Bölümler 21Şu an: 15.BÖLÜM
- 1 -GİRİŞ-164 kelime
- 2 1.BÖLÜM355 kelime
- 3 2.BÖLÜM261 kelime
- 4 3.BÖLÜM303 kelime
- 5 4.BÖLÜM309 kelime
- 6 5.BÖLÜM298 kelime
- 7 6.BÖLÜM321 kelime
- 8 7.BÖLÜM369 kelime
- 9 8.BÖLÜM302 kelime
- 10 9.BÖLÜM325 kelime
- 11 10.BÖLÜM577 kelime
- 12 11.BÖLÜM353 kelime
- 13 12.BÖLÜM309 kelime
- 14 13.BÖLÜM331 kelime
- 15 14.BÖLÜM387 kelime
- 16 15.BÖLÜM322 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 16.BÖLÜM415 kelime
- 18 17.BÖLÜM406 kelime
- 19 18.BÖLÜM358 kelime
- 20 19.BÖLÜM331 kelime
- 21 20.BÖLÜM-FİNAL265 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mete Bey'in bileklerine kelepçe takılırken yüzündeki o gaddar gülümseme hiç eksilmedi. Ali onu makam odasından çıkarmak için hamle yaptığında, Mete Bey tam Kerem'in yanından geçerken duraksadı. Sol omzundaki sargıdan sızan kan takım elbisesini kirletirken, Kerem'in kulağına doğru fısıldadı:
"Beni almakla ablanın intikamını aldığını mı sanıyorsun Kerem? Giresun'daki o laboratuvar ve Dr. Aslan, buzdağının sadece küçük bir parçasıydı. Ankara'da, Sağlık Bakanlığı'nın en üst koridorlarında bu biyo-teknoloji projesine onay veren, milyar dolarlık fonları yöneten adamlar var. Siz artık sadece yerel polisler değilsiniz; sistemin dişlileri arasında ezilecek iki hedefsiniz."
Mete Bey koridorda gözden kaybolurken, odadaki telsiz sesleri bir anlığına uğultuya dönüştü. Kerem elindeki silahı masanın üzerine bırakırken Derya'ya döndü. Derya'nın elindeki Dr. Aslan'a ait tıp günlüğünün sayfaları, sadece Giresun'daki yerel transferleri değil; 'Ankara Protokolü' adı altında şifrelenmiş, İsviçre merkezli küresel bir ilaç devine uzanan transfer kodlarını içeriyordu.
"Mete haklı," dedi Kerem, odanın penceresinden dışarıda biriken basın mensuplarına bakarak. "Burada kalırsak bu dosya bir haftaya kalmadan 'ulusal güvenlik' gerekçesiyle kapatılır, bizi de bir kazaya kurban ederler. Gerçek adaleti istiyorsak, bu kanıtları doğrudan başkente, sistemin kalbine taşımamız gerek."
Derya, yedek gözlüğünü düzeltip Kerem'in sağlam elini kavradı. "Giresun'dan çıktığımız an yasal korumamız bitecek. Ama o ameliyathanelerde hayatı çalınan yüzlerce insan için... ablan için, seninle her yere gelirim."
O öğleden sonra, Giresun-Ordu Havalimanı'ndan kalkan ve Ankara'ya giden tarifeli uçağın arka sıralarında, üzerlerinde alelacele alınmış sivil kıyafetlerle iki yolcu yan yana oturuyordu. Kerem'in yaralı omzu sızlıyor, Derya ise kucağındaki siyah sırt çantasına sımsıkı sarılıyordu. Çantanın içinde koca bir devleti sarsacak o tıbbi belgeler vardı.
Ankara Esenboğa Havalimanı'na teker koyduklarında takvim yaprakları sonbaharın en soğuk günlerini işaret ediyordu. Uçaktan çıkıp körükte yürürlerken, Kerem'in telefonu bilinmeyen bir numaradan titredi. Kerem ekrana baktığında sadece tek bir cümlelik mesaj gördü:
"Ankara'ya hoş geldiniz Dedektif. Dr. Aslan'ın İsviçre uçağı iki saat sonra kalkıyor. Eğer onu durduramazsanız, Ankara Protokolü sonsuza kadar sır olarak kalacak."
Karadeniz'in azgın dalgalarından kurtulan iki aşık, kendilerini başkentin bürokratik dehlizlerinde, zamanla yarışacakları çok daha büyük ve tehlikeli bir avın tam ortasında bulmuşlardı.
Bölüm etkileşimi
