3. bölüm / 25
Tribünlerin Ötesinde2.Bölüm - Mecburi Ortaklık
Bölümler 25Şu an: 2.Bölüm - Mecburi Ortaklık
- 1 Karakter Tanıtım62 kelime
- 2 1.Bölüm - On Numara1.026 kelime
- 3 2.Bölüm - Mecburi Ortaklık1.866 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 3.Bölüm - Maç günü1.824 kelime
- 5 4.Bölüm - Birlikte eğlence1.169 kelime
- 6 5.Bölüm - Akşam yemeği1.343 kelime
- 7 6.Bölüm - İlk Mesaj910 kelime
- 8 7.Bölüm - Normal bir gün1.300 kelime
- 9 Instagram183 kelime
- 10 8.Bölüm - Bir Şeyler Değişiyor1.155 kelime
- 11 9.Bölüm - Biraz Daha Yakın936 kelime
- 12 10.Bölüm - Beklenmedik An1.379 kelime
- 13 11.Bölüm - Yolculuk1.669 kelime
- 14 12.Bölüm - Maç günü1.873 kelime
- 15 13.Bölüm - Yeni Bir Başlangıç1.576 kelime
- 16 14.Bölüm - Değişen Şeyler2.055 kelime
- 17 15.Bölüm - Saha'da Aşk2.194 kelime
- 18 16.Bölüm - Şüphe1.832 kelime
- 19 17.Bölüm - Saklı Bakışlar1.683 kelime
- 20 18.Bölüm - Yeni Transfer1.594 kelime
- 21 19.Bölüm - Tehdit1.243 kelime
- 22 20.Bölüm - Kıskançlık1.535 kelime
- 23 21.Bölüm -Minik Süpriz1.301 kelime
- 24 22.Bölüm - Beklenmedik Haber1.354 kelime
- 25 23.Bölüm - Yeni Sayfa1.861 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah alarmım üçüncü kez çaldığında yastığı kafama bastırdım.
“Beş dakika daha…”
Telefonum yeniden çaldı.
Bu kez Nehir arıyordu.
“Duru! Aşağıdayım!”
Gözlerimi açtım.
“Tamam, tamam! Geliyorum!”
Üstümü değiştirip çantamı kaptığım gibi aşağı indim.
Nehir arabasının yanında bekliyordu.
“Sonunda.”
“Günaydın sana da.”
“Bugün önemli gün.”
“Niye?”
Nehir kaşlarını kaldırdı.
“Baban dün söylemedi mi? Sen ve Kaan Vural bugün birlikte maç analizi yapacaksınız.”
Bir anda yüzüm düştü.
“Of…”
Nehir gülmeye başladı.
“Daha sabah sabah moralini bozma.”
“Ben onunla iki dakika aynı ortamda duramıyorum.”
“Belki bugün kavga etmezsiniz.”
“Hiç sanmıyorum.”
Tesise girdiğimizde koridordan gelen kahkahalar daha kapıdan duyuluyordu.
Nehir bana baktı.
“Bence arkadaşları orada.”
“Harika…”
Sahaya doğru ilerlediğimizde dört kişi dikkatimi çekti.
Bora diğerlerinden biraz uzakta duruyordu. Sessizdi ama kendinden emin tavırlarıyla hemen fark ediliyordu. Gerçekten karizmatik bir havası vardı.
Yanındaki Efe ise konuşmadan duramıyordu.
Arda bir yandan telefonuyla uğraşıyor, bir yandan herkese laf atıyordu.
Mert ise Efe'yle birlikte bir şeye gülüyordu.
Tam o sırada Kaan topu arkadaşlarından birine attı ve bizi gördü.
“Geldin demek.”
Sesindeki rahatlık sinirimi bozdu.
“Evet. Geldim.”
Efe hemen Kaan'a dönüp sırıttı.
“Ooo Kaan, ortağın gelmiş.”
Kaan kaşlarını çattı.
“Efe, sus.”
Arda hemen araya girdi.
“Niye susturuyorsun oğlum? Çocuk doğru söylüyor.”
Mert kahkaha attı.
“Bence bugün eğlenceli geçecek.”
Bora ise sadece hafifçe gülümsedi.
Nehir kulağıma eğildi.
“Arkadaşların bayağı renkliymiş.”
“Bana sorarsan fazla renkli.”
Kaan yanımıza geldi.
“Duru, baban seni toplantı odasında bekliyor.”
“Biliyorum.”
“Maç analizini de beraber yapacağız.”
“Onu da biliyorum.”
Kaan kısa bir süre sustu.
“İyi. En azından anlaşmışız.”
