NEVA kitap kapağı

4. bölüm / 11

NEVA

4. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Yarınlardan Biri

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: 4. Bölüm

Kapıdan gelen sesle üşüdüğümü bile unutmuş olabilirdim. Oturduğum gibi kalktım yerdeki yataktan. Adımlarım kapıyı bulduğunda düşünmeden kapıyı açtım. Bu sırada amcam da benim bulunduğum odaya geldiği için direkt kendisine sarıldım. Benim kollarım boynunu bulurken onun elleri sıkıca belime sarılmıştı. "Neva..."

"Biliyorum çok korktun." Bu kalbinin gümbürtüsünden belliydi.

Elleri kollarımı ve yüzümü bulduğunda sarılmasını kısa kesti. Hareketleri aceleci ve teşalıydı. Benden ayrılıp üstündeki paltoyu çıkartarak benim üstüme bıraktı ve sıkıca sardı bana. "Buz gibi olmuşsun sen. Üşüyor musun çok?" Bakışları ayaklarımı bulduğunda ne düşündüğünü biliyordum.

Benim hep ayaklarım üşürdü ki zaten.

Paltosunu bana sarmasına izin vererek ısınmaya odaklandığım da bir adım geri giderek sağ ayağımı sol ayağımın üstüne attım. "Dağ başındayız amca."

Saçımı geriye attı. "Gidiyoruz şimdi. Sen iyi misin?"

Kafamı yamukça sallayarak konuşmak için ağzımı açtım ama iki odanın kapısının açılması ile bakışlarımız oraya dönmüştü. "Saat gecenin 3'ü ne halt ediyorsu- bunun ne işi var burada?" Baran. "Başka saat mi bulamad- hani yarın gelecektiniz?" Barkın.

Uykusundan yeni uyanan ikili bir yandan amcama bir yandan kapıda dikilen Şahin abiye bakarken en son bakışları bende durdu ikisininde.

Amcam hepsinin yüzüne sert ve umursamaz bakışlarıyla bakarken bir eli belimdeydi. "Sence ne gibi işim olabilir burada?" Onlara olan siniri sesinden belliydi. Bana baktı. "Şahin'le arabaya git, ısın biraz. Ben geleceğim."

"Üşüyor musun sen hâlâ?" Barkın kaşları çatık bana baktığında onu Alp yanıtladı. "Kendisi üşüdüğü gibi üşütmediği dakika mı var?" Kendisinin de üşüdüğüne de değindiğinde nefesimi dışarı verdim.

"Neden üşütmüş seni?" Bunu soran Şahin abiydi. Sert. Her zamanki gibi sert çehresinden ve sesinden ödün vetmemişti.

Alp'e rahatlık nerden geldi ama kollarını mutfak tezgahına yasladı. "Mum ışığından rahatsız oluyormuş kendisi. Yani söndürmeseydi ısınma aracımız olurdu belki."

Şimdi boku yemedin mi sen?

Amcamın belimdeki eli sıkılaşırken tek kaşını kaldırarak Alp'e baktı. "Benim yeğenim ışık kaynağını söndürecek öyle mi?" Amcam bunu öyle bir ses tonuyla söylemişti ki aldığı cevap evet olursa Alp'in bu rahatlığı götünde patlayacak gibiydi.

Öyle de oldu. Alp'in evet demesi amcamın düşüncesini netlettirmişti. İnsanlardan iyi anlaması yetmiyormuş gibi benim ışığı söndürmek isteyeceğime asla inanmazdı. Karanlıkta duramayacağımı biliyordu.

"Nev çık dışarı."

"Amc-"

"Neva çık dedim." Bence de Nev topukla burdan.

Şahin abi sert bakışları Alp'in üstündeyken bir adım attı. "Gel yanıma Nev." Bir şey demedim hiç kimseye bakmadan onun açtığı kapıdan çıktım. Tabii bundan önce Çınar'ın konuşması ile ona döndüm. "Bir şey yaptı mı sana?"

