20. bölüm · Tribünlerin Ötesinde
18.Bölüm - Yeni Transfer
Sabah erken kalkmıştım.
Babam tesise erkenden gitmişti.
Bende Nehirle birlikte gidecektim.
Hazırlandıktan sonra hemen Nehire mesaj attım.
Duru:Ben hazırım,geldinmi?
Nehir hemen çevrimiçi oldu.
Nehirişkom🩷:Geldim iki dakikaya ordayım,sen çık dışarıya.
Duru:Tamam.
Dedim ve evden çıktım.
***
Tesisin girişine geldiğimizde babamın yanında daha önce hiç görmediğim biri vardı.
Yanındaki adamın elinde spor çantası, yüzünde de fazlasıyla kendinden emin bir gülümseme vardı.
Babam beni görünce seslendi.
"Duru, gel. Seni biriyle tanıştıracağım."
Yanlarına gittim.
"Bu Emir. Bugünden itibaren takımla çalışacak."
Emir bana şöyle bir baktı, sonra gülümsedi.
"Demek Duru sensin."
Kaşlarımı kaldırdım.
"Benim."
Elini uzattı.
"Emir."
Elini sıktım.
"Duru."
Emir elimi bırakırken sırıttı.
"İsmini zaten duymuştum."
"Öyle mi?"
"Evet. Ama bu kadar tatlı olduğunu söylememişlerdi."
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
Babam hemen araya girdi.
"Emir."
Emir kahkaha attı.
"Şaka yapıyorum hocam."
Babam başını iki yana salladı.
"Sen bir an önce takıma alış."
"Alışırım hocam, merak etmeyin."
Tam o sırada arkamızdan Kaan ve diğerleri geldi.
Kaan önce babama selam verdi, sonra Emir'e baktı.
"Yeni transfer?"
"Evet," dedi babam. "Emir."
Kaan elini uzattı.
"Hoş geldin."
Emir elini sıktı ama gözleri hâlâ bendeydi.
"Sağ ol."
Bora hemen yanımıza geldi.
"Emir, sana küçük bir uyarı."
Emir:
"Neymiş?"
Bora Kaan'ı gösterdi.
"Bu çocukla fazla uğraşma."
Emir Kaan'a baktı.
"Neden?"
Efe kahkaha attı.
"Çünkü sinirlenince çekilmez."
Kaan:
"Çok komiksiniz."
Emir bu kez bana dönüp sırıttı.
"Ben kolay kolay korkmam."
Kaan:
"Onu anladık."
Emir:
"Zaten korkmam gereken bir şey de yok."
Kaan'ın kaşı hafifçe kalktı.
Ben ise içimden,
Bu çocuk daha ilk dakikadan neden böyle? diye geçiriyordum.
Babam hiçbir şey fark etmeden,
"Hadi, soyunma odasına geçin. Birazdan antrenman başlayacak," dedi.
Herkes ilerlerken Emir benim yanıma gelip alçak sesle:
"Tanıştığımıza memnun oldum, Duru."
"Ben de."
Emir gülümseyerek önden yürüdü.
Kaan ise birkaç adım geriden bana baktı.
Bakışından tek bir şey anlaşılıyordu:
Bu çocuktan hiç hoşlanmamıştı.
***
Antrenman başladığında Emir'in tavırlarını daha dikkatli izlemeye başladım.
İlk başta sadece yeni olduğu için biraz fazla özgüvenli olduğunu düşünmüştüm.
Ama kısa sürede yanıldığımı anladım.
Emir sürekli Kaan'la yarışıyordu.
Kaan bir şey söylediğinde karşı çıkıyor, Kaan top aldığında özellikle önüne geçiyor, attığı her pası sorguluyordu.
Bir ara Kaan topu bana doğru gönderdi.
"Şuna bir bakar mısın?"
Tam topu alacakken Emir araya girip topu kaptı.
"Ben göstereyim."
Kaan'ın yüzü düştü.
"Emir, topu ver."
Emir topu elinde çevirerek gülümsedi.
"Niye? Duru'ya ben de yardımcı olabilirim."
Kaan birkaç saniye ona baktı.
"Ver şu topu."
Emir topu attı ama yüzündeki gülümseme kaybolmadı.
Bana dönüp:
"İstersen antrenmandan sonra sana tesisleri gezdirebilirim."
"Ben zaten biliyorum."