“Anlaşmadık. Sadece mecburuz.”
Efe arkadan bağırdı:
“Kaan, daha ilk dakikadan teslim olmuşsun!”
Kaan arkasını döndü.
“Efe!”
Herkes gülmeye başladı.
Ben de istemeden gülümsedim.
Kaan bunu fark edince bana baktı.
“Sen de mi?”
“Ne?”
“Gülüyorsun.”
“Hayır.”
“Bayağı gülüyorsun.”
“Belki arkadaşların komiktir.”
Arda hemen elini kaldırdı.
“Teşekkür ederim. Sonunda yeteneğimi fark eden biri çıktı.”
Mert kahkahayı bastı.
Bora başını iki yana salladı.
“Arda, kendini fazla ciddiye alma.”
Arda gururla cevap verdi:
“Ben ciddiye alınmayacak kadar komiğim zaten.”
Nehir bana baktı.
“Ben bunları sevdim.”
Ben gözlerimi devirdim.
“Ben daha karar vermedim.”
Kaan yanımızdan geçerken mırıldandı:
“Sen zaten hiçbir şeyi beğenmiyorsun.”
Arkasından baktım.
“Sen de özellikle beni.”
Kaan durdu.
Birkaç saniye birbirimize baktık.
Sonra hafifçe gülümsedi.
“Daha yeni başladık, Aksoy.”
İçimde garip bir his oluştu.
Çünkü onun ne demek istediğini anlayamamıştım.
Ama bir şeyden emindim.
Bu maç analizi hiç de normal geçmeyecekti.
Maç analizine geçmek için toplantı odasına doğru ilerlerken Bora'nın bakışları Nehir'in üzerinde kaldı.
Efe bunu fark edip Bora'nın omzuna hafifçe vurdu.
“Bora, oğlum? Nereye bakıyorsun?”
Bora hemen bakışlarını kaçırdı.
“Hiçbir yere.”
Arda sırıttı.
“Tabii canım. Biz de körüz zaten.”
Mert kahkaha attı.
“Bora'nın yüzüne bak, yakalandı.”
Bora onlara ters ters baktı.
“Kesin sesinizi.”
Kaan birkaç adım geriden geliyordu. Bora'nın yanına yaklaşınca alçak sesle konuştu.
“Oğlum, sen Nehir'e mi bakıyorsun?”
Bora birkaç saniye sustu.
Sonra hafifçe gülüp başını salladı.
“Ya Kaan…”
“Ne?”
Bora gözlerini tekrar Nehir'e çevirdi.
“Ben bu kıza taktım ya.”
Kaan şaşkınlıkla baktı.
“Daha yeni gördün.”
“Biliyorum.”
“Adını bile doğru düzgün bilmiyorsun.”
“Adını biliyorum. Nehir.”
Kaan güldü.
“Sen harbi kafayı yemişsin.”
Bora omuz silkti.
“Olabilir.”
Tam o sırada Nehir arkasına dönüp onlara baktı.
Bora hemen yüzünü başka tarafa çevirdi.
Kaan bunu görünce kahkahayı zor tuttu.
“Daha şimdiden kız görünce kaçıyorsun.”
“Sus oğlum.”
Kaan başını iki yana salladı.
“Bu iş bayağı eğlenceli olacak.”
Bora ise göz ucuyla Nehir'e tekrar baktı.
“Bence de.”
***
Toplantı odasına girdiğimizde babam çoktan bilgisayarın başına geçmişti.
“Sonunda geldiniz,” dedi. “Duru, Kaan'la birlikte şu maçın ikinci yarısını analiz edeceksiniz. Özellikle savunma hattındaki hatalara bakın.”
Kaan başını salladı.
“Tamam hocam.”
Ben de yanındaki sandalyeye geçtim.
Kaan bilgisayarı açarken bana baktı.
“Hazır mısın?”
“Seninle çalışmaya hazır olduğumu söyleyemem.”
“Ben de seninle çalışmaya bayılmıyorum zaten.”
“Harika. Ortak noktamız var.”
Kaan gülümsedi.
“Başlayalım o zaman.”
Videoyu açtık.
İlk birkaç dakika sessizce izledik. Sonra Kaan ekrandaki bir pozisyonu durdurdu.
“Burada defans oyuncusu biraz fazla öne çıkmış.”
“Hayır,” dedim. “Asıl problem orta sahadan destek gelmemesi.”
Kaan bana döndü.
“Bence değil.”
“Bence öyle.”
“Peki neden?”
Ekranı gösterdim.
“Şuna bak. Burada orta saha geriye koşsa savunmanın önü kapanırdı.”
