24. Bölüm

Vaveyla Yazarı: İrem Vavelya

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 31Şu an: 24. Bölüm

(Yıldızın gözünden)

Abim hayla kaşları çatık bana bakıyordu, sonunda kendine gelip yerinde dikleşip konuştu.

Aras abim:
"Ne şartı?"

Ben:
"Bana mertin hangi depoda olduğunu bulucaksın"

Aras abim:
"Ne depo-"

Tam inkar edecekken Lafını bölüp konuştum.

Ben:
"Hiç inkar etme, Barlas abimin merti depoda tuttuğunu biliyorum ve o depolar Barlas abim amerikaya gittikten sonra sana kalmış illaki biliyorsundur yerini"

Aras abim:
"Napıcaksın onu bulduğunda"

Ben:
"Son kez konuşucam benden uzak durmasını herşeyi konuşucam ve konuyu kapatıcam"

Aras abim:
"Tamam bizde konuyu kapatabiliriz"

Ben:
"Ben halledicem"

Oturduğu yerden ayağa kalkıp bir sağa bir sola doğru yürümeye başladı.

Aras abim:
"Seni o itin yanına tek göndermiceğimi biliyorsundur demi?"

Ben:
"Tek olmicam merak etme"

Hayla bir sağa bir sola giderken aniden durup bedenini bana çevirip konuştu.

Aras abim:
"Nasıl merak etmim o seni denize atmaya kalktı"

Bende oturduğum yerden kalkıp karşısına dikilip konuştum.

Ben:
"Senin sevgilinde beni zehirlemeye çalıştı yanlız hatırlatırım"

Aras abim:
"Aynı şey değil"

Ben:
"Aynı şey, mertte beni öldürmeye kalkmıştı senin o hastalıklı sevgilinde"

Aras abim:
"Eski"

Ben:
"Düne kadar öyle demiyordun ama, o sizin yengeniz bilmem ne o kadını sevmediğimi söylediğimde bana şımarıklığı kes demiştin unuttuysan diye hatırlatmak istedim"

Gözlerini kapatıp açtığında bedeninin kasıldığını burdan anlamıştım.

Aras abim:
"Unutmadım"

Ben:
"İster unut ister unutma, umrumda değil. Şimdi söyle bakalım mertin yerini bana söyliycek misin?"

Aras abim:
"Kimle gidiceksin"

Ben:
"Ben Yaman Çınar Berk Caner abi"

Aras abim:
"Tamam, öğrenip sana söylicem"

Ben:
"Teşekkür ederim, neyse dediğimi yap belki affederim şimdi uyumaya gidiyorum yarın senden haber bekliyor olacağım"

Dedikten sonra arkamı dönüp içeri girdim ve odama çıktım, çıktığım gibi kendimi duşa attım.

1 saat sonra falan duştan çıktıktan sonra, giyinme odasına gidip üstümü giydim.

Üstümü giydikten sonra makyaj masama oturdum ve saçlarımı taramaya başladım, tam o sırada kapım çalmıştı.

Annem:
"Yıldız benim kızım gelebilir miyim"

Hemen yerimden fırlayıp kapıyı açtım.

Ben:
"Tabiki gelebilirsin annem gel"

Yanaklarımı sıkıp odaya geçmişti.

Annem:
"Duş mu aldın sen"

Ben:
"Hıhım yorgunluğumu alır belki dedim"

Annem:
"İyi yapmışsın annemde saçların ıslak ama, olmaz böyle gel saçlarını kurutalım"

Ben:
"Gerek yok annem hem hava sıcak çabuk kurur zaten"

Annem:
"Olmaz, ıslak ıslak yatamazsın hasta olursun gel bakim sen"

Daha fazla diretmeyip dediğini yaparak yanına gittim, ben yatağın üstüne oturdupumda oda kurutma makinesinin fişini prize takıp arkama oturdu ve saçlarımı kurutmaya başladı.

Bir süre sonra saç kurutma işlemi bittiğinde çekmeceden tarağı çıkarıp saçımı taramaya başladı, hem tarayıp hemde öpüyordu.

Annem:
"Mis kokulum benim"

Ben:
"Sana çekmişim"

Annem:
"Kurban olurum sana annem"

Ben:
"Bende sana annem"

Annem:
"Hadi gel bakalım beraber yatmak ister misin"

Gözlerimin içi parlayarak anında ona dönüp konuştum.

Ben:
"Gerçekten mi?"

Annem:
"Gerçekten birtanem"

Ben:
"Olur çok isterim"

Annem:
"Tamam o zamn gel bakalım"

Dedikten sonra pikeyi çekti ve içine girdi, Bende ardından hemen girip kollarımı beline dolayıp başımı göğsüne dayadım.

Oda kollarını bana dolayıp saçımı okşamaya başladı, annemin saçlarımda gezen elliyle derin bir nefes alıp vermiştim.

Hayalini kurduğum sahnenin bir gün olacağı aklımın ucundan bile geçmezdi.

Annem:
"Özür dilerim annecim, öldüğünü kabullenip seni aramadığım için özür dilerim"

Duyduğum cümlelerle bedenim kasılmıştı, hemen Göğsünden kalkıp yatakta bağdaş kurdum ve ellini tutarak konuştum.

Ben:
"Anne kendini suçlama lütfen sen nerden bilebilirdin onlar hepinizi kandırmış nolur kendini suçlama"

Annem:
"Ne bilim kızım, bir an düşününce içimi suçluluk duygusu kaplıyor"

Ellerimi çektiğim gibi hemen Kollarımı boynuna dolayıp sarılıp sırtını sıvazlayarak konuştum.

Ben:
"Senin, sizin bir suçunuz yok hepsini o pislikler yaptı üzülme Annem nolur"

Oda kollarını belime sarıp sıvazlayarak konuştu.

Annem:
"Tamam tamam, sustum üzülme sen hadi gel"

Ayrılıp tekrar eski pozisyona geçip yine kollarımı ona koala gibi sarıp göğsüne yasladım.

İçimdeki ses hep bu ana hep bu kokuya hasret kalacağımı söylüyordu ama ben onu dinlemiyordum, keşkede dinleseymişim.

Dinleseymişim de bu kokunun tadını çıkarsaymışım...

Kısa süre annemin kokusu ve saçımı okşamasının etkisi altında gözlerimi kapatıp uyumayı denedim.

Bir anda duyduğum sesle kapanan gözlerimin açılması bir oldu.

Çamlıbel'den çıktım yayan
Dayan, ey dizlerim, dayan
Bacı atlı, kardaş yayan
Nenni nenni, nenni nenni, nenni nenni
Nenni, bebek, oy
Nenni nenni, nenni nenni, nenni nenni
Nenni, bebek, oy

Annemin sesiydi ve ninni söylüyordu, sesini duymamla gözlerimin dolması bir olmuştu çünkü üvey annannemin bana ninni söylediği aklıma gelmişti.

Bir süre sonra içimde tutamayıp gözyaşlarımı bıraktım, annemin saçımı okşayan eli durunca ağladığımı anlamıştı. Yüzümü avuçlarının arasına aldı ve telaşla sordu.

Annem:
"Niye ağlıyorsun, birtanem"

Ben:
"Yok birşey annem sen biran öyle söyleyince duygulandım"

Hemen başımdan tuttup beni göğsüne yaslamıştı ve yine saçlarımı okşamaya başlamıştı.

Annem:
"Kıyamam sana birtanem"

Hem saçlarımı okşayıp hemde öpüyordu, bunun etkisiyle ve ağlamamın etkisi ile kaçan uykum tekrar gelmişti. Bir an önce bugünün bitmesi için gözlerimi kapatıp kendimi gelen uykumun kollarına bıraktım.

Gözümü açtığımda kafamı çevirdiğimde saate baktığımda 9'a geliyordu ve biz annemle hayla anı pozisyondaydık, ona baktığımda bana gülümseyip konuştu.

Annem:
"Günaydın prensesim"

Ben:
"Günaydın annem"

Annem:
"Hadi üstünü giy kahvaltıya gel, seher ablan en sevdiğin şeyleri hazırlamış"

Ben:
"Valla mı"

Annem:
"Valla"

Avuçlarını yüzüme dayayıp anlımı öpüp bana yine gülümseyerek konuştu.

Annem:
"Hadi, ellerini yüzünü yıka aşağı gel"

Ona kafamı olumlu anlamda salladıktan sonra bu sefer başımdan öpüp odadan çıkmıştı, Bende yataktan kalkıp banyoya gidip işlerimi halledikten sonra ellimi yüzümü yıkayıp giyinme odasına gidip rastgele bir kıyafet seçip üstüme geçirdim.

Odama dönüp komedinin üzerinde duran telefonumu alıp aras abime yazdım.

Siz:Bir haber var mı buldun mu?

Aras abim:Buldum 2. Depoda konumu size atıyorum.
Aras abim:📍 konum

Siz:Teşekkür ederim

Dedikten sonra aras abimin mesajından çıkıp yamana yazdım.

Siz:Acil odama gel!

Mesajı atmamla 2 dk sonra odamın kapısı hızla açılmıştı.

Yaman:
"Noluyor"

Ben:
"Kapıyı kapat gel"

Dediğimi yaparak hemen kapıyı kapatıp gelmişti.

Ben:
"Mertin yerini bulduk yani aras abim buldu Çınar ve berke haber ver bugün bu işi bitiriyoruz"

Yaman:
"Tamamdır sen aşağı in bende konuşup geliyorum, biliyorsun Barlas abim cin gibi beraber inersek anlarlar"

Ben:
"Hee doğru tamam ben iniyorum sende gelirsin"

Yaman:
"Tamam"

Dedikten sonra ben odadan çıkıp aşağı indim ve yemek masasına doğru yürüdüm.

Geçerken sehoş ablamı da öpmeyi ihmal etmemiştim.

Ben:
"Döktürmüşsün yine sehoşum"

Oda gülümseyip yanaklarımı sıkmıştı.

Seher abla:
"Afiyet olsun kuzucum"

Dedikten sonra yanaklarından öpüp yerime geçmiştim.

Benden sonra Yaman aşağı inmesiyle ona bakıp kaş göz işareti yaparak 'noldu' demiştim, oda bana kaş göz yapıp 'tamam' demişti.

Bende derin nefes alıp hızlıca kahvaltımı yaptım, kahvaltım bitikten sonra yamana bakıp konuştum.

Ben:
"Yaman hadi gidelim geç kalmayalım"

Dememle Barlas abim şüpheyle konuşmuştu.

