7. bölüm / 30
Rehin [SKZ]7🩸Kaçıyor Musun?
Bölümler 30Şu an: 7🩸Kaçıyor Musun?
- 1 1🩸Rehine mi?823 kelime
- 2 2🩸Sana Güveniyorum674 kelime
- 3 3🩸Sen Kimsin?1.066 kelime
- 4 4🩸Çapkın1.362 kelime
- 5 5🩸Rol Yapmakta Üstüne Yok853 kelime
- 6 6🩸Ben Doktorum903 kelime
- 7 7🩸Kaçıyor Musun?906 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8🩸Nesiniz Siz?1.329 kelime
- 9 9🩸Ali Cabbar1.791 kelime
- 10 10🩸Hyunjin...481 kelime
- 11 11🩸Git Artık, Git!1.033 kelime
- 12 12🩸Ayvayı Yedik Güzelim834 kelime
- 13 13🩸Deliyiz Ulan Biz!805 kelime
- 14 14🩸Yüzüm Olmaz!1.132 kelime
- 15 15🩸Bebeğime İyi Bakın769 kelime
- 16 16🩸Bir Yaralı Var1.578 kelime
- 17 17🩸İhanet883 kelime
- 18 18🩸Kaderimsin, Demek Oluyor1.269 kelime
- 19 19🩸Hah, Şunu Bileydin!684 kelime
- 20 20🩸Benim Savaşçı Sevgilim1.365 kelime
- 21 21🩸Her Ne Olursa Olsun685 kelime
- 22 22🩸Korktum Senden678 kelime
- 23 23🩸Çünkü Yalan Söyledi1.562 kelime
- 24 24🩸Neden Yaşıyorum Ki?!1.279 kelime
- 25 25🩸O Kadar Çok Mu?1.524 kelime
- 26 26🩸Bitiyordu Her Şey1.097 kelime
- 27 27🩸Sen Varsın1.144 kelime
- 28 28🩸Mutluluk Gözyaşları539 kelime
- 29 🩸FİNAL~Part1🩸2.054 kelime
- 30 🩸FİNAL~ Part 2🩸958 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Hwa Jin! Hwa Jin buraya tut!"
Teknolojik aletlerin satıldığı mağazaya girdik girmesine de, buranın ışıklarını kapatmışlar. Mağaza kapkaranlık. Hiçbir şey görünmüyor.
Girdiğimizden beri debelenip duruyoruz. Elimizle yoklaya yoklaya, ağır adımlarla ilerliyor ve dokunduğumuz şeyleri düşürmemeye çalışıyorduk.
En sonunda dayanamadım ve Jisung'un şarjı azalan telefonunu aldım. Flaşını yakarak flaşın çevresini ellerimle sardım. Işık yayılırsa direkt dikkat çekerdik çünkü bu karanlığın içinde.
Flaşı ben tutuyorum ve Jisung da bulduğu büyük çantaya lâzım olan ne varsa en ince detayına kadar düşünerek dolduruyor.
Lee Know gerimizde gözetmenlik yapıyor.
Elimizdeki tabancalara adamların üzerinde bulduğumuz susturucuları takmıştık. Uzun namlulu silahları da omzumuza asmıştık.
Elimizden geldiğince askerleri öldürmemeye çalışacaktık tabii ama eğer zorunda kalırsak yapacak başka bir şey yok. Kendi nefsimizi müdafaa etmek için gerekirse öldürürüz.
Bangchan Jisung'un doldurduğu çantayı tutuyordu. Jisung da malzeme arayıp bulduğunu Bangchan'ķn tuttuğu çantanın içine dolduruyordu.
Telefonun ekranını açarak saate baktım. O an endişeye kapılarak çocuklara fısıldadım.
"Daha hızlı olmalıyız. Biz daha malzeme dolduramadan 1 saate yaklaştı beyler. Saatte bir, bir kişi demişlerdi."