"Yine de benimle gezersin."
Ne diyeceğimi bilemedim.
Tam o sırada Kaan yanımıza geldi.
"Onun işi var."
Emir kaşını kaldırdı.
"Sen nereden biliyorsun?"
Kaan cevap vermeden önce bana baktı.
Ben de hafifçe başımı salladım.
"Gerçekten işim var."
Emir'in yüzündeki gülümseme bir anlığına kayboldu.
Ama hemen geri geldi.
"Tamam. Başka zaman."
Antrenmanın son düdüğü çaldığında herkes sahadan ayrılmaya başladı.
Babam da yardımcı antrenörle konuşup kendi odasına geçti.
Ben su almak için kenara gittiğimde Emir yanıma geldi.
"Bugün bayağı yoruldun."
"Biraz."
"İstersen çantanı taşıyayım."
"Yok, gerek yok."
Emir yine de çantama uzandı.
"Ben taşırım."
Tam çantayı alacakken Kaan'ın sesi duyuldu.
"Çantayı bırak."
Emir yavaşça ona döndü.
"Senin sorunun ne?"
Kaan yanımıza geldi.
"Sorunum sensin."
Emir güldü.
"Ben daha yeni geldim. Şimdiden bu kadar korkmana gerek yok."
Kaan'ın kaşları çatıldı.
"Korkmak mı?"
"Evet."
Emir bana dönüp sırıttı.
"Galiba yerini almamdan korkuyorsun."
Kaan bir adım öne çıktı.
"Benim yerimi kimse alamaz."
Emir:
"Bunu göreceğiz."
İkisinin arasında kalmıştım.
"Kaan, boş ver."
Kaan gözlerini Emir'den ayırmadan:
"Sen git."
Emir birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra bana baktı.
"Yarın görüşürüz Duru."
Bunu özellikle Kaan'ın duyacağı şekilde söyleyip uzaklaştı.
Kaan arkasından bakarken sinirden çenesini sıktı.
"Bu çocuk bunu bilerek yapıyor."
"Ne yapıyor?"
"Benimle uğraşıyor."
"Belki de sadece..."
Kaan sözümü kesti.
"Hayır Duru. Sana yaklaşmaya çalışıyor."
Bir an sustum.
Çünkü ben de fark etmeye başlamıştım.
Emir'in bakışları...
Sözleri...
Kaan'ın yanında özellikle bana yakın durması...
Hiçbiri tesadüf gibi değildi.
Kaan bana biraz daha yaklaşıp sesini alçalttı.
"Bir daha sana böyle yaklaşmasına izin verme."
Tam cevap verecektim ki koridorun diğer ucundan babamın sesi geldi.
"Duru!"
İkimiz de hemen birbirimizden uzaklaştık.
"Geliyorum baba!"
Babam odasının kapısında durmuş bizi bekliyordu.
Kaan hemen normal bir ifadeye büründü.
Ben de çantamı alıp babamın yanına gittim.
Ama içimde tek bir düşünce vardı:
Emir, Kaan'ın yerini almak istiyordu.
Ve bunu yaparken benim ne düşündüğüm pek umurunda değil gibiydi.
***
Babamın yanına gitmeden önce son kez arkamı dönüp sahaya baktım.
Emir hâlâ oradaydı.
Ve tabii ki bana bakıyordu.
Beni gördüğünü fark edince elini kaldırıp sırıttı.
"Yarın görüşürüz, Duru Hanım!"
Gözlerimi devirdim.
"Tamam Emir."
Yanından geçerken Kaan'ın sesini duydum.
"Senin başka işin yok mu?"
Emir hemen Kaan'a döndü.
"Var."
"Ne?"
"Senin sinirini bozmak."
Bora uzaktan kahkahayı bastı.
"Ben bu çocuğu sevmeye başladım."
Kaan ters ters baktı.
"Sen sus."
Emir sırıtarak Kaan'ın yanına geldi.
"Bu arada sevgilin bayağı tatlı."
Kaan'ın yüzü bir anda değişti.
"Emir."
"Ne?"
"Düzgün konuş."
Emir ellerini kaldırdı.
"Ne dedim ki? Gerçekleri söylüyorum."
Kaan bir adım yaklaştı.
"Senin gerçeklerin biraz fazla."
Emir kahkaha attı.
"Tamam abi, kıskanma."