Barlas abim:
"Nereye?"

Ben:
"Çınarlarla buluşucaz çok özlemişte"

Aras abim bildiği için ses etmiyordu, Barlas abimde yüzündeki şüpheyi silip gülerek konuştu.

Barlas abim:
"Tamam abicim dikkat edin"

Bende şüphelenmemisi için gülüp konuştum.

Ben:
"Merak etme abim, hadi biz kaçtık öpüyoruz sizi"

Diyip masadan kalkıp dışarı çıkmıştık, içimdeki stresi kimseye belli etmemek için hızlıca evden çıkmıştık.

Çınar gilin bizi alacağı alana doğru yürümeye başladık, yürürken de konuşmayı ihmal etmiyorduk tabi.

Yaman:
"İyimisin"

Ben:
"Bilmiyorum, aşırı stresliyim"

Yarı yolda durup avuçlarını yanağıma dayayıp konuştu.

Yaman:
"Merak etme korkma biz senin yanındayız konuşup çıkıcaz ve konu kapanıcak"

Bende başımı olumlu anlamda salladıktan sonra tekrar yola çıkıp çınarların olduğu yere doğru yürümeye başladık.

Bir süre sonra oraya vardığımızda hızla arabaya bindik.

Ben:
"Selam gençlik yine ve yeniden kaoslu bir güne hazırmıyız"

Caner abim işi çıktığı için gelemiycekmiş.

Çınar:
"Ben çok hazırım, özelliklede ona atacağım yumruklar için çok heycanlıyım"

Ben:
"Kavgaya gitmiyoruz gençler konuşup çıkıcaz olay yaratmayın"

Çınar:
"Tek bir hareketine ve sözüne bakar, yanlış hareketinde veya yanlış sözünde yumruğumu geçirmem bir olur ve beni hiç biriniz tutamazsınız"

Tam ağzımı açıp itiraz edecektim ki Berk konuşmuştu.

Berk:
"Abime Katılıyorum ve destekliyorum"

Ben:
"Abisi ne ki kardeşi ne olcak demi"

Berk:
"Aynen öyle"

Berke gözlerimi devirip Kollarımı önümde birleştirip yolu izlemeye başladım.

İçimdeki stresi anlatmama gerek yok bence?

2 saatin sonunda depoya vardığımızda hemen kapıyı açıp indim ve kapının önündeki iki korumaya doğru yürüdüm.

Ben:
"Merhaba kapıyı açarmısınız aras abimin haberi var size söylemiştir belki"

Koruma:
"Evet yıldız hnm haberim var buyrun"

Dediğinde kapıyı açtığında 4'de içeri girdiğimizde karşımızda elleri kolları bağlı yüzü dağılmış bir Mert görmeyi beklemiyordum.

Stresle ona doğru yürümeye başladım oda başını kaldırıp beni fark etmesi ile pis pis sırıtıp Dudağının kenarını kıvırarak alayl konuştu.

Mert:
"Oooo kimleri görüyorum, biricik sevgilim Hoşgeldin"

Ben:
"Eski sevgilim demek istedin herhalde"

Mert:
"Eski değil sen hayla benim sevgilimsin"

Etrafıma baktığımda sandelye görmemle onu alıp karşına oturdum.

Ben:
"Tek taraflı bir ilişki yaşamak istiyorsan hayaletlerle falan tek taraflı ilişkini yaşayabilirsin, ama sana birşey dim mi sen bir daha bırak benle sevgili olmayı benim yüzümü dahi göremiyceksin"

Mert:
"Onu seviyorsun demi?"

Gülüp kafamı yana çevirdiğimde alayla konuştum.

Ben:
"Seni sevdiğimi değilde onu sevdiğimi mi soruyorsun gerçekten"

Mert:
"Evet tam olarak onu soruyorum o iti seviyormusun"

Ben:
"Onun hakkında düzgün konuşucaksın, ayrıca şuan ben senden ala it göremiyorum"

Kaşlarını çatıp sinirle konuştu.

Mert:
"O iti mi koruyorsun lan sen bana, sizi doğduğunuza pişman ederim"

Tam ağzımı açıp konuşcaktım ama çınarın konuşmasıyla arkamdaki bedene baktım ve Çınar merte yaklaşıp omzunu sıkıp yüzüne eğilerek konuştu.

Çınar:
"Sen kimi doğduğuna pişman ediyorsun aslan parçası dikkat et'de Ben seni doğduğuna pişman etmim"

Mert:
"Vayyy koruyucu meleğini mi getirdin, öbür koruyucu meleğin nerde yıldız hnm onu da getirirsin sanıyordum"

Çınar daha fazla dayanamamış olucakki yumruğunu yüzüne geçirdi ve ensesinden tuttup yüzüne hizaladı.

Çınar:
"Bugünlük bizimle idare ediceksin canım yaa öbür koruyucu meleği gelemedi ama gelseydi emin ol yaşamazdın"

Bende biraz öne eğilip yüzüne bakarak konuştum.

Ben:
"Peşimi bırakacaksın sen benim artık hiçbirşeyim değilsin bunu o kıt beynine soksan iyi olur"

Mertte tekrar alayla sırıtıp konuştu.

Mert:
"Senin peşini bırakacağımı düşünmen beni üzer ama güzelim, ben seni peşini bırakmam"

Demesiyle Yaman öne atılıp yumruğunu geçirip yakasından tuttup sallayarak konuştu.

Yaman:
"Öldürürüm çocuk seni ölümün benim ellimden olur"

Mert:
"Oo koruyucu ikizde geldi, naber yamancım görüşmeyeli nasılsın"

Hemen önüne geçip konuştum.

Ben:
"Yeter bee Sus artık, onu seviyormusun diye sordun ya"

Tekrar karşısına oturup konuştum.

Ben:
"Onu tahmin edemeyeceğin kadar çok seviyorum, onu görünce gözlerimin içi parlıyor, onun yanındayken kendimi çok mutlu hissediyorum hata inanırmısın onun yanındayken aklıma bile gelmiyorsun. Seni sevmiyorum senden nefret ediyorum, senden tüm iliklerime kadsr nefret ediyorum ama onu tüm iliklerime kadar çok seviyorum"

Bunları Dememle kasılan bedenini burdan hissediyordum sinirle yüzüme bakıyordu onu delirtiğimi anlamıştım.

Ben:
"Karşıma bir daha çıkma Mert olur mu? Yoksa üzülen sen olursun"

Bir an yerimden kalkıp dışarıdaki korumanın yanına doğru yürümeye başladım.

Ben:
"Bu içerideki şahsın telefonu sizde mi"

Koruma:
"Evet yıldız hnm"

Dedikten sonra ellini iç cebine atıp telefonu uzattı.

Koruma:
"Buyrun efendim"

Ben:
"Teşekkür ederim"

Dedikten sonra telefonu alıp tekrar mertin karşısına doğru yürüdüm.

Ben:
"Şifreni alim"

Yüzüme melül melül bakıyordu.

Ben:
"Şifreni ver!"

Dememle dişlerini sıkıp kafasını yana çevirmişti, en sonda bana dönüp şifreyi söylemişti.

Mert:
"24589"

Dediğini yaparak şifreyi girdim ve kendime kanıt aradım WhatsApp'a girerek birşey arıyordum, bir koz.

Tabikide Bulmam geç olmamıştı, her kızla konuştuğu mesajlar karşımdaydı ve bunları yaparken benle sevgili olması ayrı bir konuydu.

Sinirle ona dönüp telefonu kaldırarak konuştum.

Ben:
"Sen benle sevgiliyken kızlarla konuşuyormuşsun be, alçaklığın kaçıncı seviyesi bu mert bey"

Tekrar eski yerime oturup onun yüzüne bakıp konuştum.

Ben:
"Sen beni çoktan silmişsin zaten, ama ben seni ne zamn sildim biliyor musun? Beni evinden kovduğun gece, sahile çağırıp babamla tehdit ettiğinde, beni kolumdan tuttup denize atmaya çalıştığında sildim. Benim hayatımda sana yer yok peşimi bırakacaksın ve defolup gidiceksin"

Mert:
"Senden vazgeçeceğimi düşünmen büyük aptallık"

Ben:
"Sen bilirsin madem öyle diyorsun telefonun ellimde zaten bu mesajları ss alıp sosyal medyada yaysam nolur, dur ben söylim o bütün takipçilerin senin ne mal olduğunu öğrenir bana yaptıklarını da işin içine eklersek tanınan ve sevilen kişiliğine nolur bir düşünsene?"

Mertin çok sayıda takipçisi vardı, okulun en popüler çocuğuydu ve 4-5 bine yakın takipçisi vardı.

Tabi sadece okulda değil tiktok ve instegramda da baya tanınıyordu.

Kafasını aniden kaldırıp yüzüme bakıp konuştu.

Mert:
"Yapamazsın"

Ben:
"Öyle bir yaparım ki tek gözümü bile kırpmam yaparım biliyorsun beni tanıdıysan yapacağımı çok iyi bilirsin"

Mert:
"Bu kadar mı kurtulmak istiyorsun benden"

Ben:
"Evet bu kadar kurtulmak istiyorum, ailenide topla defol git hayatımdan yoksa seni İstanbula rezil ederim. Düşün kararını ver korumalara söylersin onlar bana iletir. Burdan kurtulmak istiyorsan hayatımdan defolup gidiceksin, ha bu arada sizi havaalanına korumalar bırakıcak sana gram güvenmiyorum çünkü, telefonunda bende emin ellerde yani"

Diyip göz kırpıp bizimkilere dönüp konuştum.

Ben:
"Hadi gençler gidebiliriz burda işimiz bitti"

Dedikten sonra 3'de dönüp konuştum onlarda son kez merte sinirle bakıp yürümeye başladılar ki Berk yarı yolda durup bize dönüp konuştu.

Berk:
"Ben dövmesem içimde kalır durun"

Diyip merte yaklaşıp gülerek alayla bir yumruk vurmuştu, sonra bir kere daha vurmuştu ve bir kere daha.

Berk yumruklarını mertte geçirirken ona dönüp konuştum.

Ben:
"Berk yeter hadi gel"

Dedikten sonra son bir kere daha vurduktan sonra yanımıza geldi.

Berk:
"Evet gençler gidebiliriz burda işimiz bitti"

Bende berke sırıtıp önüme döndüğümde yürümeye başladık, arabaya geldiğimizde bizimkilere dönüp konuştum.

