25. bölüm / 25
Tribünlerin Ötesinde23.Bölüm - Yeni Sayfa
Bölümler 25Şu an: 23.Bölüm - Yeni Sayfa
- 1 Karakter Tanıtım62 kelime
- 2 1.Bölüm - On Numara1.026 kelime
- 3 2.Bölüm - Mecburi Ortaklık1.866 kelime
- 4 3.Bölüm - Maç günü1.824 kelime
- 5 4.Bölüm - Birlikte eğlence1.169 kelime
- 6 5.Bölüm - Akşam yemeği1.343 kelime
- 7 6.Bölüm - İlk Mesaj910 kelime
- 8 7.Bölüm - Normal bir gün1.300 kelime
- 9 Instagram183 kelime
- 10 8.Bölüm - Bir Şeyler Değişiyor1.155 kelime
- 11 9.Bölüm - Biraz Daha Yakın936 kelime
- 12 10.Bölüm - Beklenmedik An1.379 kelime
- 13 11.Bölüm - Yolculuk1.669 kelime
- 14 12.Bölüm - Maç günü1.873 kelime
- 15 13.Bölüm - Yeni Bir Başlangıç1.576 kelime
- 16 14.Bölüm - Değişen Şeyler2.055 kelime
- 17 15.Bölüm - Saha'da Aşk2.194 kelime
- 18 16.Bölüm - Şüphe1.832 kelime
- 19 17.Bölüm - Saklı Bakışlar1.683 kelime
- 20 18.Bölüm - Yeni Transfer1.594 kelime
- 21 19.Bölüm - Tehdit1.243 kelime
- 22 20.Bölüm - Kıskançlık1.535 kelime
- 23 21.Bölüm -Minik Süpriz1.301 kelime
- 24 22.Bölüm - Beklenmedik Haber1.354 kelime
- 25 23.Bölüm - Yeni Sayfa1.861 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ertesi gün tesise geldiğimde içimde garip bir huzursuzluk vardı.
Nehir yanıma gelip çantasını bıraktı.
“Bugün nasılsın?"
"İyiyim"
Tam o sırada Kaan sahaya çıktı.
Beni görünce gülümsedi.
“Günaydın.”
“Günaydın.”
Yanıma gelip kısa bir süre durdu.
“Bugün nasıl?”
“İyiyim. Sen?”
“Ben de.”
Tam o sırada antrenör düdüğü çaldı.
“Hadi çocuklar, başlayalım!”
Herkes sahaya geçti.
İlk dakikalar normaldi. Takım ısınmaya başladı, ardından çift kale maça geçtiler.
Ben kenardan izliyordum.
Kaan her zamanki gibi savunmada yerini almıştı.
Emir ise sürekli ona yakın oynuyordu.
Bir pozisyonda Kaan topu almak için hamle yaptı.
Emir de aynı anda üzerine geldi.
İlk anda normal bir mücadele gibi görünüyordu.
Ama Emir geri çekilmedi.
Kaan yere düştü.
“KAAN!”
Yerimden fırladım.
Babam hemen düdüğü çaldı.
“Herkes dursun!”
Sahadaki herkes Kaan'ın yanına koştu.
Ben de koşarak yanına gittim.
“Kaan, iyi misin?”
Kaan yüzünü buruşturdu ama sakin kalmaya çalıştı.
“İyiyim.”
“İyi değilsin.”
Babam diz çöküp Kaan'ın durumuna baktı.
Sonra Emir'e döndü.
“Sen ne yaptığını sanıyorsun?”
Emir ellerini kaldırdı.
“Hocam, pozisyondu.”
“Pozisyon mu?”
Antrenörün sesi sertleşti.
“Topla hiçbir ilgisi olmayan bir hareket yaptın.”
Emir sustu.
Kaan ayağa kalkmaya çalıştı ama tekrar oturmak zorunda kaldı.
Babam hemen sağlık ekibini çağırdı.
Ben Kaan'ın yanından ayrılmadım.
“Buradayım.”
Kaan bana bakıp hafifçe gülümsedi.
“Biliyorum.”
Babam ayağa kalkıp Emir'e döndü.
“Sen kenara geç.”
“Hocam ama—”
“Kenara geç dedim.”
Emir itiraz etmeye çalıştı.
“Ben bilerek yapmadım.”
Babamın yüzündeki ifade değişti.
“Yeter.”
Saha bir anda sessizleşti.
Babam Emir'in karşısına geçti.
