25. bölüm · Yalanlarla dolu gerçek (gerçek ailem)
21. Bölüm
(Yıldızın gözünden)
Yanımda bir hareketlilik hissedip uyandığımda demirin hayla yanımda olduğunu görmüştüm, komedinin üzerinde duran telefonuma uzanıp aldığımda saate baktım ve saat 7'di. Tam zamanda uyanmıştım.
Demiri uyandırmadan yataktan kalkıp banyoya gidip işlerimi halledikten sonra ellimi yüzümü yıkayıp giyinme odasına gittim, hızla okul formamı giyip saçımı düzeltip yüzemede güneş kremini sürüp çıktım.
Aşağıya indiğimde herkes uyanmış kahvaltısını yapıyordu bende kendi yerime geçtim ve oturdum.
Ben:
"Günaydın herkese"
Annem:
"Günaydın kızım"
Babam:
"Günaydın güzelim"
Atlas abim:
"Günaydın birtanem"
Alp abim:
"Günaydın bücürüm"
Aras abim:
"Günaydın fıstığım"
Alperen abim:
"Günaydın güzelliğim"
Yaman:
"Günaydın cancağızım"
Günaydın faslı bittikten sonra artık herkes yemeğine dönmüştü, Bende hızla tabağıma birşeyler koyarak yemeye başladım.
Abime söyleyip bugün mertle görüşmek istediğimi söyliycektim, biran önce konuşup onu aklımdan silmek istiyordum ve umarım bu konuşmadan sonra onu aklımdan silebilirim.
Yemeğim bittikten sonra bizimkilere dönüp konuştum.
Ben:
"Benim yemeğim bitti Yaman seninkide bittiyse hadi arabaya gidelim"
Yaman:
"Tamam hadi gidelim"
Dediğinde ikimizde ayaklanıp sofradan kalkmıştık.
Ben:
"Hepinize afiyet olsun akşama görüşürüz"
Dedikten sonra ikimizde kapının önüne çıkmıştık ve konuyu yamana açtım direk.
Ben:
"Ben onunla görüşücem"
Yaman:
"Kim mertle mi?"
Ben:
"Hıhım"
Yaman:
"Neden?"
Ben:
"Onunla son kez konuşup bu konuyu kapatıcam dün barlas abimede söyledim tamam bir gün görüştürürüm dedi ama ben bugün görüşücem"
Yaman:
"Acele etmiyormusun"
Ben:
"Hayır Konuşmasam o benim peşimi bırakmiycak eğer o benim peşimi bırakmazsa abim daha başlayamadığı mesleğinden olucak"
Yaman:
"Ne konuşacaksın ki, kaç kere konuştun kızım sen bunla bırakmıyor işte"
Ben:
"Bırakıcak bırakmak zorunda gerekirse başkasını seviyorum diycem sevgilim var diycem ama yinede bunun peşimi bırakması için her yolu deniycem"
Yaman:
"Benim tanıdığım mert sevgilinin olduğunu bilse bile seni bırakmaz"
Ben:
"Bırakır gururuna yediremez"
Yaman:
"Onda gurur var mı sence"
Ben:
"Erkeklik gururu vardır belki"
Yaman:
"Hiç sanmam"
Ben:
"Neyse ben konişimde oda onun sorunu olur"
Yaman:
"Peki madem, senle gelmemi istermisin"
Ben:
"Yok Barlas abim olucak zaten, sen demirle duruyu benim yerime parka götür çıkışta söz vermiştim de"
Yaman:
"Tamam o iş bende merak etme"
Ben:
"Tamam, teşekkür ederim yakışıklım"
Yaman:
"Rica ederim güzelim"
Biz konuşurken Barlas abimde çoktan yanımıza gelmişti.
Barlas abim:
"Evet gençler okul servisi kalkıyor"
Dedikten sonra Yaman öne bende arkaya binmiştik.
Ben:
"Bu servis kalkmasa olmuyor mu"
Barlas abim:
"Maalesef güzelim ama az sabredin cuma günü servis kapanıyor"
Ben:
"Bir an önce cuma günü gelsin o zamn, he bu arada abi demirlerin 1 hafta sonra doğum günü onu nasıl yapıcaz"
Barlas abim:
"Cumartesi yada pazar günü kutliycaz güzelim tatile gitmeden önce"
Ben:
"Birşey diycem anne tarafı ve baba tarafı eve sığmaz biliyorsun demi"
Barlas abim:
"Biliyorum güzelim onun için büyük bir mekan ayarladım orda kutliycaz herşeyi ona göre hazırliycaklar konuştum ben sahibiyle"
Ben:
"Tamam o zamn, ay ne giysem acaba"
Yaman:
"Heh başladı bizimkinin mesaisi"
Barlas abim Altan Altan gülerken Yaman sesli bir şekilde gülüyordu.
Ben:
"Cuma günü ikinizde benimle beraber avm'ye geliceksiniz gülmek neymiş göstercem Ben size"
Barlas abim:
"Ama güzelim ben ağzımı bile açmadım"
Ben:
"Yaman öyle söyledikten sonra güldün sonuçta abicim beni ilgilendirmez"
Önüne dönüp sitem ederek yamana doğru konuştu.
Barlas abim:
"Ulan eşşek madem kendini yakıcaksın beni niye yakıyorsun"
Bu sefer gülen taraf ben olmuştum, sen daha çoktan yancan abicim.
Biz konuşurken çoktan okula varmıştık ve abimi öpüp arabadan inip sınıfa doğru yürümeye başladık.
Sınıfa girdiğimizde bizim ekip sıralarda oturuyordu Onur beni görür görmez kalkıp yanıma gelmişti, ama tabikide konuşmadan sırama geçmiştim.
Bir anda Yamanın kolundan tutup onu kendi sırasına yerleştirdi kendiside çantasını alıp benim yanıma oturdu.
Onur:
"Sen bir süre benim yerimde otur kardeşim"
Yaman:
"Niye lan Noluyor"
Onur:
"Ben sana sonra anlatırım"
Yaman:
"Tamam"
Yamanla konuşmasını bitirdikten sonra önüne dönüp bana baktı.
Ben:
"Bakma şöyle önüne dön"
Onur:
"Niye arkadaşın değilmiyim bakamazmıyım"
Ben:
"Yok bakamazsın, yasak!"
Onur:
"Neden yaa?"
Ben:
"Bir düşün bakalım neden"
Onur:
"Kızım vallah şaka yapmıştım yaa"
Ben:
"Bana akılsızsın diyerek mi"
Onur:
"Bak güzel arkadaşım canım yıldızım vallah şaka niyetine dedim ya özür dilerim vallah birdaha demiycem"
Ben:
"Dersen yüzümü göremezsin zaten"
Onur:
"Affedildim mi?"
Ben:
"Henüz değil"
Onur:
"Olsun Ben beklerim"
Dediğinde cevap vermeden önüme dönmüştüm.
Uzatma affet çocuğu.
Tamam ya affedicem ama biraz daha çabaladığını görim.
Hoca geldiğinde hepimiz ayağa kalkmıştık, hocadan 'oturun çocuklar' komutunu aldığımız da hepimiz oturduktan sonra derse başladık ve hocayı dinlemeye başladık.
Daha doğrusu biz dinledik Onur çoğunlukla bana bakmıştı, bir iki kere gözüm ona takıldığında hep bana baktığını görüyordum.
Erimedim değil.
Ben olsam bende erirdim.
Bir kolumu masaya koyup başımı ellime dayadım bir ellimlede kalem çevirirken hem ders dinleyip hemde aklıma gelen şeylerle sırıtıyordum.
Onurla benim sevgili olduğum evre.
Oda olacak yakında.
Başımı iki yana hafif sallayıp kendime geldiğimde artık tamamen derse dönmüştüm.
Bir süre sonra zil çaldığında hepimiz toplanıp kantine inmiştik, gerçi sadece biz inmiştik.
Yamanla Ece kütüphaneye gitmişti.
Mirayla Atakan bahçeye çıkmıştı.
Melikeyle Ayaz sınıfta kalmışlardı.
Bende onurla beraber kantine inmiştim.
İkili masaya oturduğumuzda oda karşıma oturmuştu.
Onur:
"Eee naber güzelim"
Ben:
"İyidir senden"
Onur:
"İyi bende sen burda bekle ben içecek birşeyler alıp geliyorum"
Tam ağzımı açıp fusetea al diycektim ki cevabımı beklemeden kantin sırasına gitmişti.
Tam o sırada onurun sandalyesini çekip biri karşıma oturmuştu, kim olduğuna baktığımda cemreydi.
Ben:
"Şaka mısın kızım sen ne işin var senin burda"
Cemre:
"Sen beni kovabilceğini mi sanıyorsun kızım"
Ben:
"Cemre çık git karşımdan uğraşamam senle"
Cemre:
"Gitmesem naparsın saçımdan tuttup yerde mi sürürsün"
Ben:
"Aynen yaparım senden mi korkucam"
Cemre:
"Abinden korktun ama"
Dediği şeyle yerimde kasılıp kalmıştım hiçbirşey diyememiştim sertçe yutkunup gözlerimi kaçırmıştım sonra gözlerine bakmadan sormuştum.
Ben:
"Ne diyorsun be sen, uğraşamam seninle"
Diyip masadan kalkmıştım ki kurduğu cümle tekrardan ayakta kalmamı sağladı.
Cemre:
"Abinden diyorum"
Arkamı döndüğümde masadan kalkıp karşıma geçmişti.
Cemre:
"Sen abisi tarafından dövülen babası tarafından sokağa atılan annesi tarafından sevilmeye muhtaç kalan aciz bir kızsın"
Tamam tamam evet bu sondu, bu sınırı aşan son şeydi, dağılmayı bırakıp kendimi toparlayıp yüzüne okalı bir tokat geçirdim, saçından tuttup kendime çevirdim.
