18. bölüm · Rehin [SKZ]

18🩸Kaderimsin, Demek Oluyor

Gece Kuşu

Derin bir nefes verdim.

Yüzbaşı Felix atışın yapıldığı yere, bize doğru koşar adımlarla gelirken arkama döndüm. Yerde baygın duran haine gözüm takıldı.

Bu zamana kadar pek çok haini öldürdüğüm için dert etmedim ve içimden atamadığım sinirle silahı ona doğrulttum.

Kendine geldiğinde yeniden bize sorun çıkaramamalıydı. Aslında daha doğrusu, diri olarak ele geçirilmemeliydi. O da bir haindi. Ölmeliydi.

Silahı yerdeki askere doğrulttuğum vakit Yüzbaşı Felix beni durdurdu.

"Bekle, sakın öldürme!"

Kendimi güçlükle tuttum.

Yüzbaşı Felix'e baktım.

"Neden? Neden yüzbaşım, neden?!"

"Vereceği ifadeler daha kıymetli olabilir de ondan. Yoksa ben de meraklı değilim, bunca zamandır dost bildiğimiz hainlerin yaşatılmasına. Lütfen sakin ol ve o silahı indir."

Dediğini yaptım. Silahı indirip omzuma astıktan sonra Lee Know'un başına çömeldim.

Seungmin de hemen yanıma geldi. Lee Know'u kontrol etti.

"Yüzbaşım, durumu giderek ağırlaşıyor! Buradan çıkabilecek miyiz?"

Yüzbaşı Felix sıkıntıyla derin bir nefes verdi. Elleriyle saçlarını karıştırıp dışarıya göz attı.

"Bilmiyorum Seungmin. Şu an her şey o kadar karışık bir hâl aldı ki, bilmiyorum. Dışarıya bakın. Orada ayrı kıyamet kopuyor ama kimse içeriye girmeye çalışmıyor. Bir şeyler var gibi. Çıkmamız daha tehlikeli olabilir."

Bayılan askerin bize söylediği kelimeler aklıma gelince akan burnumu çekip hızla söze girdim.

"Bu hain bayılmadan önce bir şeyler geveledi Yüzbaşım. Yüksek ihtimalle giriş çıkış yapılabilecek yerlere bir bomba düzeneği yerleştirilmiş olabilir."

"Bu ihtimal üzerinde duruyorduk ama... Her neyse, Seungmin. Biraz daha burada olacağız gibi görünüyor. Hastanın durumu ağır diyorsun. En iyisi şöyle yapalım: Changbin sen rehineler arasında doktor ya da hemşire olanlar varsa al getir. Seungmin, seni de hastayla birlikte üst kattaki eczaneye çıkaralım. Belki aradığın malzemeleri bulur ve onu hayatta tutabilirsiniz."

Seungmin kana bulanan tişörtleri bir kenara atıp Lee Know'un karnına yeni tişörtler bastırmaya devam ederken onay verdi.

"Çok iyi olur yüzbaşım."

Changbin de hızla yanımızdan ayrıldı. Çok geçmeden yanında Bangchan ve sağlık çalışanı olduğunu tahmin edebildiğimiz birkaç kişiyle birlikte yanımıza geldi.

"Sung Hoon, bizim içeriye giriş yaptığımız odada nöbette kal. Kapın açık kalsın. Bu katta bırakacağım askerlerle irtibat hâlinde ol."

Sung Hoon isimli asker sessiz bir şekilde başıyla onay verdi.

"Heeseung, Sunoo; giriş katın kontrolü de sizde. Gözünüzü dört açın. Sung Hoon ile devamlı konuşup irtibatta kalın."

Gördüğüm 2 asker daha aynı şekilde başarıyla onay verdiler.

"Jake, Jay, Niki, sizler de 2.kata çıkıp konuçlanın. Biz 1.katta olacağız. Telsizlerinizi kontrol edin. 5 dakikada bir her birinizden durum raporu istiyorum."

Askerler Yüzbaşı Felix'in emirlerine başarıyla onay verdiler ve görevleri için yanımızdan uzaklaştılar.

"Sayımız çok az. Otopark katında da birileri olsaydı iyi olurdu."

Yanımızda kalan tek asker siyah beresiyle birlikte başını sağa yatırıp Yüzbaşı Felix'e tebessüm etti. Onun tebessümü Yüzbaşı Felix'in de yüzünde hafif bir tebessüm oluşturdu. İşaret parmağıyla o askeri işaret edip konuştu.