"Yaptı mı?" Amcam onu tekrar ettiğinde bakışlarında ölümcülük beni bile korkuttu. "Sen bana belirsizlik kullanmadın Karahan. Kardeşini görünce ne bu soru cümleleri?"

Çınar'ın yeşilleri Alp'e kaydığında Alp amcamın ve abisinin bakışlarından olsa gerek boku yiyeceğini anlamıştı. "Ben benim yanımda güvende dedim. Kardeşlerimin yanında demedim." Çınar abinin ses tonu da netti. "Eğer siz dediğimi kabul etseydiniz Neva'yı onların yanında bırakmayacaktım."

"Bizim bir şey yapmayacağımızı biliyorsun Çınar." Barkın kaşları çatık tersce konuştuğunda buradaki konu dikkatimi çektiği için kapıyı kapattım. Şahin abinin bakışları bana döndüğünde bakışlarındaki merak sorusuna karşı gülümsedim. İyiydim ya.

"Küçük kardeşinizin fikrini almadan konuşmayın derim." Şahin abinin en ölümcül bakışları Alp'teydi.

Alp'in bakışları Şahin abiyi bulunca dudağının kenarı kıvrıldı. "Haklı bak. Ne de olsa bende burdayım, elimi kolumu tutacağıma söz vermedim." Yanımdaki Şahin abi kafasını yana eğerek kütlettiğinde ben yutkundum.

Baran'ın mırıltısı geldi kulağıma. "Kaşınıyor bu çocuk." Bize yakın olan Çınar'ın sıkıntıyla soluk alma sesi geldi.

Amcam Şahin abiye dönüp gözleriyle bir şeyler konuştuğunda Şahin abi bana dönerek kapıyı açtı. "Arabaya geçelim biz."

"O da kalsın ya. Amcasının insanları nasıl dövdüğünü görmesin mi?"

"Yeteri kadar bilgiye sahip sen merak etme onu." Amcam Alp'e doğru bir adım attığında Çınar amcamın önüne geçip onu engelledi. "Yeğenini aldın terk et artık burayı Vural." Kafasıyla Alp'i gösterdi. "Onun derdini ben çözerim, yeğenin sağlam ve hiçbir zarara uğramadı." Göz ucuyla bana baktı ama bu saliseler sürdü.

"Zarara uğramamış olması bu kadar sakin olmamın sebebi." Hiçte sakin değildi aslında. Ellerini sıkıp açmasından belliydi içindeki sinir ama nedenini bilmediğim sebepten kendisini engelliyordu. "Bu çocuk bir daha çıkarsa karşıma o zaman önüme geçip beni tut."

"Tabii tutabilirlerse." Şahin abinin mırıltısı ile olayın daha derin olduğunu düşündüm.

Amcam hiçbirine bakmayarak evden çıkmak için arkasını döndü ama bu Alp yüzünden yine gerçekleşmedi. "Senin karşına çıkmayız bizde. Derdimiz senle değildi zaten seni kaçırmadık." Benim karşıma çıkacağını kendi ağzı ile dile getirirken amcam bu son damlasıymış gibi saliseler içinde yumruğunu Alp'in yüzüne patlattı.

Onun kafası yana düşerken Çınar amcama atıldı ama Şahin abinin silah çekmesi ile amcama dokunması mümkün olmadı. "Denesene bi." Çınar'ın da belinde silah vardı ama 2 silahlıya karşı 1 silahla bir şey yapamazdı. Amcamlarda bir şey yapmayacaklardı zaten bunu hareketlerinden anlamıştım.

"Abi." Barkın bize tersce bakarken Çınar'ın yanına gittiğinde Çınar içindeki sinirle elini mutfak masasına geçirdi. Onun tarafından bakılırsa pek iyi şeyler olmuyordu. Üst üste yumruklarını vurduğunda bakışlarım ondan kayıp amcamı buldu.