Ben:
"Sen sınırını aştın kızım sen bundan sonra abine müdüre hesap vericeksin, yapma yıldız dedim bu kızla uğraşma dedim ama bunu sen istedin şimdi sen gidip yerine otur ve yapacaklarımı bekle"
Tabikide ses kaydı almayı yine unutmadım almıştım hızla kantinden çıkıp emiri aradım, 2'ci çalışta açtığında neşe dolu sesiyle konuşmuştu.
Emir:
"Bacılarım en güzeli naber"
Ben:
"Nerdesin"
Emir:
"Dışarıda okulla ilgili birkaç işim varda onu hallediyorum"
Ben:
"Bütün işini bırak herşeyi bırak bana odaklan önemli işimiz var"
Emir:
"Neymiş o"
Ben:
"Bana cemreyle ilgili herşeyi bul yediği bütün haltları kanıtlı bir şekilde bana at"
Emir:
"10 dk içinde sende olurda noldu bişey mi yaptı"
Ben:
"Yaptı yaptı ama yaptığı şey son damlaydı sen dediklerimi yap bana at"
Emir:
"Tamam 10 dk içinde sende olur"
Ben:
"Tamam bekliyorum"
Dedikten sonra onun kapatmasını beklemeden Ben kapatmıştım bir süre sonra bahçeye çıkıp banka oturup derin bir nefes aldım.
Bir kaç dakika sonra onurda koşarak yanıma gelmişti ve ellini yüzüme atarak saçlarımı geri çekti.
Onur:
"İyimisin, Yıldız birşey mi yaptı sana ne dedi noldu?"
Fazla telaşlıydı.
Ben:
"Sakin ol iyiyim ben birşeyim yok, sadece damarıma bastı ama bende onun damarına basıcam"
Onur:
"Ne dedi"
Birşey diyememiştim sadece yüzüne bakıp kalmıştım dedikleri aklıma geldikçe ağlamamak için kendimi zor tutuyordum.
Ben:
"Sonra konuşsak olur mu"
Oturduğu yerden doğrulup yanıma oturdu ve başımdan tutup göğsüne yaslayıp saçımı okşadı.
Onur:
"Tamam güzelim tamam sonra konuşuruz sakin ol"
Başımı sadece onun göğsüne gömüp öylece durmuştum, ağlamiycaktım,ağlamiycaktım kendimi tutucaktım.
Ne kadsr denesemde bir kaç damla akmıştı, onları hemen sildim ve o sırada telefonuma gelen mesajla kendimi toplayıp telefonuma baktım.
Baktığımda emirin cemrenin yaptığı bütün herşeyi bana atmıştı.
Hemen ona mesaj çektim.
Emoşum:
Siz;Teşekkür ederim cnm kardeşim
Diyip emirin mesaj kutusundan çıkıp okul grubuna girerek ayhanın numarasını aradım çok geçmeden de bulduğumda rastgele kaydedip mesaj attım.
Şeytanın abisi:
Siz:Merhaba ayhancım Ben yıldız seni öğle arasında kantine bekliyorum kardeşin ile ilgili çok iyi bir bilgi var ellimde gelmezsen kaçırırsın benden demesi öğle arasında bekliyorum
Mesajı attıktan sonra keyifle telefonu kapatıp onura döndüm.
Ben:
"Cemrenin işi bu sefer bitti"
Onurda yüzündeki sırıtmayla bana bakıyordu.
Onur:
"Sen dersen biter tabi, eee plan ne?"
Ben:
"Plan basit yediği bütün haltları abisine kanıtlı bir şekilde göstericem ondan sonra okuldan çıkıp babamın yanına gidip bana yaptıklarının hepsini anlatıcam kanıtlara gerek yok çünkü babam zaten bana inanır tek lafıyla da cemreyi okuldan atar bu sayede bizde kurtulmuş olucaz"
Onur:
"Kızım senin kafa harbi çalışıyor haa"
Ben:
"Yapıyoruz ya birşeyler"
Onur:
"Offf"
Elleriyle saçlarının arasını karıştırıp bana döndü.
Onur:
"Bende gelim mi seni o itle yanlız bırakmaya hiç niyetim yok"
Ben:
"Yok cnm Ben hallederim hem kantinde olucaz bana birşey yapamaz korkma"
Onur:
"Peki tamam o zamn"
Ben:
"Somurtma somurtma"
Onur:
"Yok cnm ne somurtcam"
Ben:
"Tabi tabi"
Dedikten sonra keyifli bir şekilde gülmüştük, biraz sonra zil çalınca ikimizde sınıfa çıktık.
Evet şuan kantinde oturmuş ayhanı bekliyordum, geleceğine eminim çünkü kendisi kardeşine değer veren biri.
Tam o sırada karşı sandalyemin çekilip birinin oturmasıyla ayhanın geldiğini anlamıştım, gelip karşıma oturduğunda sorgu dolu bakışlarını bana göndermişti.
Ayhan:
"Ne saçmaladın o mesajda?"
Ben:
"Saçmalamadım doğru olanı söyledim ki şimdi anliycaksın"
Telefonu çıkartıp kanıtları gösterdim.
Ben:
"Bunlar kardeşinin ex'leri ve sevgilisi olduğu dönemlerde başka çocuklarla fingirdemiş her kafede bir oğlanla fotoğrafı var"
Ayhan:
"Yalan söylüyorsun benim kardeşim öyle bir şey yapmaz"
Ben:
"Bunu diyeceğini bildiğim için kanıtlarla geldim al bak"
Diyip telefonu ona uzattım, telefonu alıp baktığında her bakışında anlındaki damarlar ortaya çıkıyordu bir sinirle telefonu atıp bana döndü.
Ayhan:
"Yapay zeka demi bunlar yalan söylüyorsun Cemre böyle birşey yapmış olamaz"
Ben:
"Ama yaptı! Senin kardeşin benim damarıma bastı üstüme üstüme geldi benim bunları alıp sosyal medyaya atsam kardeşinin hali nolur bir düşünsene baban annen ne tepki verir sence"
Ayhan:
"Sakın! Sakın yıldız, bak annemgil bunları öğrenirse Cemre biter"
Ben:
"Bende bittim ama Ayhan, senin kardeşinin beni sürekli ailemden vurması, yaşadığım şeylerle dalga geçmesi Ben hepsine sustum ama yeter Cemre bu sefer sınırı aştı"
Ayhan:
"Bak ben ona yapcağımı biliyorum tamam mı, gerekirse sınıftan bile çıkmaz görmez seni"
Ben:
"Sınıftan çıkmamısına gerek yok, okul çıkışı babamın yanına gidicem ve o kardeşini okuldan atırıcam senlik sorun yok ama kardeşin bu okula adımını dahi atamiycak"
Ayhan:
"Bak ne yapsan ne desen haklısın tamam okuldan attır ama bunlardan annemlere bahsetme nolur"
Ben:
"Tek bir hatasında,hatanızda bunları direk babana yollarım annene değil bak babana direk anneler vicdanlıdır saklarlar ama baban napar bir düşünsene"
Ayhan:
"Adını bile ağzına almiycak söz veriyorum"
Ben:
"Tamam şimdilik bunlar bende, silmiyorum hepsi kalıcak tek bir hatasında babana gider direk bunlar"
Diyip kalkıyordum ama kalktığım gibi aklıma gelen şeyle dönüp konuştum.
Ben:
"Haa bu arada, telefonuma erişim sağlamaya çalışıp onları silmeye kalkma çünkü bulur şikayet ederim ki evde bir polis var ve bunların kopyası da var yani silmeye falan çalışma olur mu"
Diyip onu arkamda bırakarak kantinden çıkıp sınıfa gittim, girdiğimde yüzümdeki vatan gülüşünü farketmiş olacaklar ki sırama oturduğum gibi sordular.
Yaman:
"Hayırdır yüzündeki bu vatan gülüşü nedir"
Ben:
"Cemre an itibariyle bitti"
Yaman:
"Nasıl?"
Ece:
"O ne demek?"
Miray:
"Naptın kızım"
Nilda:
"Ben bu gülüşü biliyorum kesin birşey yaptı"
Atlas:
"Kızım çatlatmada söyle artık"
Ayaz:
"Dilini mi yuttun kızım konuşsana"
Atakan:
"Lan bir sussun da anlatsın kız"
Ben:
"Sonunda mantıklı konuşan biri, bir susunda anlatim"
Onur:
"Tamam sustuk anlat hadi"
Ben:
"Bakın şimdi"
Diyip yaptığım şeyi baştan sona anlattım.
Yaman:
"Ohh be rahatladım"
Ece:
"Sen mi ben mi"
Nilda:
"Ayy cemrenin okuldan atılacağı zaman ki yüz ifadesini çok merak ediyorum"
Miray:
"Bende bende"
Melike:
"Yıldız korkmaz divadır mesela"
Atlas:
"Aslan bacım yine esmiş geçmiş"
Ayaz:
"Yürü be kızım kim tutar seni"
Atakan:
"Bizim kızı bu saatten sonra kimse tutamaz"
Onur:
"Yıldız korkmaz herkesi bir kez daha kendine hayran etti"
Ben:
"Tamam ya Abartmayın alt tarafı yediği haltları abisine söyledim, biraz daha uğraşmaya devam ederse herkes öğrenir"
Yaman:
"Kimin kardeşi bee gel kız öpücem seni"
Diyip yanaklarımdan tutarak öptü.
Ben:
"Senin kardeşinim tamam"
Yaman:
"Heralde benim kardeşimsin başkasının olamazsın"
Ben:
"Olmak isteyen yok zaten"
Yaman:
"He yok birde isteseydin"
Dedikten sonra hepimiz birden gülmüştük daha sonra hocanın gelmesiyle hepimiz susup ayağa kalkmıştık ve hocanın 'oturun' demesiyle oturmuştuk.
Bu hoca biraz sertmiydi bana mı öyle geldi?
Yok hoca sert.
Eehh gazamız mübarek olsun neyse bana bulaşmadığı sürece sorun yok.
Dememle hoca bana dönüp beni tahtaya kaldırdı, Bizim matematik hocamız hastalandığı için yerine bu hoca gelmişti.
