19. bölüm / 30
Rehin [SKZ]19🩸Hah, Şunu Bileydin!
Bölümler 30Şu an: 19🩸Hah, Şunu Bileydin!
- 1 1🩸Rehine mi?823 kelime
- 2 2🩸Sana Güveniyorum674 kelime
- 3 3🩸Sen Kimsin?1.066 kelime
- 4 4🩸Çapkın1.362 kelime
- 5 5🩸Rol Yapmakta Üstüne Yok853 kelime
- 6 6🩸Ben Doktorum903 kelime
- 7 7🩸Kaçıyor Musun?906 kelime
- 8 8🩸Nesiniz Siz?1.329 kelime
- 9 9🩸Ali Cabbar1.791 kelime
- 10 10🩸Hyunjin...481 kelime
- 11 11🩸Git Artık, Git!1.033 kelime
- 12 12🩸Ayvayı Yedik Güzelim834 kelime
- 13 13🩸Deliyiz Ulan Biz!805 kelime
- 14 14🩸Yüzüm Olmaz!1.132 kelime
- 15 15🩸Bebeğime İyi Bakın769 kelime
- 16 16🩸Bir Yaralı Var1.578 kelime
- 17 17🩸İhanet883 kelime
- 18 18🩸Kaderimsin, Demek Oluyor1.269 kelime
- 19 19🩸Hah, Şunu Bileydin!684 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 20🩸Benim Savaşçı Sevgilim1.365 kelime
- 21 21🩸Her Ne Olursa Olsun685 kelime
- 22 22🩸Korktum Senden678 kelime
- 23 23🩸Çünkü Yalan Söyledi1.562 kelime
- 24 24🩸Neden Yaşıyorum Ki?!1.279 kelime
- 25 25🩸O Kadar Çok Mu?1.524 kelime
- 26 26🩸Bitiyordu Her Şey1.097 kelime
- 27 27🩸Sen Varsın1.144 kelime
- 28 28🩸Mutluluk Gözyaşları539 kelime
- 29 🩸FİNAL~Part1🩸2.054 kelime
- 30 🩸FİNAL~ Part 2🩸958 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Eczanenin önünde bir oraya bir buraya gidip geliyor, ara katı düşünceli bir şekilde turlayıp duruyordum.
Aklımdaki tek şey Minho'ydu. Bir ameliyathane olmadan elimizdeki şartlarda ameliyat ediliyor olması beni oldukça endişelendiriyordu. Öte yandan güvenimi kazanan Bangchan gibi bir doktorun orada olması yüreğime az da olsa su serpiyordu.
Ben ara katta gezinip dururken Yüzbaşı Felix'i gördüm. Yürüyen merdivenler yedikleri kurşunlardan ötürü arıza verdiği için çalışmıyordu. Bu sebeple Yüzbaşı, hızlı adımlarla merdivenleri birer birer çıkıp giriş kattan yukarı çıkıyordu.
Beni görünce yanıma doğru adımladı.
"Durumu nasıl? Bir haber var mı?" diye sordu.
Volta atmayı bırakıp adımlarımı durdurdum. Omuzlarımı kaldırıp indirdim.
"Bilmiyorum. Henüz hiçbir haber yok."
Derin ve titrek bir nefes alıp verdim. Alıp verdiğim her nefeste yüreğimdeki yangın âdeta harlanıyor ve beni rahatlatmak yerine daha fazla yakıyordu.
"Endişelenme. İyi olacak."
Ellerini mermer korkuluklara dayadı ve giriş kata düşünceli bir şekilde bakmaya başladı. Kuruyan dudaklarımı ıslatıp bu sefer ben sordum.
"Peki ya dışarısı? Siz herhangi bir haber aldınız mı?"
Yüzbaşı Felix gözlerini aşağıdan ve dışarıdan ayırmadan beni cevapladı.
"Hayır, hiçbir haber yok. Sinyal kesici kullanıyor olmalılar. Dışarı ile irtibatımız tamamen kesildi. Başkana ulaşamıyoruz."
"Neden buradaki rehinliğimiz devam ediyor yüzbaşım? Dışarısı hainler tarafından kuşatıldı ama gerçekten içeri girmiyorlar. Bu başlı başına tehlikede olduğumuzu göstermez mi?"
"Öyle, ama inan bana neden hâlâ uzatıyorlar anlamıyorum. Ölmemizi mi istiyorlar? Bunu şu an gayet de yapabilirler. Neden yapmıyorlar? Neden harekete geçmiyorlar? Neyi bekliyorlar?"
