26 Bölüm

Vaveyla Yazarı: İrem Vavelya

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 31Şu an: 26 Bölüm

(Yıldızın gözünden)

Yanağıma dokunan parmaklarla gözümü Aralık olarak açtığımda karşımda Barlas abimi buğulu şekilde görmüştüm.

Gözümü tamamen açtığımda artık onu net bir şekilde görebiliyordum, bana bakıp korkarak konuştu.

Barlas abim:
"Yıldız iyimisin birtanem"

Bende bakışlarımı ona çevirip konuştum.

Ben:
"Ben nerdeyim"

Diye salona baktığımda onurlar hayla burdaydı, Bende yerimde doğrulup abime dönüp konuştum.

Ben:
"Abi annemler yolda demi? Yalan söyledin demi? İyiler demi abi"

Diyerek konuştuğumda birşey demeyip ayağa kalkıp başını yere eğmişti, yalan söyledim demesi için herşeyimi verirdim.

Bende sinirle yerimde doğrulup önüne geçip gömleğini sıkarak konuştum.

Ben:
"Birşey desene! Yalan desene, annem gil iyi birazdan eve gelicek desene"

Yine birşey demeyip sadece başı yere eğik şekilde duruyordu, sinirimi alamayıp göğsüne yumruklar atarak konuştum.

Ben:
"Birşey söyle ya, yalan de iyiler de birşey de abi nolur yanlış duyduğumu söyle bana nolur"

Hem konuşup hemde göğsüne yumruk atıyordum, aniden bileğimden tuttup göğsüne çekip kollarıyla sarılmıştı.

Barlas abim:
"Sakin ol güzelim, iyi olucaklar tamam mı?"

Yalan demedi, doğruydu.

Kendimi tutamayıp hıçkırarak ağlamaya başladım.

Ben:
"Abi nolur iyi olsunlar nolur abi yalvarırım"

Beni bırakmayıp daha sıkı sarıldı, hem sarılıp hemde saçımı okşuyordu.

Barlas abim:
"Bırakma kendini güzelim onlar iyi olcak tamam mı"

Başımı Göğsünden kaldırıp avuçlarını yüzüme dayayıp konuştu.

Barlas abim:
"Onlar sana yeni kavuştu bırakıp giderler mi hiç"

Bende ağlamayıp ona hafif ve burukça tebessüm edip konuştum.

Ben:
"Gitmezler"

Barlas abim:
"Gitmezler tabi ya"

Ben:
"Hastaneye gidelim abi"

Barlas abim:
"Tamam güzelim gidelim, yaman hadi paşam Hastaneye gidiyoruz"

Yamanda kendine geldikten sonra toparlanıp arabalara binip hastaneye gitmek için yola çıkmıştık.

Hastaneye varana kadar aklımdan binbir türlü düşünce geçiyordu, hiçbirini düşünmeyip kafamı cama yaslayıp akıp giden yolu izleyerek Hastaneye varmayı bekledim.

Bir süre sonra Hastaneye vardığımızda kimseyi beklemeyip hızla arabadan inip hastaneye girip danışmaya doğru koştum.

Ben:
"Ömer korkmaz lara korkmaz trafik kazası hangi odadalar"

Dememe kalmadan Barlas abim kolumdan tuttup beni yönlendirmeye başladı.

Bir süre sonra koridorun sonunda gördüğüm kişilerle hızla oraya koşup cama yaslanıp baktım.

Annemle babamı aynı odaya almışlardı, annemin bedeni bembeyaz olmuştu babamında aynı şekil.

Arkamı dönmeden Arkamdakilere seslenmiştim.

Ben:
"Doktorlar birşey dedi mi bir haber var mı"

Alp abim konuşmuştu.

Alp abim:
"Daha haber yok Doktor gelmedi"

Dedikten sonra omuzlarımı düşürüp kafamı cama yaslayarak annemle babamı izliyordum.

Arkamı dönmeyip abimlere ithafen konuştum.

Ben:
"Kaza nedeni belli mi neden olmuş"

Bu soruma ise Barlas abim cevap vermişti.

Barlas abim:
"Henüz kesin bir şey söyleyemiyoruz ama bilirkişi raporuna göre fren sisteminde şüpheli bulgular tespit edilmiş. Kazanın basit bir arızadan kaynaklanmamış olma ihtimali üzerinde duruyorlar. Savcılık da bu yüzden soruşturmayı derinleştiriyor"

Yıldız:
"Yani kaza olmayabilir?"

Barlas abim:
"Bilmiyorum, güzelim. Sana kesinleşmemiş bir şeyi söylemek istemiyorum Ama eğer birisi bunu bilerek yaptıysa, gerçeği ortaya çıkaracağız"

Birşey demeyip kafamı cama yaslayıp yatakta yatan bedenleri izledim.

Biraz sonra cihazdan gelen sesle abime seslendim.

Ben:
"Abi birşey oluyor!"

Dememle hepsi bir anda yanıma gelip cama kitlenmişti.

Aras abim bir hışımla doktoru çağırmaya gitmişti, Bende ellimi cama yaslayıp fısıldayarak konuştum.

Ben:
"Nolur bırakmayın beni"

Bir süre sonra doktor gelip hızla yoğun bakıma girip baktı.

İkisininde kalbi durmuştu, hemşireler elektroşok cihazını hazırlayıp annemle babamın göğsüne bastırdılar.

Cihazın annemle babamın göğsüne bastırılmasıyla ikiside aynı anda hafifçe havaya kalkıp geri inmişlerdi.

Bir kaç defa daha yaptıklarında ikisininde kalbi sonunda düzene girmişti.

Kalpleri düzene girdiğinde doktor son defa kontrol edip dosyaya da bakıp geri çıktı ve karşımızda durup nefes aldıktan sonra konuştu.

Doktor:
"Hastaneye geldiklerinde ikisininde kalbi durmuştu biz yoğun bakıma aldık ama"

Birşey söylemek istiyor ama söyleyemiyordu, içime kaçan sesimi düzene sokup konuştum.

Ben:
"Ama ne söyler misiniz"

Doktor:
"Ne iyi diyebilirim ne kötü, ilk geldiklerinde iç kanamadan şüphelenmiştik hemen tomografiye almıştık sonuçlar az önce geldi ve üzülerek söylüyorum ki derin bir iç kanama var"

Son söylediği cümleyle kendimi tutamayıp geriye doğru sendelenmiştim ki iri bir ellin beni tutmasıyla sırtımı ona dayadım ve doktora dönüp konuştum.

Ben:
"N-nolucak peki"

Doktor:
"Ameliyata alıcaz fakat iç kanamayı çok geç fark ettik ve risk büyük ama elimizden gelen herşeyi yapıcaz"

Doktorun ağzından çıkan cümlelerle yıkılmam bir olmuştu, risk vardı.

Ayakta zor dururken kelimeleri zor kurarak doktora dönüp konuştum.

Ben:
"Ö-ölcekler mi"

Doktor:
"Dediğim gibi risk büyük ama elimizden geleni yapacağız umut her zamn vardır söz veremem ama elimizden gelen herşeyi yapıcaz, şimdi izninizle daha fazla beklememek için ameliyata alıcaz"

Duyduklarımla kendime gelememiştim, doktorun gitmesi ile hemşirelerde annemle babamı çıkarıyordu.

Çıktıklarını görmemle hemen annemin ellini tuttup hem konuşup hemde yürümeye başladım.

Ben:
"Anne, beni duyuyorsun biliyorum nolur bırakma kendini anne bak biz yeni kavuştuk nolur anne bırakma beni, bizi bırakma nolur"

Ben konuşurken ameliyathane'nin önüne geldiğimizde annemle ellerimiz ayrılmıştı, annem ameliyathaneye girdiğinde bende kapının önünde durup gidişini izlemiştim.

Bir süre durup öylece kapıyı izlemiştim, Barlas abim kolumdan tuttup köşedeki koltuğa oturtmuştu.

Bir süre sonra doktorda gelip önümüzde durup konuşmuştu, Bende oturduğum yerden kalkıp doktorun önünde durup dediklerini dinlemeye başladım.

Doktor:
"Ameliyat kaç saat sürer henüz kesin bilgi veremem belki daha uzun belki daha kısa duruma bağlı, ama Ameliyat biter bitmez size haber vereceğim"

Diyip açılan kapıyla içeri girmişti, Bende arkamı dönüp yere oturup sırtımı duvara yasladım, bacaklarımı kendime çekip kollarımı bacağıma dolayıp başımı yan yatırıp kapıyı izleyerek beklemeye başladım.

Kaç saat geçmişti bir bilgim yoktu, doktor hayla çıkmamıştı.

Herkes perişandı, yaman benim gibi yere oturup benimle aynı pozisyonu alıp oda kapıyı izlemeye başlamıştı.

Barlas abim yıkılmıştı.

Aras abim bir köşede yere oturup sırtını duvara yaslayıp öylece karşıyı izliyordu.

Alp abim ve alperen abimde sırtlarını duvara yaslayıp birinin kafası omzunda diğerinin ki de onun başının üstündeydi.

Kalabalık olmasın diye Onur hariç hepsi gitmişti, onur bir saniye yanlız bırakmamıştı beni hep yanımdaydı ama benim onunla konuşucak halim bile yoktu.

Bir süre sonra kapının açılmasıyla doktor çıkmıştı, hepimiz doktorun çıkmasıyla oturduğumuz yerden kalkıp önünde durduk.

Bize acı bir şekilde bakıp konuşmaya başladı.

Doktor:
"Ameliyat çok zor geçti iç kanamayı durdurduk ama durumları kritik 48 saat boyunca yoğun bakımda gözetim altında tutucaz geçmiş olsun"

Diyip gitmişti arkasından öylece bakakalmıştım, iç kanama durmuştu ama durumları kritikti.

Nolucaktı şimdi iyileşicekler mi?

Yoksa onları kayıpmı edicem?

Tam düşüncelere dalıcakken ameliyathane'nin kapısı açıldı ve annemle babam çıkmıştı.

Yamanla aynı anda yatağın yanına çöküp annemin ellini tuttup konuştuk.

Ben:
"Anne bizi bırakma nolur"

Yaman:
"Kızınla vakit geçirmeden nereye gidiyorsun lara sultan"

Hemşire:
"İzin verin yoğun bakıma almamız gerek durumları kötü"

Yatağın haraket etmesiyle annemle ellerimiz ayrılmıştı, yamanla ikimiz yere çöküp gidişlerini izlemiştik.

Bir süre sonra kendimize geldiğimizde bizde hemşireleri takip ederek yoğun bakımının önüne gelmiştik.

Geldiğimizde annemle babamı hemen odaya almışlardı.

