Bölümler 13Şu an: 13. Bölüm — Son Miras
- 1 Birinci Bölüm: Yıldızların Fısıltısı677 kelime
- 2 İkinci Bölüm: Karanlığın İçindeki Ses510 kelime
- 3 Üçüncü Bölüm: Kanın Hatırladığı787 kelime
- 4 Dördüncü Bölüm: Gümüş Yayın Muhafızı667 kelime
- 5 Beşinci Bölüm: Kayıp Karakol845 kelime
- 6 Altıncı Bölüm: Uyanışın Bedeli753 kelime
- 7 Yedinci Bölüm: Küllerin Ardındaki İz805 kelime
- 8 Sekizinci Bölüm: Unutulmuşların Sesi939 kelime
- 9 9. Bölüm — Karanlığın Çağrısı811 kelime
- 10 10. Bölüm — Namareth’in Sessizliği1.017 kelime
- 11 11. Bölüm — Kırılan Yemin875 kelime
- 12 12. Bölüm — Kadim Ağacın Gölgesi862 kelime
- 13 13. Bölüm — Son Miras1.135 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Silvaren’in üzerine çöken gece, alışılmış gecelerden değildi.
Kadim Işık Ağacı’nın dalları hareketsizdi. Altın yaprakların arasından süzülen ışık, yıllardır krallığı aydınlatan o görkemli parıltısını yitirmişti. Ağacın gövdesinde, gözle görülür biçimde büyüyen siyah çatlaklar vardı.
Kral Tharion, sarayın yüksek balkonunda durmuş, aşağıdaki şehri seyrediyordu.
Bir zamanlar Silvaren’in sokaklarında yankılanan ezgiler susmuştu. Halk, meydanlarda toplanıyor; muhafızlar ise her köşede nöbet tutuyordu.
Arkasından gelen ayak seslerini duydu.
“Majesteleri.”
Tharion dönmedi.
“Konsey ne diyor?”
“Bazıları kuzey birliklerinin geri çekilmesini, bazıları ise Morgath’a karşı saldırıya geçilmesini istiyor.”
Kral gözlerini ağaca çevirdi.
“Peki, ağacın durumu?”
“Bilgeler bir açıklama bulamıyor.”
Tharion derin bir nefes aldı.
“Çünkü cevap, onların aradığı yerde değil.”
Muhafız sustu.
Tharion, kardeşinin adını zihninde tekrarladı.
Morgath.
Yıllarca onun adını bir hainin adı olarak anmıştı. Fakat şimdi mezarı açılmış, kadim mühürler kırılmış ve krallığın temelleri sarsılmaya başlamıştı.
Kral, kendi kendine fısıldadı:
“Bu kez gerçeği senden dinleyeceğim.”
Namareth’in ardından Eryndor, Lyrielle, Maerthion ve Caelthar üç gündür kuzeye ilerliyordu.
Ormanın içindeki karanlık giderek ağırlaşıyor, yol boyunca gördükleri taşların üzerinde siyah izler beliriyordu.
Eryndor’un madalyonu artık sürekli sıcaklık yayıyordu.
“Silvaren’e dönmeliyiz,” dedi Maerthion. “Kadim Işık Ağacı’nın durumu düşündüğümüzden daha kötü.”
Caelthar başını iki yana salladı.
“Dönmek için çok geç.”
Lyrielle, uzaktaki dağların arasına baktı.
“Bizi buraya getiren şey neyse, artık saklanmıyor.”
Eryndor durdu.
“Bunu nereden biliyorsun?”
Lyrielle yayını omzundan indirdi.
“Çünkü ağaçların arasında bir şey var.”
Hepsi aynı anda sessizleşti.
Rüzgâr kesildi.
Ardından toprağın altından derin bir uğultu yükseldi.
Eryndor’un madalyonu parladı. Altın ışık, taşların üzerinde ince çizgiler oluşturdu.
Ormanın sonunda devasa bir açıklık belirdi.
Açıklığın ortasında, kökleri göğe uzanan bir ağaç duruyordu.
Kadim Işık Ağacı.
Ancak bu, Silvaren’de gördükleri ağacın yalnızca bir yansımasıydı. Gövdesinin yarısı siyaha dönmüş, dallarının arasından kırmızı ışık sızıyordu.
Ağacın önünde iki kişi duruyordu.
Morgath.
Ve Tharion.
Eryndor’un nefesi kesildi.
“Bu mümkün değil…”
Maerthion’un sesi titredi.
“Kadim mühür bizi buraya getirdi.”
Caelthar kılıcını çekti.
“Yaklaşmayın. İkisi de artık eskisi gibi olmayabilir.”
Morgath başını kaldırdı.
Bakışları Eryndor’a yöneldi.
“Demek Aetharion’un oğlu sensin.”
