Bölümler 13Şu an: Aynadaki Yabancı
- 1 Hatırlamadığım Bir Gün569 kelime
- 2 Unutulanların Gölgesi472 kelime
- 3 Benden Önceki Nihân589 kelime
- 4 Unutmanın Bedeli915 kelime
- 5 Son Bekleyiş936 kelime
- 6 Öldüğüm Gece961 kelime
- 7 Ebrâ'nın Defteri1.009 kelime
- 8 Aynadaki Yabancı1.233 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 Hatıranın Yüzü957 kelime
- 10 Var Olmayan Birinin Hatırası866 kelime
- 11 15 Ocak983 kelime
- 12 İkinci Kez981 kelime
- 13 İlk Hatıra965 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kapının kolu aşağı indi.Nihân nefesini tuttu.Ebrâ bir adım geri çekildi.Kapı ağır ağır açıldı.Koridorun soluk ışığı odanın içine düştü.Önce bir el göründü.Sonra koyu renk bir palto.Ardından yüz.Nihân'ın kalbi bir anda hızlandı.Çünkü karşısında duran adam ona benziyordu.Çok benziyordu.Ama aynı değildi.Yüz hatları daha sertti.Saçları daha uzundu.Gözlerinde Nihân'ın hiç tanımadığı bir yorgunluk vardı.
Adam içeri girdi.
Ebrâ'nın nefesi kesildi.
“Nihân…”
Nihân ona baktı.
“Bu o mu?”
Ebrâ cevap vermedi.
Adam kapıyı arkasından kapattı.
Sonra Nihân'a baktı.Uzun süre.
Sanki karşısında bir insan değil, yıllardır kaybettiği bir parçayı görüyordu.
“Büyümüşsün.”
Nihân'ın kaşları çatıldı.
“Sen kimsin?”
Adam hafifçe gülümsedi.
“Bunu daha önce de sormuştun.”
Nihân'ın içi ürperdi.
“Ben seni daha önce görmedim.”
“Biliyorum.”
Adam birkaç adım attı.
“Sen hiçbir şeyi daha önce görmedin.”
Ebrâ araya girdi.
“Yeter.”
Adam ona baktı.
“Ebrâ.”
İsmini söylerken sesinde garip bir yakınlık vardı.Nihân bunu fark etti.
“Sen onu tanıyorsun.”
Adam başını salladı.
“Uzun zamandır.”
“Ne zamandır?”
“Sen doğmadan önce bile.”
Nihân'ın yüzü değişti.
"Ne?”
Adam ona baktı.
“Şaka yaptım.”
Nihân'ın öfkesi yükseldi.
“Benimle oyun oynama.”
Adamın yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Seninle oyun oynayan ben değilim.”
Ebrâ sessizce:
“Git.”
Adam ona döndü.
“Henüz değil.”
“Buraya gelmemeliydin.”
"Sen de gelmemeliydin.”
Nihân ikisinin arasında baktı.
“Ne konuşuyorsunuz?”
İkisi de sustu.Nihân'ın sabrı tükendi.
“Biri bana artık gerçeği anlatacak mı?”
Adam ona döndü.
“Gerçek?”
“Evet.”
“Hangisini?”
Nihân durdu.Adam devam etti:
“Ebrâ'nın hatırladığı gerçek mi?”
“Yoksa senin hatırlamadığın gerçek mi?”
Nihân cevap vermedi.
Adam yaklaşarak elindeki deftere baktı.
“Onu açtın.”
Nihân defteri kaldırdı.
“Bunu tanıyorsun.”
“Evet.”
“Kim yazdı?”
Adamın gözleri Ebrâ'ya kaydı.
“Bunu ona sorma.”
“Niye?”
“Çünkü cevabı seni öldürür.”
Odanın havası bir anda değişti.
Ebrâ sertçe:
“Böyle konuşma.”
Adam başını ona çevirdi.
“Gerçeği bilmesini istiyorsan, önce sonuçlarına hazır ol.”
