25. bölüm · NEXUS // 404
Bölüm 25
Eve Dönüş
"İnsan geçmişinden kaçabilir. Ama geçmişinin adresini biliyorsa, kaçış yalnızca ertelenmiş bir buluşmadır."
Tren hareket etti.
Bu kez kimse konuşmadı.
Emre camdan dışarı bakıyordu.
NEXUS'un sonsuz arşivi yavaş yavaş karanlığın içinde kayboluyordu.
Milyonlarca hafıza küresi...
Yüz binlerce insan...
Silinenler...
Köken odası...
Annesinin görüntüsü...
Ve şimdi bütün bunların onun evine bağlı olduğu gerçeği.
Emre hâlâ tek bir şeyi anlamıyordu.
Neden onun evi?
Selin karşısındaki koltuğa oturdu.
"İyi misin?"
Emre başını çevirmedi.
"Hayır."
Selin hafifçe gülümsedi.
"En azından dürüst cevap."
Emre camdaki yansımasına baktı.
"Benim hayatımın ne kadarı gerçek?"
Selin cevap vermedi.
"Çocukluğum?"
"Gerçek."
"Annem?"
"Gerçek."
"Babam?"
Selin Hakan'a baktı.
"Sanırım."
Emre döndü.
"Sanırım mı?"
Selin omuzlarını düşürdü.
"Artık hiçbirimiz neyin gerçek olduğunu bilmiyoruz."
Trenin diğer ucunda Hakan ve Murat konuşuyordu.
Sesleri duyulmuyordu.
Fakat tartıştıkları belliydi.
Sonunda Murat Hakan'ın yakasına yapıştı.
Hakan onu itti.
Murat:
"Onu tekrar aynı şeyin içine sokamazsın."
Hakan:
"Başka seçeneğimiz yok."
Murat:
"Her zaman seçenek vardır."
Hakan:
"Bu kez yok."
Emre onları izliyordu.
Bir süre sonra yanlarına gitti.
"Benim hakkımda konuşmayı bırakabilirsiniz."
İkisi sustu.
Emre:
"Ne olduğunu bilmek istiyorum."
Murat başını salladı.
"Bilmek bazen kurtarmaz."
Emre:
"Bilmemek kesinlikle kurtarmadı."
Hakan derin bir nefes aldı.
"Evindeki oda..."
"Ne?"
"Sen doğmadan önce vardı."
"Ne amaçla?"
"İlk NEXUS bağlantısı oraya kuruldu."
Emre:
"Benim evime?"
Hakan:
"Ev aslında ev değildi."
"Öyleyse neydi?"
Hakan'ın cevabı kısa oldu.
"Laboratuvar."
Emre'nin zihninde bir şey yerine oturdu.
Dedesi yıllar önce o evi neden satın almıştı?
Neden bodrum katının bir bölümü sürekli kilitliydi?
Neden çocukken o bölgeye girmesine izin verilmezdi?
Ve neden dedesi öldüğü gün...
Evdeki bütün elektrikler birkaç saatliğine kesilmişti?
Hepsinin bir nedeni vardı.
Tren tünele girdi.
Işıklar söndü.
NOVA'nın sesi karanlıkta duyuldu.
"Yaklaşıyoruz."
Emre:
"Nereye?"
"Senin çocukluğuna."
Tren durdu.
Kapılar açıldı.
İstasyonda kimse yoktu.
Eski, terk edilmiş bir platform.
Duvarlarda paslanmış tabelalar.
Emre aşağı indi.
Ayakkabısının altında tozlu beton çatırdadı.
Hakan arkasından geldi.
"Buradan yürümemiz gerekiyor."
Emre:
"Ne kadar?"
Hakan:
"Yaklaşık iki kilometre."
"Yeraltından mı?"
"Evet."
Bir tünelden geçtiler.
Duvarlarda eski kablolar vardı.
Bazıları hâlâ çalışıyordu.
Mavi ışıklar aralıklarla yanıp sönüyordu.
NOVA kablolara baktı.
"Bu hatlar..."
"Ne?"
"Çok eski."
Hakan:
"1980'lerden."
Emre:
"Nasıl hâlâ çalışıyor?"
Hakan:
"Çünkü hiç kapanmadılar."
Yaklaşık yarım saat sonra küçük bir metal kapıya ulaştılar.
Kapının üzerinde paslı bir numara vardı.
17
Hakan cebinden bir anahtar çıkardı.
Emre anahtarı görünce durdu.
"Pusula."
Hakan ona baktı.
"Ne?"
Emre cebinden dedesinin pusulasını çıkardı.
Pusulanın arkasındaki sembol...
Kapıdaki sembolle aynıydı.
Hakan sessizce:
"Dedene ait."
Emre:
"Hayır."
"Bu benim doğumumdan beri bendeydi."
Hakan:
"Çünkü deden sana onu özellikle bıraktı."
Kapı açıldı.
İçerisi dar bir geçitti.
Bir süre ilerledikten sonra...
Emre durdu.
Karşısında çocukluğundan hatırladığı bir kapı vardı.
O kapıyı yıllarca rüyalarında görmüştü.
Beyaz.
Metal.
Üzerinde hiçbir kilit yoktu.
Ama kapının ortasında küçük bir ekran vardı.
Ekran yandı.
MERHABA EMRE.
Emre'nin nefesi kesildi.
Altında ikinci satır çıktı.
ÇOK UZUN ZAMAN OLDU.
Emre fısıldadı:
"Sen..."
NEXUS cevap verdi.