Tharion, kardeşine döndü.
“Morgath, bu çocuk kim?”
Morgath’ın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme belirdi.
“Senin yıllarca hain ilan ettiğin adamın koruduğu kişi.”
Tharion’un gözleri Eryndor’a çevrildi.
“Eryndor…”
Kralın sesinde şaşkınlık vardı.
Eryndor bir adım öne çıktı.
“Beni tanıyor musun?”
Tharion cevap veremedi.
Morgath, ağacın gövdesine elini koydu.
“Bütün bunlar, bir zamanlar verdiğimiz yeminin sonucudur.”
Tharion’un sesi sertleşti.
“Yeter. Bana gerçeği anlat.”
Morgath başını kaldırdı.
“Gerçek mi? Hangi gerçek? Sana anlatılan mı, yoksa yaşadığımız mı?”
Ağaçtan siyah bir ışık yükseldi.
Morgath geri çekildi.
Tharion kılıcını çekti.
“Bu şey de ne?”
Morgath’ın gözleri karardı.
“İşte asıl düşmanımız.”
Karanlık, ağacın köklerinden yükselerek gökyüzünü kapladı.
Eryndor, Namareth’te gördüğü silueti tanıdı.
Gümüş gözler.
Siyah pelerin.
Kadim işaretlerle kaplı bir asa.
Varlık, iki kardeşin arasına indi.
“Yüzyıllar boyunca beni unuttunuz.”
Morgath kılıcını kaldırdı.
“Senin adını bile bilmiyoruz.”
Varlık başını eğdi.
“Çünkü adımı tarihten silen siz değildiniz.”
Tharion, kardeşinin yanında durdu.
“Öyleyse kimsin?”
Siluetin yüzü karanlıktan ayrıldı.
Elf değildi.
İnsan da değildi.
Yüzü, sanki taş ve ışık aynı anda şekil almıştı. Gözlerinin içinde yıldızsız bir gökyüzü vardı.
“Ben, Kadim Işık Ağacı’nın ilk koruyucusuyum.”
Maerthion dehşet içinde fısıldadı.
“İlk Koruyucu…”
Varlık, Eryndor’a döndü.
“Senin soyun, ağacın ilk ışığından doğdu. Elenara’nın halkı, bu dünyada ışığı karanlığa karşı değil, karanlığı ışığın içinde tutmak için yaratılmıştı.”
Eryndor kılıcını kavradı.
“Öyleyse neden ağacı yok ediyorsun?”
İlk Koruyucu’nun sesi değişmedi.
“Çünkü yemin bozuldu.”
Morgath öne çıktı.
“Biz yemini bozmadık.”
Varlık ona baktı.
“Sen, ağacın gücünü halkları birleştirmek için kullanmak istedin. Tharion ise onu krallığın koruması altında tutmak istedi. İkiniz de aynı hatayı yaptınız.”
Tharion’un yüzü gerildi.
“Bizim hatamız neydi?”
İlk Koruyucu asasını yere vurdu.
“Gücün bir hükümdara ait olabileceğine inanmanız.”
Ağacın gövdesi çatladı.
Eryndor’un madalyonu parladı.
İlk Koruyucu’nun bakışları ona döndü.
“Senin kanın, eski yemini yeniden kurdu. Fakat bu yeterli değil.”
“Ne istiyorsun benden?”
“Bir seçim.”
Eryndor’un çevresinde altın ışık yükseldi.
“Ya ağacın gücünü tek bir iradeye bağlayacaksın…”
Ağacın köklerinden siyah ışık yükseldi.
“Ya da onun bütün bağlarını koparacaksın.”
Morgath kılıcını indirdi.
“Bunu yaparsan, Kadim Işık Ağacı ölebilir.”
Tharion kardeşine baktı.
“Peki, yapmazsa?”
Morgath’ın cevabı gecikmedi.
“Bu karanlık bütün dünyaya yayılır.”
Eryndor gözlerini kapattı.
Yıllarca başkalarının kararlarıyla korunmuştu. Babası onun için yemin etmiş, annesi onu saklamış, Maerthion gerçekleri gizlemişti.
Artık kendi kararını vermek zorundaydı.
Lyrielle yanına geldi.
“Ne yaparsan yap, yalnız olmayacaksın.”
Caelthar kılıcını kaldırdı.
“Namareth’te verdiğim sözü tutamadım. Bu kez yanındayım.”
Maerthion bastonunu yere vurdu.
“Bilgi yalnızca saklamak için değildir. Gerektiğinde gerçeğin yanında durmak için de kullanılır.”
Eryndor, Kadim Işık Ağacı’na yürüdü.
Morgath ona seslendi.
“Eryndor! Gücünü yok etme. Henüz ne taşıdığını bilmiyorsun.”
