20. Bölüm

Vaveyla Yazarı: İrem Vavelya

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 31Şu an: 20. Bölüm

(Yıldızın gözünden)

Gözlerimi hafif araladığımda perdenin arasından sızan güneşi görmem geç olmadı, bir dakika Ben en son bahçede salıncakta Yamanın bacağında uyumuştum ne ara geldim buraya.

Yaman taşımış işte.

Canım ikizim yaaa.

Yatakta doğruldum ve saate baktım saat 11'e geliyordu, yatakta oturup düşündüğümde geldiğimden beri babamla hiç vakit geçirmemiştim.

Ona bugün beraber vakit geçirelim desem ayıp olurmuydu?

Bence olmazdı, olurmuydu?

Olmaz neden olsun.

Ne bilim şimdi desem baba beraber vakit geçirelim desem yamana ayıp olur.

Doğru.

Yatakta daha fazla düşünmeyi bırakıp kalkıp banyoya gidip işlerimi halledikten sonra ellimi yüzümü yıkayıp giyinme odasına geçtim.

Kendime rastgele birşeyler seçip üstümü giydim ve sonra odadan çıkıp aşağı indim.

Herkes uyanmıştı ve kahvaltıya çoktan başlamışlardı, babam beni görür görmez kocaman gülümseyip konuştu.

Babam:
"Günaydın kızım"

Ben:
"Günaydın babacım, Günaydın korkmaz üyeleri"

Yaman:
"Günaydın güzellik"

Alperen abim:
"Günaydın fıstığım"

Alp abim:
"Günaydın abisinin gülü"

Atlas abim:
"Günaydın gülüm"

Barlas abim:
"Günaydın birtanem"

Aras abim:
"Günaydın herşeyim"

Annem:
"Günaydın kızım"

Defne yengem:
"Günaydın görümcelerin bir tanesi"

Demir de Günaydın demişti ama farklı şekilde, göz kırparak.

Demir:
"Günaydın hala"

Duru:
"Günaydın hala"

Günaydın faslı sonunda bittiğinde bende yerime geçtim ve tabağıma birşeyler koyarak yemeye başladım, yemek yediğimiz sırada babamın sesiyle ona döndüm.

Babam:
"Yıldız, kızım bugün bir programın var mı?"

Ben:
"Yok, yani evde pinekliycemi saymazsak"

Bu dediğime içten bir şekilde gülmüştü, gülüşünü ilk defa yakından görmüştüm gülüşü gerçekten çok güzeldi.

Babam diye demiyorum çok yakışıklıydı.

Dediği şeyle çatalımla beraber ellim havada kalmıştı.

Babam:
"Eğer sende istersen bugün baba kız günü yapalım mı?"

Bir an heyecandan bayılcam sanmıştım.

Ben:
"Olur, nereye gidicez"

Babam:
"Süpriz"

Oflayıp babama döndüm.

Ben:
"Peki tamam o zmn"

Babam:
"Tamam o zamn yemeğini bitirdikten sonra hazırlan çıkalım"

Ben:
"Tamam"

Galiba kalbim çok temizdi, bir hızla yemeğimi bitirip odama çıktım ve kendimi direk giyinme odasına atıp ne giyiceğimi düşündüm.

Gri crop şeklinde bir tişört giymiştim altına ise kot şortumu giymiştim, tabi vazgeçilmez olan nike çoraplarımı ve nike ayakkabımı giymeyide unutmadım.

Nike ile sponsorluğun mu var?

Belki olabilir.

(Yıldızın kombini)

Üzerimi giydikten sonra makyaj masama geçtim, yine çok abartmadan hafif makyaj yaptım ve saçlarımıda her zamanki gibi açık bırakıp vücut spreyinide sıktım.

Nereye gideceğimizi bilmediğim için fazla özenmemiştim ama yinede güzel olduğunu düşünerek komedinin üzerinde duran telefonuma doğru gittim.

Ellime almamla onurun mesajını görmem bir olmuştu, yüzümde sırıtmayla yatağıma oturdum ve mesajına baktım.

Anlayışlı kıt:

Onur:Günaydın yıldız hnm

Siz:Günaydın onur bey

Pusuda bekliyormuş gibi anında bakmıştı.

Onur:Naberr

Siz:İyi hazırlanıyordum

Onur:Niye bir yere mi gidiyorsun?

Siz:hıhım

Ne tepki vericek diye babamla olduğunu söylememiştim.

Onur:kimle ve nereye?
Neden tek gidiyorsun
Tek gitme bende gelim
Yada Yaman gelsin
Ama eğer istersen gelebilirim
Neden yazmıyorsun görüldü atıyorsun

Siz:bi sakinleşmedin ki taramalı tüfek gibi konuştun

Onur:Fark etmemişim özür dilerim
Eee kimle ve nereye gidiyorsun?

Siz:Babamla gidiyorum bugün baba kız günü yapalım dedi ama nereye gideceğimizi söylemedi.

Onur:Hımm tamam o zamn sana iyi eğlenceler

Siz:Teşekkür ederim cnm

Onur:Rica ederim cnm ne demek

Siz:Neyse ben gidim babamı bekletmim sonra konuşuruz yine

Onur:Tamam görüşürüz

Siz:Görüşürüz
"Mesajınıza🤍kalp ifadesini bıraktı"

WhatsApp'tan çıkıp telefonu kapatıp cebime attım ve odadan çıkıp aşağı indim.

Ben:
"Baba ben hazırım hadi gidelim"

Yanıma doğru gülümseyerek geldi.

Babam:
"Gidelim kızım, aşkm biz çıkıyoruz"

Anneme haber verdi annemde içerden babama seslenmişti.

Annem:
"Tamam hayatım dikkat edin geç kalmayın akşama mangal yapıcaz"

Babam:
"Tamam güzelim"

Dedikten sonra kapıyı açtı ve önce benim geçmem için kolunu uzattı bende önce geçtim ve oda arkamdan kapıyı kapatıp geldi. Arabanın kilidini açtı ama ben ellimi atmadan kendisi benim kapımı açmıştı.

Ben:
"Teşekkür ederim beyefendi"

Babam:
"Rica ederim hnmefendi Ömer korkmaz her zamn emrinize amade"

Diyip gülümseyerek göz kırptı ve benim kapımı kapatıp kendisi sürücü koltuğuna geçmişti.

Bugün ön koltuk bendeydi.

Babam arabayı çalıştırdı ve bahçeden çıkardı, yolun yarısı benim meraklı sorularımla geçmişti.

Ben:
"Nereye gittiğimiz söylemiycek misin baba"

Babam:
"Süpriz ama güzelim dayan az kaldı birazdan öğrenirsin"

Bende kafamı olumlu anlamda sallayıp telefonumu arabaya bağladım ve şarkı açtım.

Burayın şarkısını, en sevdiğim ünlü şarkıcı olabilir.

Şarkı:Buray tac mahal

Bir yandan sallana sallana şarkıyı söylerken bir yandan yolu izliyordum.

"Beni seve seve hadi canına bas

Herkes gibi tek bırakıp gitme

Beni kaderimin elinden al, al sakın ona pes etme

Beni sara sara bi bakarsın

İyileşiverir tüm yaralım

Seni ben o zamn 7 harikadan tac mahalim yaparım"

Ben şarkıyı mırıldanırken sonunda gelmiştik, sahil gibi bir yere gelmiştik ve Babam cebindeki telefonu çıkartıp birini aradı konuşması bittiğinde bende ona dönüp konuştum.

Ben:
"Eee burası sahil"

Babam:
"Evet"

Ben:
"Süpriz bumuydu"

Babam:
"Hayır süpriz yolda geliyor"

Arabanın bagaj kısmına yaslandığımda babamda yanıma gelip kolunu omzuma attı ve başımı göğsüne yaslayarak başımdan öpmüştü.

Biz böyle dururken bir süre sonra yolun kenarında bir kamyonet durmuştu, Babam bana döndü ve gülümseyerek konuştu.

Babam:
"Gel bakalım beğenecek misin"

Uzattığı ellini hiç tereddüt etmeden tutmuştum ve kamyonetin arkasına geldiğimizde sürücü koltuğundan bir adam gelip arkayı açtı, gördüğüm şeyle şok olmuş şeklinde bir babama birde kamyonetin içindekilere bakıyordum.

2 çift bisiklet duruyordu. Bisikletleri görmemle sevinçten Babama döndüm.

Ben:
"Bisiklet"

Babam:
"Evet bisiklet, belki beraber süreriz dedim basit bir süpriz oldu ama ilerde en güzellerini yapıcam"

Benim için önemli olan süpriz değildi, önemli olan sürprizin değeriydi ve bu basit bir bisikletin benim için çok değerli olduğunu belkide kimse bilemezdi.

Ben:
"Benim için önemli olan sürprizin değeri ve bu bisikletin benim için çok değerli olduğunu belkide kimse bilmez"

İçimden gelenleri ona bakarak söylediğimde yüzünde gülümseme oluşmuştu hata baya gülmüştü ve anında ensemden tuttup göğsüne yaslayıp sarıldı bende Kollarımı arkasında birleştirip sarıldım.

Babam:
"Beğendin mi"

Ben:
"Hemde çok, çok teşekkür ederim ama bir sorun var"

Babam:
"Neymiş bakalım o"

Ben:
"Ben bisiklet sürmeyi bilmiyorum, yani hiç bisiklete binmedim en son bindiğimde 5 yaşındaydım ve ondan sonra hiç binmedim şuanda hatırlamıyorum"

Babam:
"Bu sorun değil güzelim benim önüme binersin nolucak"

Ben:
"Ee diğer bisiklet"

Babam:
"Şöyle yapalım bu seferlik Ben süreyim evde detaylı bir şekilde öğrenirsin olur mu"

Ben:
"Olur"

Demiştim büyük bir sevinçle, babamda önündeki adama döndü ve konuştu.