Bana bulaşmadığı sürece mi demiştim ben? Unuttun onu çünkü çoktan bulaşmıştı.
Hoca:
"Kızım sen gel tahtaya çöz bu soruyu"
Soruyla gram alakam yok desem? Rezil olucam kesin.
Rezil olduk baba.
Sus sus.
Hocanın tekrar konuşmasıyla ona döndüm.
Hoca:
"Hadi kızım gel tahtaya"
Ben:
"Hocam ben gelmesem yerime Yaman gelse hiç halim yokta"
Yalancı.
Hoca:
"Niye kızım neyin var"
Ben:
"Bilmiyorum hocam çok halsizim"
Kafasını hafif hafif sallayarak onaylamıştı, Bende role devam edip öksürdüm.
Hoca:
"Tamam kızım otur sen ama yarın yine sorucam toparlanmaya çalış tamam mı"
Ben:
"Tamam hocam"
Diyip Ben oturduktan sonra yamanı tahtaya çağırmıştı o benim aksime soruyu hiç düşünmeden cevaplamıştı.
Anlaşılan yamandan matematik dersi alıcaz, bir anda onurun konuşmasıyla direk ona döndüm.
Onur:
"Sen varya sen az değilsin"
Ben:
"Yok cnm azım Ben"
İkimizde gülüp önümüze dönmüştük.
Bir kaç dakika sonra çıkış zili çalınca hepimiz toplanıp sınıftan çıktık, bahçeye indiğimizde yollarımız ayrılacaktı çünkü ben babamın şirketine gidicektim.
Ben:
"Ben burdan taksiye binip babamın yanına gidicem siz gidin"
Yaman:
"Ee gel abim bıraksın seni"
Ben:
"Yok gerek yok ben taksiye biner giderim"
Yaman:
"Tamam dikkat et ama, ulaşırsan mesaj at bana"
Ben:
"Tamam merak etme beni"
Diyip taksi durağına doğru yürümüştüm, taksi durağına geldiğimde düğmeye bastığım ve taksinin gelmesini bekledim.
20 dakika sonra falan taksi geldiğinde binip gideceğim yeri söyledikten sonra Taksici arabayı babamın şirketinin önüne sürmüştü.
1 saat sonra falan geldiğimizde aklıma gelen şeyle kendime vurdum.
Ben:
"Ee salak yıldız sen para almadan niye çıkıyorsun ki evden"
Kendi kendime konuşurken napıcam diye düşünürken Taksici amcaya döndüm.
Ben:
"Amca sen 2 dk beklesen Ben babamdan para alıp gelsem olur mu"
Taksici:
"Tamam kızım bekliyorum ben burda"
Bende kafamı onaylayarak salladığımda şirkete girecektim ki güvenlik tuttu beni.
Güvenlik:
"Maalesef içeri alamıyoruz"
Ben:
"Ömer korkmazın kızıyım ben"
Güvenlik:
"Kimlik alayım"
Ben:
"Kimliğim evde kaldı"
Güvenlik:
"O zamn kusura bakmayın alamıyoruz Maalesef"
Ben:
"Kardeşim Ömer korkmazın kızıyım diyorum ararsanız o söyler zaten"
Güvenlik:
"Ömer beyin kızı yok oğulları var tek siz benle kafa mı buluyorsunuz"
Ben:
"Yok ben senle kafa bulmuyorum da sen benle kafa buluyorsun bekle sen"
Diyip cebimden telefonumu çıkarıp babamı arayıp hoparlöre aldım, 2 çalışta açmıştı.
Babam:
"Buyur güzel kızım"
Ben:
"Baba ben şirkete geldim ama içeri almıyorlar beni senin kızınım diyorum yok kimlik göster yok Ömer beyin kızı yok falan diyorlar hayır aksi gibi yanıma para da almamışım taksiciye vercem veremiyorum"
Babamın sesi baya sert çıkmıştı.
Babam:
"Ne demek almıyorlar! Bekle beni geliyorum"
Ben:
"Tamam"
Diyip telefonu kapatıp cebime koydum ve kollarımı önümde birleştirip babamı beklemeye başladım.
Bir süre sonra babam geldiğinde hemen bana sarılmıştı.
Babam:
"Hoşgeldin kızım niye geldin birşey mi oldu"
Ben:
"Odana çıkıp konuşsak"
Babam:
"Tamam bekle beni"
Diyerek taksicinin parasını ödeyip güvenliğe döndü.
Babam:
"Bune saçmalık Bülent kızımı içeri almamak ne demek"
Adının Bülent olduğunu öğrendiğim adam başını yere eğip ellerini önünde birleştirip konuştu.
Bülent:
"Efendim ben yalan söylüyor sandım kızınız olduğunu bilmiyordum"
Babam:
"Peki beni niye aramadın?"
Bülent:
"Dediğim gibi efendim yalan söylüyor sandım özür dilerim"
Daha fazla uzamaması için hemen araya girdim.
Ben:
"Baba tamam önemli değil hadi odana çıkalım"
Babam:
"Tamam prensesim gel hadi"
Diyip kolunu omzuma attı ve ikimizde yürümeye başladık ama öncesinde güvenliğe dönüp konuştu.
Babam:
"Bir daha böyle bir şey yaparsan affetmem Bülent"
Bülent:
"Özür dilerim efendim"
Dedikten sonra babamda samimi bir şekilde omzuna iki defa vurduktan sonra artık içeri girmiştik.
İçeri girdiğimizde asansöre gidene kadar şirketi incelemeye başlamıştım ve baya büyük bir şirketti.
Babamın önünden geçen herkes babama Başıyla selam veriyordu.
Büyük ve güzeldi.
Asansöre geldiğimizde düğmeye basıp beklemeye başladık.
O sıradada Babam bana döndü ve gülümseyerek konuştu.
Babam:
"Eee nasıl beğendin mi şirketinizi"
Ben:
"Evet gerçekten çok güzel"
Yeni fark etmiş gibi tekrar dönüp konuştum.
Ben:
"Bir dakika şirketinizi derken?"
Babam:
"Abinle senin, eğer olurda bir gün bana birşey olursa bu şirket sizin olucak"
Bu canımı sıkmıştı, ben şirketi istemiyorum yeter ki babama birşey olmasın.
Ben:
"Ben şirketi istemiyorum parada istemiyorum sadece sana birşey olsun istemiyorum"
Hemen başımdan tuttup göğsüne yaslayıp saçımı okşadı.
Babam:
"Korkma güzelim, ama hayat bu söz veremiyorum ama hayatım boyunca yanında olacağıma söz veriyorum"
Ben:
"Tamam kötüyü çağırmayalım kapatalım konuyu olur mu"
Babam:
"Olur güzelim kapatalım"
Biz konuşurken asansörde çoktan gelmişti asansörün kapısı açıldığında birazda asansöre göz gezdirdim ama bu asansör dardı.
Klostrofobim olduğunu söylemişmiydim? Ben asansöre bakıp düşünürken bir an babamın sesiyle ona döndüm.
Babam:
"Noldu kızım"
Ben:
"He şey dar gibi geldide benimde klostrofobim var"
Babam:
"Korkarsan eğ-"
Lafını yarıda kesip konuştum.
Ben:
"Korkmam sen varsın çünkü hem artık yavaş yavaş korkularımızı yenmeye başlayalım demi"
İçeri girdiğimde başımdan tuttup göğsüne yaslayıp sarıldı bende Kollarımı arkasında birleştirip sarıldım.
Bir süre sonra asansör açıldığında geldiğimizi anlayıp kolunu omzuma attı ve odasına doğru yürümeye başladık.
Babamın katına geldiğimizde babamın odasının önüne gelene kadsr yine herkes Başıyla selam vermişti odanın önüne geldiğimizde bir tane kadın oturduğu yerden kalkıp babama gülümseyerek konuştu.
Kadın:
"Hoşgeldiniz efendim, hnmefendi misafiriniz mi?"
Babam:
"Hayır, kızım yıldız korkmaz eğer şirkete falan gelirse kimlik ve kart istemeden içeri alabilirsiniz"
Kadın:
"Tamamdır efendim"
Tam önümüzü dönmüş gidiyorduk ki babamın aklına gelen şeyle tekrardan kadına dönüp konuştu.
Babam:
"Hee ceren bu arada bugün olan toplantıları yarına ertele erken çıkıcam"
Adının ceren olduğunu öğrendiğim kadın gülümseyerek konuştu.
Ceren:
"Tamamdır efendim, zaten bugün 2 tane toplantınız vardı yarında anlaşma yaptığınız şirketle toplantı olucaktı"
Babam:
"Tamam sen onları yarına ertele yarın hallederiz"
Ceren:
"Tamamdır efendim"
Dediğinde babamda gülümseyip artık odaya girmiştik, girdiğimizde Ben babamın masasının önündeki sandalyeye oturduğuma babamda karşıma oturmuştu.
Babam:
"Noldu güzel kızım sen niye gelmiştin, birşey mi oldu biri birşey mi yaptı"
Ben:
"Senden okuldan birini atmanı istiyorum baba"
Babam:
"Kimi ve neden noldu kızım"
Ben:
"Şimdi babacım şöyle"
Diyip konuya girmiştim ve baştan sona cemrenin bana yaptığı bütün şeyi anlattım.
Babam:
"Yıldız bunu bana ne zamn söylemeyi bekliyordun prensesim"
Ben:
"Baba ben ortalığı karıştırmak istemedim bir kaç kere döver sustururum sandım ama olmadı susmadı bende son çare senin yanına geldim"
Hemen oturduğu yerden kalkıp yanıma geldi ve ellimi tuttu.
Babam:
"İyisin demi güzelim birşeyin yok"
Ben:
"Birşeyim yok baba sakin ol, sen o kızı okuldan at yeter"
Babam:
"O iş bende güzelim merak etme yarın o kız o okulda olmiycak"
Hemen Kollarımı kaldırıp ona sarıldım.