Ben:
"Hadiyin alışverişe gidelim"

Çınar:
"Ne alışverişi"

Ben:
"Bildiğin alışverişe işte sıkıldım hem abimgile söylediğimiz yalanıda inandırmış olalım"

Berk:
"Olur bak ordanda birşeyler içip eve geçeriz"

Ben:
"Evet hadi gidelim"

Dedikten sonra sevinçle önüme dönüp tam arabaya binceğim sırada aklıma birşey gelmesiyle koruma abinin yanına gidip ona gülerek konuştum.

Ben:
"Abi içerideki şahıs size kabul ediyorum falan derse bana haber verir misin sana numaramı verim"

Koruma:
"Olur tabi abicim söylerim sen ver numaranı"

Dediğinde numaramı ona vermiştim beni çaldırdığında telefonum çalmıştı, tekrar ona dönüp konuştum.

Ben:
"Tamamdır, adın ne kaydedeyim"

Koruma:
"Melih"

Ben:
"Tamamdır kolay gelsin Melih abi"

Melih abi:
"Teşekkür ederim abicim, hadi dikkat et kendine"

Bende ona kafamı olumlu şekilde sallayıp gülümseyip tekrar arabanın oraya yürüdüm, yürüdüğümde 3'de hemen sorguya çekmişti zaten.

Yaman:
"Noldu ne dedin"

Ben:
"Hiç numaramı verdim Mert kararını verdiğinde bizi ariycak"

Yaman:
"Tamam o zamn hadi alışverişe gidelim, çınar Caner abiyi arasana işi bitmişse onu da alalım"

Çınar:
"Tamam dur arim"

Dedikten sonra cebinden telefonu çıkarıp bir kaç tuşa basarak Caner abiyi aramıştı.

Çınar:
"Alo abi naptın işin bitti mi...bizim işimiz bitti eğer seninde bittiyse alalım seni...tamam nerdesin...tamam bekle orda geliyoruz"

Telefonu kapatıp cebine koyup bize doğru dönüp konuştu.

Çınar:
"İşi bitmiş abimi alalım ordanda alışveriş merkezine geçeriz"

Ben:
"Tamam hadi gidelim o zamn"

Dedikten sonra arabalara binip yola çıkmıştık, Caner abi işi olduğu için gelmemişti ama eminim bir dahaki görüşmeyi kaçirmiycaktır.

Depo dağın tepesinde olduğu için yol uzun sürüyordu, bir kaç saat sonra Caner abiyi almaya geldiğimizde o öne oturmuştu yamanda arkaya geçmişti.

Caner abi:
"Naber gençler eğlenceyi kaçırdığım için detayına kadar anlatıcaksınız"

Yerimde dikleşip kafamı ortadan uzatıp konuştum.

Ben:
"Ben anlatayım abim"

Derin bir nefes alıp detayına kadar anlatmıştım.

Caner abi:
"Şu kafan bu kadar entrikalara çalıştığı gibi derslerdede böyle çalışıyor mu acaba"

Ben:
"Çalışıyor abim çalışmaz mı hiç beyin bedava"

Caner abi:
"Eee şimdi napıyoruz"

Ben:
"Alışverişe gidiyoruz Ben kıyafet deniycem sizde seçip puan vereceksiniz"

Berk:
"Jüri gibi yani"

Ben:
"Aferin zeki çocuk seni"

Berk:
"Senin kafa çalışıyorsa bizimki de çalışıyor heralde kızım"

Ben:
"Ben çalışmıyor sanmıştım"

Dememle başımdan tuttup kolunun altına alıp yüzümü karnına gömüştü.

Ben:
"Ya Berk bırak"

Yüzüm karnında olduğu için sesim boğuk çıkıyordu, Caner abinin sesini duymamla Berk beni serbest bırakmıştı.

Caner abi:
"Berk bırak kızı!"

Bende serbest kalmamın etkisiyle berkin başını tuttup karnıma gömdüm.

Ben:
"Öldürcem çocuk seni, boğuluyordum bee"

Başını bırakıp bu sefer kafasına bir tane patlatmıştım ki Caner abinin sert sesine denk gelince ikimizde susup arkamıza yaslanmıştık.

Caner abi:
"Yeter! Yıldız dur yoksa alışverişe götürmem, berk sende durmazsan senin telefonunu tabletini bilgisayarını alırım 1 ay vermem"

Gözlerimi belertip berke dönmüştüm, o yerinde telaşla abisine dönüp konuştu.

Berk:
"Tamam valla sustuk"

Caner abi:
"Aferin"

Hepimiz susup önümüze döndük ve yolun bitmesini bekledik, bir saat sonra falan alışveriş merkezinin önüne geldiğimizde hepimiz arabadan inip mağazaya doğru yürüdük.

Ben adımı atar atmaz kıyafetlere yöneldim, bizimkilerde koltuklara geçip kurulmuştu.

Doğum günü kutlanır mı bilmiyordum ama ben yinede hem kendi doğum günüme hemde ikizlerin doğum günü partisine ayrı kıyafetler seçmeye başladım.

Doğum gününde şort giymek istemediğim için eteklere ve bluzlara bakıyordum.

Ben lacivert hastası olduğum için lacivert etek seçmeye başladım, komple lacivert olmak istemediğim bluzumuda beyaz seçmeye karar vermiştim.

Bir kaç tane kombin seçip bizimkilerin oturduğu koltuğun karşısına geçtim.

Ben:
"Şimdi beyler ben bunları deniycem sizde puan verip seçiceksiniz"

Caner abi:
"Tamamdır güzelim dene gel bakalım"

Kabine girip bir tane kombin giyip karşılarına geçtim.

Ben:
"Nasıl?"

Caner abi:
"Etek çok kısa"

Berk:
"Hiş giyme daha iyi"

Çınar:
"O göbek ne o göbek"

Yaman:
"Şort bitti etek başladı, sabır ver Allahım"

Ben:
"Hiçte kısa değil bir kere"

Berk:
"Aynen aynen resmen bacakların ortada"

Ben:
"Abartma yaa normal etek"

Çınar:
"Değil! Değiştir"

Oflayıp arkamı dönüp kabine gidip 2. Etekli bir kombin yapmıştım ama bu sefer etek bir tık daha uzundu.

Bluzda sıfır kolu bel kısmı dar gelen üst kısmı geniş bir bluzdu 2 kombinde giydikten sonra tekrar çıkıp karşılarına geçtiğimde yine hepsinin yüzü sinirli bir hal almıştı.

Çınar:
"Cık, olmamış"

Berk:
"Yine kısa"

Caner abi:
"Olmamış sevmedim"

Yaman:
"Şort tercihim aslında"

Diğer 3'nün bakışı anında yamana dönmüştü 'sen ne diyorsun' bakışı atıyordu 3'de.

Yaman:
"Nee etek giymesinden iyidir"

Ben:
"Sizinle bir yere gelende kabahat zaten"

Diyip tripli bir şekilde kabine dönüp üçüncü kombinide denedim.

Etekli bir kombindi yine, inadım inat etek giyicem.

Kabinden çıkıp yine karşılarına geçtim ve gülümseyerek konuştum, tam ağızlarını açıp kötü birşey diycekleri sırada işaret parmağımı sallayarak konuştum.

Ben:
"Kötü yorum yapanı gebertirim"

Dedikten sonra Çınar hemen atlamıştı konuya.

Çınar:
"Kötüü! Eteksiz bir kombin seç artık"

Ben:
"İstediğiniz kadar hayır deyin Ben etek giyicem"

Yaman:
"İnadı tuttu bunun beyler seçin birini gidelim"

Caner abi:
"İlla etek mi giyicen yani"

Ben:
"Evet!"

Berk:
"Hiç yakışmıyor bilmek istersin diye dedim"

Ben:
"İstemiyorum sağol"

Diyip tripli bir şekilde tekrar kabine döndüm, bu denediğim bilmem kaçıncı kombindi ama hepsi Etekli olduğu için hepsinide reddetmişlerdi.

Bunuda reddederlerse bu sefer onları ellimden kimse alamaz!

Ben:
"Evet beyler İstediğiniz kadar hayır deyin bütün kombineler Etekli demiştim bunada laf ederseniz sizi sinir edecek şeyi giyerim, yeter ya yarımsaatir burda kombin denemekten canım çıktı. Seçin artık!"

Sonlara doğru sert konuşmamla hepsi pes etmişti.

Çınar:
"Aman iyi be diğerlerine göre en azından bu iyi"

Berk:
"Ben hayla beğenmedim"

Caner abi:
"Pes ediyorum, tamam güzel bu"

Yaman:
"İstersen şortta giyebilirsin"

Hiç birini takmadan kabine doğru gitmiştim.

Şuan üstümde hafif kalın askılı beyaz bir buluzla bel kısmı dar gelen aşağıya doğru fırfırlı lacivert bir etek kombiniydi ve bu kombini onaylamışlardı.

Şükür Diyip kabine doğru gittim ve eski kıyafetlerimi giyip bunlarıda alarak kasaya doğru yürüdük.

İkizlerin doğum günü için almamıştım çünkü aklımda çok güzel bir fikir vardı.

Giyim mağazasından çıkıp ayakabbı mağazasına gidip beyaz ve lacivert renginde olan nike ayakabbı almıştım.

Ordanda çıkıp takı mağazasına girip Y şeklinde gelen yıldızlı bir kolye, Yıldızlı bileklik yuvarlak şeklinde gelen bir bileklik ve yuvarlak şeklinde de küpe alıp ordanda ayrılmıştık.

Ben mağazaları gezerken arkamdaki 3'de homurdanıp duruyordu.

Çınar:
"Ben bir daha bu kızla alışverişe gelmiyorum"

Bende önden önden yürüyerek konuşuyordum.

Ben:
"Bana o kadar denetirdiğiniz kombinlere sayarsınız itiraz etmeden yürüyün sizin yüzünden akşamı ettik zaten çanta da alıp çıkıcaz"

Diyerek çanta mağazasına yürüyorduk ki diğerleride homurdanmaya başladı.

Berk:
"Yeter yaa daha kaç mağaza gezicez"

Caner abi:
"Vallah koptu kollarım, koskoca Caner korkmaza alışveriş poşeti taşıttırıyolar"

Yürüdüğüm yerde durup arkamı dönüp canere dönüp konuştum.

Ben:
"Birşey mi dedin Caner abicim"

Caner zbi:
"Yok güzelim demedim"

Ben:
"Heh iyi o zmn hadiyin çanta mağazasına gidiyoruz"

Diyip önümü dönüp yürüdüm ve ellimin 4 parmağını arkaya uzatıp gelin yapmıştım.

