Bölümler 14Şu an: 3.Bölüm-Ateş Altında
- 1 1.Bölüm - Şafaktan Önce184 kelime
- 2 2.Bölüm – Sessiz İlerleyiş266 kelime
- 3 3.Bölüm-Ateş Altında473 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4. Bölüm – Kaçış Koridoru234 kelime
- 5 5. Bölüm-Eve Dönüş546 kelime
- 6 6.Bölüm-Sessizlikten Sonra270 kelime
- 7 7. Bölüm – Sessiz Sayfalar300 kelime
- 8 8. Bölüm – Üniformanın Dışındaki Hayatlar529 kelime
- 9 9. Bölüm – Fırtınadan Önce Sessizlik349 kelime
- 10 10. Bölüm — Gecenin İçindeki İz938 kelime
- 11 11.Bölüm-Kilitli Kapılar589 kelime
- 12 12.Bölüm-Geçmiş558 kelime
- 13 13.Bölüm-Geçmişin İzi967 kelime
- 14 14.Bölüm-Geçmişin gölgesi905 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Projektörlerin aydınlattığı vadi, bir anda savaş alanına dönmüştü. Kurşun sesleri dağlarda yankılanırken, Şafak Timi kayaların arkasına siper aldı.
Yüzbaşı Karahan Yıldırım, bulunduğu noktadan çevreyi hızla değerlendirdi. Düşman sayısı beklediklerinden fazlaydı.
"Mert!" diye seslendi.
"Emredin komutanım!"
"Sağ yamaçtaki gözcüleri kontrol altında tut. Efe, Emir! Benimle geliyorsunuz. Sol taraftan ilerleyip çıkış yolunu açacağız."
"Emredersiniz!"
Tim, eğitimlerde yüzlerce kez çalıştıkları düzenle harekete geçti. Herkes görevini biliyor, birbirine güveniyordu.
Mert, keskin nişancı tüfeğini kayaya yasladı. Derin bir nefes aldı ve dürbününden hedefi takip etti.
"Sağ tepe temiz..." diye fısıldadı.
Karahan, Efe ve Emir kayaların arasından sessizce ilerlerken bir patlama sesi duyuldu. Toprak ve taş parçaları etrafa savruldu.
"İyi misiniz?" diye bağırdı Karahan.
"Evet komutanım!" diye cevap verdi Efe.
Ancak Emir'in kolu taş parçasıyla yaralanmıştı.
"Önemli değil komutanım. Devam edebilirim."
Karahan kısa bir bakış attı.
"Bu timde kimse arkadaşını geride bırakmaz. Yarayı sar, sonra devam ediyoruz."
Emir, ilk yardım sargısını hızla koluna sardı.
Tam yeniden hareket edecekleri sırada Mert'in sesi telsizden duyuldu.
"Komutanım... Önümüzdeki mağarada hareket var. Birileri içeriden büyük metal sandıklar çıkarıyor."
Karahan'ın yüzü ciddileşti.
"Demek istihbarat doğruymuş..."
Sandıkların içinde ne olduğu bilinmiyordu ama bu operasyonun asıl sebebinin onlar olduğu artık kesindi.
Karahan timine baktı.
"Dinleyin! Çatışmayı uzatmayacağız. Hedefimiz sandıkları ele geçirmek. Herkes dikkatli olsun."
Askerler sessizce başlarını salladı.
Gece hâlâ karanlıktı.
Fakat doğacak şafak, yalnızca yeni bir günü değil, yıllardır gizlenen büyük bir sırrı da ortaya çıkaracaktı.Kurşun sesleri yavaş yavaş kesilmiş, vadiyi yeniden ürkütücü bir sessizlik kaplamıştı.
Yüzbaşı Karahan Yıldırım, timine el işareti yaptı.
"İleri."
Şafak Timi, mağaranın girişine sessizce yaklaştı. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir kaya oyuğu gibi görünen mağaranın içinde loş ışıklar yanıyordu.
Karahan duvara yaslandı.
"Mert, içeriyi kontrol et."
Teğmen Mert Aksoy, küçük kamerasını uzatarak mağaranın içini görüntüledi.
"Komutanım... İçeride altı kişi var. İkisi nöbet tutuyor. Diğerleri sandıkları kamyona yüklüyor."
Karahan derin bir nefes aldı.
"Kimse ateş etmeyecek. Önceliğimiz içeride ne olduğunu öğrenmek."
Tim sessizce mağaraya girdi.
İçeri girdiklerinde gördükleri manzara, beklediklerinden çok farklıydı.
Duvarlarda büyük ekranlar, dijital haritalar ve sürekli çalışan haberleşme cihazları vardı. Ortadaki masanın üzerinde ise Türkiye sınırını gösteren ayrıntılı planlar duruyordu.
Efe, haritaya dikkatlice baktı.
"Komutanım... Bunlar sınır karakollarının yerleri."
Karahan'ın yüzü sertleşti.
"Demek aylardır hazırlık yapıyorlar."
O sırada Emir, köşedeki çelik kasayı fark etti.
"Komutanım, burada kilitli bir kasa var."
Karahan kasanın kapağını açmayı başardı.
İçinde çok sayıda belge, şifreli hafıza kartı ve kırmızı dosyalar bulunuyordu.
Dosyanın kapağında yalnızca iki kelime yazıyordu:
"Şafak Planı."
Karahan dosyayı eline aldı.
Tam o anda mağaranın derinliklerinden bir alarm sesi yükseldi.
"Yetkisiz giriş tespit edildi!"
Kırmızı ikaz lambaları yanıp sönmeye başladı.
Mert telaşla bağırdı.
"Komutanım! Çıkış kapısı kapanıyor!"
Demir kapı büyük bir gürültüyle kapanırken mağaranın içi yankılandı.
Şafak Timi içeride mahsur kalmıştı.
Karahan hızla timine döndü.
"Belgeleri alın! Çıkışın başka bir yolu olmak zorunda."
Askerler mağaranın karanlık koridorlarına doğru ilerlerken uzaktan yaklaşan ayak sesleri duyuldu.
Birileri onlara doğru geliyordu.
Karahan tüfeğini omzuna aldı ve sessizce fısıldadı:
"Hazır olun... Bu kez avlanan biz değiliz."
Bölüm etkileşimi