Nihân:
“Ben hazırım.”
Adam güldü.
“Hayır.”
Nihân bir adım attı.
“Hazırım.”
“Bunu üç yıl önce de söyledin.”
Nihân dondu.
“Ben üç yıl önce ne söyledim?”
Adam cevap vermedi.
Nihân tekrar sordu.
“Ne söyledim?”
Adamın yüzündeki ifade değişti.
“Ebrâ'ya bakıp…”
Bir an sustu.
“…‘Beni unut.’ dedin.”
Ebrâ'nın gözleri doldu.
Nihân ona baktı.
“Bunu ben mi söyledim?”
Ebrâ başını eğdi.
“Evet.”
“Niye?”
Ebrâ cevap vermedi.
Nihân'ın sesi yumuşadı.
“Ebrâ.”
Ebrâ gözlerini kaldırdı.
“Çünkü kalırsam seni kaybedecektim.”
Nihân anlamadı.
“Gitseydim?”
“Ben seni yine kaybedecektim.”
"Öyleyse neden?”
Ebrâ'nın gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
“Çünkü başka seçeneğimiz yoktu.”
Nihânın içi sıkıştı.
“Kim karar verdi?”
Ebrâ sustu.
Adam cevap verdi:
“Sen.”
Nihân ona döndü.
“Ben?”
“Evet.”
"Ben neden böyle bir şey yapayım?”
Adam:
“Çünkü o gece Ebrâ'yı kurtarmak istedin.”
Nihân'ın zihninde bir görüntü belirdi.
Yağmur.
Beyaz ışık.
Ebrâ'nın elleri.
Ve kendi sesi:
Bana güven.
Nihân gözlerini kapattı.
Görüntü kayboldu.
“Ebrâ…”
Ebrâ ona baktı.
“Hatırladın mı?”
“Bir şey…”
Nihân başını tuttu.
“Bir şey hatırladım.”
Ebrâ hemen yanına geldi.
“Neyi?”
“Sen ağlıyordun.”
Ebrâ'nın yüzü gerildi.
“Başka?”
“Ben sana…”
Nihân'ın nefesi kesildi.
"Gitmemi söylüyordum.”
Ebrâ'nın gözleri doldu.
“Evet.”
“Sen gitmiyordun.”
“Evet.”
“Ben sana kızıyordum.”
“Evet.”
“Sonra…”
Nihân sustu.Bir başka görüntü geldi.
Bir kapı.
Siyah bir çiçek.
Bir araba farı.
Ve çok uzaktan gelen bir ses.
“Nihân, sakın dönme!”
Nihân gözlerini açtı.
“Sonra biri geldi.”
Adamın yüzü değişti.
“Kim?”
Nihân ona baktı.
“Hatırlamıyorum.”
Adam sessiz kaldı.
Nihân:
“Sen miydin?”
Adam cevap vermedi.
Ebrâ araya girdi.
“Hayır.”
Nihân ona baktı.
“Emin misin?”
Ebrâ'nın sesi titredi.
“Evet.”
“Peki kimdi?”
Ebrâ cevap vermedi.
Nihân defteri açtı.Sayfaları hızla çevirdi.Bir sayfada küçük bir çizim vardı.
Bir kapı.Kapının yanında siyah bir çiçek.
Ve üç harf:
A. N. E.
Nihân kaşlarını çattı.
“A.N.E.”
Adam çizime baktığında yüzündeki ifade değişti.
“Bu sayfayı kimseye göstermemeliydin.”
“Demek biliyorsun.”
Adam defteri kapatmaya çalıştı.
Nihân elini çekmedi.
“Bırak.”
“Hayır.”
“Bana gerçeği söyle.”
Adam ilk kez öfkelendi.
“Gerçek sandığın kadar güzel değil.”
Nihân:
“Ben güzellik istemiyorum.”
Adam ona baktı.
“Ne istiyorsun?”
“Ebrâ'yı.”