Alp'in yakasına yapışmış bir şeyler diyordu ama sesi bize gelmiyordu. İterek Alp'i bıraktığında burnundan kan geldiğini farkettim. "Bundan sonra sende kardeşlerinde iki kere düşünürsünüz."

Şahin abi silahını geri beline takarken kaç dakikadır sırtıma vuran soğuğa yüzüme dönerek ilk ben çıktım evden. Arkamdan amcam çıktığında tek seferde beni kucağına almıştı çünkü ayaklarımda sadece çorap vardı. "Son kez soruyorum sana bir şey yaptılar mı? Buradan ayrılmadan söyle."

Arabaya doğru adımlarken kollarımı birbirine sararak ısınmaya çalıştım. "Yapmadılar. Kaçırılmama rağmen iyi bile davrandılar." Alp piçi dışında.

"O piç peki?" Şahin abinin arabanın kapısını açarken konuşmasıyla kimden bahsettiğini anlamıştım. Amcam yanıma binerken Şahin abi sürücü koltuğuna geçti.

Bu sırada Alp'i şikayet edeceğime karar vermiştim. "Adı üstünde piç. Abuk subuk konuştu sadece."

"Birde karanlıkta bıraktı." Şahin abinin hatırlatır sesine göz devirdim. Alp'i dövmek istediği belliydi. "Abi bak dövmeden gitmeyelim şu çoc-"

"Sür Şahin." Amcam bana yaklaşarak beni kolunun altına aldı ve saçımın üstünü öptü. "Kimsenin bilmediği yerlerin birine doğru yol al."

"Kehribar?"

"Bizim evde ve güvende. Kısa sürede kedisine kavuşursun güzelim." Ellerimin zor ısındığını bildiği için avucunun içine alarak öyle ısınmasını sağladı.

Amcamlardan dinleyeceğim bir ton şey vardı.

...

Amcamın olan ve kimsenin bilmediği evlerin birine gelmiştik. Buraya gelme sebebimiz ise sözde yengemin abileriydi. Dünki dava benim kaçırılmam ile iptal olmuştu ve bir süre daha dava açılmayacaktı. Diyarbakır'dan buraya gelen adamlar ise amcamların peşine düşerek boşanmasını engellemeye çalışıyordu. Çünkü onların kafasında evlenen bir kadın veya adam ömür boyu aynı yastığa baş koymaya mecbur olurdu.

Amcam ise yıllar sonra bunu çiğnemişti ve bunun sebebini daha tam olarak bilmiyordum. Belki de gerçek anlamda aşık olmuştu ve bu sahte evliliği bitirmek istiyordu.

Başka da öğrendiğim bir şey yoktu. Ne kadar amcama soru sorsamda söylememekte ısrar etmişti, daha doğrusu bilmediğini söylemişti aöa bilmemesi absürt gözükürsi ki öyle de gözüküyor zaten. Benim fikirlerimce kız kardeşleri şuan yanlarında değildi ve bence ölmüştü. Onlarında hassasiyeti buradan geliyordu. Alp dışında.

O dediğim gibi kendi acısını ve üzüntüsünü kısasa kısasla çıkartmaya çalışıyordu. Onun ya da sevdiği birisinin canı yanarsa yakanın da canı yanmalıydı ve tek sorun can yakan ben değildim.

Çınar amcama gidip olayları anlattığında amcam pek sakin davranmayıp Çınar'ın yanındaki adamlarım birisine kafa göz girmiş. Ardından sakinleşince Çınar, benim onların yanında güvende olduğumu ve şu dertlerden kurtulana kadar kalabileceğimi söylemiş fakat amcam kabul etmeyi geç düşüncesi bile aklına gelmemiş. Sonrası ise beni almaya gelmesi falan.

Bunları Şahin abi anlatırken ben neden bu kadar sakin davrandığını da sormuştum. Onun cevabı ise bana zarar gelmemesiydi. Yaptıkları şeyden pişman olduklarını biliyordu ama bana zarar gelseydi umrunda olamayacağını bastıra bastıra söylemişti. Böyle de değişik bir adamdı yani.

