güzeli olur"

Bilincim açık olduğu için konuştuklarını duyuyordum.

Çınar:
"Hayla inanamıyorum lan! Yaşıyor, burda şuan omzumda uyuyor"

Yaman:
"Uyumuyor o şuan henüz dalmadı gözlerini dinlendiriyor sadece"

Çınar:
"Uyudumu bugün"

Yaman:
"Hayır, muhtemelen abim meselesini kafasına taktı ve sabaha kadar düşünmekten uyumadı"

Çınar:
"Okula gitmesin o zamn"

Bugün Cemre okuldan atılacaktı bunun aklıma gelmesi ile hemen gözlerimi açıp yerimde doğruldum.

Ben:
"Olmaz Bugün okula gitmem gerek"

Yaman:
"Uyumadı demiştim bizi dinliyormuş kaçak"

Çınar:
"Neden okula gitmen gerekiyor küçük hnm"

Ben:
"Cemre Bugün okuldan atılıyor onu kaçıramam"

Çınar:
"O kim ve neden okuldan atılıyor"

Ben:
"Aaa sen cemreyi bilmiyorsun"

Dedikten sonra yerimde kurulup çınara bütün olayları aktardım.

Çınar:
"Vaayy kaşara bak sen, benim kuzenime bunları yapmak demek"

Ben:
"Sakin ol şampiyon halletim Ben"

Çınar:
"Senin halletmenle olmaz birde ben halledeyim"

Yaman:
"Aklında ne var senin"

Çınar:
"Bilmiyorum, ama düşünücem"

Aklıma gelen şeyle kafama vurup yamana döndüm.

Ben:
"Yaman biz mertle görüşücektik"

Yaman:
"Annaa doğru lan biz onu unuttuk"

Ben:
"Ben abimi arasam yerini söyler mi sence"

Yaman:
"Abimi biraz tanıyorsam söylemez helede sen tek olunca hayatta söylemez hem şuan muhtemelen onlar 2-3 saat sonra ortalığı ayağa kaldırır"

Ben:
"Neden"

Yaman:
"Evden kaçtık ya cnm ikizim"

Ben:
"Ben kaçtım sende peşimden geldin"

Yaman:
"Kim gel dedi acaba"

Ben:
"Pişmansan, bak kapı orda"

Yaman:
"Kızım öyle demedim yaa"

Yamana sert bakış atıp önüme dönüp Kollarımı birbirine dolayıp halıya baktım.

Farketmiş olucakki hemen yanıma yaklaşıp kolunu omzuma attı ve sarıldı.

Yaman:
"Yaa öyle demek istemedim yaa gel buraya, kızım sen nereye ben oraya"

Çınarda dayanamayıp aramıza girdi.

Çınar:
"Gençler bir sakin olsanız ya, Mert kim?"

Ben:
"Sen mertide bilmiyorsun tabi, ama merti öğrenirsen muhtemelen öldürürsün"

Çınar:
"Naptı ki?"

Ben:
"Boşver katil olmak için gençsin"

Çınar:
"Söyle lan"

Tekrar yerimde doğrulup mertlede ilgili herşeyi anlatmıştım.

Çınar:
"Ulan! Bittin oğlum sen"

Ben:
"Sakin ol abim halleti onu nezarette şuan"

Çınar:
"Çıkar çıkmaz ensesine çökmeyen en adi şerefsiz"

Yaman:
"Nezarette değil o"

Ben:
"Nasıl?"

Yaman:
"Abim onu nezarette koymaz helede sana onu yaptıktan sonra hayatta nezarette götürmez"

Ben:
"Ee nereye götürdü o zamn"

Yaman:
"Depolardan birine kapatmıştır"

Ben:
"Depolar?"

Çınar:
"Barlas abimin 4-5 tane deposu var"

Ağzımdan şaşkın dolu bir nida çıkmıştı.

Ben:
"Neee? Nasıl benim abim mafya da benim mi haberim yok"

Yaman:
"Yani onun gibi birşey"

Ben:
"O zamn mertte bu depolardan birinde"

Yaman:
"Aynen öyle ama hangisinde onu bilmiyoruz işte"

Ben:
"Bulabilirmiyiz peki"

Yaman:
"Buluruz ama şöyle birşey varki abim amerikaya gittikten sonra depoların hepsi aras abimin üstüne kalmıştı"

Ben:
"Ama abim döndü sonuçta depolar geri abimin üstüne gelmiştir demi"

Yaman:
"Bilmiyorum, bence abimi arayalım yerini öğrenelim ondan gizli iş çevirirsek kızabilir"

Ben:
"Ama söylemez ki yerini"

Yaman:
"Tamam o zamn şimdilik merti kenara atalım asıl konumuza odaklanalım"

Ben:
"Hangisine"

Yaman:
"Aras abimle senin meselene"

Yine söyledikleri aklıma gelince hemen yerimden kalkıp yamana dönüp konuştum.

Ben:
"Onunla ilgili birşey duymak istemiyorum benim yanımda onun adını ağzına almayın"

Dedikten sonra salona göz gezdirip bavulu aradım ama bulamadım, çınara dönüp konuştum.

Ben:
"Bavulum nerde"

Çınar:
"Yukarıda odaya çıkardılar, çıktığında sağdan 2'ci kapı"

Ben:
"Teşekkür ederim"

Diyip gülümsedikten sonra odama çıktım ve formamı aradım,umarım koymayı unutmamışımdır.

Bavulu boşaltıp aradım ama bulamadım, salak kafam her boku koyup okul formamı koymamıştım.

Yatağın üstüne oturdum ve derin bir of çekip bıraktım, aklıma geldikçe içimi hüzün kaplıyordu.

2 ay boyunca yanımda olan abim bana değil eski sevgilisine inanmıştı.

Düşünmeyi bırakıp sıfır uykuyla birşeyler alıp giyinme odasına geçtim ve üstümü giydim.

Çantamı omzuma takıp aşağı indiğimde ne zaman hazırlandıklarını bilmediğim Yaman ve çınarla okula gitmek için evden çıktık.

Ben:
"Çınar sen bizim okulda mı okuyordun ya"

Çınar:
"Hayır, ben müfettişe geliyorum"

Ben:
"Nasıl?"

Çınar:
"Kontrol işte kızım, bir gün boyunca okulda ne boklar yediğinizi merak edip müfettiş yapmaya karar verdim"

Ben:
"Allah razı olsun bir onu yapmadığın kalmıştı zaten"

Çınar:
"Aynen onuda yapim tam olsun"

Omzuna sertçe vurduktan sonra önüme dönüp arabaya doğru yürümeye başladık.

Bizi Erkan amcamın şoförü bırakacaktı, arabanın yanına geldiğimizde hemen arabaya binip yola çıktık.

1 saat sonra falan okula vardığımızda onurgil kapıda bizi bekliyolarlardı.

Bende yanına doğru yürüyüp tam yanında durduğumda kolunu omzuma attı ve sarıldı.

Onur:
"Nasılmış bakalım bizim güzellik"

Ben:
"Sizi gördüm daha iyi oldum"

Çınara göz ucuyla baktığımda kaşları çatık bizi izliyordu, iki adımda yanımıza geldi ve sinirle konuştu.

Çınar:
"Mesafe koyun lan aranıza ne bu yakınlık"

Kolunu omzuma attı ve beni kendine çekip sarıldı.

Çınar:
"Gel kız buraya"

Ben:
"Noluyor yaa, Napıyorsun çınar"

Çınar:
"Sus kız, sen benimsin ben seni kimseye vermem"

Ben:
"Yaa kaçtığım yok burdayım"

Çınar:
"Olsun gidemezsin dibimden biryere"

Ben:
"Yaman bile beni bu kadsr darlamıyor"

Çınar:
"O Yaman Ben çınarım"

Onurda ikimizin arasına girip konuştu.

Onur:
"Sadece sarılmıştık ama"

Çınar:
"Sarılmayın, niye sarılıyorsunuz hem?"

Onur:
"Arkadaşız"

Onurun bunu demesiyle herkes tabi başını önüne eğip kıkırdamıştı.

Hemen konuya atlamıştım tabi.

Ben:
"Biz sadece arkadaşız"

Bu sefer yanımdaki şahıs ellini kaldırıp kafama vurmuştu, acıtmadan.