Yaman:
"İyiki kimse görmüyor bu halimizi yoksa rezil olurduk"

Hayla homurdanmaya devam ediyorlardı, Bende önden yürüdüğüm yerde arkamdakilere ithafen konuştum.

Ben:
"Homurdanmadan yürüyün"

Çanta mağazasına geldiğimizde beyaz ve üstten kıvrılıp alttan da dikdörtgen şeklinde benzeyen bir çanta seçip oyalanmadan onuda alıp çıkmıştık.

Ben:
"Evet gençler alışveriş bitti"

Çınar derin bir nefes verip konuştu.

Çınar:
"Allahım şükürler olsun"

Berk:
"Eve gidip 2 rekat şükür namazı kılıcam"

Caner abim:
"Sonunda vallah saat kaç olduysa?"

Yaman:
"9"

Dedikten sonra aklına birşey gelmesiyle gözlerini belertip konuştu.

Yaman:
"Hass..."

Ben:
"Noldu eksik birşey mi aldık"

Yaman:
"Acil eve gitmemiz lazım çok geç kaldık"

Ben:
"Neye"

Yaman:
"Eve gidelim Ben sana derim ayağınızı kaldırın ve hızlıca arabaya doğru yürüyün"

Ben şaşkın ifademle ve gram birşey anlamamış halimle yamana uyup hızlıca arabaya doğru yürümeye başladık.

Bu çocuk niye acele ediyordu?

Kesin bir işler karıştırıyorlar.

Kesin.

İç sesimi takmayıp önümdeki 3'ye uyarak arabaya doğru bu sefer koşmaya başladık.

Ben:
"Ay yemek yememiş halimle 10 kilo verdim ya noluyor?"

Yaman:
"Konuşmada koş!"

Ben:
"Offf"

Diyip hayla koşuyorduk bir süre sonra arabaya vardığımızda, yaman Berk Ben arkaya Çınar sürücü koltuğuna Caner abimde yanına oturmuştu.

Çınar gaza öyle bir basıyordu ki kaza yapıcaz diye diken üstünde oturuyordum.

Ben:
"Ayy nereye yetişmeye çalışıyoruz ya-"

Lafımı kesen şey çınarın öndeki arabaya makas atmasaydı.

Ben:
"Yavaş sür şunu şimdi kaza yapıcaz!"

Dememle hızını biraz düşürmüştü, içimdeki korku biraz olsun azalmıştı.

Bir süre sonra eve geldiğimizde çınarlara dönüp konuşmuştum.

Ben:
"Bugün için teşekkür ederim beyler görüşmek üzere"

Diyip hepsiyle tek tek vedalaştıktan sonra Yaman ve ben kapıya doğru yürüdük ve zile basan ilk kişi yine ben olmuştum.

Seher abla kapıyı açmasıyla gülerek ona dönüp konuştum.

Ben:
"Naber sehoşum"

Seher abla:
"İyidir kuzum senden"

Ben:
"Bende iyi"

Seher abla:
"Onur geldi içerde seni sordu"

Ben:
"Onur mu o niye gelmiş ki"

Seher abla:
"Bilmiyorum içerde yemekte herkes"

Ben:
"Tamam sehoşum teşekkür ederim"

Diyip onu yanağından öpüp içeriye geçtik ve yemek masasına gelmemizle bir çift gözlerle gözlerimin buluşması bir oldu.

Yamanın kolumdan tuttup yerime oturtmasıyla bakışmamız bölünmüştü.

Yerime oturduğumda tabağıma birşeyler alırken babamın sesiyle ona döndüm.

Babam:
"Kızım onurun sana bir sürprizi varmış o yüzden hem bizden izin almaya hemde seni almaya gelmiş"

Bende bakışlarımı babamdan çevirip onura yönelttim.

Ben:
"Süpriz mi? Ne süprizi"

Onur:
"Süprizi söylersem süpriz olmaz, yemeğini ye hazırlan çıkarız"

Ben:
"Tamam o zamn Ben gidim"

Diyerek masadan kalkıyordum ki Onur durdurmuştu.

Onur:
"Yemeğini bitir önce acele etmemize gerek yok rahat rahat yemeğini ye"

Dediğinde kafamı olumlu anlamda sallayıp sandalyeme geri oturup yemeğimi yemeye başladım.

Bir süre sonra yemeğim bitince hemen odama gidip hazırlanmaya başladım.

Üstüme göğsümün hemen altında biten kalın askılı crop giyip altına siyah kot şortumu giymiştim üstünede crop şeklinde olan kot çeketimi giydim altınada siyah beyaz nike ayakkabımı giydikten sonra üstüm hazırdı.

(Şortu daha uzun düşünebilirsiniz)

Üstümü giydikten sonra makyaj masama geçtim ve abartılı olmiycak derecede bir makyaj yapıp saçlarımı da dalgalı yaptığımda hazırdım.

Aynada son kez kendime bakıp güzel olduğunu düşünerek odadan çıkıp aşağı indim.

Salona girmemle onurun bakışı anında beni bulmuştu, Bende ona bakıp konuştum.

Ben:
"Ben hazırım gidelim mi"

Bir süre daha baktıktan sonra kendine gelip ayağa kalktı ve annemlere dönüp konuştu.

Onur:
"İzin verdiğiniz için çok teşekkür ederim Ömer amca saat çok geç olmadan size getiriceğim"

Babam:
"Sorun yok oğlum dikkat edin o yeter hadi iyi eğlenceler"

Dediğinde onurla beraber kapıya doğru yürüdük ve evden çıkmıştık.

Arabaya doğru yürümeye başladıktan sonra merakıma yenik düşerek onura dönüp konuştum.

Ben:
"Nereye gidiyoruz söylemiycek misin"

Arabanın yanına geldiğimizde ön koltuğu açıp bana bakıp konuştu.

Onur:
"Gidince görürsünüz küçük hnm buyrun"

Dedikten sonra ellini Uzattığı kapıdan geçip öne oturmuştum, kapımı kapattıktan sonra kendisi de sürücü koltuğuna oturduğunda arabayı çalıştırdı ve yola çıkmıştık.

(Onurun gözünden)
12 saat önce

Gözümü açtığımda saat 9'a geliyordu ve bugün çok işim vardı, yarın yıldızımın doğum günüydü ama ben tam 00:00'da kutliycaktım bugünü yamanlarla beraber önceden planlamıştık.

Telefonu ellime aldığım gibi yamanı aradım, ilk aramamda tabiki açmamıştı.

Kesin yatıyordu ayı, telefonu kulağımdan çekip tekrar aradım.

Bu sefer 3 çalışta açmıştı.

Yaman:
"Noluyor olm ya sabah sabah"

Onur:
"Akşam yıldıza süpriz hazırliycaz unutmadın demi"

Yaman:
"Onur sabahın köründe bu yüzden mi aradın"

Ben:
"Evet bu yüzden aradım akşama kadar oyala birşey yap ama 9 da evde olun çünkü almaya gelicem"

Yaman:
"Tamam başımın belası tamam"

Diyip telefonu kapattıktan sonra yataktan çıkıp banyoya gidip duşa girdim, 1 saat sonra duştan çıktıktan sonra giyinme odasına gittim.

Üstüme krem rengi gömlek giyip altımada krem rengi bir şort giymiştim, saatimi taktıktan sonra, ayakabbımı da giydikten sonra saçlarıma şekil vermeye başladım, saçımında işlemi bittikten sonra hazırdım.

(Onurun kombini)

Evden çıkıp arabaya bindiğimde annemle babamın izni ilede evden sadece 40 dk uzaklıkta olan evime gittim.

Evet evim vardı, babam 18 yaşıma basınca almıştı kafa dinlersin falan diye ama benim o evde kalmaya fırsatım olmamıştı.

Ama şimdi o ev çok işime yarayacaktı, çünkü Yıldızın doğum gününü burda kutliycaktım.

Eve geldiğimde ev temizdi annem 2 günde bir evi temizletiyordu ama ben bugün özel olacağı için tekrar temizletmesi için rica etmiştim, kraliçem beni kırmayıp kabul etmişti.

Annem yıldıza olan hislerimi biliyordu, nasıl diye sorarsanız annemle kardeşimi benim dedikodumu yaparken yakalamıştım.

Melike yıldıza olan hislerimi bakışlarımı anneme anlatmıştı, annemde sevinmişti çünkü Yıldızı seviyordu. Henüz tanışmasalarda annem Yıldızın olayını biliyordu.

Eve tekrar göz geçirdikten sonra atakanları arayıp gerekli malzemeleri istemiştim.

Yıldıza çok güzel bir süpriz hazırliycaktım bayılacağına emindim.

Yıldızın küçüklük fotoğraflarını bulup onlarla bir klip oluşturdum ve ailesinde dahil herkesten video istedim Yıldızın doğum gününü kutladıkları kısa bir video. Tabi benimki en sondaydı.

Balkon bu süprizi yapmam için gayete normal bir büyüklükteydi, projeksiyon cihazını çoktan kurmuştum bizimkiler gelene kadar.

Balkona bir perde çekip Projeksiyon cihazını ona doğru ayarlamaya çalışmıştım, onu ayarladıktan sonra minderleri de tam perdenin karşısına koymuştum. Önce klibi izleticektim 00:00'da havai fişekler eşliğinde doğum gününü kutliycaktım.

Havai fişekler yamanlara kalmıştı tabiki.

Yıldızların altında tam ona layık bir doğum günü olucaktı.

Kapı zili çaldığında bizimkilerin geldiğini anlayıp koşarak kapıyı açtım.

Kapıyı açtığımda bizim çocukları görmemle derin bir nefes verip sinirle konuştum.

Onur:
"Nerdesiniz olm siz yaa geç kalıcaz şimdi"

Atakan:
"Knk bir sakin mi olsan saat daha 11"

Atlas:
"Aynen bir sakin ol daha zaman var"

Onur:
"Daha çok işimiz var yiyecekleri ve içecekleri aldınız demi"

Dedikten sonra Ayaz elindeki poşeti kaldırıp gülerek konuştu.

Ayaz:
"Hepsi burda kardeşim, süslerde hazır bir sakin ol yetiştiricez"

Onur:
"Yetiştiremiycez diye çok korkuyorum"

Atakanda yanıma gelip tek eliyle omzuma vurup konuştu.

Atakan:
"Sakin ol daha zamanımız var yetiştiricez"

Atlasta yanımıza gelip homurdanarak konuştu.