Şimdi ise hastalanmam için uyumam gereken uykumu tamamlamıştım ve boğazımda feci bir ağrı vardı. Sadece ağrı ama hapşurma, burun akıntısı falan yoktu. Aslında uyanalı daha yeni olmuştu ama sadece boğaz ağrısı ile kalacağımı düşünüyordum.

Üstümdeki yorganı atarak ufaktan da olsa tanıdığım odada lavaboya doğru ilerledim. Elimi yüzümü yıkayarak aynaya baktığımda çarpılmış halime sövdüm. Saçlarımı elektrik çarpmış beni ise kaçırılmam çarpmıştı. İnsan kaçırıldığı yerde şiddet görürdü ben pamuklar gibi kalmıştım o evde.

Şimdi bunu boş vererek ve fazla vakit geçirmeden lavabodan çıktım. Telefonum yatağımın yanında duruyordu ama ona bakmadım. Büyük ihtimalle birçok mesaj vardı ve önce karnımı doyurmam gerekiyordu.

Bu odadan da çıkarak adımlarım mutfak olarak hatırladığım yeri buldu. "Şuan çok boş yapıyorsun. Adamların derdi yok senle sadece yanlış hateket ettiler, sebepsizce." Şahin abinin sesi daha oraya gitmeden kulağıma gelirken ardından amcam konuştu.

"Sevkiyatlarına engel olma sebebimi bile bile kız kaçırmak çok mu mantıklı Şahin? Bu yüzden insan mı kaçırılır, insan gelip teşekkür eder!"

Amcamın sıkıntılı sesine karşılık Şahin abi düşünceli şekildeydi. "Belki de senin yardımını istemediler. Ne de olsa sevkiyat şirketleri için önemliydi. Tuzak olsa bile halledeceklerini düşünüyor olabilirler." Her şey iyi hoşta beni kaçıran son 3 kardeşti ve onların da amcamın sebebinden haberleri yoktu. Çınar sonradan onlara söylemişti.

Adımlarım kapının önünde durdu içeri adımlamadım. "Sikerim onları da düşüncelerini de. Benim aklımdaki soruyu anlıyor musun sen? Diyorum ki ya bunlar Neva'yla ilgili gerçekleri öğrenmişse." Anlamadım? Ne? Ne gerçeği?

Kaşlarım duyduklarım ile çatılırken Şahin abi sesini önceki konuşmasına göre kıstı. "Sana kolpa sıkma sebepleri yokki Turgut. Öğrenselerdi Neva'yı bırakmazlardı. Bunlar yıllardır anne veya baba acısı yerine kardeş acısı çekiyorlar."

"Çünkü kardeşlerinin ne halde olduklarını bilmiyorlar." Amcamın kısık mırıldanması bir şeyleri hatırlatır gibi çıktı. "Eğer Neva'yı öğrenirlerse her şeyi açıklamak zorunda kalırım. Hiçbir şeyi çeviremem, adamlar bana neden sustun derse ne diyebilirim ki?" Neyi çeviremezdi? Ne saklıyordu bu adam benden?

Derin bir iç çekme sesi Şahin abiden geldi. Sonra ise konuşan taraf o oldu. "Ortada hiçbir şey yok abi. En iyisi bırakmak, sen önce şu abi tayfasını çöz." Neyi bırakıyorsun Şahin abi dellendirme beni!

Dudağımı içimdeki şüphe ile ısırarak kapıya bir adım daha yaklaştım. Ne yapacaksın Nev? Sorgulama mı yoksa araştırma mı? Elim kapıya gitti ama hemen geri çektim. Amcam bana anlatmazdı. Yani bunu anlatmazdı. Şuana kadar her boku anlatıp benim yanımda durmuştu ama bunu anlatacağını zannetmiyordum. Anlatsaydı çoktan anlatırdı.

Ne bok olduğunu bile bilmiyorsun Nev.