Bizde camın önüne gidip ellerimizi cama yaslayıp izlemeye başladık.

Ben:
"Uyanıcaklar onlar bizi bırakmaz"

Yamanda yanıma gelip kolunu omzuma atıp sarıldı.

Yaman:
"Heralde bırakmaz kızım onlar sana yeni kavuştu bırakıp giderler mi hiç"

Bende kafamı camdan çekip yamana baktım.

Ben:
"Sadece beni değil senide bırakmaz, onlar bizi bırakmaz"

Dedikten sonra kafamı tekrardan yoğun bakımına annemle babama çevirmiştim.

Yamanda beni göğsüne çekip kolunu sıkıca bana dolayıp sarıldı ve başını başımın üstüne dayayıp benimle beraber annemle babama baktı.

Biz annemle babamı izlerken annemin cihazdaki kalp atışı aniden dümdüz olmuştu.

Fark etmemle cama vurarak bağırarak konuştum.

Ben:
"Anne, abi kalbi durdu birşey yap abi nolur"

Dememle Barlas abim bağırarak hastaneyi inletmişti.

Barlas abim:
"Doktor yokmuu! Doktoorrr"

Bir süre sonra doktor ve hemşireler hızla gelip müdahale etmişlerdi, yine aynı cihazı annemin göğsüne bastırmalarıyla annem hafif bir şekilde kalkıp inmişti.

2-3 defa aynı şeyi yaptıklarında cihazdaki kalp atışı inip kalkmaya başlamıştı.

Dönmüştü, gitmemişti, bırakmamıştı bizi.

Kalp atışı düzene girdiğinde elindeki küçük fenerle annemin gözüne tuttup kontrol etmişti.

Annemi kontrol ettikten sonra babama bakmıştı, babamın kalbi durmamıştı ama yinede onu da kontrol etmişti.

Kontrolleri bitirdikten sonra son kez dosyaya da bakıp çıkmıştı, Bende hemen onun önüne gidip konuştum.

Ben:
"Noluyor niye durdu kalbi iyi demi birşeyi yok"

Oda hüzünlü gözlerle bana abime Yamana bakıp konuştu.

Doktor:
"Durumu hayla kritik Ameliyatta 2 kere kalbi durmuştu bu 3 oldu 4. De kurtarabilir miyiz bilemem tedavilere yanıt vermelerini beklemekten başka çaremiz yok önümüzdeki 48 saat kritik"

Diyip gitmişti, Bende tekrar camın önüne gidip kafamı cama yaslayarak annemin bembeyaz olmuş tenini izlemeye başladım.

Yüzünün ve kolunun çoğu yerinde çizikler vardı.

Kolumda hissettiğim ellerle irkilip elin sahibine baktığımda onurdu.

Onur:
"Birşeyler yemek istermisin güzelim bak sabahtan beri birşey yemedin"

Bende kafamı iki yana sallayıp tekrar cama döndüm.

Ben:
"17 yıl sonra ilk defa anne sıcaklığı tattım, ilk kez anne kokusunu içime çektim, şimdi ben daha anneme doymadan onu kaybedemem"

Aniden beni göğsüne çekip bir kolunu belime sardı diğeri ile saçımı okşamaya başladı.

Onur:
"Birşey olmiycak birtanem, hem lara abla seni bırakıp gider mi Ömer amca kızını bırakıp gider mi"

Göğsünde sarsılarak ağladığım yerde konuştum.

Ben:
"Bırakmaz demi"

Oda avuçlarını yüzüme dayayıp başımı Göğsünden çekip konuştu.

Onur:
"Bırakmaz tabi güzelim"

Dedikten sonra anlımdan öpüp başımı geri göğsüne dayayıp saçımı okşamaya başladı.

Başımı onun göğsünde yan bir şekilde yaslayıp camı izliyordum.

48 saat sonra:

48 saat geçtikten sonra hemşirelerin bir kaç kere gelip gitmesi dışında bir haber yoktu.

Durumları hayla kritikti, doktorlar hiç umutlu konuşmuyordu.

Koltuğun üstünde oturmuş bir haber bekliyorduk.

Daha fazla dayanamayıp doktorun odasına doğru yürümeye başladım, annemi görmek istiyordum bir kez olsun onunla konuşmak istiyordum.

Doktorun odasının önüne geldiğimde kapıyı tıklattım içerden 'gel' sesini duyunca kapının kulpunu aşağı doğru itip doktorun karşısına geçip konuştum.

Ben:
"Kusura bakmayın rahatsız ediyorum ama ben sizden birşey rica etmek için geldim"

Oda bana elliyle karşısındaki koltuğu işaret edip oturmamı söylemişti.

Doktor:
"Otur kızım nedir?"

Bende dediğine uyup koltuğa oturup konuştum.

Ben:
"Annemin yanına girebilir miyim?"

Doktor:
"Bu mümkün değil böyle bir durumda seni içeriye koyamam"

Ben:
"Lütfen maske takarım o kıyafetleri giyerim ama nolur bir kere konişim onunla belki sesimi duyarsa uyanır nolur bir kere görim nolur"

Bu kadar ısrarım sonucunda dayanamayıp kabul etmişti.

Doktor:
"Peki tamam ama fazla temas etmek yok tamam mı"

Bende heycanla kafamı olumlu anlamda sallayıp konuştum.

Ben:
"Tamam tamam, çok teşekkür ederim"

Doktor:
"Koridorda hemşireye söyle hazırlasınlar seni"

Ben:
"Tamam çok teşekkür ederim"

Dedikten sonra heycanla odadan çıkıp Koridorda bir hemşireyi durdurup yoğun bakım için hazırlamasını rica etmiştim, oda gülerek kafasını sallayıp kolumdan tutup beni odaya götürüp hazırlamıştı.

Hazırlandıktan sonra yoğun bakımdan girip annemin yanına gidip küçük sandalyeyi çekip oturdum ve ellini tutarak konuştum.

Ben:
"Annem, ben geldim kızın hadi uyan anne uyanda evimize gidelim sen yine al beni koynuna saçımı okşa ninni söyle. İstersen hiç birini yapma kabulum ama nolur uyan anne"

Derin bir nefes alıp devam ettim.

Ben:
"Ben 17 yıl annesiz kaldım, şimdi sana tam kavuşmuşken beni tekrar annesiz bırakma nolur"

Diyip başımı eğip ellerim arasına aldığım ellini öpüp başımı onun elline dayadım ve bir kaç dakika öylece durduktan sonra duyduğum sesle aniden kafamı kaldırıp baktım.

Bu ses, annemin sesiydi.

Annem:
"Yıldız"

Onu görmemle gülerek konuştum.

Ben:
"Annem uyandın"

Diyip ellini daha sıkı tutmuştum.

Gözleri yarı şekilde açıp bana bakıp zorla gülümseyerek konuştu.

Annem:
"A-abin-ler nerde"

Sesi boğazına kaçmış gibi kısık çıkmıştı.

Ben:
"Burda annem hepimiz burdayız senin uyanmanı iyileşmeni bekliyoruz...Ben uyandığını doktora haber verim"

Diyip tam gidiyordum ki ellimi tuttup konuştu.

Annem:
"Dur, gitme sana diyceklerimi dinle önce"

Demesiyle içime bir kurt düşmüştü kalbim göğüs kafesimi delip geçecek şekilde atmaya başladı.

Dediğini yapıp ikiletmeyip kalktığım yere geri oturdum.

Ben:
"Noldu anne"

Zorda olsa nefes alıp konuştu.

Annem:
"Beni affet kızım, eğer bana birşey olursa sakın üzülme olur mu. Ben seni izliyor olacağım tamam mı"

Dediği şeyleri aldırmadan ellini sıkıca tuttup konuştum.

Ben:
"O nasıl söz öyle annem konuşma böyle bak sen iyi olucaksın sen çıkacaksın burdan tamam mı konuşma böyle"

Annem:
"Abinleri üzme olur mu kızım, sen göremesen de ben senin hep yanında olucam tamam mı. Her gece yıldızlara bak seni izliyor olacağım"

Ben:
"Anne, konuşma böyle sen iyleşiceksin evimize gidicez sen yine beni koynuna alacaksın saçımı okşiycaksın ninni söyliceksin tamam mı konuşma böyle"

Sol gözünden bir damla yaş akmasıyla hafif tebessüm ederek konuştu.

Annem:
"Ben olamasam bile hayallerini gerçekleştireceğine söz verir misin"

Ben:
"Anne deme öyle nolur"

Gözlerini bir saniyeliğine kapatıp geri açmıştı.

Anne:
"Çok güzel bir doktor olacağına eminim, doktor oluşunu izliyor olacağım. Hayallerini gerçekleştirdiğini izliyor olacağım güzel kızım kendine iyi bak olur mu, seni çok seviyorum beni affet"

Dedikten sonra gözlerini kapatmıştı, gözlerini kapatmasıyla havada tuttuğu ellim birden gevşemişti ve elli boşluğa düşmüştü.

Tam o sırada ekranda aniden bir ses belirlendi.

Cız...

Sesi duymamla ekrana baktığımda ekran düz bir şekilde olmuştu.

Ben:
"Hayır, hayır, hayır"

Diye fısıldamaya başlamıştım.

Ben:
"Anne, anne hadi uyan,"

Uyanması için ona dokunuyordum ama uyanmıyordu.

Gözlerim aniden tekrardan ekrana takıldı, hayla dümdüzdü.

Ben:
"Anne hadi uyan, uyansana anne konuş benimle hadi"

İçeri doktorun girmesi ile donmuş şekilde hayla bir ekrana birde annemin elline bakıyordum.

Hemşirenin omzumdan tuttup kaldırmasıyla onu ittim.

Ben:
"Dokunma! Anneme bak, uyandır onu Burdayım yaklaşmıyorum uyandır onu"

Bunu Dememle bana yaklaşıp koluma dokunmuştu ama kolumu kendime çekip konuştum.

Ben:
"Dokunma! Annemi uyandır uyuyor o uyandır onu hadi"

Dememle yanımdan ayrılıp anneme dönüp onunla ilgilenmeye başladı, Bende sırtımı duvara yaslayıp izlemeye başladım.

Allahım nolur, ben ona yeni kavuştum nolur alma onu benden...

Dua edip durdum ama o cihazdaki şerit düzelmemişti, hayla dümdüzdü.

Doktor eni sonunda bırakıp bana döndü konuştu.

Doktor:
"Üzgünüm, elimizden geleni yaptık ama hastayı kaybettik"

Duyduğum cümleyle öylece donup kalmıştım, kendime gelip doktora dönüp konuştum.

Ben:
"Hayır, olamaz uyanıcak o biraz daha yapın nolur"

Diyip doktora yalvarıyordum, kurduğu cümle ile iyice kendimden geçmiştim.

