17. bölüm / 30
Rehin [SKZ]17🩸İhanet
Bölümler 30Şu an: 17🩸İhanet
- 1 1🩸Rehine mi?823 kelime
- 2 2🩸Sana Güveniyorum674 kelime
- 3 3🩸Sen Kimsin?1.066 kelime
- 4 4🩸Çapkın1.362 kelime
- 5 5🩸Rol Yapmakta Üstüne Yok853 kelime
- 6 6🩸Ben Doktorum903 kelime
- 7 7🩸Kaçıyor Musun?906 kelime
- 8 8🩸Nesiniz Siz?1.329 kelime
- 9 9🩸Ali Cabbar1.791 kelime
- 10 10🩸Hyunjin...481 kelime
- 11 11🩸Git Artık, Git!1.033 kelime
- 12 12🩸Ayvayı Yedik Güzelim834 kelime
- 13 13🩸Deliyiz Ulan Biz!805 kelime
- 14 14🩸Yüzüm Olmaz!1.132 kelime
- 15 15🩸Bebeğime İyi Bakın769 kelime
- 16 16🩸Bir Yaralı Var1.578 kelime
- 17 17🩸İhanet883 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 18🩸Kaderimsin, Demek Oluyor1.269 kelime
- 19 19🩸Hah, Şunu Bileydin!684 kelime
- 20 20🩸Benim Savaşçı Sevgilim1.365 kelime
- 21 21🩸Her Ne Olursa Olsun685 kelime
- 22 22🩸Korktum Senden678 kelime
- 23 23🩸Çünkü Yalan Söyledi1.562 kelime
- 24 24🩸Neden Yaşıyorum Ki?!1.279 kelime
- 25 25🩸O Kadar Çok Mu?1.524 kelime
- 26 26🩸Bitiyordu Her Şey1.097 kelime
- 27 27🩸Sen Varsın1.144 kelime
- 28 28🩸Mutluluk Gözyaşları539 kelime
- 29 🩸FİNAL~Part1🩸2.054 kelime
- 30 🩸FİNAL~ Part 2🩸958 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Tam o esnada Yüzbaşı Lee Felix'in gür sesini işittik.
"Lanet olsun! Dışarıda neler oluyor öyle?!"
Herkes başını çevirip dikkatle dışarıya baktı.
Ben de dikkatli bir şekilde bir yandan askere bakarken göz ucuyla dışarı bakmaya çalıştım.
Baktığım gibi anında benim de gözlerim dehşetle irileşti.
Dışarıda, birlikte bunca zaman bekleyen polisler birbirlerine silah çekmişlerdi. Bazı polisler büyük ihtimalle rütbeli olan sivil polisleri rehin almıştı.
Yüzbaşı Felix'in omzundan tutarak yere çöktürdüğü bir hain gülmeye başlayınca hepimiz ona döndük.
"Ya devlet bizi kabul ederek istifa edecek ya da biz zorla devletin başına geçeceğiz. Buradan çıkamayacaksınız. Biz sadece burada değil, her yerdeyiz. Sağınızda, solunuzda, her yerde."
Sözlerinden hemen sonra sağdan soldan, özel timin içinden Yüzbaşı Felix'e silah çekenler oldu.
İçerideki özel tim de ikiye bölünmüştü. Herkes birbirine silah çekmişti ve dolayısıyla yine herkes büyük bir şaşkınlık içindeydi.
Felix komutan da donup kaldı.
"Olamaz. Siz... Benim dostlarım... Hayır, hayır hayır olamaz. Olamaz..."
Özel timden bir kişi Felix komutana doğrulttuğu silahıyla, yalvaran gözlerle bakıp konuştu.
"Silahları bırakın Felix. Teslim olun. Sizi öldürmek istemiyorum, istemiyoruz. Lütfen... Direnmeyin."
Bunca zaman belki de sırt sırta vererek görev yaptıkları can dostları tarafından sırtlarından vurulmuşlardı.
Felix komutanın şaşkınlığıyla birleşen üzüntüsü gözlerinden okunuyordu.
Mağazanın içinde bunca zaman rehin edilen insanlar yine endişe içerisinde bir araya toplandılar.
Silah doğrulttuğum asker bana doğru uzanmak için bir hamle yapınca silahın dipçiğini hızla alnına geçirdim.
O kadar şiddetli vurmuştum ki anında bayılarak yere serilmişti.
Merdivenlerin hemen yanında, diğer askerlerden oldukça uzaktık. Yerde uzanan Lee Know'un başında Seungmin ve ayakta durup olan biteni şaşkınlıkla izleyen bir asker daha vardı.
Bu curcunada şaşkın kalan taraftan olup bize ya da birbirlerine silah doğrultmadıklarına göre ikisinin de hain olma durumu yoktu.
Açıkta olduğu için diğer askeri kolundan tutup merdivene doğru çektim ve sırtını duvara yaslamasını sağladım.
Bir yandan başımı uzatıp uzatıp Felix komutana ve çevresinde olup bitenlere bakıyor, bir yandan da durmak bilmeden akmaya devam eden gözyaşlarımı durdurmaya çalışıyordum.
Neden olaylar bir türlü bitmek bilmiyordu?
Lee Know bu hâlde daha ne kadar dayanabilirdi ki?
Gözlerimi, güzel gözlerini açık tutmakta zorlanan Lee Know'a odakladım.
"Lütfen dayan Lee Know. Lütfen..." Çaresizce yalvarmaktan başka şimdilik elimden hiçbir şey gelmiyordu. Berbat hissediyordum.