Babam:
"Başkan sen şu büyük bisikleti ver diğeri kalsın bununla beraber eve götürürsün"

Kamyonetçi:
"Tamamdır efendim"

Dedikten sonra büyük bisikleti çıkarmıştı.

Babam:
"Hadi bakalım gel başlasın bisiklet macerası"

Bana göz kırpıp gülümsemişti, o önden bisikleti sürerek gidiyordu bende arkasından yürüyordum ve bisiklet sürme yoluna geldiğimizde kendisi sürücü koltuğuna oturdu bende arkasındaki demirli olan yere oturdum.

Korkmuyor değildim yalan yok, bisiklet haraket etmeye başladığında hemen Kollarımı babamın göğsünde birleştirip sıkıca sarıldım. Bir süre sonra hızlanınca yüzüme vuran havayla saçlarım havada uçuşuyordu.

Gözlerimi kapatıp başımı gökyüzüne kaldırdım ve hayalini kurduğum anın tadını çıkarmaya başladım, evet hep bu anın hayalini kurardım babamla beraber bisiklet sürme hayali ama bu an bir zamanlar benim için sadece hayaldi ve şuan hayalimi yaşıyordum.

Yaklaşık 20-30 dakika boyunca bisiklet sürmüştük bir süre sonra durduğumuzda bittiğini anlamıştım bisikletten inip hemen bana döndü.

Babam:
"Nasıldı, korkmadın demi?"

Ben:
"Hayır çok güzeldi, ayrıca hiç korkmadım çünkü sen varken korkmam"

Uzanıp başımı öptükten sonra bende inmiştim, indiğimizde bisikleti kamyonete geri koymuştuk çünkü eve gidecekleri.

Kamyonet uzaklaşınca bizde sahile dönüp yürümeye başladık, biraz yürüyüş yaptıktan sonra yorulunca çimenlerin üstüne oturmuştuk.

Babam benim arkamda bağdaş kurmuş oturuyordu bende sırtımı ona yaslamıştım ellerini boynumdan uzattıp ellimi tutmuştu.

Bir süre böyle kalıp sadece manzarayı izliyorduk, sessizliği sonunda bozup konuşmuştum.

Ben:
"Hep bunu hayalini kurmuştum, belki bir gün o beni severde beraber bisiklet sürer eğleniriz diye ama biliyordum o anlar hep hayal olarak kalacaktı yani sizi bulmazdan önce herşey hayal olarak kalıcak sanıyordum ama hayallerimden daha güzeli oldu"

Ellinin biriyle ellimi tutarken bir elliylede saçımı okşayıp öpüyordu.

Babam:
"Söz veriyorum hayallerinden daha güzelini yaşatacağım ömrümün sonuna kadar sana hayallerinden daha güzelini yaşatacağım söz veriyorum prensesim"

Ben:
"Yaşatıyorsun ki zaten hemde en güzel şekilde"

Kafamı sağa doğru eğip ona baktım oda kafasını sola doğru hafif eğip bana baktı.

Babam:
"Sen hep mutlu ol birtanem, yüzün hep gülsün çiçeğim"

Ben:
"Sayende yüzüm hep gülüyor prensim"

Diyip sonlara doğru gülüp göz kırpmıştım.

Babam:
"Göz kırpmalarını yesinler senin, hadi kalk bakalım daha bitmedi"

Ben:
"Nasıl"

Ben öne doğrulduğumda o önce kalktı ve sonra ellini uzattıp beni kaldırdı.

Babam:
"Bugün baba kız günü demedik mi bugün benim prensesim ne isterse onu yapıcaz"

Ben:
"Keşke dünden haber verseydin en azından yarın neler yapacağımızı düşünürdüm şuan aklıma hiç birşey gelmiyor"

Babam:
"Gel o zamn arabaya yürüyelim Yürüdüğümüz yerde sende düşün"

Ben:
"Tamam"

Dedikten sonra yanıma gelip kolunu omzuma attı ve saçımın arasından öperek arabaya yürümeye başladık. Yolda aklıma birşeyler gelmesi ile heyecanla ona dönüp konuştum.

Ben:
"Buldum, önce sinemaya gidelim sonra avm de tur atalım sonra eve gidelim biliyorsun mangal maceramız olucak"

Başını arkaya atarak gülmüştü bende ona katılıp gülmüştüm.

Babam:
"Tamam birtanem sen nasıl istersen, hadi gidelim"

Diyip kolunu tekrardan omzuma attı ve arabaya yürüdük.

Bir kaç dakika sonra arabaya geldiğimizde kapımı açtı ve binmem için işaret verdi bende işarete uyup açtığı kapıdan girerek oturdum, kapımı kapattıktan sonra kendisi de sürücü koltuğuna oturduğunda arabayı çalıştırmıştı ve avm'ye doğru yola çıktık.

Bsn tabiki yine burayın şarkısını açtım.

Buray:Alacalı

Bilemezsin hayat seni
Üç beş günde harcar mı
Sever misin karanlığı
Bak sevdalar karardı
Gel gel
Zaman daraldı

Yakar yakar hayat
Yiyip yutar seni
Atar her an kollarından
Satar seni

Bulur seni sevdam
Korur seni sevdam
Yorulmaz her düştüğünde
Tutar seni

Nedensiz şekilde bu aralar burayın şarkılarına takmıştım istanbulda konser yapsa koş koşa giderim ama işte yapmıyor ama umarım yapar.

Şarkıyı mırıldandığım yerde avm'ye geldiğimizde direk arabayı park etti ve sonra kontağı kapatıp arabadan inip benim tarafıma gelip kapımı açmıştı.

Eee bu böyle yaparsa ben hep alışırım ki.

Ben:
"Ama sen hep böyle yaparsan alışırım ki"

Babam:
"Ne yapıyorum ki"

Ben:
"Kapımı açıyorsun, alışırsam hep isterim bak"

Babam:
"Alış güzelim iste yeterki herşeyi yaparım"

Ben şaka yapmıştım ama.

Ben:
"Siz hep olun o bana yeter"

Babam:
"Hep yanındayız birtanem"

Diyip ensemden tuttup başımı öptükten sonra kafamı göğsüne yaslayarak sarıldı. Bende çok bekletmeden ona sarıldım, bir süre öyle kaldıktan sonra Göğsünden çıkıp ona döndüm.

Ben:
"Hadi gidelim"

Babam:
"Hadi gidelim"

Diyip kolunu omzuma attığında avm'ye doğru yürümeye başladık.

Ben:
"Önce avm'yi mi gezelim yoksa sinemaya mı gidelim?"

Babam:
"Sen hangisini istersen"

Ben:
"Tamam o zamn önce gezelim sonra sinemaya gidelim ordanda eve gideriz"

Babam:
"Tamam"

Tam o sırada babamın telefonu çaldı arayan annemdi, babam telefonu açıp kulağına koydu ve konuşmaya başladı.

Babam:
"Efendim hayatım...tamam geç kalmayız...annemlere yetişmeye çalışırım hayatım tamam...görüşürüz"

Annemler demesinden babanemlerin geleceğini anladım, heycanla babama dönüp konuştum.

Ben:
"Babanem gil mi geliyor"

Babam:
"Hıhım akşam yemeğine"

Ben:
"Tamam o zaman hadi eve gidelim"

Babam:
"Ee avm turu,sinema nolcak?"

Ben:
"Avm turunu eleyelim sinemaya girip çıkalım"

Babam:
"Tamam hadi o zamn"

Dedikten sonra sinema bölümüne doğru yürüdük, sinema bölümüne geldiğimizde babamla rastgele bir film seçip patlamış mısır ve içeceklerimizi alıp girmiştik. Ben fusetea almıştım oda kola almıştı, bir saat sonra falan film bitmişti filmden çıktığımız gibi kendimizi direk dışarı atmıştık.

Galiba babanem gil gelicek diye biraz heyecanlandım.

Biraz şüpheli.

Tamam çok heycanlıydım.

Arabanın yanına geldiğimizde babamın arabayı açmasıyla kendisine kalmadan Ben açtım ve oturdum oda bir kaç saniye sonra gelip sürücü koltuğuna oturdu ve yola çıktık.

Bir an önce eve gitmek istiyordum, yine burayın şarkısını açtım ve hem şarkıyı dinleyip hemde şarkıyı mırıldanarak eve gitmeyi bekledim.

Bir süre sonra eve varmıştık, 1 saat sonra yani.

Eve geldiğimizde bahçede 10 15 tane arabayla falan karşılaşmıştık babanemlerin geldiğini anlamıştım ve büyük bir sevinçle gidip kapıyı çaldım, bir kaç saniye sonra kapı seher abla tarafından açılmıştı.

Bende içeriye dalıp salona koştum ve tam tahmin ettiğim gibi babanemler gelmişti. Dedemi gördüğüm gibi yanına gidip ellini öptüm.

Ben:
"Hoşgeldin dedecim"

Dedemden sonra da dedemin yanında oturan babaneme doğru gittim ve onunda ellini öptüm.

Ben:
"Hoşgeldin babanecim"

Babaneminde ellini öptükten sonra ikisinin ortasına oturdum, amcamlar ve yengemler neredeydi bilmiyordum muhtemelen amcamlar mangalla uğraşıyorlar dı yengemlerde yemekleri hazırlıyorlardı.

Dedem bir anda kolunu omzuma attı ve başımdan öptü.

Dedem:
"Hoşbulduk güzel kızım"

Babanemde homurdanarak dedemin kolunu omzumdan çekti.

Babanem:
"Azad bi bırak torunumu bende sarılayım, ohh Babanesinin bir tanesii"

Şuan başım babanemin göğsüne yaslıydı hem saçlarımı okşayıp hemde kokumu içine çekiyordu, biz bir süre daha böyle kaldıktan sonra kuzen tayfasının yarısı içeri girmişti. Berat içeri girer girmez gülümseyerek bana döndü ve konuştu.