Kaan birkaç saniye görüntüye baktı.
Sonra başını salladı.
“Tamam. Haklı olabilirsin.”
Şaşkınlıkla ona baktım.
“Ne?”
“Ne ne?”
“İlk defa bana hak verdin.”
Kaan güldü.
“Abartma.”
Kapının dışından kahkahalar geldi.
Arda'nın sesi duyuldu:
“Efe, oğlum bırak şunu!”
Mert hemen bağırdı:
“Arda, kendi kendine kavga ediyor yine!”
Nehir'in sesi de araya girdi.
“Bunlar hep böyle mi?”
Bora'nın sesi sakin bir şekilde geldi.
“Maalesef.”
Nehir güldü.
Bora da istemeden gülümsedi.
Koridordan geçen Kaan'ın bakışları bir an Bora ve Nehir'e takıldı.
Bora yine Nehir'e bakıyordu.
Kaan başını iki yana salladı.
“Bu çocuk gerçekten kafayı takmış.”
Ben kaşlarımı çattım.
“Kime?”
Kaan bir an durdu.
“Boş ver.”
“Hayır, söyle.”
Kaan gülerek tekrar bilgisayara döndü.
“Sonra anlatırım.”
“Hiç sevmiyorum şu 'sonra anlatırım' lafını.”
“Alışırsın.”
“Alışmayacağım.”
Kaan bana baktı.
“Göreceğiz, Aksoy.”
İkimiz de tekrar ekrana döndük.
Ama o andan sonra maçtan çok, koridordaki seslere kulak vermeye başlamıştım.Maç görüntüsünü izlemeye devam ederken aynı anda ekrana uzandık.
Ellerimiz kısa bir anlığına birbirine değdi.
İkimiz de durduk.
Ben hemen elimi geri çektim.
“Sen bak,” dedim.
Kaan hafifçe gülümsedi.
“Niye? Rahatsız mı oldun?”
“Hayır.”
“Emin misin?”
“Evet, Kaan.”
Kaan bu kez biraz daha yaklaştı ve ekrandaki pozisyonu gösterdi.
“Şuraya bak. Burada oyuncu çizgiyi bozuyor.”
Sesi normalden daha sakindi.
Ben de ekrana odaklanmaya çalıştım.
“Evet… burada haklısın.”
“Biliyorum.”
“Şımarma.”
Kaan güldü.
“Seninle konuşurken insanın şımarası geliyor.”
Ona baktım.
“Bu ne demek şimdi?”
Kaan birkaç saniye gözlerimin içine baktı.
“Bilmiyorum.”
Sonra tekrar ekrana döndü.
Ama yüzündeki küçük gülümseme kaybolmadı.
Ben ise ne diyeceğimi bilemeden önüme döndüm.
İlk defa Kaan Vural'ın yanında sinirden başka bir şey hissetmiştim.Toplantı odasında birkaç dakika daha sessiz kaldık.
Ben ekrana bakıyordum ama aklım hâlâ Kaan'ın az önce söylediklerindeydi.
“Duru?”
“Efendim?”
“Şu pozisyonu not aldın mı?”
“Evet.”
Kaan bana baktı.
“Emin misin? Beş dakikadır aynı yere bakıyorsun.”
“Maça bakıyorum.”
“Tabii.”
Sesindeki gülümsemeyi duyabiliyordum.
“Ne demek tabii?”
“Hiç.”
Tam ona cevap verecekken kapı açıldı.
Nehir başını içeri uzattı.
“Duru, baban seni çağırıyor.”
“Tamam, geliyorum.”
Ayağa kalktım. Çantamı alırken Kaan da ayağa kalktı.
“Ben de geliyorum.”
“Sen niye geliyorsun?”
“Benim de hocayla konuşmam lazım.”
Koridora çıktığımızda Nehir bizi bekliyordu. Birkaç metre ileride Bora da vardı.
Bora, Nehir'i görünce hafifçe gülümsedi.
“Merhaba.”
Nehir de gülümsedi.
“Merhaba.”
Bora'nın yüzündeki ifadeyi gören Kaan hemen yanına yaklaştı.
“Sen iyice belli ediyorsun.”
Bora kaşlarını çattı.
“Neyi?”
“Nehir'i.”
“Saçmalama.”
Arda arkadan yetişip konuşmaya karıştı.
“Ne saklıyorsunuz bakalım?”
Mert de hemen onun yanına geldi.
“Kesin bir şey var.”
Efe kahkaha attı.
“Bora'nın yüzüne bakın, her şeyi anlatıyor zaten.”
