Siyah Renkli Çiçekler kitap kapağı

12. bölüm / 13

İkinci Kez

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: İkinci Kez

Nihân, elindeki kâğıda uzun süre baktı.
15 Ocak.
Nihân.
Ve altında yalnızca iki kelime:
İkinci kez.
Kâğıdı tekrar çevirdi.Boştu.
Aras yanına geldi.
— Onu bana ver.
Nihân kâğıdı uzatmadı.
— Neden?
— Çünkü o yazıyı daha önce gördüm.
Nihân başını kaldırdı.
— Nerede?
Aras cevap vermedi.Ebrâ ise birkaç adım ötede, duvara yaslanmıştı.Yüzündeki renk hâlâ geri gelmemişti.
Nihân ona baktı.
— Sen biliyor musun?
Ebrâ başını kaldırdı.
— Neyi?
— “İkinci kez” ne demek?
Ebrâ'nın gözleri kâğıda kaydı.Bir süre hiçbir şey söylemedi.
Sonra yavaşça:
— Evet.
Nihân'ın kalbi hızlandı.
— Neyi biliyorsun?
— Bunun ikinci kez olmadığını biliyorum.
Aras hemen Ebrâ'ya döndü.
— Ebrâ.
— Ne?
— Devam etme.
Ebrâ ona sertçe baktı.
— Üç yıldır sustum.
Sesi kırılmıştı.
— Artık susmayacağım.
Nihân ikisinin arasındaki konuşmayı anlamaya çalışıyordu.
— Ne hakkında konuşuyorsunuz?
Ebrâ gözlerini Nihân'a çevirdi.
— Seni daha önce de kaybettim.
Nihân'ın nefesi kesildi.
— Ne zaman?
— 16 Ocak'ta.
— Hangi yıl?
Ebrâ cevap vermedi.Nihân bir adım yaklaştı.
— Hangi yıl, Ebrâ?
— Bilmiyorum.
— Ama az önce beni daha önce de kaybettiğini söyledin.
— Çünkü hatırlıyorum.
— Neyini?
Ebrâ'nın gözleri doldu.
— Aynı günü.
Nihân'ın kaşları çatıldı.
— Aynı gün?
— 16 Ocak.
— Bir kez yaşanmış bir gün nasıl tekrar yaşanır?
Ebrâ başını iki yana salladı.
— Ben de bunu bilmiyorum.
Aras derin bir nefes aldı.
— Çünkü mesele gün değil.
Nihân ona döndü.
— Neymiş mesele?
Aras birkaç saniye sustu.
Sonra:
— İnsan.
Koridorda ağır bir sessizlik oluştu.
Nihân anlamadı.
— Ne demek bu?
Aras:
— Bazı insanlar aynı hatayı iki kez yapmaz.
Bir an durdu.
— Aynı hayatı iki kez yaşar.
Nihân'ın yüzündeki ifade değişti.
— Bana ne anlatıyorsun?
Aras cebinden eski bir anahtar çıkardı.Anahtarın üzerinde küçük bir metal plaka vardı.
216.
Nihân anahtarı görünce irkildi.
— Oda 216.
Aras başını salladı.
— Oraya daha önce gittin.
— Biliyorum.
— Hayır.
Aras'ın sesi sakindi.
— Bu sefer gittiğini sanıyorsun.
Nihân anahtarı aldı.
Soğuk metal avucunda ağırlaştı.
— Oda 216'da ne var?
Aras cevap vermeden önce Ebrâ konuştu.
— Sen.
Nihân ona baktı.
— Ben mi?
— Daha önceki sen.
Nihân bir şey söyleyemedi.
Ebrâ yaklaşarak elini onun elindeki anahtarın üzerine koydu.
— Oraya girdiğinde beni hatırlayacaksın.
— Ya hatırlamak istemezsem?
Ebrâ'nın gözleri doldu.
— O zaman yine kaybedersin.
Nihân, Ebrâ'nın eline baktı.
Sonra gözlerine.
— Seni kaybetmekten korkuyorum.
Ebrâ'nın yüzünde acı bir gülümseme belirdi.
— Asıl korkman gereken şey bu değil.
— Neden?
— Çünkü beni bulduğunda...
Bir an sustu.
— ...benim seni bulduğumu anlayacaksın.
Nihân bu cümlenin ne anlama geldiğini çözemedi.Aras koridorun sonuna doğru yürümeye başladı.
— Gelin.
Üçü birlikte oda 216'nın önüne geldiler.
Kapı hâlâ yarı açıktı.
Nihân anahtarı kilide soktu.
Çevirdi.
Klik.
Kapı açıldı.
Odanın içi önceki gelişlerinden farklı görünüyordu.
Duvarlarda eski fotoğraflar vardı.
Ama hiçbiri hastaneye ait değildi.Bir tren istasyonu.Bir park.Yağmur altında bir sokak.
Eski bir kafe.
Ve her fotoğrafta...
Nihân ve Ebrâ.
Nihân fotoğraflara doğru ilerledi.
Birini eline aldı.
Fotoğrafın altında tarih vardı:
15 Ocak.
Başka bir fotoğraf.
15 Ocak.
Bir başkası.