"Ben kıskanmıyorum."
"Tabii."
Efe araya girdi.
"Çocuk daha ilk günden Kaan'ın damarına bastı."
Mert:
"Yarın birbirlerini kovalamaya başlarlar."
Arda:
"Ben izlerim."
Ben ise uzaktan hepsini izliyordum.
Emir gerçekten inanılmaz derecede cıvıktı.
Ama asıl sinir olduğum şey, bunu bilerek yaptığını anlamamdı.
Kaan'ın sinirlendiğini gördükçe daha da eğleniyordu.
Babamın odasına girdim.
"Ne oldu baba?"
Babam masasında bazı kağıtlara bakıyordu.
"Hiç. Bugün yeni transferi nasıl buldun?"
"Emir'i mi?"
"Evet."
Omuz silktim.
"Biraz fazla konuşuyor."
Babam güldü.
"Yeni geldi. Alışır."
Ben de gülümsedim.
"Umarım."
Babam tekrar kağıtlarına döndü.
"Bu arada Kaan'la da biraz fazla vakit geçiriyorsun son zamanlarda."
Kalbim bir an duracak gibi oldu.
"Takımla ilgili şeyler konuşuyoruz baba."
Babam başını kaldırıp bana baktı.
"Öyle mi?"
"Evet."
Birkaç saniye sustu.
Sonra gülümseyip tekrar işine döndü.
"Tamam."
İçimden derin bir nefes aldım.
Babam hiçbir şey anlamamıştı.
Şimdilik.
Odadan çıktığımda koridorda Kaan'ı gördüm.
Beni görünce yanıma geldi.
"Her şey yolunda mı?"
"Evet. Babam sadece Emir'i sordu."
"Ne dedin?"
"Fazla konuşuyor dedim."
Kaan güldü.
"Sonunda biri fark etti."
Tam o sırada arkamızdan bir ses geldi.
"Kim fazla konuşuyormuş?"
Emir.
Elinde telefonuyla yanımıza geldi.
Ben daha cevap veremeden Kaan:
"Sen."
Emir bana dönüp sırıttı.
"Ben mi? Duru, sence ben fazla konuşuyor muyum?"
"Biraz."
Emir dramatik bir şekilde kalbine dokundu.
"Kalbim kırıldı."
Kaan gözlerini devirdi.
"Allah'ım sabır."
Emir bu kez Kaan'a baktı.
"Sen merak etme. Duru beni sever."
Kaan:
"Hiç sanmıyorum."
Emir:
"Ben umutluyum."
Ben ikisine bakıp istemsizce güldüm.
Ama Emir'in yüzündeki o sırıtışta bir şey vardı.
Sanki bunu gerçekten bir oyun gibi görüyordu.
Ve ben daha bilmiyordum ama Emir'in bu oyunu daha yeni başlıyordu.
***
Koridorda Emir'in yanımızdan uzaklaşmasını bekledim.
Kaan da birkaç saniye sessizce arkasından baktı.
Sonra bana döndü.
"İyi misin?"
"İyiyim."
"Gerçekten mi?"
Gülümsedim.
"Gerçekten."
Kaan biraz yaklaşıp sesini alçalttı.
"Bugün seni doğru düzgün göremedim."
"Ben de seni."
"Özledim."
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
"Sabah gördün beni."
"Sabah sayılmaz."
"Neden?"
"Çünkü yanında herkes vardı."
Gülümsememi engelleyemedim.
"Sen de bugün bayağı kıskançtın."
Kaan kaşlarını kaldırdı.
"Ben mi?"
"Evet, sen."
"Belki biraz."
"Biraz mı?"
Kaan gülerek başını salladı.
"Tamam. Biraz fazla."
"Emir seni özellikle sinirlendiriyor."
"Farkındayım."
"Niye bu kadar takıyorsun?"
Kaan birkaç saniye yüzüme baktı.
"Çünkü sana yaklaşmasını sevmiyorum."
"Niye?"
"Çünkü..."
Bir an durdu.
"Çünkü seni önemsiyorum."
Kalbim hızlandı.
"Ben de seni önemsiyorum."
Kaan'ın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
"Öyle mi?"
"Öyle."
"İyi."
"Niye iyi?"
"Bilmem. Duymak hoşuma gitti."
İkimiz de gülmeye başladık.
