3. bölüm / 6
Siyah Renkli ÇiçeklerBenden Önceki Nihân
Bölümler 6Şu an: Benden Önceki Nihân
Telefon kapandıktan sonra Nihân uzun süre olduğu yerde kaldıEkran kararmıştı.Fakat adamın son cümlesi hâlâ zihninde yankılanıyordu.
“Onu senden önce kaybeden bendim.”
Nihân bu cümleyi defalarca düşündü.Bir insan, başka bir insanı kendisinden önce nasıl kaybedebilirdi?
Üstelik konu Ebrâ'ysa…
Nihân gözlerini kapattı.Beyaz koridor yeniden gözlerinin önüne geldi.Bu kez daha uzun sürdü.Duvarlar.Soğuk floresan ışıkları.Pencerelere vuran yağmur.
Ve Ebrâ.
Ama görüntü yine aynı yerde kesildi.Nihân gözlerini açtı.Elindeki siyah çiçeğe baktı.Kurumuştu.
Ama hâlâ garip bir şekilde canlı görünüyordu.Çiçeği cebine koydu.
Sonra defterini çıkardı.Sayfaları hızlıca çevirmeye başladı.
16 Ocak.
18 Ocak.
Sonraki sayfa.Bir başka tarih.Sonra bir başka.
Bazı sayfalarda şiirler vardı.Bazılarında yalnızca birkaç kelime.Bazılarında ise tek bir isim.
Ebrâ.
Nihân parmağını ismin üzerinde gezdirdi.
“Sen kimsin?”
Bu soruyu deftere mi, kendisine mi, yoksa Ebrâ'ya mı sorduğunu bilmiyordu.Son sayfalara geldi.
Bir sayfada tarih yoktu.Yalnızca şu cümle yazıyordu:
“Onu sevdiğimi unutursam, beni de unutmuş olacağım.”
Nihân'ın nefesi kesildi.
Cümlenin altına küçük bir çizim yapılmıştı.Bir çiçek.
Siyah mürekkeple çizilmişti.
Yanında ise iki baş harf vardı.
N. E.
Nihân defteri kapattı.Artık bunun tesadüf olduğuna inanamıyordu.
Kafeden çıktı.Yağmur hâlâ devam ediyordu.Bu kez yürümek istemedi.Koşmaya başladı.Nereye gittiğini bilmiyordu.Sadece evine gitmek istiyordu.Belki odasında, eski eşyalarının arasında bir cevap bulabilirdi.Belki geçmişi sandığı kadar boş değildi.Belki de kendisini yıllardır kandırıyordu.
Eve geldiğinde annesi salondaydı.
Nihân'ın ıslak saçlarına baktı.
“Yağmur mu yağıyor?”
Nihân cevap vermedi.Doğrudan odasına çıktı.Kapıyı kapattı.
Dolabın altındaki eski kutuyu çıkardı.Çocukluğundan kalma eşyalar.Eski fotoğraflar.Okul belgeleri.Birkaç mektup.Nihân kutuyu yatağın üzerine boşalttı.Fotoğrafları tek tek incelemeye başladı.Çocukluk.
Okul.
Ailesi.
Arkadaşları.
Hiçbir şey.
Sonra bir fotoğrafın arkasını çevirdi.Tarihi görünce durdu.
16 Ocak.
Nihân'ın kalbi hızlandı.Fotoğrafı çevirdi.Fotoğrafta kendisi vardı.Ama yalnız değildi.
Yanında bir kız duruyordu.Yüzü fotoğrafın kenarında kalmıştı.Yine de Nihân o yüzü tanıyordu.
Ebrâ.
Fotoğraf elinden düştü.Nihân birkaç saniye nefes alamadı.Sonra fotoğrafı yerden aldı.Arkasında bir cümle daha vardı.
“İlk günümüz.”
Nihân fotoğrafa baktı.
“Bu imkânsız.”