Doktor:
"Üzgünüm, hastanın ölüm saati 19:30"

Duyduğum cümleyle donmuş gibi doktora bakıyordum sadece.

Ben ne olduğunu anlamadan aniden bir el beni omzumdan tuttup çıkarmıştı, üstümdeki kıyafetlerle beni koltuğa oturtmuştu.

Öylece durmuş yere bakıyordum, bir süre sonra Barlas abim gelip önümde diz çöküp konuştu.

Barlas abim:
"Yıldız iyimisin güzelim, bana bak abicim kendini bırakma nolur"

Ben:
"Ölmedi"

Ağzımdan çıkan tek kelime bu olmuştu.

Aniden ayağa kalkıp maskeyle şapkayı çıkarıp aniden attım.

Ben:
"Ölmedi"

Bundan başka bir cümle kuramıyordum, camın önüne gidip cama vurup bağırarak konuştum.

Ben:
"Anne! Anne uyan"

Abim gelip omzuma dokunmuştu ama naptığımı bilmeyip kolunu itmiştim.

Ben:
"Dokunma!"

Diyip ellimi direk kalbimin üstüne atmıştım, nefes alamıyordum duvarlar üstüme geliyordu.

Koskoca koridorun duvarları bana dar geliyordu, daha fazla dayanamayıp çıkışa doğru yürümeye başladım.

Abimin sesini duymuştum ama tepki vermeyip sadece yürüdüm.

Barlas abim:
"Yıldız nereye gidiyorsun"

Bu seferde onurun sesini duymuştum.

Onur:
"Abi yıldız bende sen yamanla ilgilen"

Dediğinde bu sefer daha hızlı koşup çıkışa varmaya çalışmıştım.

Kendimi dışarı nasıl attığımı bilmezken dışarı çıkmamla derin nefes almaya çalıştım ama olmamıştı.

Nefes alamıyordum, onur aniden yanıma gelip beni omzumdan tuttup kendine çevirmişti.

Onur:
"Yıldız bana bak güzellim kendine gel sakin ol"

Nefes alamıyordum, ona dönüp kesik kesik konuşmaya başladım.

Ben:
"O-onur b-ben nefes al-alamıyorum"

Ellini kaldırıp saçımı geriye atıp konuştu.

Onur:
"Sakin ol birtanem nolur yapma böyle"

Ben:
"Onur annem, annem-"

Gitti diyemeden gözümün kararmasıyla kendimi bırakmıştım, onurun kollarına yığılmam hatırladığım son şeydi.

Gözümü yarım bir şekilde açıp nerde olduğumu anlamaya çalışmıştım ama etrafı buğulu bir şekilde görüyordum, zor bela gözümü tamamen açtığımda hastane odasında olduğumu anlamıştım.

Aniden yatakta doğrulup kolumdaki serumu bir hışımla çekmiştim, terliklerimi giyip ayağa kalkmıştım ki başımın dönmesi ile aniden yatağa tuttunmuştum.

Başımın dönmesini umursamayıp odanın kapısını açıp çıktım, çıktığımda duvardan tutunarak abimlerin olduğu yere doğru yürümeye başladım.

Bir süre sonra koridorun sonunda duran kişilerle onlara doğru hızla yürümeye başladım.

Ben:
"Noluyor"

Dememle bütün bakışlar aniden bana dönmüştü, Barlas abimin yanına gidip önünde durup konuştum.

Ben:
"Abi annem Ölmedi demi?"

Dememle saniyelik olarak bakışını yüzüme çıkartıp geri indirdi.

Ben:
"Ölmedi desene abi! Yaşıyor, 2 güne eve gidicez desene"

Göğsüne vurarak konuşuyordum ama o tepki vermiyordu, aniden ensemden tuttup göğsüne çekip kollarıyla sarılmıştı.

Barlas abim:
"Özür dilerim güzelim"

Ben anlamamış şekilde aniden Göğsünden çıkıp yine bakıp konuştum.

Ben:
"Niye özür diliyorsun ki, Ölmedi onlar eve gidicez biz"

Diyip yoğun bakım odasının önüne geldiğimde içeriye baktığımda yataklar boştu.

Bende abime dönüp konuştum.

Ben:
"Annemleri normal odaya aldılar demi, oda numarası kaç hadi gidelim abi"

Diyerek konuşuyordum ama başını yerden kaldırıp ne yüzüme bakmıştı, ne de birşey demişti.

Ben:
"İyi siz söylemeyin Ben öğrenirim annemin hangi odada olduğunu"

Diyip Koridorda bağırarak doktoru aradım.

Bir süre sonra doktor gelip önümüzde durduğunda önüne gidip konuştum.

Ben:
"Annemler hangi odada"

Doktor:
"Ne odası?"

Ben:
"Annemlerin odası işte yoğun bakımda yoklar iyleştiler demi"

Doktor:
"Üzgünüm iki hastanında iç kanaması tekrar başlamıştı, müdahale ettik ama maalesef kurtaramadık üzgünüm başınız sağolsun"

Duyduğum cümlelerle tekrar yıkılmıştım.

Kafamı iki yana sallayıp doktora dönüp konuştum.

Ben:
"Yok olamaz, olmaz demi şaka yapıyorum de doktor nolur"

Doktor:
"Üzgünüm yıldız hnm, biz elimizden gelen herşeyi yaptık ama bünyeleri aldığı ilaçlara dayanamadı"

Dedikten sonra arkasını dönüp gitmişti, ben olduğum yerde öylece dikilmiştim.

Tepki veremiyordum.

Bir kaç dakika sonra kendime gelip dikilmeyi bırakıp yürümeye başladım.

Bir süre sonra vardığımda, yaman kapının önünde sırtını duvara yaslayıp bacaklarını kendine çekip kollarını bacağının üstünden uzatıp ellerini birleştirmişti ve sadece kapıya bakıyordu.

Morgun kapısına.

Adımlarımı hızlandırıp onun yanına gidip bende onun gibi sırtımı duvara yaslayarak yere oturdum ve bacaklarımı kendime çekip kollarımı bacağıma dolayıp başımı duvara yaslayıp morgun kapısına baktım.

Yamanla ikimiz konuşmadan sadece morgun kapısına bakıyorduk.

2. Kez kimsesiz kalmıştım, 1.17 yıl önceydi 2. İse bugündü.

Başımı yamanın omzuna koydum ve öyle izlemeye başladım, oda kısa sürede başını başımın üstüne dayamıştı.

Ertesi gün:

Dün haberi aldıktan sonra hepimiz evlere dağılmıştık, ben uyumamıştım ruh gibi dolanmıştım sadece.

Defne yengem bana yardım ettiğinde üstümü değiştirdim ve odadan çıkıp dışarı çıktım.

Annemle babamı yıkayıp gömücektik.

Herkes geldikten sonra arabalara binip yıkama yerine doğru yola çıkmıştık.

Şuan yıkama odasının önünde duruyorduk biraz sonra girip annemi görecektim.

Odanın kapısı açıldığında gassal kadın çıkıp konuştu.

Gassal:
"Lara korkmazı görmek isteyenler buyrun"

Dediğinde yerde olan bakışlarımı çekip bir saniye düşünmeden içeri girmiştim.

Girdiğimde annem sedye gibi bir metalin üstünde yatıyordu, adımlarımı hızlandırıp yanına gittiğimde saçlarına dokundum.

Benimle aynı olan saçlarına, teni bembeyazdı.

Yüzü ve kolları çizikti.

Bende başımı eğip çizik olan yerlerini acıtmadan öpmüştüm.

Soğuk metalin üstünde yatıyordu sadece, tepki vermiyordu.

Ben:
"Kalk anne! Kalk evimize gidelim burası çok soğuk üşürsün annem hadi kalk nolur"

Hem saçını okşayıp hemde konuşuyordum.

Gassal kadın elinde bir tas suyla yanıma gelip konuştu.

Gassal:
"Al kızım dök heryerine yıka güzelce"

Dedikten sonra bir süre yüzüne öylece bakmıştım sadece, zorda olsa gassalin ellindeki tası alıp ellerim titreye titreye annemin saçına ve omuzlarına dökmüştüm.

Gözümden tek tek yaşlar annemin yüzüne düşüyordu, ağlamıyordum ama gözümden yaş geliyordu.

Gözümdeki yaşları ve annemin yüzündeki yaşları silip dudağımı anlına dayayıp öptüm ve geri çekip anlımı anlına dayadım.

Ben:
"Ağlamiycam meleğim, söz veriyorum ağlamiycam"

Gassalin konuşmasıyla ona döndüm.

Gassal:
"Yıldız hnm yeterli bu kadar müsade ederseniz kefeni saralım"

Bende başımı ağır ağır sallayıp odadan çıktım, çıkmamla Barlas abim duvara yaslanmış beni bekliyordu.

Çıktığımı görünce kollarını iki yana açmıştı, Bende birşey demeyip kollarının arasına girmiştim.

Hemen kollarını belime sarıp başımdan öptü, birşey dememişti, diyememişti.

Şarkı:
Sezen aksu:Yanlızlık senfonisi

1 saat sonra herkes gelmişti, amcamlar dayımlar hepsi gelmişti.

Dayımın çocukları Kalabalık etmemek için gelmemiştiler, çınarlar onarlada gelmemişti.

6 adam babamın tabutunu 6 adam ise annemin tabutunu taşıyordu.

Hava 35-40 dereceydi ama ben üşüyordum, hata donuyordum.

Benim kucağımda annemin resmi yamanın kucağında ise babamın resmi vardı.

İkimizde önden çerçevelere sımsıkı sarılarak yürüyorduk.

Bir süre sonra defnedilicek yere gelmiştik, iki mezar eşilmişti.

Birazdan birisine annemi, birisine babamı koyucaktım.

İki tabutta mezarların yanında durduğunda içini açıp annemle babamı çıkarıp mezarın içine koymuşlardı.

Tahtaları dizip üstüne kürekle toprak atmaya başlamışlardı.

Ben:
"Anne, annem gitme"

Olduğum yerde öylece dikilip konuşmuştum.

Ben:
"Anne gitme, beni tekrar öksüz bırakma annem"

Yamanda benim gibi ayakta dikildiği yerde ağlayarak konuşmuştu.

Yaman:
"Anne, bırakma bizi anne gitme"

Toprak atma işlemi bittikten sonra dikildiğim yerden bir adım atıp annemin toprağına sarılıp çenin pozisyonu aldım, yamanda öbür tarafta gidip sarılıp çenin pozisyonu aldı.

Yanağımı annemin toprağına dayayıp fısıldayarak konuştum.

