Bölümler 21Şu an: 10.BÖLÜM
- 1 -GİRİŞ-164 kelime
- 2 1.BÖLÜM355 kelime
- 3 2.BÖLÜM261 kelime
- 4 3.BÖLÜM303 kelime
- 5 4.BÖLÜM309 kelime
- 6 5.BÖLÜM298 kelime
- 7 6.BÖLÜM321 kelime
- 8 7.BÖLÜM369 kelime
- 9 8.BÖLÜM302 kelime
- 10 9.BÖLÜM325 kelime
- 11 10.BÖLÜM577 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 11.BÖLÜM353 kelime
- 13 12.BÖLÜM309 kelime
- 14 13.BÖLÜM331 kelime
- 15 14.BÖLÜM387 kelime
- 16 15.BÖLÜM322 kelime
- 17 16.BÖLÜM415 kelime
- 18 17.BÖLÜM406 kelime
- 19 18.BÖLÜM358 kelime
- 20 19.BÖLÜM331 kelime
- 21 20.BÖLÜM-FİNAL265 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mete Bey’in elindeki çelik aletin soğuk namlusu Derya’nın yanağına değerken, depoya vuran dalga sesleri ölümün ritmini tutuyor gibiydi. Kerem acı içinde kıvranıyor, ama gözleriyle hâlâ Derya’yı korumanın bir yolunu arıyordu.
Derya derin bir nefes aldı. Korkudan titreyen sesini tamamen sildi ve yerine bir ameliyathane sorumlusunun o net, buyurgan tınısını koydu. Doğrudan Mete Bey’in gözlerinin içine baktı.
"Bizi öldürürseniz, Dr. Aslan’ın yürüttüğü o yasa dışı protez ve yapay kemik dokusu projesi bu gece çöker," dedi Derya, sesindeki sahte özgüvenle kumar oynayarak.
Mete Bey duraksadı. Çelik aleti yavaşça Derya’nın yüzünden çekti, gözlerini kıstı. "Ne saçmalıyorsun sen?"
Derya, hastanede envanter odasında gördüğü o tuhaf kodları ve Aslan'ın ameliyat geçmişlerini zihninde hızla birleştirdi. "Dr. Aslan’ın ameliyathanede kullandığı o özel serili distribütörler sıradan aparatlar değil. Onlar, uluslararası biyoteknoloji firmalarının hastanede gizlice yürüttüğü onaylanmamış insan deneylerinin parçası. Ve dün geceki sayımda fark ettim ki, o deney serisinin ana veri şifreleri ve hastane dışına çıkarılan numunelerin gizli lojistik kodları sadece benim onayladığım dijital sisteme kayıtlı. Ben yoksam, o sistem yirmi dört saat içinde kendini kilitler. Milyon dolarlık o yasa dışı tıp ağınız bir çöp yığınına döner."
Mete Bey’in yüzündeki kibirli gülümseme yavaşça dondu. Dönüp arkasındaki gölgede bekleyen Dr. Aslan’a baktı. Aslan’ın gözlerinde ilk kez bir tedirginlik belirmişti. Derya’nın bu kadar ileri bir tıbbi detayı tahmin edebileceğini düşünmemişlerdi. Blöf, tam kalbinden vurmuştu şebekeyi.
"Yalan söylüyor," diye fısıldadı Aslan, ama sesi her zamankinden daha kararsızdı.
"Deneyin," dedi Derya, meydan okuyarak. "Beni şimdi vurun ve yarın sabah uluslararası ortaklarınıza o verilerin neden silindiğini açıklayın."
Mete Bey, elindeki aleti sertçe masaya bıraktı. Derya’nın bu çıkışı, Kerem’in omzundaki kan kaybını durdurmak ve kafasında bir kaçış planı kurmak için ihtiyaç duydukları o hayati dakikaları onlara kazandırmıştı. Mete Bey, adamlarına döndü: "Kadını şimdilik dokunmayın. Doktor, git ve sistemin dediklerini kontrol et. Eğer doğruysa, bu kızın parmaklarını tek tek kırmadan önce bize şifreleri vermesini sağlayacağız."
Kapı üzerlerine kapandığında zifiri karanlıkta baş başa kaldılar. Kerem, acı içinde fısıldadı: "Derya... O kodlar... Gerçekten doğru mu?"
Derya, bağlı elleriyle karanlıkta Kerem’in sağlam olan omzuna dokundu. "Hayır," diye fısıldadı kulağına doğru. "Tamamen uydurdum. Bize sadece birkaç saat kazandırır. Kerem... Buradan çıkmanın bir yolunu bulmalıyız, yoksa gün ağardığında ikimizi de öldürecekler."
Mete Bey’in gaddarca gülüşü deponun soğuk beton duvarlarında yankılanırken, dışarıdan gelen karayel deniz dalgalarını binanın paslı saclarına vuruyordu.
"İnsan bedeni kırılgandır Kerem," dedi Mete Bey, elindeki paslanmaz çelik aleti hafifçe tıkırdatarak. "Tıpkı ablanın kaderi gibi... Fazla kurcaladın, fazla derinleştin."
O an Derya, gözlüğünün arkasından masanın altındaki küçük bir ayrıntıyı fark etti. Deponun eski elektrik panosuna bağlı, zemin boyunca uzanan kalın bir sanayi kablosu tam da Mete Bey'in durduğu ıslak zemin parçasının arkasından geçiyordu. Üstelik kablonun dış izolasyonu sıyrılmıştı; deponun nemli, tuzlu havası ve yerdeki su birikintisi amansız bir iletken görevi görüyordu.
Derya, Kerem'e çaktırmadan dizini hafifçe çarparak dikkatini yerdeki suya çekti. Kerem, yılların verdiği dedektif refleksleriyle Derya’nın neyi işaret ettiğini saniyeler içinde anladı.
"Haklısın Mete," dedi Kerem, sesini bilerek düşürüp dikkatleri üzerine çekerek. Omzundaki yaradan akan kan deri ceketinden aşağı süzülüyordu. "Ablamın dosyasını kapatan sendin. Peki ya bu deponun tüm güvenlik sistemini kendi üzerine kaydettiren kişi kimdi? Ben buraya tek başıma gelmedim."
Mete Bey bir anlığına duraksadı, kaşları çatıldı. "Ne saçmalıyorsun sen?"
"Seni takip eden tek kişi biz değildik," diye fısıldadı Kerem. Tam o anda, ikna kabiliyetini ve zaman kazanma hamlesini birleştirerek ortamdaki gerilimi zirveye taşıdı. Mete Bey şüpheyle geri adım attığı an, ayağı ıslak zemindeki açık kabloya temas etti.
Depoda sağır edici bir kıvılcım patladı! Sanayi akımı Mete Bey'i gürültüyle geriye fırlatırken elindeki kemik distribütörü çınlayan bir sesle beton zemine düştü. Işıklar cızırdayarak tamamen söndü.
Bölüm etkileşimi