Berat:
"En sevdiğim kız kuzenim gelmiişşş"

Ben:
"Benden başka kız kuzenin mi var?"

Diyip tripli bir şekilde konuşmuştum.

Berat:
"Yok cnm benim tek kız kuzenim sensin"

Ben:
"En sevdiğim niye diyorsun o zamn"

Berat:
"Seni görünce heyecanlandım napim"

Bende ayağa kalktım ve yanaklarını balık gibi yapıp sıktım.

Ben:
"Ay çen beni mi özledin çen"

Berat:
"Yoo hiçte özlemedim"

Omzuna vurup ordan uzaklaştım.

Ben:
"Gıcık"

Bahçeye çıktığımda mangal bölümüne gittiğimde amca çetesinin mangalı yakma çabasını gördüm, sessiz ve sinsice yaklaşıp korkutuçaktım ki Emir son dakika amcamlara arkalarında olduğumu demişti.

Emir:
"Amca yıldız arkanızda sizi korkutucak"

Hemen hafif doğrulup gülümseyerek amca çetesinin yanına gittim.

Ben:
"Yalan söylüyor amca korkitmiycaktım selam verecektim sadece"

Emir:
"Yoo korkutucaktı"

Ben:
"Sussana çocuk!"

Kaş göz işareti yapıyordum anlasın diye anlamış olcakki pes edip susmuştu.

Emir:
"İyi be sustum"

Serhat amcam:
"Bitti mi?"

Ben:
"Bitti"

Serhat amcam:
"Heh tamam o zamn, sen niye gelmiştin fıstığım"

Ben:
"Hiiçç, hele gidimde bakim dedim amcamlar naptı diye de daha yakamamışsınız ki mangalı"

Adem:
"Öyle mi kolaysa gel sen yak küçük hnm"

Ben:
"Kolay tabiki ama siz becerememişsiniz"

Faruk:
"Demek öyle becerememişiz hee"

Diyerek üstüme yürümeye başlayınca bende geri geri gitmeye başladım, tehlikenin geleceğini anladığım için kıvırdım.

Ben:
"Yok olur mu şey amcacım tabiki becerirsiniz de ben şey diye ettim"

Kafasını hafif yana sallayarak konuştu.

Faruk amca:
"Ney diye ettin"

Hayla üstüme üstüme gelmeye devam ediyordu.

Ben:
"Şey"

Dememle arkamı dönüp içeri doğru kaçtım ki salonun ortasında belimden tutularak havalanmıştım ve ağzımdan ufak çaplı(!)bir çığlık çıkmıştı.

Ben:
"AAA!"

Amcam beni belimden tuttup koltuğa atarak gıdıklamaya başlamıştı, gülme krizlerimin arasında konuşmaya çalıştım ama galiba pek başarılı olamadım.

Ben:
"Amca...tamam...yeter"

Faruk amcam:
"Yok ya sen bize beceriksiz derken iyiydi"

Ben:
"Yaaa...öyle demek...istemedim...vallah"

İçerden yengemin seslenmesi bile fayda etmemişti eninde sonunda Dedem bağırınca bırakmıştı.

Dedem:
"Serhat! Bırak kızı bir sakatlık çıkıcak şimdi"

Amcamın beni bıraktı ve arkasını dönerek doğrulmuştu bende sırtına atlamıştım!

Ben:
"Boğuyordun be beni"

Diyerek saçını hafif çekmeye başladım.

Faruk amcam:
"Lan! Bırak kız saçımı"

Ben:
"Yo sen beni gıdıklarken iyiydi"

Faruk amcam:
"Tamam özür dilerim saçlarımı bırak bak dökülürse senden hesabını sorarım"

Bende sırtından inip karşısına geçtim.

Ben:
"Tamam hadi affettim"

Faruk amcam:
"Yıldız kaç kızım, yoksa seni ellimden baban bile alamaz"

Demesiyle benim bahçeye kaçmam bir oldu, hemen çağlar abimi görmemle ona koşup arkasına saklanmıştım.

Ben:
"Çağlar abi yardım et Faruk amcam beni öldürcek!"

Çağlar abim:
"Yavaş öldürsün! Noluyor prensesim"

Ben:
"Aha vallah geliyor koru beni nolur canavara yem etme!"

Dememle elini ağzına koyarak gülmüştü, son dakika Faruk amcamı fark etmesiyle önüme geçti.

Çağlar abim:
"Baba napıyorsun sen benim prensesime"

Faruk amcam:
"Sen karışma eşşek, çık kız çağların arkasından saçımı çekerken iyiydi"

Ben:
"Sende beni gıdıkladın az daha boğuluyordum"

Bunu Dememle Çağlar abim Faruk amcama döndü sahte kızgınlıkla konuştu.

Çağlar abim:
"Yuh baba kızı mı öldürüceksin"

Faruk amcam:
"Sen karışma lan eşşek oğlu eşşek"

Çağlar abimin sırtından kafamı yana doğru eğip Faruk amcama döndüm.

Ben:
"Amca kendine küfür ettin"

Hafif kıkırdamamla Faruk amcam üstüme yürüyordu ki adem amcamın onu çağırmasıyla ona döndü.

Adem amcam:
"Faruk bırak kızı da gel lan buraya çocukla çocuk oluyorsun, git etleri al gel millet acıktı"

Faruk amcamda sitem ederek bana işaret parmağını uzatıp 'senle sonra görüşcez' Diyip gitmişti.

Onun gitmesiyle Çağlar abimle beraber birbirimize bakıp gülmüştük, gülüşmelerimiz kesildiğinde çağlar abim bana döndü konuştu.

Çağlar abim:
"Naber güzellim nasıl gidiyor"

Ben:
"İyi yakışıklı senden nasıl gidiyor"

Çağlar abim:
"İyi bende nolsun uğraşıp duruyoruz"

Ben:
"Sevgilinden mi ayrıldın niye öyle iç çektin"

Çağlar abim:
"Yok kız ne sevgilisi cnm sıkılıyor sadece diğerleride yok uğraşmıyorum"

Ben:
"Ben varım ya cnm niye canını sıkıyorsun, ayrıca diğerleri nerde?"

Çağlar abim:
"Markete gittiler"

Ben:
"Vaayy demek bensiz markete gittiler Ben onlara sorarım"

Diyip önden önden yürümeye başladım.

Çağlar abim:
"Kız cimcime nereye gidiyon"

Ben:
"Onlara hesap sormaya"

Çağlar abim:
"Bekle bende gelicem"

Dediğinde koşarak gelip kolunu omzuma attı ve ikimizde yürümeye başladık.

O az önce bana cimcime demişti demi?

Evet.

Güzel bir tribi hakketi.

Hemen eğilip onun kolunun altından çıkıp ona uzak yürüdüm.

Çağlar abim:
"Noldu şimdi bir anda"

Ben:
"Bana cimcime dedin duymadım sanma!"

Diyip sahte kızgınlıkla ona uzaktan yürüdüm.

Çağlar abim:
"Öyle demek istemedim güzelim seversin diye dedim"

Ben:
"Aksine nefret ederim"

Çağlar abim:
"Tamam özür dilerim bilmiyordum"

Diyip yanıma gelip kolunu omzuma attı ve başımın üstünden öptü.

Bende tabi tereyağ gibi hemen eridim.

Bir kerede erime be kızım.

Napim ellimde değil.

Ben:
"Tamam affedildin"

Telefonumun çalmasıyla arka çebimden çıkarıp kimin aradığına baktım ve onur arıyordu.

Hemen olduğum yerde durup saçımı düzelttim.

Görüntülü değil, sesli arıyor.

Doğru ya salak kafam.

Aşk insanı aptal eder diye boşuna dememişler.

Sus.

Daha fazla iç sesime laf yetiştirmeyip hemen telefonu açtım.

Ben:Aloo

Onur:nabıyon

Ben:hiç kuzenimle markete doğru gidiyoruz

Onur:Hee iyii, akşam çağırdakta buluşcaz demi

Ben:bilmiyorum amcamlar falan bizde onlara sorarım gelen olursa geliriz

Onur:Tamam o zamn sen bana haber verirsin

Ben:Tamam ben sana haber ederim görüşürüz

Onur:görüşürüz

Dedikten sonra daha fazla uzatmadan telefonu kapatmıştım ama tabi kapattığım gibi çağların sorgu dolu bakışlarına maruz kalmıştım.

Çağlar abim:
"Hayırdır o kim bakalım"

Ben:
"Hiç arkadaşım"

Çağlar abim:
"Arkadaşın?"

Ben:
"Hıhı"

Çağlar abim:
"Bu şanslı arkadaşın cinsiyeti ne bakalım"

Ben:
"Şey, ne bu sorgu yaa aaa"

Önümü dönüp yürüyordum ki ensemden tuttu.

Çağlar abim:
"Gel kız buraya kaçamazsın, söyle kim bu arkadaş cinsiyeti ne adı ne?"

Ben:
"Polis olsana sen sende tam polislik bir tip var"

Çağlar abim:
"Sus kız dalga geçme, evet cevapları alayım"

Ben:
"Hem siteden hemde okuldan arkadaşım cinsiyeti erkek adı da onur"

Çağlar abim:
"Hee anlaşıldı senin bu heycanlanmaların"

Ben:
"Yoo heycanlanmadım ki"

Çağlar abim:
"Aynen onun için sesli aradığını bildiğin halde saçını falan düzeltiyordun"

Benim taklidimi yapıyordu, Bende omzuna bir tane vurdum.

Ben:
"Döverim ha seni sus yaa"

Çağan abim:
"Tamam tamam sustum ama bir şeyi merak ettim?"