Çınar:
"Sus kız, biz biliyoruz o arkadaşlığı"

Ben:
"Ay bunlar iyice saçmaladı, gel Onur biz sınıfa gidelim"

Sonlara doğru onura bakıp konuştuğumda çınarın kolunun altından çıkıp onurun koluna girerek sınıfa doğru yürümeye başladık.

Diğerleride arkamızda kalmıştı, sınıfa geldiğimizde bizden başka kimse yoktu.

Onurla sıralara geçip oturduğumuzda dirseğimi masaya koyup başımı ellimin altına destekleyip derin bir of çekip bıraktım.

Onurda anlamış olcakki hemen kaşlarını çatıp sordu.

Onur:
"Senin neyin var? Gözlerin şişmiş"

Ben:
"Çokmu şiş?"

Onur:
"Şiş ve kızarık! Noldu, evde mi birşey oldu, yamanla falan mı kavga ettin?"

Ben:
"Kavga ettiğim doğru ama yamanla değil aras abimle"

Onur:
"Nasıl?"

Derin nefes alıp olayı anlatmaya başladım, oda hiç kesmeden hayran hayran hem bana bakıyordu hemde dinliyordu.

Bakışları çok güzeldi, ilk defa onu böyle bakarken görmüştüm.

Çocuk sana hep böyle bakıyor, ama sen kör olduğun için görmemişsin.

İç sesime göz devirip Kollarımı masada dolayıp başımı kollarımın arasına alıp onura dönüp konuştum.

Ben:
"Öyle işte, abim bana inanmayınca zoruma gitmişti zaten o günden sonra gözüme bir damla uyku girmedi 2 gündür sıfır uykuyla buraya geldim belki kafam dağılır diye ama olmuyor kafamın içindeki sesleri susturamıyorum"

Bir ellini kaldırıp saçımı yüzümden çekti ve okşamaya başladı.

Onur:
"Kıyamam sana lan neler yaşamışsın be kızım"

Ben:
"Onur"

Onur:
"Söyle güzelim"

Ben:
"Ben şımarıkmıyım"

Kafamı kaldırıp eski pozisyonuma geçip yüzüne baktım.

Onur:
"Tabikide hayır, o ne biçim bir soru"

Ben:
"Bak eğer üzülmim diye böyle söylüyorsan, yalan söylemen daha çok üzer ona göre"

Onur:
"Üzülme diye öyle demedim, yalanda söylemedim. Sen hayatımda gördüğüm en akıllı, en güzel kızsın"

Ben:
"Gerçekten mi"

Gözlerimi heycanla ona çıkarıp gözlerine baktığımda, Dudağının kenarını kıvırarak gülüp konuştu.

Onur:
"Gerçekten"

Dediğinde birşey demeden başımı eğip sadece gülmüştüm.

Sonra kafamı yine yüzüne çevirdiğimde hayla bana baktığını görmüştüm, tekrardan gülüp konuştum.

Ben:
"İyiki varsın"

Onur:
"Sende iyiki varsın"

Dediğinde oda bana gülümsemişti tam o anda ise içeri yamanlar girmişti ve Çınar direk ortamıza atladı.

Çınar:
"Ayrılın lan! Ne bu yakınlık"

Ben:
"Ayy senin müfettişin bitmedi mi yaa daha"

Çınar:
"Eve beraber geçicez kaçak o yüzden sabredmen gerek"

Ben:
"Ay birde bu çıktı başıma"

Kafama hafif vurup homurdandı.

Çınar:
"Sus kız, kaçak"

Onur:
"Niye kaçak diyorsun"

Çınar:
"Sürekli evden kaçıyor çünkü"

Ben:
"Yalan söyleme! Bu 2'ci kaçışım onuda biliyorsun zaten"

Çınar:
"Tamam birşey demedim güzelim sakin ol"

Ben:
"Ben sakinim"

Çınar:
"Aynen o yüzden yüzünü buruşturup maymuna benzedin"

Ben:
"Abime olan sinirimi senden çıkarmamak için kendimi zor tutuyorum"

Bir anda onura döndüm ve konuştum.

Ben:
"Hadi gidelim hocalarda yok zaten hem cemrenin okuldan atılmasını kaçırmayalım demi"

Sinir olsun diye çınara döndüm ve işaret parmağımı sallayarak konuştum.

Ben:
"Sen gelme"

Dedikten sonra onurun koluna girdim ve kantine doğru yürüdük, giderkende konuşmayı ihmal etmiyorduk tabi.

Onur:
"Parfümün çok güzelmiş"

Ben:
"Seninkide, her erkeğin kullandığı parfümden daha güzel"

Kaşlarını çatıp bana döndü ve göz kırpıp kafasını iki yana sallayıp konuştu.

Onur:
"Hayırdır başka kimlerin kokusunu içine çektin bakim"

Ben:
"Kimsenin abilerim hariç tabi ve kokusunu içime çektiğim tek erkeksin"

Onur:
"Vaayyy sevgilinin kokusu peki"

Ben:
"Ex'im demek istedin herhalde"

Onur:
"Doğru düzeltelim hemen, ex'in kokusu peki"

Ben:
"Onun kokusu, cık onun kokusunu seninki kadar incelememiştim"

Onur:
"Nasıl? Siz hiç sarılmadınız mı?"

Biz konuşurken çoktan kantine gelip oturmuştuk.

Ben:
"Mertle sandığın gibi bir ilişkim yoktu, ben o beni seviyor sanıyordum ama sevmiyormuş benimle sadece oynamış kendisi itiraf etmedi ama o beni kovduğu gece anlamıştım"

Onur:
"Üzülüyormusun ayrıldığınız için"

Ben:
"Ayy Tövbee iyiki ayrılmış yoksa gerçek yüzünü belki de hiç göremiycektim iyi oldu aslında"

Onur:
"Hiç üzülmedin mi"

Ben:
"İlk zamanlarda üzülmüştüm ama sonra değmeyeceğini anladığım için üzülmeyi bırakıp yeni kişilerle tanışmaya kalkıştım"

Sinirlensin diye söylediğim şeye kaşlarını çatıp bana bakınca başardığımı anlamıştım, hemen gülüp şaka olduğunu söylemiştim.

Ben:
"Şaka şaka, siz hariç bir erkeğe artık güvenebilir miyim bilmiyorum, abimde dahil"

Onur:
"Affedicekmisin onu gerçek ortaya çıkarsa"

Ben:
"Onu affedebiliceğimi sanmıyorum, bana inanmadı Onur o karşısındaki eski sevgilisi leylayla plan yapıp beni zehirlemeye kalkıyordu eğer o evde kalmaya devam etseydim belki beni zehirliycekti ama bunu abime söylediğimde inanmadı bana, kırıldım ona gerçekten çok kırıldım"

Oturduğu sandalyeden kalkıp yanımdaki sandalyeye oturup ellimi tuttu.

Onur:
"Her zamn yanındayım, her kararında, ne olursa olsun hep yanındayım arkandayım bunu unutma olur mu"

Dolu gözlerimle ona baktığımda hemen kollarını bana dolamıştı bende Kollarımı ona doladım ve bir kaç dakika boyunca sarıldık.

Ayrıldıktan sonra bana döndü ve ellinin tersiyle yanağımdaki yaşları sildi.

Onur:
"Ağlama, yıldızlara ağlamak değil gülmek yakışır gül ki yıldızlar parlasın, gül ki benim yıldızım parlasın"

Bunu demesiyle benim 32 diş sırıtmam bir olmuştu.

Onur:
"Ha şöyle gül, sen hep gül. Çünkü senin gibi güzelliğe gülmek daha çok yakışıyor"

Ben:
"Tamam tamam üzülmiycem şimdi herkes sevgilim var sanıcak"

Onur:
"Oda olur yakında"

Ben:
"Nasıl?"

Onur:
"Hiç öyle ağzımın içinde mırıldanıyorum ben"

Bunu demesiyle somurtmam bir olmuştu.

Gıcık.

Neye sinirlendin.

Bilmiyorum.

Çıkma teklifi etmediği için.

Hayır.

Evet.

Hayır yaa, onun için değildir.

Kandırma kızım kendini onun için işte.

Gerçekten onun için miydi? Ona mı sinirlenmiştim.

Ama neden sinirlenim ki o benim arkadaşım.

Değil.

Sen bi sussana.