Bora hepsine baktı.
“Biriniz daha konuşursa hepinizle uğraşırım.”
Nehir şaşkın şaşkın onlara bakarken ben gülmemek için dudaklarımı ısırdım.
Kaan bunu fark etti.
“Sen de gül.”
“Gülmüyorum.”
“Gülüyorsun.”
“Sen bugün çok konuşuyorsun.”
Kaan biraz eğilip sadece benim duyabileceğim kadar alçak sesle konuştu.
“Sen gülünce daha güzel oluyor.”
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
Kaan ise sanki hiçbir şey söylememiş gibi doğrulup arkadaşlarının yanına gitti.
Ben arkasından bakakaldım.
Nehir koluma girdi.
“Duru…”
“Ne?”
“Senin yüzün kızardı.”
“Kes sesini.”
Nehir kahkahayı bastı.
***
Babamla konuşup toplantı odasına geri döndüğümüzde Kaan çoktan bilgisayarın başına geçmişti.
Beni görünce saate baktı.
“Sonunda.”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Ne sonunda?”
“On dakikadır seni bekliyorum.”
“Abartma.”
“Dokuz dakika elli üç saniye.”
“Sen ciddi misin?”
Kaan gülerek sandalyesine yaslandı.
“Gayet.”
Yanındaki sandalyeye oturdum.
“Devam edelim.”
Videoyu açtı.
Birkaç dakika boyunca sessizce izledik. Tam bir pozisyonda görüntüyü durdurduğunda ben de aynı anda konuşmaya başladım.
“Burada—”
“Burada—”
İkimiz de sustuk.
Kaan bana baktı.
“Sen söyle.”
“Hayır, sen söyle.”
“İnat etme.”
“İnat eden sensin.”
Kaan başını iki yana salladı.
“Tamam. Aynı anda söyleyelim.”
“Olur.”
İkimiz de aynı anda konuştuk.
“Sağ bek…”
Sonra birbirimize baktık.
Kaan istemsizce güldü.
“İlk defa aynı şeyi düşündük.”
“Şaşırdım.”
“Ben de.”
Tam o sırada kapı açıldı.
Arda kafasını içeri uzattı.
“Çocuklar, yemek—”
Kaan hemen döndü.
“Arda, çık.”
“Daha cümlemi bitirmedim.”
“Çık.”
Arda kapıyı kapatırken,
“Tamam tamam, rahatsız etmeyeyim,” diye bağırdı.
Ben Kaan'a baktım.
“Arkadaşların çok garip.”
“Onları seçmedim.”
Koridordan Efe'nin sesi geldi:
“Duyduk Kaan!”
Kaan gözlerini kapattı.
“İşte tam olarak bundan bahsediyorum.”
İstemeden güldüm.
Kaan bana baktı.
“Ne gülüyorsun?”
“Hiç.”
“Bence bayağı komik buldun.”
“Biraz.”
Kaan başını salladı.
“İyi. En azından bir konuda anlaşabiliyoruz.”
Sonra tekrar bilgisayara döndü.
Ama bu kez ikimizin de yüzünde küçük bir gülümseme vardı.Maç analizinin son pozisyonunu da not ettikten sonra Kaan bilgisayarı kapattı.
“Bitti.”
“Sonunda.”
“Benimle çalışmak o kadar kötü müydü?”
“Cevap vermesem?”
Kaan başını salladı.
“Anladım.”
Tam odadan çıkacakken kapının önünde Arda, Efe ve Mert belirdi.
Arda elindeki su şişesini salladı.
“Bitti mi toplantı?”
“Bitti,” dedim.
Efe hemen araya girdi.
“O zaman yemekhaneye gidiyoruz.”
Kaan çantasını aldı.
“Ben geliyorum.”
Mert, Arda'nın elindeki şişeye baktı.
“Bu senin mi?”
“Evet.”
“Niye kapağı yok?”
Arda şişeye baktı.
“Vallahi bilmiyorum.”
Efe kahkaha attı.
“Sen nasıl yaşıyorsun?”
Arda omuz silkti.
“Yeteneğim var.”
Tam o sırada Bora koridordan geldi.
“Hoca sizi yemekhaneye çağırıyor.”
Nehir de yanındaydı.
Arda hemen,
“Tamam, herkes geliyor o zaman,” dedi.
Hepimiz yürümeye başladık.
Koridorun sonunda Arda bir anda durdu.
“Lan!”
Herkes ona döndü.
“Ne oldu?”
Arda yere baktı.
“Telefonumu toplantı odasında unuttum.”
Kaan gözlerini devirdi.
“Az önce oradaydık.”
