Siyah Renkli Çiçekler kitap kapağı

11. bölüm / 13

15 Ocak

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: 15 Ocak

"Ebrâ’yı arıyorsan, önce 15 Ocak’ı hatırla.”
Nihân cümleyi birkaç kez okudu.Kâğıt avucunun içinde titriyordu.Koridordaki sessizlik, sanki hastanenin duvarlarından değil de doğrudan kendi içinden yükseliyordu.
Ebrâ birkaç adım gerisinde duruyordu.Aras ise çocuğun az önce kaybolduğu koridorun karanlığına bakıyordu.
Nihân başını kaldırdı.
— On beş Ocak.
Kimse cevap vermedi.
— Her şeyin başladığı gün, değil mi?
Ebrâ'nın gözleri yere indi.
— Benim hatırladığım kadarıyla.
Nihân ona döndü.
— “Hatırladığın kadarıyla” ne demek?
Ebrâ dudaklarını birbirine bastırdı.
— Çünkü artık hatırladığım hiçbir şeyden emin değilim.
Bu cümle Nihân'ın içine, beklemediği bir yerden dokundu.Çünkü Ebrâ ilk kez korkmuş görünmüyorduİlk kez çaresiz görünüyordu.Sanki yıllardır taşıdığı bütün anılar, tek tek elinden alınmıştı da geriye yalnızca Nihân kalmıştı.Nihân yavaşça yanına geldi.
— Bana 15 Ocak'ı anlat.
Ebrâ başını kaldırdı.Uzun süre konuşmadı.Sonra gözlerini kapattı.
— Yağmur vardı.
Nihân'ın kalbi hızlandı.
— Nerede?
— Burada.
Aras hemen araya girdi.
— Hastanede mi?
Ebrâ başını salladı.
— Hayır.
Bir an durdu.
— İlk kez burada karşılaşmadık.
Nihân'ın kaşları çatıldı.
— Nerede karşılaştık?
Ebrâ cevap vermedi.
Sanki bir kapının önünde duruyor, o kapıyı açarsa arkasında ne olduğunu kendisi de bilmiyordu.
Sonunda fısıldadı:
— Bir tren istasyonunda.
Nihân'ın zihninde bir görüntü belirdi.
Sarı ışıklar.Islak taşlar.Uzakta hareket eden bir tren.
Ve genç bir Ebrâ.Elinde siyah bir çiçek.
Nihân bir adım geriledi.
— Ben oradaydım.
Ebrâ'nın gözleri büyüdü.
— Hatırladın mı?
Nihân cevap vermedi.
Görüntü daha da netleşti.Kendisini görüyordu.Ama bugünkü hâli değildi.Daha gençti.Yüzünde yorgunluk yoktu.Gözlerinde bugünkü karanlık yoktu.
Ebrâ karşısında duruyordu.Genç Nihân ona bakıyor ve gülümsüyordu.Sonra Ebrâ siyah çiçeği uzatıyordu.
"Bunu neden bana veriyorsun?” diye soruyordu Nihân.
Ebrâ'nın sesi zihninde yankılandı:
“Çünkü bazı çiçekler beyazken güzel değildir.”
Nihân gözlerini açtı.Nefesi kesilmişti.Ebrâ ona bakıyordu.
— Ne gördün?
Nihân cevap vermeden cebindeki siyah çiçeği çıkardı.
Çiçeğin sapında küçücük bir tarih vardı.
15.01
Aras çiçeği görünce yüzündeki ifade değişti.
— Onu nereden buldun?
Nihân şaşkınlıkla ona baktı.
— Üç yıldır bende.
Aras birkaç saniye sustu.
— Hayır.
— Ne hayır?
Aras çiçeğe yaklaştı.
— Üç yıldır sende değil.
Nihân'ın yüzü gerildi.
— Ne demek istiyorsun?
Aras, Ebrâ'ya baktı.
— Bu çiçeği ona sen vermiştin.
Ebrâ'nın yüzü bembeyaz oldu.
— Hayır.
— Ebrâ...
— Hayır, Aras.
Sesi titriyordu.
— Ben ona çiçek vermedim.
Nihân ikisine birden baktı.
— Az önce hatırladım.
Ebrâ başını salladı.
— Sen hatırlamadın.
— Ne?
Ebrâ'nın gözleri doldu.
— Sana hatırlatıldı.
Koridor bir anda daha soğuk geldi.
Nihân çiçeği avucunda sıktı.
— Aradaki fark ne?
Ebrâ cevap vermekte zorlandı.
— Hatırlamak...
Bir an sustu.
— ...bir şeyi yaşamış olmaktır.
Gözlerini Nihân'ın gözlerinden ayırmadı.
— Hatırlatılmak ise birinin sana yaşamadığın bir şeyi yaşanmış gibi göstermesidir.
Nihân'ın yüzü değişti.
— Bana yalan mı söylüyorsun?