"Neva her şeyi öğrenirse ne olur?" Amcamın sıkıntılı ve meraklı sesiyle çıkan sorusunu hemen yanıtladı.

"Güven problemi aşılarsın herhalde."

Tahminimce amcam elini masaya vurarak ayağa kalktı. Ardından kapıdan çıkacağını bildiğim için biraz ilerdeki dolabın arkasına geçtim. "Sikerim böyle işi." Amcam mutfaktan çıkıp dış kapıya doğru ilerlerken kafamı geriye çektim.

Şahin abi bağırdı. "Nereye?"

"Başımda dert mi yok Şahin? En azından birisini halletmeye gidiyorum." Sonra bağırmadan konuştu. "Ben ne güzel boşanıp hayatıma devam edecektim. Başıma gelenlere bak!" Haklı diyemiyordum çünkü az önce duyduklarım onu haklı bile çıkartmıyordu.

Amcam güvenimi kırmazdı benim. Yani en azından şuana kadar kırmamıştı. Peki şuan sakladığı şey ya da şeyler nelerdi?

Amcamın çıkışının ardından Şahin abi de mutfakta bir şeyler yaparak evden ayrılmıştı. Saklandığım yerden çıkarak adımlarımı mutfağa yönlendirdim. İlk masanın üstündeki kahvaltılıklara sonra yine masadaki not kağıdına baktım.

Uyandığında amcanı ara ve kahvaltını yap hanımefendi. Sonra da mutfağı topla bir zahmet.

Dikkat et kendine.

Beni tek başıma bırakmamışlardı. Şuan dışarıda birkaç adam olduğuna emindim ve bunların sivil şekilde olduğuna da emindim. Dikkat çekmemek içindi sadece. Bu kadar gizli ne olduğunu da bilmiyordum orası ayrı.

Kağıdı buruşturarak cebime attım. Ağzıma da birkaç lokma atarak mutfaktan çıkarak kaldığım yere gittim. Üstüme rahat bir şeyler giyerek telefonumu aldım.

Bizden bir şeyler saklanıyorsa bizde bir şeyler öğrenmeye çalışırdık.

Tek sorun çalışacak olmamız. İnşallah başarılı olurduk.

...

Elimi kolumu sallayarak girdiğim eve şimdi uzaktan bakarken evde fazla bir koruma olmadığını biliyordum. Çünkü amcamlar burada değildi daha doğrusu yengem dışında kimse yoktu ve ben bu eve kapıdan rahatlıkla girebilirdim. Tek sorun bu eve rahatça girecek olsam yengem peşimi bırakmazdı.

Kameraların görmediği şekilde evin arkasından eve girip mutfaktan yukarı çıkacaktım ve bu en basit şeydi. Tek sorun kimsenin beni görmemesi ve benim doğru yere giriyor olmamdı. Amcam belgelerini kendi odasında saklardı. Çalışma odasında değil kendi odasında. Yengemle ayrı kaldıkları için ayrı odaları da vardı.

Cebimdeki telefondan Eylül'ün merak dolu sorusuna cevap verdim. Buraya gelirken onla konuşmuştuk ve o da buraya geldiğini söylemişti. Benim yakın arkadaşım olarak o da bu evin bir üyesiydi.

Daha öncede bu evden kaçmış olan birisi olarak evin arka kısmının en köşe yerindeki ağaçtan yardım alarak bir şekilde duvara tırmandım. Duvardan çimenlere çok rahat şekilde atlarken üzerime değen çalı çırpılar canımı fazlasıyla acıtmıştı ama ses etmedim.

Gerçekten canımın yanmasından nefret ediyordum.

Üstümü başımı silkeleyerek çalılar ve ağaçların arasından görünmediğimi bilerek buradaki korumalara baktım. Daha doğrusu bakamadım çünkü kimse yoktu. Dediğim gibi amcamlar olmadığı sırada evde kimse olmuyordu olanlarda genelde ön bahçede takılıyordu. Yani amcamda o kadar tehlikeli bir tip değildi. Sadece düşmanı çoktu. Ev basmayan düşmanlar.