"Sana daha önemli bir görev vereceğim Jungwon. Bekle."

Jungwon, yumruk yaptığı sağ elini havaya kaldırdı ve başparmağını kaldırarak Yüzbaşı Felix'i onayladı.

O arada Jeongin öne atıldı.

"Ben de henüz akademi öğrencisiyim ama yapabilirim komutanım."

Yüzbaşı Felix ona baktıktan sonra, "Peki," dedi. "Changbin, ekibimizdeki hainlerin kulak içi telsizlerini topla. Bize yardımcı olabilecek kişilere veririz."

"Hemen komutanım."

Changbin, yanımızdaki baygın olan hainin ve öbür tarafta öldürdüğümüz hainlerin kulaklarından telsizleri çıkardı. Koşarak yanımıza geldi. Birini Jeongin'e uzattı.

Jeongin uzanarak telsizi aldı ve kulağına yerleştirdi.

Bu sırada Yüzbaşı Felix beni işaret etti.

"Hwa Jin'e de ver. Bize yardımcı olabilecek en yüksek potansiyele sahip kişilerden biri."

Changbin bana hızlıca telsizi uzattı. Uzandım ve telsizi alıp kulağıma takmaya başladım.

Hyunjin rahat durmadı.

"Ben sivilim ama gönüllüyüm. Yardımcı olabilirim."

Hemen arkasından Jisung da atıldı.

"Ben de gönüllüyüm. Elimden geldiğince yardım etmek isterim."

Rehin olarak tutulan kişilerden birkaç erkek daha öne çıktı ve onlar da gönüllü olduklarını bir bir belirtti.

"Ben de gönüllüyüm."
"Ben de."
"Elimiz kolumuz bağlı durmaktan iyidir."
"Boş boş oturmak istemiyoruz."
"Beni uykusuz bırakan bu itlerden hesap sormama müsaade edin."

Yüzbaşı Felix memnun bir şekilde tebessüm etti.

"Harika, isimleriniz neydi?"

"Hwang Hyunjin."
"Han Jisung."
"Yang Jeongin."

Tanıdığım kişiler birer birer elini kaldırıp ismini söyledikten sonra tanımadığım, siviller arasından gelen kişiler konuşma sıralarına göre isimlerini söylediler.

"Park Jimin."
"Jeon Jungkook."
"Kim Taehyung."
"Jung Hoseok."
"Min Yoongi."

Yüzbaşı Felix, herkesin ismini öğrendikten sonra hepsine hitaben bir kere daha sordu.

"Askerlik yaptınız mı?"

Jisung dışında herkesten onay geldi. Yüzbaşı Felix onay gelmeyen Jisung'a baksa da sorun etmedi ve, "Her neyse," dedi.

"Şu an pek de bir önemi yok. Changbin, hepsine telsiz ver. Ekipteki uzun namlulu silah ve tabancalardan onlara da temin et."

Changbin bir kere daha koştururken Yüzbaşı Felix Jisung'a baktı.

"Sen ve Jungkook, Jeongin'e otopark katında yardım edin. Deponun da o katta olması lazım. Tüm girişler orada da kapalı ve girişlerde yine tuzaklar olabilir. Her ihtimale karşı girişlerden uzak durun ama yine oraları görebileceğiniz bir yerde vaziyet alın. 5 dakikada bir sizlerin de sesini duymak istiyorum. Anlaşıldı mı?"

"Anlaşıldı."
"Anlaşıldı."
"Anlaşıldı."

Gözlerinin hedefi bu sefer de Hyunjin oldu.

"Sen, Changbin ile beraber meydanda gördüğün tüm silahları topla ve bir üst katta toplanacağımız yere getir."

Hyunjin de hemen onay verdi.

"Tamam komutanım. Nerede toplanacağız?"

Yüzbaşı Felix biraz düşündü. Ardından herkesle göz teması kurarak konuştu.

"Burası pek güvenli değil. Dışarıdaki olaylar büyürse, kurşunların hedefi burası da olursa camlardan ötürü felaketler yaşanır. En üst kat da olmaz. Herhangi bir saldırı ihtimaline karşı sanırım en güvenli yer ara kat olur."

Gözleri, kalan kişileri buldu.