Ben:
"Teşekkür ederim babacım"
Oda bana sarılıp saçımı okşayıp öpüyordu.
Babam:
"Ne demek kızım her zamn senin saçının teline zarar gelse dünyayı yakarım"
Birşey demeyip dahada sıkı sarıldım bir kaç dakika sonra ayrıldığımızda başımın üstünden öptü ve yüzüme baktı.
Babam:
"Hadi eve gidelim"
Ben:
"İşin varsa ben taksiye biner giderim babam"
Babam:
"Burdan sonra seni taksiyle yollarmıyım hiç güzelim"
Ben:
"Ama benim yüzümden işinden olucaksın"
Babam:
"Olursam olayım güzelim senden önemlimi"
Ben:
"Ama ba-"
Lafımı yarıda kesti ve konuştu.
Babam:
"Aması yok itiraz istemiyorum küçük hnm hadi gidiyoruz"
Daha fazla ısrar etmeyip kalktım ve babamda eşyalarını topladıktan sonra odadan çıktık.
Çıkar çıkmaz ceren denen kız ayağa kalkıp babama gülümseyerek başını aşağı yukarı sallamıştı.
Asansörün önüne geldiğimizde düğmeye bastıktan sonra açılınca girdik, korkmadım çünkü babam yanımdaydı.
Bir kaç dakika sonra asansör durduğunda kapı açılmasıyla hemen çıktım benden sonra babamda çıkınca kolunu omzuma attı ve çıkışa doğru yürüdük.
Çıkışa geldiğimizde Babam valiye baş haraketi yapmasıyla vali otoparka doğru gitmişti.
Bir kaç dakika sonra araba geldiğinde vali babama bakıp gülümseyip başını salladıktan sonra babamda ona sallamıştı ve ben öne babamda sürücü koltuğuna oturduğunda arabayı çalıştırmıştı.
Eve gidene kadar ikimizde konuşmamıştık eve geldiğimizde Babam arabayı otoparka koyduğunda arabadan inip eve doğru yürüdük.
Kapıyı çaldığımda seher abla açmıştı bizde içeri girip salona geçtik, annem bizi fark edip hemen bize dönüp konuştu.
Annem:
"Yıldız noldu kızım sen neden babanın şirketine gittin"
Ben:
"Birşey yok annem bir konu vardı onu söyledim"
Annem:
"Ne konusu yıldız kötü birşey yok demi"
Eğer anneme anlatırsam kötü olma ihtimali çok yüksek ama anlatmasam da bu sefer birinden duyacak ve canı sıkılıcak.
En iyisi detay vermeden söylemek.
Ben:
"Yok birşey annecim okuldan bir kız atıldı da onu konuştum"
Annem:
"Biri seni üzüp sana bulaşmıyor demi annem"
Ben:
"Yok annem merak etme, neyse ben odama çıkıyorum üstümü değiştirip inerim aşağı yamanlar nerde?"
Annem:
"O demirle duruyu parka götürdü"
Ben:
"Tamam bende üstümü değiştirip onların yanına giderim"
Annem:
"Tamam kızım"
Annemi yanağından öpüp salondan çıkıp odama gittim, odama çıktım ve direk giyinme odasına gidip üstümü giydim.
Bulduğum bir tane şort takımı üstüme geçirip ellimide yüzümü yıkayıp odadan çıkıp aşağı indim.
Ben:
"Evet korkmaz üyeleri Ben kaçar öptüm sizi"
Diyip kapıyı açtım ve çıktım.
Çıktığım gibi onuru aradım ve tabi hemen açmıştı.
Ben:
"Naberr"
Onur:
"İyidir cnm senden naber"
Ben:
"İyi bende, Cemre yarından sonra okulda olmiycak"
Onur:
"Ömer amca sayesinde demi? Konuştunuz mu"
Ben:
"Hıhım Ömer amcan sayesinde ve evet konuştuk yarından sonra okulda olmiycak dedi"
Onur:
"Aslan amcam bee, ee sen Napıyorsun"
Ben:
"Hiç Yaman gil parka gitmiş bende onların yanına doğru yürüyorum"
Onur:
"Hee iyii, senin doğum günün ne zamn"
Ben:
"Benim doğum günüm şey yanlış bilmiyorsam Demir gilden 2 gün önce yani Demir gilin ki pazartesi bizimki cuma ama demir gilin doğum gününü biz pazar günü kutliycaz"
Onur:
"Sizinki ne zamn kutlanacak peki"
Ben:
"Bilmiyorum, neyse ee siz parka gelicekmisiniz"
Onur:
"Bilmiyorum diğerleri gelir mi"
Ben:
"Tamam o zamn gelirseniz haber verirsiniz görüşürüz"
Diyip telefonu kapatım ve düşünmeye başladım, cuma günü doğum günümdü ve bu aileyle beraber geçireceğim ilk doğum günümdü.
Cuma günü gerçek ailemden koparılmıştım ve 17 yıl boyunca ailemden habersiz yaşamıştım.
Tuhaf bir durumdu hemde çok, acı ve tuhaf.
Daha fazla düşünmeyip yamanların yanına yürüdüm, hem düşünüp hem yürüyordum.
Bir süre sonra Yaman görüş açıma girmişti ve bende yanına gidip oturdum.
Ben:
"Naber yakışıklı"
Yaman:
"İyi güzellik senden"
Ben:
"Bende iyi"
Yaman:
"Cuma günü doğum günümüz ne hissediyorsun?"
Ben:
"Bilmiyorum ne hissettiğimi yani cuma günü sizden koparıldığım gün olucak ve bunu kutlamak Off öyle işte boşver kutlamayız bence"
Yaman:
"Yani belki kutlarlar belki kutlamazlar bilmiyorum"
Ben:
"Boşver hiç açma konuyu hem onca yaşananlardan sonra unutmuşlardır"
Yaman:
"Belkide, neyse eee naptın Cemre konusunu"
Ben:
"Konuştum babamla yarından sonra Cemre okulda olmiycak"
Yaman:
"Ohh bee rahatladım"
Ben:
"Bende bende"
Biz konuştuğumuz sırada demirde koşarak yanıma gelip kucağıma atlamıştı.
Demir:
"Haalaaa"
Ben:
"Halacım, nasılsın birtanem"
Demir:
"İyiyim sen geldin daha iyi oldum"
Yaman da demirin kafasına hafif vurup homurdandı.
Yaman:
"Ulan eşek sıpası seni hemen de sat zaten"
Demir:
"Yaa amcaa Ben seni satmadım"
Yaman:
"Halanı görür görmez direk ona koştun"
Demir:
"Ama sanada sarılmıştım unuttun mu"
Ben:
"Kıskanma Yamancım Demir en çok halasına düşkün"
Yaman:
"O belli cnm ona ne şüphe, neyse Demir sana düşkünse duruda bana düşkün demi kız"
Duru:
"Evet en çok Yaman amcamı seviyorum"
Ben:
"Haa diğerlerini sevmiyon yani"
Duru:
"Yoo seviyorum ama Yaman amcamı daha çok, sen yokken Yaman amcam yurt dışına geliyordu biliyor musun"
Ben:
"Yaa geliyormuydu"
Duru:
"Hıhı ama çok değil sadece 1 kere gelmişti oda biz küçükken gelmiş, babam anlatmıştı biz bebekken gelmiş beni görmeye beni sana benzetmiş"
Bakışlarım bir an yamanı buldu ben ona bakıyordum o ise biryere dalmış gitmişti.
(Yamanın Gözünden)
4 sene önce:
Annemin abimle konuştuğunu anlayınca bende yanlarına gitmiştim gittiğimde annem telefonu bana verip abimle konuşmak isteyip istemediğimi sordu bende alıp konuştum.
Telefonu kulağıma koyduğumda abimin sesini özlediğimi fark etmiştim uzun zaman olmuştu duymayalı düşüncelerimden kurtulup abimin sesiyle ona döndüm.
Barlar abim:
"Yaman"
Ben:
"Abi"
Barlas abim:
"Abisinin aslanı, nasılsın paşam"
Ben:
"İyiyim abi sen"
Barlas abim:
"Sesini duydum daha iyi oldum abim"
Ben:
"Bende seni görsem daha iyi olucam ama hiç gelmiyorsun"
Barlas abim:
"Biliyorsun durumları aslanım"
Ben:
"Biliyorum ama hiç mi gelmiyceksin o öldü diye bizi hiç görmiycek misin"
Barlas abim:
"Olur mu hiç öyle şey aslanım tabiki gelicem ama biraz daha zaman versen bana"
Ben:
"Tamam"
Diyip üzülmüştüm ama dediği şeyle tekrardan mutlu olmuştum.
Barlas abim:
"Biliyor musun amca oldun"
Ben:
"Hadi bee gerçekten mi doğdular mı?"
Barlas abim:
"Evet doğdular, bak ne diycem ben gelemiyorum ama sen gelebilirsin istersen"
Ben:
"Nasıl"
Barlas abim:
"Aras Abinle gelebilirsin"
Ben:
"Gerçekten mii"
Barlas abim:
"Evet ben şimdi aras abini arayıp söylicem size bilet alıcam ve buraya geliceksiniz"
Ben:
"Olurr"
Hemen anneme dönüp konuştum.
Ben:
"Anne ben abimin yanına gidicem"
Annem:
"O ne demek oğlum ver bakim sen abini bana"
Telefonu kulağımdan çekip anneme verdim.
Annem:
"Barlas oğlum ne diyor yaman"
Abimin sesi kısıkta olsa geliyordu.
Barlas abim:
"Anne yıldızdan sonra düzelemedi zaten çocuk hep sessiz hep durgun sen söylüyorsun bırak gelsin hem kafası dağılır biraz"
Annem:
"Oğlum güzel diyorsun hoş diyorsunda benim aklım kalır"
Barlas abim:
"Kalmasın annem benim yanımda olcak hem Duru'yu falan görürse kafası dağılır"
Annem:
"Bilemedim ki"
Barlas abim:
"Hadi annem hadi ben alıyorum bilet hem arasta olcak"
Annem:
"Tamam tamam gelsinler"
Barlas abim:
"Tamam ben alıyorum biletleri"
Annem:
"Tamam"
Dedikten sonra annem telefonu kapatmıştı bende kapatır kapatmaz anneme dönmüştüm.