Üstümdeki rahatlık ile mutfağın açık camından içeri girdim. Bu saatte çalışanlar mola da olurlardı, yani aşağı katta. Tahmin ettiğim gibi burada kimse yoktu. Mutfak kapısı direkt üst katın merdivenlerine baktığı için bir üst kata rahatlıkla çıkabilecektim. Mutfaktan geçerken masanın üstündeki meyvenlerden bir tane elma alarak kocaman bir ısırık aldım.

Açtım ne yapabilirim?

Yengemin telefonla konuşma vızıldamaları salondan geliyordu. Kafamı mutfak kapısından çıkartarak etrafa baktım. "Yalnız Turgut benim kocam canım, senin değil. Eve gelip gelmemesi seni değil beni ilgilendirir." Yengem ve dedikodu time arkadaşları.

Siz daha dün boşunacaktınız be yengem.

Yengem bir şeyler daha zırvalarken elimdeki elma ile merdivenlere doğru hızlıca ilerledim. Ses gitmeyeceğine emin olarak merdivenleri 30 saniye de çıktım. Amcamın odasına giderken burada bulunan odamın önünden geçiyordum, bakışlarım oraya çarptı. Odanın içini seviyordum, odanın kapısına ise aşıktım. Kapı rengini gece mavisine boyarak yıldız ve ay görünümü verdiğim bir kapıydı.

Seviyordum be.

Fazla oyalanmadan amcamın odasına girip ardından kapıyı kapattım. Oda her zamanki gibi toplu ve düzgündü. İlk işim amcamın laptobuna bakmak olduğu için yatağının yanındaki laptobu alarak yatağa koydum. Açtığım gibi karşıma çıkan şifre ile duraksadım. Şifresi zor bir şey olmamalıydı. Benim bildiğim ama tam olarak ne bildiğimi bilmediğim bir şey olmalıydı. İlk amcamın doğum tarhini denedim yanlıştı.

"Buraya kadar gelip bunu düşünmemek nasıl bir salaklık Nev?" Elmayı ağzımda tutarak birkaç şifre daha denedim ama hepsi yanlıştı. Yüksek ihtimalle 1 hakkım tek kalmıştı o yüzden telefonu alarak Eylül'ü aradım ve amcamın bir şeyler saklayacağı çekmelere göz gezdirdim.

İlk olarak yatak yanındaki çekmecelere bakarken bulduğum dosyalar benim işime yaramıyordu. Ya da geçmişten dolayı işime yarıyordu ama ben hatırlamıyordum.

"Geldim ben, neredesin sen girdin mi içeri?" Telefonu hoparlöre vererek yatağın üstüne koydum.

"Ben girdim ama sen girme." Bir dosya daha baktım. Karşıma çıkan isim Haktan Karahan'dı. Soy ismi tanıdık geldiği için kaşlarımı çatarak dosyayı açtım. "Bana acilen amcamın laptobuna koyacağı bir şifre lazım. Tek bir hakkım kaldı."

Dosyanın sayfalarını çevirdikçe bu adamın beni kaçıran elemanların babası olduğunu farketmiştim. Kaşlarım daha da çatıldı. Bu dosya neden amcamdaydı? Adamın 5 çocuğu vardı, 4 erkek 1 kız. Kız olanın ismi Neva Karahan. Küçük yaşta kaçırılıyor ve anne-baba kızlarını korumak isterken can veriyor.

Neva Karahan. Neva Vural değil.

Aklıma amcamların dedikleri gelince yutkundum. Bu kız kimdi? Ben miydim yoksa kendi kafamda mı kuruyordum? Amcam benim velayetimi neden aldı da aileme vermedi? Bunları biliyorsa terk edildikten sonra neden kendisine aldı velayetimi?

Belkide kaçıran kendisiydi.