İç sesimle kavgamı bölen şey, müdürün Cemreyi odasına çağırmasıydı.

Müdür:
"Cemre Ateş odama!"
(Cemrenin soyadını unuttuğum için ateş yazdım umarım yanlış dememişimdir)

Ben:
"Beklenen an geldi hadi gidelim cemrenin okuldan atılma anını kaçırmayalım"

Oda Dudağının kenarını kıvırarak gülüp konuştu.

Onur:
"Hadi gidelim"

Dediğinde ben ayaklanığımda oda ayaklandı ve kolunu omzuma atıp yürümeye başladık.

Koridora gittik ve sırtımızı duvara yaslayıp beklemeye başladık, Cemre bahçeden içeri girdiğinde anında gözlerini önce bana dikti sonra yanımdaki onura dikti.

Onura uzun uzun bakmaya başladığında hemen önüne geçtim ve ona doğru yürümeye başladım.

Ben:
"Cemre müdür seni çağırdı cnm"

Dediğinde yapmacık bir şekilde gülümsedim, oda bana yapmacık şekilde gülümseyip konuştu.

Cemre:
"Duydum cnm"

Dedikten sonra güldü ve gitmişti.

Bende sırtımı tekrar duvara yaslayıp cebimden telefonumu çıkarıp biraz baktım.

Cemrenin kayıtları hayla duruyormu diye kayıtlara bakmak için girdiğimde en üstte bir kayıt görmüştüm.

Kayıta tıkladığımda o kadının sesini duymuştum, o gün duyduğum şeyler şuan telefonumda çalıyordu.

Ben kayıt almadım diye bilirken, kayıta almışım.

Ellimin birini onurun koluna atığımda anında bana dönmüştü.

Ben:
"Onur şuna bak"

Dediğimde telefonu hemen ellimden çekti ve kayıtı dinlemeye başladı.

Onur:
"Sen konuşanları kayıt aldın mı?"

Ben:
"Almadım, yani almadım diye biliyordum"

Onur:
"Almışsın, bu iyi birşey abine dinlet bunu inanır o zamn"

Ben:
"Hayır"

Onur:
"Neden?"

Ben:
"İş işten geçtikten sonra bir gereği yok"

Onur:
"Haklısın güzelim, sen nasıl istersen öyle olsun"

Başımı merdivenlere çevirmemle cemrenin kolunda çantası ile aşağı inmesini fark etmiştim.

Ben:
"Geliyor"

Dediğimde yüzümde vatan gülüşü ile ona doğru dönmüştüm beni gördüğü gibi üstüme yürümeye başlamıştı.

Dibime kadar gelip eliyle beni arkaya itip sinirle konuştu, onurda önüme geçip cemrenin kolunu tuttuğu gibi geriye itmişti.

Onur:
"Bu kıza bir daha dokunma yoksa yıldız kadar sabırlı olmam"

Onurun bunu demesiyle ikimizede sinirle bakıp en sonunda bana dönüp konuştu.

Cemre:
"Sen yaptın demi"

Ben:
"Neyi cnm"

Cemre:
"Bilmiyormuş gibi konuşma"

Ben:
"Haa okuldan atılma meselesi demi, evet ben yaptım"

Cemre:
"Derdin ne kızım senin"

Ben:
"Senin derdin ne asıl, geldiğimden beri bana bulaşan sensin, üstüme gelen sensin napıcaktım oturup izliycekmiydim çok beklersin"

Cemre:
"Seni mahvedicem"

Ben:
"Hadi bir dene, bak bakalım bu görüntüleri nasıl babana yolluyorum"

Dedikten sonra telefonu çıkarıp fotoğrafları gösterdim.

Ben:
"Abinin haberi var zaten babana yollasam nolur sence"

Yüzü bir anda düz bir ifade almasıyla bedeninin kasıldığını anlamıştım.

Ben:
"Sen bir daha bana bulaş, adımı ağzına al bak bakalım bunları babana nasıl yolluyorum"

Cemre:
"Sen herşeyi hakkediyorsun, başına gelen herşeyi hakkediyorsun umarım ömür boyunca acı çekmen dileği ile"

Bunu demesiyle yüzüme son kez bakıp arkasını döndü ve gitti.

Acı çekmiyormuşum gibi bunu söylemesiyle arkamı dönüp sırıttım ve önüme döndüm.

Onurda avuçlarını yüzüme dayayıp konuştu.

Onur:
"Takmıyorsun demi güzelim onu, sadece saçmalıyor boşver sen onu"

Ben:
"Takmıyorum tabiki ne takıcam onu"

Yamanlarında yanımıza geldiğinde ekip tamamlanmıştı.

Yaman:
"Ne diyor gene çırtlak"

Ben:
"Okuldan atıldı ya hıncını benden çıkarıyor işte boşver, hadi gidelim artık derslerde boş zaten akşam ortak parkta buluşuruz"

Yaman:
"Tamam o zamn hadi"

Onura döndüm ve gülümseyerek konuştum.

Ben:
"Akşam görüşürüz cnm"

Çınar hemen aramıza girmişti tabi.

Çınar:
"Cilveye bak yürü kız"

Kafama yine hafif bir şekilde vurdu ve kolunu omzuma atıp yürüdü.

Ben:
"Yaa offf"

Diyip bir ayağımı yere vurarak sinirle önden yürümeye başladım.

Ben önde onlar arkada arabaya doğru yürümeye başladık, burda yollarımız ayrılacaktı onurlar kendi arabası ile gidicekti bizde şoförle gidicektik.

Çınar öne bende yamanla arkaya bindiğimizde eve doğru yola çıkmıştık.

Bir kaç saat sonra araba evin önünde durduğunda bizde arabadan inip kapıya doğru yürüdük, kapıyı çaldığımızda sare abla kapıyı açmıştı bizde içeri girip salona geçmiştik.

Ben:
"Sellamm cnm 2. Korkmaz ailem"

Caner abi oturduğu yerden gülerek konuşmuştu.

Caner abi:
"1'ci korkmaz ailesi kim küçük hnm"

Ben:
"Kim olcak anamla Babam olan ailem"

Caner:
"Haa biz 2 ci plana düştük yani"

Ellerimi iki yana kaldırıp teslim olmuş şeklinde yapıp konuştum.

Ben:
"Maalesef"

Bunu derken kendimi koltukların birine attım ve berk gelip kolunu omzuma attıp saçımın arasından öperek konuştu.

Berk:
"Sağlık olsun napalım"

Ben:
"Ama şimdi siz 2 ci plandasınız 3 cü planda adem amcam var 4 cü de de Faruk amcam var"

Çınar:
"Faruk amcam neden 4'te"

Ben:
"O beni geçen gün sinir etti o yüzden o 4 cü planda"

Bende dahil salondaki herkes gülmüştü, ben odaya çıkıp üstümü değiştirip tekrardan aşağı indim ve gülerek sohbet etmiştik.

Yemek saati geldiğinde hepimiz sofraya geçmiştik, yengem en sevdiğim yemekleri yapmıştı.

Ben:
"Yenge bu yemekleri sevdiğimi biliyormuydun yoksa annemden mi öğrendin"

Fahriye yengem gülerek konuştu.

Fahriye yengem:
"Eee biraz ipucu almış olabilirim"

Ben:
"Ellerine sağlık yengemm"

Gülerek yengemin yanına gidip yanaklarını sıkıp öpmüştüm.

Fahriye yengem de gülerek isyan edip konuşmuştu.

Fahriye yengem:
"Kız dur deli boğdun beni be"

Ben:
"Tamam tamam özür dilerim"

Oda kollarını bana dolayıp sarıldı ve saçımı okşadı.

Fahriye yengem:
"Oyy dilemene gerek yok kızım"

Berkte ordan sitem ederek konuşmuştu.

Berk:
"Vay bee 1 günde satıldık, görüyon mu abi"

Fahriye yengem gerçek kızgınlıkla berke dönüp konuştu.

Fahriye yengem:
"Sus eşşek sıpası Ben sizi birbirinizden ne zamn ayırdım"

Onlar konuşurken telefonuma düşen mesajla yüzüm düşmüştü.

Aras abim yazmıştı.

Aras abim:
"Özür dilerim güzelim eve dönermisin"

Onu takmayıp telefonu cebime koydum ve Yamanın yanına geçerek oturdum.

