Bölümler 13Şu an: Hatıranın Yüzü
- 1 Hatırlamadığım Bir Gün569 kelime
- 2 Unutulanların Gölgesi472 kelime
- 3 Benden Önceki Nihân589 kelime
- 4 Unutmanın Bedeli915 kelime
- 5 Son Bekleyiş936 kelime
- 6 Öldüğüm Gece961 kelime
- 7 Ebrâ'nın Defteri1.009 kelime
- 8 Aynadaki Yabancı1.233 kelime
- 9 Hatıranın Yüzü957 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 Var Olmayan Birinin Hatırası866 kelime
- 11 15 Ocak983 kelime
- 12 İkinci Kez981 kelime
- 13 İlk Hatıra965 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Ben üç yıldır seni bekleyen hatıra değilim.”Nihân'ın gözleri Ebrâ'dan ayrılmadı.Ebrâ'nın son cümlesi hâlâ odada asılıydı.
“Ben üç yıldır seni bekleyen hatırayım."
Nihân başını yavaşça iki yana salladı.
“Hayır.”
Ebrâ cevap vermedi.
“Hayır, bunu kabul etmiyorum."
Nihân'ın sesi yükseldi.
“Sen buradasın.”
Ebrâ gözlerini kapattı.
“Bana dokunabiliyorsun.”
Bir adım yaklaştı.
“Seninle konuşuyorum.”
Bir adım daha.
“Beni duyuyorsun.”
Ebrâ'nın gözlerinden yaş süzüldü.
“Biliyorum.”
“O zaman nasıl hatıra olabilirsin?"
Ebrâ başını kaldırdı.
“Bazen insanın en gerçek şeyi, en çok hatırladığı şeydir.”
Nihân sustu.
“Ben ne demek istediğini anlamıyorum.”
“Anlamaman gerekiyor.”
“Yeter artık."
Nihân'ın sesi kırıldı.
“Üç gündür hayatımın hiç bilmediğim bir tarafını öğreniyorum. Herkes benden bir şey saklıyor. Sen benden bir şey saklıyorsun. Aras bir şey saklıyor. Defter başka bir şey söylüyor.”
Yerdeki defteri gösterdi.
“Ve şimdi bana senin bir hatıra olduğunu söylüyorsun.”
Ebrâ sessizdi.Nihân ona baktı.
“Ben delirmiyorum, değil mi?”
Ebrâ'nın yüzü değişti.
“Hayır.”
“Emin misin?”
“Evet.”
“Peki o zaman bana gerçeği söyle.”
Ebrâ dudaklarını birbirine bastırdı.Aras araya girdi.
“Henüz zamanı değil.”
Nihân hızla ona döndü.
“Sen sus.”
Aras sustu.
“Bana bir daha ‘henüz zamanı değil’ deme.”
Nihân'ın gözleri dolmuştu.
“Ben üç yıl kaybetmişim.”
Aras'ın yüzündeki sertlik kayboldu.
“Biliyorum."
“Hayır."
Nihân başını salladı.
“Bilmiyorsun.”
Sonra Ebrâ'ya döndü.
“Sen biliyorsun.”
Ebrâ'nın gözleri doldu.
Nihân:
“Ben seni sevmişim.”
Ebrâ başını eğdi.
“Evet.”
“Sen de beni sevmişsin.”
“Evet.”
“Sonra bir şey olmuş."
“Evet.”
“Ve ben seni unutmuşum."
Ebrâ:
“Hayır."
Nihân durdu.Ebrâ yavaşça konuştu:
“Sen beni unutmadın"
“Az önce…”
“Sen beni hatırlayamadın.
Nihân'ın yüzü gerildi.
“Aradaki fark ne?”Ebrâ gözlerini ona kaldırdı.
“Unutmak, bir şeyi kaybetmektir.”
Bir an sustu.
“Hatırlayamamak ise…”Sesi titredi.“…onu içinde taşımaya devam edip ona ulaşamamaktır.”
Nihân'ın nefesi yavaşladı.
Ebrâ:“Sen beni hiç kaybetmedin.”
Nihân:
“O zaman neden seni hatırlayamıyorum?"
Ebrâ cevap vermedi.Aras arkasını döndü.
“Çünkü 16 Ocak'ta bunu sen istedin.”
Nihân ona baktı.
“Ne istedim?”
“Beni değil.”
Aras sustu.
“Ebrâ'yı.”