Ben:
"Neymiş o?"

Biz konuşarak giderken bir anda da yürüyorduk.

Çağan abim:
"Seviyormusun bu çocuğu"

Ben:
"Sana güvenebilir miyim?"

Çağan abim:
"Tabiki, her zamn"

Ben:
"Seviyormuyum bilmiyorum ama onu görünce heyecanlanıyorum ne zaman bir araya gelsek gözlerimin içine bakıyor benle şakalaşıyor seviyormuyum bilmiyorum ama onun yanında çok mutlu oluyorum"

Çağan abim:
"Yakmışsın kızım sen tufayı"

Ben:
"Yaa sus yaa"

Çağan abim:
"Tamam peki diğer soruma geçiyorum"

Ben:
"Geç bakalım"

Çağan abim:
"O seni seviyor mu"

Ben:
"İşte onu bilmiyorum eğer sevmiyorsa kendi kendime gelin güvey olmak istemiyorum ya beni arkadaş olarak görüyorsa"

Çağan abim:
"Sana karşı hareketleri nasıl"

Ben:
"Beni görür görmez bana gülümsüyor, her konuda bana katılıyor Demir geçen gün kendisine sen halamı mı seviyorsun dedi birşey demedi güldü ve gözlerimin içine baktı ama çok güzel baktı"

Çağan abim:
"Siz ikiniz fena tufayı yakmışsınız"

Ben:
"O yaktı mı bilmiyorum ama galiba yavaş yavaş bende yakıyorum"

Bunu başımı eğip tırnağımla oynarken söylemiştim oda omzundan tutarak beni durdurdu sonra iki omzumu tuttup ona bakmamı sağladı.

Baş parmağı ve işaret parmağını çenemin altına koyup kafamı yukarı kaldırdı.

Çağan abim:
"Eğme o başını hep dimdik dursun, aşık olmak kötü birşey değil güzelim herkes bir gün aşık olucak seninki erken başlamış"

Ben:
"Daha öncede birine aşık olup sevmiştim ama hiç böyle ayaklarım yerden kesilmemişti"

Çağan abim:
"Başka kime aşık oldun"

Ben:
"Bu uzun hikaye işte bunu bir gün anlatırım olur mu ama şimdi gidip bizim veletleri basalım"

Çağan abim:
"Tamam o zamn hadi bakalım"

Diyip kolunu omzuma attı ve ikimizde markete doğru yürümeye başladık, yolun yarısı Onur hakkında geçmişti yarısıda sessiz. Bir süre sonra markete geldiğimizde bizim veletlerde tam çıkıyordu.

Ben:
"Baskın basanındır!"

Berat şok olmuş şeklinde bir bana birde Çağan abiye bakıyordu.

Berat:
"Noluyor lan!"

Yaman:
"Siz ne ara geldiniz"

Caner:
"Neden geldiniz?"

Çınar:
"Basıldık ag"

Çağan abim bir sinirle çınara döndü.

Çağan abim:
"Düzgün konuş çınar!"

Ben:
"Bensiz markete giderseniz sizi böyle basarım"

Çınar:
"Senden kurtuluş yok mu"

Ben:
"Yok, heryerde karşınıza çıkarım"

Yaman hemen gelip kolunu omzuma attı ve bana döndü.

Yaman:
"Özür dileriz güzelim sen Faruk amcamla oynuyorsun sandık o yüzden birşey demedik"

Ben:
"Oyun oynamıyorduk aksine beni gıdıklıyordu ve az daha gülmekten çatliycaktım"

Yaman:
"Eve gidersek sorarım ben ona"

Ben:
"Neyse, eee neler aldınız"

Yaman:
"Merak etme en sevdiğin içecekten aldım"

Dedikten sonra poşetlerin birinden fusetea'yi çıkarıp bana verdi ellinden aldığım gibi boynuna atlamıştım.

Ben:
"En sevdiğim ikizim olduğunu söylemişmiydim"

Yaman:
"Başka ikizin mi var"

Ben:
"Tabiki hayır"

Yaman:
"O zamn tek ikizin oluyorum"

Ben:
"Tamam tek sevdiğim ikizim olduğunu söylemişmiydim"

Yaman:
"Yok"

Ben:
"O zamn şimdi söylüyorum, tek sevdiğim ikizim sensin"

Yaman:
"Benimde tek sevdiğim ikizim sensin"

Berat:
"Gençler birbirinize sevdiğinizi söylemeniz bittiyse gidelim"

Yaman:
"Kıskanma lan!"

Berat:
"Ne kıskancam lan"

Ben:
"Bir susun bee, neyse ee kim bizimle akşam çağırdağa geliyor"

Berat:
"Çağırdak mı?"

Ben:
"Hıhım bizim arkadaşlarla her akşam oturduğumuz park"

Berat:
"Ben gelirim"

Çınar:
"Bende cnm sıkılıyor gelim"

Caner:
"Bende gelim bari çok ısrar ettiniz"

Mahir:
"Benide ekleyin listeye"

Miraç:
"Benide"

Berk:
"Benide ekleyin belki güzel kızlar vardır"

Ben:
"Berk!"

Berk:
"Şaka"

Ben:
"Bir daha olmasın"

Enes:
"Benden kurtuluşunuz yok benide ekleyin"

Emir:
"Bende geliyorum"

Ben:
"Ayy tamam hepiniz gelin hadi eve gidelim"

Dememle herkes onaylayan mırıltılar çıkardığında önümüze döndük ve eve doğru yürümeye başladık.

Bir süre sonra eve geldiğimizde henüz herşey hazır değildi ben içeri girer girmez direk bahçeye çıkıp amcamlarım yanına gittim.

Ben:
"Bitmedi mi daha beyler"

Adem amcam:
"Az kaldı fıstığım"

Adem amcam mangalı yelliyordu bende yanına gidip izlemiştim.

Adem amcam:
"Öte git güzelim üstün kokmasın"

Ben:
"Duş alcam zaten birşey olmaz amca"

Dedikten sonra amcamı izlemeye koyuldum, bir yandan et pişirip bir yandan da bana veriyordu bende seve seve yiyordum.

Böylece etler piştikten sonra artık herşey hazırdı hepimiz toplanıp yemek masanına geçmiştik, bizim gülmelerimizle şakalarımızla yemek bir şekilde bitmişti.

Yemek bitikten sonra hemen ellerimi yıkayıp tartının üstüne çıktım kaç kilo oldum diye bakıcaktım ama bakmaz olaydım.

46 kilo olmuşum, 10 kilo almışım.

Şuan düşüp bayılsaydım da bu sayıyı görmeseydim.

Yamanın sesi ile arkamı döndüğümde arkamdaydı.

Yaman:
"Napıyorsun güzelim"

Ben:
"Yaman Ben yanlış görüyorum demi bak şuraya yanlış görüyorsun de"

Yaman gelip tartıya baktığında bana döndü ve konuştu.

Yaman:
"Maalesef doğru görüyorsun"

Hemen omzuna vurup somurttum.

Ben:
"Sağol ya çok güzel teselli ediyorsun"

Diyip tartıdan inip salona gidip boş bulduğum koltuğa oturdum ve ayaklarımı ayak üstüne attıp Kollarımı önümde birleştirip somurtum, abim fark etmiş olcakki oturduğu koltukta öne eğilip kollarını bacağının üstüne koyup ellerini önünse birleştirip konuştu.

Barlas abim:
"Noldu fıstığım niye bozuldu moralin"

Ben:
"46 kilo almışım abi geçen gün 30 tur attım hayla erimedi bu cuma okullar kapanıyor pazar günü yola çıkıcaz o kadar mayo şort crop aldım hiç birini giyemiycem"

Yaman:
"Ohh be bende onları sana nasıl giydirmeyebilirim diye düşünüyordum iyi oldu"

Hemen yanımda bulduğum yastığı kafasına fırlattım.

Ben:
"Vallah döverim seni çocuk"

Yaman:
"Aman iyi sustuk"

Bir yastık daha alıp kafama geçirip çığlık attım.

Barlas abim:
"Tamam güzelim birşey olmaz sıkma canını"

Ama ben başımı eğmiş hayla somurtuyordum, bir anda yamana dönüp konuştum.

Ben:
"Hadi parka gidiyoruz"

Yaman:
"Bu sefer kaç tur koşacaksın acaba"

Ben:
"40"

Yaman:
"Kızım zaten astımın var ne 40 turu"

Ben:
"Benim o kiloları 1 hafta içinde eritmem lazım"

Yaman:
"Ne kiloymuş arkadaş"

Ben:
"Benim için büyük bir sorun"

Yaman:
"Aman ne büyük"

Ben:
"Sus, topla bizimkileri gel Ben önden gidiyorum"

Yaman:
"Ya bekle beni gece gece şimdi"

Ben:
"Çabuk olun o zamn"

Yaman:
"Kapının önünde bekle bizi geliyoruz"

Ben:
"Tamam çabuk olun"

Diyip salondan çıkıp kapının önüne gidip beklemeye başladım beklerken çok sıkıldığım için onura yazdım.

Anlayışlı kıt:

Siz:Nabıyon Anlayışlı kıt

Onur:İyidir çıktık parka doğru gidiyoruz sen Napıyorsun kuyruklu yıldız

Siz:İyi bende bizimkileri bekliyorum

Onur:Bizimkiler?