Erkan amcamın sözüyle hemen yemeğe başlamıştık.

Erkan amcam:
"Hadi çocuklar başlayın"

Ben hemen sarmalardan tabağıma koyup yemeğe dalmıştım tabi Yaman beni dürtmeyide ihmal etmiyordu.

Yaman:
"Yavaş yesene kızım, boğulacaksın şimdi"

Ben:
"Yaa napim çok güzel ayrıca karışma bana"

Yaman:
"İyi sonra kilo aldım diye bana ağlama"

Ben:
"İyi ağlamam gider kızlarla 50 tur koşarım"

Yaman:
"Ya sabır"

Dedikten sonra kafasını yana sallayıp elini ters çevirerek işaret yapmıştı, Bende önüme dönüp yemeğimi yemeye devam ettim.

Bir süre sonra yemeklerimiz bittikten sonra sofradan kalktık ve salona geçip koltuklara oturduk, oturduğumuz gibi konuşmuştum.

Ben:
"Hadi onurları alıp parka gidelim"

Yaman:
"Kızım bir dur ya daha yeni yemek yedik"

Ben:
"Tamam işte yürüyerek gidersek midenizdekileri eritirsiniz"

Çınar:
"Ha birde yürüyerek?"

Ben:
"Hıhım Ne var ki? Yürüyüş yapmış oluruz işte"

Yaman:
"Mantıklı tamam o zamn Ben onuru arim buraya yakın olan parkın konumunu atim"

Ben:
"Sen konumu at ben ararım"

Yaman kafasını olumlu şekilde sallasada Çınar hemen itiraz etmişti.

Çınar:
"Sen niye arıyorsun bırak o arasın"

Ben:
"Arkadaşım ya hani"

Çınar:
"Yamanın da arkadaşı ya hani"

Ben:
"Biliyorum ama ben aramak istiyorum"

Çınar:
"Özledim demiyor da"

Yanımda bulduğum yastığı alıp kafasına fırlattım ama maalesef tutmuştu.

Ben:
"Sanane ya sus sen"

Çınar:
"Hiç sevemedim o çocuğu"

Ben:
"İyi sevme"

Diyip arkama yaslandım ve onuru aradım.

Anlayışlı kıt aranıyor...

Oda çok bekletmeden 2 çalışta açmıştı hemen.

Ben:
"Aloo"

Onur:
"Buyrun benim"

Ben:
"Naber"

Onur:
"İyii sen nasıl oldun"

Ben:
"İyiyim"

Onur:
"Hep iyi ol güzelim"

Ben:
"Sende"

Dedikten sonra kafama bir yastık atılmasıyla yüzümdeki gülümsenin yerini sinir almıştı, kimin attığına bakmak için kafamı kaldırdığımda karşımda çınarı görmemle iyice sinirlenmiştim.

Çınar:
"Kısa kes lan! Gözümün önünde cilveleşiyor resmen"

Bende bir sinirle ona dönüp konuştum.

Ben:
"Ellimde kalacaksın çocuk"

Çınar:
"He he"

Diyerek ellini sallamasıyla onurun sesiyle telefona dönmüştüm.

Onur:
"Yıldız noldu iyimisin kim o?"

Ben:
"Yok birşey ya salak kuzenim kafama şaka niyetine yastık attı da"

Onur:
"Çınar mı?"

Ben:
"Hıhım, neyse şey diycem Yaman sana konum atıcak buraya yakın olan bir parka gidicez sizde gelirmisiniz"

Onur:
"Olur geliriz atın siz konumu"

Ben:
"Tamam ben gruba atim altınada yazarım"

Onur:
"Tamam parkta görüşürüz"

Bende çınara gıcıklık olsun diye ona bakarak konuştum.

Ben:
"Tamam görüşürüz cnm"

Dedikten sonra kapatmıştım, çınarda homurdanarak bana bakıp konuştu.

Çınar:
"Canım mış mış"

Bende oturduğum yerden kalkıp yanına oturdum ve yanaklarını sıktım.

Ben:
"Oy çen kıskandın mı çen"

Çınar hemen yandan bana bir bakış atmıştı.

Ben:
"Tamam ya Kıskanma sende benim odunumsun"

Çınar:
"Onur bey canın olsun Ben odun olayım öyle olsun"

İşaret parmağımla baş parmağımı çenemin altına koyup düşünür gibi bir pozisyona girip konuştum.

Ben:
"Tamam o zamn ayı ol"

Onu delirtmek için böyle söylüyordum.

Çınar:
"Ayına'da sana da başlarım haa"

Ellimle hafif omzuna vurup oturduğum yerden kalkıp karşısına dikildim.

Ben:
"Ne kızıyon be Tamam domuz ol"

Çınar sinirli bir şekilde alttan alttan bakmaya başladığında fazla delirttiğimi anlamıştım.

Çınar:
"Yıldız!"

Ben:
"Aman iyi be sana da isim beğendiremiyoruz"

Diyerek somurtarak koltuğa oturduğumda aklıma gelen fikirle yerimde sevinçle hemen çınara döndüm.

Ben:
"Buldum!"

Yaman:
"Ne buldun gene?"

Ben:
"Çınara isim"

Çınar:
"Sen bana isim bulma"

Ben:
"Ama bu seferki gerçekten çok güzel"

Şuan merak ettiğine yemin edebilirim ama kanıtlayamam. Yada kanıtlarım.

Çınar:
"Neymiş o"

Ben:
"Mavi tüylü geyik, ama şimdi sen esmer olduğun için kara tüylü geyik daha güzel olur"

Çınar bu sefer gerçekten sinirlenmiş olmalı ki yüzüme çok sert bakmıştı, çınar bana ölümcül bakışları atarken Yaman konudan bağımsız bir soru sormuştu.

Yaman:
"Sen çok mu sen anlat Karadeniz izledin"

Ben:
"Yok cnm çok değil bu 20'ci izleyişim falandır"

Çınar:
"Asla çok değilmiş"

Ben:
"Evet bende öyle dedim bunu 30'a falan çıkarabilirim"

Yaman:
"Yok 30 az olur sen onu 50 yap"

Ben:
"Düşünücem bunu"

Yamanda kafasını ve elini sağa çevirip kıkırdamıştı.

Yaman:
"Düşüncem diyor ya"

Ben:
"Ayy neyse hadi gidelim artık"

Yaman:
"Hadi kalkın diğerlerine sorun gelecekler mi"

Ben:
"Tamam ben sesleniyorum"

Oturduğum yerden kafamı arkaya doğru atıp bağırdım.

Ben:
"Canneerrr abbiii! Beerrkkkk aaşşağıı ggelliinn"

Çınar:
"Tüm site duydu tamam sakin ol"

O kadar çok mu bağırdım ya?

Ben:
"O kadsr çok mu bağırdım ya"

Merdivenlerden aşağı inen ikileye bakınca biraz çok bağırdığımı anlamıştım.

Caner abi:
"Noluyor lan kavga mı çıktı"

Berk:
"Kim bağırdı lan öyle ödüm koptu"

Yerimden doğrulup karşılarına geçtiğimde ellimi havaya kaldırıp şirin gülümsememi gönderdim.

Ben:
"Şey ben bağırdım, parka gidicez de sizde gelicekmisiniz diye sormak istedim"

Caner abi:
"Ben almim yorgunum"

Berk:
"Ben alırım, bu arada canere abi derken bana neden Berk diye bağırdın"

Takıla takıla buna mı takıldın be çocuk?

Ben:
"Takıla takıla buna mı takıldın"

Berk:
"Evet"

Caner:
"Sen niye bana Caner dedin o zamn Caner senin askerlik arkadaşın mı"

Berk:
"Oluruz cnm askerlik arkadaşı oluruz istersen"

Dedikten sonra sonlara doğru göz kırpması ile Caner iyice sinirlenmişti.

Caner abi:
"Berk küfür etmek istemiyorum çık git karşımdan abicim"

Bende hemen ortaya atladım.

Ben:
"Tamam o zamn biz gidelim, hadi Berk Yaman Çınar hadiyin"

Yaman ve çınarda bana katılınca 4'üz evden çıkıp parka doğru yürümeye başladık.

Tabi yoldada gruba parkın konumunu attım ve burda toplancağımızı yazmıştım.