Ben:
"Anne ben üşüyorum, kalk sarıl bana ısıt beni anne. Kalk anne çok üşüyorum kalk"

Barlas abim yanıma gelip kolumu sıvazlayıp konuştu.

Barlas abim:
"Yıldız hadi güzelim gitmemiz gerek"

Aras abimde yamanın yanına gitmişti.

Aras abim:
"Yaman hadi abicim"

Biz Konuşmayıp tepki bile vermiyorduk, gözüm tahtanın üstünde yazılı olan o isime takılmıştı.

Lara korkmaz
Ö.T:15.06.2026
D.T:20.06.1986

6 gün sonra doğum günü olucaktı.

Barlas abim:
"Hadi abicim eve gitmemiz gerek"

Başımı ona çevirip konuştum.

Ben:
"O evde annem yok, annem beni bıraktı ama ben onu bırakmam, 17 yıl önce bebektim bıraktım şimdi bir kez bırakmam!"

Dediğim cümlelerle abimde daha fazla dayanamayıp yere çökmüştü, bende başımı tekrar toprağa yasladım.

Toprağı okşarken yaman aniden ellimi tutmuştu, bende onun elini sıkıca tuttup karşılık vermiştim.

Biraz daha öyle kaldıktan sonra zorda olsa yengemin kaldırmasıyla annemin resmi olan çerçeveyi sıkıca kavramıştım.

Yamanda babamın fotoğrafını aldığında yanıma gelip Barlas abimden destek alarak yürümeye başlamıştı.

Defne yengem beni Barlas abimde yamanı tutuyordu, amcamlar alp, alperen ve atlas abimi tutuyordu.

Aras abimde yıkılmıştı, ama güçlü durmaya çalışıyordu.

Dün dünyamız başımıza yıkılmıştı ve biz o enkazın altında kalmıştık.

Bizi o enkazdan kim çıkaracaktı, biz nasıl toparlanıcaktık.

Hepimiz arabalara binip eve doğru yola çıkmıştık, yamanla Ben arkaya oturmuştuk.

Kafamı cama yaslayıp yolu izlemeye başladım, yamanda benim gibi kafasını cama yaslayıp yolu izlemeye başlamıştı.

Eve vardığımızda yamanla ikimiz arabadan inip eve doğru yürüdük.

Kapı biz çalmadan Seher abla tarafından açılmıştı yamanla yüzümüze burukça bakıp konuştu.

Seher abla:
"Kuzularım benim"

Diyip sarılmıştı, ikimizede sıkıca sarılmıştı.

Bir süre sonra ayrıldığımızda direk annemgilin odasına gittim, odaya girdiğimde girdiğim gibi burnuma gelen kokuyla gözlerim kapanmıştı.

Annemin kokusu burnuma gelmişti, bir kaç saniye sonra gözlerimi açıp annemin yatığı köşeye geçip çenin pozisyonu alarak kucağımdan indirmediğim fotoğrafına sıkıca sarılmıştım.

Yamanda babamın tarafına geçtiğinde oda benim gibi çenin pozisyonu alıp babamın fotoğrafına sarıldı.

Anlık olarak ikimizde aynı anda birbirimize bakmıştık.

Ben:
"Şimdi napıcaz, nolucak"

Diyip sessizliği bozmuştum, oda bana bakıp konuştu.

Yaman:
"Bilmiyorum alışmaya çalışıcaz"

Ben:
"Nasıl olucak o, alışamam ki ben onların yokluğuna alışamam ki"

Dememle bana yaklaşıp sarılmıştı, onun sarılmasıyla bende ona sarılmıştım.

Bir süre sonra daha fazla dayanamayıp yamanın kolları arasında gözlerimi kapatıp uyumayı denedim ve daha fazla dayanamayıp derin bir uykuya dalmıştım.

Gözlerimi açtığımda Yaman yanımda uyuyordu, kafamı çevirip Etrafıma baktığımda annemlerin odasındaydık ve hava hayla karanlıktı.

Yatakta doğrulduğumda bir kaç saniye odaya baktığımda yüzüme çarpan gerçekle nefes alamamıştım.

Nefesim daralıyordu, ellimi göğsüme atıp derin nefes almaya çalıştım ama yapamamıştım.

Hızla yataktan kalkıp balkonun kapısını açarak dışarı çıkıp nefes almaya çalıştım, nefes almaya çalışırken bir yandan da hıçkırıyordum.

3 günden beri ağlayamamıştım, sürekli içime atıp susmuştum.

Balkon dar gelmeye başlayınca bu sefer hızla odadan çıkıp bahçeye çıktım.

Çıktığım gibi tekrar nefes almaya çalıştım ama olmamıştı yine olmamıştı.

Bu sefer kendimi zorlayıp derin bir nefes almaya çalıştım, derin derin nefes alıp vermeye başladım.

Yavaş yavaş düzene giriyordu daha fazla dayanamayıp dizlerimin üzerinde çimene çöküp sırt üstü uzanıp gökyüzüne baktım.

Ben:
"Anne gelir misin nolur, nefes alamıyorum anne gel nolur kokunu içime çekim nolur gel anne nolur"

Ben bunları söylerken gökyüzünde bir yıldız parlamıştı.

Birşey demek ister gibi, parıl parıl parlamıştı.

Ben:
"Beni izliyorsun biliyorum, dayanamıyorum anne içim yanıyor hemde çok yanıyor"

Öyle durmuş bakarken sol gözümden yaş akmıştı.

Ben:
"Beni affet dedin ya anne, asıl az sonra yapacağım şey için sen beni affet olur mu"

Diyip uzandığım yerden doğrulup gözyaşlarımı silip oturduğum yerden kalkıp hızla kalkıp mutfağa gittim ve bütün dolapları aradım.

Ama bulamamıştım, üst kata çıkıp bütün odaları aradım ama ordada yoktu.

Bu sefer annem gilin odasına girip bütün çekmeceleri aradım ama buradada yoktu.

Nerde bu.

Tam o anda aklıma ilaç odası gelmişti, oraya bakmayı unutmuştum.

Sessiz adımlarla odadan çıkıp ilaç odasına gittim ve heryeri aradım.

Sonunda aradığım şeyi bulmuştum.

İlaç.

Çekmecede ne kadsr ilaç varsa hepsini ceblemiştim, ilaç odasından çıkıp mutfağa gidip bir sürahi ve bardak alıp odaya geri döndüm.

Evde herkes uyuduğu için rahattım, rahat rahat hepsini içebilicektim.

Odanın kapısını açtığımda Yaman hayla uyuyordu, Bende sürahiyi ve bardağı komedinin üstüne koyup cebimdeki ilaçları çıkardım.

Hemen hemen 10 tane ilaç vardı, bir şişe ilacı alıp içini boşaltıp avucuma doldurdum.

Tam hepsini ağzıma atıcaktım ki yamanın sesiyle durmuştum.

Yaman:
"Napıyorsun sen"

Bende avucumdaki ilaçlarla ona dönüp konuştum.

Ben:
"İlaç içiyorum"

Oda avucumun içindeki ilaçlara bakıp konuştu.

Yaman:
"Bir avuç ilaç mı içeceksin"

Ben:
"Evet içicem, bana bak kimseye söylemiyceksin"

Yaman:
"Bir şartla"

Dediği şeyle kaşlarımı çatıp konuştum.

Ben:
"Ne şartı"

Yaman:
"Banada vericeksin"

Dediği şeyle gözlerimi şok içinde açıp baktım.

Ben:
"Delirdin mi sen, bunu sadece ben yapıyorum sen niye yapıyorsun"

Oturduğu yerden kalkıp tam karşıma oturup konuştu.

Yaman:
"Bunu niye yaptığını biliyorum, sen bu acıya dayanamıyorsunda Ben çok mu dayanıyorum sende gidersen ben tek naparım eğer sen yoksan bende yokum"

Ben:
"Tamam al hadi"

Dedikten sonra oda komedinin üzerinde duran bir şişe ilacı açıp hepsini avucuna koydu tabi yarısı yere düşmüştü, onları aldırmayıp ikimizde aynı anda avuç dolusu ilacı ağzımıza atmıştık ve üstünede su içip hepsini mideye göndermiştik.

Zorda olsa ikimizde ilaçların hepsini yutmuştuk.

Yuttuğumuz gibi bir süre sonra ikimizde yerlerimize geçmiştik, yaman ellimi tuttup konuştu.

Yaman:
"Anca beraber kanca beraber"

Bende ona gülümseyip konuştum.

Ben:
"Ölsekte beraber ölücez kalsakta beraber kalıcaz"

Oda bana burukça gülümsedikten sonra gözleri kapanmıştı, onun gözlerini kapatmasıyla bende gözlerimi kapatıp kendimi derin bir uykuya bırakmıştım.

Son hatırladığım şey yamanla birbirimize gülümsememizdi ondan sonrası ise karanlıktı.

(Barlas'ın gözünden)

Evde büyük bir enkaz vardı ve ben bu enkazı nasıl toparliycam bilmiyorum.

Yıldız ve Yaman çok kötüydü, yaman 2 dk bir ağlıyordu.

Ama yıldız ağlamıyordu, yutup içine atıyordu ve bu onun için çok kötüydü. Ağlaması gerekti ağlamazsa daha kötü olucaktı.

Alp,alperen ve atlas ikizlerden farksız değillerdi ruh gibilerdi.

Aras diğerlerinden daha kötüydü, yıldız gibi içine atıp ağlamıyordu sürekli sigara içiyordu.

İçime oturan kurt ile oturduğum yataktan kalkıp ikizleri kontrol etmeye gittim.

Annemin odasının önüne geldiğimde kapıyı yavaşça açıp içeri girip ikisinin anlından öptüm.

Yüzleri sıcaktı, hemde fazla sıcaktı.

Tam ellimi atıp kontrol edecektim ki komedinin üzerinde duran ilaçları görmüştüm.

Umarım aklıma gelen şey başıma gelmez, hemen ikisininde yüzüne hafif vurup uyandırmaya çalıştım.

Ben:
"Yıldız, yaman kalkın abicim hadi yapmayın bana bunu"

Dememle yere gözüm takılmıştı, yerde 3-4 tane ilaç duruyordu.

Hemen şişelerin ağzını açıp baktığımda iki şişenin içi bomboştu.

Allah kahretsin, ilaç içmişlerdi.

Hemen yüksek sesle bağırıp konuştum.

Ben:
"Aras! Aras çabuk arabaları hazırla"

2 dk sonra koşarak odaya geldiğinde gördüğü manzara karşısında donup kalmıştı.

Ben:
"Çabuk arabaları hazırla İkizler ilaç içim ateşleri var, aras hadi!"