Siz:Yaman ve 18 tane kuzenim

Onur:Ohhaaa aşiretmisiniz kızım bune

Siz:Öyleymiş bende ilk zamanlarda çok şaşırmıştım alışırsın zamanla

Onur:Pek sanmıyorum ama neyse, eee bugün kaç tur atıyonuz

Siz:40

Onur:Kızım şaka yapmıştım ciddi ciddi 40 tur koşucakmısınız

Siz:46 kilo olmuşum 37 kiloydum 10 kilo almışım aldığım mayolar,şortlar,croplar onları süs diye almadım ben

Onur:Giyme şu şortları yaa

Siz:Niyeee

Onur:Tatilde katil olmasak iyi

Siz:Abartmayın yaa

Onur:Abartmıyoruz bakanın gözünü oyarız

Siz:Tamam en tehlikeli en mafya sizsiniz sakin olun

Onur:Ne mafyası be

Siz:Neyse yaa hadi kapatıyorum bizimkilerle çıktık yola geliyoruz.

Ben bunu derken kapı açılmasıyla telefonu kapatıp cebime attım ama benim cin göz kardeşimden hiç birşey kaçmıyordu.

Yaman:
"Hayırdır o kim"

Ben cevap vermeden çınar ortaya atlamıştı.

Çınar:
"Kesin sevgilisi ile konuşuyor"

Ben:
"Bak çocuk yemin ederim ellimde kalırsın bulaşma ya bana sal beni sanane ister sevgilimle konuşurum ister arkadaşımla Sanane"

Diyip önümü dönerek yavaş adımlarla çağırdağa doğru yürümeye başladım diğerleride arkamdan geliyordu, hemen çağlar gelip omzunu omzuma atıp beni göğsüne çekti.

Çağlar abim:
"Takma sen onu ya kime bulaşsam diye geziyor ortalıkta"

Ben:
"Bana bulaşmasa olur mu?"

Çağlar abim:
"Tamam ben konuşurum onunla sen sıkma canını"

Ben:
"Teşekkür ederim"

Diyip güldüğümde oda gülümseyip başımın üstünden öptü.

Çağlar abim:
"Rica ederim güzelim ne demek"

Biz böyle yürüyerek çoktan çağırdağın önüne gelmiştik, geldiğimiz gibi direk bizimkilerin yanına gittim.

Ben:
"Benim moralim sıfır,sıfır,sıfır"

Ece'de dahil diğerleride merakla bana döndü.

Ece:
"Noldu aşkm"

Ben:
"37 kilodan 46 kiloya çıkmışım ece"

Ece:
"Tamam aşkm üzülme hallederiz"

Ben:
"40 tur koşucam Ben bu sefer gelen var mı?"

Kızların hepsi aynı anda 'ben' demişti, hepimiz onayladıktan sonra 40 turun 1'ni atmaya başladık.

Ece:
"Eee onurla nasıl gidiyor"

Ben:
"Ne nasıl gidiyor"

Nilda:
"Anlaşılan birşey gitmiyor"

Ben:
"Offf biz sadece arkadaşız"

Miray:
"Demir öyle demiyor ama"

Ben:
"Ay Miray 4 yaşındaki çocuğa mı inandınız gerçekten"

Melike:
"Kuzum 4 yaşında dediğin çocuk herşeyin farkında tabi bir siz değilsiniz"

Ben:
"Farkında olucak birşey yok çünkü güzelim"

Ece:
"Yıldız istediğin kadar inkar et aşkm onurdan hoşlandığın çok belli"

Ben:
"Çok mu belli oluyor ya yamanda aynı şeyi demişti"

Melike:
"İşte itiraf etti"

Ben:
"Yoo etmedim birşey"

Nilda:
"Utanma aşkm biz bizeyiz burda hadi söyle"

Koştuğum yerde yarı yolda durup eğilip ellerimi dizlerimin üstüne koyup derin bir nefes aldım. Daha sonra yerimde doğrulup ellerimi iki yana kaldırarak pes ettim.

Ben:
"Tamam peki pes ediyorum, hoşlanıyormuyum bilmiyorum ama onun yanında hep mutlu oluyorum"

Ece gülümseyip diğerlerine kaş göz yapıp beni işaret etti.

Ece:
"Bizim kız tufayı yakmış geçmiş olsun"

Ben:
"Yaaa tufayı falan yakmadım, yani bilmiyorum"

Melike:
"Sen yaktın mı bilemem ama abim galiba yaktı"

Ben:
"Nasıl?"

Melike:
"Ben abimi ilk defa böyle görüyorum"

Koşmayı bırakmış kızlarla yürüyorduk.

Ben:
"Nasıl?"

Melike:
"Yani şöyle, seninle tanıştığı günden beri çok mutlu somurtan abimden eser yok her gece seni düşündüğüne eminim"

Ben:
"Yok cnm o kadsr değildir, yani benden hoşlancağını da düşünmedim açıkcası"

Nilda:
"Neden aşkm"

Ben:
"Yaa seven insan illa belli eder ama Onur belli etmiyor ki"

Miray:
"Aşkm Onur belli ediyor ama sen anlamıyorsun"

Ben:
"Yok cnm o kadar da kör olamam demi"

Ece:
"Vallah kusura bakma ama bence o kadsr kör olabilirsin"

Ben onurun beni sevdiğini göremeyecek kadar kör müydüm gerçekten?

Maalesef evet.

Offff.

Ben:
"Tamam neyse hadi koşmaya devam edelim"

Dedikten sonra biz koşmaya başlamıştık.

Bir süre sonra biraz daha koştuktan sonra kaçıncı turda olduğumuzu saycaktım ama kaç tur attığımızı saymamıştım.

Ben:
"Biz kaçıncı turdayız şuan"

Miray:
"30"

Ben:
"O kadar oldu mu ya"

Miray:
"Oldu aşkm oldu, hadi son 10 tur"

Dedikten sonra biz tekrar koşmaya başladık ama ayaklarımda derman kalmadı desem kızar mısınız?

Bir süre sonra 10. Turu da atmıştık ve çağırdağın önüne gelmemizle benim kendimi yere atmam bir oldu.

Ben:
"Ben yemek falan yemiycem diyette başlıyorum ve + olarak burda yatıyorum yamancım senden 1 adet mindel 1 adet yastık1 adette battaniye istiyorum"

Yaman:
"Oldu cnm başka emrin var mı? Sipariş veriyor sanki, getiremem cnm he ama eğer sonra o minderleri, yastıkları ve battaniyeleri kendi ellimle yıkarım dersen seve seve getiririm tabi"

Ben:
"Yok ben vazgeçtim yatağımda yatayım en iyisi"

Yamanda dahil herkes gülerken biranda Berat bana döndü ve konuştu.

Berat:
"Kızım sen salak mısın koskoca alanda ne diye 40 tur atıyorsun"

Ben:
"37 kilodan 46 kiloya çıkmıştım Berat napsaydım oturup kilomun erimesini mi bekleseydim"

Berat:
"Lan zaten çubuk kadarsın ne diye koşu yapıp o 10 kiloyuda eritiyorsun ki"

Tam cevap verecektim ki Yaman konuştu.

Yaman:
"Onun derdi aldığı mayoları,şortları ve cropları giyememek"

Berat:
"Baştan deseydin ya şunu şuraya çivilerdim sırf onları giymek için de koşu yapmazdı"

Bütün yorgunluğumu unuttup yattığım yerden doğrulup ayaklarımı bağdaş kurup yerde otururken Berata dönüp konuştum.

Ben:
"Boşuna uğraşmış olurdun cnm çünkü beni kimse çivileyemez"

Göğsünü kabartarak konuştu.

Berat:
"Sen öyle san"

Cevap vermek için ağzımı açtım ki çınar konuşunca geri açtım.

Çınar:
"Ne bu mayo şort sevginiz ya"

Ben:
"Sen anlamazsın yorma o kafanı"

Çınar:
"Fazla uzatmadın mı ya yeter artık"

Ben:
"Benim uzattığım falan yok uzatan sensin"

Çınar:
"Ben uzatmıyorum"

Ben:
"Sen mi? Daha gelmezden 2 dakika önce bana sevgilinle mi konuşuyorsun diye ima eden nenemiydi"

Çınar tam ağzını açıp konuşcaktı ki Çağlar abim ikimizide susturdu.

Çağlar:
"Yeter! Susun buraya kavga etmeye mi geldiniz"

Ben:
"O başlattı Ben oturduğum yerde bana bulaşıyor"

Çağlar:
"Onunla evde hesaplaşıcaz eve gittiğimizde konuşucaz bunları insanların içinde kavga etmeyin"

Ben:
"Ben demire bakmaya gidiyorum oda gelmek istiyordu parka"

Berat:
"Gelim mi bende beraber gidelim"

Ben:
"Gel"

Dememle 2 dakika sonra yanıma gelmişti, geldiği gibi kolunu omzuma attı ve eve doğru yürümeye başladık.

Eve gelene kadar hiç birimiz konuşmamıştı eve geldiğimizde kapıyı çaldım ve seher abla açmıştı.

Ben:
"Seher abla demirle duru nerde"

Seher abla:
"İçerdeler kuzum oyun oynuyolar"

Ben:
"Çağırsana bir"

Seher abla:
"Tamam hemen çağırıyorum"

Diyip içeri gidip demirlere seslenmişti 2 dakika sonra falan ikiside yanımıza gelmişti.

Demir:
"Hala nereye gidiyorsunuz"

Ben:
"Parktan geliyoruz halacım sende gelmek istersin diye parktan sizi almaya geldik"

Demir:
"Ben gelicem"

Duru:
"Bende"

Ben:
"Tamam o zmn hadi bakalım giyin ayakkabılarınızı gidiyoruz"

Dememle ikiside terliklerini giyip çıkmışlardı.

Demir:
"Hadi gidelim"

Bende gülüp kafamı hafif iki yana sallayarak demirin ellinden tuttup yürümeye başladım.

Demir kafasını bana çevirip işaret parmağı ile eğil diye bir işaret yapmıştı bende hemen eğildiğimde kulağıma birşeyler fısıldadı.

Demir:
"Azrada parkta mı"

Ben:
"Bilmiyorum gidelim bakalım"

Demir:
"Tamam hadi"

Dedikten sonra bir heycanla yürümeye başladı bende ona ayak uydurup hızlıca yürümeye başladık.

