Bölümler 21Şu an: 19.BÖLÜM
- 1 -GİRİŞ-164 kelime
- 2 1.BÖLÜM355 kelime
- 3 2.BÖLÜM261 kelime
- 4 3.BÖLÜM303 kelime
- 5 4.BÖLÜM309 kelime
- 6 5.BÖLÜM298 kelime
- 7 6.BÖLÜM321 kelime
- 8 7.BÖLÜM369 kelime
- 9 8.BÖLÜM302 kelime
- 10 9.BÖLÜM325 kelime
- 11 10.BÖLÜM577 kelime
- 12 11.BÖLÜM353 kelime
- 13 12.BÖLÜM309 kelime
- 14 13.BÖLÜM331 kelime
- 15 14.BÖLÜM387 kelime
- 16 15.BÖLÜM322 kelime
- 17 16.BÖLÜM415 kelime
- 18 17.BÖLÜM406 kelime
- 19 18.BÖLÜM358 kelime
- 20 19.BÖLÜM331 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 20.BÖLÜM-FİNAL265 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Arkalarında patlayan Helvetic Bio-Med tesisinin sıcak dalgası, Alp dağlarının dondurucu rüzgarıyla çarpıştığında gökyüzüne devasa bir duman sütunu yükseldi. Kerem ve Derya, karları yara yara ormanın derinliklerindeki eski, terk edilmiş bir ahşap kulübeye sığındıklarında sabaha karşıydı. Tesis havaya uçmuş, veriler sızmıştı ama tehlike henüz bitmemişti. Şebekenin hayatta kalan son elit tetikçileri, karda bıraktıkları ayak izlerini takip ediyordu.
Kulübenin içine sığındıklarında Kerem artık sınırına gelmişti. Yaralı omzu dondurucu soğuğun etkisiyle morarmaya başlamış, kan kaybı ve hipotermi bilincini bulandırmıştı. Duvara yaslanıp yere yığılırken elindeki silahı zorlukla tutuyordu.
"Derya..." diye fısıldadı Kerem, dudakları titreyerek. "Gözlerini benden ayırma... Gitmelisin. Interpol ekipleri yoldadır, belgeler ulaştı. Beni burada bırak."
Derya, yedek gözlüğünün arkasından süzülen yaşları sildi. Üzerindeki paltoyu çıkarıp Kerem’in üzerine örttü. Bir ortopedist ve sağlık çalışanı olarak, donmanın ve şokun insan bedenini nasıl ele geçirdiğini çok iyi biliyordu. "Seni o Karadeniz’in azgın dalgalarında bırakmadım, bu beyaz cehennemde mi bırakacağım?" dedi.
Derya, kulübenin köşesindeki eski ahşap parçalarını bir araya getirip Ali’nin çantasından kalan son kibritle küçük bir ateş yaktı. Ardından Kerem’in sol omzundaki sargıyı açtı. Kurşun içerideydi ve dokuyu hızla çürütüyordu. Derya, yanındaki gizli cebinden çıkardığı o tek parça steril cerrahi neşter ucunu aldı. Ateşin üzerinde sterilize ederken Kerem’in gözlerinin içine baktı. "Bana güveniyorsun, değil mi?"
Kerem sadece başını sallayabildi. Derya, bir cerrah soğukkanlılığıyla ve bir aşık kalbiyle operasyona başladı. Kulübenin dışından, karda yürüyen ağır postal sesleri ve silah mekanizmalarının kurulma sesi duyulurken, Derya milimetrik bir hamleyle kurşunu Kerem'in omzundan çıkardı. Kerem acıyla dişlerini sıkarken, tam o anda kulübenin tahta kapısı bir tekmeyle içeriye doğru savruldu.
İçeri sızan kar fırtınasının arasından şebekenin son tetikçisi belirdi, silahını Derya’ya doğrulttu.
Ancak bu kez yalnız değillerdi. Kerem, omzundaki amansız acıya rağmen Derya’nın açtığı o temiz nefesle doğrularak sol elindeki silahla tetiğe bastı. Kulübede yankılanan tek el silah sesiyle tetikçi yere yığılırken, gökyüzünde Interpol’e ait helikopterlerin pervane sesleri Alplerin sessizliğini yırtmaya başladı.
Kerem silahı elinden bırakıp Derya’yı göğsüne çekti. Karlı Alplerin tam ortasında, ölümün nefesini en yakınlarında hissettikleri o son saniyelerde, aralarındaki imkânsız aşk tüm dünyaya karşı verdikleri bu amansız savaşı kazanmıştı.
Bölüm etkileşimi