Atlas:
"Eee, beyler böyle dikilirseniz geç kalırsınız hadiyin şu hazırlıklara başlayın"

Onur:
"Atlas haklı hadi başlayalım"

Dedikten sonra artık işe koyulmuştuk, ben yıldız süslemelerini alıp balkona giderek balkonu hazırlamaya başladım.

Balkonun korkuluklarına yıldızları yerleştirdim diğerleri zaten hazır olduğu için sadece süslemeler kalmıştı.

Balkonda işim bittiğinde çocukların yanına geçmiştim.

Onur:
"Naptınız hazır mı herşey?"

Atlas tabikide homurdanmıştı.

Atlas:
"Hazır Onur hazır abi, sabahtan beri başımızın etini yedin ya"

Onur:
"Sus lan, bacınızın mutluluğu için şuan buradasınız itiraz edenin sesini keserim"

Ayaz:
"Ne itiraz etmesi kardeşim, tövbe haşa itiraz etsek bizi karşıdaki denize atarsın"

Onur:
"Bunu bilmen güzel birşey kardeşim Aferin sana, şimdi herşey hazır demi eminsiniz"

Atakan kolunu masaya dayayıp avcunu alnına dayayıp homurdanıp konuştu.

Atakan:
"Bu 5'ci soruşun oldu, onur kardeşim sen bir daha aşık olma olur mu hepimizin iyiliği için söylüyorum"

Onur:
"Yani burda kardeşiniz mutlu diye sevineceğinize homurdanıp durdunuz kaç saattir ya, sizide görücez merak etmeyin"

Atlas:
"Vallah Ben aşık olsam bu kadsr olmaz herhalde"

Senide görücez Atlas bey.

Atakan Atlasın başına vurup bir yandan mısırdan yiyip bir yandan gülüp alayla konuşuyordu.

Atakan:
"Diyene bak, geçen sene ex'ne çıkma teklifi ettiğinde kabul etti diye siteyi başımıza yıkmıştın"

Yapmıştı, Atakan sevdiği kıza çıkma teklifi ettiğinde kız kabul edince sitenin etrafında çığlık çığlığa dolanmıştı herkes kavga var sanmıştı ve nerdeyse polisi ariycaklardı.

Atlasda atakana katılıp mısır yiyerek konuşmaya başladı.

Atlas:
"Değmezmiş zaten, kız ilk kavgada başka erkeğe kaçtı"

Ayazda onlara katıldığında şuan 3'ü oturmuş yıldızıma yaptığım mısırları yiyerek Atlasın ex'nin dedikodusunu yapıyorlardı.

Bunlar adamı delirtir.

Ayaz:
"Ama knk şimdi sende çok yüz verdin ya bu kadar yüz, bu kadar değer iyi değil"

Bende tezgahın üzerinden onlara kafamı uzatıp konuştum.

Onur:
"Çekirdekte istermisiniz beyler, dedikodunuzu bölüyorum kusura bakmayın ama"

Onlarda yeni farklarına varmış gibi oturdukları yerden doğrulup bana baktılar ve atlas hemen lafa atladı.

Atlas:
"Kusura bakma knk ya dalmışız"

Sabır çekerek, ellimi yüzüme atıp sıvazladım.

Onur:
"Ben size şimdi bir dalıcam göreceksiniz dalmak neymiş, kalkın yeni mısır yapın bitirmişsiniz zaten"

Gerçekten de kasenin yarısını yiyip dedikodu yapmışlardı, bir çekirdek yemedileri kalmıştı zaten.

Ayaz:
"Abi Allah aşkına bir sakin ol akşama daha çok var yaa hallederiz yetiştiririz herşeyi biraz relax ol ya"

Onur:
"Geç kalıcaz Ayaz geç kalıcaz ne relaxsı olm ya"

Atakan:
"Saat daha 12 ve akşam 9'a daha saatler var"

Onur:
"12'mi, ne ara 12 oldu lan"

Atakan:
"Ehh tabi kendini o kadar çok kaptırdın ki saatin nasıl geçtiğini bile anlamadın"

Onud:
"Neyse ne herşeyin eksiksiz hazır olması lazım"

Atakan:
"Herşey eksiksiz hazır, mısırlar hazır, kola ha-"

Duyduğum şeyle kafamı direk atakana çevirip sözünü keserek konuştum.

Onur:
"Atakan sakın kola aldım deme"

Atakan:
"Knk şey mısırla kola iyi gider dedim diye kola aldım"

Onur:
"Salak yıldız kola sevmez kii"

Atakan:
"Kolayı sevmeyen mi var ya, kolaya hakaret olur bu"

Onur:
"Sus Atakan Sus! Ve git mangolu fusetea al gel"

Atakan:
"Kolayı da ben alıyorum o zamn"

Onur:
"Kolanıda al git Atakan gerekirse 2 şişe mangolu fusetea al ama sadece mangolu"

Atakan:
"Tamam tamam anladım hadi ben kaçtım"

Diyerek Kolayıda alıp gitti.

Onur:
"Umarım bir salaklık yapmaz"

Atlas:
"Atakan bu, yapmaz diyemiycem yapar"

Off'layıp iki ellimle beraber yüzümü sıvazlayıp tekrar derin bir of çektim.

Onur:
"Herşey hazır demi"

Atlas:
"Hazır Onur, hazır abi, herşey hazır Allah aşkına artık bir sakin olur musun?"

Onur:
"Tamam tamam"

Diyip pes ederek bedenimi koltuğa bırakıp yayıldım, atlas da yanıma gelip bedenini koltuğa bıraktığında ikimizde kafamızı arkaya atıp koltuğa dayayarak gözlerimizi kapattık.

Gözlerimi kapattığım yerde ayaza seslendim.

Ben:
"Ayaz bırak o mısırı yemeyi ve git yenisini yap"

Oda homurdanarak konuşmaya başladı.

Ayaz:
"Sen benim mısırı yediğimi nerden gördün ya"

Kaç yıllık arkadaşını hiç tanımamış.

Ben:
"Kankanı çok hafife alıyorsun ayaz"

Ayaz:
"Doğru seni hafife almamak lazımdı"

Ben:
"Aynen, şimdi konuşmayı bırak ve mısır patlat"

Ayaz:
"Aman iyi be"

Duyduğum seslerden mısırı yapmaya başlamıştı, 40-45 dakika sonra kapı sesini duymamla yerimden fırlayıp kapıyı açtım.

Ben:
"Aldın mı lan"

Atakan:
"Aldım knk al"

Ellindeki poşeti alıp içine baktığımda, arkadaşımın salak olduğunu bir kez daha anlamış oldum.

Burnumdan nefes verip gözümü kapatıp sabır diledim.

Ben:
"Gözüme gözükme Atakan gözüme gözükme yoksa seni ellimden polis bile alamaz"

Diyip ellimdeki poşeti elline tutuşturup açık olan kapıdan çıktım.

Benim salak arkadaşım mangolu alacağına gitmiş şeftalili fusetea almıştı, benim arkadaşım salak işte salak.

Apartmandan hızla çıkıp arabaya binerek markete sürdüm, 5 yaşındaki bir çocuğa birşeyi 10 kere söylesen anlar ama benim arkadaşım gelmiş 18 yaşına 5 kere söylememe rağmen bir bok anlamamıştı.

Markete geldiğimde girip mangolu fusetea aramaya başladım ve yoktu.

Bugün üstüme oynanıyordu gerçekten, olduğum marketten çıkıp arabaya binip başka markete doğru sürdüm.

Ve bu markettede mangolu yoktu, içimden şansıma küfür ederek arabaya binip başka markete sürdüm.

Gezdiğim bilmem kaçıncı marketti ama birinde bile mangolu fusetea yoktu.

Bütün marketler bana düşman kesilmiş gibi hiçbirinde yoktu, olduğum marketten de çıkıp bu sefer bütün marketlere küfür edip arabaya binip başka markete doğru sürmeye başladım.

İstanbulda market bırakmiycaktım bulana kadar aramaya devam diyerek başka markete doğru gaza basmıştım.

Ve sonunda hedefime ulaştım, bulmuştum mangolu fusetea sonunda bulmuştum.

Bulduğum gibi 3 tane birden almıştım, aldığım gibi kasaya gidip 3'de ödeyip hızlıca marketten çıkıp arabaya gidip hızlıca evin yolunu tuttum.

Bir kaç saatin sonunda eve vardım ve hızlıca apartmana girip eve çıktım.

Eve çıkıp hızla kapıyı çaldığımda Atakan açmıştı.

Ben:
"Ben sana gözüme gözükme demedim mi"

Dedikten sonra içeri girip mutfağa yöneldim direk, atakanda peşimden açıklama yaparak geliyordu.

Atakan:
"Ama kardeşim dinlemedin ki bak şimdi ben markete gittim mangolu yoktu bende şeftali aldım"

Derin bir nefes verip fusetea'yi dolaba koyup arkamı döndüm.

Ben:
"Olm bir kaç market gezseydin birinde yok diye hemen niye şeftalili alıyorsun ki"

Atakan:
"Gezdim knk ama yoktu"

Ben:
"Ben nasıl buldum atakan"

Atakan:
"Onu bende anlamadım işte, hakketen nasıl buldun"

Bende ellimi omzuna attıp konuştum.

Ben:
"İstanbulun altını üstüne getirdim kardeşim ve buldum"

Atlasda homurdanıp konuştu.

Atlas:
"Bizimki tufayı yakmış gençler aşk adamı bozar diye boşa dememişler"

İşaret parmağımı ona sallayıp konuştum.

Ben:
"Senide, sizide görücem saat kaç oldu ya"

Deyip kolumdaki saate baktığımda saat 8'e geliyordu.

Ben:
"Kalkın etrafı toplayın gidiyoruz çıkıyoruz"

Etrafı toplayıp son kez göz gezdirdikten sonra herşeyin eksiksiz olmasıyla evden çıktık.

Atakanlar ayrı gelirken bende arabama binip Ömer amcalara doğru sürdüm.

Arabayı otoparka koyup arabadan indim ve kapıya gidip kapıyı çaldım.

Seher abla kapıyı açtığında gülümseyip konuştu.

Seher abla:
"Hoşgeldin oğlum"

Bende gülümseyip sarılarak karşılık verdim.

Ben:
"Hoşbulduk Seher ablam"

Diyip salona doğru yürüdüm Ömer amca beni gördüğünde ayağa kalkıp gülümseyerek yanıma gelip bir elini omzuma atarak konuştu.