Yine:
15 Ocak.
Nihân'ın yüzü gerildi.
— Bunlar aynı gün.
Aras:
— Evet.
— Ama fotoğraflar farklı yıllardan.
Aras cevap vermedi.
Nihân başka bir fotoğraf aldı.
Bu kez Ebrâ yalnızdı.Elinde siyah bir çiçek vardı.
Arkasında Nihân'ın el yazısıyla bir cümle:
“Bu kez onu buldum.”
Nihân fotoğrafı ters çevirdi.
Tarih:
15 Ocak.
Ama yıl yine yoktu.
— “Bu kez”...
Nihân yavaşça konuştu.
— Demek daha önce de oldu.
Ebrâ cevap verdi:
— Evet.
Nihân ona döndü.
— Kaç kez?
Ebrâ gözlerini kapattı.
— Bilmiyorum.
— Üç?
Sessizlik.
— Beş?
Yine sessizlik.
— On?
Ebrâ'nın dudaklarından belli belirsiz bir kelime çıktı.
— Daha fazla.
Nihân'ın yüzündeki şaşkınlık korkuya dönüştü.
— Kaç kez beni buldun?
Ebrâ başını kaldırdı.
— Bilmiyorum.
— Kaç kez kaybettin?
Bu kez Ebrâ cevap vermedi.
Nihân'ın sesi titredi.
— Ebrâ.
Ebrâ'nın gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
— Her seferinde.
Nihân ona yaklaşmak istedi.
Ama Ebrâ geri çekildi.
— Yaklaşma.
Nihân durdu.
— Neden?
— Çünkü her seferinde aynı şeyi yapıyoruz.
— Neyi?
— Seni buluyorum.
Bir nefes aldı.
— Sana âşık oluyorum.
Gözlerini kapattı.
— Sonra seni kaybediyorum.
Nihân'ın göğsü sıkıştı.
— Sonra?
Ebrâ:
— Sonra her şey yeniden başlıyor.
Odanın içindeki hava ağırlaştı.
Aras duvarın karşısında duran büyük bir fotoğrafı işaret etti.
— Buna bak.
Nihân döndü.
Fotoğraf diğerlerinden farklıydı.
Çünkü bu kez Ebrâ yoktu.
Fotoğrafta yalnızca Nihân vardı.
Bir tren istasyonunun önünde duruyordu.Elinde siyah bir çiçek vardı.
Fotoğrafın arkasında şu yazıyordu:
“15 Ocak. Ebrâ henüz doğmamıştı.”
Nihân'ın eli titredi.
— Bu imkânsız.
Aras:
— Evet.
Nihân fotoğrafa daha yakından baktı.
Fotoğraftaki Nihân bugünkü hâline çok yakındı.Ama fotoğrafın köşesinde bir tarih damgası vardı.
2008.
Nihân'ın nefesi kesildi.
— Ben...
Cümlesini tamamlayamadı.
Aras sessizce:
— İşte bütün mesele burada.
Ebrâ fotoğrafa bakıyordu.
Yüzünde tarifsiz bir hüzün vardı.
— O gün seni ilk kez görmedim.
Nihân ona döndü.
— Ebrâ...
— O gün seni hatırladım.
Nihân'ın gözleri büyüdü.
— Ama ben seni tanımıyordum.
Ebrâ başını salladı.
— Çünkü sen beni daha tanımıyordun.
Nihân'ın zihni bulanıyordu.
Fotoğraflar.
15 Ocak.
16 Ocak.
Siyah çiçekler.
Hastane.
Tren istasyonu.
Ve Ebrâ.
Birbirine uymayan bütün parçalar, ilk kez aynı resmin içine girmeye başlamıştı.Ama resim daha da korkunç bir hâl alıyordu.
Çünkü artık soru:
“Ebrâ kim?”
değildi.
Asıl soru şuydu:
“Nihân kaç kez Nihân oldu?”
Tam o sırada odanın içindeki eski televizyon kendi kendine açıldı.
Ekran karıncalandı.
Sonra görüntü geldi.Bir hastane koridoru.Nihân görüntüye baktı.
Kendi yüzünü gördü.
Ama yanında Ebrâ yoktu.
Yanında küçük bir çocuk vardı.
Çocuk kameraya bakıyordu.
Sonra başını kaldırıp Nihân'a dönmüş gibi konuştu:
— Bu sefer beni unutma.
Nihân'ın kanı çekildi.Çünkü çocuğun yüzünü artık tanıyordu.Az önce koridorda gördüğü çocuk değildi.
Daha eskiydi.
Daha küçüktü.
Ama gözleri...
Ebrâ'nın gözleriydi.
Televizyon bir anda kapandı.
Odanın karanlığında Ebrâ'nın sesi duyuldu:
— Nihân...
— Ne?
Ebrâ ağlayarak ona baktı.
— O çocuk...
Nihân:
— Kim?
Ebrâ'nın cevabı fısıltı gibiydi.
— Senin ilk hatıran.
Nihân başını iki yana salladı.
— Hayır.
Ebrâ gözlerini kapattı.
— Evet.
Sonra son cümleyi söyledi:
— Ve ben onu senden önce hatırlıyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…