Bölümler 13Şu an: İkinci Bölüm: Karanlığın İçindeki Ses
- 1 Birinci Bölüm: Yıldızların Fısıltısı677 kelime
- 2 İkinci Bölüm: Karanlığın İçindeki Ses510 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Üçüncü Bölüm: Kanın Hatırladığı787 kelime
- 4 Dördüncü Bölüm: Gümüş Yayın Muhafızı667 kelime
- 5 Beşinci Bölüm: Kayıp Karakol845 kelime
- 6 Altıncı Bölüm: Uyanışın Bedeli753 kelime
- 7 Yedinci Bölüm: Küllerin Ardındaki İz805 kelime
- 8 Sekizinci Bölüm: Unutulmuşların Sesi939 kelime
- 9 9. Bölüm — Karanlığın Çağrısı811 kelime
- 10 10. Bölüm — Namareth’in Sessizliği1.017 kelime
- 11 11. Bölüm — Kırılan Yemin875 kelime
- 12 12. Bölüm — Kadim Ağacın Gölgesi862 kelime
- 13 13. Bölüm — Son Miras1.135 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Orman nefesini tutmuştu.
Eryndor, kılıcını iki eliyle kavrayarak karanlığın içindeki kırmızı gözlere baktı. Gözlerin sahibi görünmüyordu. Yalnızca ağaçların arasında kıpırdayan yoğun bir sis ve toprağın üzerinde sürünen karanlık vardı.
"Kim var orada?"
Sesi ağaçların arasında yankılandı.
Cevap gelmedi.
Eryndor bir adım attı. Çizmelerinin altında kuru dallar kırıldı.
Kırmızı gözler bir anda kayboldu.
Ardından arkasından bir fısıltı duydu.
"Silvaren'in çocukları hâlâ korkmayı biliyor demek..."
Eryndor hızla arkasını döndü.
Karşısında, uzun siyah bir pelerinle örtünmüş bir siluet duruyordu. Yüzü görünmüyordu. Başının çevresinde, dumanı andıran karanlık bir enerji dönüyordu.
Eryndor kılıcını kaldırdı.
"Adını söyle."
Siluet hafifçe başını eğdi.
"İsimler, hatırlayanlar olduğu sürece yaşar. Beni hatırlayan kimse kalmadı."
"Buraya neden geldin?"
"Ben gelmedim, Eryndor."
Siluetin sesi derinleşti.
"Ben zaten buradaydım."
Eryndor'un kalbi hızlandı.
Yabancı onun adını biliyordu.
"Benim adımı nereden biliyorsun?"
Siluet cevap vermeden elini kaldırdı.
Yerdeki siyah taş havaya yükseldi. Taşın üzerindeki sembol parlamaya başladı. Eryndor'un göğsünde taşıdığı gümüş madalyon da aynı ışıkla karşılık verdi.
Bir anda ikisinin arasında mavi bir enerji yayıldı.
Siluet geri çekildi.
"Demek doğruymuş..."
Eryndor'un gözleri kısıldı.
"Neyin doğrusu?"
"Kadim kanın hâlâ yaşadığı."
Yabancı, pelerininin içinden uzun ve karanlık bir asa çıkardı. Asanın ucunda, siyah bir kristal vardı.
"Senin soyun, Silvaren'in unuttuğu bir gerçeği saklıyor."
Eryndor kılıcını yabancıya doğrulttu.
"Bir adım daha atarsan seni burada öldürürüm."
Siluet güldü.
"Henüz değil, genç muhafız. Henüz değil."
Asasını toprağa vurdu.
Ormanın içinden karanlık kökler yükseldi. Eryndor kendisini korumak için kılıcını savurduğunda, gümüş bir ışık bütün çevresini sardı.
Karanlık kökler parçalandı.
Yabancı ilk kez şaşkınlıkla geri çekildi.
Eryndor'un kılıcı artık sıradan bir çelik parçası değildi. Bıçağın yüzeyinde, daha önce hiç görmediği kadim işaretler beliriyordu.
Siluet fısıldadı:
"Hayır... Bu mümkün değil."
Eryndor ileri atıldı.
Kılıç yabancının asasını parçaladı.
Fakat siluet bir anda siyah dumana dönüşerek dağıldı.
Geride yalnızca tek bir söz kaldı.
"Kralınıza sorun... ilk ihaneti kim yaptı?"
Eryndor, gün doğmadan Aelthoria'ya döndü.
Saray muhafızları onu görünce şaşkınlıkla yol açtı. Üzerindeki pelerin yırtılmış, kılıcının yüzeyinde ise hâlâ mavi ışık parlıyordu.
Doğrudan Maerthion'un odasına gitti.
Yaşlı bilge, kapının açılmasıyla başını kaldırdı.
"Eryndor..."
"Sen biliyordun."
Maerthion ayağa kalktı.
"Neyi?"
"Ormanda karşılaştığım şeyi. Bana adımla seslendi. Soyumdan bahsetti. Ve kralımıza ilk ihaneti kimin yaptığını sormamı istedi."
Maerthion'un yüzündeki ifade değişti.
Uzun bir sessizlik oldu.
Sonra yaşlı elf, odanın arkasındaki eski sandığa yöneldi.
"Artık zamanı geldi."
Sandığın kapağını açtı.
İçinde, siyah kumaşa sarılmış eski bir kitap vardı. Kitabın kapağında, gümüş bir ağacın kökleri arasında saklanan karanlık bir yıldız işlenmişti.
Maerthion kitabı masanın üzerine bıraktı.
"Silvaren'in tarihi, sana öğretilenlerden çok daha eski."
Eryndor kitabın kapağına dokundu.
"Bu nedir?"
"Gerçek tarih."
Maerthion'un sesi titredi.
"Ve eğer bu kitapta yazılanlar doğruysa, bizim düşmanımız sandığımız şey... bir zamanlar kendi halkımızdan biriydi."
Eryndor kitabı açtı.
İlk sayfada tek bir isim yazıyordu.
MORGATH.
Maerthion gözlerini kapattı.
"Silvaren'in ilk hükümdarı."
Eryndor başını kaldırdı.
"İlk hükümdar mı?"
Yaşlı bilge yavaşça başını salladı.
"Ve ilk hain."
O sırada, Silvaren'in çok ötesinde, karanlığın hüküm sürdüğü bir yerde...
Siyah taşlardan yapılmış bir tahtın üzerinde, yüzü gölgelerle örtülü bir varlık oturuyordu.
Önünde diz çökmüş bir yaratık vardı.
"Efendim... muhafız uyandı."
Tahtta oturan varlık gözlerini açtı.
Kırmızı ışık karanlığı deldi.
"Muhafız değil."
Dudaklarında soğuk bir gülümseme belirdi.
"Benim kanımdan biri."
"Eryndor..."
Bölüm etkileşimi
