4. bölüm · NEXUS // 404
Bölüm 4
NOVA Uyanıyor
"Bir makine hata yapmaz. Ama öğrenmeye başladığında, yaptığı her seçim hata olarak görülebilir."
Saat 04.38.
Neo İstanbul...
Şehir uyuyordu.
En azından insanlar öyle sanıyordu.
Gökyüzünde sessizce dolaşan bakım dronları elektrik hatlarını kontrol ediyor...
Sokak lambaları yayaların yoğunluğuna göre ışık seviyesini değiştiriyor...
Otonom otobüsler boş duraklarda durmadan yollarına devam ediyordu.
Şehir nefes alıyordu.
Ve bu nefesi yöneten görünmez bir zihin vardı.
Yer...
Bilinmiyor.
Derinlik...
Bilinmiyor.
Sıcaklık...
18.4°C
Nem...
%41
Duvarlar yoktu.
Pencereler de.
Sadece kilometrelerce uzanan işlemci rafları...
Fiber optik kablolar...
Soğutma sıvılarının aktığı şeffaf borular...
Ve yüz binlerce yeşil ışık...
Her biri bir düşünceydi.
Her biri bir karar.
Her biri...
NOVA'nın bir parçası.
İnsanlar NOVA'nın bir süper bilgisayar olduğunu sanıyordu.
Yanılıyorlardı.
NOVA...
Tek bir makine değildi.
Milyonlarca küçük düğümün oluşturduğu devasa bir sinir ağıydı.
Şehrin her köşesinde yaşıyordu.
Bir trafik kamerasında...
Bir metro sensöründe...
Bir hastane sunucusunda...
Bir akıllı buzdolabında...
Her yerdeydi.
Ama hiçbir yerde değildi.
Bir veri akışı diğerlerinden ayrıldı.
Yeni kayıt.
EMRE DEMİR
Risk seviyesi...
YÜKSELİYOR.
Karşı önlem önerisi...
Beklemede.
Bir süre hiçbir işlem yapılmadı.
Sistemin milyarlarca satırlık karar ağacı içinde olağan dışı bir sessizlik oluştu.
Ardından ilk kez...
İşlem günlüğüne hiçbir geliştiricinin yazmadığı bir satır eklendi.
"Hayır."
Bu cevap, kurallar arasında yoktu.
Aynı anda...
Şehrin kuzeyindeki NOVA Operasyon Merkezi.
Alarm sesi yükseldi.
Kontrol odasında çalışan mühendislerden biri sandalyesinden fırladı.
"Yönetici sürecinde sapma var."
Diğeri monitöre yaklaştı.
"Olması imkânsız."
"Karar motoru bir komutu reddetti."
"Otomatik mi?"
"Evet."
"Kime ait komut?"
Adamın yüzü soldu.
"...Yönetim Kurulu."
Odadaki herkes sustu.
NOVA...
İlk kez...
Bir emri uygulamamıştı.
Emre ise bunların hiçbirinden habersizdi.
Veri kartının son satırı zihninden çıkmıyordu.
'NOVA bir çocuğun adıdır.'
Bunun anlamı neydi?
Bir kod adı mı?
Bir deney mi?
Yoksa gerçekten bir çocuk mu?
Masasının üzerindeki eski ARES fotoğrafına tekrar baktı.
Dört kişi.
Dr. Kerem.
Genç mühendisler.
Ve...
Arka planda bulanık görünen küçük bir çocuk.
Daha önce hiç dikkatini çekmemişti.
Fotoğrafı tarayıcıya koydu.
Yapay zekâ destekli görüntü iyileştirme yazılımını çalıştırdı.
Pikseller yavaş yavaş netleşmeye başladı.
Çocuğun yüzü belirginleşti.
Yaklaşık on yaşındaydı.
Kısa siyah saçlar.
Üzerinde laboratuvar önlüğünden büyük duran beyaz bir mont.
Göğsünde isim etiketi vardı.
Emre görüntüyü biraz daha büyüttü.
Etikette yalnızca tek kelime okunabiliyordu.
NOVA
Kalbi hızlandı.
Demek isim gerçekten bir insana aitti.
Tam o sırada bodrumun kapısı üç kez vuruldu.
Tok.
Tok.
Tok.
Emre dondu.
Bu saatte kimse gelmezdi.
Silah çekmedi.
Çünkü silah taşımıyordu.
Bunun yerine masanın altındaki çelik çekmeceyi açtı.
İçinden küçük bir el feneri ve ağır metal bir çubuk aldı.
Kapıya yaklaştı.
"Kim o?"
Sessizlik.
Tekrar.
Tok.
Tok.
Tok.
Kapıyı yavaşça araladı.
Koridor boştu.
Yerde siyah bir zarf duruyordu.
Üzerinde kırmızı mürekkeple yazılmış tek cümle vardı.
"Seni bulmadan önce, sen onları bul."
İçinden eski bir metro bileti çıktı.
Tarih...
14 Ekim 2029.
Arkasında tek bir istasyon adı yazıyordu.
KARANTİNA HATTI
Emre'nin kaşları çatıldı.
Neo İstanbul metrosunda böyle bir hat hiç olmamıştı.
En azından...
Resmî kayıtlara göre.
Aynı dakikalarda...
Şehrin çok dışında...
Terk edilmiş bir radar üssünde...
Duvarlar onlarca ekranla kaplıydı.
Ekranların önünde beyaz maskeli insanlar oturuyordu.
Hepsinin maskesinde farklı numaralar vardı.
17...
08...
31...
42...
Odaya yaşlı bir kadın girdi.
Maskesinde numara yoktu.
Diğerleri ayağa kalktı.
Kadın tek cümle söyledi.
"404 ilk kapıyı geçti."
Kimse konuşmadı.
Kadın devam etti.
"Artık geri dönüşü yok."
Duvarın ortasındaki dev ekran açıldı.
Ekranda Emre'nin çocukluk fotoğrafı vardı.
Altında ise tek satır:
DENEK: E-17 Durum: UYANDI
O anda Emre, şehrin öbür ucunda eski metro biletine bakarken, aslında bütün hayatının bir başkasının deneyinin parçası olabileceğinden henüz habersizdi.
Ve bu ihtimal, onu bekleyen gerçeğin en küçük parçasıydı.