“Son birkaç haftadır yaptıklarını görüyorum. Kaan'la sürekli uğraşıyorsun, onun yerini almaya çalışıyorsun, takımın düzenini bozuyorsun.”
Emir başını eğdi.
“Bugün yaptığın şey son nokta.”
Kaan'a baktım.
Sonra babama.
Babam kararını çoktan vermiş gibiydi.
“Bu takımdan ayrılıyorsun.”
Emir şaşkınlıkla başını kaldırdı.
“Ne?”
“Duydun.”
“Hocam, bir pozisyon yüzünden—”
“Bu sadece bir pozisyon değil.”
Babamın sesi sakindi ama kararlıydı.
“Takım arkadaşının güvenliğini tehlikeye atacak davranışın hiçbir bahanesi yok.”
Emir birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra çantasını almak için soyunma odasına doğru yürüdü.
Kimse arkasından bir şey söylemedi.
Ben ise Kaan'ın yanından ayrılmıyordum.
Sağlık ekibi onu kontrol ederken Kaan bana baktı.
“Bakma öyle.”
“Nasıl bakıyorum?”
“Beni dünyanın en kötü durumundaki insanıymışım gibi.”
“Çünkü korkuttun beni.”
Kaan hafifçe gülümsedi.
“Özür dilerim.”
“Senin suçun değil.”
Bir süre gözlerine baktım.
Sonunda içimdeki gerginlik biraz olsun azaldı.
Nehir yanıma gelip sessizce fısıldadı:
“Bitti.”
“Ne?”
“Emir meselesi.”
Sahaya baktım.
Emir çoktan gitmişti.
Başımı salladım.
“Evet.”
Sonunda gerçekten bitmişti.
Kaan'a baktım.
“Bir daha seni böyle korkutmasınlar.”
Kaan gülümsedi.
“Sen yanımda olduğun sürece biraz zor.”
Ben de gülümsedim.
Bu kez içimdeki huzursuzluk yoktu.
Emir gitmişti.
Ve artık önümüzde yeni bir sayfa vardı.
***
Sağlık ekibi Kaan’ı kontrol ettikten sonra babam yanımıza geldi.
“Nasıl?”
Sağlık görevlisi sakin bir şekilde cevap verdi.
“Ciddi bir durum yok ama zorlamaması gerekiyor. En az bir hafta antrenman yapmayacak.”
Kaan’ın yüzü bir anda düştü.
“Bir hafta mı?”
“Evet. Dinlenmen lazım.”
Kaan iç çekti.
“Ama takım…”
Babam hemen araya girdi.
“Takım bekler. Önce sen iyileşeceksin.”
Kaan istemeden başını salladı.
Babam gitmişti.
Ben de yanında oturup ona baktım.
“Bir hafta çok uzun değil.”
“Bana uzun geliyor.”
“Ben sana sık sık gelirim.”
Kaan bana dönüp gülümsedi.
“Gerçekten mi?”
“Evet.”
“O zaman belki o kadar kötü değildir.”
Gülümseyerek başımı salladım.
“Sen yeter ki dinlen.”
Kaan ayağa kalkmaya çalıştı ama sağlık görevlisi hemen uyardı.
“Yavaş.”
Kaan bana bakıp güldü.
“Artık yürümeyi bile unuttum.”
“Abartma.”
“Biraz ilgi bekliyorum.”
“Zaten yeterince ilgi gösteriyorum.”
“Bence daha fazlasını hak ediyorum.”
“Şımarma.”
İkimiz de güldük.
Tam o sırada babam yanımıza geldi.
“Kaan, bugün eve gidip dinleniyorsun. Bir hafta boyunca da antrenman yok.”
Kaan başını salladı.
“Tamam hocam.”
Babam sonra bana baktı.
“Sen de onu fazla konuşturma.”
“Tamam baba.”
Kaan hafifçe gülümsedi.
“Hocam, Duru beni susturamaz.”
Babam kaşlarını kaldırdı.
“Bunu denemek ister misin?”
Kaan hemen sustu.
“Yok hocam.”
Gülmemek için kendimi zor tuttum.
O sırada gözüm bir an soyunma odasının kapısına takıldı.
Emir'in çantası artık orada değildi.
Gerçekten gitmişti.
Bu kez içimde hiçbir soru işareti kalmamıştı.
Emir meselesi bitmişti.
Şimdi tek düşünmem gereken şey Kaan'ın iyileşmesiydi.
Bir hafta boyunca onu antrenmanda göremeyecektim.
Ama yanında olacaktım.
Kaan bana baktı.
