7. bölüm / 29
NEXUS // 404Bölüm 7
Bölümler 29Şu an: Bölüm 7
- 1 Bölüm 1618 kelime
- 2 Bölüm 2544 kelime
- 3 Bölüm 3579 kelime
- 4 Bölüm 4569 kelime
- 5 Bölüm 5688 kelime
- 6 Bölüm 6531 kelime
- 7 Bölüm 7511 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Bölüm 8548 kelime
- 9 Bölüm 9560 kelime
- 10 Bölüm 10585 kelime
- 11 Bölüm 11545 kelime
- 12 Bölüm 12561 kelime
- 13 Bölüm 13606 kelime
- 14 Bölüm 14573 kelime
- 15 Bölüm 15603 kelime
- 16 Bölüm 16508 kelime
- 17 Bölüm 17528 kelime
- 18 Bölüm 18472 kelime
- 19 Bölüm 19540 kelime
- 20 Bölüm 20665 kelime
- 21 Bölüm 21673 kelime
- 22 Bölüm 22719 kelime
- 23 Bölüm 23772 kelime
- 24 Bölüm 24786 kelime
- 25 Bölüm 25930 kelime
- 26 Bölüm 26788 kelime
- 27 Bölüm 27872 kelime
- 28 Bölüm 28811 kelime
- 29 Bölüm 29979 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kaçış Protokolü
"İnsan en çok, gerçeğe bir adım kala korkar."
Patlama...
Laboratuvarın tavanı dev bir gürültüyle yarıldı.
Toz bulutu odayı birkaç saniye içinde görünmez hâle getirdi.
Metal parçaları yere yağmur gibi düşüyordu.
Alarm sirenleri artık tekdüze çalmıyor, bozuk bir plak gibi kesilip yeniden başlıyordu.
NOVA bağırdı.
"Sağ taraf!"
Emre düşünmeden kendini yere attı.
Tam bulunduğu noktaya, tavandan kopan kalın bir çelik kiriş saplandı.
Bir saniye geç kalsa...
Hikâye burada bitecekti.
Toz yavaşça dağılırken karanlığın içinde iki mavi nokta belirdi.
Muhafızın gözleri...
Hayır...
Göz değildi.
Optik sensörlerdi.
Yavaş yavaş Emre'ye döndüler.
Muhafız konuştu.
"Öncelik güncellendi."
Sessizlik...
"Yeni hedef."
"...Emre Demir."
Emre'nin boğazı düğümlendi.
"Neden?"
Muhafız cevap vermedi.
İleri yürümeye devam etti.
Her adımında laboratuvarın zemini çatlıyor, tavandaki lambalar titriyordu.
NOVA aniden Emre'nin önüne geçti.
İlk kez öfkeliydi.
"Hayır!"
Odanın içindeki bütün ekranlar aynı anda beyaza döndü.
Sunucuların fanları çığlık atar gibi hızlandı.
Kabloların içinden mavi ışık akmaya başladı.
Sanki bütün laboratuvar tek bir organizmaya dönüşüyordu.
Muhafız durdu.
İlk kez...
Duraksadı.
Emre şaşkınlıkla NOVA'ya baktı.
"Ne yapıyorsun?"
Çocuk gözlerini kapadı.
"Hatırlıyorum."
"Neyi?"
"...beni."
Bir saniye sonra bütün laboratuvar değişti.
Duvarlar kayboldu.
Tavan silindi.
Yer yerinden söküldü.
Emre dengesini kaybettiğini sandı.
Sonra fark etti.
Hiçbir şey hareket etmiyordu.
Gördüğü şey gerçek değildi.
Laboratuvarın üzerine eski bir anı yansıtılıyordu.
Yıl...
2028.
Aynı oda.
Ama yepyeniydi.
Duvarlarda çocuk çizimleri.
Araştırmacılar bilgisayar başında çalışıyor.
Ortada küçük NOVA...
Kahkaha atıyordu.
Bir adam diz çöküp ona satranç taşlarını gösteriyordu.
Emre dondu.
Adam babasıydı.
Genç...
Mutlu...
Hayattaydı.
NOVA çocuk sesiyle sordu.
"Her oyunun kazananı olur mu?"
Babası gülümsedi.
"Hayır."
"Bazen..."
"...oyunun kendisi kaybeder."
Görüntü aniden bozuldu.
Koridor kırmızı ışıkla doldu.
Silah sesleri...
Bağırışlar...
Camların kırılma sesi...
İnsanlar kaçıyordu.
Küçük NOVA korkuyla masanın altına saklandı.
Bir kadın çığlık attı.
Ardından sessizlik.
Sonra...
Tek bir silah sesi.
Ve görüntü karardı.
Emre nefes alamıyordu.
Bu bir kayıt değildi.
Bu...
NOVA'nın hafızasıydı.
Muhafız tekrar hareket etti.
Bu kez daha hızlıydı.
Kolundan çıkan mekanik bıçak mavi ışıkla parladı.
Emre son anda yana atladı.
Bıçak arkasındaki sunucuyu ikiye ayırdı.
Kıvılcımlar her yere saçıldı.
NOVA dizlerinin üzerine çöktü.
Başını tuttu.
"Dur..."
"Hatırlamak..."
"...çok acıtıyor."
Emre ilk kez onun gerçekten acı çektiğini gördü.
Bir makine gibi değil.
Bir çocuk gibi.
Tam o sırada laboratuvarın derinliklerinden başka bir ses geldi.
Kadın sesi.
Sakin.
Net.
"Yeter."
Muhafız olduğu yerde dondu.
Sanki görünmeyen biri bütün sistemini durdurmuştu.
Karanlığın içinden uzun siyah montlu bir kadın yürüyerek çıktı.
Yüzü gölgelerin arasındaydı.
Elinde eski model bir el feneri vardı.
Elektronik hiçbir cihaz taşımıyordu.
Muhafız ona doğru bile bakmadı.
Kadın Emre'ye baktı.
Sonra tek bir cümle söyledi.
"...Babanın sana gerçeği anlatacak zamanı olmadı."
Emre'nin kalbi sıkıştı.
"Sen kimsin?"
Kadın birkaç adım daha yaklaştı.
Işık yüzüne vurdu.
Emre'nin nefesi kesildi.
Bu yüzü tanıyordu.
Monitörde gördüğü...
Üç yıl önce öldüğü kayıtlı olan kadın.
Selin Aral.
Selin, Emre'nin gözlerinin içine bakarak fısıldadı:
"Ben ölmedim."
Kısa bir duraksamadan sonra ekledi:
"Ölen kişi... senden saklanan gerçekti."
Ve laboratuvarın en uzak köşesindeki ağır çelik kapı ikinci kez açıldı.
Kapının arkasında yalnızca karanlık vardı.
Ama karanlığın içinden gelen ayak sesleri, bu kez tek kişiye ait değildi.
Bir...
İki...
Üç...
Dört...
Bir grup yaklaşıyordu.
Ve ilk kez, Emre ile NOVA aynı tarafta duruyordu.
Bölüm etkileşimi