Sonda daha sert bağırdığımda olduğu yerde dikilmeyi kesip koşarak gitmişti.

Ben:
"Ah be abicim naptınız siz ya"

Hemen Yıldızı kucaklayıp merdivenlerden hızla inmiştim.

Ben:
"Aras yamanı al gel çabuk"

Dememle içeri girmişti, Bende arka koltuğun kapısını açıp Yıldızı yatırdım.

Arkamı döndüğümde, arasta kucağında yamanla geldiğinde Yıldızın sağ tarafına yerleştirdi.

Bende ikizlerin yanına bindiğimde arasta hızla sürücü koltuğuna oturdu ve hızla gaza basmıştı.

Bir süre sonra Hastaneye vardığımızda hızla inip içeriye seslendim.

Ben:
"2 tane sedye getirin çabuk hadi"

Dediğimde hemşireler iki sedye alıp gelmişti, Ben Yıldızı aldığımda arasta yamanı almıştı.

İkisinide sedyeye yerleştirip konuştum.

Ben:
"İki şişe ilaç içtiler ikiside intihara kalkıştı ateşi var gibi"

Dememle Hemen acil müdahale odasına almışlardı, içeri giricektim ki Hemşire beni durdurdu.

Hemşire:
"Lütfen burda bekleyin doktorumuz sizi bilglendiricektir"

Ellimle kafama vurup Koridorda volta atmaya başladım.

Ben:
"Nasıl fark etmedim nasıl fark edemedim"

Arasta yanıma gelip konuştu.

Aras:
"Nerden bilebilirdin abi yapma, mideleri yıkanır iyleşirler yapma böyle"

Dediğinde gidip koltuğa oturup kafamı arasa çevirip konuştum.

Ben:
"Ben napıcam aras, nasıl başa çıkıcam bunlarla annemle babam varken en azından duruyolardı Ben bu ikisini nasıl durdurucam aras"

Oda yanımdaki koltuğa oturup omzumu sıkıp konuştu.

Aras:
"Tek değilsin abi, Defne yengem var amcamlar var dayımlar var hepimiz beraber düzelicez nasıl yıkıldıysak öyle de toparlanıcaz"

Demesiyle kafamı ona çevirip baktığımda bana gülmüştü, Bende kolumu kaldırıp ona sarıldığımda ikimizde sarılmıştık.

Ben:
"Beraber toparliycaz aslanım beraber"

Diyip omzunu sıkmıştım.

1 saat sonra falan doktor çıktığında ikimizde hemen önüne geçmiştik.

Doktor:
"Kan tahlilleri yaptık ikiside 1 şişenin hepsini içmiş büyük miktarda bir ilaç içmişler bu durumda midelerini yıkamak zorunda kaldık"

Ben:
"Durumları nasıl iyiler demi"

Doktor:
"İyiler midelerini yıkadık tekrar kan aldık değerli normalse serum bitikten sonra çıkabilirsiniz"

Ben:
"Tamam çok teşekkür ederiz"

Doktor:
"Ne demek görevim geçmiş olsun"

Dedikten sonra yanımızdan geçip gitmişti, bir süre sonra acil müdahale kapısı açıldı ve İkizler çıkmıştı.

Hemşireleri takip edip kaldıkları odaya doğru yürümeye başladık.

Yürürken telefonumun çalmasıyla cebimden çıkarıp baktığımda ekranda Erkan amcam yazısını görmüştüm.

Çok geçmeden tuşu yana çevirip açmıştım.

Ben:
"Alo amca noldu"

Erkan amcam:
"Asıl size noldu oğlum bir hızla gittiniz evden kötü birşey mi oldu"

Ben:
"İkizler amca"

Erkan amcam:
"Noldu lan ikizlere"

Ben:
"İlaç içip intihara kalkışmışlar amca"

Erkan amcam:
"Ne diyorsun oğlum sen hangi hastanedesiniz"

Ben:
"Eve yakın olan hastanedeyiz amca"

Erkan amcam:
"Tamam oğlum kapat geliyoruz biz"

Dedikten sonra itiraz etmeme fırsat vermeden telefonu kapatmıştı.

İkisinide aynı odaya almışlardı, bir süre sonra Hemşire çıktığında konuştum.

Ben:
"İyiler mi hemşire hnm ne zamn uyanırlar"

Hemşire:
"Korkulucak bir durum yok tahlil sonuçları çıktığında doktorumuz sizi bilglendiricektir, 1-2 saatte uyanırlar"

Ben:
"Peki girebilir miyiz"

Hemşire:
"Uyandıklarında girebilirsiniz"

Ben:
"Teşekkür ederiz"

Hemşire:
"Rica ederim, geçmiş olsun"

Dedikten sonra gitmişti, onun gitmesiyle koridorun başında bize doğru koşan kişileri görmem geç olmamıştı.

Kısa sürede amcam yanıma gelip durduğunda hemen konuştu.

Erkan amcam:
"Nasıl durumları"

Ben:
"İyi mideleri yıkandı ve serum takıldı kan değerleri normalse serum bitikten sonra çıkabilirsiniz dedi doktor"

Erkan amcam:
"Bunlar bu ilacı nerden bulduda içti"

Ben:
"Anlamadım ki, ne ara yaptılar ne ara içtiler hiç birşey anlamadım"

Derin bir nefes aldıktan sonra tekrar konuştum.

Ben:
"Acıları var dedim üstlerine gitmim dedim ama yok illa bağırtırıcaklar"

Erkan amcam:
"Sakin ol oğlum şurdan çıkalım konuşucaz"

Fahriye yengemde yanıma gelip omzuma dokunup konuştu.

Fahriye yengem:
"Akılları yerinde değil yengem çok zor ikiside çok kötüler kaç gündür yemek bile yemiyolar"

Ben:
"Biliyorum yenge kötüler, ama bende kötüyüm bende annnemi babamı kaybettim. Acıları var anlıyorum ama bari bunu Yapmasınlar Ben annemle babamı kaybettim onlarıda kaybedemem onlar bana annemle babamın emaneti"

Fahriye yengem:
"Biliyorum yengem ama az sabır Acıları henüz çok taze iyleşsinler konuşursunuz, ne zamn uyanırlarmış doktor dedi mi birşey"

Ben:
"1-2 saatte uyanır dedi hemşire"

Fahriye yengem:
"Tamam uyansınlar eve gideriz konuşuruz"

Dediğinde kafamı hafif sallayıp koltuğa oturdum ve beklemeye başladım.

(Yıldızın gözünden)

Gözümü yarı açık şekilde açtığımda dışarıdan sızan güneşle tekrar kapatmıştım, kafamı güneş ışığı olmayan yere çevirip yavaş yavaş gözlerimi açtığımda koltukta uyuyan Barlas abimle hastane odasında olduğumu anlamıştım.

Ölmemiştim, yaşıyordum.

Gözümü tamamen açıp yatakta doğrulmaya çalışırken kapının açılmasıyla Defne yengem gülerek yanıma geldi.

Defne yengem:
"Uyandın mı birtanem, kalkma hemen uzan biraz"

Ben:
"Ben ne zamn geldim buraya"

Bir yandan doğrulmaya çalışıp bir yandan da konuşuyordum.

Defne yengem de hem doğrulmama yardım edip hemde konuşuyordu.

Defne yengem:
"1-2 saat önce güzelim"

Ellimi tuttup bana bakıp konuştu.

Defne yengem:
"Neden yaptın yıldız, bunu abine neden yaptın"

Ben:
"İçimdeki acı, içimdeki yangın gitsin istedim, yapamıyorum yenge bu acıyla yaşayamıyorum"

Defne yengem:
"Yaşayacaksın, eğer annen burda olsaydı sana ne kadsr kızardı biliyor musun sen bunu annenne babana nasıl yaparsın"

Başımı eğip birşey dememiştim, daha doğrusu diyememiştim.

Barlas abim:
"Kaldır o kafanı"

Barlas abimin sesini duymamla ona bakmıştım.

Barlas abim:
"Neden yıldız, neden abicim yaşadıkla

Defne yengem Barlas abimin kolunu tuttup konuştu.

Defne yengem:
"Barlas sonra"

Barlas abim bakışlarını benden çekmeden konuştu.

Barlas abim:
"Bir dakika, evet cevap bekliyorum neden yaptın"

Ben:
"Ölmek istedim, bu acıyla yaşayamam dedim"

Barlas abim:
"Aferin sana bu kafayla devam et"

Ben:
"Çok kızdın mı"

Barlas abim:
"Kızdım yıldız şuan o kadar sinirliyim ki kendimi zor tutuyorum"

Karşımda dikilmeyi bırakıp Defne yengemin kalktığı yere oturup ellimi tuttup derin bir nefes alıp konuştu.

Barlas abim:
"Bak yıldız seninle bu konuşmayı son kez yapıyorum, anlıyorum acın var için acıyor yanıyor hata ama ölüm çare değil. Nolucaktı ölecektin seni gömücektik unuttucakmıydık ne sandın sen bu haltı yaparken"

Ben:
"Özür dilerim sadece kurtulmak istedim"

Barlas abim:
"Bizi hiç mi düşünmedin peki benim hali mi? Abilerinin halini? Yengenin halini. Dur ben söylim düşünmedin tabiki tabi niye düşüneceksin demi"

Dedikten sonra sandalyeden kalkıp karşıma geçti.

Barlas abim:
"Ya sana yamana birşey olsaydı o zamn ben ne dicektim anneme babama ben onlara ne hesap verirdim yıldız"

Tüm bu seslere sonunda yamanda uyanmıştı.

Yaman:
"Abi noluyor"

Barlas abim:
"İkinizde gözüme gözükmeyin, aklınız başınıza gelene kadsr yanıma yaklaşmayın!"

Dedikten sonra hızla kapıyı açıp gitmişti, Bende arkasından bakakalmıştım.

Haklıydı, hemde çok haklıydı.

Defne yengem de bize bakıp konuştu.

Defne yengem:
"Ben bir şu deliye bakayım aldırmayın siz onu yengem kızgın acısı var ondan böyle yapıyor, siz dinlenin biz geliyoruz"

Dedikten sonra oda çıkmıştı, Bende yamana döndüğümde oda bana bakıp konuştu.

Yaman:
"Yanlış yaptık"

Ben:
"Ben naptığımızı biliyorum sanki"

Diyip kolumdaki serumu bir hışımla çıkarıp terliklerimi giyip ayağa kalkmıştım ki yine başım dönmüştü, bu sefer başımın dönmesiyle kendimi tutamayıp yatağa düşmüştüm.

Yaman:
"İyimisin noldu, nereye gidiyorsun"

Yaman da bir hızla yataktan kalkacaktı ki ben onu durdurdum.

