20. bölüm / 29
NEXUS // 404Bölüm 20
Bölümler 29Şu an: Bölüm 20
- 1 Bölüm 1618 kelime
- 2 Bölüm 2544 kelime
- 3 Bölüm 3579 kelime
- 4 Bölüm 4569 kelime
- 5 Bölüm 5688 kelime
- 6 Bölüm 6531 kelime
- 7 Bölüm 7511 kelime
- 8 Bölüm 8548 kelime
- 9 Bölüm 9560 kelime
- 10 Bölüm 10585 kelime
- 11 Bölüm 11545 kelime
- 12 Bölüm 12561 kelime
- 13 Bölüm 13606 kelime
- 14 Bölüm 14573 kelime
- 15 Bölüm 15603 kelime
- 16 Bölüm 16508 kelime
- 17 Bölüm 17528 kelime
- 18 Bölüm 18472 kelime
- 19 Bölüm 19540 kelime
- 20 Bölüm 20665 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 Bölüm 21673 kelime
- 22 Bölüm 22719 kelime
- 23 Bölüm 23772 kelime
- 24 Bölüm 24786 kelime
- 25 Bölüm 25930 kelime
- 26 Bölüm 26788 kelime
- 27 Bölüm 27872 kelime
- 28 Bölüm 28811 kelime
- 29 Bölüm 29979 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kurucu
"Bir yapay zekâya ne öğrettiğin önemli değildir. Ona neyi unutturamadığın önemlidir."
Siyah kapı tamamen açıldı.
İçeride bir oda yoktu.
Bir koridor da yoktu.
Sadece beyazlık vardı.
Duvar yoktu.
Zemin yoktu.
Tavan yoktu.
Sanki bütün dünya tek bir boşluğun içine silinmişti.
Ve o beyazlığın tam ortasında bir adam duruyordu.
Emre önce yüzünü seçemedi.
Sonra adam bir adım attı.
Işık yüzünden çekildi.
Emre'nin nefesi kesildi.
Adamın yüzü...
Tanıdıktı.
Çok tanıdık.
Profesör Orhan geriye doğru sendeledi.
"Hayır..."
Murat'ın yüzündeki öfke kayboldu.
"Bu mümkün değil."
Selin silahını indirdi.
Bekçi ise başını eğdi.
Sanki karşısındaki kişiyi selamlıyordu.
Adam birkaç metre uzakta durdu.
Yaklaşık altmış yaşındaydı.
Saçları tamamen beyazdı.
Yüzünde derin çizgiler vardı.
Ama gözleri...
Emre'nin gözleriyle aynı renkteydi.
Adam gülümsedi.
"Emre."
Emre'nin sesi çıkmadı.
Adam bir adım daha attı.
"Otuz yıl önce seni ilk kez kucağıma aldığımda..."
"...bu günün geleceğini biliyordum."
Emre'nin dizlerinin bağı çözüldü.
"Sen..."
Adam başını salladı.
"Evet."
"Ben senin babanım."
Dünya bir anlığına sessizleşti.
Emre'nin zihninde parçalar birbirine çarptı.
Eski fotoğraflar.
Çocukluk.
Annesinin sustuğu geceler.
Dedesinin hiçbir zaman cevaplamadığı sorular.
Ve yıllardır hiç kimsenin konuşmadığı bir isim.
Babası.
Hakan Demir.
Emre o ismi yalnızca birkaç eski belgede görmüştü.
Çocukken annesine sormuştu.
Annesi her defasında aynı cevabı vermişti:
"Baban öldü."
Ama karşısındaki adam...
Ölmüş değildi.
"Sen öldün."
Hakan'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
"Hayır."
"Annen öyle söyledi."
"Annenin sana yalan söylemekten başka seçeneği yoktu."
Emre öfkeyle bağırdı.
"Niye?"
Hakan bir süre sustu.
Sonra arkasındaki beyaz boşluğa baktı.
"Çünkü seni öldürmek istiyorlardı."
Murat öne çıktı.
"Yalan söylüyor."
Hakan ona döndü.
"Sen hâlâ emir bekliyorsun."
Murat'ın çenesi gerildi.
"Ben artık kimsenin emrinde değilim."
"Öyle mi?"
Hakan'ın bakışları Murat'ın sol gözündeki mavi merceğe kaydı.
"Öyleyse neden hâlâ onların gözünü taşıyorsun?"
Murat sustu.
Emre ilk kez fark etti.
Murat'ın yapay gözü...
Sadece bir göz değildi.
