Bölümler 21Şu an: 11.BÖLÜM
- 1 -GİRİŞ-164 kelime
- 2 1.BÖLÜM355 kelime
- 3 2.BÖLÜM261 kelime
- 4 3.BÖLÜM303 kelime
- 5 4.BÖLÜM309 kelime
- 6 5.BÖLÜM298 kelime
- 7 6.BÖLÜM321 kelime
- 8 7.BÖLÜM369 kelime
- 9 8.BÖLÜM302 kelime
- 10 9.BÖLÜM325 kelime
- 11 10.BÖLÜM577 kelime
- 12 11.BÖLÜM353 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 12.BÖLÜM309 kelime
- 14 13.BÖLÜM331 kelime
- 15 14.BÖLÜM387 kelime
- 16 15.BÖLÜM322 kelime
- 17 16.BÖLÜM415 kelime
- 18 17.BÖLÜM406 kelime
- 19 18.BÖLÜM358 kelime
- 20 19.BÖLÜM331 kelime
- 21 20.BÖLÜM-FİNAL265 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zifiri karanlık oda, Derya'nın fısıltısının ardından adeta barut fıçısına dönmüştü. Kerem, omzundaki amansız sızıya rağmen dişlerini sıkarak doğrulmaya çalıştı. "Derya, bana yaklaş," dedi fısıltıyla. "Arka cebimde küçük bir çakı var, ellerin bağlıyken alabilir misin bak..."
Derya karanlıkta Kerem'e doğru yanaşırken, aniden deponun dışından kulakları tırmalayan keskin bir lastik sesi yankılandı. Hemen ardından susturucu takılmamış, gümbürdeyen bir el bombası patlaması deponun eski beton duvarlarını sarstı. Dışarıdan bağırışlar ve yoğun bir otomatik silah ateşi yükseldi.
"Zamanımız bitti!" dedi Kerem, gözleri parlayarak. "Bu Ali... Yayla evinde baskın yemeden hemen önce telsiz kodunu aktif etmiştim. Bizi buldu!"
Odanın ağır demir kapısı, dışarıdan gelen bir tekmeyle büyük bir gürültüyle açıldı. İçeriye giren toz bulutunun arasından, elinde feneri ve taktik tüfeğiyle Kerem'in genç ortağı Ali belirdi. Fenerin ışığı Kerem ve Derya'nın üzerindeydi. "Amirim! İyi misiniz?" diyerek hızla yanlarına koştu ve elindeki taktik bıçakla plastik kelepçeleri tek bir hamlede kesti.
"Omzuma takılma Ali, Derya'yı alıp çıkmamız gerek, Mete Bey ve Aslan içeride!" dedi Kerem, Ali'nin düşürdüğü yedek tabancayı sol eliyle kavrayarak.
Deponun koridorlarına fırladıklarında ortalık tam bir savaş alanına dönmüştü. Mete Bey'in korumaları her köşeden ateş açıyordu. Ali, taktik tüfeğiyle koridordaki iki saldırganı baskı altına alırken, Kerem ve Derya onun arkasından iskeleye açılan devasa fındık hangarına doğru koştu. Sisin ve deniz dalgalarının sesi, patlayan mermilerin sesine karışıyordu.
"Oraya değil!" diye kükredi bir ses üst kattaki asma kattan.
Mete Bey, elindeki silahı doğrudan Derya'ya doğrultmuştu. "Bu gece buradan hiç kimse canlı çıkmayacak!" diyerek tetiğe bastı. Mermi, Derya'nın hemen yanındaki paslı varile çarpıp kıvranarak sekti. Kerem, yaralı omzuna aldırmadan Derya'yı sertçe yere doğru fırlattı ve sol eliyle yukarıya doğru üç el ateş etti. Kurşunlardan biri Mete Bey'in elindeki silahı uçururken, diğeri omzuna isabet etti ve emniyet müdür yardımcısı küfrederek geriye doğru savruldu.
"İskeledeki tekneye biniyoruz, çabuk!" diye bağırdı Ali, koridorun köşesinden elindeki son sis bombasını fırlatarak hangar içini tamamen beyaza boyarken.
Kerem, Derya'nın elini sımsıkı tuttu. Barut kokularının, mermi kovanlarının ve havada uçuşan kıvılcımların arasından, Karadeniz'in hırçın dalgalarının dövdüğü o karanlık iskeleye doğru son sürat koşmaya başladılar. Arkalarında yanan bir depo ve çökmekte olan koca bir suç imparatorluğu bırakıyorlardı; ama en tepedeki avcı, Dr. Aslan, o karmaşada sislerin arasında çoktan gözden kaybolmuştu.
Bölüm etkileşimi