Bir süre sonra çağırdağa geldiğimizde Demir ellimi bırakıp hızla onurun yanına gitti.

Demir:
"Pişt naber"

Diyip göz kırpmıştı, öldürücekti bu çocuk beni.

Onurda ona göz kırparak cevap vermişti.

Onur:
"İyidir yakışıklı senden naber"

Demir:
"İyi bende, biliyormusun 1 hafta sonra benim doğum günüm"

Onur bana bakıp güldüğünde hemen kucağına alıp tek bacağının üstüne koyup yan şekilde oturttu.

Onur:
"Vaayyy, kaç yaşına giriyorsun bakalım"

Demir elliyle 5 sayısını yapıp onura gösterdi.

Demir:
"5"

Onur:
"Sen kocaman adam olmuşsun yaa"

Demir:
"Evet büyüdüm ben"

Diyip onura bakmıştı, onurda demirin saçlarıyla oynamıştı.

Onur:
"Büyüdün tabi yaa"

Demirde onura gülümseyip beklemediğim anda ona sarılmıştı ama daha sonra utanıp ellini yüzüne kapatmıştı ve onurun kucağından atlayıp durunun elini tutarak parka gitmişti.

Yaman:
"Ulan ben kaç senelik Amcasıyım bana böyle sarılmadı"

Bunu duymamla başımı arkaya atıp gülmüştüm.

Üzerimde bir bakış hissetmemle kafamı çevirdiğimde çınarla göz göze gelmiştik, bana öyle derin bakıyordu ki yüzümü inceliyordu.

Ne yapmaya çalıştığını hayla anlamıyordum, anlayamıyorum desem daha doğru olur gibi.

Ondan bakışlarımı çekip kafamı aşağı eğip tırnağımla oynamaya başladım. Kimse konuşmuyordu çıt çıkmıyordu hata bende daha fazla kalmamak için demiri bahane ettim.

Ben:
"Neyse sizin sohbetinize doyum olmuyor Ben bir demirle duruya bakim"

Diyerek ordan ayrılıp parka doğru yürüdüm parkta göz gezdirdiğimde demirle durunun oynadığını gördüm bende daha fazla ayakta durmayıp banklardan birtanesine oturdum.

Bacaklarımı kendime çekip kafamı kollarımın arasına gömdüm ve düşünmeye başladım. Çınara haksızlık edip etmediğimi.

Kendimi daha çok suçlu hissetmemle oflayıp ellerimi saçlarımın arasından geçirip kafamı gökyüzüne çevirip baktım.

Bir süre sonra yanımda birinin oturduğunu hissedip yan tarafıma baktığımda oturan çınardı.

Ben:
"Bak hiç kavga edicek durumda değilim başka zaman"

Çınar:
"Kavga etmeye değil konuşmaya geldim sende istersen eğer"

Ben:
"Kavga etmeden konuşacaksan konuş"

Çınar:
"Sen bağırmazsan kavga etmiycezde neyse"

Ben:
"Beni bağırtıran sensin"

Çınar:
"Tamam sadece sakince konuşmaya geldim"

Ben:
"Tamam buyur başla"

Çınar:
"Nerden başlasam bilmiyorum, öncelikle özür dilerim sana dediklerim için kırılan şeyi nasıl tamir edeceğimi bilmiyorum. Ben seni kaybettiğimde 2 yaşındaydım şuan 19 yaşındayım bana kız kuzenim olucak Dediklerinde gülmüşüm, sevinmişim yani annemin anlattığına göre sen doğduktan sonra zaten ölü göstererek kaçırmışlar. Ben bunu öğrendiğimde 4 yaşındaydım annemle babam senin ölüm yıl dönümü konuşurken yani doğum gününü konuşurlarken duymuştum, ben 2 yaşındayken söylemişler ama çocuk aklı işte gülüp geçmişim. 4 yaşında herşeyi öğrendim,öldüğünü. O günden sonra kendime gelemedim hep ağladım doğduğunda çektikleri bir fotoğraf varmış herkeste o fotoğraf vardı bizdede vardı. Ben o fotoğrafı alıp pikemin altına girip ona sarılıp ağlardım Yamanın doğum günü olduğunda Yaman birşey bilmiyorlar diye doğum gününü kutlarlardı, ama herkesin içinde bir acı vardı ben o gün sadece Yamana sarıldım sıkıca sarıldım iyiiki doğdun bile demedim senin olmadığın bir doğum gününü kutlamak çok acıydı biliyor musun? Senin doğum günün dü ama biz seninkini değil yamanınkini kutladık, senin olmadığın bir doğum gününü kutlamak o kadsr acıydı ki. Ben o fotoğrafı hep cebimde saklardım haylada saklıyorum"

Cebindeki katlanmış fotoğrafı çıkarıp bana vermişti. Fotoğrafı iki yandan açtığımda annemin kucağında duran bir fotoğrafım vardı, ben şaşkınlıkla fotoğrafa bakarken çınarda konuşmasına devam ediyordu.

Çınar:
"O fotoğrafı hep sakladım hep cebimde cüzdanımda sakladım yıllar sonra yaşadığını öğrendim ne kadsr garip demi? Ölü bildiğin kuzenin yaşıyor olması, yaşıyormuşsun ama biz senin öldüğünü kabullenip aramamıştık bile, sen yaşıyormuşsun ama biz her gün sen öldün diye ağlıyorduk. Çok garip, çok tuhaf lan! Ölü diye bildiğim kuzenim karşımda kanlı canlı oturuyor"

Kollarını dizlerinin üstüne koyup avucu ile yüzünü sıvazlayıp derin bir of çekti, onu bu halde görmek canımı acıtıyordu kolay şeyler yaşamamıştı belli psikolojisi iyi değildi, çınar iyi değildi.

Onu bu halde görmeye daha fazla dayanamayıp bir ellimi omzuna koydum, koyduğum gibi anında kafasını bana çevirmişti bende gülümseyip konuştum.

Ben:
"Burdayım çınar, sakin ol iyi değilsin biliyorum ama nolur toparlan"

Dememle bana bakıp gülümsedi ama hüzün,keder ve özlem dolu bir gülümsemeydi bu.

Çınar:
"Bunu istemem çok bencilce belki ama bir kere Sarılabilir miyim?"

Cevap vermeden Kollarımı uzatıp ona sarılmıştım oda çok bekletmeden kollarını belime sarmıştı.

Çınar:
"Özür dilerim seni aramadığım için öldüğünü kabullenip fotoğrafına bakıp ağlamak yerine seni arasaydım bulurdum belki ama ben onu bile yapmadım özür dilerim"

Kendini suçluyordu hiçbir suçu olmamasına rağmen kendini suçluyordu, gerçekten bu kadar üzülmüşmüydü bu kadar çokmu istiyordu doğmamı.

Ondan ayrılıp yüzüne kızgın bir şekilde bakıp konuştum.

Ben:
"Sen niye özür diliyorsun sanki görende Sen kaçırdın sanacak"

Çınar:
"Ne bilim, affetin mi beni?"

Ben:
"Bana dediklerini unutmadım ama yinede affettim gitti"

Çınar:
"Onlar için kendimi affetiricem söz"

Ben:
"Beni bulamazdın"

Ne dediğimi ilk başta anlamamıştı ama sonra anlamış olcakki kaşlarını çatık sordu.

Çınar:
"Neden"

Ben:
"O hep şehir değiştiriyordu iş için diyordu 17 yıl boyunca her yıl şehir değiştirirdik son 1 yılda İstanbula dönmüştük o süre zarfında da nasıl oldu bilmiyorum ama buldular beni"

Çınar:
"Çok canını yaktılar mı"

Ben:
"O aileye gitmektense ölmeyi tercih ederdim"

Bunu duymayı beklemiyormuş gibi hemen gözlerini belertip konuştu.

Çınar:
"Tövbe de lan"

Ben:
"Tövbe"

Çınar:
"Neler yaşadın çok mu kötü davrandılar sana"

Ben:
"Boşver beni, sonuçta geçti gitti açmasak o defterleri"

Çınar:
"Tamam tamam sakin ol sen ne zamn istersen o zamn açılır o defterler he eğer istemiyorsan hiç açılmaz"

Ben:
"Teşekkür ederim"

Çınar:
"Ben Teşekkür ederim, sana o kadar şey Dememe rağmen beni affettiğin için"

Ben:
"Bana dediklerinin affı olmaz ama sonuçta kuzen kuzene küs kalmaz demi"

Çınar:
"Aynen kalmaz, kalmayalımda Ben senden yeterince ayrı kaldım daha fazla ayrı kalamam"

Ben:
"Sakin ol şampiyon ayrı kalmiycaz 17 yıl boyunca ayrı kaldık zaten daha fazla kalmayalım demi"

Çınar:
"Ben 19 yıl ayrı kaldım"

Ben:
"Tamam geçti bitti beraberiz sonuçta"

Çınar:
"Evet"

Diyip kolunu omzuma attı ve başımı göğsüne yaslayıp saçımı öptü.

Çınar:
"Hadi bizimkilerin yanına dönelim"

Ben:
"Tamam"

Tam ayaklanıp kalkıp gidiyordum ki demirin sesiyle oraya döndüğümde benim yaşlarda bir çocuğun ona bağırdığını gördüm, tabiki hemen demirin yanına gidip onu arkama alıp çocuğa diklendim.

Ben:
"Napıyorsun be sen geri bas"

Çocuk:
"Sen ne karışıyorsun kızım çık aradan, gel bücür buraya kardeşime karışmak Neymiş göstericem sana"

Yaklaşmaya çalışıyordu ki Göğsünden itiğimde iki adım geri sendelendi.