Nihân'ın yüzü değişti.Aras devam etti:
“Bana onu senden uzak tutmamı söyledin.”
Ebrâ hemen
“Aras…”
“Hayır.”
Aras bu kez Ebrâ'ya baktı.
“Artık söylemelisin."
Ebrâ başını iki yana salladı.
“Hayır.”
“Üç yıl yeter.”
“Aras.”
“Daha ne kadar saklayacaksın?Ebrâ'nın gözleri doldu.
“Onu tekrar kaybetmek istemiyorum.”
Aras:
“Zaten kaybettin.”
Sessizlik.Bu cümle Ebrâ'yı susturdu.Nihân ikisine baktı.
“Ne demek bu?”Aras cevap vermedi.Nihân tekrar sordu:
“Ebrâ'yı neden benden uzak tuttun?”
Aras'ın sesi alçaldı
“Çünkü o gece sana bir seçim yaptırıldı.”
“Kim tarafından?"
Aras:“Senin tarafından."
Nihân kaşlarını çattı.
“Bu nasıl mümkün?”
“Çünkü o gece sen iki şeyi aynı anda istiyordun.”
“Ne?”
“Ebrâ'nın yaşamasını.”
Nihân sustu.
“Ve seni unutmasını.
”Nihân'ın yüzü bembeyaz oldu.
“Ben neden onun beni unutmasını isteyeyim?”
Aras:
“Çünkü seni seviyordu.”
Nihân:
“Bu bir cevap değil.”
“Tam tersine.”
Aras'ın sesi sakindi.
“Sen onun seni sevdiği sürece tehlikede olacağını düşünüyordun.”
“Kimden?"
Aras cevap vermedi.
“Kimden?”
Bu kez Nihân bağırdı.
Aras:
“Onlardan.”
“Kim onlar?"
Aras gözlerini koridorun karanlığına çevirdi.
“Bunu henüz söyleyemem.”
Nihân gülmeye başladı.Ama bu gülüşte hiçbir neşe yoktu.
“Yine aynı şey.”
Başını eğdi.
“Hepiniz aynı cümleleri kuruyorsunuz.
”Ebrâ ona baktı.
Nihân:
“Benden önceki Nihân.”
“Hatırlama."
“Henüz değil.”
“Beni koruyorsun.”
“Beni kaybedeceksin.
”Nihân'ın sesi giderek kısıldı.
“Ben artık hanginizin doğru söylediğini bilmiyorum.”
Ebrâ ona yaklaştı.
“Nihân…"
Nihân geri çekildi.
“Bana yaklaşma.”
Ebrâ durdu.Nihân'ın yüzündeki ifade Ebrâ'yı incitti.Ama yaklaşmadı.Sadece:
“Tamam.”
dedi.Nihân gözlerini kapattı.Bir süre sonra:
“Benden korkuyor musun?”
Ebrâ başını salladı.“Hayır.”
“Öyleyse neden bana bakarken ağlıyorsun?”
Ebrâ'nın cevabı çok sessizdi.
“Çünkü seni ilk kez kaybettiğimde ağlayamadım.
”Nihân gözlerini açtı.
“Ne?”
“Çünkü herkes ölmüş olduğunu düşünüyordu.”
Ebrâ nefes aldı.
“Ben ise seni bulacağımı düşünüyordum.”
“Sonra?”
“Sonra seni buldum.”
Nihân:
“17 Ocak'ta.”
“Evet.”
“Tren istasyonunda.”
Ebrâ başını salladı.
“Evet.”
“Ve yanımda senin çantan vardı.”
Ebrâ sustu.
Nihân:
“Bunu sen söylemedin.”
“Çünkü o çanta…”
Ebrâ durdu.
“…benim değildi.
”Nihân'ın kaşları çatıldı.
“Nasıl?”
“Çantanın içinde bir mektup vardı.”
“Ne mektubu?”
“Senin yazdığın.
”Nihân'ın kalbi hızlandı.
“Ne yazıyordu?”
Ebrâ cevap vermeden önce Aras'a baktı.Aras başını eğdi.
Ebrâ:“‘Ebrâ bunu okuyorsa, artık beni aramasın."
Nihân'ın yüzü düştü.
“Ben bunu neden yazmışım?”
“Bilmiyorum.”
“Sen okudun mu?”
“Evet.”
“Sonra?”
“Sonra seni gördüm.”
Nihân:
“Beni görünce ne yaptın?”
Ebrâ'nın gözleri doldu.
“Sana doğru yürüdüm.”