Ben:
"Gidiyormuyuz"
Annem:
"Evet annecim gidiyorsunuz"
Anneme sarılıp gülümsemiştim.
Ben:
"Teşekkür ederim anne"
Oda bana sarılıp saçımı okşamıştı.
Annem:
"Ne demek Annem sen yeter ki mutlu ol"
Ona biraz daha sıkıca sarıldıktan sonra ondan ayrılıp aras abimin odasına gittim ve kapıyı çaldığımda ses gelmemişti bende odaya girip göz gezdirdikten sonra giyinme odasından altında eşofmanla çıkmıştı.
Galiba duştan çıkmıştı, beni fark ettiğinde bana doğru geldi ve konuştu.
Aras abim:
"Paşam noldu"
Dedikten sonra ellimi tuttu ve benimle beraber yatağa oturdu.
Ben:
"Abi yurt dışına, Barlas abimin yanına gidelim mi?"
Aras abim:
"O nerden çıktı şimdi aslanım"
Ben:
"Hem abimi özledim hemde yeğenlerimiz doğmuş onları görmeye gidelim annemle abim konuştu annem izin verdi abimde biletleri alıcak nolur abi gidelim"
Aras abim:
"Tamam aslanım gideriz sen iste yeterki heryere gideriz"
Ben:
"Aslan abim bee"
Başımı okşayıp beni kendine çekti ve sarıldı, Bende ona sarılmıştım.
Beni kendinden çekip yüzüme baktı ve konuştu.
Aras abim:
"Hadi git valizini hazırla bende Barlas Abinle konişim biletleri ne zamn ve saat kaçta alacakmış sorim"
Ben:
"Tamam"
Dedikten sonra odadan çıktım ve kendi odama gidip valizimi çıkarıp bir kaç parça eşya koydum.
Valizimi hazırladıktan sonra odanın bir köşesine koydum pasaportumuda üstüne koymuştum unutmamak için onlarıda halledikten sonra sırtım yatak başlığına değecek şekilde uzandım.
Ellime baş ucumda duran yıldızla benim doğduktan sonra çekilmiş fotoğrafımızı alıp baktım ve kendi kendime konuştum.
Ben:
"2 gün önce bizim doğduğumuz gündü yani benim doğduğum gün ama senin öldüğün gün"
Biraz daha bakıp kendi kendime konuştum yine.
Ben:
"Niye bıraktın ki beni, eğer yaşasaydın beraber giderdik yeğenlerimizi görmeye"
Derin bir iç çekip fotoğrafa sarıldım ve uyumaya çalıştım çok geçmeden zaten dalmıştım.
Saçımı okşayan ellerle gözümü açtığımda aras abim başımda saçımı okşuyordu, uyandığımı görünce bana baktı ve gülümseyerek konuştu.
Aras abim:
"Günaydın paşam"
Ben:
"Günaydın abi ama akşam olmuş"
Aras abim:
"Evet akşam olmuş"
Fotoğrafı kucağımdan aldı ve uzun uzun bakıp yerine koydu.
Aras abim:
"Yine kardeşinle uyumuşsun"
Ben:
"Evet, eğer yaşasaydı oda gelirdi bizimle yeğenlerimizi görmeye"
Aras abim:
"Onun ruhu senin hep yanında abicim o senin kalbinde yaşıyor"
Ben:
"Biliyorum o yüzden üzülmemeye çalışıyorum ama olmuyor, beraber olan İkizler beraber büyüyen kardeşleri görünce içim burkuluyor"
Aras abim:
"Haklısın, benimde içimde birşey burkuluyor ama yapıcak birşeyimiz yok mutlu olmaya çalışıcaz çünkü eminim yaşasaydı üzüldük diye kızardı"
Ben:
"Biliyorum o yüzden kendime söz verdim üzülmiycem diye yani bazen sözümü tutamıyorum ama bazende tutmaya çalışıyorum üzülmemeye çalışıyorum ne kadar başarılı olabildiysem artık"
Aras abim:
"Sen çok başarılı oluyorsun kardeşine verdiğin sözüde çok güzel tutuyorsun şimdi kalk bakalım Barlas abin biletleri almış saat 11'de uçağımız var"
Ben:
"Bu kadar çabuk mu ve saat kaç"
Aras abim:
"Evet bu kadsr çabuk ve saat 9"
Ben:
"O kadar uyumuşmuyum ya"
Uzandığım yerden doğrulup saçımı düzeltip abimle aynı hizaya geldim"
Aras abim:
"Hadi kalk üstünü giy çıkalım geç kalmayalım"
Ben:
"Tamam"
Dedikten sonra yataktan kalkıp giyinme odasına gidip üstümü giydim ve çıktım.
Ben:
"Evet hazırım hadi gidelim"
Aras abim:
"Hadi aşağı inelim annemlerle vedalaşıp çıkalım"
Ben:
"Tamam"
Dedikten sonra ikimizde odadan çıkıp aşağı inmiştik, indiğimizde herkes salondaydı ve muhtemelen bizi bekliyolarlardı.
Önce annemden başlayıp bütün hepsine sarılmıştım.
Annem:
"Güzel oğlum benim çok kalmayın olur mu"
Sarıldıktan sonra yüzümü yüzüne hizalayıp konuştum.
Ben:
"Merak etme annem en fazla 2-3 gün"
Annemden sonra sıra babama gelmişti Onlada sarılıp vedalaşmıştık.
Babam:
"Dikkat edin emi oğlum"
Onlada sarıldıktan sonra yüzümü yüzüne hizalayıp konuştum.
Ben:
"Merak etme Babam Dikkat ederiz"
Babamla sarıldıktan sonra sıra atlas abime gelmişti, başımdan tuttup beni göğsüne yaslamıştı.
Atlas abim:
"Aslanım benim dikkat et tamam mı sen bize lazımsın"
Yaman:
"Tamam abi"
Onlada sarıldıktan sonra sıra alp abime gelmişti oda ensemden tuttup başımı göğsüne yaslayarak başımdan öpmüştü, sonrasından başımı kaldırıp iki avcunu yüzüme dayayıp konuştu.
Alp abim:
"Senden nasıl ayrı kalıcam lan ben"
Ben:
"Abartma abi yaa alt tarafı 2-3 gün"
Alp abim:
"Değil 2-3 gün 1 saniye bile ayrı kalmak istemiyorum senden"
Ama ben 13 yıldır kardeşimden ayrıydım. Bir anda yüzüm düşmüştü ama belli ettirmemek için sahte gülümseme sergileyip alperen abime geçtim.
Alperen abim:
"Çok kalıp kendini özletme olur mu koçum"
Ben:
"Tamam abi"
Dedikten sonra aras abim yanıma gelip kolunu omzuma attı ve bana bakıp gülümseyerek konuştu.
Aras abim:
"Gidelim hadi"
Bende kafamı salladıktan sonra babam abim ve ben çıkmıştık bizi Babam bırakıcaktı, abim öne bindiğinde bende arkaya bindim.
Bindiğimizde arabada haraket etmeye başlamıştı, artık yola çıktığımızda kafamı cama yaslayıp yolu izlemeye başladım.
1 saat sonra hava limanına geldiğimizde işlemleri halledip pasaportları verdiğimizde beklemeye başladık, babamda bizimle beraber beklemişti.
Zaman geldiğinde babamla da son kez vedalaşıp uçağa binmiştik.
Abim bana döndü ve konuştu.
Aras abim:
"Heycanlımısın"
Ben:
"Yani biraz abimi ve yeğenlerimi görücem diye heycanlıyım"
Aras abim:
"Az sabır et 10 saate ordayız"
Ben:
"10 saat mı?"
Aras abim:
"Evet noldu bir sorun mu var"
Ben:
"Yol yakınken dönsek mi 10 saat bu yol çekilmez"
Aras abim:
"Dönemeyiz maalesef çünkü uçak kalkıyor"
Ben:
"Offf"
Aras abim:
"Merak etme uyursan çabuk geçer"
Ben:
"Umarım"
Dedikten sonra iç çektim ve başımı koltuğun başlığına dayayıp dışarıyı izlemeye başladım, bir süre sonrada uçak yavaş yavaş kalkmaya başlamıştı.
Tamamen kalktığında artık yola çıkmıştık, aklıma gelen ani şeyle abime döndüm ve konuştum.
Ben:
"Keşke Yıldızı ziyaret edip gitseydik"
Bir anlığına yüzü düşmüştü ama sonrasında toplanıp saçımı okşayıp gülümseyerek konuştu.
Aras abim:
"Döndüğümüzde ziyaret ederiz aslanım olmaz mı"
Ben:
"Olur olur ama bana küsmez demi onu ziyaret etmeden gittim diye"
Aras abim:
"Küsmez aslanım tabiki insan kardeşine küser mi hiç"
Ben:
"İnşallah küsmemiştir"
Aras abim:
"Merak etme küsmez"
Kafamı hafif sallayıp tekrardan dışarıyı izlemeye başladım.
10 saat sonra:
Uçak yavaş yavaş inmeye hazırlanırken bizde yavaştan toplanmıştık, uçak yere indiğinde bizde uçaktan inmiştik.
İndiğimde abime dönüp homurdanarak konuştum.
Ben:
"Bir daha Amerikaya gelirsem buda 2 olsun içim dışıma çıktı"
Aras abim:
"Hahahahaha hadi hadi Barlas abin bekliyor"
Ben:
"Vallah abimi özlemesem gelmezdim ama özlediğim için geldim"
Biranda arkamdan tanıdık ses duyunca arkamı döndüğümde o tanıdık yüzü görmemle yüzümde sırıtmayla ona döndüm.
