Bölümler 21Şu an: 1.BÖLÜM
- 1 -GİRİŞ-164 kelime
- 2 1.BÖLÜM355 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2.BÖLÜM261 kelime
- 4 3.BÖLÜM303 kelime
- 5 4.BÖLÜM309 kelime
- 6 5.BÖLÜM298 kelime
- 7 6.BÖLÜM321 kelime
- 8 7.BÖLÜM369 kelime
- 9 8.BÖLÜM302 kelime
- 10 9.BÖLÜM325 kelime
- 11 10.BÖLÜM577 kelime
- 12 11.BÖLÜM353 kelime
- 13 12.BÖLÜM309 kelime
- 14 13.BÖLÜM331 kelime
- 15 14.BÖLÜM387 kelime
- 16 15.BÖLÜM322 kelime
- 17 16.BÖLÜM415 kelime
- 18 17.BÖLÜM406 kelime
- 19 18.BÖLÜM358 kelime
- 20 19.BÖLÜM331 kelime
- 21 20.BÖLÜM-FİNAL265 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Giresun'un nemli, kemiklere işleyen eylül soğuğu, hastane koridorlarının o keskin dezenfektan kokusuyla birleştiğinde Derya için günün bittiğinin resmiydi. Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Üzerindeki lacivert cerrahi formanın (scrubs) ceplerini el yordamıyla kontrol etti; anahtarları, telefonu ve her zamanki gibi alelacele cebine tıktığı sargı bezi parçası yerindeydi. Gözlüğünü parmak ucuyla burnunun üzerine doğru itip derin bir nefes aldı. Ortopedi ve Travmatoloji servisindeki o bitmek bilmeyen nöbet, parmak kırıkları, alçılar ve travma vakalarıyla enerjisinin son damlasını da emmişti.
Hastaneden çıkıp evine giden o bildik, yürüme mesafesindeki karanlık yola saptı. Sokak lambalarının cılız ışığı altında, sokağın köşesindeki boş araziden gelen o boğuk, hırıltılı sesi duymasıyla adımları bıçak gibi kesildi.
Sesin geldiği karanlığa doğru ilerlediğinde yerde, çamurun içinde acıyla kıvranan bir adam gördü. Mesleki içgüdüleri korkusunun önüne geçmişti. Hemen adamın yanına diz çöktü, nabzını kontrol ederken gözü adamın sağ eline takıldı. Gördüğü manzara karşısında Derya'nın nefesi kesildi. Adamın başparmağı ve işaret parmağı, anatomik olarak asla mümkün olmayacak, sanki milimetrik bir hesapla ve özel bir aletle zorlanarak bükülmüş gibi sıra dışı bir açıyla kırılmıştı. Bu sıradan bir sokak kavgası ya da düşme vakası değildi; bu, insan bedeninin sınırlarını iyi bilen biri tarafından bilerek yapılmış, imza niteliğinde vahşi bir travmaydı.
"Kımıldama, hastaneye çok yakınız, yardım çağırıyorum," diye fısıldadı adamın bilinci kapanırken.
Tam o sırada sokağın başında çakan mavi-kırmızı tepe lambaları karanlığı yardı. Fren sesleriyle birlikte arabadan hızla inen adam, adımlarını doğrudan Derya'nın olduğu yere yöneltti. Deri ceketinin altından rozetini gösteren bu adam, Cinayet Büro Dedektifi Kerem'di. Gözleri yerdeki kurbandan Derya'nın şaşkın ve çamurlu yüzüne, ardından gözlüklerinin arkasındaki keskin bakışlarına kaydı.
"Olay yerini bozma, geriye çekil," dedi Kerem, sesi gecenin soğuğundan daha sertti.
Derya geri çekilmek yerine yerinden doğrulup Kerem'in tam karşısında durdu. "Geriye çekilirsem bu adam birkaç dakika içinde şoktan ölecek. Ayrıca polisten önce bir ortopediste ihtiyacınız var. Çünkü bu eli bu hale getiren şey bir kaza değil, kusursuzca planlanmış bir işkence metodu. Katiliniz arkasında tıbbi bir imza bırakmış."
Kerem, Derya'nın bu cesur ve profesyonel çıkışı karşısında duraksadı. O an, bu karanlık sokakta fırtınalı bir denizi andıran iki çift gözün kesişmesi, sadece bir cinayet davasının değil; onları yavaş yavaş ele geçirecek, çözülmesi de kabullenilmesi de imkânsız bir aşkın ilk tehlikeli adımıydı.
Bölüm etkileşimi