Ömer amca:
"Onur Hoşgeldin oğlum hayırdır birşey mi oldu"

Ben:
"He yok ömer amca ben sizden birşey için izin almaya geldim"

Ömer amca:
"Ne için oğlum"

Yerimde dikleşip ellerimi önümde birleştirip konuştum.

Ben:
"Şey için, şimdi yarın Yıldızın doğum günü biliyorsunuzdur bende onun için yıldıza bir süpriz hazırladım babamın 18 den sonra bana aldığı evde ona ufak bir süpriz hazırladım ev asla uzak değil 40 dk'lık bir mesafe de eğer izniniz olursa Yıldızın doğum gününü kutlamak istiyorum geç kalmiycaz 00:00'dan sonra doğum gününü kutladığım gibi getiricem size eğer izniniz olursa tabi"

Heyecanlandığım için kelimeleri toparlayamadığıma yemin edebilirdim.

Ben:
"Özür dilerim kelimeleri toparlayamıyorum ama-"

Konuşmama izin vermeden gülerek lafımı kesip konuşmuştu.

Ömer amca:
"Tamam oğlum bir sakin ol, Yıldızın doğum gününü kutlamak istiyorsun demi"

Ben:
"E-evet izniniz olursa tabi"

Ömer amca:
"Tamam tabiki kutlayabilirsin ama geç kalmayın olur mu?"

Ben:
"H-Hiç merak etmeyin geç kalmiycaz"

Ömer amca:
"Tamam oğlum hadi otur yemeğinizi yiyin öyle gidin"

Ben:
"Ben hiç rahatsızlık vermim"

Ömer amca sahte kızgınlıkla bana bakıp konuştu.

Ömer amca:
"O nasıl söz öyle sende benim oğlum sayılırsın, eğer yemeğe oturmasan Yıldızı göndermem"

Ben:
"Tamam o zamn Ben geçim teşekkür ederim çok teşekkür ederim"

Ömer amca:
"Tamam tamam hadi geç bakalım"

Dedikten sonra salona geçip yemek hazır olana kadar lara ablayla da konuşup durumu açıklamıştım.

Biz konuşurkende yemekleri hazırlamışlardı, ben çekinerek de olsa yemeğe geçip oturmuştum ve abilerde tek tek gelmişti.

Herkes yemeklerine başlamıştı bende aynı şekilde çekinerek de olsa yemeğe başlamıştık.

Tam o sırada kapının çalmasıyla o tarafa doğru döndüğümde içeri giren kızdan gözümü ayıramamıştım, bir süre daha bakıştıktan sonra Yamanın Yıldızı masaya oturtmasıyla bölünmüştü.

Yıldız masaya oturup tabağına birşeyler alırken Ömer amcada konuyu açmıştı.

Ömer amca:
"Kızım onurun sana bir sürprizi varmış o yüzden hem bizden izin almaya hemde seni almaya gelmiş"

Ömer amcanın sözü bitmesiyle Yıldızın bakışları tekrar bana dönmüştü, bana bakıp şaşırarak sormuştu.

Yıldız:
"Süpriz mi? Ne süprizi"

Bende hafif gülerek konuştum.

Ben:
"Süprizi söylersem süpriz olmaz, yemeğini ye hazırlan çıkarız"

Ben:
"Tamam o zamn Ben gidim"

Diyerek masadan kalkıyordu ki son anda durdurmuştum.

Onur:
"Yemeğini bitir önce acele etmemize gerek yok rahat rahat yemeğini ye"

Kafasını olumlu şekilde sallayıp geri yerine oturdu ve yemeğini yemeye başladı.

Bir süre sonra yemeği bitince hızla masadan kalkıp yukarı çıkmıştı.

Yıldızdan sonra bizimde yemeklerimiz bittikten sonra sofradan kalktık ve salona geçip koltuklara oturduk.

Oturmamızla Yaman beni dürtüp konuşmuştu.

Yaman:
"Pişt naptın hazır mı herşey"

Bende ona kafamı olumlu şekilde sallayıp konuştum.

Ben:
"Hazır hazır"

Dedikten sonra tam o sıradada yıldız merdivenlerden iniyordu ve onu görmemle nutkum tutulmuştu.

Şort giymesini deli gibi kıskansamda yanımda olduğu için sorun değildi.

Merdivenden indikten sonra bana döndü konuştu.

Yıldız:
"Ben hazırım gidelim mi?"

Diye sormuştu ama ben konuşamıyordum, bir süre sonra kendime gelip ayağa kalktım ve Ömer amcaya döndüm konuştum.

Ben:
"İzin verdiğiniz için çok teşekkür ederim Ömer amca saat çok geç olmadan size getiriceğim"

Oda bana gülümseyip konuştu.

Ömer amca:
"Sorun yok oğlum dikkat edin o yeter hadi iyi eğlenceler"

Tekrar gülümsedikten sonra yıldızla beraber evden çıkmıştık, arabaya doğru yürüdüğümüz yerde dayanamayıp konuşmuştu.

Yıldız:
"Nereye gidiyoruz söylemiycek misin"

O soru sorarken arabanın yanına geldiğimizde hemen ön koltuğu açıp bir elimi uzatarak konuştum.

Onur:
"Gidince görürsünüz küçük hnm buyrun"

Oda ellimi uzattığım kapıdan girince bende onun kapısını kapatıp önden dolanarak kendi tarafıma geçip oturdum ve arabayı çalıştırıp yola çıkmıştık.

(Yıldızın gözünden)

Nereye gideceğimizi deli gibi merak etmeme rağmen sormamıştım, çünkü sorsaydımda birşey demiycekti

Bir süre sonra araba bir apartmanın önünde durunca şaşırıp onura dönüp konuştum.

Ben:
"Nereye geldik tam olarak, burası kimin evi"

Bu sefer bana dönüp gülerek konuşmuştu.

Onur:
"Benim evim"

Ben:
"Senin evin mi vardı"

Onur:
"Babam 18'den sonra kafamı dinlerim diye almıştı"

Ben:
"Niye geldik ki peki"

Bu sefer tamamen gülerek konuştu.

Onur:
"Çok meraklısın ama"

Diyip kendi kapısını açıp indiğinde benim tarafıma gelip kapımı açtı ve ellini uzattı.

Onur:
"Hadi gel bakalım buraya niye geldiğimizi öğrenelim"

Dediğinde Uzattığı elini tutup arabadan çıktım, çıktığımda elimi bırakıp kapıyı kapattı ve cebinden birşey çıkarıp gözüme bağladı.

Ben:
"Yaa Onur Napıyorsun"

Onur:
"Süpriz dedim ama güzelim az sabırlı ol"

Ben:
"Ama önümü göremiyorum ya düşersem"

Dediğimde ellimi tuttuğunu hissetmiştim.

Onur:
"Ben seni düşürürmüyüm hiç güzelim, sen güven bana"

Ben:
"Sana güvenmesem buraya kadsr gelmezdim ama korkuyorum etraf karanlık"

Onur:
"Korkma ben yanındayım, seni ben yönlendiricem merak etme"

Dedikten sonra ellimden tuttup beni yürütmeye başlamıştı, korktuğum için yavaş yavaş yürüyorduk.

Onur:
"Şimdi 2 basamak çıkıcaz"

Dedikten sonra 2 basamak çıkmıştık.

Onur:
"Tamam şimdi binaya giriyoruz"

Dedikten sonra ellimden sıkıca tuttup beni yürütüyordu.

Onur:
"Şimdi asansöre binicez"

Dedikten sonra ellimide tutup asansöre girmiştik.

Onur:
"Az kaldı şimdi çıkıyoruz"

Dedikten sonra hiç bırakmadığı ellimi daha sıkı tuttup beni yürütmeye başladı.

Asansörden çıktığımızı tahmin ederek yürümeye devam ettik, bir süre daha yürüdükten sonra durmuştuk.

Onur:
"Evet geldik, şimdi açıcam gözlerini ama çok azıcık daha dayanman lazım"

Ben:
"Meraktan çatliycam yaa"

Onur:
"Sakin ol geldik"

Dedikten sonra anahtar sesi duymuştum, muhtemelen kapıyı açıyordu ve ellimi tekrar sıkıca tuttup yürütmeye başladı.

Biraz daha yürüdükten sonra durmuştuk.

Onur:
"Evet geldik şimdi gözünü açıyorum hazırmısın"

Heyecandan yerimde zıplayıp konuşmuştum.

Ben:
"Evet evet çok hazırım, hadi aç artık"

Dediğimde gözümdeki şeyi çıkarmıştı ve ben gördüklerim karşısında ağzım yarım açık şekilde donup kalmıştım.

Bir anda arkamı dönüp onura bakarak konuştum.

Ben:
"Şaka"

Onur:
"Değil"

Ben hayla ağzım açık bir şekilde balkona bakıyordum, tekrar arkamı dönüp konuştum.

Ben:
"Onur sen naptın"

Gülerek ellimden tuttup balkona götürdü ve minderlerin üstüne oturttu, ben hayla şaşkın yüz ifademle Etrafıma bakıyordum ta ki perdeden bir görüntü açılana kadar.

Perdede bir video başlamıştı ve annem çıkmıştı videoda.

Annem:
"İyiki doğdun güzel kızım bizimle beraber geçirdiğin ilk doğum günün kutlu olsun"

Annemden sonra babam çıkmıştı.

Babam:
"İyiki dünyaya geldin minik yıldızım seni çok seviyorum"

Babamdan sonra Barlas abim çıkmıştı.

Barlas abim:
"Benim en sevdiğim biricik kardeşim iyi ki doğdun yıldızım"

Barlas abimden sonra ise aras abim çıkmıştı.

Aras abim:
"Seni üzdüğüm için kırdığım için çok özür dilerim güzelim iyiki doğdun iyiki hayatımıza girdin, iyiki hayatımıza girip yıldız gibi parladın"

Aras abimden sonra ise Atlas abim çıkmıştı.

Atlas abim:
"Prensesim benim iyiki ama iyiki doğdun birtanem"

Atlas abimden sonra ise Alp abim çıkmıştı.

Alp abim:
"Benim biriciğim yıldızım doğmuş abisinin prensesi iyiki doğdun birtanem"

Alp abimden sonra alperen abim çıkmıştı.

Alperen abim:
"Yıldızların en ışıltısı biriciğim iyiki doğdun birtanem"

Ve alperen abimden sonra Yaman çıkmıştı.