Barlas abim:
"O kadar mı özledin lan beni"
Sesini duymamla koşup sarılmıştım, çok geçmeden oda bana sarılmıştı.
Ben:
"10 saatlik yolu çekecek kadar çok özledim evet"
Benden ayrılıp iki elinin avcunu yüzüme dayayıp gülerek konuştu.
Barlas abim:
"Kerata seni"
Ensemden tuttup omzuna yasladı ve başımdan öpüp kolunu belime sararak konuştu.
Barlas abim:
"Ohh aslanım benim ne kadar özlemişim"
Bende Kollarımı beline doladım ve sarıldım.
Ben:
"Bende abim Bende çok özlemişim"
Biraz daha sarıldıktan sonra benden ayrılıp aras abime sarılmıştı.
Barlas abim:
"Hoşgeldin koçum"
Aras abim:
"Hoşbulduk abim"
Bende yanlarına gidip aralarına girmiştim.
Ben:
"Hadi evde hasret giderirsiniz Ben yeğenlerimi görmek istiyorum"
Aras abim:
"Bak sen, burda 2 saatir hasret gideren kimdi"
Ben:
"Yaa o ayrı bu ayrı"
Barlas abim:
"Tamam tamam hadi eve gidelim 1 hafta buradasınız nasıl olsa"
Ben:
"Bakarız hadi gidelim"
Dedikten sonra hepimiz toplanıp havalimanından çıkmıştık, çıkıp arabaya geldiğimizde arabaya bindik.
Barlas abim sürücü koltuğuna oturdu aras abim Barlas abimin yanına oturdu bende arkaya oturmuştum, arabaya yerleştiğimizde yola çıkmıştık kafamı cama yasladım ve akıp giden yolu izlemeye başladım.
Bir süre sonra bir evin önünde durduğumuzda geldiğimizi anlayıp arabadan inip evi incelemeye başlamıştım.
Büyük ve güzeldi, arabadan inip abimleri bekledim abim amerika New york'da kalıyordu.
Abimlerde valizi alıp geldiğinde evin önüne gitmiştik, gittiğimizde zile bastıktan sonra bir tane abla kapıyı açmıştı ve gülümseyerek konuştu.
Kadın:
"Welcome, sir madam"
(Hoşgeldiniz, efendim)
Barlas abimde gülümseyerek konuşmuştu.
Barlas abim:
"Thank You"
(İngilizcem olmadığı için çeviriden baktım yanlış olabilir o yüzden özür dilerim)
Dedikten sonra valizlerle beraber içeri girmiştik girdiğimizde ise direk Defne yengemin odasına çıkmıştık.
Odaya girdiğimizde Defne yengemin yatağının yanında 2 tane beşik vardı, oraya doğru yürüdüğümde görüş açıma direk kız çocuğu girmişti.
Hemen ona yaklaşıp biraz inceledim ve yengeme dönüp konuştum.
Ben:
"Alabilir miyim"
Oda kafasını olumlu anlamda sallayınca kucağıma yan şekilde yatıcak şekilde almıştım.
Bana bir süre baktıktan sonra yüzünü göğsüme gömdü ve ellini yumruk yapıp gözünün bir tanesini ovmuştu.
Ellinin bir tanesiyle kazağımın yakasını tutmuştu.
Ben:
"Yerim seni prensesim, çok tatlısın ama sen"
Sonra abime döndüm ve konuştum.
Ben:
"Adı ne?"
Barlas abim:
"Duru"
Ben:
"Duru amcacım, yerim seni birtanem"
Oda bana bakıp gülümsemişti ve iyice göğsüme sinmişti.
Bende boynuna eğilip öptüm ve kokusunu içime çektim.
Yıldıza çok benziyordu bana onu anı anımsatıyordu kokusunu bilmesemde gözleri ve burnu çok benziyordu.
Biraz daha yaklaşıp kokusunu iyice içime çekmiştim, ben duruyu severken abimde demiri seviyordu.
Duruya baktıkça bakasım geliyordu çünkü gerçekten çok güzel Bir bebekti.
Biraz daha duruyu sevdikten sonra demiri almıştım kucağıma oda bana bakıp gülümsüyordu.
Ben:
"Allahım yaa yiycem Ben bunları, çok tatlılar"
Barlas abim:
"Belki size çekmişlerdir"
Ben:
"demir kesin benim gibi yakışıklı olucak, duruda...annesi gibi güzel olucak halası olmadığı için ona çekemez demi"
Kimse cevap vermemişti muhtemelen her fırsatta Yıldızı ortaya atmamdan bıkmışlardır.
Barlas abim:
"Niye her fırsatta onu ortaya atıyorsun"
Barlas abim içimi okumuş gibi bu soruyu sormuştu.
Ben:
"Onu unutmamak için"
Barlas abim:
"Onu kimse unutmuyor Yaman onu her fırsatta hatırlatmaktan vazgeç"
Ben:
"Siz unutmuyorsunuz evet ama, ben sesini bile duymadığım kardeşimin sesini unutuyorum, yüzüne dokunamadığım kardeşimin yüzünü unutuyorum ben onu unutuyorum abi onu unutursam bana küser Ben küsmemesini istiyorum"
Yıldızın öldüğünü öğrendiğimden beri böyleydim Ben kimseyle konuşmazdım hep sessiz ve durgundum okuldan eve evden okula giderdim arkadaşlarım dışarı çağırdığında gitmezdim odamda oturur ders çalışır sonra ise uyurdum 9 senedir hayatım böyle ilerledi.
Sadece bugün değişti hayatım, amerikaya gelerek ama sonra kendime söz verdim üzülmiycem diye onun için mutlu kalmaya çalışacaktım. Arkadaş çevresi kurdum kendime belki içimdeki acı biraz da olsa diner diye arkadaş edindim.
Ama onu hiç unutmamıştım ve unutmiycaktımda o hep benimle hep yanımda biliyorum çünkü İkizler ayrılmaz ki mutlaka birinin ruhu onun yanında olur yıldızında ruhu hep benim yanımdaydı.
Düşüncelerimden kurtulup abime dönüp konuştum.
Ben:
"Neyse boşver sen onu çoktan unuttun demi onu ilk sen kucağına almana rağmen o ilk senin göğsünde huzur bulmasına rağmen unuttun onu demi?"
Bir sinirle başını kaldırdı ve bana bakıp konuştu.
Barlas abim:
"Demiri bırak ve aşağı bahçeye gel, hemen!"
Diyip sinirli bir şekilde kapıyı yavaşça çarpıp çıkmıştı, Bende demiri yengeme verip arkasından çıkıp dediği yere bahçeye indim.
İndiğimde sandalyenin birinde oturmuş öylece duvarı izliyordu, yanına gittiğimde beni fark etmiş olcakki sert sesiyle bana bakmadan konuşmuştu.
Barlas abim:
"Otur!"
Daha fazla sinirlendirmemek için dediğini yapıp çaprazındaki sandalyeye oturdum, oturur oturmaz ellindeki içki bardağını sehpaya koyup kollarını bacağının üstüne koyup ellerini önünde birleştirip konuştu.
Barlas abim:
"Derdin ne oğlum senin?"
Ben:
"Benim bir derdim yok"
Barlas abim:
"Bak oğlum anlıyorum için yanıyor acıyor ikizinin kaybını atlatamadın anlıyorum ama sen neden beni anlamıyorsun"
Ben:
"Seni anlayamıyorum abi anlamaya çalışıyorum ama olmuyor, ya çıkıp geldin buraya kaç senedir burdasın yüzünü dahi göremiyorum ben ikizimi kaybettim onun yokluğuna alışamamışken senin yokluğunla başa çıkmaya çalıştım bana destek olmak yerine kaçtın, sen aileni arkanda bırakıp korkup kaçtın"
Barlas abim:
"Korkmadım! Ben hiç bir zamn hiçbirşeyden korkmadım! Evet kaçtım ama sor niye kaçtım?"
Ben:
"Niye kaçtın abi? Beni annemi babamı abilerimi arkanda bırakıp neden kaçtın"
Barlas abim:
"Yapamadım Yaman! O evde duramadım oğlum ben o evde Yıldızın koşup oynama hayallerini kurarken o hayallerimle baş başa kalamadım. Ben onu ilk kucağıma aldığımda ilk benim göğsüme sindi bırakmadı! Bende bırakmadım onun bana bakışı gülümsemesi her aklıma geldiğinde delirdim lan! Yaktım yıktım geçtim ama olmadı o acı geçmedi ben-"
Lafını yarıda kesip konuştum.
Ben:
"Sende kaçtın! Acını dindirmek için kaçtın! Noldu abi dindi mi içindeki acı kaçıp geldin değdiğimi, değdiğimi beni bizi bırakıp geldiğine"
Barlas abim:
"Geçmedi yaman, o acı geçmedi oğlum o acı hayla benim buramda"
Göğsünün sağ tarafını gösterip kalbinin olduğu yere vurup konuştu.
Barlas abim:
"O acı benim hayla buramda, hiç geçmedi biliyor musun? Her Allahın günü bekledim geçmesini ama geçmedi, geçmedi ve gittikçe arttı"
Derin nefes alıp devam etti.
Barlas abim:
"Değdimi diye sordun ya? Değdi be oğlum, evet abi olamadım abiliği beceremedim,yapamadım belki ama bakarsın baba olabilirim,bakarsın babalığı beceririm belli mi olur"
Ben
"Sen çok güzel abi oldun hepimize o kadar güzel abi oldun ki iyiki sen bizim abimizsin dedik"
Barlas abim:
"Size abi olabildim de ona olamadım en çok bu canımı yakıyor"
Onun bu haline dayanamayıp oturduğum sandalyeden kalkıp yanına gidip oturdum ve sarıldım, oda çok geçmeden Kollarını belime dolamıştı. Başımı onun omzuna gömüp öylece durmuştum bir kaç dakika sonra abim başımı göğsüne yaslayıp saçımı okşadı.