Ebrâ hemen başını salladı.
— Hayır.
— O zaman ne?
— Bilmiyorum.
Bu kez sessizliği Aras bozdu.
— İkiniz de yanlış yere bakıyorsunuz.
Nihân ona döndü.
Nereye bakacağız?
Aras cebinden eski bir fotoğraf çıkardı.Fotoğrafı Nihân'a uzattı.
— Tarihe.
Nihân fotoğrafı aldı.
Fotoğrafta bir tren istasyonu vardı.Yağmur yağıyordu.Peronda iki kişi duruyordu.
Nihân ve Ebrâ.
Ama fotoğrafın arkasında yalnızca bir tarih yazıyordu:
15 Ocak.
Nihân'ın eli titredi.
— Bu fotoğrafı daha önce gördüm.
Aras başını salladı.
— Evet.
— Nerede?
— Henüz görmedin.
Nihân kaşlarını çattı.
— Ne demek bu?
Aras fotoğrafın arkasını gösterdi.
Tarihin hemen altında, silinmeye çalışılmış başka bir yazı vardı.Nihân parmağıyla yazının üzerinden geçti.Harfler zar zor seçiliyordu.
“İlk günümüz değildi.”
Ebrâ fotoğrafı görünce nefesini tuttu.
— Bu yazı...
Nihân ona baktı.
— Senin mi?
Ebrâ başını iki yana salladı.
— Hayır.
Aras:
— Nihân'ın.
Nihân'ın kalbi duracak gibi oldu.
— Benim mi?
— Evet.
— Ama neden “ilk günümüz değildi” yazmışım?
Aras cevap vermedi.
Nihân fotoğrafı yeniden çevirdi.
Silinmiş yazının altında çok daha küçük bir cümle vardı.
Bu kez mürekkep hâlâ koyuydu.
“15 Ocak'tan önce de onu seviyordum.”
Ebrâ'nın gözlerinden yaş süzüldü.Nihân ona baktı.
— Ebrâ...
Ebrâ yüzünü çevirdi.
— Bunu bilmiyordum.
— Sen 15 Ocak'ta tanıştığımızı söylemiştin.
— Hatırladığım buydu.
— Peki ya değilse?
Ebrâ cevap vermedi.
Nihân bir adım yaklaştı.
— Beni ne zamandır tanıyorsun?
Ebrâ'nın dudakları titredi.
— Bilmiyorum.
— Bir yıl mı?
— Bilmiyorum.
— Üç yıl mı?
— Bilmiyorum.
— Daha uzun mu?
Ebrâ gözlerini kapattı.
— Belki.
Nihân'ın içinden garip bir his geçti.
Birini sevmek...
Ama o kişinin seni ne zamandır sevdiğini bilmemek.Daha kötüsü, onun seni ne zamandır tanıdığını bile bilmemek.
Ebrâ yavaşça Nihân'a döndü.
— Ama bir şeyi biliyorum.
— Neyi?
— Seni ilk hatırladığım anda...
Gözlerini Nihân'ın gözlerine dikti.
— ...seni zaten seviyordum.
Nihân hiçbir şey söyleyemedi.
Ebrâ devam etti:
— İlk anımda bile.
— Bu mümkün değil.
— Biliyorum.
— İnsan birini ilk kez gördüğünde...
— Bazen ilk kez görmez.
Nihân sustu.
Ebrâ elini göğsüne koydu.
— Bazen insan birini ilk kez hatırlar.
Bu cümle, Nihân'ın zihnindeki bütün parçaları yerinden oynattı.
Tam o sırada hastanenin eski hoparlörlerinden cızırtılı bir ses geldi.Üçü de başını kaldırdı.Hoparlör yıllardır çalışmıyor olmalıydı.Ama birkaç saniye sonra bir kadın sesi duyuldu.Çok uzaklardan geliyormuş gibiydi.
— Nihân...
Ebrâ'nın yüzü değişti.
— Bu ses...
Aras hemen:
— Susun.
Hoparlörden tekrar ses geldi.
— Nihân, 15 Ocak'ı hatırlıyorsan...
Cızırtı.Sonra sessizlik.
Nihân nefesini tuttu.
Ve son cümle duyuldu:
— ...16 Ocak'ta kimi kaybettiğini de hatırlayacaksın.
Hoparlör sustu.Ebrâ'nın eli Nihân'ın elini buldu.Nihân ilk kez onun elinin ne kadar soğuk olduğunu fark etti.
— Ebrâ?
Ebrâ cevap vermedi.
Bakışları boşluğa kilitlenmişti.

Nihân onun yüzünü inceledi.
— Ne oldu?
Ebrâ fısıldadı:
— Ben 16 Ocak'ta kimseyi kaybetmedim.
Nihân'ın kalbi sıkıştı.
— Ne demek istiyorsun?
Ebrâ gözlerini ona çevirdi.
Bu kez yüzünde korkudan daha ağır bir şey vardı.
Bir anıyı hatırlamanın dehşeti.
— Çünkü...
Sesi neredeyse duyulmuyordu.
— ...16 Ocak'ta ölen kişi ben değildim.
Aras'ın yüzü bir anda değişti.
Nihân:
— Kim öldü?
Ebrâ cevap vermedi.
Koridorun sonuna baktı.Orada, az önce çocuk olan yerde, siyah bir çiçek duruyordu.Ve çiçeğin yanında küçük bir kâğıt vardı.Nihân yavaşça kâğıda doğru yürüdü.Eğilip aldı.
Tek bir cümle yazıyordu:
"Ebrâ'yı arama.”
Altında ise daha küçük bir cümle vardı.
"Çünkü onu zaten buldun.”
Nihân kâğıdı çevirdi.
Arkasında bir tarih vardı.
15 Ocak.
Ama bu kez yıl yoktu.
Yalnızca bir isim vardı.
Nihân.
Ve hemen altında:
“İkinci kez.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…