Ben:
"İyiyim yok birşey kapının önüne çıkıcam oda dar geldi duvarlar üstüme üstüme geliyor"

Dedikten sonra ikna olmuş olucakki geri yatağa girmişti bende kalkıp duvardan destek alarak yürümeye başlamıştım.

Gideceğim yeri biliyordum.

Yoğun bakıma.

Annemi babamı kaybettiğim yere.

Adımlarımı o yöne tuttuğumda bir süre sonra yoğun bakımının önüne gelmiştim.

Odaya baktığımda iki yatakta boştu, derli toplu düzenliydi.

Kapının önüne gittiğimde açılmıştı, içerde kimse olmadığı içindi muhtemelen.

Bende içeri girip annemin yatığı yatağa yan bir şekilde uyanmıştım.

Ben:
"Nerdesin annem, nerdesin gel artık nolur gel, seni çok özledim"

Fısıldayarak konuşup, yatakta çenin pozisyonu almıştım.

Bir süre sonra gözlerimi kapattım ve annemi düşünmeye başladım.

Bilincim yavaş yavaş kapanırken saçıma dokunan ellerle gözlerimi açıcaktım ki sesini duymamla kim olduğunu anlamıştım.

Barlas abimdi.

Barlas abim:
"Kızamıyorum ki napıcam Ben sizinle"

Gözlerimi açıp abime baktığımda bana bakıp saçımı okşayıp konuştu.

Barlas abim:
"Niye burda uyudun güzelim"

Ben:
"Uyumadım ben, gözlerimi dinlendiriyorum sadece"

Barlas abim:
"Niye yatağında değilde burda gözünü dinlendiriyorsun peki"

Ben:
"Çünkü annem son nefesini burda verdi, bana son sözlerini burda söyledi, annem benim ellimi burda son kez tuttu"

Annemin tuttuğu ellimi abime uzattıp konuştum.

Ben:
"Bu ellimi tuttu Benim, ben o günden sonra ellimi yıkamadım izi gitmesin diye, dokunuşu silinmesin diye yıkamadım Ben ellimi"

Dedikten sonra ellimi tuttup öpüp, sonrada anlımı öpüp konuştu.

Barlas abim:
"Yıkasanda onun dokunuşu gitmez birtanem, merak etme onun dokunuşu senin hep teninde olur yıkasanda gitmez"

Bende kafamı çevirip ona bakıp konuştum.

Ben:
"Gitmez demi"

Barlas abim:
"Gitmez"

Dedikten sonra saçlarımın arasını öpüp konuştu.

Barlas abim:
"Kaç gündür ağlamıyorsun içine atıyorsun, biraz ağlamak ister misin güzelim"

Ben:
"Hayır, anneme söz verdim ağlamiycam dedim"

Barlas abim:
"Ama böylede kendine zarar veriyorsun"

Ben:
"Annem benim yüzümden öldü"

Dememle bedeni kaskatı kesilmişti saçımı okşadığı eli aniden duraksamıştı, bir süre sonra kaşlarını çatıp sordu.

Barlas abim:
"Ne diyorsun Yıldız sen, ne saçmalıyorsun"

Yatakta doğrulup ayaklarımı aşağı doğru sallandırıp ellerimi yatağa dayayıp başımı eğip bir kaç saniye dönen başımın geçmesini bekledim, sonra kafamı kaldırıp abime bakıp konuştum.

Ben:
"O gün annemin yanına girdiğim gün, eğer girip konuşmasaydım annem belkide ölmiycekti. Benim yüzümden oldu eğer girmeseydim annem ölmiycekti"

Dedikten sonra hızla kalkıp kapıyı açıp çıktım ve odaya döndüm.

Yatağa doğru gidip sırtım kapıya dönük şekilde çenin pozisyonu alıp uzanmıştım.

Bir kaç dakika sonra kapı açılmıştı arkamı döndüğümde Barlas abim olduğunu görmüştüm, ben tekrar eski pozisyonuma döndüğümde oda önüme gelip diz çöküp saçımı okşadı ve bir kaç kere öptükten sonra ana baktı konuştu.

Barlas abim:
"Senin suçun değil, tamam mı güzellim senin yüzünden değil"

Ben:
"Ben girmeseydim, benim sesimi duymasaydı uyanmazdı uyanmasada ölmezdi"

Kafamı ona çevirip konuştum.

Ben:
"Abi"

Oda daldığı yerden çıkıp bana bakıp gülümseyerek konuştu.

Barlas abim:
"Söyle abim"

Ben:
"Annem bana küsmemiştir demi"

Barlas abim:
"Küsmez abim anneler kızlarına küsmez"

Ben:
"Küsmez demi"

Barlas abim:
"Küsmez birtanem, hadi uyu biraz"

Dedikten sonra kafamı yastığa gömüp uyumaya çalıştım, bu süreçte uyumak en iyisiydi benim için.

Daha fazla dayanamayıp bir süre sonra kendimi gelen uykumun kollarına bırakmıştım.

Bedenimin havalındığını hissetmemle gözlerim kapalı şekilde fısıldamıştım.

Ben:
"Abi"

Barlas abim:
"Uyu birtanem uyu"

Bir kaç dakika sonra bedenim yumuşak yatakla buluşmuştu, sonra ise tamamen uykuya dalmıştım.

Gözümü yavaş yavaş açtığımda annemin odasında olduğumu anlamıştım, gözümü tamamen açıp yatakta doğrulduğumda havanın kararmış olduğunu görmüştüm.

Kafamı çevirdiğimde komedinin üstünde annemle babamın resmini görmüştüm. Bir kaç saniye boyunca o fotoğrafa baktıktan sonra baş parmağımla fotoğrafa dokunup sevmeye başladım.

İkisinide özlemiştim, çok özlemiştim hemde.

Çerçeveyi alıp öptükten sonra yerine koydum ve yataktan kalkıp odadan çıktım.

Odadan çıkıp aşağı indiğimde herkes aşağıdaydı, Bende yamanın yanına doğru gidip yanına oturdum ve başımı omzuna yasladım. Oda başını başımın üstüne dayadı.

Öylece koltukta oturup karşıyı izliyorduk, gözüm aniden merdivenlere takılmıştı. Sanki annem inecekte 'ney sizin bu haliniz' diycek gibi.

Evin her köşesinde onların anısı vardı, aklıma gelen şeyle koltuktan kalkıp kilere doğru yürümüştüm.

Kimlerin önüne geldiğimde kapıyı açıp içeri girdim ve babamın bana aldığı bisiklete doğru yürümeye başladım.

Bisikletin yanına geldiğimde bisikleti incelemeye başlamıştım.

Bisikleti görünce babamla bisiklet sürdüğümüz o gün aklıma gelmişti.

Babamın bisikleti benim bisikletimin arkasındaydı.

Hem bisikleti inceleyip hemde konuşuyordum.

Ben:
"Hani bana bisiklet sürmeyi öğretecektin baba, neden gittin baba neden gittiniz baba neden"

Aniden daralan nefesimle arkamı dönüp kendimi dışarı atmıştım.

Nefes almaya çalışıyordum ama olmuyordu, her alışta nefesim kesiliyordu.

Aniden yere çöküp boğazımı tutmaya başlamıştım, olmuyordu nefes alamıyordum.

Barlas abimin sesiyle kafamı kaldırıp ona bakmıştım, birşeyler Diyerek yanıma doğru koşuyordu.

Barlas abim:
"Seher abla Yıldızın astımını getir çabuk"

Sesleri net duyamasamda, yinede duymuştum.

Barlas abim hemen yanıma gelip ellini yüzüme atıp saçlarımı geri çekmişti.

Barlas abim:
"Yıldız derin nefes almaya çalış güzelim hadi"

Dediğini yapıp derin bir nefes almaya çalıştım ama nefes almaya çalışırken aniden öksürmüştüm.

Seher abla ellinde ilaçla koşarak yanımıza gelmişti, abim elinden ilacı aldığı gibi ucunu ağzıma dayayıp sıkmıştı bende hemen onu içime çekmiştim.

Barlas abim:
"Geçicek güzelim geçicek söz veriyorum geçicek"

5 dakika sonra falan nefes alışverişlerim sonunda düzene girmişti, abimde hemen beni kucağına alıp odaya doğru yürümeye başlamıştı.

Odanın önüne geldiğimizde dirseği ile kapıyı açıp beni yatağa bırakmıştı.

Kolumla onun koluna sıkıca sarılıp konuştum.

Ben:
"Gitme abi, korkuyorum"

Oda saçımı okşayıp öperek konuştu.

Barlas abim:
"Burdayım bebeğim gitmiyorum biryere"

Dediğinde yatağın sol tarafı çökmüştü, sırtım abime dönük bir kolunun üstünde başım vardı ve kolumla o koluna sarılmıştım.

Gözlerim kapalıydı ama bilincim açıktı, tabi bu çok uzun sürmemişti.

Bir süre sonra bilincim yavaş yavaş kapanıyordu, son hatırladığım şey Barlas abimin saçımı okşayıp öpmesiydi.

Saçımı okşayan ellerle gözümü açtığımda annem baş ucumda saçımı okşuyordu, onu görmemle heycanla gözümü açıp yatakta doğruldum ve gerçek olup olmadığını anlamak için ellimi uzatıp annemin yanağına dokundum.

Ben:
"Anne, gitmemişsin"

Yüzüne gülümseyerek ve heycanla bakıyordum, oda gülümseyerek bana bakıp konuştu.

Annem:
"Seni görmeye geldim kızım, ben senin hep yanındayım bunu unutma olur mu"

Ben:
"Nerdesin anne ben göremiyorum"

Annem:
"Sen göremiyorsun ama ben hep senin yanındayım"

Ben:
"Anne gitme nolur Ben sensiz, sizsiz yapamam babam nerde oda gelsin gitmeyin anne biz sizi çok özledik nolur anne dönün nolur"

Anne:
"Birgün kavuşucaz güzelim şimdi değil ama birgün kavuşucaz"

Dedikten sonra avuçlarını yüzüme dayayıp anlımı öpüp bana bakıp konuştu.

Anne:
"Şimdi gitmem gerek, bizi merak etmeyin biz çok iyiyiz sizde iyi olun olur mu"

Dedikten sonra ayağa kalkmıştı ama ben elini bırakmamıştım.

Ben:
"Anne hayır gitme! Ben daha sana doyamadım nereye gidiyorsun anne"

Anne:
"Beni,bizi her özlediğinde gökyüzüne yıldızlara bak tamam mı ben babanla orda seni izliyor olacağım"

Ben:
"Anne korkuyorum ben gitme nolur"

Annem:
"Korkma kızım ben yanındayım"

Ellini kaldırıp kalbimin üstüne koyup konuştu.

