Bölümler 13Şu an: Üçüncü Bölüm: Kanın Hatırladığı
- 1 Birinci Bölüm: Yıldızların Fısıltısı677 kelime
- 2 İkinci Bölüm: Karanlığın İçindeki Ses510 kelime
- 3 Üçüncü Bölüm: Kanın Hatırladığı787 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Dördüncü Bölüm: Gümüş Yayın Muhafızı667 kelime
- 5 Beşinci Bölüm: Kayıp Karakol845 kelime
- 6 Altıncı Bölüm: Uyanışın Bedeli753 kelime
- 7 Yedinci Bölüm: Küllerin Ardındaki İz805 kelime
- 8 Sekizinci Bölüm: Unutulmuşların Sesi939 kelime
- 9 9. Bölüm — Karanlığın Çağrısı811 kelime
- 10 10. Bölüm — Namareth’in Sessizliği1.017 kelime
- 11 11. Bölüm — Kırılan Yemin875 kelime
- 12 12. Bölüm — Kadim Ağacın Gölgesi862 kelime
- 13 13. Bölüm — Son Miras1.135 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Maerthion'un odasında sessizlik hüküm sürüyordu.
Eryndor, masanın üzerinde duran eski kitabın sayfalarına bakıyordu. Morgath'ın adı, solmuş mürekkebin üzerinde hâlâ canlıymış gibi duruyordu.
MORGATH — İLK TAHTIN SAHİBİ.
Altında ise anlaşılması güç, kadim elf dilinde yazılmış birkaç satır vardı.
"Silvaren'in ilk hükümdarı..." diye mırıldandı Eryndor. "Peki, nasıl hain oldu?"
Maerthion pencerenin önünde duruyordu.
"Her hikâyenin anlatılan bir yüzü, saklanan bir yüzü vardır. Morgath'ın hikâyesi de sana anlatılanlardan ibaret değil."
Eryndor kitabı kapattı.
"Öyleyse neden gerçekleri benden saklıyorsunuz?"
Yaşlı elf döndü.
"Çünkü bazı gerçekler, insanı öğrenmeden önce değiştirir."
Eryndor'un bakışları sertleşti.
"Ben insan değilim."
Maerthion'un dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme belirdi.
"İşte bundan korkuyorum."
Maerthion, odanın arkasındaki duvarda bulunan eski bir sembole elini bastırdı.
Taş duvar sessizce ikiye ayrıldı.
Arkasında dar bir merdiven uzanıyordu.
"Benimle gel."
Eryndor tereddüt etmeden peşine düştü.
Merdivenler onları sarayın çok daha derinlerine götürdü. Hava soğudukça duvarlarda mavi ışıklar belirmeye başladı. En sonunda büyük, dairesel bir salona ulaştılar.
Eryndor hayranlıkla etrafına baktı.
Burası bir kütüphaneydi.
Fakat bildiği hiçbir kütüphaneye benzemiyordu. Kitaplar raflarda değil, havada süzülüyordu. Duvarlara kazınmış elf sembolleri kendi kendilerine değişiyor, salonun merkezinde duran büyük kristalden ince ışık huzmeleri yayılıyordu.
"Burayı daha önce hiç görmedim."
Maerthion başını salladı.
"Çünkü burası sıradan bir elf için yapılmadı."
Kristale doğru yürüdü.
"Bu kütüphane, Silvaren'in doğuşundan önce var olan bilgileri korur. Krallar bile buraya yalnızca bir kez girebilir."
Eryndor şaşkınlıkla ona baktı.
"Ben neden buradayım?"
Maerthion cevap vermedi.
Kristalin önünde durdu ve gözlerini kapattı.
Bir anda salonun bütün ışıkları söndü.
Ardından kristalin içinden bir ses yükseldi.
"Kadim kan tanındı."
Eryndor'un göğsündeki madalyon parlamaya başladı.
Kristalin yüzeyinde bir görüntü belirdi.
İki elf.
Biri altın zırhlar içinde, başında ışık saçan bir taç taşıyordu.
Diğeri ise siyah zırh giymiş, elinde karanlık bir asa tutuyordu.
Maerthion fısıldadı:
"Tharion ve Morgath..."
Eryndor görüntüye yaklaştı.
"Birbirlerine düşman gibi bakmıyorlar."
"Çünkü o zamanlar kardeştiler."
İlk Tahtın Hikâyesi
Kristalin içindeki görüntü değişti.
Silvaren'in çok eski çağları...
Morgath ve Tharion, Kadim Işık Ağacı'nın önünde yan yana duruyorlardı.
Morgath, Tharion'dan daha genç görünüyordu. Uzun siyah saçları, keskin bakışları ve yüzündeki gururlu ifade dikkat çekiyordu.
Maerthion'un sesi salonun içinde yankılandı.
"Silvaren'in ilk çağlarında iki kardeş vardı. Morgath ve Tharion. İkisi de aynı soydan, aynı kan ve aynı bilgelikten doğmuştu."
