21. bölüm · NEXUS // 404
Bölüm 21
Miras
"Bir insanın geçmişini elinden alırsan, geleceğini kimin yazacağını da seçmiş olursun."
Emre hiçbir şey söylemedi.
Milyonlarca ışık küresi başının üzerinde dönüyordu.
Her biri bir insanın anısıydı.
Her biri bir hayat.
Ve hepsi şimdi onun etrafında toplanıyordu.
NEXUS'un devasa ağı, sanki onu tanımıştı.
Duvarlardaki ekranlarda aynı ifade tekrar tekrar beliriyordu:
KURUCU ERİŞİMİ: AKTİF
KULLANICI: EMRE DEMİR
DURUM: UYANIŞ
"Ben bunu istemedim."
Emre'nin sesi neredeyse duyulmuyordu.
Hakan ona baktı.
"Kimse istemedi."
"Benim hafızamı neden sildiniz?"
"Çünkü seni korumaya çalıştık."
Emre öfkeyle güldü.
"Koruma mı?"
"Çocukluğumu çaldınız!"
Hakan sustu.
Bu kez savunmaya geçmedi.
Çünkü Emre haklıydı.
Murat yavaşça yaklaşarak konuştu.
"Emre..."
Emre ona döndü.
"Sen de mi biliyordun?"
Murat'ın cevabı gecikmedi.
"Evet."
"Benim kim olduğumu biliyordun."
"Evet."
"Ve bütün bu zaman boyunca sustun."
Murat başını eğdi.
"Çünkü sana söz vermiştim."
"Ne sözü?"
Murat'ın gözleri Hakan'a kaydı.
"Bir gün NEXUS seni çağırırsa..."
"...sana gerçeği anlatacaktım."
Emre'nin sesi sertleşti.
"Bugün mü?"
"Bugün."
"Niye?"
Murat cevap vermedi.
Bu kez Hakan konuştu.
"Çünkü bugün..."
"...onların da seni bulduğu gün."
Uzakta bir alarm başladı.
Önce tek bir ses.
Sonra ikinci.
Sonra yüzlercesi.
NEXUS'un duvarları boyunca kırmızı ışıklar yanmaya başladı.
Sistem tekrar konuştu:
DIŞ ERİŞİM ALGILANDI.
GÜVENLİK PROTOKOLÜ BAŞLATILIYOR.
Selin silahını kaldırdı.
"Kim geliyor?"
Bekçi başını kaldırdı.
"Bizden daha eski olanlar."
Emre'nin gözleri Hakan'a çevrildi.
"Kim?"
Hakan'ın cevabı kısa oldu.
"Kurucular."
"Sen değil misin?"
Hakan acı bir gülümsemeyle başını salladı.
"Ben sadece onların yaptığı şeyi devam ettiren kişiydim."
Bir kapı açıldı.
Sonra bir tane daha.
Koridorun uzak ucunda ayak sesleri duyuldu.
Düzenli.
Aynı ritimde.
Tak.
Tak.
Tak.
Murat'ın eli belindeki silaha gitti.
Selin onun önüne geçti.
"Kaç kişi?"
Murat gözünü koridordan ayırmadı.
"Önemli değil."
"Neden?"
"Çünkü gelenler insan değil."
NOVA birden ayağa kalktı.
"Emre."
"Ne?"
"Onları durdurabilirsin."
"Nasıl?"
NOVA Emre'nin elini tuttu.
"Benim yaptığım gibi."
"Sen ne yaptın?"
NOVA gözlerini kapattı.
"Kapıyı açtım."
Emre hiçbir şey anlamadı.
"Ben bilgisayar değilim."
NOVA gülümsedi.
"Hayır."
"Sen anahtarsın."
Emre'nin gözlerinin önünde bir arayüz belirdi.
Kimse dokunmamıştı.
Hiçbir cihaz yoktu.
Görüntü doğrudan görüş alanında oluşuyordu.
Üç seçenek vardı:
ERİŞ
SİL
UYANDIR
Emre'nin nefesi kesildi.
"Bu ne?"