Buluşcağımız yer çok uzak olmadığı için 20 dk falan yürümüştük, benimde işime geldi yediklerimi eritmiş oldum.

Biraz sonra vardığımızda bizim tam kadro çağırdaktaydı, hızlı adımlarla gidip hemen oturmuştum.

Onurun gözleri anında beni bulduğunda benimde gözlerim onunkini bulmuştu.

Onur bana farklı bakıyordu, merten çok farklı bakıyordu.

Ama o bakışlarını hiç bir zamn anlayamamıştım.

O bakışlara bir ad veremiyordum.

Düşüncelerimden kurtulup onurun sesiyle ona döndüm.

Onur:
"Hoşgeldin"

Gözlerinin içi güler şeklinde konuşmuştu, Bende aynı şekilde ona karşılık vermiştim.

Ben:
"Hoşbuldum"

Dediğimde gözlerinin içine bakıp gülerek söylemiştim.

Onuru görünce varlıklarını unuttuğum Ece bana dönüp konuştu.

Ece:
"Yıldız hadi aşkm yürüyüşe gidelim"

Ben:
"Tamam"

Dedikten sonra yerimden kalkıp onların peşine takıldım.

Onlar önde yürüyordu bende yanlarında birşeyler düşünerek yürüyüş yapmaya başladık.

(Yamanın Gözünden)

Onurun Yıldızın arkasından bakakalması ile onun önüne gidip orta parmağımı ve baş parmağımı şıklatarak daldığı yerden çıkartıp ona dönüp konuştum.

Ben:
"Nolucak lan senin bu halin hep böyle arkasından bakıp mı duracaksın açıl artık"

Onur:
"Olmaz"

Ben:
"Neden?"

Onur:
"Onun beni sevip sevmediğini bilmiyorum ya sevmiyorsa duyguları sadece arkadaşlıktan ibaretse"

Ben:
"Değil! Tanıyorum onu sana baktığında gözlerinin içi gülüyor senin adını duyunca bütün dikkatini bize veriyor senin olmadığın ortama girmek istemiyor"

Onur:
"Off bilmiyorum emin olmadan harekete geçemem"

Ben:
"Tamam o zamn bizde emin oluruz"

Onur:
"Nasıl olcak o"

Ben:
"Şimdi biz yarın spor salonuna gidicez tamam mı kızlarda olcak sonra biz işimiz var diyip gidicez tabiki onlarda merak edip peşimize düşücek"

Onur:
"Nerden biliyorsun peşimize düşüceklerini"

Ben:
"Eğer Yıldızı azıcık tanıyorsam kıskanıp peşimize düşücek"

Onur:
"Düşmeyecek"

Ben:
"Kardeşimi benden iyi mi taniycan lan"

Onur:
"İyi be Tamam gidelim ama lafıma geliceksinz"

Ben:
"He he"

Diyerek ellimi sallayıp geciştirmiştim.

Biliyordum geleceğini çünkü onuru seviyor.

Ben önüme döndüğüm sırada bu sefer Çınar konuştu.

Çınar:
"Tam olarak ne boklar çevirdiğinizi öğrenebilirmiyim"

Ben:
"Şöyle açıklim cnm kuzenim, bizim Onur Yıldızı seviyor ama ona söylemiyor"

Çınar:
"Niye"

Ben:
"Çünkü Yıldızın onu sevdiğini inanmıyor"

Onur:
"Sevmiyor çünkü"

Ben:
"Lan seviyor dedik ya"

Onur:
"Sevseydi anlardık"

Ben:
"Yıldız duygularını dışa vuran biri değil o duygularını dışa vuramaz içinde yaşar"

Onur:
"Neden"

Ben:
"Bilmiyorum ama muhtemelen üvey ailesi ile alakalı"

Atlas:
"Kim bilir neler yaptılar kıza"

Ben:
"İyi şeyler olmadığı belli"

Atakan:
"Diyceklerimi yanlış anlama ama bir psikoloğa götürseniz"

Ben:
"Bende düşündüm hata ortalık durulsun abimle araları çözülsün bu konuyu görüşücem"

Atakan:
"Belki iyi gelir o günleri anlatıp içinden atabilirse rahatlar"

Ben:
"Aynen öyle en kısa zamanda görüşücem"

Atakanda kafasını ağır ağır aşağı yukarı sallayıp arkasına yaslandı, gözlerim anlık onura kaydığında kollarını önünde birleştirmiş kafasını arkaya atıp tahta ahşapa dayayıp gözlerini kapatmış birşeyler düşünüyordu.

Muhtemelen Yıldızı düşünüyordu, yemin edebilirim ama ispatlayamazdım.

(Yıldızın gözünden)

Artık yolun yarısında hepimiz yere yığılmıştık, önce yürüyüş yaparken sonrasında koşmaya başlamıştık ve 40 turda pes etmiştik.

Melike:
"Yok bu böyle olmaz 10 tur 20 tur 30 tur nereye kadar böbreklerim ciddi ciddi iflas olcak yakında"

Ece:
"Katılıyorum vallah cidden nereye kadar"

Nilda:
"Başka çözüm bulmamız lazım"

Miray:
"Böyle devam edersek böbreklerle beraber ayaklarda iflas olcak"

Hepsi bir ağızdan konuşurken yatığım yerden doğrulup ayaklarımı bağdaş kurup bizimkilere dönüp konuştum.

Ben:
"Katılıyorum o yüzden aklıma bir fikir geldi"

Hepsi bir ağızdan yüzüme şaşkınca bakıp konuştu.

Ece/melike/nilda/miray:
"Neymiş o"

Ben:
"Spora başlıyoruz"

Melike:
"Ne sporu"

Ben:
"Bildiğiniz spor işte cnm spor salonuna gidip spor yapıcaz"

Ece:
"Mantıklı bencede başlayalım"

Ben:
"Tamam o zamn yamanların yanına dönelim onlarla konuşalım"

Nilda:
"İyi fikir hadiyin gidelim"

Biz zor da olsa yerden kalktıktan sonra çağırdağa doğru yürümeye başladık.

Bir süre sonra çağırdağa geldiğimizde erkekler derin bir sohbete oldukları belliydi.

Tabiki hemen çağırdağa dalıp bombayı patlattım.

Ben:
"Biz spora başliycaz"

Yaman diğerlerinden önce davranıp şaşkın dolu ifadesiyle konuştu.

Yaman
"Spora mı?"

Ben:
"Hıhım"

Diğerleri hayla şoktan çıkamamış gibi bir bana birde yanımdaki dörtlüye bakıyolardı, bense hemen konuştum tabi.

Ben:
"Niye şaşırdınız başlayamazmıyız"

Atakan:
"Yok cnm başlarsınız da siz 2 adım atıp yoruluyorsunuz sporu nasıl yapacaksınız bilmiyorum"

Ben:
"Sizde olacağınız için size bakarak yaparız"

Atlas:
"Biz neden geliyoruz tam olarak"

Ben:
"Ekipçe spor yapıcaz işte cnm bunun neresi kötü"

Ayaz:
"Size kolay gelsin"

Ben:
"Gelmeyenin rüyasını sıçanlar ve yılanlar bassın"

Atakan:
"O nasıl beddua kızım"

Ben:
"Benim beddualarım tutar bakarsınız bir gece rüyanıza sıçan girmiş gözünüzü açtığınızda yanınızda yatan bir sıçan nasıl fikir"

Ayaz:
"Aslan bacım ne derse o geliyorsunuz lan"

Atakan:
"Tabi hemen korktun kaçtın demi dönek"

Ayaz:
"Kuru iftira"

Atlas:
"Islak iftira"

Ben tabiki kendimi tutamayıp yarıla yarıla gülmüştüm, bir süre daha öyle güldükten sonra kendime gelip bizimkilere döndüm.

Ben:
"Tamam uzatmayın yarın hepimiz spora gidiyoruz gelmeyenin de rüyasını artık sıçanlar mı basar yılanlar mı basar orası rabbime kalmış"

Atakan:
"Sanki senin demenle bizim rüyamızı sıçanlar ve yılanlar mı basacak"

Ben:
"Şimdi sen inanmıyon mu"

Atakan:
"İnanmıyorum ve gelmiyorum beni salın"

Ben:
"İyi tamam inanma benim dualarım tutar zaten kaç kişide denedim hepsinden de olmuştu eve gittiğimde sana da ederim o zaman görürsün"

Atakan:
"Şimdi düşündümde yarın sizin spor maceranızı merak ettiğim için gelmeye karar verdim ama korktuğumdan falan değil ha merakımdan geliyorum"

Ben alt Dudağımı dişlerimin arasına alıp ısırarak gülmemek için cebeleşirken Miray atakana dönüp konuştu.