Ben:
"Bende ona kardeş olamadım, insanın hep bir yeri eksik olur derler ya benim canım eksik abi benim parçam eksik"
Bir kere daha başımın üstünden öptü ve yüzüme baktı konuştu.
Barlas abim:
"O eksikleri sen kapatacaksın aslanım"
Ben:
"Nasıl"
Barlas abim:
"Duru sana yardımcı olcak amcası o eksikleri Duru kapatıcak"
Ben:
"Duru gerçekten yıldıza benziyor biliyor musun, gerçi sen daha iyi bilirsin onu ilk kucağına alan senmişsin"
Barlas abim:
"Evet bendim ve evet Duru halasına gerçekten çok benziyor"
Biz bahçede oturmuştuk öyle konuşmuştuk baya o yokken neler yaptığımı anlatıyordum oda beni dinliyordu ve arada bana katılan bir kaç imalar veriyordu.
Böyle böyle gecenin bir kısmını burda geçirip hasret gidermiştik tabi aras abimde dahil olunca bu sefer ikisini tek bıraktım.
Ben:
"Neyse siz abi kardeş hasret giderin bende gidip yatim malum yol yorucuydu baya"
Dedikten sonra bahçeden çıkıp abimin belki bir gün gelirim diye benim için hazırlattığı odaya gittim, valizlerim eşyalarım falan çoktan gelmişti ve yerleştirmişlerdi bile.
Baş ucumda duran yine o fotoğrafı alıp pikemin altına girdim ve biraz fotoğrafa baktıktan sonra ona sarılıp uyumaya çalıştım, bilincim yavaş yavaş kapanırken bir süre sonra tamamen gitmişti.
(Yıldızın gözünden)
Günümüz:
13 yıl önce durunun ve demirin doğduğu ilk günü anlatmıştı neler yaptığını,neler yaşadığını neler çektiğini hepsini anlatmıştı.
Onun acı çektiği dönemlerde bende iyi sayılmazdım çünkü onların yanında kalmak mutlu gününün olmaması demekti, sahi benim mutlu günüm varmıydı?
Yoktu.
Vur,vur düşene birde sen vur.
Nee yoktu işte, emiri saymazsak ama.
Haa evet o eşşek sıpasını saymazsak zaten ben birtek onun yanında mutluydum birtek o benim yüzümü güldürüyordu.
Düşüncelerimden kurtulup yamana dönüp konuştum.
Ben:
"Geçti o günler unut o acı günleri mutlu olma zamanı şimdi"
Yaman:
"Bazen hayla inanamıyorum yaşadığına ayrı odalarda kalınca bazenleri uyandığımda rüya sanıyordum ama sonra odaya gelip seni görünce rahat nefes alıyordum"
Ben:
"Tamam tamam bugün beraber yatıcaz"
Yaman:
"Vallaha mı"
Ben:
"Vallaha"
Dememe kalmadan kollarını boynuma dolayıp sarılmıştı.
Bence sarılmıyor boğuyor.
Sana katılacağım aklımın ucundan geçmezdi ama maalesef ki katılıyorum.
Hemen ellimle Yamanın omzuna dokunup dürttüm.
Ben:
"Yaman tamam anladım beni çok seviyorsun da bıraksan mı beni"
Ama Yaman beni takmıyordu bile.
Ben:
"Yamaann"
Yine takmadı, bu sefer Yamanın omzuna sert bir şekilde vurup konuştum.
Ben:
"Bıraksana çocuk beni"
Biraz daha bırakmasa boğulucağımı şuna biri söyleyebilir mi?
Ben:
"Öhöö Yaman bırak artık"
Dediğimde artık bırakmıştı, Yamanın beni bırakmasıyla bende derince öksürmeye başladım.
Ben:
"Salak o nasıl sarılmak boğdun resmen"
Yaman:
"O kadar sert mi sarıldım yaa"
Ben:
"Evet"
Diyip yüzüne ters ters bakıyordum, o hemen ensemden tuttup başımı öptükten sonra kolunu enseme atıp başımı yere eğerek sarıldı.
Yaman:
"Ay çen boğuldun mu çen"
Diyerek kafamı sallıyordu.
Törelerimize göre senin ölüm hakkın gelmiştir!
Sizin törede böyle birşey var mı?
Cık, ben uydurdum.
Yamanın beni serbest bırakması ile ona dönüp konuştum.
Ben:
"Yaman biraz aklın varsa kaçarsın yoksa seni yakaladığım yerde öldürcem"
Dememle yanımdan fişek hızıyla çıkıp kaçmıştı tabi bende peşinden gitmiştim.
Öyle bir koşuyorduk ki ben onun dibine kadar gelmiştim.
Biraz daha yaklaştıktan sonra hemen sırtına atlamıştım, oda refleksle beni düşmemem için tutmuştu ama ben onun sırtına atladığım gibi ellimle yüzünü sıvazlayıp arada birde saçını çekiyordum.
Yaman:
"Lan bırak! Şimdi düşücez"
Ben:
"Sen beni boğarken iyiydi"
Bir yandan laf yetiştirip bir yandan da saçını çekiyordum, tabiki acıtmadan.
Yaman:
"Yaa bırak vallah düşücez şimdi"
Ben:
"Banane sen be-"
Lafımı bile bitirmeden ikimizinde arkaya doğru düşüp yere serilmesi birolmuştu, yere düşmenin etkisiyle tabi şak diye birde betona düşmemiz ile benim ağzımdan ufak çaplı bir çığlık çıkmıştı bile!
Ben:
"AAHHHH!"
Yaman:
"Ananı satim"
Galiba belimi burktum.
Ben:
"Aaaaa! beliimm, belim anam belim gitti belim"
Ben yerde Yaman benim üstümde bir şekilde yerde patates çuvalı gibi duruyorduk.
Yaman olduğu yerde doğrulup hemen yanıma gelmişti.
Yaman:
"İyimisin, birşey oldu mu, neren ağrıyor"
Ben:
"Belim ağrıyor"
Yaman:
"Kalkabilicekmisin"
Galiba sesim o kadsr çok çıkmış olucakki demirler yanımıza gelmişti.
Demir:
"Hala noldu iyimisin"
Ben hayla yerde acı içinde kıvranıyordum ama bunu demirlere yansıtmamaya çalışıyordum.
Ben:
"İyiyim halacım birşey yok iş kazası"
Demir:
"Ne işi?"
Ben:
"Amcanı dövme işi"
Demir çömeldiği yerde kafasını kaldırıp yamana baktı.
Demir:
"Amca naptın halama"
Yaman:
"Ben birşey yapmadım Halan geldi belime atladı saçımı çekmeye başladı ondan sonrada yere yapıştı"
Ben:
"Boşunamı çektim o saçını"
Demir:
"Tamam kavga etmeyin, hala iyimisin iyi değilsen eve gidelim"
Ben:
"İyiyim halacım yok birşey sadece belim ağrıyor oda düştüğüm için geçer birazdan"
Diyip ellerimi yere dayayıp kalktım ve birbirine vurarak temizledim.
Hafif belim ağrısada çok takılmadım açıkçası çünkü alışıktım, çünkü küçükkende hep düşerdim.
Düşermiydin düşürülürmüydün?
İç sesime cevap vermeden çalan telefonumu cebimden çıkarıp arayana baktığımda Barlas abimdi.
Hemen açtığımda o erkeksi sesiyle konuşmuştu direk.
Barlas abim:
"Çabuk eve gelin aras abiniz sizi biriyle tanıştırıcakmış"
Ben:
"Kimle"
Barlas abim:
"Bilmiyorum eve gelin öğrenicez"
Ben:
"Tamam abi biz geliyoruz"
Dedikten sonra telefonu kapatıp arkamı dönüp çocukları çağırdım, ben iyiyim Dedikten sonra sıpalar hemen parka kaçmıştı.
Ben:
"Demir Duru hadi gidiyoruz"
Dedikten sonra yamanda bana dönüp konuştu.
Yaman:
"Noldu ne diyor abim"
Ben:
"Aras abim bizi biriyle tanıştırcakmış eve çağırıyor"
Yaman:
"Kimmiş?"
Ben:
"Bilmiyorum eve gelin öğrenicez dedi"
Oda kafasını salladıktan sonra çocuklarda geldiğinde eve doğru yürümeye başladık, bir süre sonra eve geldiğimizde kapıyı çaldığımda seher abla açmıştı bizde içeri girip direk salona girdik.
Girdiğimiz gibi aras abimin yanında oturan kadının bakışları hemen bana dönmüştü.
Esmer tenli siyah saçlı ve siyah gözleri olan bir kadındı, biz adımlarımızı yavaşlatıp salonun ortasında kabak gibi kalmıştık.
Daha fazla dayanamayıp konuştum.
Ben:
"Misafirmiz mi var?"
Kadın bana küçümseyen bakışlar atıp yüzüne yapmacık bir gülümseme ekleyip oturduğu yerden kalkıp karşıma geçip konuştu.
Kadın:
"Misafir değil cnm yengeniz, adım beril memnun oldum"
Demesiyle şok olmuş şeklinde yamanla beraber birbirimize bakıp duruyorduk, kadının ellini sıkmadan boş olan koltuğa oturup abime döndüm konuştum.
Ben:
"Bir açıklama bekliyoruz abi?"
Aras abim:
"Ne açıklaması abicim?"
Ben:
"Bu varlığından haberimiz dahi olmayan yengemiz nerden çıktı"
Aras abim:
"Beril benim sevgilim eski sevgilimdi kendisi ama bir kaç ay önce konuşup barışmaya karar vermiştik ve evlenmeye karar verdik"
Ben:
"Evlenmeye karar verdiniz?"
Aras abim:
"Evet abim bende sizinle tanıştırmaya geldim"
Biri bana şaka diyebilir mi?
Maalesef değil.
Ben:
"Boşuna zahmet etmişsin ya sen zaten kararını vermişsin başta tanıştırmak yerine evlenmeye karar verdiğinizde tanıştırmak istemişsin gerek yok tanışmaya"
Dedikten sonra oturduğum yerden tepemde zebani gibi dikilen kadına dönüp konuştum.