Felix komutanı, Hyunjin'i, Bangchan ve Jisung'u hızlıca bir kontrol ettikten sonra gözlerim Felix komutana odaklandı. Ne yapacağımı bilmiyor, ben de merakla ondan gelecek bir hareketi bekliyordum.
Uzun süre bir şey olmayınca ve herkes birbirine silah doğrultmuş şekilde kalmaya devam edince eğildim.
Lee Know'un başına çöküp uzun namlulu silahı sol elime aldım.
Sağ elimle eline uzandım. Ona güç vermek istercesine elini sıktım.
Lee Know hâlsizce başını kaldırdı.
Gözlerini gözlerime çıkardı.
Yutkundu. Yutkunurken yüzünü buruşturdu.
Dudakları oldukça kurumuştu.
Alnında boncuk boncuk ter birikmişti.
Konuşmak için ağzını açtı lâkin hiçbir şey söyleyemedi. Zorlanıyordu.
Sesli sesli ağlamaya başladım. Uzun zaman sonra ilk defa Lee Know için bu derecede ağlıyordum.
Şu an hiçbir şey umurumda değildi. Lee Know'u bu hâlde gördükçe öyle bir sinirleniyordum ki bu sinirin gözümü döndüreceğini biliyordum.
Sonunda olan oldu. Gözüm tamamen döndü.
Dişlerimi bastırıp sıkıca sıkarken sol elimdeki silahı kaldırdım. Ayağa kalktım.
Burnumu çekip donuk bir ifadeyle ileriye baktım.
Tek gözümü kapatarak Yüzbaşı Felix'e silahını doğrultmuş olan haine nişan aldım.
Arkamdaki 2 askere kısaca bilgi verdim.
"Yüzbaşı Felix'e silah doğrultan haini indireceğim. Siz de diğer hainleri aklınıza kazıyın derim. Bizleri görmüyorlar şu an. Onları hızlıca indirirsek başarabiliriz."
Duvara yaslanmasını sağladığım asker şaşkınlığını bir kenara bırakarak omzunda asılı olan silahı eline aldı. Yanıma geldi. Başını temkinlice uzatıp baktı.
"Timin yarısı nasıl hain çıkabilir? Biri burada." diyerek az evvel silahın dipçiğiyle alnına vurarak bayılttığım askeri gözleriyle işaret etti.
Ardından yeniden önüne döndü.
"Orada da 9 kişi saydım. Geriye kalıyor bizden 10 kişi. İkimiz buradayız. Orada 8 dostumuz var."
Sormak istediğim soruyu hemen dillendirdim.
"Hepsi birbirlerine silah çekti. Hangisi dost hangisi hain anlayabiliyor musun?"
Çünkü ben anlayamıyordum. Tek ayırt edebildiğim hain Yüzbaşı Felix'e silah doğrultan, şu an nişan alarak beklediğim haindi.
Ah, bir de Yüzbaşı Felix'in hemen arkasındaki 2 asker kesinlikle dost diyebileceğimiz tarafta olmalıydı. Çünkü hemen arkasında olmalarına rağmen namluları Yüzbaşı Felix'e değil, başkalarına dönüktü. O hâlde, onların da nişan aldığı kişiler hain olmalıydı.
"Bir dakika, tamam. Şu an hangileri hain hangileri dost tarafta tahmin edebiliyorum."
"Evet, ayırt edilebiliyor."
Seungmin de Lee Know'un başından kalkıp yanımıza geldi. Hızlıca bir göz attı.
"Çok hızlı olmalıyız Changbin hyung."
"Evet. Biz doğru kişileri hedef alıp indirelim, gerisini bizimkiler de hızla hâlleder."
Seungmin, "Hâlledemese bile yapabiliriz," dedi.
Başımı salladım.
"Evet, yapabiliriz."dedikten sonra bir kere daha söze girdim.
"Yüzbaşı Felix'e silah doğrultan kişi namlumun ucunda. Onu ve yanındaki 2 haini ben indiririm."
İsminin Changbin olduğunu anladığım asker, "Üçünü birden hâlledebilir misin?" diye sordu.
"Hâllederim."
"O hâlde Seungmin; Sae Wook, An Hyeop ve Su Jin bende."
Seungmin başıyla onayladı. Kendi silahı bende olduğu için yerdeki bayılan askerin silahını Lee Know'un kanına bulanan elleriyle alırken konuştu.
"Geri kalan üçü de bende."
Changbin ve Seungmin'in bakışlarının bende olduğunu hissettim. Sanırım onayı benden bekliyorlardı.
Gözlerimi hedefimden ayırmadan hızla bekledikleri onayı verdim.
"İlk atışımla beraber sizler de başlayabilirsiniz."
Seungmin eğildi ve dizlerinin üzerinde pozisyon alarak nişan aldı.
Hazır olduklarını görünce beklemeden ilk atışı yaptım.
Yüzbaşı Felix'e silah doğrultan haini tam alnının ortasından vurdum. O daha yere yığılamadan sağındaki ve solundaki iki haini birden de vurarak yere serdim.
Aynı esnada pek çok ses yükselmiş, Seungmin ve Changbin de atışlarını başarıyla yapmıştı.
Yüzbaşı Felix ve geriye kalan askerler ise esir olarak aldıkları birkaç darbeci askerin daha hareketlenmeye çalışmasıyla birlikte hızla onları hâlletmişti.
Şu an alışveriş merkezinin içindeki kontrolü yeniden sağlayabilmiştik.
...
Bölüm etkileşimi