“Evet ama ben orada bıraktım.”
Mert gülmeye başladı.
“Senin beynin de orada kalmış.”
Arda geri dönerken ayağı halının kenarına takıldı ve sendeledi.
Efe kahkahayı patlattı.
“Arda!”
Arda hiçbir şey olmamış gibi doğruldu.
“Bilerek yaptım.”
Bora başını iki yana salladı.
“Tabii.”
Nehir de gülüyordu.
Ben Kaan'a baktım.
“Arkadaşların gerçekten normal değil.”
Kaan güldü.
“Bunu ilk günden anlaman güzel.”
“Sen de pek normal sayılmazsın.”
Kaan kaşını kaldırdı.
“Bunu iltifat kabul edeceğim.”
“İltifat değildi.”
“Ben öyle kabul ettim.”
Tam o sırada Arda uzaktan bağırdı:
“KAAN! TELEFONUNU DA BEN Mİ GETİREYİM?”
Kaan arkasına bile bakmadan cevap verdi:
“ARDA, O BENİM TELEFONUM DEĞİL!”
Arda birkaç saniye telefona baktı.
“E tamam ya, ben nereden bileyim!”
Hepimiz kahkahaya boğulduk.
Ve günün sonunda ilk kez, Kaan Vural'ın yanında geçirdiğim bir zamanın beni sinirlendirmekten çok güldürdüğünü fark ettim.
***
Yemekten sonra herkes yavaş yavaş dağılmaya başladı.
Babam yanıma gelip,
“Bugünlük bu kadar. Analizi güzel yapmışsınız,” dedi.
Başımı salladım.
“Tamam baba.”
Çantamı omzuma geçirip Nehir'in yanına gittim.
“Hadi, gidelim.”
Nehir başını salladı.
“Tamam.”
Tam kapıdan çıkacakken arkamdan Kaan'ın sesi geldi.
“Duru.”
Dönüp baktım.
“Ne?”
Kaan ellerini cebine koymuştu.
“Yarın maç var izlemeye gelecekmisin”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Sence?”
“Anlamadım!”
“Tabiki de geleceğim en önden izleyeceğim ben koyu beşiktaşlıyım hiçbir maçı kaçırmam.”
Kaan hafifçe güldü.
“Bu kadar fanatik olduğunu bilmiyordum"
"Babam sayesinde"
Kaan bana bakarak gülümsedi.
"Yarın görüşürüz o zaman"
"Görüşürüz"
***
Nehir'le birlikte tesisten çıktık.
Arabaya bindiğimizde derin bir nefes aldım.
Nehir bana bakıp sırıttı.
“Bugün kavga etmediniz.”
“Ettik.”
“Eskisi kadar değil.”
“Çünkü arkadaşları sürekli saçmalıyor.”
Nehir gülerek başını salladı.
“Bence iyi çocuklar.”
“Sen özellikle Bora'yı sevmişsin gibi konuşuyorsun.”
Bir an sustu.
“Ne alaka?”
“Hiç.”
Nehir yüzünü çevirdi.
“Saçmalama.”
Ben gülmeye başladım.
“Tamam, tamam.”
Tesiste ise Kaan ve arkadaşları da hazırlanmaya başlamıştı.
Arda çantasını omzuna atıp,
“Ben kaçıyorum. Yarın görüşürüz.”
Mert,
“Bu sefer telefonunu unutma,” dedi.
Efe kahkaha attı.
Bora ise kapıya doğru bakıyordu.
Kaan bunu fark etti.
“Bora.”
“Ne?”
“Bir gün şu kıza bakmadan durabilecek misin?”
Bora gülümseyip başını salladı.
“Sanmıyorum.”
Kaan kahkaha attı.
“Sen bittin.”
Bora omuz silkti.
“Olabilir.”
Herkes kendi yoluna giderken tesis yavaş yavaş sessizleşti.
Nehirle ayrılmadan önce ona da maçı sormalıydım.
"Yarın maça benimle geliyorsun demi?"
"Tabiki kızım gelmez olurmuyum"
"Ben babamla birlikte çıkacağım erkenden çıkarken ararım seni de alırız"
"Tamam o zaman, yarın görüşürüz"
"Görüşürüz"diyerek eve geçtim.
***
Eve vardığımda çantamı odama bıraktım.
Bugün yorucu geçmişti.
Ama nedense aklımda kalan tek şey maç analizi değildi.
Kaan'la olan o saçma atışmalarımız da gün boyu aklımda dönüp duruyordu.
Sonra yatağa uzandım.
Ve gözlerimi kapattım.
Bölüm etkileşimi