“Ne düşünüyorsun?”
“Senin bir an önce iyileşmeni.”
Gülümsedi.
“Ben de senin yanımda olmanı.”
O an bütün günün gerginliği üzerimden kalktı.
Emir gitmişti.
Kaan iyileşecekti.
Ve artık gerçekten yeni bir sayfa açabilirdik.
***
Kaan'ın bir hafta antrenman yapamayacağını öğrendikten sonra birlikte tesisin kenarındaki banklardan birine oturduk.
Kaan hâlâ olanları kabullenmeye çalışıyor gibiydi.
“Bir hafta gerçekten antrenman yok.”
“Evet.”
“Çok sıkılacağım.”
“Daha şimdiden mi başladın?”
“Ben futbol oynamadan nasıl duracağım?”
Gülerek ona baktım.
“Bilmiyorum. Belki biraz sakinleşirsin.”
“Ben zaten sakinim.”
“Az önce bir hafta dinleneceğini öğrenince suratın düştü.”
“Çünkü kariyerimin en zor haftası olacak.”
“Abartıyorsun.”
“Hiç abartmıyorum.”
Tam o sırada Nehir yanımıza geldi.
“Kaan, geçmiş olsun.”
“Sağ ol.”
Nehir bana bakıp gülümsedi.
“Sen bunu bir hafta idare edersin artık.”
Kaan hemen itiraz etti.
“Niye herkes benimle dalga geçiyor?”
“Çünkü çok konuşuyorsun.”
Nehir güldü.
Kaan bana döndü.
“Sen de mi?”
“Ben bir şey demedim.”
“Yüzünden belli.”
Gülmeye başladım.
Bir süre sonra takım arkadaşları da yanımıza geldi.
Mert, Kaan'ın omzuna hafifçe dokundu.
“Geçmiş olsun kardeşim.”
“Sağ ol.”
Arda hemen araya girdi.
“Bir hafta yokmuşsun.”
“Evet.”
“Harika.”
Kaan şaşkınlıkla baktı.
“Niye harika?”
“Soyunma odasında artık seninle uğraşamayacağız.”
Mert güldü.
“Bir hafta sonra geri dönünce iki katını yaparız.”
Kaan başını iki yana salladı.
“Sizden kurtuluş yok.”
Bora da gülerek yanlarına geldi.
“Merak etme, yerini kimse kapamaz.”
Kaan gülümsedi.
“Biliyorum.”
Ben de onları izlerken gülümsedim.
Bugün çok şey olmuştu.
Ama en azından Emir artık yoktu.
Takımın havası bile değişmiş gibiydi.
Kaan ayağa kalkmaya çalışınca hemen yanına yaklaştım.
“Yavaş.”
“Tamam, tamam.”
Bana bakıp gülümsedi.
“Bir haftalık tatilimin ilk günü resmen başladı.”
“Tatilden çok dinlenme.”
“Ben ona tatil diyeceğim.”
“Sen bilirsin.”
Kaan başını salladı.
“Bugün eve gidince kesin sıkılacağım.”
“Belki seni ziyarete gelirim.”
Yüzü bir anda aydınlandı.
“Gerçekten mi?”
“Belki.”
“Bu ‘belki’yi ‘kesin’e çevirebilir miyiz?”
Gülerek başımı salladım.
“Bakarız.”
Kaan gülümsedi.
“Tamam. Ben beklerim.”
O an ilk kez sakatlığına rağmen gerçekten keyfinin yerine geldiğini gördüm.
Ve içimden geçirdim:
Belki bu bir haftalık mola, düşündüğümüz kadar kötü olmayacaktı.
***
Bir süre daha tesiste kaldık. Babam sağlık ekibiyle Kaan'ın durumunu konuşuyordu.
Sonra yanımıza geldi.
“Kaan, bugün dinlen. Yarın da tesis yok. Bir hafta boyunca programına uyacaksın.”
Kaan başını salladı.
“Tamam hocam.”
Babam sonra bana döndü.
“Duru, sen de eve geç.”
“Tamam baba.”
Kaan bana kısa bir bakış attı.
Ben de hemen başka tarafa baktım.
Babamın yanında fazla belli etmememiz gerekiyordu.
Babam Kaan'a tekrar döndü.
“Bir şeye ihtiyacın olursa bana haber ver.”
“Sağ olun hocam.”
Babam uzaklaşınca Kaan bana doğru biraz eğildi.
“Babanın yanında sana bakmak bile tehlikeli.”
Gülmemek için dudaklarımı ısırdım.
