Bölümler 14Şu an: 11.Bölüm-Kilitli Kapılar
- 1 1.Bölüm - Şafaktan Önce184 kelime
- 2 2.Bölüm – Sessiz İlerleyiş266 kelime
- 3 3.Bölüm-Ateş Altında473 kelime
- 4 4. Bölüm – Kaçış Koridoru234 kelime
- 5 5. Bölüm-Eve Dönüş546 kelime
- 6 6.Bölüm-Sessizlikten Sonra270 kelime
- 7 7. Bölüm – Sessiz Sayfalar300 kelime
- 8 8. Bölüm – Üniformanın Dışındaki Hayatlar529 kelime
- 9 9. Bölüm – Fırtınadan Önce Sessizlik349 kelime
- 10 10. Bölüm — Gecenin İçindeki İz938 kelime
- 11 11.Bölüm-Kilitli Kapılar589 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 12.Bölüm-Geçmiş558 kelime
- 13 13.Bölüm-Geçmişin İzi967 kelime
- 14 14.Bölüm-Geçmişin gölgesi905 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Hoş geldiniz, Şafak Timi.”
Ses, tesisin karanlık koridorlarında yankılanmıştı.
Karahan'ın gözleri sertleşti.
“Bu bir tuzak.”
Ve o anda tesisin dışından yüksek bir ses duyuldu.
GÜMMM!
Zemin kısa bir anlığına sarsıldı.
Ardından ağır metal kapılar aynı anda kapandı.
GÜMMM!
Şafak Timi içeride kalmıştı.
Mert hemen arkasını döndü.
— Kapılar kilitlendi!
Yiğit kapıya yöneldi.
— Açılmıyor!
Emir çevresini kontrol ederken:
— Komutanım, bütün çıkışlar kapanıyor!
Karahan elini kaldırdı.
— Herkes sakin olsun.
Ama onun bile içinde kötü bir his vardı.
Burası terk edilmiş bir araştırma tesisi değildi.
Birileri onları buraya özellikle getirmişti.
Karahan tavandaki kamerayı fark etti.
Kameranın kırmızı ışığı yanıp sönüyordu.
— Bizi izliyorlar.
Barış başını kaldırdı.
— Kamera aktif.
Hoparlörden aynı ses yeniden duyuldu.
“Yüzbaşı Karahan Yıldırım...”
Karahan'ın yüzündeki ifade değişti.
Ses devam etti:
“Seni uzun zamandır bekliyoruz.”
Mert Karahan'a baktı.
— Seni mi bekliyorlar?
Karahan cevap vermedi.
Çünkü sesin tonunda garip bir şey vardı.
Sanki karşıdaki kişi onu tanıyordu.
Hem de yalnızca ismini değil...
Geçmişini de biliyordu.
Karahan birkaç adım ilerledi.
— Kimsin?
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra hoparlörden alçak bir kahkaha geldi.
“Bunu gerçekten öğrenmek istiyor musun?”
Karahan'ın çenesi gerildi.
— Söyle.
“Önce bodrum katına in.”
Hoparlör kapandı.
Oda yeniden sessizliğe gömüldü.
Efe:
— Bu hiç iyi görünmüyor.
Yiğit başını salladı.
— Bizi aşağı çekmeye çalışıyorlar.
Mert Karahan'a döndü.
— Emir?
Karahan birkaç saniye düşündü.
Sonra:
— Başka çıkış var mı kontrol edin. Barış, güvenlik sistemini incele. Efe ve Yiğit benimle geliyor. Mert, Emir, siz arka koridoru kontrol edin.
Herkes harekete geçti.
Bodrum kata inen merdivenler oldukça eskiydi.
Karahan önde ilerliyordu.
Efe hemen arkasındaydı.
— Komutanım...
— Söyle.
— Bu tesisi daha önce görmüş müydünüz?
Karahan durdu.
Bir an cevap vermedi.
— Hayır.
Efe onun yüzüne baktı.
Karahan devam etti:
— Ama burası bana tanıdık geliyor.
Üçü merdivenlerden inmeye devam etti.
Bodrum katına geldiklerinde karşılarında tek bir kapı vardı.
Kapının üzerinde eski bir işaret bulunuyordu.
ŞAFAK PROTOKOLÜ
Karahan'ın gözleri işarette takılı kaldı.
Efe:
— Şafak Protokolü ne?
Karahan kapıya yaklaştı.
Elini kapının üzerine koydu.
— Bilmiyorum.
Tam o sırada arkasından Mert'in sesi geldi.
— Karahan!
Karahan döndü.
Mert hızla yanlarına gelmişti.
Elinde küçük bir hafıza kartı vardı.
— Güvenlik odasında bunu buldum.
Karahan kartı aldı.
— İçinde ne var?
Mert başını iki yana salladı.
— Henüz açmadım.
Karahan kartı avucunda sıktı.
Tam o sırada kapının kilidi kendiliğinden açıldı.
Klik.
Herkes sustu.
Kapı yavaşça aralandı.
İçerisi tamamen karanlıktı.
Ve karanlığın içinden bir ekran yandı.
Ekranda tek bir görüntü vardı.
Karahan'ın yıllar önce çekilmiş bir fotoğrafı.
Altında ise bir tarih yazıyordu.
Karahan birkaç saniye boyunca ekrana baktı.
Sonra fısıldadı:
— Bu fotoğraf nereden çıktı?
Ekran değişti.
Bu kez Şafak Timi'nin tamamının fotoğrafları sırayla görünmeye başladı.
Mert...
Efe...
Yiğit...
Emir...
Barış...
Ve en son tekrar Karahan.
Ardından ekranda tek bir cümle belirdi:
“Hepinizin burada olmasını biz sağladık.”
Karahan'ın bakışları sertleşti.
— Demek oyun buydu...
Mert silahını hazır tuttu.
— Komutanım, burada birileri var.
Karanlığın içinden bir ses yükseldi.
“Sonunda anladın, Karahan.”
Karahan bir adım öne çıktı.
— Çık karşıma.
Ses cevap verdi:
“Henüz değil. Önce sana gerçeği göstereceğim.”
Ekran yeniden değişti.
Bu kez kütüphanede karşılaştığı kadın görünüyordu.
Karahan'ın gözleri büyüdü.
Kadın kameraya bakıyordu.
Ve birkaç saniye sonra ekranda şu cümle belirdi:
“O kadın, sandığın kişi değil.”
Karahan'ın zihninde tek bir soru vardı:
Peki o kadın kimdi?
Tam o anda tesisin bütün ışıkları söndü.
Karanlığın içinde bir kapı sesi duyuldu.
Ardından...
Bir silah sesi değil, bir fısıltı yükseldi:
“Şimdi geçmişinle yüzleşme zamanı, Yüzbaşı.”
Karahan elini kaldırdı.
— Şafak Timi, hazır olun.
Karanlıkta herkes pozisyon aldı.
Çünkü artık bunun sıradan bir görev olmadığı kesindi.
Bu kez hedef tesis değildi.
Hedef, Karahan'ın geçmişiydi.
Bölüm etkileşimi