Bangchan bana baktı. Önümde olduğu için flaşın ışığıyla onu görebiliyordum.
"Endişelenme."dedi.
Ama imkânsızdı.
Hyunjin de orada.
Ya ona bir şey olursa? Ya seçecekleri kişi o olursa? Hyunjin olmasa bile... Masum insanlar ölüyor.
Lee Know kısık sesle bize seslenerek yanıma koştu.
"Hwa Jin flaşı kapat! Saklanın hemen! Saklanın biri geliyor!"
Flaşı kapattım. Flaş açıkken gördüğüm yere geçmek için hareket ettim ancak biriyle takıldım.
Zifiri karanlık olduğu için kim olduğunu göremiyordum ama takıldığım kişi bana sıkıca sarıldı ve düşerken beraber düştük.
Biraz ses çıkarmış olabiliriz düşerken ama çok da kayda değer bir ses olmadı bu.
Düştüğüm kişi yerde uzanırken dahi beni sıkı sıkı tutmaya devam etti. Belime sarılmıştı. Başım göğsündeydi. Nefesi alnıma değiyordu.
Neden tuhaf oldum ben? Çok değişik hissediyorum. Heyecan mı yaptım yine? Sanki mülakatta rütbeli amirlerin karşısındaymışım gibi atıyor yüreğim.
Bu koku tanıdık geliyordu ve sanırım altımda kalan kişinin kim olduğunu biliyordum.
"Lee Know, sen misin?" diye fısıldadım.
Benim nefesimin de onun yüzüne çarptığına emindim. Çok yakındık, hem de çok.
Açık olan uzun saçlarım onun yüzüne dökülmüştü ama bunca geçen zamana rağmen rahatsız olmamış, her zamanki gibi huysuzlanmamıştı.
"Benim."dedi fısıldayarak.
Nefesi bir kere daha yüzümü okşadı. Yüzümü okşayan o tek nefes tüm vücuduma hoş bir ürperti dalgası yaydı.
Düzensizleştiğini hissettiğim nefesim anlaşılmasın diye nefesimi tuttum. Lee Know burnundan gülümsedi.
"Tutma nefesini." dedi ve bu hoşuna gitmiş gibi kollarıyla beni daha sıkı sardı. Belimde sıkılaşan kolları beni giderek heyecanlandırırken çok utandım.
Hemen kendimi oradan çekmek istedim ancak adım sesleriyle birlikte birkaç askerin sesini mağaza önünde duyunca yerimden kıpırdayamadım.
Gözlerimi yumdum.
Keşke yummasaymışım.
Gözlerim çok acıyordu. Ortam zifiri karanlıktı ve beni mayıştıran güzel bir koku da soluyordum. Günlerdir uykusuzdum. İyice uyku bastırdı.
Kendime gelmeliydim. Uyumamam lâzımdı ancak ikide bir gözlerim kayıyordu.
Direnmeye çalışıyor ve onları açık tutmaya çabalıyordum ama işe yaramıyordu.
En sonunda uykuma yenildim. Beni saran Lee Know'un kolları arasına kendimi bırakıverdim.
Başımı göğsüne yaslayıp derin bir uykuya daldım.
🩸
"Hwa Jin! Hadi,uyan artık. Nam Hwa Jin!"
Dürtülmekten rahatsızlık duyarak güçlükle gözlerimi açtım. Neredeydim ben?
Aklıma en son Lee Know'un kolları arasında uyuduğum gelince anında gözlerimi irileştirdim. Başımda o vardı.
Hemen onu kolundan tutarak endişeyle sorularımı dizdim.
"Ne kadar zamandır uyuyorum?! 1 saat oldu mu? Bi-birini öldürdüler mi? Hyun-Hyunjin! Hyunjin!"