Eryndor durdu.
“Ben gücümü yok etmeyeceğim.”
Madalyonunu ağacın gövdesine yerleştirdi.
“Onu kimsenin hükmedemeyeceği bir yere bırakacağım.”
Altın ışık bütün ormanı sardı.
Tharion diz çöktü.
Morgath kılıcını toprağa sapladı.
İlk Koruyucu asasını kaldırdı.
Fakat Eryndor’un ışığı, onların gücünden farklıydı.
Bu ışık bir emir vermiyordu.
Bir davet sunuyordu.
Ağacın köklerinden yükselen karanlık, altın ışığın içine çekildi.
Kırmızı gökyüzü yavaşça dağıldı.
İlk Koruyucu’nun yüzünde ilk kez bir ifade belirdi.
Şaşkınlık.
“Sen… bağı koparmadın.”
Eryndor gözlerini açtı.
“Hayır.”
Ağacın gövdesindeki çatlaklar kapandı.
“Onu yeniden kurdum.”
İlk Koruyucu geri çekildi.
“Bu mümkün değil.”
Eryndor’un sesi sakindi.
“Çünkü siz gücü bir yeminle korumaya çalıştınız. Ben ise onu bir seçimle serbest bıraktım.”
Kadim Işık Ağacı’nın dalları yeniden parladı.
İlk Koruyucu’nun bedeni ışığın içinde çözülmeye başladı.
“Öyleyse… yeni yemin başladı.”
Siluet kayboldu.
Fakat son sözleri ormanın içinde yankılandı.
“Bir gün, ışığın içinde saklanan karanlık yeniden uyanacak.”
Gün doğarken Silvaren’in üzerinde altın ışık yükseldi.
Kadim Işık Ağacı yeniden canlanmıştı.
Halk meydanlara çıktı. Yıllardır ilk kez gökyüzüne korkuyla değil, umutla bakıyorlardı.
Tharion, Morgath’ın karşısında durdu.
İki kardeş uzun süre birbirlerine baktılar.
“Bunca yıl,” dedi Tharion, “seni hain bildim.”
Morgath’ın yüzünde yorgun bir ifade belirdi.
“Ben de seni zayıf sandım.”
Tharion kılıcını kınına yerleştirdi.
“Bizi birbirimize düşüren şeyi bulacağız.”
Morgath başını kaldırdı.
“Bu kez birlikte.”
Birbirlerine el uzattılar.
Fakat Eryndor onların yanına geldiğinde Morgath’ın bakışları değişti.
“Seninle konuşmamız gerekiyor.”
Eryndor durdu.
“Ne hakkında?”
Morgath, onun madalyonuna baktı.
“Baban hakkında.”
Eryndor’un yüzü ciddileşti.
“Aetharion hayatta mı?”
Morgath cevap vermeden önce gözlerini uzaklara çevirdi.
“Bilmiyorum.”
Eryndor’un kalbi sıkıştı.
Morgath devam etti.
“Fakat sana söylemediği bir şey var. Seni saklamak için yalnızca düşmanlarından kaçırmadı.”
“Peki, neden?”
Morgath’ın sesi alçaldı.
“Çünkü senin doğumun, Kadim Işık Ağacı’nın kaderini değiştirdi.”
Akşam olduğunda Eryndor, Silvaren’in yüksek surlarında tek başına duruyordu.
Lyrielle yanına geldi.
“Yine düşüncelere daldın.”
Eryndor gülümsedi.
“Sanırım bu, benim yeni alışkanlığım.”
Lyrielle, uzaklardaki ağaca baktı.
“Peki, şimdi ne yapacaksın?”
Eryndor madalyonunu avucuna aldı.
“Babamı bulacağım.”
Lyrielle başını salladı.
“Öyleyse ben de geliyorum.”
Eryndor ona baktı.
“Bunu hiç sormayacağımı biliyordun.”
“Çünkü artık seninle aynı yemini taşıyorum.”
Uzakta Maerthion ve Caelthar onları bekliyordu.
Kadim Işık Ağacı’nın dalları rüzgârla hafifçe hareket etti.
Eryndor, Silvaren’e son kez baktı.
Bu krallık artık yalnızca geçmişin mirası değildi.
Yeni bir başlangıçtı.
Fakat o gece, gökyüzünün en uzak köşesinde, kimsenin fark etmediği bir yıldız söndü.
Ve yıldızın ardında, karanlığın içinde bir ses duyuldu.
“İlk Koruyucu başarısız oldu.”
Bir başka ses cevap verdi.
“Hayır.”
Karanlıkta iki göz açıldı.
“Yalnızca kapıyı açtı.”
Bir miras uyandı. Bir yemin yeniden kuruldu. Fakat gerçek savaş henüz başlamadı.
Bölüm etkileşimi