Yaman:
"İkizlerin en güzeli iyiki doğdun iyi ki varsın yıldızım iyiki doğdun geç kavuşsakta iyiki ama iyiki girdin hayatıma"

Yamandan sonra ise Çınar çıkmıştı.

Çınar:
"Kuzenlerin hassı iyiki doğdun cnm kujenim"

Çınardan sonra Berk çıkmıştı.

Berk:
"Cadı madısın ama iyiki benim biricik cadım olmuşsun iyiki doğdun güzellim"

Berkten sonra Caner abim çıkmıştı.

Caner abim:
"Biricik bücürcüğüm benim iyiki ama iyiki"

Canerden sonra ise emin çıkmıştı.

Emin:
"İyiki doğdun birtanem iyiki varsın seni çok seviyorum"

Emin'den sonra Çağlar çıkmıştı.

Çağlar:
"Biriciğim herşeyimm iyiki ama iyiki doğdun seni çok seviyorum iyiki hayatımıza girdin"

Çağlardan sonra da Fırat çıkmıştı.

Fırat:
"İyiki doğdun güzeller güzelim iyiki bizim yıldızımız OLDUNUZ!

Bu sefer fırattan sonra kerem çıkmıştı.

Kerem:
"İyiki doğdun prensesim korkmaz ailesinin prensesi iyiki ama iyiki doğdun"

Keremden sonra ise miraç çıkmıştı.

Miraç:
"Kuzenlerin en güzeli Kuzenlerin birtanesii iyiki doğdun herşeyimm"

Miraçtan sonra mahirde çıkmıştı.

Mahir:
"Birtanem güzelliğim iyikii ama iyikii doğduun"

Mahirden sonra Eymen çıkmıştı.

Eymen:
"Korkmazların prensesi biriciği iyikii doğduunn"

Eymenden sonrada efe çıkmıştı.

Efe:
"Benim prensesim doğmuş iyiki doğmuş herşeyyimm"

Bu seferde urasda çıkmıştı.

Uras:
"Kumralım benim iyikii ama iyikii doğduun"

Urastan sonra da ata çıkmıştı.

Ata:
"Güzellik abidem benim çuval giyse yakışan güzeller güzeli kuzenim iyiki ama iyiki sen"

Bu seferde Berat çıkmıştı.

Berat:
"Hayatımıza yıldız gibi girip parlayan yıldızım benim iyikii doğdun iyiki varsın"

Tam bitti sanarken bu seferde kuzey çıkmıştı, sülalemden video mu topladı bu çocuk.

Kuzey:
"Cnm bücürüm doğmuş benim iyikii doğdun bücürüm"

Bücürü gösterecektim Ben ona, biryanda gözümden akan yaşları siliyordum, bir yanda da gülerek izliyordum.

Kaan:
"Yıldızlar 13 ağustosta doğar benim yıldızımda bugün doğmuş iyiki doğmuş benim güzellim"

Bu seferde Emir çıkmıştı.

Emir:
"En güzel iyikim, iyiki doğdun güllerin bir tanesi"

Bu seferde Enes çıkmıştı, bitmiyordu galiba videolar.

Enes:
"İyiki doğdun kuzen iyiki varsın"

Bu seferde Atakan çıkmıştı.

Atakan:
"Bacıların gülü iyiki doğdun iyiki varsın yıldızım"

Atlas:
"Hiç hazetmesemde iyiki doğmuşsun bacıların gülü"

Hiç hazetmiyormuş eşek sıpası.

Ayaz:
"Senin bu sevgilin bizim canımızı okusada iyiki doğdun bacım fav bacımm"

Ayazın dediğiyle hem gülüp hem ağlıyordum, Ayazdan sonra bu sefer çocukluk arkadaşım emir çıkmıştı.

Emir:
"Çocukluğum, kardeşim, sırdaşım, herşeyiim iyiki ama iyiki doğdun iyiki hayatımıza girdin hayatımıza neşe kattın iyiki doğdun yıldızların en güzeli"

Emirden sonra bu sefer kızlar çıkmıştı.

Ece:
"Çağırdak grubunun yöneticisi iyiki doğdun benim güzeler güzeli aşkmmm bebeğğiimmm iyiki varsınn"

Melike:
"Abim diye demiyorum 40 yılın başında düzgün birşey yapabildi, güzeller güzeli bebişiimm iyikii doğduunn iyikii varsın birtanemm"

Nilda:
"Böbreğimiz çıkana kadar koşu yaptığım fav bacım iyikii doğdun iyiki varsıınn"

Miray:
"Benim canım bacım doğmuş iyiki doğmuş geç tanıştık ama çabuk kaynaştık iyiki doğdun iyiki varsın bebeğim"

Kızlardan sonra ekran kapanmıştı bende onura dönüp konuştum.

Ben:
"Bitti mi"

Onur:
"Bilmem bak bakalım bitmiş mi?"

Dedikten sonra ekrana dönmemle bu sefer Onur çıkmıştı ve şarkı başlamıştı.

Şarkı:Endamın yeter(live)
Sanatçı:kıraç

Onur:
"Aşk nedir bilmezdim, bir çift göze aşık olmak nedir bilmezdim, birinin gülüşüne hayran kalmak nedir bilmezdim, taa ki sen gelene kadar. Sen geldin bir çift göze aşık olmanın ne demek olduğunu anladım, sen geldin birinin gülüşüne hayran kalmak ne demek olduğunu öğrendim en önemlisi de sen geldin aşkı öğrendim, sevginin ne demek olduğunu öğrendim. Bana aşkı öğrettiğin için, sevginin ne demek olduğunu öğrettiğin için çok teşekkür ederim güzelim. Hayatının ilk yıllarında yanında değildim ama bundan sonra her yılında yanında olacağıma söz veriyorum, Onur sözü. İyiki ama iyiki doğdun ve iyiki seni tanımışım seni çok seviyorum ve son nefesime kadar seni seveceğime yemin ediyorum. İyiki ama iyiki sen"

Bu seferde ekranda küçüklüğümden bu yaşıma kadar fotoğraflarım çıkmıştı ve fotoğraflarımdan sonra videolarım çıkmıştı.

Gözlerim dolu dolu onura dönüp konuştum.

Ben:
"Delimisin sen Onur neler yaptın"

Oda bana sırıtıp konuştu.

Onur:
"Deliyim ama sana deliyim"

Dedikten sonra telefonunu çıkarıp ekranı açıp baktıktan sonra bana döndü konuştu.

Onur:
"Şimdi sen burda bekle ben geliyorum"

Kafamı olumlu anlamda salladıktan sonra tekrar etrafı inceleyip ekrana döndüm video hayla devam ediyordu ve şarkı çok güzeldi.

Ben videoya odaklanmışken onurda ellinde bir pastayla gelip önümde diz çökmüştü.

Onur:
"Yıldızlar 13 ağustosta doğar iyiki doğdun güzellim"

Demesiyle havai fişekler patlamıştı ve oturduğum yerden kalkıp direk onlara bakakalmıştım.

Arkamı döndüğümde ellinde pastayla bana gülerek bakan çocuğa sıkıca sarılmıştım.

Ben:
"Çok teşekkür ederim"

Diyip tuttuğum gözyaşlarımı bırakmıştım ama bu sefer acıdan kederden değil, mutluluktan ağlıyordum.

Biraz daha sarıldıktan sonra ayrılıp yüzüne baktığımda ellindeki pastayı bir yere bırakıp karşıma geçip ellimi tuttup derin bir nefes alıp konuştu.

Onur:
"Seni seviyorum, sana deli gibi aşığım ve ben artık içimde tutmak istemiyorum. Hayatında ve yanında olamadığım yılları telafi etmeme izin verirmisin güzellim"

Hiçbirşey anlamayıp şaşkınca yüzüne bakıp sordum.

Ben:
"Nasıl"

Onur:
"Benimle çıkar mısın? Hayatın boyunca yanında olamadığım yılları telafi etmeme izin verir misin"

Dediğinde daha bugün ne kadar şok olabilirim diye düşünürken onurdan gelen teklifle ona bakıp kalmıştım.

Başımı ağır ağır aşağı yukarı sallayıp gülerek konuştum.

Ben:
"İzin veririm"

Dememle oda bana gülüp kollarını belime dolamıştı bende karşılık verip kollarımı boynuna dolamıştım ve sıkıca sarılmıştık.

Biraz daha sarıldıktan sonra ayrılıp yüzüne baktım ve avuçlarını yanağıma dayayıp konuştu.

Onur:
"Hayatının en mutlu günlerini yaşatacağıma söz veriyorum"

Dedikten sonra tekrardan sıkıca sarılmıştı bende Kollarımı boynundan dolayıp başımı omzundan yan çevirip hem videoyu izleyip hem de ağlıyordum.

Ben:
"Senin yüzünden hep makyajım aktı, kesin çok çirkin oldum"

Benden ayrılıp yüzümü incelemeye başlamıştı.

Onur:
"Dur bakim, Cık hayla çok güzelsin ve şunuda eklim sen her halinle güzelsin"

Diyip baş parmağı ile yanaklarımdaki ve göz altlarımdaki ıslaklığı usulca silmişti.

Sonra ellimden tuttup pastanın yanına getirmişti.

Onur:
"Hadi bakalım şimdi dilek tut ve üfle"

Bende dediğini yapıp gözlerimi kapatıp pastaya dönerek dilek dileyip üflemiştim.

Benim üflememle beraber oda gülerek alkışlamıştı, Bende dayanamayıp tekrardan sarılmıştım.

Ben:
"Bugün için çok teşekkür ederim, herşey için çok teşekkür ederim beni,çok mutlu ettin hiç yaşamadığım duyguyu yaşattın bana"

Oda bana sıkıca sarıldığı yerde konuşmuştu.

Onur:
"Teşekkür etme birtanem, sadece hep mutlu ol ve bu görevi bizzat ben üstlencem"

Birşey demeyip biraz daha sıkıca sarıldıktan sonra ayrılmıştık.

Ayrıldıktan sonra ellime bıçağı vermişti ellime aldığımda kendiside elini benim Elimin üstüne koyarak beraber pastayı kesmiştik.

Pastayı kestikten sonra hem yiyecekleri yiyip hemde bu süprizi nasıl yaptıklarını anlatmıştı.

Ben yerimde dikleşip ona şaşkınlıkla bakıp sormuştum.

Ben:
"Sırf mangolu fusetea için marketleri mi dolaştın gerçekten"

Oda benim aksime rahatlıkla gülüp cevap vermişti.