Kafamı iki yana sallayarak bu düşünceden sıyrıldım. Daha hiçbir bok bilmiyorsun Nev. "1 hak mı? 4 tahmininden hiçbiri nasıl tutmadı?"

Sayfaları biraz daha karıştırdım ama gözüme çarpan hiçbir şey yoktu. "Bilmiyorum. Amcamın koyacağı her şeyi denedim."

Kısa bir sessizlikten sonra konuşu. "Kendi doğum günün. Amcan senin doğum gününü koyar çünkü hayatındaki tek kişi sensin." 29.07.2010.

Elimdeki dosyada farkettiğim tarihle yutkundum. Ada Karahan ölüm tarihi: 29.07.2011

Benim doğum günümde mi ölmüşlerdi?

Aklımdaki şüphelerle ağırca yutkundum. Ya dediğim gibiyse ve onlar beni korumak için ölmüşlerse.

Kafamı iki yana sallayarak dosyayı çekmeceye koyarak laptobun başına geldim. Eylül'ün dediği gibi kendi doğum günümü girdiğimde açılan ekrana gülümsedim. "Sen mükemmelsin."

"Orasını biliyorum ama hızlı ol. Eve birileri geliyor, Turgut abiler değil."

Kaşlarım çatırlırken açılan ekrandaki dosyalara baktım. "Kim gelecek o zaman? Zeynep ablanın arkadaşları olabilir mi?"

"Zannetmiyorum." Eylül'ün sesi kısık çıkmıştı. "Sıkıntı çıkaracak arabalara benzi- siktir! Lan bu kadının abileri olabilir mi?" Neden olmasın?

Karahanlar başlığı adındaki dosya ile hızlı davranarak dosyaya göz gezdirdim. Bildiğim şeylerin aynısı yazıyordu hiçbir farklılık yoktu. "Olabilir. Yarım saate amcamlar da burada olur o zaman."

"Çıkmak için yarım saatin var yani."

Kafamı sallayarak diğer dosyalara baktım. Vural dosyasının üstüne basarak bizim dosyayı açtım. Yüzünü hatırlamadığım isimsel olarak bilidiğim adam ve kadının yüzüne bakarken kendi yüzümü buruşturdum. İğrenç tiplerdi.

Dosyalarında ortadan kayboldukları yazıyordu. 1 kız çocukları vardı o da bendim ve sonradan amcamın sorumluluğuna geçmiştim. Telefonu kapatarak buraların fotoğraflarını çektim. Yüzeysel olarak baktığımda bir sorun yoktu. Tek sorun bu sabah konuşulanlardı.

Araştırma değil hesap soracaktın Nev!

Bilgisayarı kapatarak geri yerine koydum. Yana bıraktığım elmayı alarak kapıya gittim. Sesler çok yüksekti. Merdivenlere doğru gittiğimde seslerin salondan geldiğini farketmiştim. Yavaşca merdivenlerden inerken seslere dikkat kesildim.

"O adamı öldürürüm Zeynep! Duydun mu beni? Ya o kocana sahip çıkacaksın ya da ölü bedenine sarılırsın!" Tavuk mu öldürüyorsun amın evladı?!

"Ab-"

"Abi deme bana!" Sesi yüksek çıktığında buradan çıkmak yerine onların yanına gitmeyi düşündüm ama bu dürtüme engel oldum. "Biz sana demedik mi, bir kere gidersen daha gelemezsin diye?!" Durdu ve devam etti. "Dedik. Senin sorunun ne peki?!"

Etrafta bir tane akıllı yoktu. "Abi sen bir beni dinle." Sözünü o adam tekrardan bölecekken engel oldu. "Dinleyin beni. Ben kocamı falan kaybetmiyorum. 1 ayımız var tekrardan dava açılması için ve o dava açılmayacak."

"Ne anlatıyosun kızım sen?" Başka bir erkek sesi daha çıktığında kaşlarımı çattığımın farkında bile değildim.