“Çünkü sevgili olduğumuzu bilmiyor.”
“Evet.”
“Dikkatli ol.”
“Sen de.”
Tam o sırada babam uzaktan seslendi.
“Duru!”
Hemen doğruldum.
“Efendim baba?”
“Kaan'ın çantasını getirir misin?”
“Tabii.”
Çantayı alıp Kaan'a uzattım.
“Al.”
Kaan gülümseyerek çantayı aldı.
“Teşekkürler.”
Babam yanımıza yaklaşınca ikimiz de bir anda ciddileştik.
“Hazır mısın Kaan?”
“Hazırım hocam.”
“Güzel. Seni ben bırakırım.”
Kaan başını salladı.
“Tamam.”
Ben bir an şaşırdım.
Babam Kaan'ı eve bırakacaktı.
Kaan bana baktı.
Bakışında resmen ‘Beni kurtar.’ ifadesi vardı.
Ben de zorla gülümseyip başımı salladım.
“Geçmiş olsun.”
Kaan da aynı ciddiyetle cevap verdi.
“Sağ ol.”
Babam hiçbir şeyden şüphelenmeden önden yürüdü.
Ben ise arkalarından bakarken içimden geçirdim:
Bu sırrı daha ne kadar saklayacaktık, gerçekten bilmiyordum.
***
Babam Arabaya doğru geçti,Kaan ise arkasından yürüyordu.
Ben de arkalarından yürüdüm.
Arabaya geldiğimizde babam sürücü koltuğuna geçti. Kaan arka koltuğa oturdu. Ben de yanına geçtim.
Babam dikiz aynasından bize baktı.
“İyi misin Kaan?”
“İyiyim hocam.”
“Emin misin?”
“Evet. Biraz ağrıyor ama geçer.”
Babam başını salladı.
“Bir hafta boyunca kendini zorlamak yok. Anlaştık mı?”
“Anlaştık.”
Ben Kaan'a bakıp hafifçe gülümsedim.
Kaan da bana baktı ama hemen camdan dışarı çevirdi gözlerini.
Babam hiçbir şey fark etmemişti.
Yol boyunca futbol hakkında konuştular. Ben ise sessizce oturup onları dinledim.
Bir süre sonra babam Kaan'ın evinin önünde durdu.
“Geldik.”
Kaan kemerini açtı.
“Sağ olun hocam. Bıraktığınız için.”
“Önemli değil. Eve git ve dinlen.”
“Tamam.”
Kaan kapıyı açacakken babam tekrar seslendi.
“Bir sorun olursa beni ara.”
“Tamam hocam.”
Kaan arabadan indi.
Ben de arkasından bakıyordum.
Tam kapıyı kapatmadan önce bana kısa bir bakış attı.
O bakışta tek bir şey vardı:
“Sonra konuşuruz.”
Ben de belli etmeden başımı hafifçe salladım.
Kaan eve doğru yürüdü.
Babam arabayı yeniden çalıştırdı.
“İyi çocuk.”
“Evet.”
Babam birkaç saniye sustu.
“Sen de bugün çok ilgilendin Kaan'la.”
Kalbim bir an hızlandı.
“Sonuçta sakatlandı baba.”
“Doğru.”
Neyse ki başka bir şey sormadı.
Ben de camdan dışarı bakıp derin bir nefes aldım.
Kaan artık evindeydi.
Ve birazdan kesinlikle telefonum çalacaktı.
Çünkü onunla konuşmadan bu günü bitirmeyeceğimi biliyordum.
***
KAAN
Eve girdiğimde ev her zamanki gibi sessizdi.
Kapıyı kapatıp çantamı kenara bıraktım.
Normalde antrenmandan sonra eve geldiğimde duşumu alır, biraz dinlenir, sonra ertesi günün programına bakardım.
Ama bugün hiçbir şey yapmamam gerekiyordu.
Bir hafta.
Tam bir hafta antrenman yoktu.
Koltukta oturup tavana baktım.
“Ben bu bir haftayı nasıl geçireceğim?”
Telefonumu elime aldım.
Ekranda Duru'nun adı vardı.
Bir süre düşündüm.
Sonra mesaj yazdım.
Kaan: Eve geldim.
Mesaj hemen görüldü.
Durum🤍: İyi misin?
Gülümsedim.
Kaan: İyiyim. Ama ev çok sessiz.
Durum🤍: Tek yaşıyorsun, ne bekliyordun?
Kaan: Seni bekliyordum.
Birkaç saniye sonra cevap geldi.