Eryndor görüntüye bakarken sessiz kaldı.
"Morgath güçlüydü. Savaş sanatlarında eşsiz, kadim büyü konusunda ise kardeşinden çok daha yetenekliydi. Tharion ise bilgeliği ve adalet anlayışıyla halkın sevgisini kazanmıştı."
Kristalin içindeki Morgath, Kadim Işık Ağacı'na elini uzattı.
Ağaçtan yükselen ışık onun avucuna doldu.
Maerthion devam etti.
"Fakat Morgath, ağacın gücünün yalnızca Silvaren'i korumak için kullanılmasına karşı çıktı. Ona göre elfler, dünyanın bütün ırklarının üzerinde olmalıydı. Kadim gücü kullanarak diğer halkları yönetmeli, bütün diyarları tek bir tahtın altında birleştirmeliydi."
Eryndor'un yüzü ciddileşti.
"Tharion buna karşı çıktı."
"Ve iki kardeşin arasındaki ilk çatlak böyle başladı."
Görüntü karardı.
Sonra kristalin yüzeyinde tek bir cümle belirdi.
BİR KARDEŞ TAHTI SEÇTİ. DİĞERİ DÜNYAYI.
Eryndor yavaşça başını kaldırdı.
"Morgath neden karanlığa dönüştü?"
Maerthion'un gözleri kristalin üzerinde sabitlendi.
"Henüz bunu bilmiyoruz."
Uyandırılan Miras
Eryndor kristale yeniden yaklaştı.
İçinde açıklayamadığı bir his vardı.
Sanki kristal onu çağırıyordu.
Elini yüzeyine uzattı.
Maerthion aniden sesini yükseltti.
"Eryndor! Dokunma!"
Fakat artık çok geçti.
Parmakları kristale değdiği anda bütün salon mavi ışığa boğuldu.
Eryndor'un zihninde binlerce görüntü belirdi.
Savaşlar.
Yıkılmış kuleler.
Alevler içinde bir orman.
Ve karanlığın ortasında duran bir elf.
Morgath.
Fakat görüntüdeki Morgath, bir canavar değildi.
Yüzünde acı vardı.
Dudaklarından tek bir söz döküldü.
"Beni onlar hain yaptı."
Eryndor irkilerek elini geri çekti.
Kristalin ışığı söndü.
Nefes nefese kalmıştı.
Maerthion yanına geldi.
"Ne gördün?"
Eryndor uzun süre cevap veremedi.
Sonunda başını kaldırdı.
"Onun hatıralarını."
"Ne söyledi?"
Eryndor'un gözleri kristale çevrildi.
"Gerçeğin bize anlatılandan farklı olduğunu."
Maerthion'un yüzündeki ifade ağırlaştı.
"Bu mümkün değil."
Eryndor ayağa kalktı.
"Belki de yıllardır yanlış kişiyi suçluyoruz."
Yaşlı elf cevap vermedi.
Çünkü o da aynı şeyi düşünmeye başlamıştı.
Kuzeyden Gelen Haber
Tam o sırada merdivenlerden aceleyle gelen ayak sesleri duyuldu.
Bir muhafız, salonun kapısında belirdi.
"Maerthion! Kral sizi hemen Yüksek Divan'a çağırıyor."
Yaşlı bilge başını kaldırdı.
"Neden?"
Muhafız yutkundu.
"Kuzey sınırındaki üç karakolumuzdan haber alınamıyor. Ormana gönderilen birliklerimiz geri dönmedi."
Eryndor kılıcının kabzasını kavradı.
Muhafız devam etti.
"Ve sınır taşlarının üzerinde... aynı sembol bulunmuş."
Maerthion'un yüzü soldu.
"Ne sembolü?"
Muhafız başını eğdi.
"Kararmış bir yıldız."
Eryndor, kristalin önünde gördüğü işareti hatırladı.
Karanlığın içindeki yıldız.
Morgath'ın sembolü.
Yaşlı bilge, Eryndor'a döndü.
"Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak."
Eryndor kılıcını beline yerleştirdi.
"Öyleyse kuzeye gidiyoruz."
Maerthion'un gözleri onun gözlerine kilitlendi.
"Bu bir savaş değil, Eryndor. Henüz neyle karşı karşıya olduğumuzu bilmiyoruz."
Eryndor kapıya yöneldi.
"Öğrenmenin tek yolu var."
Silvaren'in kuzey sınırında, karanlığın içinde bir figür diz çökmüş, toprağın üzerine elini koymuştu.
Kara sisin arasından bir ses yükseldi.
"Kan uyandı."
Figür başını kaldırdı.
"Ve muhafız artık gerçeği arıyor."
Karanlığın içindeki kırmızı gözler parladı.
"Öyleyse geçmişi ona gösterin."
Bir an sessizlik oldu.
Ardından ses yeniden duyuldu.
"Bırakın kendi kanının neye dönüştüğünü öğrensin."
Bölüm etkileşimi
