Siyah Renkli Çiçekler kitap kapağı

7. bölüm / 13

Ebrâ'nın Defteri

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: Ebrâ'nın Defteri

“Sen de kendini kaybettin.”
Ebrâ'nın sözleri odada kaldı.Nihân'ın eli hâlâ defterin üzerindeydi.Kapağında yalnızca bir isim vardı.
Ebrâ.
Nihân parmaklarını kapağın üzerinde gezdirdi.Defter eskiydi.Kenarları yıpranmış, kapağı yer yer çizilmişti.Ama garip olan bir şey vardı.Nihân bu defteri daha önce hiç görmemişti.Buna emindi.Yine de defterin ağırlığı avucunda tuhaf bir tanıdıklık bırakıyordu.Sanki yıllar önce tuttuğu bir şeyi yeniden eline almıştı.
“Bu senin mi?”
Ebrâ başını salladı.
“Hayır.”
“O zaman kimin?”
Ebrâ cevap vermedi.
Nihân kapağı açtı.
İlk sayfa boştu.İkinci de.Üçüncü de.Dördüncü sayfaya geldiğinde durdu.
Sayfanın ortasında bir tarih vardı.
16 Ocak.
Altında ise tek bir cümle:
“Bugün Nihân bana bir daha beni sevmeyeceğine söz verdi.”
Nihân'ın kaşları çatıldı.
“Ne?”
Ebrâ gözlerini kapattı.
“Devam etme.”
Ama Nihân sayfayı çevirdi.
Bir sonraki sayfada:
“Bunun bir yalan olduğunu ikimiz de biliyorduk.”
Bir sonraki:
“İnsan sevdiği birini unutabilir mi?”
Sonra:
“Nihân unutacağını söyledi.”
Nihân'ın nefesi ağırlaştı.
“Bunları sen mi yazdın?”
Ebrâ:
“Hayır.”
“Kim yazdı?”
Ebrâ cevap vermedi.
Nihân sayfaları çevirmeye devam etti.
Her sayfada kısa bir cümle vardı.
“Bugün yine yağmur yağdı.”
“Nihân siyah çiçekleri sevmediğini söyledi.”
“Oysa ilk çiçeği bana o vermişti.”
“Bana bakarken gözlerinde korku vardı.”
“Benden gitmemi istedi.”
Nihân bir anda durdu.
“Sen gittin mi?”
Ebrâ'nın gözleri deftere takıldı.
“Hayır.”
“Neden?”
“Çünkü senden gitmemi istediğinde bile aslında kalmamı istiyordun.”
Nihân ona baktı.
“Bunu nereden biliyorsun?”
Ebrâ acı bir tebessüm etti.
“Çünkü seni tanıyordum.”
Nihân defteri kapattı.
“Şimdi tanımıyorum.”
Ebrâ sustu.
Bu cümle ikisinin arasında uzun süre kaldı.Nihân başını eğdi.
“Belki de mesele bu.”
Ebrâ:
“Neymiş mesele?”
“Sen benim geçmişimi biliyorsun.”
Ebrâ ona baktı.
“Ben ise senin geçmişini bilmiyorum.”
“Hayır.”
Nihân başını kaldırdı.
“Daha kötüsü.”
Bir adım yaklaştı.
“Sen benim geçmişimdeki beni biliyorsun.”
Ebrâ'nın gözleri doldu.
“Evet.”
“Ben ise o adamı tanımıyorum.”
“Biliyorum.”
“Peki o adam…”
Nihân'ın sesi kısıldı.
“…seni gerçekten sevmiş miydi?”
Ebrâ bir süre cevap vermedi.
Sonra:
“Bunu sana kaç kez söylemem gerekiyor?”
“Duymak istiyorum.”
Ebrâ ona baktı.
“Evet.”
Nihân sustu.
“Beni seviyordu.”
“Nasıl?”
Ebrâ'nın gözlerinde bir anlığına eski bir anı belirdi.
“Bazen hiçbir şey söylemeden.”
Nihân dinledi.
“Bazen bütün gece konuşarak.”
Ebrâ'nın sesi yumuşadı.
“Bazen de bana kızarak.”
“Bana kızar mıydı?”
“Çok.”
Nihân hafifçe gülümsedi.
“Demek çok değişmemişim.”
