6. bölüm / 6
Siyah Renkli ÇiçeklerÖldüğüm Gece
Bölümler 6Şu an: Öldüğüm Gece
“16 Ocak'ta…”
Ebrâ'nın sesi koridorda yankılanmadı.Sanki kelimeler havaya karışmadan önce ağırlıklarını kaybediyordu.
“…sen ölmedin.”
Nihân ona baktı.
“Bunu az önce söyledin.”
Ebrâ başını salladı.
“Ama cümlenin devamını söylemedim.”
Nihân sustu.
Ebrâ gözlerini 216 numaralı odanın kapısına çevirdi.
“Sen ölmedin, Nihân.”
Bir an durdu.
“Ama o gece herkes senin öldüğünü sandı.”
Nihân'ın aklına tek bir soru geldi.
“Sen de mi?”
Ebrâ'nın yüzü değişti.
“Ben…”
Sesi kesildi.
Nihân tekrar sordu.
“Sen de benim öldüğümü mü sandın?”
Ebrâ gözlerini yere indirdi.
“Evet.”
Bu tek kelime Nihân'ın içinde beklemediği bir boşluk oluşturdu.
Üç yıl boyunca hiçbir şey hatırlamamıştı.
Fakat Ebrâ üç yıl boyunca onun öldüğüne inanmıştı.
“Peki sonra?”
Ebrâ duvara yaslandı.
“Sonra seni gördüm.”
Nihân'ın kaşları çatıldı.
“Ne zaman?”
“16 Ocak gecesi.”
“Burada mı?”
Ebrâ başını salladı.
“Bu hastanede.”
Nihân çevresine baktı.
Bir anda koridorun görüntüsü bulanıklaştı.Beyaz duvarlar.Soğuk ışıklar.Yağmur sesi.
Birinin ağladığını duyuyordu.Sonra kendi sesi.
Ebrâ…
Nihân gözlerini kapattı.
Başının içinde keskin bir ağrı oluştu.
“Dur…”
Ebrâ hemen ona yaklaştı.
“Nihân?”
“Bir şey hatırlıyorum.”
Ebrâ'nın yüzünde korku belirdi.
“Ne?”
“Sen ağlıyordun.”
Ebrâ dondu.
“Başka?”
“Ben…”
Nihân alnını tuttu.
“Ben sana bir şey söylüyordum.”
Ebrâ'nın gözleri doldu.
“Ne söylüyordun?”
Nihân cevap veremedi.
Görüntü bir anda kayboldu.Koridor yeniden sessizdi.Nihân gözlerini açtı.Ebrâ hâlâ karşısındaydı.
“Bunu daha önce yaşamıştım.”
“Evet.”
“Ve sen bunu biliyordun.”
“Evet.”
“Peki neden bana hiçbir şey anlatmadın?”
Ebrâ başını kaldırdı.
“Çünkü senin yeniden hatırlamanı istemiyordum.”
Nihân şaşkınlıkla baktı.
“Beni korumaya mı çalışıyordun?”
Ebrâ cevap vermedi.
Nihân birkaç saniye bekledi.
“Benden?”
“Hayır.”
Ebrâ'nın sesi çok kısıktı.
“Kendinden.”
Nihân anlamadı.
Ebrâ devam etti:
“Çünkü seni tekrar hatırlarsam, seni tekrar kaybedeceğimi biliyordum.”
Nihân'ın gözleri Ebrâ'nın gözlerinde kaldı.
“Beni kaybetmekten korktun.”
Ebrâ hafifçe gülümsedi.Ama o gülümsemede mutluluk yoktu.
“Ben seni hiç bulamadım ki.”
Nihân'ın kalbi sıkıştı.
“Ne demek bu?”
"Sen buradaydın.”
Ebrâ elini kalbinin üzerine koydu.
“Ama benim tanıdığım Nihân burada değildi.”
Nihân sustu.
Ebrâ çantasından küçük bir kâğıt çıkardı.
Katlanmıştı.
Nihân'a uzattı.
