Bölümler 21Şu an: 9.BÖLÜM
- 1 -GİRİŞ-164 kelime
- 2 1.BÖLÜM355 kelime
- 3 2.BÖLÜM261 kelime
- 4 3.BÖLÜM303 kelime
- 5 4.BÖLÜM309 kelime
- 6 5.BÖLÜM298 kelime
- 7 6.BÖLÜM321 kelime
- 8 7.BÖLÜM369 kelime
- 9 8.BÖLÜM302 kelime
- 10 9.BÖLÜM325 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 10.BÖLÜM577 kelime
- 12 11.BÖLÜM353 kelime
- 13 12.BÖLÜM309 kelime
- 14 13.BÖLÜM331 kelime
- 15 14.BÖLÜM387 kelime
- 16 15.BÖLÜM322 kelime
- 17 16.BÖLÜM415 kelime
- 18 17.BÖLÜM406 kelime
- 19 18.BÖLÜM358 kelime
- 20 19.BÖLÜM331 kelime
- 21 20.BÖLÜM-FİNAL265 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ahırdaki o karanlık ve boğucu sessizlik, Kerem'in acı dolu inlemesiyle yarıldı. İkinci saldırganın kurşunu Kerem'in sol omzunu delip geçmişti. Kerem yerde kanlar içinde yatarken, maskeli saldırgan namluyu onun alnına dayadı.
Derya, ahırın samanları arasından bu manzarayı gördüğünde içindeki tüm korku yerini saf bir feda duygusuna bıraktı. Kerem'in ölmesine izin veremezdi. Saklandığı yerden yavaşça ayağa kalktı, ellerini havaya kaldırdı. "Durun! Tetik çekmeyin," dedi sesi titreyerek ama kararlı bir şekilde. "Aradığınız kişi benim. Onu bırakın, benimle ne istiyorsanız yapın."
Saldırgan gaddarca gülümsedi. Birkaç dakika içinde ikisinin de elleri arkadan plastik kelepçelerle bağlandı. Kerem'in omzundaki yaraya kabaca bir bez bastırıp ikisini de siyah, camları filmli bir minibüsün arkasına fırlattılar. Giresun'un sisli yayla yollarından aşağıya, sahile doğru saatlerce sürdüler.
Gözlerindeki bağlar açıldığında, kendilerini şehrin dışında, deniz dalgalarının sesinin vurduğu eski bir fındık deposunun alt katında buldular. Burası lüks mobilyalarla döşenmiş, ama duvarları soğuk betondan ibaret gizli bir ofisti. Masanın arkasındaki deri koltukta, pahalı takım elbisesiyle oturan adamı gördüğünde Kerem'in gözleri nefretle kısıldı.
Karşılarındaki adam, Başhekim ya da Dr. Aslan değildi. O, Giresun Emniyet Müdür Yardımcısı ve Kerem'in üç yıl önce ablasının dosyasını kapatan amiri Mete Bey'di.
"Yolun sonuna geldik, Kerem," dedi Mete Bey, önündeki gümüş tabakadan bir sigara yakarak. "Ablanın dosyasını kurcalamayı bırakmanı söylemiştim. Ama sen gittin, hastanedeki medikal kaçakçılık ve yasa dışı insan deneyleri ağımızın tam kalbine, Dr. Aslan'ın ameliyathanesine daldın. Üstelik yanına bu küçük sağlıkçıyı da alarak."
Mete Bey ayağa kalktı, masanın üzerindeki o uğursuz paslanmaz çelik kemik distribütörünü eline aldı. Derya'nın önüne kadar yürüdü. "Dr. Aslan bir sanatçıdır Derya. İnsan bedenini ve kemiklerini kendi çıkarlarımız için nasıl bükeceğini iyi bilir. Şimdi söyleyin bana, bu şehre gömülmek mi istersiniz, yoksa bizim için çalışmaya devam etmek mi?"
Kerem, bağlı ellerine ve omzundaki amansız acıya rağmen Derya'nın önüne doğru siper olmaya çalıştı. "Ona dokunma Mete! Sırrınız bitti, bu oyun buraya kadar!" diye bağırdı.
Mete Bey güldü. "Kim bitirecek Kerem? Kanun mu? Kanun benim. Şimdi ikiniz için de paralele teğet geçen o çizgilerin tamamen kesiştiği ve yok olduğu yer burası."
Bölüm etkileşimi