Ebrâ'nın yüzünde de küçük bir gülümseme oluştu.
“Belki.”
Sonra gülümsemesi kayboldu.
“Ama bir fark vardı.”
“Neydi?”
“Eski Nihân hiçbir şeyden kaçmazdı.”
Nihân'ın yüzü ciddileşti.
“Ben kaçıyor muyum?”
“Sen hatırlamıyorsun.”
“Bu aynı şey değil.”
“Bazen aynı.”
Nihân defteri tekrar açtı.Sayfaların arasında küçük bir fotoğraf sıkıştırılmıştı.Çıkardı.Fotoğrafta Ebrâ vardı.Tek başına.Bir hastane odasının penceresinin önünde duruyordu.Elinde siyah bir çiçek vardı.Fotoğrafın arkasında tarih yoktu.
Yalnızca:
“Onu beklerken.”
yazıyordu.
Nihân fotoğrafı Ebrâ'ya uzattı.Ebrâ fotoğrafı görünce gözlerini kaçırdı.
“Bunu nerede çektin?”
“Hatırlamıyorum.”
“Ben çekmedim.”
Ebrâ başını salladı.
“Biliyorum.”
“Peki kim çekti?”
“Sen.”
Nihân şaşırdı.
“Ben mi?”
“Evet.”
“Ben o gece burada mıydım?”
Ebrâ:
“Evet.”
“Fotoğrafta neden yalnızsın?”
Ebrâ birkaç saniye sustu.
“Çünkü sen fotoğrafı çektikten sonra gittin.”
“Yine mi gittim?”
“Evet.”
“Ve sen beni bekledin.”
“Evet.”
“Ne kadar?”
Ebrâ pencereye baktı.
“Sabaha kadar.”
Nihân'ın içi sıkıştı.
“Sonra?”
“Sonra doktorlar seni aramaya başladı.”
“Neden?”
“Çünkü odanda değildin.”
Nihân deftere baktı.
“Ben nerede kaldım?”
Ebrâ'nın yüzündeki ifade değişti.
“Bilmiyorum.”
“Nasıl bilmiyorsun?”
“Çünkü sabah olduğunda…”
Ebrâ sustu.
Nihân bekledi.
“...senin öldüğünü söylediler.”
Odanın sessizliği ağırlaştı.
Nihân:
“Kim söyledi?”
“Doktor.”
“Ve sen inandın.”
Ebrâ gözlerini kapattı.
“Hayır.”
“Ne?”
“İnanmadım.”
Nihân şaşkınlıkla baktı.
“Peki neden üç yıl boyunca beni aramadın?”
Ebrâ'nın gözleri doldu.
“Aradım.”
Nihân sustu.
“Her yerde.”
“Nasıl?”
“Telefon numaran değişmişti.”
“Adres?”
“Değişmişti.”
“Arkadaşların?”
“Beni tanımadılar.”
Nihân'ın yüzü gerildi.
“Ne demek tanımadılar?”
Ebrâ'nın sesi titredi.
“Çünkü…”
Bir an durdu.
“…senin hayatındaki herkes seni hatırlıyordu.”
Nihân anlamadı.
“Beni hatırlıyorlardı işte.”
“Hayır.”
Ebrâ başını salladı.
“Onlar seni hatırlıyordu.”
Nihân sessiz kaldı.
“Benim hatırladığım Nihân'ı değil.”
Nihân'ın zihninde bir şey yerine oturmaya çalıştı.
“Yani…”
Ebrâ:
“Senin hayatında üç yıl önce olmayan bir boşluk var.”
Nihân:
“Ve sen o boşluğun içindesin.”
Ebrâ gözlerini ona çevirdi.
“Evet.”
Nihân'ın kalbi hızlandı.
“Peki neden?”
Ebrâ cevap vermedi.
Nihân defteri çevirdi.
Son sayfalara doğru ilerledi.Bir sayfada yazı değişmişti.Daha sert bir kalemle yazılmıştı.
“Eğer Nihân bunu okuyorsa, plan işe yaramamış demektir.”
Nihân dondu.
“Plan?”
Ebrâ deftere baktı.
“Ben bunu hiç görmedim.”
Nihân okumaya devam etti.
“Ebrâ'ya gerçeği söyleme.”