Ebrâ'nın gözleri Nihân'a çevrildi.
Nihân devam etti:
“Onun ne yaşadığını bilmek istiyorum.”
Adam sustu.
Nihân:
“Beni sevdi mi?”
Adam Ebrâ'ya baktı.
Sonra Nihân'a.
“Bunu zaten biliyorsun.”
Nihân başını salladı.
“Hayır.”
“Biliyorsun.”
“Hatırlamıyorum.”
Adam sessizce:
“Bazen hatırlamamak, bilmemekten daha acıdır.”
Nihân cevap vermedi.
Adam kapıya yöneldi.
Nihân arkasından:
“Gitme.”
Adam durdu.
“Bana 17 Ocak'ı anlat.”
Adam dönmedi.
“Bunu yapamam.”
“Niye?”
“Çünkü 17 Ocak'ta…”
Adamın sesi kısıldı.
"…seni ben buldum.”
Nihân dondu.
“Beni?”
“Evet.”
“Neredeydim?”
Adam başını çevirdi.
“Bir tren istasyonunda.”
Nihân'ın kalbi hızlandı.
"Tek başıma mıydım?”
Adam:
“Hayır.”
Nihân bekledi.
"Yanında Ebrâ'nın çantası vardı.”
Ebrâ'nın yüzü bembeyaz oldu.
“Ne?”
Adam ona baktı.
"Çantayı Nihân taşıyordu.”
Ebrâ başını iki yana salladı.
“Hayır.”
"Ben gördüm.”
"Hayır.”
"Ebrâ…”
Adamın sesi sertleşti.
"Sen o gece burada değildin.”
Ebrâ sustu.
Nihân ikisine baktı.
“Sen neredeydin?”
Ebrâ cevap vermedi.
Nihân'ın sesi bu kez daha sertti.
"Ebrâ, sen neredeydin?”
Ebrâ gözlerini kapattı.
"Evde.”
"Emin misin?”
“Evet.”
Adam:
“Hayır.”
Ebrâ ona döndü.
"Yalan söylüyorsun.”
“Keşke.”
Nihân'ın zihni yeniden karıştı.
Bir tren istasyonu.
Ebrâ'nın çantası.
16 Ocak.
17 Ocak.
İki farklı hatıra.
İki farklı gerçek.
Ve ikisinin ortasında kendisi.
Nihân aniden:
“Fotoğraf.”
Ebrâ ve adam ona baktı.
“Ne?”
Nihân cebinden 16 Ocak tarihli fotoğrafı çıkardı.
“Bu fotoğraf hastaneden önce çekildi.”
Ebrâ başını salladı.
“Evet.”
Nihân:
“Peki fotoğrafı kim çekti?”
Ebrâ:
“Sen.”
“Emin misin?”
“Evet.”
Nihân fotoğrafı ters çevirdi.
Arkasındaki yazıya baktı.
Bugün birbirimizi son kez sevdiğimizi sandık.
Sonra altındaki küçük ayrıntıyı fark etti.Daha önce görmemişti.Fotoğrafın sağ alt köşesinde silik bir harf vardı.
A.
Nihân'ın bakışları adama döndü.
“Bu sen misin?”
Adam sustu.
“Adın A ile mi başlıyor?”
Cevap yok.
Ebrâ'nın gözleri adama çevrildi.
“Sen…”
Adam Nihân'a baktı.
“Bunu bilmen gerekmiyordu.”
Nihân:
“Adın ne?”
Adam birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra:
“Aras.”
Nihân bu ismi ilk kez duyuyordu.
Ama garip bir şekilde…
tanıyordu.
“Aras…”
Kelime ağzından çıkar çıkmaz başı ağrımaya başladı.Bir görüntü.Üç kişi.
Nihân.
Ebrâ.
Aras.
Üçü bir masada oturuyordu.
Ebrâ gülüyordu.
Aras Nihân'a bakıyordu.
