7. bölüm · Tribünlerin Ötesinde

6.Bölüm - İlk Mesaj

Spidery 🕸

Alarmın sesiyle gözlerimi açtım. Telefonu kapatıp birkaç saniye tavana baktım.
Bugün tesis yoktu.
Haftada bir gün kampüs'e gitmem gerekiyordu ve o gün gelmişti yani Perşembe.
Ressamlık okuyordum.
Yataktan kalkıp hazırlandım. Çantamı omzuma taktığımda saate baktım.
“Geç kalıyorum…”
Hızlıca evden çıktım.
***
Kampüs'e vardığımda kampüs her zamanki gibi kalabalıktı. Nehir de biraz sonra yanıma geldi ve birlikte derse girdik.
Gün normal başlamıştı.
Ama nedense aklımın bir köşesinde dün akşam vardı.
Kaan’ın numaramı istemesi…
“Duru, nereye dalıp gittin?”
Nehir’in sesiyle kendime geldim.
“Hiç. Dersi dinliyorum.”
Nehir şüpheli bir bakış attı ama üstelemedi.
Ben de önüme dönüp derse devam ettim.
***
KAAN
Antrenman başlamadan önce herkes sahadaydı.
Bora, Efe, Arda ve Mert her zamanki gibi kendi aralarında konuşuyordu.
Ben ise etrafa bakıyordum.
Bir süre sonra fark ettim.
Duru yoktu.
Kaşlarımı çattım.
“Duru nerede?”
Bora omuz silkti.
“Bugün gelmeyecekmiş galiba.”
“Niye?”
“Ne bileyim oğlum, okulu var herhalde.”
Başımı salladım ama nedense içime bir merak düştü.
Dün akşam beraber yemek yemiştik. Sabah da tesisin girişinde onu görmeye alışmıştım.
Bugün olmayınca garip gelmişti.
Telefonumu çıkardım.
Numarasına birkaç saniye baktım.
Sonra mesaj yazmaya başladım.
Kaan:
Bugün tesise gelmedin. Her şey yolunda mı?
Göndermeden önce bir an duraksadım.
“Ben niye bu kadar merak ettim ki?”
Sonra mesajı gönderdim.
Telefonu cebime koyup sahaya döndüm.
***
DURU
Dersler sonunda bitmişti. Kampüsten çıkıp çantamı omzuma attığım sırada telefonumu kontrol ettim.
Bir bildirim vardı.
Kaan.
Mesajı açtım.
Bugün tesise gelmedin. Her şey yolunda mı?
İstemeden gülümsedim.
Demek fark etmişti.
Telefonu birkaç saniye elimde tuttuktan sonra cevap yazdım.
Duru:
İyiyim, merak etme. Bugün kampüs vardı.
Mesajı gönderdim.
Tam telefonu cebime koyacaktım ki cevap geldi.
Kaan:
Haftada bir gün mü gidiyorsun?
Duru:
Evet. Bugün de o gün.
Bir süre cevap gelmedi.
Sonra ekran yeniden aydınlandı.
Kaan:
Tamam. Yarın geliyorsun yani?
Kaşlarımı kaldırdım.
Neden özellikle bunu soruyordu?
Duru:
Büyük ihtimalle.
Telefonu kapatıp yürümeye devam ettim.
Ama yüzümdeki gülümsemeyi bir türlü silemedim.
***
KAAN
Duru’nun mesajını okuduktan sonra telefonu cebime koydum.
“Yarın geliyorsun yani?” diye sormamın nedenini ben de bilmiyordum.
Neyse.
Sahaya çıktığımda Bora çoktan Efe’yle tartışmaya başlamıştı.
“Olum topu sana verdim, neden geri vermedin?”
Efe gayet sakin bir şekilde:
“Çünkü sana güvenmiyorum.”
Bora bir an sustu.
“Bu arkadaşlık değil.”
Mert arkadan bağırdı:
“Ben başından beri söylüyorum, bunları aynı takıma koymayın.”
Arda gülerek yanlarına geldi.
“Beş dakika yalnız bıraktık, yine kavga etmişsiniz.”
“Biz kavga etmiyoruz,” dedi Efe. “Bora futbolu yanlış oynuyor.”
Bora hemen döndü.
“Sen de doğru oynuyorsun sanki!”
Ben istemeden güldüm.
Antrenman başladı ama Duru’nun yokluğu nedense sürekli gözüme çarpıyordu.
Bir ara Bora yanıma gelip omzuma vurdu.
“Ne sırıtıyorsun oğlum?”
“Bir şey yok.”
“Var.”
“Yok.”
Bora gözlerini kıstı.
“Duru yok diye mi böyle boş boş etrafa bakıyorsun?”
Bir anda ciddileştim.
“Ne alakası var?”
Efe uzaktan bağırdı:
“Bora, bırak çocuğu! Daha dün numarasını aldı, bugün sorguya çekiyorsun.”