Ben:
"Hoşgeldin next yengecim"
Dedikten sonra tam ayaklanıp kalkıp gidiyordum ki abimin söylediği şey ile yerimde kaskatı kesilmiştim.
Aras abim:
"Yıldız! Şuraya otur ve şımarıklığı kes"
Arkamı döndüğümde yüzüne nasıl baktığımı bende bilmiyordum ama bana dediği cümleden sonra ona şefkatle bakmayacağımı bende biliyordum.
Ben:
"Şımarıklık öyle mi?"
Aras abim:
"Öyle dem-"
Konuşmasına izin vermeden Ben konuştum.
Ben:
"Anladım ben"
Dedikten sonra tekrar kadına dönüp konuştum.
Ben:
"Kusura bakma Hoşgeldin yengecim"
Dedikten sonra abime dönüp konuştum.
Ben:
"Oldu mu? Senden de özür dilerim daha geleli 24 saat olmayan müstakbel karına şımarıklık yaptığım için"
Dedikten sonra arkamı dönüp merdivenlerden çıktım ve kendimi direk odama attım.
Kapıyı kapatıp sırtımı kapıya yasladım ve gözümü kapattım.
"Yıldız! Şuraya otur ve şımarıklığı kes"
Bu cümle kafamda dönüp dolaşmıştı.
Şımarıklığı kes demişti bana? Şımarık demek istedi.
Ne şımarıklığımı görmüştü ki?
Kapının çalmasıyla ne zamn aktığını bilmediğim gözyaşlarımı silip kapıyı açtım ve Barlas abim gelmişti.
Barlas abim:
"İyimisin abim?"
Ben:
"O gönderdiyse söyle on-"
Lafımı bitirmeme izin vermeden kapının eşiğinden girip avuçlarını yüzüme dayayıp konuştu.
Barlas abim:
"O göndermedi Ben geldim kötüydün merak ettim"
Onun avuçlarının arasından çıkıp yatağa oturdum.
Ben:
"Bana şımarık dedi ne şımarıklığımı gördü ki, sadece o kızı sevmedim bana olan bakışlarını da yapmacık gülümsemeside"
Barlas abim:
"Konuşurum ben onunla güzelim"
Ben:
"O kadın burdamı kalıcak"
Barlas abim:
"Sadece bir süre birtanem ev bulana kadar o kadın ev bulur bulmaz göndericem onu tamamı"
Ben:
"Tamam ama benle aynı ortama sokmayın yemeğe inmicem aras abimin yüzünü görmek bile istemiyorum"
Barlas abim:
"Tamam ben odana getireyim birtanem"
Kollarımı onun beline doladım ve sarıldım.
Ben:
"Teşekkür ederim abim"
Barlas abim:
"Niye Teşekkür ediyorsun güzelim bu benim görevim"
Dedikten sonra biraz daha sarıldıktan sonra o bana yemek getireceğini söyleyip aşağı inmişti o çıktıktan sonra Yaman gelmişti.
Yaman:
"İyimisin birtanem"
Ben:
"İyiyim"
Kapının eşiğinden girip yanıma oturmuştu.
Yaman:
"Parka gidelim mi belki kafan dağılır"
Ben:
"Yok istemiyorum, sen git ama benim yerimede git"
Yaman:
"Senin olmadığın yerde benim ne işim var"
Ben:
"Ama yam-"
Lafımı bitirmeden kesti.
Yaman:
"İtiraz istemiyorum küçük hnm"
Diyerek göz kırptı ve saçımın arasına öpücük bırakıp gitmişti.
Ne ara 9 olduğunu bilmediğim saate baktım ve pikemin altına girip kendimi zorda olsa ağlaya ağlaya uykuya bıraktım.
Gözümü açtığımda hava henüz aydınlanmamıştı ve saate baktığımda saat 12'ye geliyordu.
Nasıl bu kadar çok uyuduğumu bende bilmiyordum.
Susadığım için odamdan çıkıp aşağı indim ve mutfağa gidip su doldurdum suyu alıp odama çıkıyordum ki merdivenin altında ses duymamla adımlarımı oraya yönlerdiğimde sesin sahibinin beril olduğunu öğrendim.
Beril:
"Aile sızdım efendim...merak etmeyin kız benim kontrollerim arasında olcak...dediğiniz ilaçları aldım merak etmeyin...suyuna falan herşeyine katıcam merak etmeyin...planı anladım Leyla hnm kız zehirlenince hastaneye gidicek sizde ordan alacaksınız doğru anladım demi?...heh Tamam o zamn neyse kimse duymadan kapatıyorum gelişmelerden haberdar ederim sizi"
Duyduklarımla yerimde kaskatı kesilmiştim, resmen adam tutup beni zehirlemek istemişti.
Ellimdeki bardağı yere düşürmemle çıkan sesle beraber kızın bakışlarıda bana dönmüştü.
Ben:
"S-sen onun"
Cümleleri kurmakta zorluk çeksemde toparlanıp kıza yaklaştım.
Ben:
"Sen onun adamısın! Nasıl yaparsın yaa ne cüretle bu eve gelip beni zehirlemeye kalkarsın"
Sonlara doğru sesimin yüksek çıkması ile kız paniklemişti.
Beril:
"Sesiz ol, yok öyle birşey sen yanlış duydun"
Yine sesimi yüksek çıkararak konuşmuştum.
Ben:
"Ne yanlış duyması be! O kadınla konuşuyordun işte zehirlicem dedin duydum!"
Bağırarak konuşmamla aras abim telaşla buraya gelmişti.
Aras abim:
"Yıldız noluyor!"
Ben:
"Abi bu kız leylanın adamı beni zehirlicekmiş sırf Leyla beni kaçırsın diye beni zehirlicekmiş abi!"
Dememle aras abim karşımda kaskatı kesilen kıza dönüp konuştu.
Aras abim:
"Dediği doğru mu?"
Kızın cevap vermemesi ile sinirle bağırmıştı aras abim.
Aras abim:
"Dedikleri doğru mu dedim!"
Ne ara yaptığını bilmediğim oyunculuğu ile hızla aras abime dönüp konuştu.
Beril:
"Yalan söylüyor uyduruyor seninle benim aramı bozmak için uyduruyor aras inanma"
Aras abim kafasını hızla bana çevirip bakmıştı, Bende kendimi savunmuştum.
Ben:
"Hayır duydum tamam efendim dedi halledicem dedi kızı zehirleyip hastaneye giderler dedi abi vallaha dedi"
Oda hemen ağlama modunu açıp hemen bana yaklaşıp yanağıma ellerini dayayıp konuştu.
Beril:
"Neden öyle diyorsun güzelim ben öyle birşey demedim ki anneannemle konuşuyordum izlediğimiz dizi hakkında konuşuyorduk yanlış anladın sen"
Yanağıma koyan ellerini tuttup ittim ve sinirle konuştum.
Ben:
"Yalan söylüyorsun abim geldiği için böyle davranıyorsun"
Bir an aras abimin bağırması ile hızla ona döndüm.
Aras abim:
"Yeter! Doğrumu gerçekten iftira mı attın?"
Ben:
"Abi ben neden öyle birşey yapim hayır yemin ederim konuşuyordu yaa"
Beril:
"Kanıtın var mı?"
Yoktu, her haltı ses kaydı alan Ben bunu ses kaydı almamıştım.
Ben:
"Ses kaydına gerek yok abim bana inanır"
Dediğimde hızla kafamı abime çevirip konuştum, o ise boş gözlerle bana bakıyordu.
Ben:
"Demi? Bana inanıyorsun demi"
Aras abim:
"Çıkın uyuyun yarın konuşucaz"
Bunu söylemesi ile bedenimin kaskatı kesilmesi bir olmuştu, donmuştum abimin yüzüne boş boş bakıyordum.
Ben:
"İnanmıyorsun! Bana değil ona inanıyorsun"
Ben donmuş şekilde onu gösterip konuşuyordum, abim bir an avuçlarını yüzüme dayayıp konuştu.
Aras abim:
"Öyle dem-"
Konuşmasına izin vermeden sözünü kesmiştim.
Ben:
"Çek elini! Sakın bana dokunma sakın yanıma dahi gelme"
Onun konuşmasına fırsat vermeden direk odama çıkmaya çalıştım, çünkü bacaklarımda derman kalmamıştı duyduğum şeylerle ellim ayağım titriyordu.
Yukarıdan sesleri duyup inen yamanı görmezden gelip direk adımlarımı odama doğru attım, odama geldiğimde kapıyı kapatıp kilitlemiştim.
Bacaklarımın beni daha fazla taşıyamaması ile refleksle sırtımı kapıya dayayıp yere çökmüştüm.
Bana inanmadı, ona inandı.
Eski sevgilisine inandı, öz kardeşine inanmadı.
İnsan öz kardeşini hiçe sayarmıydı? Abim beni hiçe saymıştı.
Hemde öz abim, gerçekten bu kadar çabuk mu soğudu benden?
Bana inanmayıp o kıza inanacak kadar çokmu seviyor o kızı?
Evet, bana değil ona inanacak kadar çok seviyormuş o kızı.
Gerçi 2 ay önce hayatına sahil olan kıza mı inanıcaktı? Yoksa eski sevgilisi olan kıza mı?
Cevap gayet açıktı, aras abim benim için bitmişti.
Daha fazla yerde oturmayıp kalkıp banyoya gittim ve kendime gelmek için ellimi yüzümü yıkamıştım.
Ellimi yüzümü yıkayıp yatağıma geçtim ve oturup sabaha kadar düşünmeye başladım.
Yarın gidicektim, o ikisi ile aynı evde 1 dakika bile kalamazdım,kalmazdım.
Vee bölüm sonu.
Sizce arasın yaptığına ne diyorsunuz?
Bölümü beğenip yorum yaparsanız sevinirim ve her zaman dediğim gibi,eleştirilere açığım.
İyi okumalar diliyorum canlarım💗
Kelime sayısı:8021