"Sakin ol. Sakin ol Hwa Jin. Çok değil 1 saat kadar uyudun ama çok ihtiyacın vardı biliyorum. Günlerdir akademide çok hırpalandın. Neyse... Evet, birini de öldürdüler ama öldürdükleri yaşlı bir amcaymış. Jisung bütün malzemeleri aldı. Şu an sinema salonlarından 4.salonun içindeyiz. Sinema salonlarında kamera olmadığını fark ettik. Planlarımızı burada yapacağız. Jisung buraya kurulacak."
Çevreme bakındım.
Şu an sinema salonunun en arkasında, en yüksekteydik. Kırmızı koltukların arasında, yerdeydik.
Ayağa kalktım.
Jisung da bir arkamda aletleri kurmuştu. Arka tarafta kablolar içerisinde oturuyor, bilgisayara gömülü vaziyette duruyordu.
"Bangchan nerede?"
"Buradayım."
Önümden bir mırıltı duyunca ayağa kalkarak önümdeki dizili sıra koltuklara baktım.
Bangchan koltuklardan birine oturmuş, başını geriye atmış ve gözlerini kapatmıştı. Kolları birbirine bağlıydı. Ayaklarını üst üste atıp bir altında bulunan koltukların üstüne yerleştirmişti.
Bir kere daha mırıldandı.
"Gözlerimi dinlendiriyorum."
Sonra gözlerini açmadan bir kere daha mırıldanarak söze girdi.
"Jisung işini hâlledene kadar siz de yatıp dinlenin biraz. İşimiz daha da zorlaşacak gibi. Yorgun düşmeyin."
Ben sorumu sormadan Jisung normal ses tonuyla söze girip aklımdaki soruyu cevaplandırdı.
"Sinema salonlarına giriş yapılan büyük kapıya cihaz yerleştirdim. Biri yaklaşırsa ya da içeri girerse bizi uyaracak. Burada güvendeyiz. Şimdi kameraları, sistemi hacklemeye çalışıyorum."
Sustum ancak yan tarafımda bana baktığını hissettiğim Lee Know ile yeniden utandım. Ona bakamadım. Üzerinde olduğum anlar aklıma düşüp o anki hislerin benzerini tekrar hissedince yanında duramayacağımı anladım.
Ayağa kalktım.
Lee Know hızla beni bileğimden yakaladı. Beklemiyordum. Başımı arkaya çevirip ona odaklandım. Gülümseyen yüzüyle gözlerime bakıp sordu.
"Ne o? Kaçıyor musun? Seni etkilemiş olamam değil mi?"
Bileğimi elinden sertçe çekip kurtarmaya çalıştım.
"Ne saçmalıyorsun? Neden kaçacakmışım? Canım sıkıldı, Bangchan ile sohbet edeceğim. Hah, ayrıca senden etkilenmek mi? Komiksin!"
Lee Know daha çok eğlendi.
Boşta olan elini havaya kaldırdı. Kendi yüzünün önünde sallayıp, "Yüzün", dedi.
"Utançtan kıpkırmızı olmuş. Yalan söyleme."
"Utançtan değil, sinirdendir o!"
"Benim çok iyi bir yalancı olduğumu söylüyordun. Biliyor musun Hwa Jin, evet öyle. Çok iyi bir yalancıyım. Hatta bu konuda doktora bile yapabilirim. Bu yüzden..."
Bileğimdeki elini elime indirdi ve elimi tuttuktan sonra sözlerinin devamını getirdi.
"Yalan söyleyen bir kişinin yalan söylediğini anında anlayabilirim. Tıpkı şu an olduğu gibi."
Alt dudağımı dişleyip yutkundum. Gözleri bir ara dudaklarıma kaydı. O an kendimi toparlamam gerektiğini daha çok fark edip elimi kuvvetle elinden çektim.
Tuttuğu elim sanki alev alev yanıyordu.
Bu normal değildi. Hem de hiç değildi.
Hızla önüme döndüm.
Elastik bir şekilde dolanmadan, bir önümdeki koltuğa atladım.
...
Bölüm etkileşimi