Miray:
"Tabi cnm tabi kesin merakından geliyordur"

Atakan:
"Aynen öyle sırf merak yani ondan"

Miray:
"Aynen aynen ben anladım"

Atakan:
"Sus kız"

Mirayda yüzünü buruşturup onun taklit etmişti, Atakan buna sinirlenmişti ama birşey demeyip önüne dönmüştü.

Biraz daha konuşup sohbet ettikten sonra hepimiz evlere dağılmıştık, yolda gelirkende cips kola ve fusetea almıştık bizimkilerle film gecesi yapıcaktık.

Eve geldiğimizde koşarak gidip zili çalmıştım, kapı Sare abla tarafından açıldığında bize gülüp konuştu.

Sare abla:
"Hoşgeldiniz çocuklar"

Bende ona gülümseyip elimdeki pöşetleri göstererek konuştum.

Ben:
"Hoşbulduk Sare abla, şey sen bana yardım edermisin bunları beraber hazırlasak Ben hazırlarım da kaselerin bardakların yerini falan bilmediğim için kurcalamak istemedim"

Oda bana kocaman gülümseyip konuştu.

Sare abla:
"Sen geç içeri güzelim ben hazırlar getiririm"

Ben:
"Ee sana zahmet olmasın beraber hazırlayalım hem içim rahat etmez"

Sare abla:
"Ne eziyeti kız olur mu hiç öyle şey itiraz istemiyorum hadi geç içeri Ben hazırlayıp geliyorum"

Pöşeti ellime alıp konuştum.

Ben:
"O zamn Ben bunları götürüyorum sen bize sadece bardak ve kase getirsen yeter"

Dediğimde itiraz edeceğini bildiğim için konuşmasını beklemeden içeri geçtim ve pöşettekileri çıkarttım.

Gördüklerimle kafamı kaşıyıp bizimkilere dönüp konuştum.

Ben:
"Galiba biraz abartmışız"

Çınar rahat tavrıyla koltuğa yayılıp konuştu.

Çınar:
"Birşey olmaz cnm nolcak kalanınıda yarın yeriz"

Ben:
"Yarın spora gidicez spordan sonra cips yemicez heralde"

Geldiğinden beri koltuğa yayılıp sırıtarak telefona bakan Berk kafasını kaldırıp çınarla aynı anda konuştu.

Çınar/berk:
"Spora gidicez derken?"

Ben:
"Basbayağı spora gidiyoruz yarın, bedduam sizin içinde geçerli"

Yaman ikisini dürttüp birşey söyledikten sonra ikiside kabul etmişti.

Berk:
"Öff iyi bee kaçta gidicez"

Ben:
"8-9 gibi falan çıkarız geç kalmayalım"

Çınar:
"Sabahın köründe spor mu yapıcaz"

Ben:
"Evet ne var bunda"

Çınar:
"Yaa ben üniversiteye kalkarken bile zorlanıyorum neden sabahın köründe kalkıp spora gidiyoruz"

Bende kendimden emin tavırla çınarın yanına oturup kolumu omzuna dayayıp ellimle yanaklarını sıkıp konuştum.

Ben:
"Sabah sporu iyi gelir açılırsın cnm birşey olmaz"

Çınar kaşlarını çatınca yanaklarını sıkmayı bırakmıştım.

Çınar:
"Şu haraketi sevmediğimi bile bile neden yapıyorsun mesela"

Ben:
"Çünkü çok tatlı oluyorsun"

Dediğimde yine kaşlarını çatıp gözlerini devirerek önüne dönmüştü.

Biz film seçerken Sare ablada kaseleri getirmişti, Bende cipsleri açıp kaselere koyduktan sonra jelibonlarıda diğer kaseye koyduğumda herşey hazırdı.

Caner abide bize katılmak isteyince hepimiz yerlerimize geçtik.

Yaman soluma oturmuştu berkte Yamanın yanına, Caner abide sağımdaki çınarın yanına oturduğunda seçtiğimiz filmi açıp izlemeye başladık.

Korku filmlerini sevdiğimi söylemiş miydim? Aynı zamanda korktuğumuda.

Filmi çınarın omzuna saklanarak ve esneyerek yarısına kadar getirmiştim, yarısına kadar dedim çünkü uykum gelmişti.

Yani zahmet olmazsa gelsin kral 2 gündür sıfır uykuylaydım çünkü.

Kafamı çınarın omzuna dayadım ve koltukta iyice aşağı kayarak yerime iyice sindim.

Biraz sonra gözlerim kapanmıştı.

Çınar:
"Dayanamadı seninki"

Yaman:
"2 gündür uyumuyordu zaten uyuması iyi oldu"

Berk:
"Odasına götürün bari burda uyumasın"

Caner abi:
"Karışmayın iyice dalsın Ben çıkarırım sonra"

Duyduğum son sözler bunlardı, daha fazla dayanamayıp kendimi gelen uykumun kollarına bıraktım.

(Arasın gözünden)

2 gün önce...

Berili sadece ailemle tanıştırmak için getirmiştim ama kötü bir fikir olduğunu anlamıştım.

Yıldız berili sevmemişti ve bende ona ani sinirle şımarıklığı kes demiştim.

Bunu dedikten sonra o bakışı ile ne kadsr çok büyük bir aptallık yaptığımı anlamıştım.

Yüzüme beni kahredecek şekilde baktıktan sonra odasına çıkmıştı.

O çıktıktan sonra herkesle ufak bir kaos yaşamıştık.

Barlas birşeyler zırvalayıp onun yanına çıkmıştı, annemle babam ise sinirle suratıma bakıp bişey demeden çıkmıştı.

Diğerleride bana kızgın ve kırgın şekilde bakıp onlarda odalarına çıkmıştı.

Oturduğum koltukta derin bir of çekip arkama yaslanarak ellimle yüzümü sıvazladım.

O sırada yanımda bir hareketlilik hissedip kafamı çevirip baktığımda beril ellini omzuma koyup destek olmuştu.

Beril:
"Üzülme birtanem hepsi sinirlendiği için böyle davrandılar sinirleri yatışsın düzelirler tekrardan"

Ona hayran bir şekilde bakıp konuştum.

Ben:
"Anlayışın için teşekkür ederim güzelim"

Dedikten sonra oda bana gülümseyip konuştu.

Beril:
"Ben yatim artık sende geç kalma"

Ben:
"Sen beni merak etme git yat hadi"

Dedikten sonra o kalkıp gitmişti bende onun gitmesiyle bahçeye çıkıp derin bir nefes alıp sigara paketinden bir dal çıkarıp yaktım.

Hem sigaramı içip hemde düşünüyordum bahçe takımlarının birinde oturup kafamı arkaya doğru atıp derin bir of çekip gözlerimi kapattım.

Sigaram bitince öne eğilip onu masanın üstünde duran kültaplasına koyup ezdikten sonra tekrardan sırtımı sandalyeye dayadım ki içerden bardak düşme sesi ve bağırık sesinin gelmesiyle yerimden fırlayıp içeri daldım.

Yıldız ellindeki su bardağını yere düşürmüş birine bağırarak konuşuyordu.

Hızla yanına gittiğimde berile bağırdığını görmüştüm.

Ben:
"Yıldız noluyor!"

Diyerek konuşup yanına gittiğimde hemen bana dönüp beni yiyip bitirecek cümleyi kurmuştu.

Yıldız:
"Abi bu kız leylanın adamı beni zehirlicekmiş sırf Leyla beni kaçırsın diye beni zehirlicekmiş abi!"

Dediği şeyle hemen kafamı ona çevirip sordum.

Aras abim:
"Dediği doğru mu?"

Donmuş bir şekilde bana bakıp ağlıyordu, sinirle bağırarak sormuştum bu sefer.

Aras abim:
"Dedikleri doğru mu dedim!"

Bağırarak konuşmam ile hemen bana dönüp konuştu.