"Jimin, Taehyung, Hoseok, Yoongi; sizler de sivilleri bizimle beraber bir üst kata çıkarın. Orada güvenli bir yer bulup sivilleri yerleştirin. Onları koruma vazifesi Jungwon ile beraber sizde. Gözünüzü dört açın. Jungwon'un emrinden çıkmayın."

Herkes görevini anladıktan sonra bir bir dağıldı. Çevremizdeki koşuşturmaca hız kesmeden sürdü.

Bangchan'ın son derece halsiz bir şekilde yanına gelen sivillerle konuştuğunu işittim.

"Yani biriniz hemşire, ikiniz doktorsunuz. Harika. Peki ya siz?"

Seungmin'e hitaben sorduğu soruya Seungmin başını kaldırarak cevap verdi.

"Ben tabip teğmenim."

Bangchan başıyla Seungmin'i onayladı ve Yüzbaşı Felix'e baktı.

"Yüzbaşım, biz müsaadenizle önden çıkıp gerekli olabilecek malzemeleri temin etmeye ve toparlamaya çalışalım. Bir ameliyat ortamı oluşturalım."

Yüzbaşı hızla söze girdi.

"Elbette doktor bey, siz hızlıca çıkın. Biz de geliyoruz."

Hyunjin ve Changbin etraftaki silahları ve kalkanları bir kenarda toparlarken Yüzbaşı bir kere daha onlara seslendi.

"Changbin, Hyunjin! Öncelikle buraya bir bakın."

İkisi de yapmakta olduğu işi bırakıp anında yanımıza geldiler. Yüzbaşı devam etti.

"Seungmin, hızlı kurulan sedyemiz yanımızda mıydı?"

"Evet komutanım, sırtımda." dedikten sonra gözleri beni buldu.

"Hwa Jin, lütfen bastırmaya devam et."

Seungmin elini çeker çekmez tişörtlerle Lee Know'un yarasına bastırmaya devam ettim. Sevdiğim adamın ter içinde kalan yüzüne baktım.

Ona baktıkça burn direğim defalarca kez sızladı. Gözlerim doldu. Dudaklarım tir tir titredi.

Düğümlenen boğazım yüzünden güçlükle, "Lee Know, beni duyuyorsun değil mi?" diye sordum.

Gözlerini çok hafif araladı. Hâlsizliği sesine de yansımıştı. Oldukça kısık ve düşük bir sesle, iki kelimesinde bir nefeslene nefeslene konuştu.

"Duyuyorum güzelim, merak etme. O öpücükleri senden almadan hiçbir yere gitmeye niyetim yok. Endişelenme."

O böyle de söyleyince dayanamadım.

Hızla uzandım ve alnına dökülen saçlarının üzerine, kokusunu içime çeke çeke uzun bir öpücük kondurdum.

Ağır ağır gülümsedi.

"Kaderimsin, demek oluyor bu öpücük. Biliyorsun değil mi?"

"Nasıl?"

Kuruyan dudaklarını yaladı. Baygın bakan güzel gözlerini gözlerime çıkardı.

"İnsanların kaderleri alınlarında yazarmış. Bu yüzden kadere alın yazısı derlermiş. Sen beni alnımdan öptün. Kaderime mührünü bastın be güzelim."

Gözlerimden durduramadığım gözyaşlarım akmaya devam ederken ben de ona gülümsedim.

"Bu mantığa göre bakacak olursak eğer; ölürsen, ölürüm Lee Know."

"Buna izin vermeyeceğim."

Seungmin sırtındaki büyük, siyah çantadan sedyeyi çıkardı ve hızlıca yanımda kurmaya başladı. Kurulumu tamamlanır tamamlanmaz da Hyunjin ve Changbin'in yardımıyla Lee Know sedyeye taşındı.

Hep birlikte üst kata doğru çıkmaya başladık.

...

Enhpen ile Stray Kids etkileşimini her kurgumda kullanmayı aşırı seviyorum ya.🤣

Enhypen, bu kurgumuza da hoş geldiniz.🤭

Canlar, ortalıkta yoktum yoktum ama Beni Bırakma'da olduğu gibi sizleri bölüm yağmuruna tutmaya ve finale götürmeye geldim.🤣

Yazacak ve yazar yazmaz atacağım. Finale gideceğiz. Zaten az bir bölümümüz kaldı. Bir bakmışsınız final olmuşuz.🥰

Beni instagramdan da takip etmeyi unutmayın lütfen. Kullanıcı Adım: gecekusununevreni

Hoşça kalın, sağlıcakla kalın.💙