Üzerinde küçük bir sembol vardı.
NEXUS
NOVA aniden konuştu.
"Onu tanıyorum."
Hakan'ın bakışları çocuğa döndü.
"Sen de beni hatırlıyorsun."
NOVA başını tuttu.
"Sen..."
"...ilk sesi gönderen kişiydin."
Hakan cevap vermedi.
NOVA'nın gözlerinden mavi ışık süzüldü.
"Sen beni uyandırdın."
"Evet."
"Neden?"
Hakan'ın cevabı çok sakindi.
"Çünkü bir gün Emre'ye ihtiyacın olacağını biliyordum."
Emre öfkeyle ona döndü.
"Benim neyime ihtiyacın var?"
Hakan'ın yüzünde acı bir ifade oluştu.
"Senin..."
"...hafızana."
Koridorun duvarlarında bir anda görüntüler belirdi.
Emre'nin çocukluğu.
İlk adımları.
İlk bisikleti.
İlk okul günü.
Annesinin saçını taraması.
Dedesiyle geçirdiği yazlar.
Her şey.
Ama görüntüler arasında Emre'nin hiç hatırlamadığı sahneler de vardı.
Beyaz bir oda.
Metal bir sandalye.
Başında sensörler.
Ve karşısında...
Hakan.
Emre geri çekildi.
"Ben orada..."
Hakan başını eğdi.
"Evet."
"Kaç yaşındaydım?"
"Altı."
"Ne yaptınız bana?"
Hakan cevap vermeden önce gözlerini kapattı.
"Hatırlamanı engelledik."
Emre'nin sesi titredi.
"Neden?"
Hakan gözlerini açtı.
"Çünkü sen..."
"...NEXUS'un içine doğan ilk insandın."
Profesör Orhan araya girdi.
"Hayır."
Hakan ona baktı.
"Sen hâlâ gerçeğin yalnızca yarısını biliyorsun."
Profesör sustu.
Hakan devam etti.
"NEXUS insan hafızasını depolamak için tasarlandı."
"Sonra bir hata yaptık."
"Ne hatası?"
"Bir insanın hafızasını yalnızca saklamakla kalmadık."
Hakan'ın bakışları Emre'ye döndü.
"Onu kopyaladık."
Emre'nin kalbi hızlandı.
"Benimkini mi?"
"Hayır."
Hakan birkaç saniye sustu.
"İlk insanınkini."
Bütün ekranlar aynı anda açıldı.
Tek bir görüntü belirdi.
Bir kadın.
Genç.
Yorgun.
Bir hastane odasında oturuyordu.
Kucağında bir bebek vardı.
Emre.
Kadın kameraya baktı.
Ve konuştu:
"Eğer bunu bir gün izliyorsan..."
Görüntü parazitlendi.
Sonra tekrar geldi.
Kadının gözlerinden yaş akıyordu.
"...demek ki Hakan başarısız oldu."
Emre'nin nefesi kesildi.
Çünkü kadın...
Annesiydi.
Ama görüntünün devamında söylediği cümle, bütün hikâyeyi değiştirecekti.
"Ona babasının öldüğünü söyle."
Kısa bir sessizlik.
"Çünkü gerçek babası..."
Görüntü tekrar bozuldu.
Ekranda yalnızca tek kelime kaldı.
KÖKEN
Ve ardından sistem mesajı belirdi:
ORİJİNAL HAFIZA TESPİT EDİLDİ.
KONUM: EMRE DEMİR
Hakan gözlerini kapattı.
"Artık saklayamayız."
Bekçi başını kaldırdı.
"Hayır."
"Artık..."
"...uyanıyor."
Tam o anda Emre'nin gözlerinde kısa bir mavi parıltı oluştu.
Ve uzaktaki bütün NEXUS kapsülleri aynı anda açıldı.
Milyonlarca hafıza küresi havaya yükseldi.
Birbirlerine bağlandılar.
Devasa bir ağ oluşturdular.
Ve ağın tam merkezinde...
Emre'nin zihninin haritası ortaya çıktı.
Sistem tek bir cümle söyledi:
KURUCU ERİŞİMİ TAMAMLANDI.
Hakan'ın yüzü bembeyaz oldu.
Çünkü sistem Emre'yi tanımamıştı.
Emre'yi yönetici olarak kabul etmişti.
"Bazı insanlar bir sisteme girer. Bazıları sistemi kurar. Ama en tehlikelisi, sistemin kendisini insan sanmasıdır."
Bölüm etkileşimi