Beril:
"Yalan söylüyor uyduruyor seninle benim aramı bozmak için uyduruyor aras inanma"

Bu sefer kafamı çevirip yıldıza baktığımda hemen kendini savunmuştu.

Ben:
"Hayır duydum tamam efendim dedi halledicem dedi kızı zehirleyip hastaneye giderler dedi abi vallaha dedi"

Yıldızın karşımda dedikleri gerçek olmaması için bütün duaları ediyordum, ben ona bakarken beril hemen yıldıza yaklaşıp ellerini yanağına dayayarak konuştu.

Beril:
"Neden öyle diyorsun güzelim ben öyle birşey demedim ki anneannemle konuşuyordum izlediğimiz dizi hakkında konuşuyorduk yanlış anladın sen"

Berilin konuşması ile bir sinirle berilin ellerini kendinden çekmişti.

Ben:
"Yalan söylüyorsun abim geldiği için böyle davranıyorsun"

Bu içime şüphe tohumu eksede sinirle yıldıza dönüp konuştum.

Aras abim:
"Yeter! Doğrumu gerçekten iftira mı attın?"

Bunu Dememle önce yüzüme baktı sonra ise hemen konuşmuştu.

Ben:
"Abi ben neden öyle birşey yapim hayır yemin ederim konuşuyordu yaa"

Arafta kalmıştım, kime inanıcaktım şimdi? Hangisi doğruyu söylüyordu.

Beril:
"Kanıtın var mı?"

Berilin sorduğu sorduğu soru ile hemen kafamı yıldıza çevirip bakmıştım.

Ben:
"Ses kaydına gerek yok abim bana inanır"

Dediği şeyle boş gözlerle ona bakıyordum, ben ona hep inanırdım ama bu konu ciddiydi ya beril suçsuzsa?

Ya yıldız doğru söylüyorsa?

Ben:
"Demi? Bana inanıyorsun demi"

Sorduğu soru ile afalamıştım, kararsız kaldığım için sesim hafif yüksek çıkmıştı.

Aras abim:
"Çıkın uyuyun yarın konuşucaz"

Bunu Dememle Yıldızın bedeninin kasıldığını anlamıştım, donmuş bir şekilde boş boş yüzüme bakıyordu.

Ben:
"İnanmıyorsun! Bana değil ona inanıyorsun"

Yıldız donmuş şekilde berili göstererek konuşmuştu, Allah kahretmesin ona inanmadığımı sanıyordu.

Hemen ellerimi kaldırıp avuçlarımı yüzüne dayayıp konuştum.

Aras abim:
"Öyle dem-"

Yani konuşmaya çalıştım, Yıldız sinirle açıklamama izin vermemişti bile, ellerimi tutup çekmişti.

Ben:
"Çek elini! Sakın bana dokunma sakın yanıma dahi gelme"

Dediğinde donmuş bir şekilde yukarı çıkmaya çalışıyordu.

Berile baktığımda hayla aynı pozisyonda yüzüme bakıyordu, bende ona bakmadan konuşmuştum.

Ben:
"Odana geç ve uyu bu konuyu daha sonra konuşucaz"

Yanıma yaklaşıp üzgün suratıyla konuşmuştu.

Beril:
"Gerçekten bana değilde o 2 aylık şımarık kıza mı inanıyorsun aras"

Yerde olan yüzümü kaldırıp sinirle bakarak konuştum.

Ben:
"Bir daha yıldıza şımarık dersen o zamn yapacaklarımdan Ben sorumlu olmam"

Son sözlerimide söyleyip hızlı bir şekilde odama çıkmıştım.

Yıldızın bakışı aklımdan gitmiyordu, dolu gözlerle bana bakıp bana inanmadın demesi kalbime bir hançer gibi saplanmıştı.

Sahi gerçekten doğru mu söylüyordu, sevdiğim kadın gerçekten kardeşime zarar vermek için mi gelmişti.

Sabaha kadar düşünmekten kendimi yiyip bitirmiştim gözlerimi dinlendirmek için kapatmak dışında hiçbirşekilde uyumamıştım.

Uykusuz halimle dayanamayıp kendimi duşa atmıştım, 1 saatir duşta olduğumu yavaş yavaş aydınlanan hava ile anlamıştım.

Giyinme odasına gidip siyah eşofman ve beyaz tişört giyip ayağıma ayakkabımıda giyip odadan çıktım.

Adımlarım istemsizce beni Yıldızın odasının önüne getirmişti, ama açık olan kapıyı görmemle içeri daldığımda gözüm giyinme odasına takılmıştı.

Dolapların hepsi bomboştu ve Yıldızın valizi yoktu, hemen cebimden telefonumu çıkarıp Yıldızı aramıştım ama meşgule atmıştı.

Sinirle telefonu cebime atıp Yamanın odasına gittim, odaya girdiğimde onunda giyinme odasının dolabı boştu ve valizi yoktu.

Muhtemelen yıldız yamana olanları anlattı ve ikiside evden gitti.

Hepsi benim yüzümden, ellimi yumruk yapıp duvara vurmuştu.

Yamanın odasından çıkıp kendimi dışarı attım, dağa gidicektim yıldızla bizim yerimize oraya gitmiştir belki diye hızla arabaya binip evin bahçesinden çıkmıştım.

Bir süre sonra ana yola çıktığımda gaza basarak dağa sürmeye başladım, yarımsaat sonra falan dağa gelmiştim ama burda yoktu.

Buraya gelmemişti, bu kadar çokmu kırıldı bana.

Ben bu kadar çokmu kırdım kardeşimi.

Ben:
"Allah benim belamı versin"

Diyerek haykırmaya başlamıştım, bir süre orda durduktan sonra ordan çıkıp sahile gittim sahile baktığımda ise ordada yoktu.

Erkan amcamı aradığımda burda değil demişti, adem amcamı aradığımda oda burda değil demişti.

Nereye giderdi bunlar bir başına, amcamları,dayılarımı,babanemi,dedemi,annennemi herkesi aramıştım ama hiçbirinde yoklardı.

İstanbulu didik didik etmiştim ama bulamamıştım, hiçbiryerde yoklardı.

Daha fazla dolanmayıp eve sürmeye başlamıştım, oyalana oyalana eve geldiğimde kapıyı açıp eve girdiğimde annem hemen yanıma gelip telaşlı gözlerle bana bakmıştı.

Annem:
"Aras yıldız ve Yaman yok oğlum"

Boş boş yere bakıp konuştum.

Ben:
"Benim yüzümden!"

Bunu Dememle hepsi merakla bana bakmıştı, babam sinirle 2 adımda yanıma gelip konuştu.

Babam:
"Ne demek senin yüzünden lan noldu"

Onlara detay vermeden olanları anlatmıştım ve anlattığım gibi yüzüme inen tokatla başım sağa doğru düşmüştü.

Annem bana tokat atmıştı, kafamı çevirdiğimde bana sinirle bakıyordu.

Annem:
"2 günlük kız için kardeşine inanmadın mı? Ya kız doğru söylüyorsa ya benim yıldızım haklıysa gerçekten o kız kızıma zarar vermek için geldiyse"

Babam:
"Kardeşine inanmayıp o kıza inandığında hiç mi vicdanın sızlamadı lan!"

İkisininde suratına bakmıştım sadece birşey diyememiştim, başımı yere eğip kitlenip kalmıştım sadece, başım eğik yere bakıyordum.

Haklılardı, ben napmıştım.

Kardeşime inanmamıştım.

Öz kardeşime inanmamıştım.

Bakışlarımı yerden çekip girdiğim kapıdan geri çıkmıştım, arabama binip dağın başına doğru sürmeye başladım.

Dağa geri gidicektim, belki gelir diye.

1 saat sonra geldiğimde hayla yoktu, gelmemişti.

Uçurumun kenarına oturup ayağımı sarkıtarak oturup beklemeye başladım.

Bekledim ama yoktu, hava kararmıştı yıldızlar tek tek görünüyordu.

Kafamı kaldırıp yıldızlara bakıp konuştum.

Ben:
"Özür dilerim yıldızım özür dilerim abicim nolur dön evine"

Yıldızlara bakıp konuşuyordum, bir süre sonra konuşmayı bırakıp sadece izledim.

Adı gibi parliycaktı benim yıldızım, ama onun parıltısını ellinden almıştım.

Beni affetmeyecekti, buna adım kadar eminim.