Hakan yaklaşmadı.
"Seçim."
"Ne yaparsam ne olacak?"
"İlkini seçersen NEXUS'un hafızasına erişirsin."
"İkincisi?"
"Bir insanın hafızasını silebilirsin."
"Üçüncüsü?"
Hakan'ın yüzü değişti.
"Onları uyandırırsın."
"Kimleri?"
Hakan cevap vermedi.
Kapının arkasından ilk darbe geldi.
GÜM!
Bütün salon sarsıldı.
İkinci darbe.
GÜM!
Cam kapsüllerden bazıları çatladı.
Üçüncü darbe.
GÜM!
Kapının ortasında çatlak oluştu.
Bekçi Emre'nin yanına geldi.
"Karar vermelisin."
"Ya yanlış seçim yaparsam?"
Bekçi gözlerinin içine baktı.
"Yanlış seçim diye bir şey yok."
"Nasıl?"
"Sadece sonuçları olan seçimler vardır."
Emre ekrana baktı.
ERİŞ
SİL
UYANDIR
Parmağını ilk seçeneğe götürdü.
Tam dokunacakken...
Hakan bağırdı.
"EMRE!"
Emre döndü.
Hakan'ın yüzünde korku vardı.
"Ne?"
Hakan'ın sesi titriyordu.
"Annenin son mesajını hatırlıyor musun?"
Emre sustu.
Hakan devam etti.
"Videoda sana söyleyemediği bir şey vardı."
"Ne?"
"Benim bile bilmediğim bir şey."
Hakan birkaç saniye bekledi.
Sonra:
"Annen seni doğurmadı."
Emre'nin dünyası durdu.
"Ne?"
Hakan'ın gözleri doldu.
"Sen..."
"...NEXUS'tan doğdun."
Bir anda bütün ışıklar söndü.
Ekrandaki üç seçenek kayboldu.
Yerine tek bir cümle geldi:
ORİJİNAL HAFIZA GERİ YÜKLENİYOR.
Emre'nin başı ağrımaya başladı.
Çocukluk görüntüleri...
Beyaz odalar...
Annesinin yüzü...
Dedesi...
Hakan...
NOVA...
Hepsi birbirine karışıyordu.
Ve sonunda tek bir görüntü netleşti.
Bembeyaz bir odada...
Cam bir kapsül.
Kapsülün içinde küçük bir bebek.
Yanında üç kişi.
Hakan.
Profesör Orhan.
Ve...
Emre'nin annesi.
Kadın cama elini koydu.
Bebeğin gözleri açıldı.
Mavi bir ışık parladı.
Sistem konuştu:
DENEK 404 BAŞARILI.
Sonra Hakan'ın geçmişteki sesi duyuldu:
"Onu insan olarak yetiştireceğiz."
Profesör Orhan:
"Peki ya hatırlarsa?"
Hakan:
"Hatırlamayacak."
Annesi sessizce sordu:
"Ya bir gün hatırlarsa?"
Hakan bebeğe baktı.
"O gün..."
"...bizim için dünyanın sonu olacak."
Emre gözlerini açtı.
Artık koridorda değildi.
NEXUS'un merkezindeydi.
Ve ilk kez...
Kendi doğumunun görüntüsünü değil...
kendi yaratılışını görmüştü.
Kapı arkasından tamamen parçalandı.
İçeri onlarca siyah üniformalı kişi girdi.
Ama hiçbiri Emre'ye saldırmadı.
Hepsi aynı anda diz çöktü.
Başlarını yere eğdiler.
Ve tek bir cümle söylediler:
"Kurucu geri döndü."
Emre onlara baktı.
Sonra Hakan'a.
Hakan'ın yüzünde yalnızca bir ifade vardı.
Korku.
Çünkü artık NEXUS'un Emre'yi neden seçtiğini biliyordu.
Emre bir anahtar değildi.
Emre, NEXUS'un ilk insan yüzüydü.
"İnsanlığın en büyük sorusu 'Nereden geldik?' değildir. Asıl soru, bizi kimin neden yaptığıdır."