“Bunu sen yazmıştın.”
Nihân kâğıdı aldı.
Açtı.El yazısı ona aitti.
Tek bir cümle vardı:
“Ebrâ beni ararsa, ona beni bulduğunu söyleme.”
Nihân kâğıda uzun süre baktı.
“Ben bunu neden yazmışım?”
Ebrâ:
“Çünkü kaybolmak istemiştin.”
“Benden mi?”
“Hayır.”
“Kimden?”
Ebrâ cevap vermedi.
Nihân kâğıdı katladı.
“Bana söyle.”
Ebrâ başını iki yana salladı.
“Henüz değil.”
Nihân'ın sabrı tükendi.
“Üç yıldır herkes bana ‘henüz değil’ diyor!”
Sesi koridorda yankılandı.
Ebrâ irkildi.Nihân hemen sustu.
Bir süre ikisi de konuşmadı.
Sonra Nihân daha sakin bir sesle:
“Ben artık korkmuyorum.”
Ebrâ ona baktı.
“Ben korkuyorum.”
“Neden?”
“Çünkü seni tekrar seviyorum.”
Nihân'ın gözleri Ebrâ'nın yüzünde kaldı.
Ebrâ hemen bakışlarını kaçırdı.
“Bunu söylememeliydim.”
“Niye?”
“Çünkü sen beni hatırlamıyorsun.”
Nihân bir adım yaklaştı.
“Belki hatırlamıyorum.”
Ebrâ başını kaldırdı.
“Ama…”
Nihân devam etti:
“Bazen insan birini hatırlamaz.”
Ebrâ sessizce baktı.
“Bazen sadece ona bakınca, onu daha önce kaybetmiş gibi hisseder.”
Ebrâ'nın gözleri doldu.
Nihân elindeki fotoğrafa baktı.
Sonra ona uzattı.
“Bunu neden sakladın?”
Ebrâ fotoğrafı aldı.
"Çünkü son fotoğrafımızdı.”
“16 Ocak mı?”
“Evet.”
Nihân fotoğrafa tekrar baktı.
İkisinin yüzünde de tuhaf bir huzur vardı.Sanki fotoğraf çekildiği anda ikisi de bunun son olduğunu bilmiyordu.
“Fotoğraf çekildikten sonra ne oldu?”
Ebrâ:
"Sen gittin.”
“Nereye?”
"Bilmiyorum.”
“Kim götürdü seni?”
“Kimse.”
Nihân şaşkınlıkla baktı.
"Yani kendim mi gittim?”
“Evet.”
“Ve sonra?”
“Sonra seni bulamadım.”
“Üç yıl boyunca?”
Ebrâ başını salladı.
“Üç yıl boyunca.”
Nihân'ın aklına telefondaki adam geldi.
“Peki o adam?”
Ebrâ'nın yüzü sertleşti.
“Ona güvenme.”
"Sen onun kardeşi olduğunu biliyor muydun?”
“Biliyordum.”
“Peki neden bana söylemedin?”
“Çünkü onun da sana söylemediği şeyler var.”
Nihân bir süre düşündü.
“Benden önceki Nihân…”
Ebrâ sustu.
“Kimdi?”
Ebrâ'nın gözleri doldu.
“Sen.”
“Benim.”
“Evet.”
Nihân başını iki yana salladı.
“Bu bir cevap değil.”
“Biliyorum.”
“Peki neden benden farklıydı?”
Ebrâ'nın dudakları titredi.
“Çünkü sen…”
Bir an durdu.
“…onu hatırlamıyorsun.”
Nihân sessiz kaldı.
Ebrâ:
“Ve belki de en acı tarafı bu.”
“Neyin?”
“Senin değişmen değil.”
Ebrâ gözlerini kapattı.
“Onu hâlâ seviyor olmam.”
Nihân'ın kalbi bir anlığına duracak gibi oldu.
Ebrâ gözlerini açtı.
“Yanlış anlama.”
“Nasıl anlamalıyım?”