Ve Nihân ona şöyle diyordu:
“Eğer bir gün beni tanımazsa, ona beni anlatma.”
Görüntü kayboldu.
Nihân dizlerinin üzerine çöktü.
Ebrâ hemen yanına eğildi.
“Nihân!”
Nihân nefes almaya çalıştı.
“Aras…”
Aras olduğu yerde kaldı.Nihân başını kaldırdı.
“Biz daha önce tanıştık.”
Aras'ın yüzü çözüldü.
“Evet.”
“Ne kadar önce?”
Aras cevap vermedi.
Nihân tekrar sordu:
“Ne kadar?”
Aras'ın gözleri Ebrâ'ya kaydı.
Sonra:
“16 Ocak'tan önce.”
Nihân'ın kalbi hızlandı.
“Ne kadar önce?”
Aras'ın cevabı kısa oldu.
“Bir yıl.”
Sessizlik.Nihân yavaşça ayağa kalktı.
"Demek sen bir yıldır hayatımdaydın.”
Aras:
“Evet.”
“Ebrâ da.”
"Evet.”
"Ve ben ikinizi de hatırlamıyorum.”
Aras başını eğdi.
"Hayır.”
Nihân'ın sesi titredi.
“Beni kim sildi?”
Aras cevap vermedi.Bu kez Ebrâ konuştu.
“Kimse.”
Nihân ona baktı.
"Ne?”
Ebrâ'nın gözlerinde yaş vardı.
"Kimse senin anılarını silmedi.”
"Peki neden hatırlamıyorum?”
Ebrâ birkaç saniye sustu.
Sonra:
“Çünkü…”
Derin bir nefes aldı.
"…sen kendin hatırlamak istemedin.”
Nihân'ın yüzü düştü.
"Ben neden kendimden kaçtım?”
Ebrâ ona baktı.
Ve o gece ilk kez Nihân'a gerçeğin tamamına yaklaşan bir cümle söyledi:
“Çünkü seni seven kişi…”
Ebrâ'nın sesi titredi.
“…ölmek istemiyordu.”
Nihân'ın gözleri büyüdü.
"Ne?”
Ebrâ devam edemedi.
Aras başını çevirdi.
Koridorda yeniden yağmurun sesi duyulmaya başladı.Nihân, Ebrâ'ya baktı.
"Bana ne anlatmaya çalışıyorsun?”
Ebrâ cevap vermedi.
Çünkü odanın kapısında yeni bir gölge belirmişti.Üçü de aynı anda kapıya döndü.Bu kez gelen kişi Aras değildi.Nihân'ın elindeki siyah defterin son sayfası kendi kendine açıldı.Yeni bir cümle belirdi.
Mürekkep, gözlerinin önünde yavaşça kâğıda işlendi.
“Nihân'ın ölümü yalandı.”
Altına ikinci cümle yazıldı.
"Ama Ebrâ'nınki gerçekti.”
Ebrâ'nın yüzündeki bütün renk çekildi.
Nihân deftere baktı.
Sonra Ebrâ'ya.
“Ebrâ…”
Ebrâ geri çekildi.
"Hayır.”
Nihân bir adım attı.
"Bu ne demek?”
Ebrâ başını iki yana salladı.
"Bunu şimdi öğrenmemeliydin.”
Nihân'ın sesi titredi.
“Sen öldün mü?”
Ebrâ cevap vermedi.
Nihân bir adım daha attı.
"Ebrâ…”
Ebrâ'nın gözlerinden yaşlar süzüldü.
Ve ilk kez…
ona bakarken korkuyla değil,özlemle konuştu.
“Ben seni üç yıldır beklemiyorum, Nihân.”
Nihân dondu.
Ebrâ fısıldadı:
"Ben üç yıldır…”
Bir an sustu.
"…seni bekleyen kişi değilim.”
Defter Nihân'ın elinden düştü.
Ebrâ son cümleyi söyledi:
"Ben üç yıldır seni bekleyen hatırayım.”
Bölüm etkileşimi