Durum🤍: Çok hızlı başladın.
Kaan: Özledim.
Durum🤍: Daha yeni ayrıldık.
Kaan: Olsun. Özledim.
Telefonu elimde tutup gülümsedim.
Bir süre sonra yeni mesaj geldi.
Durum🤍: Dinlenmen gerekiyor, unutma.
Kaan: Sen gelince daha güzel dinlenirim.
Durum🤍: Kaan...
Kaan: Efendim?
Durum🤍: Çok şımarıyorsun.
Kaan: Sakatlandım, biraz hakkım var.
Gülerek telefonu koltuğun yanına bıraktım.
Ev hâlâ sessizdi.
Ama artık o kadar boş gelmiyordu.
Çünkü biliyordum ki birazdan Duru'yla yine konuşacaktım.
Ve bu bir hafta düşündüğüm kadar kötü geçmeyecekti.
***
Eve girdiğimizde babam direkt salona geçti. Ben de peşinden gittim.
Babam koltuğa oturup bana baktı.
“Bugün bayağı yoruldun.”
“Biraz.”
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra babam:
“Kaan için endişelendin mi?”
Bir an duraksadım.
“Tabii ki. Sonuçta takım arkadaşınız.”
Babam başını salladı.
“Ben de endişelendim. Ama iyi olacak.”
“Bir hafta dinlenmesi yeterli olacak, değil mi?”
“Evet. Doktor öyle söyledi.”
İçim biraz rahatladı.
“İyi bari.”
Babam bana dikkatlice baktı.
“Sen Kaan'ı bayağı önemsiyorsun.”
Kalbim hızlandı ama belli etmemeye çalıştım.
“Takımdaki herkesi önemsiyorum baba.”
Babam hafifçe gülümsedi.
“Biliyorum.”
Sonra televizyona döndü.
Ben de derin bir nefes aldım.
Neyse ki daha fazla soru sormamıştı.
Tam odama gidecekken babam arkamdan seslendi.
“Duru.”
“Efendim?”
“Kaan'ın durumunu merak ediyorsan yarın tekrar ararım. Şimdilik dinlenmesi gerekiyor.”
Gülümsedim.
“Tamam baba.”
Odama çıktım.
Kapıyı kapatır kapatmaz telefonumu elime aldım.
Ekranda Kaan'dan yeni bir mesaj vardı.
Kaanım🖤🤍: Baban bir şeyden şüphelendi mi?
Gülümseyerek cevap yazdım.
Duru: Şimdilik hayır.
Kaanım🖤🤍: Güzel.
Duru: Ama dikkatli olmamız lazım.
Kaanım🖤🤍: Olur. Sen yeter ki yanımda ol.
Telefonu göğsüme yakın tutup gülümsedim.
Duru: Hep.
Telefonu elimde tutup birkaç saniye ekrana baktım.
Duru: Hep.
Kaanım🖤🤍: Bu cevabı sevdim.
Duru: Şimdi dinlen.
Kaanım🖤🤍: Sen de.
Duru: Söz mü?
Kaanım🖤🤍: Söz.
Bir süre sonra yeni mesaj geldi.
Kaanım🖤🤍: Ama bir şey söyleyeyim mi?
Duru: Ne?
Kaanım🖤🤍: Bugün canımı en çok sakatlık değil, seni korkuttuğumu düşünmek üzdü.
Mesajı okuyunca yüzümdeki gülümseme kayboldu.
Duru: Çok korktum.
Kaanım🖤🤍: Özür dilerim.
Duru: Senin suçun değildi.
Kaanım🖤🤍: Yine de keşke seni böyle korkutmasaydım.
Duru: Şimdi iyisin ya, önemli olan o.
Kaanım🖤🤍: İyiyim.
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra:
Kaanım🖤🤍: Yarın konuşuruz.
Duru: Tamam.
Kaanım🖤🤍: İyi geceler Duru.
Duru: İyi geceler Kaan. 🖤
Telefonu yatağımın yanına bıraktım.
Bugün çok şey olmuştu.
Emir tamamen gitmişti.
Kaan ise bir hafta boyunca dinlenecekti.
Belki önümüzdeki günler biraz farklı geçecekti.
Ama artık içimde korku yoktu.
Çünkü Kaan'ın iyi olduğunu biliyordum.
Ve ne olursa olsun, onun yanında olacaktım.
Gözlerimi kapattım.
Yeni bir dönem başlamıştı.
Bölüm Sonu...
Bölüm etkileşimi