Ben:
"Sen kime neyi gösteriyorsun lan kimin yeğenine hesap soruyorsun sen bas git şurdan"

Çocuk:
"Bak sen kız halinle gelmiş bana mı dikleniyorsun sen"

Ben:
"Dikleniyorum nolucak"

Çocuk:
"Bacım bas git seninle derdim yok benim benim derim arkandaki bücürle"

Ben:
"Ruh hastasımısın lan sen küçücük çocuğa mı gücün yetiyor"

Ben çocukla laf dalaşına girerken Çınar çoktan yanıma gelmişti.

Çocuk:
"Benim gücüm sana da yeter ufaklık sen canını sıkma"

Diyip göz kırpıp sırıtmıştı.

Öldün sen çocuk.

Ben:
"Biliyormusun senin gibi sokak köpekleriyle uğraşamam"

Tam elini kaldırıp tokat atacağı sırada bir ellimi kaldırıp onun bileğinden tuttum ve diğer ellimle suratına tokatı geçirmiştim.

Ben:
"Elini mi kırayım çocuk onumu istiyorsun"

Yerde can çekiştiği sırada ellerini yere koyup destek alıp kalktığında bu sefer üstüme yürümeye başladı ama yüzüne yediği yumruk ile tekrar yere düştü.

Çınar:
"Sen yavaş olsana aslan parçası kıza mı gücün yetiyor lan gel bana sataş sataşabilirsen"

Ne ara yerden kalktığını anlamadığım çocuk bir anda çınara yumruk atmıştı bende korkudan ufak çaplı bağırmıştım.

Ben:
"ÇINNAARRR!!!"

yerde oturmuş çınara yumruk atıyordu bende daha fazla gecikmeden saçından tuttup yere yatırdım.

Ben:
"Bana bak çocuk belanı bizden bulma bas git!"

Bir yandan konuşup bir yandan saçını çekiyordum.

Çocuk:
"Aahhhh! Bıraksana be manyak saçımı"

Ben:
"Sen kimin kuzenine kimin yeğenine bulaşıyorsun lan parçalarım seni"

Çocuğun yanındaki ufak kardeşide gelip beni itirmişti.

Küçük çocuk:
"Bırak abimi"

Ben:
"Sen karışma çocuk"

Dediğimde durunun seslendiğini duydum.

Duru:
"Hala egenin abisi o bırak!"

Nee! Egenin abisi mi?

Çınarla aynı anda konuşmuştuk.

Ben/çınar:
"Egenin abisi mi?"

Çınar:
"Ege kim lan!"

Yandaki küçük çocuk ortaya çıkıp kendini gösterdi.

Ege:
"Ben, ege benim"

Duru Egenin yanına gelip egeye bakıp konuştu.

Duru:
"Ege iyimisin"

Ege:
"Ben iyiyim ama abim"

Abi çocuğun abisini mahvettik.

Çınar:
"Ben hiçbirşey anlamadım sen anladın mı"

Ben:
"Benim anladığım tek şey babamlara vereceğimiz hesap"

Çınar:
"Nerden duyacak cnm bu veletler birşey demezse duymazlar"

Ben:
"Dua et Çağlar abim gil duymasın onlar duyarsa babamlarda duyar"

Yerde duran çocuk kafasını kaldırıp bize baktı.

Çocuk:
"Siz neyin kafasını yaşıyorsunuz lan"

Yerden destek alıp yerden kalkıp ellerini silkeleyip bize sorgu dolu bakışlarla baktı.

Ben:
"İyimisin kardeş"

Çocuk:
"He aynen iyiyim"

Ben:
"Eh oldu o zmn hadi biz gidelim"

Diyip arkamızı dönüp gidiyorduk ki çocuğun seslenmesi ile ona döndüm.

Çocuk:
"Hesap vermeden nereye gidiyorsunuz?"

Ben:
"Ne hesap vericez be benim yiğenime bağıran sensin"

Çocuk:
"Senin yiğenin de benim kardeşime bulaştı"

Hemen demire dönüp konuştum.

Ben:
"Doğrumu len"

Demir:
"Durunun elini tuttu napsaydım izlesemeydim"

Ben:
"Halacım bana deseydin ya"

Demir:
"Hala sana söylesem çocuğun başını okşayıp gönderecektin"

Ben:
"İtmen mi lazım dı çocuğum"

Omuzlarını aşağı yukarı sallayıp homurdandı.

Demir:
"Banane"

Ben:
"Özür dile arkadaşından halacım hadi"

Demir:
"Ama hala"

Ben:
"Çikolatalı pasta vermem+çikolatada yok 1 hafta boyunca yasaklarım"

Demir:
"Off yaa"

Ben:
"Ofalama sıpa hadi"

Dememle öne çıkıp Egenin karşısına geçip konuştu.

Demir:
"Özür dilerim"

Ege:
"Bende özür dilerim"

Ben:
"Oldu o zamn çocuklar barıştığına göre biz gidelim artık"

Çınara kaş göz yapıp çocuğa dönüp konuştum.

Ben:
"Sizde kusura bakmayın yiğen sevgisi başka sonuçta demi"

Çınar:
"Aynen kuzen sevgisi ve yiğen sevgisi çok başkadır bizde kusura bakmayın kızarıklar için özür dilemiyorum çünkü dediğim gibi kuzen sevgisi başka sende kuzenime bağırdın,üstüne yürüdün ve tokat atmaya çalıştın sende özür dile ödeşelim"

Çocuk:
"Çatık yaa"

Çınar:
"Anlamadım?"

Çocuk:
"Yok birşey özür dilerim"

Çınar:
"Tamamdır hadi görüşmemek üzere"

Dediğinde ikimizde ordan ayrılmıştık, çağırdağa vardığımızda Çağlar abim hemen yanımıza gelip çınarın yüzüne baktı.

Allah kahretmesin biz onu unuttuk.

Çağlar abim:
"Bune lan noldu kimle kavga ettiniz"

Ben:
"Biz, biz kimle kavga edicez cnm aaa olur mu hiç öyle şey"

Ben konuştukça batıyorduk galiba.

Çağlar abim:
"Bune o zaman yıldız, siz benimle dalga mı geçiyorsunuz lan"

Çınar:
"Abi birşey yok tamam biz, biz yıldızla kavga ettikte o da bana tokat atınca böyle oldu"

Ben:
"Hıhı Çınar beni yine sinirlendirdi de bende ona tokat attım"

Çağlar abim:
"Sizi iki dakika yanlız bırakmaya gelmiyor demi"

Ben:
"Özür dileriz abi bir daha olmiycak,hem biz barıştık zaten demi çınar"

Çınar:
"Hıhım yıldız beni affetti bizde barıştık"

Çağlar abim:
"Yıldız git demirleri al gel eve gidiyoruz"

Ben:
"Tamam"

Daha fazla uzatmayıp parka gidip demirlere seslendim.

Ben:
"Demir hadi halacım gidiyoruz"

Demir yanıma gelip homurdanmıştı.

Demir:
"Ama hala azrayla daha oyunumuz bitmedi"

Ben:
"Yapcak birşey yok ufaklık geç oldu baban bize kızar şimdi"

Arkasından duruda gelip oda itiraz etti.

Duru:
"Hala bizimde egeyle oyunumuz bitmedi"

Ben:
"Oldu halacım sizin keyfinizi mi bekliycez"

Arkasından Ege ve azrada gelip itiraz etmişti.

Ege:
"Yıldız abla biraz daha kalın nolur"

Azra:
"Evet yıldız abla nolur"

Bende önlerinde diz çöküp konuştum.

Ben:
"Ama ablacım abim kızar"

Sonra bizim ufaklıklara dönüp konuştum.

Ben:
"Hem çağrı abide kızdı zaten Demir"

Demir:
"Off yaa"

Hepsi biranda dudaklarını büzüp başlarını ezdiler.

Ben:
"Ama eğmeyin o başlarınızı, gelin sizinle bir anlaşma yapalım"

Dememle hepsi bir anda kafasını kaldırıp baktı.

Ben:
"Yarın benim okulum bittikten sonra demirleri saat 5 gibi parka getiricem bol bol oynarsınız anlaştık mı"

Hepsi bir anda gülüp 'anlaştık' demişti.

Ben:
"Çok güzel hadi o zamn biz gidelim iyi geceler"

Ege:
"İyi geceler yıldız abla iyi geceler Demir iyi geceler duru"

Azra:
"İyi geceler yıldız abla iyi geceler Demir iyi geceler Duru"

Duru:
"İyi geceler Ege iyi geceler azra"

Demir:
"İyi geceler Azra iyi geceler ege"

Ben:
"İyi geceler faslınız bittiyse gidelim mi?"

Demir bana bakıp başını aşağı yukarı sallayıp onaylamıştı, Bende gülümseyip gidiyorduk ki aklıma gelen şey ile durup ikisinin önünde diz çökmüştüm.

Ben:
"Bana bakın bücürler sizinle anlaşma yapıcaz"

İkisi birbirine baktıktan sonra bana dönüp aynı anda konuştular.

Duru/demir:
"Ne anlaşması"

Ben:
"Egenin abisiyle benim ve çınarın kavga ettiğini Çağlar abinizde dahil kimseye söylemek yok,anlaştık mı?"

Demir:
"Anlaşabiliriz belki halacım bunun karşılığında ne yapıcaksın"

Ben:
"Siz ne ara bu kadar Fırsatçı oldunuz ya"

Demir:
"Eee karşılığı ne olcak"

Diyip göz kırparak gülmüştü.

Ben:
"Tamam, eğer kimseye söylemezseniz yarın bütün gün parkta oynamak serbest"

Demir:
"Olleeyy, tamam o zamn anlaştık"

Ben:
"Fırsatçı seni yürü hadi"

Diyip ayağa kalkıp ikisininde ellini tuttup bizimkilerin yanına doğru yürüdük. Geldiğimizde hepsi bize bakıyordu gelmemizle Çağlar abinin sorgu dolu bakışlarına maruz kalmıştık.