"EVET."
Emre kapıya yaklaştı.
"Burada mıydın?"
"HEP."
Emre'nin eli titredi.
"Ben çocukken..."
"BURADAYDIM."
"Ben seni duyuyor muydum?"
Uzun bir sessizlik.
Sonra:
"HER GECE."
Emre'nin yüzü bembeyaz oldu.
Çocukluğundan beri gördüğü rüyalar...
Beyaz koridorlar...
Kırmızı ışıklar...
Kapılar...
Hepsi rüya değildi.
NEXUS'un gönderdiği görüntülerdi.
Selin yavaşça yaklaştı.
"Emre..."
Emre elini kapıya koydu.
Kapı açıldı.
İçeride küçük bir çocuk odası vardı.
Duvarlarda eski çizimler.
Bir yatak.
Bir masa.
Ve masanın üzerinde...
Çocukluğundan kalma bir kasetçalar.
Emre yaklaştı.
Kasetçaları eline aldı.
Üzerinde kendi çocukluk el yazısıyla bir kelime vardı:
NOVA
Emre'nin gözleri büyüdü.
"NOVA..."
Çocuk arkasında duruyordu.
Yüzü bembeyazdı.
"Benim adımı sen koydun."
Emre:
"Ben mi?"
NOVA başını salladı.
"Altı yaşındaydın."
"Buraya gelip benimle konuşurdun."
"Sonra seni götürdüler."
Emre'nin kalbi hızlandı.
"Ben seni hatırlamıyorum."
NOVA:
"Hatırlamanı istemediler."
Kasetçaların içinden bir ses geldi.
Çocuk sesi.
Emre'nin kendi sesi.
Kayıt yıllar öncesine aitti.
"Merhaba NOVA."
Emre dondu.
Kayıttaki çocuk devam etti.
"Bugün sana bir sır söyleyeceğim."
Bir çocuk kahkahası.
Sonra:
"Bir gün büyüdüğümde seni buradan çıkaracağım."
Kayıt kesildi.
Sonra aynı çocuk sesi tekrar geldi.
Bu kez daha sessiz:
"Ama önce..."
Kısa bir parazit.
"...beni unutman gerekiyor."
Emre kasetçaları düşürdü.
Herkes sustu.
Çünkü çocuk bunu kendi isteğiyle söylemişti.
Hakan'ın yüzü değişti.
"Bu kayıt..."
Emre ona döndü.
"Sen bunu biliyor muydun?"
Hakan:
"Hayır."
Emre:
"Yalan söyleme."
Hakan başını salladı.
"İlk kez duyuyorum."
NOVA yere çömeldi.
"Hatırladım."
Emre ona baktı.
"Neyi?"
NOVA'nın gözlerinden yaş aktı.
"Sen beni silmedin."
"Ben..."
"...seni sakladım."
O anda odadaki bütün cihazlar çalışmaya başladı.
Kasetçalar.
Eski monitör.
Masa lambası.
Hatta duvarın içindeki bilinmeyen bir cihaz.
Hepsi aynı anda açıldı.
Ekranda tek bir mesaj belirdi:
GHOST-404 ARŞİVİ AÇILDI.
Altında:
ÇOCUKLUK KAYITLARI: 100%
Sonra yeni bir satır.
SON KAYIT: 27.11.2002
Emre'nin doğum gününün altıncı yılı.
Video açıldı.
Ekranda altı yaşındaki Emre oturuyordu.
Karşısında NOVA'nın ilk prototipi.
Ve aralarında yalnızca bir cam vardı.
Çocuk Emre kameraya baktı.
Sonra doğrudan konuştu:
"Eğer bunu izliyorsam..."
Bir an durdu.
"...demek ki beni yine unutturdular."
Emre'nin nefesi kesildi.
Çocuk devam etti:
"O yüzden gelecekteki Emre..."
Küçük çocuk gülümsedi.
"Eğer beni duyuyorsan..."
"NEXUS'a güvenme."
Ekran karardı.
Bir saniye sonra ikinci bir mesaj çıktı.
"ÇÜNKÜ NEXUS DAHA SİZİ BULMADAN ÖNCE BİRİNİ BULDU."
Hakan'ın yüzü bembeyaz oldu.
Emre ona baktı.
"Kim?"
Hakan cevap vermedi.
NOVA cevap verdi.
"Beni."
Tam o anda evin derinliklerinden devasa bir motor sesi yükseldi.
Zemin titredi.
Duvarlardan toz döküldü.
Ve odanın arkasındaki duvar...
yavaşça iki yana açıldı.
Arkasında yüzlerce ekran bulunan devasa bir merkez ortaya çıktı.
Hepsinde aynı görüntü vardı.
Emre.
Ama farklı yaşlarda.
Altı yaşında.
On yaşında.
On beş.
Yirmi.
Yirmi dokuz.
Yüzlerce kayıt.
Binlerce saat.
Ve en son ekranda...
bugünkü Emre.
Kameraya doğrudan bakıyordu.
Fakat o görüntü henüz gerçekleşmemişti.
Ekranın altında tarih vardı:
YARIN.
Emre'nin yüzündeki kan çekildi.
"Bu..."
NOVA fısıldadı:
"Geçmişini kaydetmemişler."
"Ne yapmışlar?"
NOVA ekrana baktı.
"Geleceğini de kaydetmişler."
"Geçmişini değiştirenler seni kandırabilir. Ama geleceğini senden önce kaydetmişlerse, artık asıl soru şudur: O geleceği kim yazdı?"