“Ve?”
“Sen bana baktın.
”Nihân sustu.
Ebrâ:
“Beni tanımadın.”
Nihân'ın içi burkuldu.
“Hiç mi?”
“Hiç.”
“Peki ne yaptın?”
Ebrâ hafifçe gülümsedi.
“Gülümsedin.
”Nihân şaşırdı.“Ben mi?”
“Evet.”
“Tanımadığım birine neden gülümseyeyim?”
Ebrâ gözyaşlarını sildi.
“Çünkü sen beni hatırlamıyordun.”
“Bu komik değil.”
“Değildi.”
Ebrâ başını eğdi.
“Ama o an…”Nefes aldı.“…senin beni tanımamanın, beni kaybetmen olmadığını düşündüm.”
Nihân sessizce dinledi.
“Yanılmışım.”
“Niye?”
“Çünkü sen bana baktığında…”Ebrâ'nın sesi titredi.“…gözlerinde hiçbir şey yoktu.”
Nihân'ın gözleri doldu.
Ebrâ devam etti:
“Ne aşk.”“Ne?”“Ne öfke.”“Ne özlem.”“Hiçbir şey.”
Nihân başını eğdi.“Sonra ne oldu?”
“Yanımdan geçip gittin.”
“Ben?”
“Evet.”
“Sen ne yaptın?”
“Arkandan baktım.”
“Takip etmedin mi?”
Ebrâ gülümsedi.
“Etmek istedim.”
“Niye etmedin?”
“Çünkü senin mektubunu hatırladım.”
Nihân:
“Beni arama."
Ebrâ başını salladı.
“Evet.”
Oda yeniden sessizliğe gömüldü.Nihân yavaşça yere eğildi.Siyah defteri aldı.Son sayfasını açtı.Mürekkep hâlâ oradaydı.
“Ebrâ'nınki gerçekti.”
Nihân parmağını cümlenin üzerinde gezdirdi.Sonra bir şeyi fark etti.Cümlenin altında çok küçük bir yazı daha vardı.Daha önce görmemişti.
“Ama onun ölümü sandığın gibi olmadı.”
Nihân'ın gözleri büyüdü.
“Ebrâ.”
Ebrâ ona baktı.
“Bu ne?”
Ebrâ deftere baktı.Yüzü bir anda değişti.
“Ben bunu yazmadım.”
Aras yaklaştı.Defteri gördüğü anda durdu.
“Bu sayfa…”Nihân:“Ne?”
Aras'ın sesi kısıldı.
“Bu sayfa üç yıl önce boştu.”Nihân:
“Emin misin?”
“Evet.”
“Öyleyse bunu kim yazdı?
”Aras cevap veremedi.Nihân sayfayı çevirdi.Arka taraf boştu.Tekrar çevirdi.Yazı hâlâ oradaydı.Ama şimdi yeni bir satır belirmişti.
“Ebrâ ölmedi.”
Nihân'ın kalbi hızlandı.Ebrâ'nın gözleri büyüdü.Aras geri çekildi.Bir satır daha yazıldı.
“Ebrâ hiç yaşamadı.”
Nihân dondu.Ebrâ'nın yüzü bembeyaz oldu.Ve son cümle, mürekkep henüz kurumadan sayfanın altında belirdi:ç“Çünkü Ebrâ, Nihân'ın hatırlamak için yarattığı son şeydi.”
Nihân defteri elinden düşürdü.Ebrâ ona baktı.İlk kez korkuyla.İlk kez gerçekten korkarak.
“Nihân…"
Nihân başını kaldırdı.Ebrâ'nın yüzüne baktı.Ve o anda zihninde bir görüntü belirdi.16 Ocak.Yağmur.Hastane.Kendi elleri.Ve karşısında…Ebrâ.Ama bu kez Ebrâ ona bakmıyordu.Bir aynanın karşısında duruyordu.Nihân aynaya baktı.Aynada Ebrâ yoktu.Sadece kendisi vardı.Ve aynadaki Nihân, dudaklarını oynatmadan ona tek bir cümle söyledi:
“Onu sen yarattın.”
Nihân gözlerini açtı.Ebrâ hâlâ karşısındaydı.Gerçekti.Nefes alıyordu.Gözlerinden yaş akıyordu.Ve Nihân'ın bütün bildiği şeylerin aksine…Ebrâ'nın varlığı, artık cevaptan çok daha büyük bir soru olmuştu.
Bölüm etkileşimi
