1. bölüm / 6
Siyah Renkli ÇiçeklerHatırlamadığım Bir Gün
Bölümler 6Şu an: Hatırlamadığım Bir Gün
İnsan bazı günleri unutmaz.
Bazı günler ise insanın kendisini unutmasına sebep olur.
Nihân bunu henüz bilmiyordu.
O sabah uyandığında odasının perdelerinden sızan solgun ışığa baktı. Hava kapalıydı. Yağmur yağmıyordu ama gökyüzü, yağmur yağacakmış gibi susuyordu.Yatağının yanında duran siyah kapaklı defteri aldı.
Defterin ilk sayfasında tek bir cümle vardı:
“Bazı şeyleri hatırlamak, onları yaşamaktan daha ağırdır.”
Nihân cümleye birkaç saniye baktı.Sonra kaşlarını çattı.Bu onun el yazısıydı.Ama cümleyi ne zaman yazdığını hatırlamıyordu.Defteri kapattı.Bazı soruların cevabını aramak yerine onları unutmanın daha kolay olduğunu uzun zaman önce öğrenmişti.Fakat o gün, unuttuğu şeylerin peşinden geleceğinden habersizdi.
Çantasını aldı ve evden çıktı.Sokağın başına geldiğinde telefonuna bir bildirim düştü.Bilinmeyen bir numara.
Tek bir mesaj vardı:
“Bugün onu göreceksin.”
Nihân birkaç saniye ekrana baktı.Sonra mesajı sildi.Birkaç adım attı.Telefonu yeniden titredi.Aynı numara.
Bu kez yalnızca dört kelime yazıyordu:
“Ama o seni hatırlıyor.”
Nihân birkaç saniye boyunca telefon ekranına baktı.
“Ama o seni hatırlıyor.”
Başparmağı mesajın üzerinde hareketsiz kaldı.
İnsan, kendisine söylenen bir yalanı bazen kolayca anlayabilirdi. Sesindeki tereddütten, gözlerindeki kaçıştan, kelimelerin arasına saklanan gereksiz açıklamalardan…
Fakat yazılan bir mesajın yalanını anlamak daha zordu.Çünkü yazı susardı.
Nihân telefonu kilitledi ve cebine koydu.
“Saçmalık.”
Kendi kendine söylediği bu kelime, mesajdan daha çok kendisini ikna etmek içindi.
Sokağın sonunda küçük bir kafe vardı. Her sabah uğradığı yer değildi. Hatta normalde oradan geçerken bile başını çevirmezdi. Fakat o sabah nedense ayakları onu oraya götürdü.
Kapının önünde durdu.İçeride birkaç kişi vardı.Camların kenarında yağmurdan kalma küçük su damlaları duruyordu. İçerisi sıcak ve sessizdi. Kahve kokusu dışarı kadar taşıyordu.
Nihân kapıyı açtı.Zil sesi duyuldu.
Başını kaldırdığı anda gözleri kalabalığın arasında birine takıldı.
Bir kız.Pencerenin kenarında tek başına oturuyordu.Elinde bir kitap vardı fakat okumuyordu.Sadece dışarı bakıyordu.Nihân'ın adımları yavaşladı.Kızı tanımıyordu.Emin olduğu tek şey buydu.Tanımıyordu.
Ama kız başını çevirdiğinde göz göze geldiler.Ve kızın yüzündeki ifade değişti.Şaşkınlık değildi.Merak da değildi.Sanki uzun zamandır beklediği birini sonunda görmüş gibiydi.Nihân istemsizce kaşlarını çattı.Kız ayağa kalkmadı.Sadece ona baktı.
Sonra dudaklarının arasından, duyulması zor bir cümle çıktı:
“Sonunda geldin.”
Nihân olduğu yerde kaldı.
“Beni tanıyor musun?”
Kız birkaç saniye sustu.Sonra kitabını kapattı.
“Sen beni tanımıyor musun?”
Nihân cevap vermedi.
Kızın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.Fakat o gülümsemenin içinde garip bir hüzün vardı.
“Beklediğim gibi.”
Nihân'ın kafası daha da karıştı.
“Ne demek o?”
Kız cevap vermeden önce masanın üzerindeki kitaba baktı.
“Hiç.”
Nihân onun yanından geçip kasaya yöneldi.Bir kahve söyledi.Arkasını döndüğünde kız hâlâ ona bakıyordu.
Bu kez Nihân gözlerini kaçırmadı.
“Bir sorun mu var?”
Kız başını iki yana salladı.
“Hayır.”
“Bana bakıp duruyorsun.”
“Çünkü…”
Kız cümlesinin devamını getirmedi.Nihân bekledi.
“Çünkü seni bir yerden tanıyorum.”
Nihân'ın yüzündeki ifade değişti.
“Ben seni ilk kez görüyorum.”
Kızın gözleri birkaç saniye boyunca ondan ayrılmadı.
“Sen öyle sanıyorsun.”
Bu cümle Nihân'ın hoşuna gitmemişti.Kahvesini aldı ve pencerenin karşısındaki masalardan birine oturdu.
Kız yeniden kitabını açtı.İkisi de konuşmadı.Ama Nihân'ın aklı artık kitabında değildi.Telefonunu çıkardı.Sabah gelen mesaj hâlâ aklındaydı.
Bugün onu göreceksin.
Ekrana baktı.Sonra karşısındaki kıza.
İlk defa mesajdaki “onu” kelimesinin kim olduğunu anlamıştı.Fakat başka bir şey vardı.Nihân, cebindeki siyah defteri hissetti.Bir an için çıkarmak istemedi.Sonra dayanamadı.Defteri masanın üzerine koydu.Sayfalarını çevirdi.
İlk sayfa.
İkinci sayfa.
Üçüncü…
Bazı şiirleri hatırlıyordu.Bazılarını hiç hatırlamıyordu.Bir sayfada durdu.Sayfanın ortasında yalnızca bir tarih vardı.
16 Ocak.
Altında tek bir cümle:
“Ebrâ bugün yine ağladı.”
Nihân'ın nefesi kesilir gibi oldu.
Gözleri karşıdaki kıza döndü.Kız kitabını kapatmıştı.Bu kez yüzünde hiçbir ifade yoktu.Sadece Nihân'ın elindeki deftere bakıyordu.Nihân ayağa kalktı.Defteri kapattı.
“Senin adın ne?”
Kız bir süre sessiz kaldı.Sonra yavaşça cevap verdi.
“Ebrâ.”
Nihân'ın elindeki defter yere düştü.
Ve o an, ilk kez bir insanı tanımadığını değil…
bir anıyı hatırlamadığını fark etti.