Çünkü fotoğrafın tarihi üç yıl öncesine aitti.
Ve Nihân'ın bildiği hayatında…
Ebrâ diye biri hiç olmamıştı.
O gece uyuyamadı.Saatlerce tavana baktı.Telefonunu eline aldı.Ebrâ'nın numarası hâlâ yoktu.Ama sosyal medyada bu kez onu buldu.Profil fotoğrafı yoktu.Hesap gizliydi.İsminin altında yalnızca bir cümle vardı:
“Bazı insanlar geçmişte kalmaz.”
Nihân uzun süre ekrana baktı.
Sonra takip isteği gönderdi.Birkaç saniye sonra bildirim geldi.Ebrâ isteğini kabul etti.
Ardından bir mesaj:
“Fotoğrafı buldun mu?”
Nihân'ın kalbi hızlandı.
Cevap yazdı:
“Sen biliyordun.”
Ebrâ:
“Evet.”
“Ben seni neden hatırlamıyorum?”
Uzun süre cevap gelmedi.
Sonra:
“Çünkü hatırlamanı istemediler.”
Nihân'ın parmakları klavyenin üzerinde dondu.
“Kim?”
Ebrâ yazıyor…
Durdu.Tekrar yazıyor…
Sonra mesaj geldi.
“Bunu telefonda konuşmayalım.”
Nihân:
“Ne zaman görüşebiliriz?”
Cevap hemen geldi.
“Yarın.”
“Buluşalım.”
Ebrâ:
“Hayır.”
Nihân:
“Neden?”
Uzun bir sessizlik.Sonunda:
“Çünkü seni her gördüğümde sana biraz daha âşık oluyorum.”
Nihân'ın gözleri ekranda kaldı.
Bu kez cevap vermedi.
Veremedi.
Çünkü kalbinin verdiği cevap, aklının verebileceğinden çok daha açıktı.
Bir süre sonra Nihân yazdı:
“Ben de.”
Ebrâ'nın cevabı gelmedi.Dakikalar geçti.Sonra telefon tekrar titredi.Bir fotoğraf.Nihân açtı.Fotoğrafta iki kişi vardı.Kendisi ve Ebrâ.Yan yana oturuyorlardı.Ebrâ başını onun omzuna yaslamıştı.Nihân'ın yüzünde daha önce hiç görmediği bir gülümseme vardı.
Fotoğrafın altında tarih:
Üç yıl önce.
Ve Ebrâ'nın mesajı:
“Beni sevdiğini hatırlamıyorsun.”
Bir mesaj daha geldi.
“Ama ben senin nasıl sevdiğini unutmadım.”
Nihân fotoğrafa tekrar baktı.Sonra kendi yüzüne.Fotoğraftaki Nihân'a.Ve ilk kez kendisinden korktu.Çünkü fotoğraftaki çocuk ona yabancıydı.Ama Ebrâ'ya baktığı gözler…
Bugün kafede ona bakan gözlerle aynıydı.Nihân telefonu yatağın üzerine bıraktı.Pencereye yürüdü.Dışarıda yağmur yağıyordu.Camdaki yansımasına baktı.
“Benden önceki Nihân…”
Kendi kendine fısıldadı.Sonra cebindeki siyah çiçeği çıkardı.Çiçeğin yapraklarından biri yere düştü.Nihân eğilip onu almak için uzandı.Tam o sırada arkasında bir ses duydu.
“Onu saklama.”
Nihân dondu.
Yavaşça arkasını döndü.Odada kimse yoktu.Ama yatağının üzerinde, az önce orada olmayan bir şey duruyordu.Eski bir mektup.Üzerinde yalnızca adı yazılıydı.
Nihân.
Mektubu açtı.İlk satırda kendi el yazısını gördü.Ve altında şu cümle vardı:
“Eğer bunu okuyorsan, Ebrâ'yı yeniden sevmişsin demektir.”