Altında:
“Ona geçmişi anlatma.”
Sonra:
“Çünkü geçmişini öğrenirse beni arayacak.”
Nihân'ın parmakları sayfada kaldı.
Bir sonraki satır:
“Ve beni bulursa, Ebrâ'yı tekrar kaybedecek.”
Nihân başını kaldırdı.
“Beni kimden saklıyorlardı?”
Ebrâ'nın yüzü bembeyaz oldu.
“Bilmiyorum.”
“Ebrâ.”
“Gerçekten bilmiyorum.”
Nihân bir sonraki sayfayı çevirdi.
Boştu.
Bir sonraki de.
Sonra son sayfa.
Sayfanın tam ortasında tek bir cümle vardı.
“Beni arama, Nihân.”
Nihân cümlenin altında bir imza gördü.
N.
Ama imzanın yanında başka bir şey daha vardı.
Bir tarih.
17 Ocak.
Nihân'ın nefesi kesildi.
“Bir gün sonra.”
Ebrâ yaklaştı.
“Ne?”
“Bu yazı 17 Ocak tarihli.”
Ebrâ defteri aldı.
Sayfaya baktı.
Yüzündeki ifade değişti.
“Hayır…”
“Neden?”
“Çünkü 17 Ocak'ta…”
Ebrâ sustu.
Nihân:
“Ne oldu?”
Ebrâ defteri kapattı.
“Sen hastanedeydin.”
“Ölü olduğum sanılan günden sonra mı?”
Ebrâ başını salladı.
“Evet.”
“Ve bu yazıyı o gün yazdım.”
“Evet.”
“Demek ki ölmemiştim.”
“Hayır.”
Nihân'ın zihninde bir şey parçalandı.
“Peki neredeydim?”
Ebrâ'nın gözlerinden yaş süzüldü.
“Bilmiyorum.”
“Ebrâ…”
“Ben seni 17 Ocak'ta gördüm.”
Nihân dondu.
“Ne?”
“Koridorun sonunda.”
“Beni gördün?”
“Evet.”
“Benimle konuştun mu?”
Ebrâ başını iki yana salladı.
“Hayır.”
“Neden?”
“Çünkü…”
Ebrâ'nın sesi kısıldı.
“…yanında başka biri vardı.”
Nihân'ın kalbi hızlandı.
“Kim?”
Ebrâ cevap vermeden önce ona baktı.
“Senin gibi görünen biri.”
Nihân'ın yüzü değişti.Oda bir anda küçülmüş gibiydi.
“Ne?”
“Seninle aynı yüz.”
“Bu imkânsız.”
“Biliyorum.”
“Ebrâ, bu imkânsız.”
“Ben de öyle düşündüm.”
“Sonra?”
“Sonra ikiniz koridorun sonunda kayboldunuz.”
Nihân nefesini tuttu.
“İki Nihân…”
Ebrâ başını salladı.
“Hayır.”
“Ne?”
Ebrâ'nın gözleri deftere indi.
“Bence iki kişi değildiniz.”
Nihân'ın yüzü gerildi.
“Ne demek istiyorsun?”
Ebrâ yavaşça konuştu:
“Bence o gece…”
Bir an sustu.
“…sen kendinden kaçıyordun.”
Nihân hiçbir şey söylemedi.
Ebrâ'nın sesi daha da alçaldı:
“Ve ben hanginizin gerçek Nihân olduğunu anlayamadım.”
Tam o anda koridordan bir ses geldi.
Bir kapı kapandı.Nihân ve Ebrâ aynı anda kapıya döndüler.
Ayak sesleri.
Yavaş.
Düzenli.
Yaklaşıyordu.
Ebrâ'nın yüzündeki bütün renk çekildi.
“Nihân…”
“Ne?”
“Buradan gitmemiz gerekiyor.”
“Kim geliyor?”
Ebrâ cevap vermedi.Ayak sesleri durdu.Kapının diğer tarafında biri vardı.Sonra kapının altından bir gölge göründü.Nihân Ebrâ'ya baktı.
Ebrâ'nın dudaklarından tek bir kelime çıktı:
“O.”
Kapının kolu yavaşça aşağı indi.
Nihân defteri kapattı.
Ve ilk kez…
kendi geçmişinden değil,
kendi yüzünden korktu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…