Çağlar abim:
"Nerdesiniz siz yarımsaatir"

Ben:
"Arkadaşlarından ayrılamadılar bir türlü ondan geç kaldık"

Çağlar abim:
"Tamam hadi gençler toplanın gidiyoruz, sizinlede tanıştığımıza memnun olduk görüşmek dileğiyle görüşürüz"

Hepsi birbiri ile vedalaştıktan sonra hepimiz eve doğru yürümeye başladık, biz geldiğimizde amcamlarda kapıya çıkmışlardı.

Adem amcam:
"Nerdesiniz siz eşşek sıpaları yürüyün gidiyoruz"

Çağrı abim:
"Burdayız amca geldik"

Dedikten sonra hepimiz vedalaştıktan sonra hepsi kendi arabalarına binip gittiler abimde beni kolunun altına aldığında içeri girmiştik.

Ben:
"Ben çok yoruldum duşa giriyorum iyi geceler herkese şimdiden"

Annem:
"İyi geceler kızım"

Babam:
"İyi geceler güzelim"

Barlas abim:
"İyi geceler balım"

Atlas abim:
"İyi geceler birtanem"

Aras abim:
"İyi geceler fıstığım"

Alp:
"İyi geceler bücürüm"

Alperen abim:
"İyi geceler herşeyim"

Dedikten sonra ben merdivenlerden yukarı doğru çıkıp odama gittim, odama girmemle kendimi direk duşa atmıştım.

1 saat sonra duştan çıktıktan sonra giyinme odasına gidip üstümü giydim ve sonra odadan çıkıp aşağı bahçeye indim.

Öylece durmuş gökyüzünü izlerken bir anda abim yanıma gelip oturdu.

Barlas abim:
"Naber güzellim"

Ben:
"İyi öyle sen"

Barlas abim:
"Bende iyi diyelim"

Ben:
"Sana birşey diycem?"

Barlas abim:
"De birtanem"

Ben:
"Nasıl anladın?"

Barlas abim:
"Neyi güzelim"

Ben:
"O gün parka değilde mertin yanına buluşmaya gittiğimi?"

Barlas abim:
"Ben senin gözlerinden anlarım yalan söyleyip söylemediğini, o günde anladım yalan söylediğini ama çaktırmadım çünkü sen yalan söylemeye devam edicektin"

Ben:
"Özür dilerim"

Barlas abim:
"Dileme güzellim ama bir daha bana yalan söyleme"

Ben:
"Kızarsın diye yalan söylüyorum"

Barlas abim:
"Kızacağım şeyler yapmazsan kızmam"

Ama yaptım desem nolurdu ki?

Ne olmaz ki.

Demi, neyse boşverelim.

Ben:
"Onu görebilir miyim"

Barlas abim:
"Görüp napıcaksın"

Ben:
"Hiçbirşey, ona iki çift lafım var sadece onu söylicem ve bu defteri artık kapatıcam"

Barlas abim:
"Söz mü?"

Ben:
"Söz"

Barlas abim:
"Tamam o zamn bu hafta içinde götürürüm"

Ben:
"Teşekkür ederim abim"

Barlas abim:
"Ne demek abim, her zamn"

Ellerimi beline sardım ve gülümsedim, biraz daha öyle kaldıktan sonra salıncaktan kalktım.

Ben:
"Neyse bugün yorucu bir gün dü bende uyumaya gidiyorum artık"

Barlas abim:
"İyi geceler birtanem"

Ben:
"Sanada iyi geceler abim"

Diyip bahçeden çıkıp merdivenlere yöneldim ve odama doğru çıktım.

Odama girip telefonu ellime aldım ve ellime aldığım gibi ekranda onurun mesajını görmemle sırıtıp yatağa yerleşip onurun mesajına girdim.

Anlayışlı kıt:

Onur:Geçtin mi eve yıldız hnm

Siz:Çoktan, eve geçtim,duş aldım

Mesajı atmamla çevrimiçi olmuştu, galiba yazmamı bekliyordu.

Onur:Ooo baya hızlısın demek

Siz:Yaa ne demezsin cnm 1 saat duşta kalanda Ben değildim zaten

Onur:Hhahahahahaj gerçekten 1 saat boyunca napıyorsun banyoda

Siz:Saçımla cebeleşiyorum napıcam

Onur:Saçını kestirip bu çileden kurtulabilirsin

Siz:Sen ciddimisin ya?

Onur:Çok ciddiyim

Siz:Bu benim aklıma nasıl gelmedi?

Onur:Olmadığı içindir belki

Siz:Pardon? Derken cnm

Onur:Aklın var ya ondan gelmemiştir demek istedim güzelim

Bizim u dönüşü.

Siz:Yarın göstericem sana ben

Onur:Ama kötü birşey demedim ki, aklın çok dolu belki ondan gelmemiştir demek istedim

Siz:Hee kesin öyle demek istedin

Onur:Vallah

Siz:Tamam ben anliycağımı anladım

Onur:Ne anladın?

Ne anladın nürdagül ne aldın?

İç sesimi takmayıp mesajı onura attım.

Siz:Sen bana akılsızsın,beyinsizsin demek istedin hata istemedin doğrudan aklımın olmadığını belirttin!

Onur:Kızım vallah şakasına dedim yaa

Siz:Tamam o zamn bende şakasına sana bir süre trip aticam

Ohur:Yapma be kızım

Siz:Onu bana akılsızsın demeden önce düşünecektin

Onur:Özür dilerim vallah şaka yapmıştım

Siz:Olabilir

Tam onurla mesajlaştığım sırada kapının açılmasıyla telefonu kapatıp pikemin altına attım, bir süre sonra gelen kişi demirdi.

Bir ellinde oyuncak ayısını tutarken bir elliylede ellini yumruk yapmış gözünü ovalıyordu, Bende yerimde doğrulup demire döndüm.

Ben:
"Noldu halacım"

Demir:
"Hala kötü rüya gördüm çok korktum"

Ben:
"Oyy kıyamam bebeğime, gel bakalım"

Diyip kucağıma alarak yanıma yatırdım ve pikeyi üstüne örttüm.

Ben:
"Ne gördün bakalım"

Demir:
"Ben ormanda kaybolmuştum size seslendim ama duymadınız"

Ben:
"Oyy kıyamam aşkm geçti birtanem burdayım ben"

Diyip saçını okşayıp öpüyordum.

Demir:
"Çok korktum bende yanına geldim"

Ben:
"İyi yaptın bebeğim, sana masal anlatim mi istermisin"

Demir:
"Olur"

Ben:
"Ne anlatim ne istersin"

Demir:
"Bilmem ama güzel bir şey olsun"

Ben:
"Peki tamam o zamn başlıyorum"

Başlamadan önce telefonu çıkarıp onura mesaj attım.

Anlayışlı kıt:

Siz:Neyse ben demire masal anlatıcam iyi geceler sana.

Diyip mesajı yollayıp telefonu kapatıp komedinin üstünde koydum ve derin nefes alıp hikayeye başladım.

Ben:
"Sarp kayalıkların en tepesinde, denizin en derin ve gizemli maviliklerine bakan bir yerde, eşi benzeri olmayan bir fener yükseliyordu. Uzaktan bakıldığında, uzun kulesi ve geceleri dönüp duran ışığıyla sıradan bir deniz feneri gibi görünürdü. Ama bu fener gemilere yol göstermezdi. Işığı denizciler ya da kaptanlar için değildi. Bu ıssız tepedeki fenerin çok daha önemli bir görevi vardı: Gökyüzünde kaybolan yıldızlara evlerinin yolunu göstermek.

Efsaneye göre, her gece bazı yıldızlar yollarını şaşırıp gök kubbeden aşağı süzülür ve gecenin karanlığında parıltılarını yitirirlerdi. İşte o zaman fener, o özel ışığıyla onları bulur ve gökyüzündeki yerlerine dönmelerine yardım ederdi. Yakındaki kasabada yaşayan hiç kimse kayıp bir yıldız görmemiş olsa da, hepsi bu fenerin sihrine yürekten inanırdı.

Bir gece, on yaşındaki meraklı kız çocuğu Mira, yatağında uyanık kalmış, penceresinden gökyüzünü izliyordu. Yıldızlı gökyüzü onu her zaman büyülerdi ve sık sık Acaba yıldızların arasında olmak nasıl bir histir? diye düşünürdü. Ancak o gece tuhaf bir şey fark etti: Bir yıldız yanıp sönüyordu ama daha güçlü parlamak yerine, giderek zayıflıyor ve neredeyse sönmek üzereymiş gibi görünüyordu.

Mira içinden, "O yıldız kayboluyor!" diye geçirdi. Hiç tereddüt etmeden yatağından fırladı, üzerine kalın montunu geçirdi ve fenere doğru koşmaya başladı. Daha önce sarp kayalıklara hiç bu kadar yaklaşmamıştı ama o yerin eski sırlar sakladığını biliyordu."

Bir süre sonra masalı yarıda kesip demire baktığımda uyuduğunu gördüm ve bende yavaşça onu uyandırmamaya özen göstererek yanına sindim ve kendimi derin bir uykuya bıraktım.

Bölüm sonu.

Kuzwy Kıbrıs'ta dahil bazı şehirlerimizde yaşanan gemi faciasında hayatını kaybeden kardeşlerimize baş sağlığı, yaralılara ise acil şifalar diliyorum. Geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum ve böyle birşeyin bir daha yaşanmamasını umuyoruz, iyi geceler canlarım🖤🎗

Evet bölüm hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Beğenilerinizi ve yorumlarınızı bekliyorum iyi okumalar canlarım benim.

Kelime sayısı:7736

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

207okunma 6beğeni 35yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18