Anne:
"Ben burda yaşıyorum, korktuğunda yıldızlara bak tamam mı"

Dedikten sonra ellimi ellinden çekip odanın kapısını açıp çıkmıştı.

Ben:
"Anne, gitme anne nolur"

Diyerek peşinden gidiyordum ama duymuyordu.

Ben:
"Anne"

Diye bağırarak konuşuyordum ama duymuyordu, merdivenleri indikten sonra dış kapıyı açıp çıkmıştı.

Bende peşinden koşuyordum ama yetişemiyordum, biraz daha koştuktan sonra ayağımın takılmasıyla dizlerimin üstünde yere düşmüştüm.

Kafamı kaldırıp baktığımda annem yoktu.

Ben:
"Anneee!"

Boğazım yırtılırcasına bağırdığımda kafamı yere koyup fısıldadım.

Ben:
"Anne, gitme"

Şarkı:
İlkbaharda kıyamet:
Fatma Turgut

Bir hızla yatakta doğrulduğumda Etrafıma baktığımda annem yoktu, hemen yataktan kalkıp odanın kapısını açıp koşarak merdivenlerden inip dış kapıyı açtım ve dışarı baktım.

Ben:
"Anne, anne nerdesin"

Yalın ayak dışarı çıkıp annemi arıyordum.

Ben:
"Anne"

Mahallede yürüyüp anneme sesleniyordum ama yoktu.

Ben:
"Anne geldin nerdesin çık ortaya"

Nereye gittiğimi bilmeden öylece yürüyüp anneme seslenip konuştum.

Ben:
"Anne, anne nolur gel korkuyorum anne nolur gel"

Etrafıma baktığımda parkta olduğumu anlamıştım, artık pes edip banka gidip oturduğumda bacaklarımı kendime çekip kollarımı bacağıma dolayıp başımı havaya kaldırıp gökyüzüne bakmıştım.

Ben:
"Annem"

Dediğimde ağzımdan bir hıçkırık çıkmıştı, daha fazla dayanamayıp sarsılarak ağlamaya başladım.

Ben:
"Annem nerdesin"

Hem ağlayıp hem de konuşuyordum.

Ben:
"Gel anne nolur gel dayanamıyorum nefes alamıyorum anne nolur gel"

Başımı bacağımın arasına gömüp ağlamaya devam ettim.

tam o anda yanıma biri oturup kollarını bana sarıp saçımı okşamaya başlamıştı.

Kokusundan bu kişinin Onur olduğunu anlamıştım.

Onur:
"Geçti güzelim geçti birtanem bak burdayım"

Kafamı Göğsünden kaldırıp yüzüne bakıp konuştum.

Ben:
"Onur annem gelmişti, gördüm Onur gelmişti ama kayboldu gitti tutamadım onu"

Ensemden tuttup göğsüne çekip kollarıyla sarıldı.

Onur:
"Rüya görmüşsün güzelim geçti, ağla ağla rahatla"

Başım onun göğsünde yaslıyken sarsılarak ve hıçkırarak ağlamaya başlamıştım.

Onur ise saçımı okşayıp öperek beni sakinleştirmeye çalışıyordu, ama olmuyordu ağlamalarım giderek derinleşiyordu.

1 saat boyunca kesintisiz onurun Göğsünde ağladıktan sonra rahatlamıştım. Ağlamam bitikten sonra başımı onurun dizine koyup bankta çenin pozisyonu aldım.

Ben:
"Tutamadım onu, sıkıca tuttuğum eli ellerimin arasından kayıp gitti. Tutamadım gitme diyemedim"

Onur ellini saçıma atıp okşamaya başladı ve konuştu.

Onur:
"Kalk bakalım sen"

Dedikten sonra beni omuzlarımdan tuttup oturttu ve bedenimi kendine çevirdi ve ellini kalbimin üstüne koyup konuştu.

Onur:
"Annen de baban da burda, onlar senin kalbinde yaşıyor, her kalp atışında ikiside sana bir mesaj veriyor 'biz burdayız kızım, güçlü ol' biliyorum güzelim için yanıyor, ama böyle yaparak onları daha çok üzüyorsun güçlü olman lazım yıkılmaman lazım"

Bende ona bakıp konuştum.

Ben:
"Ben güçlü değilim"

Diyip başımı eğdiğimde işaret parmağını büküp çenemin altına koyup başımı kaldırdı ve avucunu yüzüme dayayıp konuştu.

Onur:
"Sen hayatımda gördüğüm en güçlü kızsın, böyle söylerek Annenleri üzmeyelim olur mu güzelim"

Ben:
"Napıcam peki"

Onur:
"Güçlü ol 17 yıl önce o küçük kız acılara nasıl dayandıysa şimdi o kızı herkese göster güzellim"

Ben:
"O kız o acılara dayandı evet, ama içimdeki bu acı işkence acısı değil, Kimsesizlik acısı"

Bunu Dememle beni göğsüne çekip sarılıp saçımı okşuyordu.

Onur:
"Eve gidelim mi, bak abinleri daha fazla meraklandırmayalım"

Başımı olumlu anlamda salladıktan sonra kollarımdan sıkıca tuttup kaldırdı.

Onur:
"Kucağıma alim mi ister misin"

Ben:
"Yok yürürüm"

Dediğimde bakışları ayağıma takılmıştı.

Onur:
"Terliklerin nerde"

Ben:
"Evden hızla çıktığım için giymeyi unutmuşum"

Beklemediğim anda kucağına aldığında refleksle ellimle direk omzuna tuttunmuştum.

Ben:
"Onur Napıyorsun indir! Belin ağriycak"

Dememle bakışlarını yüzüme çevirdi, gözleri yüzümün heryerinde dolandıktan sonra gözlerime bakıp konuştu.

Onur:
"Senin canın yanmasın da benim canım yansada olur"

Ben:
"Yanmasın, seninde canın yanmasın"

Onur:
"Sen hep gül mutlu ol benim canım zaten yanmaz"

Dediğinde yüzüne bakıp buruk bir şekilde gülümsedikten sonra başımı omzuna dayadım.

Bir süre sonra eve geldiğimizde abimler kapının önünde bizi bekliyolarlardı, görüş açılarına girdiğimizde abim olduğu yerden hızlı adımlarla yanımıza doğru geliyordu.

Kısa sürede geldiğinde elini yanağıma atıp okşayıp konuştu.

Barlas abim:
"Nerdeydin sen güzellim, iyimisin"

Benim Konuşmama fırsat vermeden Onur konuşmuştu.

Onur:
"Sen beni aradığında evden çıktıktan sonra sitenin parkında bankta otururken buldum, şey lara ablayı rüyasında görmüş zaten ben gittiğimde ağlıyordu, biraz sakinleşmesini bekledim sakinleştikten sonra ayağında terliklerinin olmadığını gördüğümde kucağıma alıp getirdim"

Barlas abim ellini onurun omzuna atıp dostça sıktıktan sonra konuştu.

Barlas abim:
"Teşekkür ederim Onur yaptıkların çok kıymetli seni de yorduk gece gece"

Onur:
"Ne yorması abi yıldız iyi olsunda gerisi mühim değil"

Barlas abim:
"Eyvallah kardeşim"

Onur:
"Rica ederim abi"

Dedikten sonra abim uzanıp aynı pozisyonda beni kucağına almıştı, sonra onura dönüp konuştu.

Barlas abim:
"Hadi sen git eve annenler merak eder"

Onur:
"Tamam abi birşey olursa veya birşeye ihtiyacınız olursa aramanız yeter"

Barlas abim:
"Allah razı olsun koçum düşünmeniz yeter teşekkür ederim tekrardan"

Onur:
"Rica ederim abi iyi geceler"

Dedikten sonra arkasını dönüp gitmişti onurun gitmesiyle abimde dönüp eve doğru yürümeye başlamıştı.

Beni odaya getirip yatağa bıraktı bende ona sırtmı dönüp çenin pozisyonu aldım.

Bir kaç saniye sonra da abim ellini atıp saçımı okşamaya başladı.

Barlas abim:
"Anlatmak ister misin rüyanı güzelim"

Boynumun üstünden ona baktığımda o zaten bana bakıyordu, odanın kapısının açılmasıyla Yaman da gelmişti.

Yaman:
"Nereye gitmiş bizim kaçak"

Barlas abim:
"Annemi rüyasında görmüş uyanınca da etkisinde olduğu için parka çıkıp aramaya başlamış Onur getirdi"

Yamanda gelip sırtını yatak başlığına dayayıp bana bakıp gülümseyerek konuştu.

Yaman:
"Nasıl gördün anlatsana"

Dediğinde bende uzandığım yerden kalkıp sırtımı abimin göğsüne dayayıp derin nefes alıp anlatmaya başladım.

Sonlara doğru üçümüzünde yüzünü hüzün kaplasada başlarında Ben gülümseyerek anlatıyordum onlarda gülümseyerek dinlemişlerdi.

Barlas abim ikimizinde başının üstünden öpüp konuştu.

Barlas abim:
"Artık üzülmek yok İkizler anlaştık mı"

Nasıl olucaktı bir fikrim yoktu, içim yanarken nasıl gülebilirim ki?

Ben:
"İnsanın içi yanarken nasıl gülebilir ki abi"

Bunu Dememle bedeni kasılsada saçımın arasından öpüp konuştu.

Barlas abim:
"İnsanın içi yanarken gülemez evet ama en azından dener, sizde deneyin"

Ben yerimde iyice doğrulup sırtımı Yaman gibi bazanın başlığına dayayıp abime dönüp konuştum.

Ben:
"Olmuyor abi içimi suçluluk duygusu kaplıyor eğer gülersem mutlu olursam sanki onlara ihanet ediyormuşum gibi geliyor gülemiyorum"

Barlas abim:
"Güzelliğim benim bak diyceklerimi iyi dinle olur mu, sende dinle yaman"

Dedikten sonra ikimizde başımızı salladıktan sonra derin bir nefes alıp konuştu.

Barlas abim:
"Güldüğünüzde suçlu olmuyorsunuz aksine annemler mutlu bile olur çünkü evlatlarının mutlu olduğunu görüyor sizin onları unutmiycağınızı biliyor hoş unutsanız bile Küsmezler, çünkü hiç bir anne çocuğuna Küsmez"

Biz ikimizde oturmuş pür dikkat abimi dinliyorduk.

Barlas abim:
"Demem oki siz hep mutlu olun gülün siz mutlu olun ki annemlerde mutlu olsunlar"

Bende bakışlarımı abimden çekmeden konuştum.