Tam o sırada koridorun diğer ucundan bir ses geldi.
"Aaa!"
İkimiz birden döndük.
Emir.
Bize bakıp sırıtarak yanımıza doğru geliyordu.
"Ben bölmedim umarım?"
Kaan'ın yüzündeki gülümseme anında kayboldu.
"Ne istiyorsun?"
Emir ellerini cebine soktu.
"Hiç. Sadece Duru'ya bir şey söyleyecektim."
"Bana mı?"
"Evet."
Kaan araya girdi.
"Sonra söylersin."
Emir sırıttı.
"Sen onun adına da mı karar veriyorsun artık?"
Kaan cevap verecekken Emir bana döndü.
"Yarın antrenmandan sonra boş musun, Duru Hanım?"
"Niye?"
"Belki birlikte bir kahve içeriz."
Kaan'ın gözleri büyüdü.
"Emir."
Emir kahkaha attı.
"Tamam tamam, kızma."
Sonra bana göz kırpar gibi yapıp uzaklaştı.
Arkasından bakarken Kaan derin bir nefes aldı.
"Bu çocuk gerçekten sabrımı test ediyor."
Gülmemek için dudaklarımı ısırdım.
"Biraz."
Kaan bana baktı.
"Sen niye gülüyorsun?"
"Çünkü sen sinirlenince komik oluyorsun."
"Öyle mi?"
"Evet."
Kaan hafifçe gülümsedi.
"Sen de çok tatlısın."
"Şimdi de beni susturmaya mı çalışıyorsun?"
"Belki."
İkimiz de tekrar gülmeye başladık.
Ama koridorun köşesinden bizi izleyen Emir'in yüzündeki gülümseme çoktan değişmişti.
Belli ki vazgeçmeye hiç niyeti yoktu.
***
Emir'in uzaklaşmasının ardından Kaan'la birkaç saniye daha koridorda kaldık.
"Yarın o çocukla kahve içmeyeceksin, değil mi?" dedi.
Gülerek ona baktım.
"Sen ciddi misin?"
"Gayet."
"Kıskançlık seviyen gerçekten inanılmaz."
Kaan omuz silkti.
"Ne yapayım? Hoşlanmıyorum ondan."
"Ben de pek hoşlanmadım."
Kaan'ın yüzü biraz yumuşadı.
"İyi."
"Sen de biraz rahatla."
"Sen yanımdayken rahatım."
Bu cümleyle yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu.
"Çok güzel konuşmayı öğrendin."
"Senin yanında öğreniyorum."
Tam o sırada arkamızdan yine o tanıdık ses geldi.
"Duru Hanım!"
Gözlerimi kapattım.
"Yine mi?"
Kaan başını eğip güldü.
Emir yanımıza geldi.
"Bir şey soracağım."
Kaan:
"Ben cevaplamayacağım."
Emir:
"Zaten sana sormadım."
Sonra bana döndü.
"Yarın kahve teklifimi düşün."
"Hayır."
Emir bir an durdu.
"Direkt mi?"
"Evet."
"Hiç düşünmeden?"
"Hiç."
Emir dramatik bir şekilde iç çekti.
"Çok acımasızsın."
Kaan kahkahayı tutamadı.
Emir ona baktı.
"Sen gülme. Senin yüzünden reddediyor olabilir."
Kaan'ın gülümsemesi kayboldu.
"Benim yüzümden değil. Kendi istemediği için."
Emir bana baktı.
"Öyle mi?"
"Evet."
Emir birkaç saniye sustu.
Sonra yine o sinir bozucu gülümsemesini takındı.
"Tamam. O zaman daha yaratıcı olmam gerekecek."
Kaan:
"Hiç uğraşma."
Emir:
"Sen karışma."
Kaan bir adım öne çıktı.
"Sen de benim sevgilime bulaşma."
Emir'in kaşları havaya kalktı.
"Tamam tamam. Mesaj alınmıştır."
Sonra bana bakıp sırıttı.
"Şimdilik."
Ve çekip gitti.
Kaan arkasından bakarken başını iki yana salladı.
"Ben bu çocuğa alışamayacağım."
Ben de gülerek:
"Ben de."
Ama içimde garip bir his vardı.
Emir'in "şimdilik" derkenki bakışı...
Sanki gerçekten bir planı vardı.
Medya:Arkadaşlar üstteki resimde olan kişi emir.