"1 aya kadar Neva, Turgut'un sakladığı her şeyi öğrenecek." Konu nerden yine bana geldi abi? "O öğrenince Neva sakin kalmaz zaten. Bu sırada onun yanında olarak aklıyla değil kalbi ile oynamaya çalışırım bende." Ben neye sakin kalmayacağım? Bu kadın ne işler çeviriyor? Benden neler saklanıyor?

Ben Karahanların kızıydım.

Yerimde huzursuzca hareketlendim ama adım atmadım. "Sen ne saçmalıyorsun kızım? Biz zaten bu kızı enseleyeceğiz!" Kimi enseliyorsun piç herif!

"Abi enselemeniz bir işe yaramayacak. Turgut sizi bulur her şekilde."

"Bu Tugut kim kardeşim?" Kapı açıldığıda hemen merdivenlerden yukarı çıkarak görüş alanından çıktım. "Hiçbir halt edemez o. Biz kimiz biliyor mu acaba o?!"

Amcam ve Şahin abi içeri girdiğinde tekrardan birkaç basamak aşağı indim. "Ben sizin kim olduğunuzu biliyorum da siz pek bilmiyor gibisiniz." Amcamın otoriter sesi hepsini susturmuştu. "Siz benim evime gelerek kimi kime şikayet ediyorsunuz?"

"Kardeşimizle konuşuyoruz Turgut Bey. Sen önce abi kardeş arasına girmemeyi öğren." En büyük olarak tahmin ettiğim konuşmuştu.

Şahin abinin sesini duydum. "Adımına dikkat et sen. Nereye kime atıyorsun o adımı?"

Turgut amcam bir şey demedi. "Ev basarak hâlâ benim nikahımda bulunan kadına bağırıyorsanız istediğim şekil davranırım." Adamın sesini duydum ama amcam konuşturmadı. "Sizi dinlemeye gelmedim ben. Siz beni dinleyeceksiniz ve gideceksiniz."

Aşağı indim. Sakin adımlarla mutfağa doğru ilerledim ve kapıda kaldım. Korumaların hâlâ ön kapıda olmaları lazımdı. "Siz benim hayatıma da kardeşinizin hayatına da karışmayacaksınız. O artık küçük değil ve sizin hakkınız yok. Hakkınızın olduğunu söylerseniz bizde size hakkınızı gösteririz." Sen ne yapıyorsun be amca!

"Bu birdi. İkincisi eğer olurda benim sorumluluğum altındaki birisine el uzatırsanız, o eli kırarım." Sakin ses tonu bana pek sakin gelmiyordu. "Yeğenim ile olan fikirlerinizi o sikik aklınızdan çıkartın. Onun saçının teline zarar gelirse hepinizi kurşuna dizerim." Benden tam olarak ne saklıyorsun amca?

Burayı daha fazla dinlemek istemedim. Cebimde çalan telefon ile dışarı çıktım. Bu sırada bir adamın bağırışı kulağımı doldurmuştu ama ne dediğini anlamadım. Etraftaki korumaların durumuna bakarak buraya indiğim yere doğru koştum. Ağaçlardan destek alarak o duvarı yeniden çıktığımda bu sefer atlamak yerine temkinli şekilde indim.

"Sonunda Nev."

Eylül yanıma geldiğinde ellerimş birbirine vurarak temizledim. "Sorun büyük Eylül."

Elindeki suyu bana uzattı. "Hallederiz bizde."

Bu sefer nasıl halledecektik be güzelim?

Yani bu sefer halletmek biraz zor gibi. Bir sonraki bölüm birazcık sövmeli olacak ama hallederiz beraber kesmejemmw.

Nasılsınız bakalım, bölümü nasıl buldunuz???

Bu yenge hanumun abileri bize sorun çıkartacak gibi duruyor ama bu biraz zor olur. Yani amcamız varken biraz değil baya zor olur ama olsun.

Şimdiciğimee kendinize çoook dikkat ediinn, Allah'a emanetsiniz ve seviliyorsunuzz💙

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.