Beni asla affetmeyecek, yüzüme bile bakmayacaktı.

Biraz daha öyle durduktan sonra saat 12 olmuştu yerimden kalkıp arabama binip tekrar evin yolunu tuttum.

1 saat sonra falan eve vardığımda anahtarla kapıyı açıp eve girmiştim.

Herkes uyuyordu, Bende merdivenlere yönelip odama çıkıcaktım ki duyduğum şeyle adımlarım durmuştu.

"Yok kız geçen gün duydu beni abisiyle kavga etti evden çıkıp gitti"

Merdivenleri çıkmayıp sesin geldiği yöne gittiğimde gördüğüm kişiyle yerimde donup kalmıştım.

Berildi...

Telefonda biriyle konuşuyordu, iyice yaklaşıp çaktırmadan dinlemeye başladım.

Hem dinleyip hemde kayıt alıyordum.

Beril:
"Leyla hnm kız abisiyle kavga etti gitti diyorum...Ben yakalanmadım kendisi duydu...yok abiside salak kıza inanmayınca kızda abim bana inanmadı Diyerek ağlayıp gitti...kızın eve geleceğini sanmıyorum ama gelirse bir şekilde ilacı atar veririm...tamam siz merak etmeyin aras salak zaten anlamadı Yıldızı zehirlemek için eve girdiğimi...tamam bsn size haber vericem"

Telefon kapandığında arkasını döndüğünde beni görmesiyle yerinde donup kalmıştı, boğazını temizleyip konuştu.

Beril:
"Hayatım sen ne zamn geldin"

Bana doğru gelmeye başladığında ellimi kaldırıp durdurdum.

Ben:
"Bir adım daha atarsan seni gebertirim"

Adım dahi atmayıp yerinde çivilenmiş gibi olduğu yerde kaldı.

Ben:
"Tek soru tek cevap eğer yanlış cevap verirsen kendi mezarını kazarsın"

Ağırca yutkunup olduğu yerde kalmıştı.

Ben:
"Yıldızın dedikleri doğru muydu?"

Tekrarda yutkunup konuşmaya başladı.

Beril:
"Hayır ger-"

Sinirle bağırmam onu ürkütmüş olcak ki yerinde sıçramıştı.

Ben:
"YALAN SÖYLEME LAN! DUYDUM HERŞEYİ DUYDUM BUNU KARDEŞİME NASIL YAPARSIN LAN NASIL"

bağırım tüm evde yankılanıyordu, herkes sesimi duymuş olcak ki aşağı inmişlerdi.

Annem:
"Noluyor! Aras ne bağırıyorsun"

Ben:
"Yıldız doğru söylemiş! Yıldızı zehirlemek için evimize kadar gelmiş"

Nasıl bağırdıysam sesim çıkmıyordu.

Ben:
"Seninle işim bitmedi"

Arkamı dönüp seher ablaya seslenmiştim.

Ben:
"Seher abla!"

Oda telaşla hemen yanıma gelmişti.

Seher abla:
"Efendim oğlum"

Yüzümü berile çevirdiğimde korkudan taş kesilmiş bedeni, ağlamaktan kızaran gözleri ile karşımda duruyordu.

Ben:
"Korumaları çağırırmısın"

Dediğimde Seher abla bir koşu gidip korumaları çağırdığında 2'si gelmişti ve aynı anda konuşmuşlardı.

Sadık/cem:
"Buyrun efendim"

Ben:
"Alın bunu depoya götürün su dahi verilmeyecek Ben demeden kapısı dahi açılmayacak"

Sadık:
"Tamamdır efendim"

Sadık başını aşağı yukarı sallayıp konuştuktan sonra ikiside berili tuttup götürmüşlerdi o ise hayla bağırarak yalvarıyordu.

Beril:
"Aras nolur yapma...o kadın zorladı beni...yapmak zorunda kaldım..."

Biryerden sonra sesler kesilmişti ve gitmişti.

Bende kimsenin yüzüne bakmayıp odama çıkmıştım kapıyı açıp kapatmam bir olmuştu.

Odaya girmemle ne var ne yok hepsini kırmıştım, giyinme odasındaki camları ellimle kırmıştım, vazo,su şişesi,bardak, hepsi tek tek kırılmıştı.

Odada ne var ne yoksa kırıp dökmüştüm.

Ben:
"Allah benim belamı versin"

Ellimle kafama vurup durmuştum.

Ben:
"Aptal aras! Aptal aptal aptal!"

Şimdi ise iki ellimle vurmaya başlamıştım, ellimden dökülen kanları takmadan atamayan sinirimle bu sefer yumruklarımı duvara geçirmiştim.

Bir yandan vurup bir yandan konuşuyordum.

Ben:
"Allah benim belamı versin"

Ben:
"Allah benim belamı versin"

Ben:
"Allah benim belamı versin"

Odanın kapısının bi hışımla açıldığını takmayıp duvara yumruk atmaya devam ediyordum.

Biri kolumu tuttup sakinleştirmeye çalışıyordu ama nafile.

"Aras dur oğlum yapma"

Sesin sahibine baktığımda annemdi, ellim duvara yaslanmış şekilde kalmıştı kafamı sağa çevirip anneme baktığımda korku dolu gözlerle bakıyordu.

Ben:
"Allah benim belamı versin anne"

Annem:
"Deme öyle"

Sırtımı duvara yaslayıp yere çökmüştüm, benle beraber annemde çökmüştü.

Ben:
"Heryer cam burda durma anne biryerine batar"

Annem:
"Susta kalk yerden bana diyene bak camlar sana batıcak asıl"

Ben:
"Batsın!"

Kafamı çevirip anneme bakarak konuştum.

Ben:
"Batsın anne! Bu camların hepsi Batsın bana, umrumda olmaz ben kardeşime inanmadım, ona inanmadım anne, ben yıldızıma inanmadım"

Annem birşey diyememişti, çünkü diycek birşey yoktu.

Ben:
"Benim kalbime camın en büyüğü saplandı! Tenime saplanmış çokmu"

Diyip ellerimi yerden destek alarak kalkıp sendeleyerek Yıldızın odasına gittim.

Odaya girdiğimde kokusu burnuma gelmişti bile, başucunda duran fotoğrafı alıp yere çöktüm ve sırtımı yatağa dayayarak fotoğrafa baktım.

Ben:
"Özür dilerim yıldızım, özür dilerim abicim sana inanmadığım için özür dilerim"

Fotoğrafı yerine koyup yerden destek alıp kalktım ve odadan çıktım.

Çıktığımda kapıda annemi görmemle yüzüne bakmadan eğmiştim başımı.

Yüzüne bakmadan merdivenlerden inip kapıya geldiğimde annemin sesiyle omzumun üstünden ona baktım.

Annem:
"Nereye gidiyorsun aras, iyi değilsin geç içeri"

Sinirle gülüp anneme döndüm.

Ben:
"Neden hayla beni düşünüyorsun? Yıldıza inanmadım Ben benim yüzümden gitti evden neden hayla beni merak ediyorsun"

Annem:
"Saçmalama istersen sende benim oğlumsun heralde merak edicem"

Ben:
"Etme! Beni merak etme anne! Hata beni affetme çünkü ben ölsem de kendimi affetmiycem"

Dediğimde kapıyı açtım ve çıktım, direk arabaya binip yine dağa gitmek için yola çıktım.

Kendime olan sinirimden gaza öyle bir basıyordum ki, son süratle gidiyordum.

Yaptıklarım aklıma geldikçe direksiyona vuruyordum, şiddetli bir şekilde vurmaya devam etmemle karşıdan gelen arabayı son dakikada fark edip direksiyonu kırmıştım.

Bir yere çarpma sesiyle ve başımı direksiyona vurmamla yarı açık olan gözlerimle beraber bilincimde yavaş yavaş kapanıyordu.

Bir süre sonra ise tamamen Bilincim kapanmıştı.

Bölüm sonu.

Bu arada tatil işi yalan olcak gibi çünkü ya yıldızla Yamanın doğum gününde yada demirle durunun doğum gününde olaylar olcak.

Sizce arasla yıldız nolcak?

Yıldız arası affedecek mi?

Beğenilerinizi ve yorumlarınızı bekliyorum iyi okumalar canlarım.

Kelime sayısı:7719

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

152okunma 4beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18