“Senin geçmişteki hâlini sevmedim.”
Nihân sessizce dinledi.
“Ben seni sevdim.”
“Beni?”
“Evet.”
Ebrâ'nın sesi titriyordu.
“İlk gördüğüm günden beri.”
Nihân'ın gözleri doldu.
“Peki ben seni sevmiş miydim?”
Ebrâ cevap vermeden önce uzun süre ona baktı.
Sonra başını salladı.
“Evet.”
“Ne kadar?”
Ebrâ hafifçe gülümsedi.
“Bunu sana anlatamam.”
“Neden?”
“Çünkü senin nasıl sevdiğini yalnızca sen hatırlayabilirsin.”
Nihân başını eğdi.
O anda yerde bir şey gördü.
Siyah bir çiçek.
Az önce orada olduğuna emin değildi.
Eğilip aldı.
Çiçeğin sapına küçük bir kâğıt bağlanmıştı.Nihân kâğıdı açtı.
Üzerinde yalnızca iki kelime vardı:
“Hatırlama.”
Ebrâ kâğıdı gördüğü anda yüzü bembeyaz oldu.
"Onu bana ver.”
Nihân vermedi.
“Kim yazdı?”
“Bilmiyorum.”
“Ebrâ.”
“Gerçekten bilmiyorum.”
Nihân çiçeği sıktı.
“Bu çiçekleri kim bırakıyor?”
Ebrâ cevap vermedi.
Nihân ona baktı.
“Sen biliyorsun.”
Ebrâ gözlerini kapattı.
Sonra fısıldadı:
“Ben de yıllardır aynı çiçeği buluyorum.”
“Ne zamandan beri?”
“16 Ocak'tan beri.”
Nihân'ın bakışları değişti.
“Her yıl mı?”
“Hayır.”
Ebrâ başını kaldırdı.
“Her hatırladığımda.”
Nihân hiçbir şey söylemedi.
Koridorun sonundaki eski saat çalışmaya başladı.
Tik.Tak.
Tik.Tak.
Saatin ibresi altıyı gösteriyordu.
Tam o anda hastanenin bütün ışıkları söndü.Karanlık.
Ebrâ'nın nefesi duyuldu.
"Nihân…”
“Buradayım.”
Bir saniye sonra acil durum ışıkları yandı.
Kırmızı değildi.Soluk beyazdı.
Ve 216 numaralı odanın kapısı açıktı.Nihân kapıya baktı.
“Az önce kapalıydı.”
Ebrâ onun kolunu tuttu.
“Oraya gitme.”
“İçeride ne var?”
Ebrâ'nın sesi titredi.
“Senin bıraktığın son şey.”
Nihân kapıya baktı.
“Ne?”
Ebrâ cevap vermedi.
Nihân yavaşça kapıya doğru yürüdü.
İçeri girdi.
Oda bomboştu.
Bir yatak.
Bir masa.
Eski bir pencere.
Ve masanın üzerinde tek bir nesne.
Siyah bir defter.
Nihân'ın nefesi kesildi.
Kendi defterinin aynısıydı.
Ama bu kez kapağında bir isim yazıyordu.
Ebrâ.
Nihân deftere uzandı.
Arkasından Ebrâ'nın sesi geldi:
"Onu açarsan…”
Nihân durdu.
Ebrâ devam etti:
“…16 Ocak'ı hatırlarsın.”
Nihân deftere baktı.Sonra Ebrâ'ya.
“Belki de artık hatırlamam gerekiyor.”
Ebrâ'nın gözlerinden yaş süzüldü.
“Hayır, Nihân.”
“Niye?”
Ebrâ birkaç adım yaklaştı.
Çok sessiz bir sesle:
“Çünkü 16 Ocak'ta…”
Bir an durdu.
“…seni kaybeden yalnızca ben değildim.”
Nihân'ın eli defterin kapağında kaldı.
Ebrâ'nın son cümlesi odanın içinde asılı kaldı:
“Sen de kendini kaybettin.”