Herkes gülmeye başladı.
Ben de başımı iki yana salladım.
“Harbi manyaksınız.”
Bora kahkaha attı.
“Biz değiliz, sen değiştin Kaan.”
Topu alıp ona doğru yuvarladım.
“Kes sesini, oyna.”
“Tamam tamam.”
Topu kaptı, iki adım attı ama Efe önünü kesti.
“Geçemezsin.”
Bora şaşkın şaşkın baktı.
“Sen benim düşmanımsın.”
“Bugünlük öyle.”
Hepimiz gülerken antrenör düdüğü çaldı.
“Yeter! Devam!”
Herkes yerine geçti.
***
Antrenmanın son düdüğü çaldığında herkes derin bir nefes aldı.
Efe kendini çimlere bıraktı.
“Ben bittim.”
Mert güldü.
“Daha yeni başladık sanıyordum.”
Bora havlusunu omzuna atıp bana baktı.
“Yarın görüşürüz Kaan. Duru da geliyor nasılsa.”
Gözlerimi devirdim.
“Bir sus artık.”
Soyunma odasına doğru yürürken telefonumu çıkardım.
Ekrana baktım.
Duru’dan yeni mesaj yoktu.
Telefonu cebime koydum.
***
Kampüsten çıktıktan sonra otobüse binip eve doğru yola koyuldum. Gün biraz yorucu geçmişti.
Eve geldiğimde çantamı odama bırakıp kendimi koltuğa attım.
Telefonumu çıkarınca aklıma Kaan’ın mesajı geldi.
Yarın geliyorsun yani?
Nedense o mesajı tekrar okuyunca yüzümde küçük bir gülümseme oluştu.
Telefonu masaya bırakıp ayağa kalktım.
“Yarın yine tesis…”
Çantamı koyup üstümü değiştirdim.
***
Akşam olmuştu ve babam eve gelmişti.
“Ben geldim!”
Salona geçtim.
“Hoş geldin baba.”
Annem de mutfaktan çıkıp babama sarıldı. Birkaç dakika sonra üçümüz salonda oturmuş, günümüzü konuşuyorduk.
Babam bana bakıp gülümsedi.
“Dersin nasıl geçti bugün?”
“İyiydi. Biraz yorucuydu sadece.”
Annem hemen araya girdi.
“E tabi, haftada bir gün gidince alışmak zor.”
Gülmeye başladık.
Akşam yemeğini birlikte yedik. Sonrasında çaylarımızı alıp salonda oturduk. Babam gün içinde yaşadığı komik bir olayı anlatınca hepimiz kahkahaya boğulduk.
Uzun zamandır böyle sakin bir akşam geçirmemiştik.
Gece ilerlediğinde odama geçtim.
***
Yatağıma uzanmış, telefonumda boş boş gezinirken Nehir’den mesaj geldi.
Nehir:
Uyudun mu?
Duru:
Hayır. Sen?
Nehir:
Ben de uyumadım. Sana çok önemli bir soru soracağım.
Kaşlarımı çattım.
Duru:
Yine ne yaptın?
Nehir:
Ben hiçbir şey yapmadım
Duru:
O zaman sor.
Birkaç saniye sonra mesaj geldi.
Nehir:
Kaan sana bugün yazdı mı?
İstemeden güldüm.
Duru:
Evet.
Cevap anında geldi.
Nehir:
NE YAZDI?
Duru:
“Bugün tesise gelmedin, her şey yolunda mı?” dedi.
Nehir:
OHA.
Duru:
Ne oha?
Nehir:
Oğlum çocuk senin gelmediğini fark etmiş.
Duru:
Tesiste her gün görüyor beni, fark etmesi normal.
Nehir:
Tabii tabii. Çok normal.
Duru:
Nehir…
Nehir:
Tamam sustum.
Beş saniye sonra:
Nehir:
Peki yarın görünce ne yapacaksın?
Duru:
Ne yapacağım? “Günaydın” diyeceğim.
Nehir:
Çok romantik.
Duru:
Senin kafan iyi değil.
Nehir:
Ben sadece gerçekleri söylüyorum.
Telefonu yatağın üzerine bıraktım.
Tam rahatlayacağım sırada tekrar titredi.
Nehir:
Bu arada yarın beni sakın yalnız bırakma.
Duru:
Neden?
Nehir:
Bora yine saçma sapan konuşursa sorumluluk kabul etmiyorum.
Kahkahayı bastım.
Duru:
Sen de ondan hoşlanıyorsun bence.
Mesajı gönderdikten sonra üç nokta belirdi.
Kayboldu.
Tekrar geldi.
Sonra:
Nehir:
DURU AKSOY SENİ YARIN GÖRÜCEM.
Gülmekten telefonu elimden düşürecektim.
Duru:
Tamam tamam, iyi geceler
Nehir:
İyi geceler. Yarın Kaan’la konuşursan bana detay vereceksin.
Telefonu kapatıp yastığa koydum.
“Baş belası…”
Gülümseyerek gözlerimi kapattım.