Ben:
"Küsmezler demi bize"

Barlas abim:
"Küsmezler abim merak etmeyin"

Ben:
"Tamam söz veremem ama üzülmemeyi deniycem"

Yaman:
"Bende, Bende deniycem"

Bunu Dememizle oda yüzüne hafif bir tebessüm koyup başımızın üstünden öpüp konuştu.

Barlas abim:
"Aferin benim ikizlerime, hadi bakalım uyuyup dinlenin biraz"

Dedikten sonra yataktan kalkıp gidiyordu ki aklıma gelen şeyle onu durdurdum.

Ben:
"Abi bir dakika"

Dedikten sonra oda bana dönüp telaşla baktı ve konuştu.

Barlas abim:
"Noldu güzelim"

Ben:
"Bu arabadan bir haber yok mu"

Barlas abim:
"Cenazeydi, taziyeydi falan ilgilenemedim abicim yarın arayıp öğrenicem"

Ben:
"Tamam bizede söyle olur mu"

Barlas abim:
"Olur birtanem söylerim hadi yatın bakalım iyi geceler"

Bende kafamı ağır ağır salladıktan sonra abim odadan çıkmıştı, yamanda bana bakıp konuştu.

Yaman:
"Neyden şüpheleniyorsun sen"

Ben:
"Bu kaza değil, işin içinde başka birşey var"

Yaman:
"Ne gibi"

Ben:
"Bilmiyorum ama babam arabayı yavaş kullanan birisi"

Yaman:
"Evette ne alaka ki"

Ben:
"Bu kaza değil, işin içinde başka birşey var"

Yaman:
"Peki cinsiyetse napıcaz"

Ben:
"Yapanı bulup gerekeni yapıcaz"

Dedikten sonra oda kafasını salladıktan sonra ikimizde yerlerimize geçtik.

Gözümü kapattıktan sonra uykuya dalmam çok zor olmamıştı.

Yavaş yavaş gözümü açtıktan sonra sonra kafamı çevirip dijital saate baktığımda saat 11'di.

Annemgilin odasından çıkıp merdivenlerden aşağı inmiştim, indiğimde herkes salonda oturuyordu.

Bende onların yanına gidip hafif gülümseyerek konuştum.

Ben:
"Günaydın herkese"

Barlas abimde bana bakıp gülümseyerek konuştu.

Barlas abim:
"Günaydın abicim nasılsın"

Ben:
"İyiyim abi"

İyi olmasamda onu daha fazla üzemezdim, iyi olduğuma inandırmak için gülümsediğimde inanmış olcak ki gülerek konuştu.

Barlas abim:
"Tamam güzelim"

Tam mutfağa gidicektim ki bu sefer aras abim konuştu.

Aras abim:
"Nereye güzelim"

Ben:
"Mutfağa su içmeye"

Dediğimde oda gülümseyip konuştu.

Aras abim:
"Birşeyler yemek istermisin Seher ablaya söylim hazırlasın"

Ben:
"Yok cnm istemiyor sadece su içicem susadım"

Aras abim:
"Tamam birtanem biz sonra hep beraber yeriz olur mu"

Ben:
"Bakarız"

Dedikten sonra gülümseyip mutfağa gitmiştim, orta tezgahın üstünde duran sürahiden bir bardak su doldurdum ve içtim.

Suyu içtiğim yerde aniden kapı çalmıştı, Bende içeriye seslendim ve açtım.

Ben:
"Ben bakarım"

Diyip kapıyı açtığımda kimse yoktu, kafamı dışarıya uzatıp biri var mı diye baktığımda kimse yoktu.

Bende yanlış olmuştur Diyip giriyordum ki kapının önünde bir mektup görmüştüm.

Eğilip ellime aldım ve kapıyı kapatıp içeri girdim. Tam mutfağa gidiyordum ki Barlas abimin sesiyle durmuştum.

Barlas abim:
"Yıldız kimmiş güzelim"

Bende mektubu cebime atıp içeriye girdim ve konuştum.

Ben:
"Kimse abi çocuklar galiba eşşek şakası yapıyolar"

Dediğimde oda gülümseyip 'tamam' demişti, Bende yerimde dikleşip konuştum.

Ben:
"Şey ben dışarıya çıkabilir miyim?"

Barlas abim:
"Çık güzelim de nereye gidiceksin"

Ben:
"Öyle dolaşıcam sadece çok uzağa gitmem merak etme"

Barlas abim:
"Tamam ama birşey olursa hemen arıyorsun ve o telefon açık olucak aradığımda açılıcak"

Ben:
"Tamam"

Dedikten sonra ayakkabılarımı giyip hızla parka doğru koşmaya başladım, parka geldiğimde banka oturup hemen zarfı açıp okumaya başladım.

Okuduğum her satırda bedenim kaskatı kesilmişti.

Selam güzel kız.

Daha annenin babanın toprağı kurumadı ama yetim bir çocuğu daha fazla saklamaya gönlüm el vermedi.

Senin öldüğünü kabullenip hemen ardından çocuk yapan annen o çocuğu yetimhaneye attı, bile isteye.

Peki sana bunu niye söylüyorum biliyor musun? Gidip kardeşini kurtar diye.

Yazık çocuk 13 senedir yetimim diye zırlıyor gidip çocuğu alında en azından bir ailesi olduğunu bilsin.

Tabi annası babası öldü ama sonuçta abisi ve ablası var demi, adresi yazdım git çocuğu al senin yolunu gözlüyor ablası.

Adı Alper, Alper korkmaz Üsküdar hasan tan yetimhanesinde kalıyor.

Abilik görevimi yaptım ve sana gerçekleri söyledim artık o çocuğu alır mısın yoksa sahipsiz mi bırakırsın oda senin vicdanına kalmış.

Başın sağ olsun küçük hnm.

Mektubu okumamla kağıdı ellimde buruşturmuştum.

Kardeşim varmış? Benim kardeşim varmış?

Bu saçmalık olması lazımdı.

İçime kurt düşmesiyle kara Kara napıcağımı düşünüyordum.

Abimlere söylesem bunun bir oyun olma ihtimali vardı, ama ya değilse?

Ya gerçekten kardeşim varsa?

Bir hışımla banktan kalkıp kağıdı cebime attım ve siteden çıkıp taksi durağına doğru yürüdüm.

Taksi durağına geldiğimde çalışan taksilerin birine binip yeri tarif etmiştim.

1 saat sonra geldiğimde hızla kapıyı açıp indim ve yetimhaneye doğru yürümeye başladım.

Yetimhaneye girdiğimde çocuklara müdürün odasını sormuştum, yerini öğrendiğimde hızlı adımlarla 2 kata çıkıp müdürün odasını aradım.

Sonunda bulduğumda kapıyı çaldım içerden 'gel' sesi gelince kapının kulpunu aşağı doğru itip müdürün odasına girdim.

Girdiğimde müdür yüzüme baktı ve gülümseyerek öndeki koltuğu elliyle gösterip konuştu.

Müdür:
"Gel kızım otur, birşey mi oldu"

Ben:
"İyi günler ben size bir çocuğu sormak için gelmiştim burda kalıyormuş"

Müdür:
"İsmi nedir?"

Ben:
"Alper, Alper korkmaz"

Dediğimde bilgisayara adını yazmaya başlamıştı, tabi bu sırada kalpten gitmeme ramak kalmıştı.

Kalbim göğüs kafesimi delip geçecek şekilde atıyordu, müdürün bana bakmasıyla iyice gerilmiştim.

Müdür:
"Evet, Alper korkmaz diye biri var 13 yıl önce bırakılmış, ondan sonra da arayan soran olmamış"

Demesiyle donup kalmıştım Müdür adımı sesleniyordu, ama tepki vermiyordum.

Müdür:
"Kızım iyimisin?"

Kafamı iki yana sallayıp müdüre baktım.

Ben:
"Haa?"

Müdür:
"İyimisin dondun kaldın, bu çocukla bir bağlantın mı var yoksa"

Ben:
"Eminmisiniz demi? Soyadı korkmaz"

Müdür:
"Evet kızım soyadı korkmaz"

Ben:
"Çağırırmısınız onu görmem lazım"

Müdür:
"Kızım birşey mi oldu betin benzin attı"

Ben:
"Ben iyiyim siz onu çağırın"

Dediğimde yüzüme bakıp sonra telefonda bir kaç tuşa basıp konuştu.

Müdür:
"Asiye Alperi odaya getir kızım"

Diyip kapatmıştı, bu süre zarfında stresten bir bacağımı sallayıp ellimle oynuyordum.

Kapının çalmasıyla bütün odağım oraya dönmüştü, kapı yavaşça açıldığında önden bir kadın arkadanda bir çocuk girmişti.

Kahretsin, bu çocuk bana benziyordu.

İçeri girip müdürün karşısına geçip konuştu.

Alper:
"Buyrun hocam beni çağırmışsınız, gene napmışım"

Müdür:
"Kes zevzekliği Alper bu genç kız seni görmeye gelmiş"

Dediğinde bakışları bana çevirip sonra müdüre dönüp alayla konuştu.

Alper:
"Yanlış anlaşılma olmasın hocam beni buraya atan annem 13 yıldır sormamış bu kız niye sorsun"

Ben kitlenmiş şekilde sadece ona bakıyordum, yalan değildi doğruydu.

Aniden yerimden fırlayıp müdüre dönüp konuştum.

Ben:
"Kusura bakmayın, iyi günler"

Son kez ona baktıktan sonra hızla kapıyı açıp koşarak dışarıya çıkmıştım.

Dışarı çıkmıştığım gibi ellimi kalbimin üstüne atıp soluklanmaya başladım.

Kardeşim vardı?

13 yaşında bana benzeyen bir kardeşim vardı.

Bir kaldırımın üzerine çöküp olanları idrak etmeye çalıştım, ama olmuyordu.

Kafam basmıyordu.

Annem bu çocuğu neden yetimhaneye atmıştı?

Abimler amcamlar biliyormuydu?

O taşın üstünde oturup napıcağımı düşünmeye başladım.

Abimlere nasıl söyliycektim, yada belkide biliyorlardı.

Gerçekten biliyorlar mıydı?

Bölüm sonu?

Evet bu bölüm baya duygusal oldu o yüzden özür diliyorum.

Bölüm hakkında düşüncelerinizi bekliyorum.

Yeni kardeş hakkında ne düşünüyorsunuz?

Beğenilerinizi ve yorumlarınızı bekliyorum.

Alperin modeli henüz yok pintereste uygun bir fotoğraf bulursam bültende paylaşırım ama bulamasamda yapay zekaya yaptırmak zorunda kalırım?

Sizleri seviyorum ve iyi okumalar diliyorum.

Yazım yanlışları için özür diliyorum.

Kelime sayısı:8372

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

160okunma 5beğeni 19yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18