Düşünmeye çalıştım ama ben de herhangi bir cevap bulamadım.
Sessiz kaldım.
Yüzbaşı Felix gibi dışarıdaki hain polis ve askerlere gözlerimi diktim. Vatanına bağlı olan yüzlerce polis ve askeri oracıkta şehit etmiş ya da rehin almışlardı. İçerisi kadar dışarısı da insan bedenleriyle dolmuş, her yer kan gölüne dönmüştü. AVM çevresinde hainler vardı. Çevremiz onlar tarafından kuşatılmıştı.
Sahi, neden hâlâ harekete geçmiyor ve beklemeye devam ediyorlardı?
Bizden ne istiyorlardı?
Düşünecek pek çok şey beynimde misafirliğe gelmişken, beynimin ev sahibi olan Minho'dan haber geldi.
Kapı açılır açılmaz hızla oraya koştum. Bangchan beni gülen yüzüyle karşılaşınca her şeyin iyi gittiğini anlayıp sonunda ben de gülümsedim.
O hiçbir söylemese de ben hızla:
"Teşekkür ederim, teşekkür ederim, çok teşekkür ederim." deyip yanından geçtim. Açık bıraktığı kapıdan içeri girdim.
Minho, eczane içerisinde bulunan uzun koltukta mışıl mışıl uyuyordu.
Başında bir serum askısı vardı. Seungmin ve içeride bulunan kişiler kanlı araç gereçleri ortadan kaldırıyorlardı.
Hızlı adımlarla ilerledim ve Minho'nun yanı başına gittim. Dizlerimin üzerine oturdum. Bir elimi serum aldığı elinin üzerine yerleştirdim. Diğer elimi de onun bembeyaz kesilen pürüzsüz yüzüne attım.
Yanağını hafif hafif okşarken gözlerimi yüzünden hiç ayırmadım.
Gözlerim uzun kirpiklerinin üzerine değdiğinde sordum.
"O iyi değil mi?"
Genel olarak sorduğum soruya içeride bulunan Seungmin cevap verdi.
"Gayet iyi, merak etme. Kurşunları çıkarabildik. Yalnızca oldukça hâlsiz ve yorgun. Ki bu çok normal. Fazla kan kaybetti."
Onun için burada bulunan pek çok kişi kan vermişti.
Gülümsedim.
Eğilip yanağına kokusunu içime çeke çeke, upuzun bir öpücük kondurdum.
Kan ve terle birleşen kokusu dahi burnuma o kadar güzel geliyordu ki, bu normal olamazdı. En ufak bir kokudan tiksinen, koku hassasiyeti olan ben; söz konusu Minho olunca kendimde değildim. Bu benim için bir ilkti. O, her ne kokuyor olursa olsun bana misk gibi kokuyordu.
Yüzümdeki gülümsemeyi artırdım.
"Artık iyileşeceğine göre sana verdiğim sözleri bir bir tutacağım demektir." der demez Lee Know'un yüzünde başta hafif olan ancak daha sonra giderek büyüyen bir tebessüm belirdi.
"Hah, şunu bileydin."dedi uyku mahmuru çıkan yorgun ve bir o kadar da kısık sesiyle.
Gözlerini açamadı.
Güzel gözlerini göremesem de sesini duymak, yüzünde oluşan tebessümü görebilmek yüreğimdeki yangını söndürebilmişti.
Daha çok gülümsedim.
Gözlerimden sevinç gözyaşları dökülmeye başladığı esnada tekrar tekrar uzandım ve Lee Know'un kokusunu içime çekip saçına, alnına, yanaklarına öpücükler kondurmaya devam ettim.
Bir anda, "Dudak, dudak," deyiverdi aynı ses tonuyla.
"Orayı es geçemezsin artık."
Elinin üzerinde olan elimi dikkat ederek parmakları üzerinde gezdirdim.
"Şu hâlde bile neler düşünüyorsun? Pes Lee Know."
"Ne varmış hâlimde? Turp gibiyim ben."
Henüz gözlerini dahi açamadan konuşmaya devam etme çabası oldukça komikti. Üstelik tam olarak konuşamıyordu da. Yorgun sesi bir hayli kısıktı ve bazı kelimelere dili dönmüyordu, çoğu kelimeyi yutarak söylüyordu.
Sanki uyuyor da, uykusu sırasında mırıldanıyor gibiydi. O kadar şirin görünüyordu ki...
Yüzümden silinmeyen tebessümle şirin yüzünü seyre daldım. Ta ki içeriden yükselen 1 el silah sesini işitene dek!
...
Bölüm etkileşimi