Onur:
"Evet, dolapta 2 şişe daha var bir daha bulamam diye 3 tane aldım"

Ben:
"Sen gerçekten delisin"

Onur:
"Sen öyle diyorsan öyledir, ama ben sana deliyim"

Ben:
"Sen bu kadar romantikmiydin ya"

Onur:
"Tabikide, daha bu başlangıç"

Dedikten sonra yanımdan kalkıp içeri girmişti, bir kaç dakika sonra ellinde bir kutu ile gelip yanıma oturdu ve bana bakarak konuştu.

Onur:
"Unutmadan bunu da vereyim, tekrardan iyiki doğdun iyiki varsın güzeller güzelim"

Dedikten sonra şaşkınlıkla ellindeki kutuyu alıp içini açtım ve açtığım gibi ağzım 1 metre açılmıştı.

Ben:
"Y-yok bu kadar değildir herhalde"

Onur:
"Beğendin mi?"

Ben:
"Delimisin bayıldım"

Bana aldığı hediye karşısında nutkum tutulmuştu, cam çerçeveli üstünde resmimizin olan ve şarkı sözüyle şarkı adı olan Spotify cam çerçeve yaptırmıştı.

Ben:
"Onur yapmamış ol"

Onur:
"Yaptım bile"

Tekrardan sıkıca sarıldım ve tekrardan hem gülüp hemde ağlayarak konuşuyordum.

Ben:
"Yaa bugün daha neler yapabilirsin diye düşündükçe her seferinde daha da şaşırtıyorsun"

Onur:
"Senin mutlu olman için her şeyi yaparım bu saatten sonra o yüzün sadece gülücek ağlamak yok"

Ben:
"Çok teşekkür ederim gerçekten"

Onur:
"Etme hep mutlu ol o bana yeter"

Ben:
"Sen olduğun sürece hep mutlu olucam"

Onur:
"Ölene dek yanındayım"

Ayrıldıktan sonra saçlarımın arasına bir öpücük bırakmıştı, biraz daha kalıp vakit geçirdikten sonra bana bakıp konuştu.

Onur:
"Hadi seni eve bırakayım geç olmadan"

Ben:
"Tamam, ama buraları toplamiycaz mı"

Onur:
"Ben anneme söylerim o halleder hadi"

Dedikten sonra oturduğumuz yerden kalkıp yürümeye başladık, yürüdüğümüz yerde ise kolunu omzuma attı ve beraber apartmandan çıkıp arabaya geldik.

Arabanın yanına geldiğimizde ön kapıyı açtı ardından geçmem için elini uzatmıştı, Bende elini Uzattığı kapıdan geçip oturdum ve oda kapımı kapattıktan sonra önden dolanıp kendi tarafına geçmişti.

Oda arabaya bindikten sonra kemerimizi taktıktan sonra yola çıkmıştık.

40 dk sonra falan eve geldiğimizde önce kendisi indi sonra gelip benim kapımı açıp beni indirmişti.

İndikten sonra bana döndü ve konuştu.

Onur:
"İyiki, iyiki ama iyiki doğdun birtanem"

Ben:
"Bugün kaçıncı deyişin oldu"

Onur:
"Saymadım ama ömür boyu diyebilirim"

Gülüp tekrar sarıldım ve zorda olsa vedalaşıp ayrılmıştık.

Kapının önüne geldiğimde zile basmayıp anahtarı çıkarıp kapıyı açtım ve eve girdim.

Girmeden önce hayla orda mı diye baktığımda aynı yerde durmuş içeri girmemi beklemişti.

Ben içeri girip kapıyı kapattıktan sonra bir kaç dakika sonra da araba sesini duymuştum.

Hızla ve sesiz adımlarla odama çıkıp önce hediyemi başucuma koyup sonra da banyoya gidip ellimi yüzümü yıkayıp giyinme odasına gidip üstümü değiştirdim.

Üstüme siyah kalın askılı bir crop giyip altımada beyaz şort giyip ayağıma terliklerimide geçirip girdiğim kapıdan çıkarak bahçeye çıktım.

Yüzümde vatan gülüşü ile bahçeye çıkıp kendimi salıncağa attım ve kafamı yastığa gömüp çığlık atmıştım.

Bir kaç saat önce yaşadıklarımı düşünerek yüzümde sırıtmayla ve içimdeki heycanla yerimde kıvranıp duruyordum.

Tam o sırada yanıma birinin oturduğunu hissedip yan tarafıma baktığımda Barlas abimdi.

Yüzüme bakıp göz kırpıp sırıtıp konuştu.

Barlas abim:
"Pişt hayırdır kız ne bu yüzündeki vatan gülüşü, he hep mutlu ol tabi o ayrı"

Ben:
"Neler olduğuna inanamayacaksın, eğer kızmiycaksan anlatıcam"

Barlas abim:
"Kızmam güzellim anlat sen"

Dedikten sonra içimdeki heycanla ona dönüp herşeyi anlattım.

Barlas abim:
"Bak sen şu kerataya senin kalbini çalmış demekki"

Ben:
"Çaldı, mertten daha çok mutlu etti beni Mert doğum günümde hediye alıp kutlayıp geçerdi, hoş diğerleri onu bile yapmazdı ama hayatım boyunca ilk defa böyle bir şey yaşadım o kadsr mutlu oldum ki anlatamam içimdeki tarifi hiç bir şekilde anlatamam"

Barlas abim:
"Anlatmana gerek yok birtanem zaten belli oluyor"

Diyip yanağımdan makas alıp göz kırpıp konuştu, Bende ellimle yüzümü saklayıp Barlas abimin göğsüne saklanmıştım.

Barlas abimin de güldüğünü sallanan Göğsünden anlayabiliyordum.

Ben:
"Gülmeee!"

Ben hayla utancımdan abimin göğsüne iyice sinerken. Oda kollarımdan tuttup kaldırdı ve sırıtarak bana bakıp konuştu.

Barlas abim:
"Tamam tamam, utanma birtanem hem ne güzel işte mutlu olmuşsun"

Ben:
"Abi ben onuru seviyorum"

Kolumdan tuttup göğsüne yaslayıp sarıldı.

Barlas abim:
"Biliyorum güzelim her halinden belli oluyor"

Ben:
"Çokmu belli oluyor"

Barlas abim:
"Yok cnm hiç belli olmuyor"

Göğsünden kalkıp omzuna vurup konuştum.

Ben:
"Dalga geçme"

Ben omzuna vururken oda ellimden tuttup tekrar göğsüne yaslamıştı.

Barlas abim:
"Tamam tamam dalga geçmiyorum"

Yüzümde sırıtmayla göğsüne dayanmış bir yandan da tırnağımı kemiriyordum.

Barlas abim:
"Kızım bir sakin ol şimdi kalp krizi geçiricen"

Göğsünden çıkıp kafamı ona çevirdim ve konuştum.

Ben:
"Demesi kolay ama aklıma geldikçe Heyecandan deliriyorum"

Barlas abim:
"Aşktan o güzellim aşktan"

Ben:
"Aşk böyle birşeymiş gerçekten ben bunu yeni anladım mertte böyle hissetmemiştim ama Onur çok farklı hissetiriyor"

Barlas abim:
"Onu anladık cnm"

Ben:
"Tamam ya kapatalım konuyu"

Barlas abim:
"Tamam güzelim sen nasıl istersen"

Başımı tekrar abimin göğsüne dayayıp öylece gökyüzünü izlemeye başladım.

Ben gökyüzünü izlerken abimin konuşmasıyla ona döndüm.

Barlas abim:
"Ortak doğum günleri severmisin"

Ben:
"Nasıl"

Barlas abim:
"Ortak doğum günü işte örnek Demir duru sen Yaman ortak doğum günü işte"

Ben:
"Yani severim aslında çok mutluda olurum da, niye sordun ki"

Barlas abim:
"Hiç öylesine öyle birşey yapalım mı diyordukda olmaz şimdi boşver"

Ben:
"Kutlamaya gerek yok ki yani kendinizi kutlamak zorunda hissetmeyin"

Barlas abim:
"Tamam güzelim bakarız"

Diyip kolumdan tuttup tekrar göğsüne çekip sarılmıştı, biraz üzülsemde sorun değildi çünkü ben alışıktım doğum günü kutlamamaya.

Ayaklarımı salıncakta bükmüş sırtım Barlas abime yaslı şeklide uzanmış pozisyonu almıştım, onunda heybetli kolunun biri benim üstümdeydi bende ellerimle o kaslı ve heybetli kolunu sıkıca tuttup gökyüzünü izlemeye başladım.

Onurun yaptığı süpriz aklıma geldikçe sırıtıyordum, ben hayla aptal aşıklar gibi sırıtırken biraz sonra Barlas abim saçımı okşamaya başlamıştı.

Hem öpüp hem başımı okşuyordu, bu benim uykumu getiriyordu ve kendiside bunu çok iyi biliyordu.

Benim Heyecandan yatamayacağımı biliyordu o yüzden saçımı okşayarak ve öperek uyutmaya çalışıyordu.

Yalan yok başarılı oluyordu çünkü yavaş yavaş uykum geliyordu, daha fazla dayanamayıp gözlerimi kapatıp uyumayı denedim. Kısa süre içindede günün yorgunluğu ve heyecanı ile kendimi uykuya teslim ettim.

Bölüm sonuu.

Evet bölümü nasıl buldunuz.

Daha fazla dayanamayıp Onur ve Yıldızı yaptım çünkü diğer bölümde Yıldızın büyük bir desteğe ihtiyacı olucak.

Onurun yıldıza yaptığı süprizi beğendiniz mi? O sahne ile bir edit yapıp tiktokta paylaşıcam.

Tiktok:yildizkorkmz__

Bu bölümü mutlu yapayım dedim çünkü diğer bölümden sonra dram oluccak şimdiden kendinizi hazırlayın derim.

Bu hafta düğün olduğu için muhtemelen bölümü yazmaya pazartesi günü başliycam yani bölüm biraz geç gelebilir.

Bölüm hakkında düşüncelerinizi yazmayı unutmayın, beğenilerinizi ve yorumlarınızı bekliyorum iyi okumalar diliyorum.

Unutmadan onurun hediyesini de şuraya bırakıyorum.

Muhtemelen hiçbir şekilde tarif edemedim hediyeyi kabul o yüzden özür diliyorum.

Neyse dilim düştü gene öpüyorum sizi iyi okumalar diliyorum canlarım.

Kelime sayısı:8291

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

302okunma 6beğeni 45yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18